AÖF Soru Bankası

HadisÜnite 2 Özeti

Sünnetin Dindeki Yeri

olması tabiidir. Fakat bununla birlikte Resûlullah’ın her Sünnetin Dindeki Yeri fiilinin vahiy sonucu meydana geldiğini ileri sürmek de

Allah, Kur’ân-ı Kerîm’i de tek başına kullarına doğru bir yaklaşım değildir. Hz. Peygamber’in (s.a.v.) göndermemiş onu hayata geçirecek ve nasıl ilâhi takdirin gerekli gördüğü yerlerde vahiyle uygulanacağını bizatihî kendi tatbikâtıyla gösterecek bir yönlendirildiği anlaşılmaktadır. Bununla birlikte Hz. peygambere; Hz. Muhammed’e (s.a.v.) vahyetmiştir. Bu Peygamber dinî konularda yaptığı içtihatların kendi başına durum, mü’minler için büyük bir kolaylık sağladığı gibi, bırakılmadığı, şayet yanlışsa mutlaka düzeltildiği vahyin uygulanabilir olmasını göstermesi açısından da bilinmelidir.

önemlidir. Âyetlerde Sünnetin Dindeki Yeri Mü’minlerin nezdinde Hz. Peygamber’e (s.a.v.) itaat edilip, ona tabi olmadaki en büyük etken Resûlullah’ın Hz. Muhammed’i (s.a.v.) takip etmek ve onun sünnetine ilahî vahye muhatap olmasıydı. Zira onlar İslâm’a girmek uymak pratik anlamda dini yaşayabilmek ve Kur’ân’ı için şehâdet getirirken, Hz. Peygamber’in (s.a.v.) hem anlamak için vazgeçilmez bir ön şart olmasının yanı sıra Allah’ın kulu hem de resûlü olduğuna inanmışlardı. Allah bizzat Allah, Resûlullah’ın (s.a.v.) rehberliğini emretmiş da elçisini hem Kur’ân-ı Kerîm vahyi yani okunan vahiy onun örnek alınması gerektiğini bildirmiştir.

(vahy-i metluvv) hem de Kur’ân dışındaki vahiyle (vahy-i Kur’ân-ı Kerîm’de Hz. Peygamber’e ve onun sünnetine gayri metluvv) ile desteklemiştir. uyulması gerektiğine dair birçok âyet bulunmaktadır. Bu

