Kur’ân Sünnet Bütünlüğü varlığı ve rehberliği ile mümkündür. Bu sayede Nebevî hayat modeli, yeni nesiller tarafından hadisler aracılığıyla Kur’ân-ı Kerîm, Yüce Allah’ın doğru yolu göstermek yazılı olarak aktarıldığı gibi, kesintisiz fiilî uygulamayla üzere bütün insanlığa gönderdiği ve korunmasını kendi da yaşantı olarak aktarılmıştır. Hadis metinlerinin naklinde üzerine aldığı (Hicr 15/9) İlâhî kitaptır. Allah Teâlâ, büyük titizlik gösterilen isnaddaki kopukluk problemi ne indirildiği şekliyle Kur’ân-ı Kerîm’i koruma vaadini, derece önemli görülmüşse, fiilî uygulamanın aktarılması hiçbir değişikliğe uğramadan sürekli okunmak, ilk da o derece önemli görülmüştür. yazıldığı şekliyle kayıt altına alınmak ve içeriğinin yaşanmasını sağlamak yoluyla ilk nesilden itibaren Kur’ân’ın Anlaşılması ve Sünnet kesintisiz biçimde gerçekleştirmektedir. Kur’ân’da Hz. Peygamber ve Sünnet: Dinin temel Kaynağı büyük ölçüde hadisler olması sebebiyle kaynakları incelendiğinde görüleceği üzere, Sünnet, geleneksel anlayışta genellikle hadis ile eş anlamlı olarak Kur’ân ile o derece içli-dışlı ve beraberdir ki ne Sünneti kullanılan sünnet ise, hadis kitapları yanında, çeşitli siyer Kur’ân’dan ne de Kur’ân’ı Sünnetten ayırmak kaynakları, sözlü gelenek ve İslâm toplumu tarafından mümkündür. Kur’ân Sünnet bütünlüğünü en açık şekilde canlı biçimde yaşatılarak sürdürülen fiilî geleneğe ortaya koyan husus, konuya ışık tutan yüzü aşkın âyeti dayanmaktadır. kerîmede Hz. Peygamber’in ve Sünnetinin önemine yapılan vurgudur. Klâsik dönemde Kur’ân ve Sünnet arasında, tabiî olarak bir bütünlük bulunduğundan ve öyle de algılandığından İman sadece Allah için söz konusu iken itaat Allah’a ve buna yönelik bir vurgu gözlemlenmez. Ancak, özellikle Resûlü’ne birlikte uymayı kapsar. Ayrıca buradaki itaat, çağdaşlaşma tartışmaları bağlamında ‘Kur’ân’ın iç Hz. Peygamber’e hem sağlığında hem de irtihalinden bütünlüğü’ ya da ‘Kur’ân’a yaklaşımlarda ‘bütünlük sonra itaati kapsamaktadır. Zira Arap dilinde mutlak ifade, sorunu’ veya ‘bütüncüllük’ ifadelerine rastlanırken, sınırlandırılmadıkça genel anlam ifade eder. Kur’ân Sünnet bütünlüğünden pek fazla söz edilmemiştir. Allah Resûlü söz konusu olduğunda Kur’ân’da emredilen Oysa bu tartışmalar dikkate alındığında, bunun kadar hususlardan birisi de ittibâdır. İttiba, ancak beşer cinsinden önemli bir Kur’ân Sünnet bütünlüğü meselesinin varlığı birine uymayı ifade etmekte olup, bu yönüyle itaatten ortadadır. Zira Kur’ân Sünnet bütünlüğünü anlamak, ayrılmaktadır. Kur’ân pek çok âyette mü’minlerin kime ve Kur’ân’ı doğru anlama çabasıyla eşdeğerdir. neye uymaları gerektiğini açıkça ifade etmiştir. Allah’ın Öncelikle şuna işaret edilmelidir ki, Kur’ân ve Sünnet’i sevgisine ulaşmak ve onu sevebilmek ancak Allah anlamanın ve aralarındaki ilişkiyi en doğru şekilde Resûlünü sevmekle mümkündür. Nitekim “De ki: Eğer kurmanın yolu tefsir, hadis ve fıkıh bilginlerinin ortaya Allah’ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin koyduğu usûller ve esaslara göre hareket etmekten geçer. ve günahlarınızı bağışlasın/ ” ﻳﯾُﺤْﺒِﺒْﻜُﻢُ ﻓَﺎﺗﱠﺒِﻌُﻮﻧِﻲ َﷲﱠ ﺗُﺤِﺒﱡﻮﻥن َ ﻛُﻨْﺘُﻢ ْ ﺇإِﻥن ْ ﻗُﻞ ْ Zira usûle riayet edilmemesi doğru sonuca varılmasını da ﺫذُﻧُﻮﺑَﻜُﻢ ْ ﻟَﻜُﻢ ْ ﻭوَﻳﯾَﻐْﻔِﺮ ْ ُﷲﱠ (Âli İmrân 3/31) emri buna işaret