Hz. Peygamberin Kur’an ve Kur’an Dışı Vahiyle âyetler genel olarak; (a) Allah Resûlü’nün Kur’ân’ı açıkladığını belirten âyetler, (b) Hz. Peygamber’e itaat Desteklenmesi etmenin zorunlu olduğunu söyleyen âyetler, (c) Hz. Sahâbîlerin Peygamber algısında ve onu kendilerine Peygamber’i örnek almayı emreden âyetler, (d). Allah’ın rehber tayin etmelerindeki en büyük etken şüphesiz Allah Resûlü’ne helâl ve haram kılma yetkisi verdiğini belirten Resûlü’nün vahiyle desteklenmesidir. İslâm’a giren her âyetler şeklinde dört grupta incelenibilir. (Kırbaşoğlu, s. kişi Allah Resûlü’ne iman edince eş zamanlı olarak 189–229). Aşağıda bu âyet grupları hakkında daha detaylı Allah’ın ona daha önceki bazı peygamberler verdiği gibi bilgi verilecektir. bir kitap gönderdiğini kabul ederler. Allah Resûlü’nün Kur’ân’ı Açıkladığını Belirten Âyetler: Genel olarak vahyi ikiye ayrılmıştır, Kur’ân vahyine, Allah Teâlâ, Hz. Muhammed’i (s.a.v.) sadece kitabı namaz esnasında kıraat edilen vahiy anlamında vahy-i insanlara ulaştırması için göndermemiş, ondan âyetlerin metluv; bunun dışındaki vahye ise kendisi namazda manasını ve nasıl uygulanacağını göstermesini de okunmayan anlamında vahy-i gayri metluv demişlerdir. istemişti. Çünkü Kur’ân birçok yerde sadece bir şeyi emrediyor ya da yasaklıyor ama onun nasıl yapılacağına Hz. Peygamber’e Kur’ân dışında da vahiy geldiğini dair herhangi bir açıklama yapmıyordu. Bu gibi gösteren âyet ana hatları ile şu şekildedir: Bir gün Hz. durumlarda Hz. Peygamber mü’minlere uygulamanın nasıl Peygamber eşlerinden birisine (Hz. Hafsa) gizli bir şey gerçekleşeceğini öğretmiş, hatta " ﺃأُﺻَﻠﱢﻰ ﺭرَﺃأَﻳﯾْﺘُﻤُﻮﻧِﻰ ﻛَﻤَﺎ ﺻَﻠﱡﻮﺍا söylemiş ve aralarında kalmasını tembihlemişti. Fakat o, /Benden gördüğünüz gibi namaz kılın" (Buhârî, Ezân 18, bu sırrı Peygamber’imizin bir diğer eşiyle (Hz. Aişe) Hadis no: 631) emrinde olduğu gibi ashâbını kendisini paylaştı. Hz. Peygamber durumu ilk eşine söyleyince o da takip etmeye çağırmıştı. "Sana bunu kim söyledi" diye şaşkınlığını dile getirdi. Buna karşılık Hz. Peygamber "Bilen ve her şeyden Hz. Peygamber’e İtaati Zorunlu Kılan Âyetler: Kur’ân-ı haberdâr olan Allah" cevabını vermiştir (Tahrîm, 66/3). Kerîm’de Hz. Peygamber’e itaat edilmesini emreden birçok âyet bulunmaktadır. Bu âyetlerin birinde şöyle Hz. Peygamber’in (s.a.v.) Kur’ân dışında vahiy aldığını buyrulmaktadır: " ﻓَﺈِﻧﱠﻤَﺎ ﺗَﻮَﻟﱠﻮْﺍا ﻓَﺈِﻥن ْ ﺍاﻟﺮﱠﺳُﻮﻝل َ ﻭوَﺃأَﻁطِﻴﯿﻌُﻮﺍا َﻩه ﺍاﻟﻞﱠ ﺃأَﻁطِﻴﯿﻌُﻮﺍا ﻗُﻞ ْ gösteren bir diğer örnek Mekke müşriklerin elindeyken ُ ﻋَﻠَﻴﯿ ْ ﺍاﻟﺮﱠﺳُﻮ ﻋَﻠَﻰ ﻭوَﻣَﺎ ﺗَﻬﮭْﺘَﺪُﻭوﺍا ﺗُﻄِﻴﯿﻌُﻮﻩه ﻥن ِﻭوَﺇإ ﻡم ﺣﻢﱢ◌ُﻟْﺖ ﻣَﺎ ﻡم ﻭوَﻋَﻠَﻴﯿْﻚ ُ ﻝل ﺣﻢﱢ◌ ُ ﻣَﺎ ﻪﮫ ِ Hz. Peygamber’e onun ve mü’minlerin Kâbe’yi tavaf ُ ﱠ ﺍاﻟْﻤُﺒِﻴﯿﻦ ﻍغ ﺍاﻟْﺒَﻼ َ ﺇإِﻻ ﻝل /De ki, Allah’a itaat edin, Resûlüne itaat edeceklerinin rüyada gösterilmesidir. Bu rüya üzerine edin. Eğer sırt dönerseniz bilin ki Peygamber kendi mü’minler yanlarında kurbanlıklarını alarak yola çıkmışlar görevinden siz de kendi yükümlülüğünüzden sorumlu fakat müşriklerin direnişi ile karşılaşmışlardı. Neticede bir olursunuz. Fakat ona itaat ederseniz doğru yolu sonraki yıl umre yapmak üzere bir anlaşma imzalandı. Bu bulursunuz. Yoksa Peygamber’in (s.a.v.) görevi açıkça olay Kur’ân-ı Kerîm’de şu şekilde ifade edilir: "Andolsun tebliğ etmekten başka bir şey değildir (Nur, 24/54). ki Allah, elçisinin rüyasını doğru çıkardı. Allah dilerse siz güven içinde başlarınızı tıraş etmiş ve saçlarınızı kısaltmış Hz. Peygamber’i Örnek Almayı Emreden Âyet: Kur’ân-ı olarak, korkmadan Mescid-i Harâm’a gireceksiniz." Kerîm’de Hz. Peygamber’in (s.a.v.) bütün mü’minler için (Fetih, 48/27). güzel bir örnek olduğu " ﻟِﻤَﻦْ ﺣَﺴَﻨَﺔ ﺃأُﺳْﻮَﺓة ِﷲﱠ ﺭرَﺳُﻮﻝل ِ ﻓِﻲ ﻟَﻜُﻢ ْ ﻛَﺎﻥن َ ﻟَﻘَﺪ ْ

ﻛَﺜِﻴﯿﺮًﺍا َﻩه ﺍاﻟﻞﱠ ﺭر ﻭوَﺫذﻙك◌َ َ ﺍاﻵَْﺧِﺮ َ ﻡم ﻭوَﺍاﻟْﻴﯿَﻮ ْ َﻩه ﺍاﻟﻞﱠ ﻳﯾَﺮْﺟُﻮ ﻥن ﻛَﺎ /Şüphesiz Allah Hz. Peygamber’in (s.a.v.) Kur’ân’ın birinci muhatabı Resûlünde sizin için, Allah’a ve âhiret gününe ulaşmayı olması hasebiyle sünnetini onun ışığında oluşturması, umanlar ve Allah’ı çokça zikredenler için güzel bir örnek ayrıca yukarıda delilleri görüldüğü üzere Kur’ân dışında vardır" (Ahzab, 33/21) âyetiyle ifade edilmiştir. vahiy almak suretiyle de Allah’ın yardımına mazhar


ve sünnetim" sözüyle (Mâlik, Muvatta, Kader 1, Hadis no: 1628) hem Kur’ân-sünnet bütünlüğüne işaret etmiş hem de Aslında her peygamber toplumu ilahî vahye göre yeniden sünnetin vazgeçilmezliğini göstermiştir. şekillendiren kişidir ve her şekillendirme işlemi mutlaka pratik bir örneğe ihtiyaç duyar. Bu yüzden Allah kendisine Sahabîlerin Sünnete Bağlılıkları kitap ya da sahife vermediği halde bazı toplumlara elçiler görevlendirmişken, hiçbir topluma elçisiz olarak sadece Dini anlama ve yaşamada Hz. Peygamber’in (s.a.v.) kitap göndermemiştir (Osmanî, s. 25–26). merkezî konumuna uygun olarak sahâbîlerin onu sürekli olarak takip ettikleri görülmektedir. Bu sayede onlar hem Meselâ Kur’ân’da, " ﻳﯾُﺤْﺒِﺒْ ﻓَﺎﺗﱠﺒِﻌُﻮﻧِﻲ ﷲﱠ ﺗُﺤِﺒﱡﻮﻥن َ ﻛُﻨْﺘُﻢ ْ ﺇإِﻥن ْ ﻗُﻞ ْ ُﻩه ﺍاﻟﻞﱠ ﻜُﻢ ُ kendi kulluk görevlerini yerine getirmiş hem de onları