engelleyecektir. Çağımızda anlama konusundaki etmektedir. farklılıklar, usûle dair gerekli ilmî alt yapı eksikliklerinden Kur’ân’ı ve onun nasıl uygulanacağını göstermek üzere kaynaklanmaktadır. Allah Teâlâ insanlara kendi içlerinden birini, Allah Kur’ân, kendi kendini muhtelif âyetlerde açıkladığı gibi, Resûlü’nü canlı bir örnek olmak üzere göndermiştir. Bu da Hz. Peygamber de söz, davranış ve onaylarıyla Kur’ân’ı Kur’ân’da insanlık için bir lütuf olarak ifade edilmiştir. en güzel şekilde açıklamıştır. Allah Resûlü’nün Ayrıca o, haktan uzak önceki yollarından onları çevirmek “Haberiniz olsun! Bana Kur’ân ve onunla birlikte bir üzere kendilerine Kitap ve hikmeti/sünneti öğretmiştir benzeri verildi/ ﻭوَ ﺍاﻟْﻜِﺘَﺎﺏب َ ﺃأُﻭوﺗِﻴﯿﺖ ُ ﺇإِﻧﻰﱢ َﺃأَﻻﻣَﻌَﻪﮫ ُﻣِﺜْﻠَﻪﮫ ” (Ebû Dâvûd, (“Kendilerine Kitap ve Hikmeti Öğretir/ ﺍاﻟْﻜِﺘَﺎﺏبَ ﻭوَﻳﯾُﻌَﻠﱢﻤُﻬﮭُﻢ ُ Sünne 6, hadis no: 4606), “Size iki şey bırakıyorum, ﻭوَﺍاﻟﺢ◌ِْﻛْﻤَﺔ ”, Âl-i İmrân 3/164). onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu şaşırmazsınız: ُ Bazı âyetlerde Hz. Peygamber’in kararlarına rızâ Allah’ın Kitâbı ve Peygamber’inin Sünneti/ ﺃأَﻣْﺮَﻳﯾْﻦِ ﻓِﻴﯿﻜُﻢ ْ ﺗَﺮَﻛْﺖ َ ﱠ ْ göstermek, gönül huzuru ile bu kararların gereğini yerine ﻭوَﺳُﻨﱠﺔ ِﷲ ﻛِﺘَﺎﺏب َ ِﻣَﺎ ﺗَﻀِﻠﱡﻮﺍا ﻟَﻦ ﻧَﺒِﻴﯿﱢﻪﮫِ ﺗَﻤَﺴﱠﻜْﺘُﻢْ ﻣَﺎ ◌ِ ” (Muvatta, Kader 1, getirmek açıkça emredilmiştir. Allah Resûlü’nün verdiği hadis no: 1628) şeklindeki ifadeleri Kur’ân ve Sünnet karara tam bir teslimiyetle, iç huzuruyla ve gönül ve his bütünlüğünü, Kur’ân’ı anlarken sünnete de müracaat dünyasıyla rızâ göstermek de yine emredilen etmek zorunda olduğumuzu açıkça beyan etmektedir. hususlardandır. Allah ve Resûlü hüküm verdiğinde Hz. Peygamber’in yaşayış tarzı, İslâm toplumu tarafından mü’minlerin hiçbir seçme hakkının bulunmadığı, buna sadece Kur’ân’ı doğru anlamak ve yaşanılır kılmak karşı gelenin de apaçık bir sapma hâli içinde bulunduğu da gayesiyle değil, bütün yönleriyle hayatı Kur’ân Sünnet yine Kur’ân’da (Ahzâb 33/36) ifade edilmiştir. bütünlüğü içerisinde şekillendirmek düşüncesiyle, ilgi Allah Teâlâ kendisi istediği şeyleri helâl ve haram kıldığı odağının merkezine yerleştirilmiştir. gibi bu fiilleri Resûlü’ne de nisbet etmiş ve bu yetkiyi ona Vahiy yoluyla indirilen İlâhî emirlerin tebliğinin gözle da vermiştir (“Onlara temiz şeyleri helâl pis şeyleri haram görülür hâle gelmesi ve dinî terminolojinin anlam kılar/ ﺍاﻟﺦ◌َْﺑَﺎﺋِﺚَ ﻋَﻠَﻴﯿْﻬﮭِﻢ ُ ﻭوَﻳﯾُﺤَﺮﱢ ﻡم ُ ﺍاﻟﻄﱠﻴﯿﱢﺒَﺎﺕت ِ ﻟﻬﮭَﻢ◌ُ ُ ﻭوَﻳﯾُﺤِﻞﱡ ”, A‘râf 7/157). zenginliğini kazanması hiç şüphesiz Allah Resûlü’nün