ﻡم ﺫذُﻧُﻮﺑَﻚ ُ ﻡم ﻟَﻚ ُ ﺭر ﻭوَﻳﯾَﻐْﻒ ِ /De ki ‘Eğer Allah’ı seviyorsanız, sonraki nesillere aktarmışlardır. Nitekim Hz. Ebû Bekir, hemen bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve suçlarınızı Resûlullah’ın mirası konusundaki tavrını açıklarken "Ben bağışlasın." (Âli İmran, 3/31) buyurularak, Allah’ın Resûlullah’ın bir şey yaptığını gördüğüm zaman mutlaka sevgisini kazanmanın Resûlüne uymakla mümkün olacağı onu yaparım" diyerek Peygamber Efendimizin (s.a.v.) belirtilmiştir. Kur’ân diğer başka âyetlerde de Hz. sünnetine bağlılığını ifade etmişti (Ahmed b. Hanbel, Peygamber’e tâbi olunmasını istemiş, bu emri yerine Müsned, I, 12, Hadis no: 10). getirenleri övgüyle anmıştır (Enfâl, 8/64; Tevbe, 9/117). Şüphesiz Hz. Peygamber’e tâbi olmak, Allah’a ve Benzer şekilde diğer sahâbîler de Resûlullah’ın bir konu Resûlü’ne iman etmek ve ona itaat etmenin bir göstergesi hakkında Hz. Peygamber’in (s.a.v.) sözlerini işittiğinde ve sonucudur. ona uymuşlardır. Meselâ Hz. Ömer, Abdurrahman b. Avf’ın "Hz. Peygamber, Hecer mecûsilerinden cizye Hz. Peygamber’e Helâl ve Haram Kılma Yetkisi alıyordu" sözünü işitinceye kadar mecûsilerden cizyeyi Verildiğini Belirten Âyetler: Kur’ân-ı Kerîm’de bazı kabul etmemişti (Buhârî, Cizye 1, Hadis no: 3156–57). âyetler Hz. Peygamber’e helâl ve haram kılma yetkisinin verildiğini zikretmektedir. Nitekim bir âyeti kerîmede Bununla birlikte, Hüdeybiye antlaşmasında, ilk bakışta Allah " ﻓِﻲ ﻡم ﻋِﻨْﺪَﻩه ﻣَﻜْﺘُﻮﺑًﺎ ﻳﯾَﺠِﺪُﻭوﻧَﻪﮫ ﺍاﻟﱠﺬِﻱي ﺍاﻷُْﻣﱢﻲ ﺍاﻟﻨﱠﺒِﻲ ﺍاﻟﺮﱠﺳُﻮﻝل ﻳﯾَﺘﱠﺒِﻌُﻮﻥن َ ﺍاﻟﱠﺬِﻳﯾﻦ َ Müslümanlar aleyhine görünen maddelere dinî ُ ﱠ ﱠ َ ﺍاﻟﺘﱠﻮْﺭرَﺍا ﻟﻬﮭَﻢ◌ُُ ﻭوَﻳﯾُﺤِﻞﱡ ﺭر ﺍاﻟْﻤُﻨْﻚ َ ﻥن ﻉع َ ﻭوَﻳﯾَﻨْﻬﮭَﺎﻫﮬﮪھُﻢ ﻑف ﺑِﺎﻟْﻤَﻌْﺮُﻭو ﻡم ﻳﯾَﺄْﻣُﺮُﻩه ﻝل ﻭوَﺍاﻹِْﻧْﺠِﻲ ﺓة gayretinden dolayı karşı çıkan ve adeta Hz. Peygamber’i ْ ُ ِ ﺍاﻟﺦ◌َْﺑَﺎﺋِﺚ ﻡم ﻋَﻠَﻴﯿْﻪﮫ ﻡم ﻭوَﻳﯾُﺤَﺮﱢ ﺍاﻟﻄﱠﻴﯿﱢﺒَﺎﺕت /Onlar ki yanlarındaki Tevrat ve niçin böyle bir zillete katlanıyoruz diye itiraz eden Hz. ِ ِ İncil’de yazılı buldukları o elçiye uyarlar. O peygamber Ömer olayında görüldüğü üzere, bazen Hz. Peygamber’in onlara iyiliği emreder, kötülüğü de meneder. Onlara temiz (s.a.v.) isteklerine itiraz edildiği vaki ise de, itirazların şeyleri helâl, pis şeyleri de haram kılar." (Araf, 7/157). sonunda tövbe edilerek bu tür davranışlardan vazgeçilmiştir. Nitekim Hz. Ömer de Hüdeybiye gününde Resûlullah’ın (s.a.v.) haram ve helâl koyma yetkisine yaptıklarından dolayı pişmanlık duyacak ve o günkü sahip olduğunu kabul etmek, Allah’ın, Resûlü’ne verdiği söylediklerini affettirir umuduyla sürekli nafile namaz otoriteye itaat etmek anlamındadır. Nitekim başka bir kılıp oruç tutacak ve köleler azad edecektir. âyette bu otoriteyi tanımayanlara yapılması gereken işlem şu şekilde anlatılmaktadır: " ﺑِﺎﻟْﻴﯿَﻮْﻡم ﻭوَﻻ َ ﺑِﺎ-ﱠ ﻳﯾﺆ◌ُْﻣِﻨُﻮﻥن َ ﻻ َ ﺍاﻟﱠﺬِﻳﯾﻦ َ ﻗَﺎﺗِﻠُﻮﺍا Sahabîlerin sünnete bağlılıklarının bir sonucu olarak ِ ِ ﻥن ﻡم ﻕق ﺍاﻟﺢ◌َ ْ ﺩدِﻳﯾﻦ َ ﻳﯾَﺪِﻳﯾﻨُﻮﻥن َ ﻭوَﻻ َ ﻩه ﻭوَﺭرَﺳُﻮﻝل ُ ﻩه ﺍاﻟﻞﱠ ﻡم ﺣَﺮﱠ ﻣَﺎ ﻥن ﻳﯾُﺤَﺮﱢ ﻣُﻮ ﻭوَﻻ َ ﺍاﻵَْﺧِﺮ bid’atlere yani dinde sonradan ortaya çıkarılan âdetlere ِ ُ ُ ِ ﱠﺍاﻟ ﺻﺎﻏِﺮُﻭوﻥن َ ﻡم ﻭوَﻩه ﺩد ﻱي ﻥن ﻉع َ َﺓة ﺍاﻟﺞ◌ِْﺯزْﻱي ﻳﯾُﻌْﻄُﻮﺍا ﺣَﺘﱠﻰ ﺏب ﺍاﻟْﻜِﺘَﺎ ﺃأُﻭوﺗُﻮﺍا ﻥن ﺬِﻱي şiddetle karşı çıktıkları görülmektedir. Onlar bazen sözlü ُ َ َ /Kendilerine kitap verilenlerden Allah’a ve âhiret gününe bazen fiilî olarak sünete uymayanları uyarmışlar, bunu inanmayan, Allah ve Resûlü’nün haram kıldığını haram yaparken de gerçek sünnetin ne olduğunu anlatmaya saymayan ve hak dini kendilerine din edinmeyen çalışmışlardır. Nitekim Abdullah b. Mes‘ûd’un söylediği kimselerle, küçülerek elleriyle cizye verinceye kadar şu cümleler sahâbîlerin bu konudaki çalışma ve tavırlarını savaşın." (Tevbe, 9/29). ifade etmektedir: "Sorduğunuz şeyleri Allah’ın kitabından bildiklerimizle anlattık veya sorduklarınıza Allah Hadislerde Sünnetin Dindeki Yeri Resûlu’nün sünnetine göre cevap verdik. Ama sizin daha sonra çıkardığınız bid’atlerde bizim bir günahımız yoktur Hz. Peygamber de, hadislerinde sünnete uymanın gerekliliğini ve ondan yüz çevirme neticesinde meydana Uygulama: Sünnetin Önemi gelecek sakıncaları açıklamıştır. Nitekim O (s.a.v.) bazı hadislerinde gelecekte sadece Kur’ân ile yetinmek Sünnete Sarılmanın Gerekliliği: Yukarıda da zikredildiği isteyenlerin olabileceğini, bunlara karşı dikkatli olunması üzere sünnetin önemi ve bütün Müslümanlar için gerektiğini belirtmiştir. rivâyetin devamında Allah Resûlü vazgeçilmezliği birçok âyet, hadis ve sahâbe uygulaması " ﷲﱠ ﻡم ﺣَﺮﱠ ﻣَﺎ ﻝل ﻣِﺚ ْ ﻩه ﺍاﻟﻞﱠ ﺭرَﺳُﻮﻝل ُ ﺣَﺮﱠﻡم ﻣَﺎ ﻭوَﺇإِﻥنﱠ ﺃأَﻻ /Dikkat edin! Allah ile sabittir. Bununla birlikte, burada konuyla doğrudan َ Resûlü’nün haram kıldığı, Allah’ın haram kıldığı gibidir" ilgili iki âyet öğrencilerimizin dikkatine sunulacaktır. Öte buyurmaktadır (Ahmed b. Hanbel, Müsned, XXXVII, 127, yandan, aşağıda Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) vefatına Hadis no: 17657). yakın, sahâbîlerine hitaben yaptığı bir konuşmada kendi sünnetine ve râşid halîfelerin sünnetine sarılmayı emreden Hz. Peygamber, " ﻣَﺎ ِ ﺗَﻤَﺴﱠﻜْﺘُﻢْ ﻣَﺎ ﺗَﻀِﻠﱡﻮﺍا ﻟَﻦ ْ ﺃأَﻣْﺮَﻳﯾْﻦ ِ ﻓِﻴﯿﻜُﻢ ْ ﺗَﺮَﻛْﺖ ُ ◌ِ ﻛِﺘَﺎﺏبَ bir hadisini de Dokuz temel hadis kitabı (Kütüb-i tis‘a) ﻧَﺒِﻴﯿﱢﻪﮫ َﺓة ﻭوَﺳُﻦﱠ ﻩه ﺍاﻟﻞﱠ /Size iki şey bıraktım onlara sımsıkı çerçevesinde derinlemesine incelenecektir. sarıldığınız sürece sapıklığa düşmezsiniz: Allah’ın kitabı


İlgili Âyetler 3."(Müellif dedi ki:) bize Abdullah b. Ahmed b. Beşîr b. Zekvân ed- Dımeşkî tahdîsen, o da Velîd b. Müslim’den 1. "Şüphesiz Allah Resûlü’nde sizin için, Allah’a ve âhiret tahdîsen, o da Abdullah b. Alâ b. Zebr’den tahdîsen o da gününe ulaşmayı umanlar ve Allah’ı çokça zikredenler Yahyâ b. Ebî Mutâ‘dan tahdîsen rivâyet etti. Yahyâ, Irbâd için güzel bir örnek vardır" (Ahzab, 33/21). b. Sâriye’nin şöyle dediğini işittim dedi: Bir gün Allah 2. "Ey İman edenler! Allah’a itaat edin, peygambere itaat Resûlü kalktı ve bize çok özlü bir vaaz verdi. Bu vaazdan edin ve sizden olan ülü’l-emre (idarecilere de itaat edin). dolayı kalplerimiz titredi, gözlerimiz doldu. O’na "Ey Herhangi bir şeyde ihtilâfa düştüğünüzde Allah’a ve âhiret Allah’ın Resûlü Bu sanki veda eden birisinin yaptığı bir gününe gerçekten inanıyorsanız, onu Allah ve Resûlüne vaazdı, bize ne tavsiye edersin" denildi. Hz. Peygamber de götürün. Bu daha iyidir ve sonuç bakımından daha ona şu cevabı verdi: "Size Allah’tan sakınmanızı güzeldir (Nisâ 4/59). (başınızdaki idareci) Habeşli bir köle de olsa onu dinleyip itaat etmenizi tavsiye ederim. Benden sonra birçok ihtilâfa İlgili Hadis şahid olacaksınız. Siz benim sünnetime ve doğru yoldaki