Nitekim bu âyetten hareketle Kur’ân’da sayılmayan bazı Allah Resûlü pek çok vesîleyle Kur’ân âyetleri tefsir pis şeyleri Allah Resûlü haram kılmıştır. etmiştir. Ancak ders verir bir tarzda âyetleri açıklamak yerine, fırsat düştükçe ve gereği kadar açıklamada Allah Teâlâ gönderdiği vahyin anlaşılması ve bir toplumda bulunmuştur. Bazen bir âyet-i kerimeyi okurken yaşanılır hâle getirilmesi için Hz. Peygamber’i kendiliğinden açıklar, bazen muhataplarından birinin veya göndermiştir. Sadece O’na inanmak yeterli görülmemiş, Müslüman olmayan bir kimsenin sorusuna cevap vermek itaat etmek, örnek almak, verdiği hükmü kabul etmek, üzere gerekli açıklamaları yapar, bazen ortamın gereği isyandan kaçınmak, saygı ve sevgi göstermek ve açtığı olarak bir âyeti izah eder, bazen muhteva uyumu sebebiyle doğru yoldan gitmek de emredilmiştir. bir hadisin sonunda ilgili âyete işarette bulunur, bazen de Kur’ân’ın Anlaşılması Açısından Sünnetin Değeri: Vahyin bir sözünün ardından ona uygun âyeti hatırlatmak suretiyle inmeye başladığı ilk andan itibaren Kur’ân’ın anlaşılıp âyetleri açıklardı. Bu açıklamalar bazen çok kısa bir uygulanması Müslümanların en önemli meselesidir. Hz. âyetteki kapalılığı anlaşılır kılmaktadır. Peygamber’in örnekliğinde ortaya konulan ilk Kur’ân Sünnet Bütünlüğünün Alanları uygulamalardan itibaren yaşanan tecrübe ve ortaya çıkan yeni ihtiyaçlar, zamanla İslâmî ilimlerin her birinin kendi İlâhî vahiy olarak kendisine bildirilen âyetleri ve diğer alanı ve düşünce sistematiği içerisinde rivâyete, anlamaya hususları tebliğ etmesi bu alanlardandır. Tebliğ, kendisine ve yorumlamaya yönelik çok önemli adımlarla bildirilen bir şeyi muhataplarına haber vermek demek sürdürülmüştür. olup, din olarak İslâm ve ona inananların ortaya koyduğu Kur’ân Sünnet bütünlüğünün en açık şekilde görüldüğü medeniyet, ilâhî haberin tezâhürüdür. Vahyin/haberin alanlardan biri Hz. Peygamber’in pek çok âyeti açıklamak kaynağı Allah Teâlâ, haberi getiren Cebrâil, tebliğ etmek üzere ortaya koyduğu tasarruf, beyân ve davranışlarıdır. üzere haberi alan ise Hz. Peygamber’dir. Kur’ân, Allah Bu sebeple Hz. Peygamber’in Kur’ân tefsirine gerek hadis Resûlü’nün tebliğ sorumluluğunu “Ey Resûl! Rabbinden sana indirileni (tam olarak) tebliğ et/ ﺃأُﻧْﺰِﻝلَ ﻣَﺎ ﺑَﻠﱢﻎ ْ ﺍاﻟﺮﱠﺳُﻮﻝل ُ ﺃأَﻳﯾﱡﻬﮭَﺎ ﻳﯾَﺎ kitaplarının ‘Kitâbü’t-tefsîr’ bölümlerinde ve çeşitli ﺭرَﺑﱢﻚ َ ﻣِﻦ ْ ﺇإِﻟَﻴﯿْﻚ َ , Mâide 5/67” emriyle beyân etmiştir. konuların içinde, gerekse rivâyet tefsirlerinde geniş biçimde yer verilmiştir. Allah Resûlü Kur’ân’ın sadece tebliğ edicisi/ulaştırıcısı Kur’ân İlâhî vahiydir. Cebrâil vasıtasıyla peyderpey Hz. değil aynı zamanda beyân edicisi (mübeyyin), Peygamber’e indirilmiştir. Âyetlerin Hz. Peygamber’in açıklayıcısıdır. Kur’ân âyetlerinin bir kısmı ihtiva ettikleri bizzat kendisi ve İslâm toplumu tarafından tam olarak ve mânâyı açıkça ifade etse de bir kısmı kapalı (mücmel) kalıcı biçimde uygulanması için vahiy belirli bir süreçte olup açıklanmaya muhtaçtır. Bu tür mücmel âyetler çoğu indirilmiştir. zaman hüküm ifade eden konularda olmakla birlikte, yaratılış, kader, ecel, ölüm ve sonrası, gelecekte yaşanacak Kur’ân’ın nüzûl, teblîğ ve temsîli ile birlikte Müslümanlar olaylar, cennet, cehennem gibi gaybî konuları da açısından yeni bir dünya ortaya çıkmıştır. Bu sebeple içermektedir. Hadislerde görülen âyetleri açıklamaya Kur’ân, ona inananlar için bir varlık kaynağı olma vasfına yönelik beyânın amelî, takrirî, lügavî vb. çok çeşitli sahiptir. biçimleri vardır.