1. "(Müellif dedi ki:) Bize Velîd b. Müslim tahdîsen, o da râşid halîfelerin sünnetine sarılın. Onlara iyice yapışın, hiç Sevr b. Yezîd’ten tahdîsen, o da Hâlid b. Ma‘dân’dan ayrılmayın. (Din işinde) sonradan uydurulmuş aman tahdîsen, o da Abdurrahman b. Amr es-Sülemî ve Hucr b. şeylerden sakının. Zira (dinin ruhûna/aslına uymayıp da) Hucr’dan tahdîsen rivâyet etti. O ikisi şöyle dediler: Biz her sonradan çıkan her şey bid’attir ve her bid’at de kendileri hakkında “savaş için binek istemeye sapıklıktır. (İbn Mâce, Mukaddime 6, Hadis no: 44). geldiklerinde size verecek bir binek bulamıyorum Hadise Dair Açıklamalar: İncelediğimiz hadis birçok denildiği zaman gözlerinden yaş akarak dönenlere de bir önemli konuyu bünyesinde barındırmaktadır. Öncelikle günah yoktur” âyeti inenlerden biri olan Irbâd b. hadiste, başta sahâbîler olmak üzere tüm Müslümanların Sâriye’nin yanına girdik. Ve ona "Seni ziyâret etmek, Hz. Peygamber’in sünnetine ve (o sünnet üzere devam geçmiş olsun demek ve senden ilim almak için geldik" eden) Râşid halîfelerin sünnetine sımsıkı sarılmalarını açık dedik. Bunun üzerine Irbâd şöyle dedi: Resûlullah - bir şekilde öğütlenmektedir. Özellikle Hz. Peygamber’in sallallâhü aleyhi vesellem- bir gün bize namaz kıldırdı kendisinden sonra ümmetinin ihtilâfından korktuğu bir sonra da dönüp bize çok özlü bir vaaz etti. Bu vaazdan zamanda bu tavsiyede bulunması konunun önemini teyit dolayı kalplerimiz titredi, gözlerimiz doldu. Cemaatten etmektedir. Zira Hz. Peygamber başka rivâyetlerinde de birisi "Ey Allah’ın Resûlü Bu sanki veda eden birisinin kendisinden sonra Müslümanların küfre dönmesinden yaptığı bir vaazdı, bize ne tavsiye edersin" dedi. Hz. değil, dünyaya dalıp ihtilâf etmelerinden korktuğunu Peygamber de ona şu cevabı verdi: "Size Allah’tan söyler. sakınmanızı (başınızdaki idareci) Habeşli bir köle de olsa onu dinleyip itaat etmenizi tavsiye ederim. Benden sonra Öte yandan ilk sırada zikredilen hadisin başında âyetin yaşayanlar birçok ihtilâfa şahid olacaklar. Siz benim zikredilmesinden hareketle, Irbâd b. Sâriye’nin Tebük sünnetime ve doğru yoldaki râşid halîfelerin sünnetine Gazvesi’ne katılamayacak kadar fakir olduğu ve bu sarılın. Onlara iyice yapışın, hiç ayrılmayın. (Din işinde) yüzden gözyaşı döktüğü anlaşılmaktadır. İslâm tarihinde sonradan uydurulmuş şeylerden sakının. Zira (dinin bu kimselere "Bekkâûn/ağlayanlar" denir ki hadisin bazı rûhuna/aslına ters) her sonradan çıkan şey bid’attir ve her rivâyetlerinde ilgili âyet zikredilmeksizin sadece "O bid’at de sapıklıktır (Ahmed b. Hanbel, Müsned, XXXVII, Bekkâûn’dandı" denilmiştir. Ona gelenler "Senden ilim 76, Hadis no: 17609). almaya geldik" deyince Resûlullah’ın kendilerine söylediği öğütleri muhataplarına iletmesi de hadisin ne 2. "(Müellif dedi ki:) bize Ali b. Hucr tahdîsen, o da kadar önemli olduğunu göstermektedir. Bakiyye b. Velîd’ten ahdîsen o da Bahîr b. Sa’d’tan, o da Hâlid b. Ma’dân’dan o da Abdurrahman b. Amr es- Hadisten Öğrendiklerimiz Sülemî’den, o da Irbâd b. Sâriye’den şöyle rivâyet • Hz. Peygamber (s.a.v.) bazen namazlardan sonra etmiştir: Resûlullah -sallallâhü aleyhi vesellem- bize sabah konuşma yapar, fakat bu konuşmalarında namazından sonra çok özlü bir vaazda bulundu. Bu karşısındakini usandırmazdı. vaazdan dolayı kalplerimiz titredi, gözlerimiz doldu. Cemaatten birisi "Ey Allah’ın Resûlü Bu veda eden • Dini yaşama hususunda herkesin takva sahibi birisinin yaptığı bir vaaz, bize ne tavsiye edersin" dedi. olması yani Allah’tan korkup sakınması gerekir. Hz. Peygamber de ona şu cevabı verdi: "Size Allah’tan • Hz. Peygamber’in ümmeti hakkında en çok sakınmanızı (başınızdaki idareci) Habeşli bir köle de olsa endişelendiği şeylerden birisi ihtilâfa onu dinleyip itaat etmenizi tavsiye ederim. Benden sonra düşmeleriydi. Bunun çözümü ise sünnete yaşayanlar birçok ihtilâfa şahid olacaklar. (Din işinde) sarılmaktır. sonradan çıkma şeylerden sakının. Zira her bid’at • Râşid halîfelerin sünneti de Müslümanlar için sapıklıktır. Siz benim sünnetime ve doğru yoldaki râşid önemlidir ve onlara da uyulmalıdır. halîfelerin sünnetine sarılın. Onlara iyice yapışın, hiç • Dinin ruhuna/aslına uymayan ve sonradan din ayrılmayın. Ebû İsâ (Tirmizî) dedi ki: Bu hadis hasen diye çıkarılan şeyler bid’at olup bunlar sünnetin sahihtir. (Tirmizî, İlim 16, Hadis no: 2891). önünde en büyük engellerden birisidir.


• Allah’a isyan etmeyip hakkı ve doğruyu tavsiye ettikleri sürece idarecilere itaat etmek gerekir.

Anlayalım, Öğrenelim, Uygulayalım

1. "Kim bana itaat ederse cennete girer, kim de isyan ederse yüz çevirmiş olur/ ". ﻭوَﻣَﻦْ ٬، َﺍاﻟﺞ◌َْﻧﱠﺔ ﺩدَﺧَﻞ َ ﺃأَﻁطَﺎﻋَﻨِﻰ ﻣَﻦ ْ ﺃأَﺑَﻰ ﻓَﻘَﺪ ْ ﻋَﺼَﺎﻧِﻰ

2. "Kim bu dünyada bir mü’minin sıkıntısını giderirse Allah da onun kıyamet günü sıkıntılarını giderir/ ﻋَﻦْ ﻧَﻔﱠﺲ َ ﻣَﻦ ْ ﺓة ﺍاﻟْﻘِﻴﯿَﺎﻡم َ ﻳﯾَﻮْﻡم ِ." ﺏب ﻛُﺮ َ ﻥن ﻡم ِ ﻛُﺮْﺑَﺔ ﻋَﻨْﻪﮫ ُﻩه ﺍاﻟﻞﱠ ﺱس ﻧَﻒﱠ ﺍاﻟﺪﱡﻧْﻴﯿَﺎ ﻛُﺮَﺏب ِ ﻣِﻦ ْ ﻛُﺮْﺑَﺔ ﻣُﺆْﻣِﻦ ٍ