Esasen, Kur’ân’ın inmiş olduğu toplum eski Bütün dinî konulardaki açıklamaları vahiy ve ilhâmla desteklendiği için Sünnetin Kur’ân’ı tahsis etmesi medeniyetlerin ve felsefî düşüncelerin tesirinin en az mümkündür. Sözgelimi, Kur’ân, usûlüne göre olduğu, başka kültürlerin etkisiyle dillerinin bozulmadığı, boğazlanmamış hayvanların etlerini yemeyi haram kılmış düşüncesi ve konuşması berrak bir toplumdu. Bu berraklık (Bakara 2/173; Mâide 5/3), Allah Resûlü bu genel haram âyet ve hadisleri tam mânâsıyla idrak etmelerine, âyet ve kılma emrinden denizdeki ölmüş balığı hâriç tutmuştur. hadisler arasındaki irtibatı sağlıklı biçimde kurmalarına imkân vermiştir. Son olarak, Kur’ân’da zikredilen bir hususun bazı özelliklerini belirtmek (tavsîf) suretiyle muhataplarının Allah Teâlâ insanlara doğru yolu vahiy aracılığıyla daha iyi anlamalarını sağlamaya yönelik açıklamalar göstermeyi istediği gibi, peygamberlerine vahyi bizzat yapması da Hz. Peygamber’in Kur’ân-ı Kerîm’i açıklama açıklanmasını da emretmiştir. sorumluluğunun tezâhürüdür. Tavsif de yine teşvik, Hz. Peygamber’in âyetleri açıklaması bundan dolayı sakındırma, istenilen veya kötülenen bazı hususların gerekliydi. O’na hitâben “Sana bu zikri (Kur’ân’ı) indirdik özelliklerini belirleme şeklinde olabilir. “İnkâr edenler için ki kendileri için insanlara indirilen şeyi bildirip ateşten elbiseler biçilmiştir, başlarının üzerinden kaynar açıkayasın. Olur ki iyice düşünürler/ ﻟِﺘُﺒَﻴﯿﱢﻦَ ﺍاﻟﺬﱢﻛْﺮ َ ﺇإِﻟَﻴﯿْﻚ َ ﻭوَﺃأَﻧْﺰَﻟْﻨَﺎ sular dökülecektir/ ﻣِﻦْ ﻳﯾُﺼَﺐﱡ ﻧَﺎﺭر ٍ ﻣِﻦ ْ ﺛِﻴﯿَﺎﺏب ٌ ﻟﻬﮭَﻢ◌ُ ْ ﻗُﻄﱢﻌَﺖ ْ ﻛَﻔَﺮُﻭوﺍا ﻓَﺎﻟﱠﺬِﻳﯾﻦ َ َﻭوَﻟ ﺇإِﻟَﻴﯿْﻬﮭِﻢ ْ ﻧُﺰﱢ ﻝل َ ﻣَﺎ ﻟِﻠﻨﱠﺎﺱس ِ ﻳﯾَﺘَﻔَﻜﱠﺮُﻭوﻥن َ ﻌَﻠﱠﻬﮭُﻢ ْ , Nahl 16/44” buyurulması ﺍاﻟﺢ◌َْﻣِﻴﯿﻢ ُ ﺭرُءُﻭوﺳِﻬﮭِﻢ ُ ﻓَﻮْﻕق ِ , Hac 22/19” âyetinin tasvir ve tavsifi onun kendi tefsirinin önemini ortaya koymaktadır. Tefsir bağlamında Allah Resûlü “başlarından dökülen kaynar de, yukarıda işaret edildiği üzere, sadece lâfız veya suyun beyinlerinden karınlarına, oradan içindekileri ahkâmın bildirilmesini değil uygulanmasını da sıyırarak ayaklarından çıkıncaya kadar geçtiği her yeri içermektedir. paramparça edip eriteceğini” (Tirmizî, Sıfatü Cehennem 4, hadis no: 2783) ifade etmiştir.
Burada işaret edilen hususların her biri Kur’ân ve Hadislerin tercümesi sırasında tahdîs ( ﺣَﺪﱠﺛَﻨَﺎ ) ve ihbâr ( Sünnetin ayrılmaz derecede iç içeliğini ortaya koyan ﺃأَﺧْﺒَﺮَﻧَﺎ ) lâfızlarından sonra parantez içinde yazdığımız bu hususlardır. Âyetler bize, İslâm’ın emrettiği imanın Hz. kelimelerin hadisi okurken de Arapça olarak söylenmesi Peygamber’e ve onun getirdiklerine de inanmayı zorunlu gerekir. Bu bağlamda, derse başlarken “ ﺍاﻟﻌَﺎﻟَﻤﻴﯿﻦ٬، ﺭرَﺏبﱢ ِ. ﺍاﻟﺤﻤْﺪ ُ kıldığını, uyulması emredilen hususlara sünnetin de dâhil ﻗَﺎﻝل َ .ﺃأَﺟﻢ◌َْﻋﻴﯿﻦ ﻭوَﺻَﺤْﺒﻪﮫ ِ ﺁآﻟِﻪﮫ ِ ﻭوَﻋَﻠَﻰ ﻣُﺤَﻤﱠﺪ ٍ ﺭرَﺳُﻮﻟِﻨَﺎ ﻋَﻠَﻰ ﻭوَﺍاﻟﺴﱠﻼَﻡم ُ ُﻭوَﺍاﻟﺼﱠﻼَﺓة olduğunu, sahih sünnetin gereğini yapmanın Kur’ân’ın ﺑِﻌِﻠ ْ ﻭوَﻧَﻔَﻌَﻨَﺎ ﺗَﻌَﺎﻟَﻰ ُﷲ ُﺭرَﺣِﻤَﻪﮫ ﺍاﻟْﻤُﺼَﻨﱢﻒ ُ ﻤِﻪﮫ ِ : ... /Hamd âlemlerin rabbi
gereğini yapmak anlamına geldiğini, Allah Resûlü’nün olan Allah’a mahsustur. Salât ve selâm Peygamberimiz emir ve yasaklarının uygulamaya esas olması bakımından Muhammed’in ve âilesinin ve ashâbının hepsinin üzerine Kur’ân’dan bir farkının bulunmadığını ve Kur’ân’ın genel olsun. Allah kendisine rahmet etsin ve bize de onun ilkelerine uygun şekilde sünnetin de hükümler koyduğunu ilminden istifade etmeyi lutfeylesin. Eserin yazarı dedi ki: göstermiştir. …” diyerek başlamalı, ardından her bir tahdîs ve ihbâr lâfzından sonra ‘ ﻗَﺎﻝلَ /dedi ki’ ifadesini kullanmalıdır. Uygulama: Âyet Hadis Bütünlüğü Ancak bu hazfedilmiş kelime ‘ ﻋَﻦْ /…den’ lâfızlarından
Hadis Okuma Âdâbı: Hadis ile meşgul olurken edebi sonra kullanılmaz. Ayrıca, senedi okuma sırasında ihtisâr gözetmek de bu açıdan son derece önemlidir. En azından edilmiş bulunan tahdîs, ihbâr, inbâ’, tahvîl lâfızları açık ilgilenilen sözlerin ve anlatılan hadislerin Allah Resûlü’ne biçimde okunmalıdır.
ait olma ihtimâli, o sözü söyleyen eşsiz kişiye lâyık bir Allah’ın Kulunu Sevmesinin Neticeleri: Kur’ân Sünnet biçimde davranmayı gerektirir. bütünlüğüne işaret etmek üzere, burada ‘hall ve’l-
Bu sebeple, ilgili kaynaklarda da geniş biçimde ele bahs/gerekli noktaları açıklama’ usûlüne uygun olarak, iki alındığı üzere, hadis okuyan kişinin, hadis öğrenirken veya âyet ve âyetlerle irtibatlı bir hadisin Kütüb-i tis‘a (dokuz mütalâa ederken meşguliyeti hâlis bir niyete sâhip olmalı, temel hadis kaynağı) içerisindeki muhtelif rivâyetleri hadis tahsilinden önce Kur’ân’ı ezberlemelidir. Hadisin örnek metin olarak incelenecektir:
şanına yakışır bir biçimde, abdestli olarak hadisleri 1. ” ﻭوﺩدّ ﺍاﻟﺮﱠﺣﻢ◌َْﻥن ﻟﻬﮭَﻢ◌ُ ْ ﺳَﻴﯿَﺠْﻌَﻞ ُ ﺍاﻟﺼﱠﺎﻟﺢ◌َِﺍاﺕت ﻭوَﻋَﻤِﻠُﻮﺍا ﺁآﻣَﻨُﻮﺍا ﺍاﻟﱠﺬِﻳﯾﻦ َ ﺇإِﻥنﱠ okumalı, tartışma veya mevcut hâlini meşrulaştırma ًﺍا“ “İman edip sâlih amel işleyenler için Rahmân düşüncesiyle değil, öğrenip uygulamak maksadıyla, (Allah, yer ve göktekiler nezdinde) bir sevgi hadislerle yapıcı ve müspet bir ilişki kurmalıdır. Hadis yaratacaktır.” (Meryem 19/96) ” ﷲﱠ ﺗُﺤِﺒﱡﻮﻥن َ ﻛُﻨْﺘُﻢ ﺇإِﻥن ْ ﻗُﻞ ْ َ ْ okuyanın yaşantısında, Kur’ân ve Sünnetin tesiri ﻡم ﺭرَﺣِﻲ ﻏَﻔُﻮﺭر ٌ ُﻭوَﷲﱠ ﺫذُﻧُﻮﺑَﻜُﻢ ﻟَﻜُﻢ ﻭوَﻳﯾَﻐْﻔِﺮ ْ ُﷲﱠ ﻳﯾُﺤْﺒِﺒْﻜُﻢ ﺍاﺗﱠﺒِﻌُﻮﻧِﻲ ﻑف“ . ْ ْ ُ görülmeli, dinin yasakladığı hususlardan dikkatle “De ki! “Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah kaçınmalı, emrettiklerini gücü nisbetinde yapmaya da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah çalışmalı, bu konuda topluma örnek olmalıdır. çok bağışlayan ve merhamet edendir.” (Âli
Hadis ile meşgul olan, temizlik ve giyim-kuşamına dikkat İmrân 3/31) etmeli, hocası ve ders arkadaşlarıyla ilişkilerinde çok 2. nezdinde) bir sevgi yaratacaktır.” (Meryem saygılı ve dostane olmalıdır. Hadis okuma salonlarında 19/96) ” ﻭوَﻳﯾَﻐْﻔِﺮ ْ ُﷲﱠ ﻳﯾُﺤْﺒِﺒْﻜُﻢ ُ ﺍاﺗﱠﺒِﻌُﻮﻧِﻲ ﻑف َﷲﱠ ﺗُﺤِﺒﱡﻮﻥن َ ﻛُﻨْﺘُﻢ ْ ﺇإِﻥن ْ ﻗُﻞ ْ gerekli âdâbı gözetmeli, edep dairesinde ve gerektiği ُﻭوَﷲﱠ ﺫذُﻧُﻮﺑَﻜُﻢ ْ ﻟَﻜُﻢ ْ ﻡم ﺭرَﺣِﻲ ﻏَﻔُﻮﺭر ٌ “ “De ki! “Allah’ı
kadar soru sormalı, ders dinlerken sessiz olmalı, hadis seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve kitabına ve yazı malzemesine saygılı davranmalı, okunaklı günahlarınızı bağışlasın. Allah çok bağışlayan ve ve doğru yazmalı, geçmiş âlimlere karşı saygıda kusur merhamet edendir.” (Âli İmrân 3/31). etmemeli, onlar için hayır dua ifade eden dua cümlelerini 1. “(Müellif dedi ki:) Bize Kuteybe tahdîs yoluyla ihmal etmemeli, geçmiş âlimlerin haklarını teslim edip, bildirdi, (O da dedi ki:) bize Abdülazîz b. onları hayır dua ile yâd etmelidir. Muhammed, Süheyl b. Ebû Sâlih, babası, Ebû Hureyre vasıtasıyla tahdîs etti ki Allah Resûlü - Öte yandan hadis mütalâa eden kişi, hadislerle meşgulken sallallâhü aleyi ve sellem- şöyle buyurmuştur: (ister serd/okuyup geçme, ister hall ve’l-bahs/gerekli “Allah bir kulu sevdiği vakit, Cebrâil’e: ‘Ben noktaları açıklama, isterse im‘ân/uzun uzun açıklama filân kimseyi sevdim, sen de onu sev’ diye usûlüyle okusun) işaret edilen bu manevî ve şeklî ölçüler emreder. Râvi dedi ki: (Cebrâil) gökte nidâ eder. yanında hadisi okurken tavsiye edilen hususları da Sonra da o kişi için yeryüzü ahâlisi arasında bir gözetmelidir. sevgi iner. İşte bu Allah’ın: ‘İman edip sâlih amel
Allah Teâlâ en güzel isimleriyle anıldığı gibi, işleyenler için Rahmân (Allah, yer ve göktekiler “Peygamber’i kendi aranızda birbirinizi çağırır gibi nezdinde) bir sevgi yaratacaktır’ âyetinin çağırmayın/ ﺑَﻌْﻀًﺎ ﺑَﻌْﻀِﻜُﻢ ْ ﻛَﺪُﻋَﺎء ِ ﺑَﻴﯿْﻨَﻜُﻢ ْ ﺍاﻟﺮﱠﺳُﻮﻝل ِ ﺩدُﻋَﺎء َ ﺗَﺠْﻌَﻠُﻮﺍا ﻻ َ , Nûr anlamıdır. Allah bir kula buğzettiği vakit, 24/63” âyetine uygun olarak Allah Resûlü de saygılı Cebrâil’e: ‘Ben filân kimseye buğzettim’ der. ifadelerle anılmalı, sahâbe-i kirâmdan birinin adı geçince (Cebrâil) gökte nidâ eder. Sonra da o kişi için ‘radiyallâhü anh/Allah ondan râzı olsun’ denilmeli, ilim yeryüzüne bir nefret iner.” Ebû Îsâ (et-Tirmizî) ehlinden birinin adı geçince ‘rahimehullâh/Allah kendisine dedi ki: “Bu hasen sahîh bir hadistir. Hadisi rahmet etsin’ şeklinde dua edilmelidir. (ayrıca) Abdurrahmân b. Abdullah b. Dînâr, babasından o da, Ebû Sâlih’ten, o da, Ebû Hureyre vasıtasıyla Peygamber’den -sallallâhü
aleyhi ve sellembenzer şekilde rivâyet etmiştir.” • Allah Teâlâ’nın kulunu sevmesi gizli kalmaz; (Tirmizî, Tefsîru’l-Kur’ân 20, hadis no: 3457) meleklerin ve sâlih kimselerin sevmesiyle bu 2. “(Müellif dedi ki: Bize Muhammed b. Selâm sevgi ortaya çıkar. tahdîs yoluyla bildirdi. (O da dedi ki:) Bize • Allah Teâlâ sevdiği kulunu meleklere ve sâlih Mahled ihbâr yoluyla bildirdi. (O da dedi ki:) insanlara da sevdirir. Bütün sevgilerin kaynağı Bize İbn Cüreyc ihbâr yoluyla bildirip dedi ki: Allah’tır. Bana Mûsâ b. Ukbe Nâfi‘den nakletti. (Nâfi‘ dedi • İnsanlar İslâm toplumundaki değerlendirmelere ki:) Ebû Hureyre -radiyallâhü anh- bakarak (efkâr-ı umûmiyye) Peygamber’den - sallâhü aleyhi ve sellem- naklen • Yüce Allah’ın katındaki durumlarının ne dedi ki: … Ve yine (Muhammed b. Selâm’a) olduğunu tahmin edebilirler. uyarak Ebû Âsım İbn Cüreyc’ten naklen dedi ki: • Farzlar yanında nâfile ibadetlere de devam Bana Mûsâ b. ‘Ukbe, Nâfi‘, Ebû Hureyre’nin etmek, kişiyi Allah Teâlâ katında sevilen biri Peygamber’den -sallallâhü aleyhi ve sellem- hâline getirir. naklettiğine göre şöyle demiştir: Allah, kulu sevdiği vakit, Cebrâil’e: ‘Allah filâncayı seviyor, Anlayalım, Öğrenelim, Uygulayalım
sen de onu sev’ der. 1. “Kim bana itaat ederse Allah’a itaat etmiş olur.
Hadiste Geçen Kelime ve Tâbirler: Aynı muhtevaya sahip Kim bana karşı çıkarsa Allah’a karşı çıkmış hadisin yukarıda işaret edilen farklı rivâyet formları olur./. .” ﷲ ﻋَﺼَﻰ ﻓَﻘَﺪ ْ ﻋَﺼَﺎﻧِﻲ ﻭوَﻣَﻦ ْ ﷲ َ ﺃأَﻁطَﺎﻉع َ ﻓَﻘَﺪ ْ ﺃأَﻁطَﺎﻋَﻨﻲ ِ ﻣَﻦ ْ incelendiğinde, âyetle hadisin irtibatını sâdece Tirmizî 2. “Kim ilim öğrenme arzusuyla bir yola girerse, rivâyetinin kurduğu görülür. Hadisin uzun metinlerinde, Allah, ona Cennete giden yolu kolaylaştırır./ .” buğzetmekle ilgili kısım da yer almakla birlikte bazı ﺇإِﻟَﻰ ﻁطَﺮِﻳﯾﻘًﺎ ﺑِﻪﮫ ِ ﻟَﻪﮫ ُﷲﱠ ﺳَﻬﮭﱠﻞ َ ﻋِﻠْﻤًﺎ ﻓِﻴﯿﻪﮫ ِ ﻳﯾَﻠْﺘَﻤِﺲ ُ ﺭرِﻳﯾﻘًﺎ ﻁط ﺳَﻠَﻚ َ ﻭوَﻣَﻦ ْ
tariklerde sadece sevgiyle ilgili kısım verilmekle, ﺍاﻟﺞ◌َْﻧﱠﺔ ِ bazılarında buğzetmeye atıfta bulunulmakla 3. “Size Allah tarafından bir şey naklettiğimde onu yetinilmektedir. Rivâyetlerin hepsinin içeriğinin, Allah alın. Zira ben size Allah adına kesinlikle yalan Teâlâ’nın sevgi veya buğzetme hâlinin tecellîsinin söylemem./ ﺃأَﻛْﺬِﺏبَ ﻟَﻦ ْ ﺇإِﻧﻰﱢ ﻑف ﺑِﻪﮫ ِ ﻓَﺨُﺬُﻭوﺍا ﺷَﻴﯿْﺌًﺎ ِﷲﱠ ﻋَﻦ ِ ﺣَﺪﱠﺛْﺘُﻜُﻢ ْ ﺇإِﺫذَﺍا nasıllığı ve melek veya insan üzerindeki tezâhürünün ﻋَﻠَﻰ.” ﻭوَﺟَﻞﱠ ﻋَﺰﱠ ِﷲﱠ
keyfiyetine dair olduğu görülür. 4. “Kim İslâm’da güzel bir çığır açarsa, onun sevabını alır ve onu uygulayanların sevabını Hadise Dair Açıklamalar: Allah’ın bir kişiyi sevdiğinin alır./ َﺍا .” ﺳَﻦﱠ ﻣَﻦ ْ َﺃأ ُﻓَﻠَﻪﮫ ًﺣَﺴَﻨَﺔ ًﺳُﻨﱠﺔ ﺍاﻹِﺳْﻼَﻡم ﻓِﻰ ﻣَﻦ ْ ﻭوَﺃأَﺟْﺮ ُ ﺍا ﺟْﺮُﻩه ِ َ bir diğer göstergesi de o kişinin farz ve sünnet ibadetleri ﻋَﻤِﻞ َ yapmaktaki devamlılığıdır. Bir hadîs-i kudsîde “ َﻳﯾ ﻭوَﻣَﺎ ﺰَﺍاﻝل ُ 5. “Sünnetimden yüz çeviren benden değildir./ .” ﻣَﻦْ ﺃأُﺣِﺒﱠﻪﮫ ﺣَﺘﱠﻰ ﺑِﺎﻟﻨﱠﻮَﺍاﻓِﻞ ِ ﺇإِﻟَﻰﱠ ﻳﯾَﺘَﻘَﺮﱠﺏب ُ ﻋَﺒْﺪِﻯى /Kulum bana nâfilelerle ﻣِﻨﱢﻰ ﻓَﻠَﻴﯿْﺲ َ ﺳُﻨﱠﺘِﻰ ﻋَﻦ ْ ﺭرَﻏِﺐ َ yaklaşmaya devam eder, tâ ki Ben onu severim, Buhârî, 6. “Ümmetimden beni en çok sevenlerden bazıları, Rikâk 38, hadis no: 6502” buyurulmuştur. benden sonra gelecek ve beni görme karşılığında
Son olarak, hadisten anlaşıldığına göre, kişi gök ehli âilesini ve malını feda edebilecek bir sevgiye arasında yâd-ı cemîl (güzel anılma) ile anılmadıkça, sahip olacaklardır./ .” ﻳﯾَﻜُﻮﻧُﻮﻥنَ ﻧَﺎﺱس ٌ ﺣُﺒًّﺎ ﻟِﻰ ﺗِﻰ ﺃأُﻡمﱠ ﺃأَﺷَﺪﱢ ﻣِﻦ ْ hakkında yeryüzü ahâlisi hüsn-i zanda bulunup, ﻭوَﻣَﺎﻟِﻪﮫ ِ ﺑِﺄَﻫﮬﮪھْﻠِﻪﮫ ِ ﺭرَﺁآﻧِﻰ ﻟَﻮ ْ ﺃأَﺣَﺪُﻫﮬﮪھُﻢ ْ ﻳﯾَﻮَﺩدﱡ ﺑَﻌْﺪِﻯى kendisinden güzel şekilde bahsetmez. Hadis-i şerîfte, 7. “Ümmetimden bir gurup Hakkı hâkim kılmaya Allah Teâlâ’nın rızâsına uygun yaşayan kişiyi bütün devam edecek, karşı çıkanlar onlara zarar insanların sevmesinden söz edilmemiş, her ne kadar ifade veremeyecektir.. Allah’ın son emri gelinceye umûmî ise de, bundan mü’minlerin sevmesi, mü’min kadar onlar bu durumda devam edeceklerdir./ ﻻ olmayanların ise nefret etmesi kastedilmiştir. Yine ﻳﯾَﻀُﺮﱡ ﻫﮬﮪھُﻢ ْ َﻻ ﺍاﻟﺢ◌َْﻕقﱢ ﻋَﻠَﻰ ﻅظَﺎﻫﮬﮪھِﺮِﻳﯾﻦ َ ﺃأُﻣﱠﺘِﻰ ﻣِﻦ ْ ٌﻁطَﺎﺋِﻔَﺔ ﺗَﺰَﺍاﻝل ُ .” ﻣَﻦ ْ Allah’ın inanmayanlara buğzetmesi, mü’minlerin ﻛَﺬَﻟِﻚ َ ﻭوَﻫﮬﮪھُﻢ ْ ِﷲﱠ ﺃأَﻣْﺮ ُ ﻳﯾَﺄْﺗِﻰ َ ﺣَﺘﱠﻰ ﺧَﺬَﻟﻬﮭَﻢ◌ُ ْ
sevmemesi, kendi yandaşlarının ise onları sevmesi 8. “Allah bu kitaba uymaları sebebiyle pek çok şeklinde anlaşılmalıdır. milleti yükseltir. Bu kitaba uymadıkları için de pek çok milleti alçaltır./ َﺑِﻪﮫ ِ ﻭوَﻳﯾَﻀَﻊ ُ ﺃأَﻗْﻮَﺍاﻣًﺎ ﺍاﻟْﻜِﺘَﺎﺏب ِ ﺫذَﺍا َﷲﱠ ﺇإِﻥنﱠ Hadisten Öğrendiklerimiz ِﻳﯾَﺮْﻓَﻊ ُ ” ﺁآﺧَﺮِﻳﯾﻦ َ .
• Âyetlerle hadisler arasında tam bir uyum vardır. 9. “Kalpleriniz arasında sıcaklık devam ettiği sürece İlim ehlinin vazifesi bu bütünlüğü tespit edip Kur’anı okuyun. Kur’an üzerinde ihtilaf ortaya koymaktır. ettiğinizde hemen kalkın./ ﻋَﻠَﻴﯿْﻪﮫِ ﺍاﺋْﺘَﻠَﻔَﺖ ْ ﻣَﺎ ﺍاﻟْﻘُﺮْﺁآﻥن َ ﺍاﻗْﺮَءُﻭوﺍا • Allah Teâlâ’nın gönüllerine sevgi lutfedeceği ﻓَﺈِﺫذَﺍا ﻗُﻠُﻮﺑُﻜُﻢ ْ ”ﻓَﻘُﻮﻣُﻮﺍا ﺍاﺧْﺘَﻠَﻔْﺘُﻢ ْ . kimseler iman ile sâlih ameli birleştirenler 10. 10. “Ruhlar saf saf duran ordular gibidir. Ruhlar olacaktır. âleminde birbirleriyle iyi anlaşanlar, dünyada da birbirlerine sıcaklık duyarlar. O gün • Mü’minler arasında sevilen bir kişi, Allah katında anlaşamayanlar, dünyada da birbirlerine soğuk da sevilir. İhlâslı, samimi kişilerin nefretini davranırlar./ ٌﻣُﺠَﻨﱠﺪَﺓة ﺟُﻨُﻮﺩد ٌ ﺍاﻷَﺭرْﻭوَﺍاﺡح ُ ” ﺍاﺋْﺘَﻠَﻒ َ ﻣِﻨْﻬﮭَﺎ ﺗَﻌَﺎﺭرَﻑف َ ﻓَﻤَﺎ kazanmış kişi Allah katında da sevilmez. ﺍاﺧْﺘَﻠَﻒ َ ﻣِﻨْﻬﮭَﺎ ﺗَﻨَﺎﻛَﺮ َ ﻭوَﻣَﺎ