3. "Kim dinimizde, onun tasvip etmediği bir şey çıkarırsa o reddedilir/ ﻟَﻴﯿْ ﻣَﺎ ﻫﮬﮪھَﺬَﺍا ﺃأَﻣْﺮِﻧَﺎ ﻓِﻰ ﺩدَﺙث َ ﺃأَﺡح ْ ﻣَﻦ ْ ﺭرَﺳُﻮﻝل ُ ﻗَﺎﻝل َ ﺭرَﺩد ﻓَﻬﮭُﻮ َ ﻓِﻴﯿﻪﮫ ِ ﺲ َ» - ". ِﷲﱠ- ﻭوﺱسﻝلﻡم ﻉعﻝلﻱيﻩه ﺍاﻝلﻝلﻩه ﺹصﻝلﻯى

4. "Utanmıyorsan dilediğini yaparsın/ ”. ﻣَﺎ ﻝل ﻓَﺎﻓْﻊ َ ﺗَﺴْﺘَﺤِﻰ ﻟﻢ َ ﺇإِﺫذَﺍا ﺕت ﺷِﺊ ْ

5. "İş ehli olmayana verildiği zaman kıyameti bekle/ ﺍا ﺇإِﺫذ ﺍاﻟﺴﱠﺎﻉع َ . ﻓَﺎﻧْﺘَﻈِﺮ ِ ﺃأَﻫﮬﮪھْﻠِﻪﮫ ِ ﻏَﻴﯿْﺮ ِ ﺇإِﻟَﻰ ﺭر ﺍاﻷَﻡم ْ ﻭوُﺳﱢﺪ َﺓة

6. "(Sözlerimi) burada bulunanla bulunmayanlara iletsin. Sözlerin kendisine aktarıldığı birçok kimse ilk dinleyenden daha iyi anlayabilir/ ﺏب ﻓَﺮ ُ ﺍاﻟْﻐَﺎﺋِﺐ٬َ،." ﺩد ﺍاﻟﺸﱠﺎﻩه ِ ﻓَﻠْﻴﯿُﺒَﻠﱢﻎ ِ ﻉع ﺳَﺎﻡم ِ ﻥن ﻡم ِ ﺃأَﻭوْﻋَﻰ ﻍغ ﻣُﺒَﻞﱠ

7. "İki nimet vardır ki, çoğu insan onda aldanmışlardır: sıhhat ve boş vakit/ ". ﺍاﻟﺼﱢ ﺢﱠ ٬، ﺱس ﺍاﻟﻨﱠﺎ ﻥن ﻡم ِ ﻳﯾﺮ ٌ ﻛَﺚ ِ ﻓِﻴﯿﻬﮭِﻤَﺎ ﻥن ﻣَﻐْﺒُﻮ ﻧِﻌْﻤَﺘَﺎﻥن ِ ﻭوَﺍاﻟْﻔَﺮَﺍاﻍغ ُﺓة8. "Muhâcir, Allah’ın yasaklarından kaçan kimsedir/ ". ُ ﻩه ﻋَﻦ ْ ُﻩه ﺍاﻟﻞﱠ ﻧَﻬﮭَﻰ ﻣَﺎ ﻫﮬﮪھَﺠَﺮ َ ﻣَﻦ ْ ﺍاﻟْﻤُﻬﮭَﺎﺟِﺮ ُ

9. "Din kolaylıktır. Dinle çekişmeye giren kimse mutlaka ona yenilir / ﻏَﻠَﺒَﻪﮫ ﱠﻻ ِﺇإ ﺩد ﺃأَﺡح َ ﻥن ﺍاﻟﺪﱢﻱي ﺩد ﻳﯾُﺸَﺎ ﻥن ﻭوَﻝل َ ٬، ﻳﯾُﺴْﺮ ٌ." ﻥن ﺍاﻟﺪﱢﻱي ﺇإِﻥنﱠ

10. "Allah sizin suretlerinize ve mallarınıza bakmaz. Kalplerinize ve amellerinize bakar/ ". ﺻُﻮَﺭرِﻛُﻢ ْ ﺇإِﻟَﻰ ﻳﯾَﻨْﻈُﺮ ُ ﻻ ﷲﱠ ﺇإِﻥنﱠ ﻭوَﺃأَﻡم ْ ﻭوَﺃأَﻋْﻤَﺎﻟِﻜُﻢ ﻡم ﻗُﻠُﻮﺑِﻚ ُ ﺇإِﻟَﻰ ﺭر ُﻳﯾَﻨْﻆ ﻥن ﻭوَﻟَﻚ ِ ﻭوَﺍاﻟِﻜُﻢ ْ

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında