AÖF Soru Bankası

Günümüz Fıkıh ProblemleriÜnite 4 Soru-Cevap

Günümüz Fıkıh Problemleri (ILH2002) soru-cevapları.

Helal gıda nedir?

Müslümanlar dinin belirlediği şekilde helal-haram çerçevesinde ve yasaklardan uzak bir şekilde sürdürmek zorundadır. Yasaklayıcı bir delil yoksa tüm gıdalar helaldir. Günümüzde İslami usullerde üretilen gıda veya kesilen hayvanlar “Helal Serifikası” ile satılmaktadır. Bu sertifika ile Müslümanlara uygun bir biçimde üretildiği teminat altına alınmıştır.

"Eşyada asıl olan ibâhadır." sözünü açıklayınız?

Fıkıh bilginlerinin büyük çoğunluğuna göre “Eşyada asıl olan ibâhadır”. Dolayısıyla dinî bir belirleme bulunmadığı sürece yasaktan ve haramdan söz edilemez. Yeme-içme de bu kurallar esastır.

Âyet ve hadislerde haram kılınan yiyecek ve içecekler hangileridir?

Ölmüş hayvan eti (meyte): Dinî usûle uygun kesilmeden öldürülmüş ya da kendiliğinden ölmüş hayvanlar meyte grubuna girer. Mâide sûresinin üçüncü âyetinde bu durumun değişik şekillerde ortaya çıkabileceği ifade edilmiştir. Bunlar, boğulmuş, sert bir cisimle vurularak öldürülmüş, yüksek bir yerden atılma veya düşme sonucu ölmüş, başka bir hayvanın darbesiyle ölmüş ve yırtıcı ya da pençeli hayvanların öldürüp parçaladığı hayvanın eti şeklinde belirtilmiştir. Aslında ölmüş hayvan sınıfına dâhil olmakla birlikte balık ve çekirge ölüsü, Hz. Peygamber’in (s.a.) beyanıyla helal olan gıdalardan sayılmıştır.

Akıtılmış kan: Eti yenen hayvanlardan da olsa, canlı veya ölü hayvanın vücudundan akıp ayrılmış olan kan haramdır.

Domuz eti: Kur’ân’da etinin haram olduğu belirtilen tek hayvan domuzdur.

Allah’tan başkası adına kesilen hayvanlar: Putlara (dikili taşlar) adanan hayvanlar da bu kapsamda değerlendirilir. Bu amaçların başında, insanın akıl, ruh ve beden sağlığının her türlü zararlı etkiye karşı korunması gelmektedir. Bu açıdan zararı sabit olan şeyler haram kılınmıştır. Nitekim zehirli ve uyuşturucu bitkiler, kendiliğinden ölmüş murdar hayvan eti, sarhoşluk veren katı, sıvı ve uçucular, zararlı oluşları sebebiyle haram kabul edilmiştir.

Zaruret durumunda dini hükümlerinde helal ve haram hükümleri geçerli midir?

Dinî emir ve yasaklar, kural olarak bütün şahıslar için, her zaman ve şartta geçerlidir. Bunları değiştirmeye kimsenin yetkisi yoktur. Bunun tek istisnası, zaruret halleridir. Biyolojik ihtiyaçları karşılamak için helal yiyecek ve içecek bulunamaması ve tedavi ihtiyacı başta gelen zaruret sebepleri olmaktadır. Açlıktan bunalıp çaresiz kalanlar ihtiyaç miktarını aşmamak şartıyla haram olan gıdalardan yararlanabilirler. Helal sayarak değil de çaresizlik sebebiyle haram gıdalardan tüketen kimse, bu davranışından sorumlu olmaz. Zira insanın hayat hakkı ve bunun tehlikelerden korunması, İslam’ın temel gayelerindendir.

Şu halde insanın vücut bütünlüğünün tehdit altında bulunduğu durumlarda, gıdadaki haram oluş özelliği geçici olarak kalkmaktadır. Fakat burada zaruret durumuyla ilgili hükümler mutlaka dikkate alınmak zorundadır. Bu açıdan dikkat çekilmesi gereken iki önemli husus bulunmaktadır:

  • Zaruret halinde haram olan gıdadan tüketme izni, geçici ve istisnaî bir hükümdür. Zaruretin sona ermesiyle birlikte genel hüküm (haram) tekrar işlerlik kazanır.
  • Zaruret halinde haram gıdadan yararlanma, zarureti asgarî düzeyde ortadan kaldıracak ölçüyü aşamaz.

Haram maddelerin tedavide kullanılması ilke olarak caiz değildir. Fakat fıkıh bilginlerinin geneli tedavi edici etkisinin bilimsel bir gerçeklik olarak ortaya konulması ve alternatifinin bulunamaması halinde, haram maddelerin tedavi amaçlı kullanılabileceğini söylemektedirler.

Domuz eti ve ürünlerini yemek sağlık açısından sorun mudur açıklayınız?

Kur’ân’ın ilgili âyetlerinde haram kılınan gıdalar sayılırken domuzun sadece etinden söz edildiği görülür. Fakat İslam âlimleri, domuz etinin haramlığıyla ilgili âyetlerde, bu durumun fısk (hak yoldan sapma) ve rics (maddî veya manevî anlamda pis ve murdar) olarak ifade edilmesinden ve bazı hadislerden hareketle haramlığın domuzun eti ile sınırlı olmadığı görüşündedirler. Buna göre, ister evcil ister yabanî olsun, domuzun eti gibi yağı, kemiği ve sütü de dâhil olmak üzere bütün parçalarının gıda olarak tüketilmesi haramdır. Domuzun haram kılınma sebepleri ve hikmetleri hususunda, modern ilim ve tıp bilimi bazı gerçeklere ulaşmışsa da, tam anlamıyla bir tespiti henüz ortaya koyabilmiş değildir. Domuzun, birçok hastalık sebebini bünyesinde taşıdığı ve insan sağlığına verdiği zararların öldürücü boyutlara ulaşabildiği ise, artık bilimsel bir hakikat durumundadır. Diğer taraftan haramların, tıbbî gerekçelerin ötesinde dinî ve manevî sebeplere dayanması da söz konusudur. Hz. Adem’e belli bir ağacın meyvesinin yasaklanması Yahudilere Cumartesi av yasağı getirilmesi, Müslümanlara Allah’tan başkası adına kesilen veya kutsal kabul edilen varlıklara adanan hayvanların etinden yemenin haram kılınması gibi yasakların, tıbbî gerekçelerle açıklanması oldukça zordur. Nitekim dinî yasak ve buyrukların temel amaç ve hikmeti, gönülden bir bağlılıkla doğruluğuna iman edilip, gereği eksiksiz uygulanmak suretiyle ilahî iradeye tam bir bağlılığın ortaya konulmasıdır.

İstihâle nedir?

Hayvansal veya bitkisel bir ürünün bir halden başka bir hale geçmesi demektir. Bunun somut göstergesi ise, şekil ve isim değişikliğidir. Yiyecek ve içecekler söz konusu olduğunda istihâle, haram olan gıdanın şekil ve mahiyet değişikliğine uğramasını ifade eder.

Karışım nedir?

Karışım iki farklı maddenin ayrıştırılamayacak şekilde iç içe geçmesi, birisinin diğeri içinde çözülüp kaybolması demektir. Süte veya hamura bir miktar şarabın dökülmesi gibi.

Meyte nedir?

Kendiliğinden ölen ya da dini usule göre kesilmemiş, kesici bir aletle öldürülmüş hayvana meyte denir. Bu biçimde ölen hayvanın etinin yenmesi haramdır.

Balık gibi suda yaşayan hayvanların yenmesi haram mıdır?

Balık gibi sadece suda yaşayabilin hayvanlar ile çekirge gibi karada yaşamakla birlikte akıcı kanı olmayan hayvanların ise, etlerinin helal olabilmesi için kesilmeleri şart değildir. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.), “Denizin suyu temiz, ölüsü helaldir” buyurmuş, bir başka hadiste de ölü hayvanlardan balık ve çekirgenin Müslümanlara helal olduğunu ifade etmiştir.

İlahi kaynaklı tek tanrılı inanca mensup olmayanların kestiği hayvan helal midir?

İslam, Yahudilik ve Hıristiyanlık gibi ilahî kaynağa dayalı bir dine mensup olmayanların kestiği hayvanların eti yenilemez.

Sulu ve kuru yolum tekniği nedir?

Günümüzde, tavuk ve benzeri kümes hayvanlarının tüylerini daha kolay bir şekilde ve çevreyi kirletmeden yolmak için kullanılan tekniklerdir. Bu yöntemlerden birisi, boğazlandıktan sonra hayvanı, ortalama elli derecede sıcak su kazanına daldırma ve 2-3 dakika bu suda beklettikten sonra yolma usulüdür. Bu şekilde gerçekleşen yoluma sulu yolum, sıcak suya daldırmadan yapılan yoluma ise kuru yolum denmektedir.

Dışardan müdahale ile bitkisel veya hayvansal ürünlerin bir halden başka bir hale geçmesi helal midir?

Bitkisel veya hayvansal ürünlerin dışarıdan müdahaleyle yani irade ve isteğe bağlı olarak gerçekleşirse, istihâleye uğrayan ürün Şâfiî ve Hanbelîlerle, Hanefî müctehidlerden Ebu Yusuf’a göre helal hale gelmez, tüketilmesi hâlâ haramdır. Nitekim Allah Resûlü (s.a.) şarabın sirkeye dönüştürülmesini yasaklamıştır. Hanefî ve Mâlikîlerle, İbn Hazm, İbn Teymiyye ve İbn Kayyım el-

Cevziyye gibi müctehidlere göre ise, istihâlenin kendiliğinden gerçekleşmesiyle, insan müdahalesiyle ve iradeye bağlı olarak gerçekleşmesi arasında herhangi bir fark bulunmamaktadır. Her iki durumda da, haram helale dönüşür. Çünkü haramlık, bir nesnenin mevcut hali ve özelliğiyle ilgilidir. Bu hal ortadan kalkıp farklı bir yapı ve mahiyete kavuşunca, haram hükmü de kalkar. Günümüz fıkıh bilginlerinden bazıları geleneksel ictihadlardan birisini tercih etmekte, bazıları ise farklı değerlendirmelerde bulunmaktadır. Bu görüş ve tercihleri şu şekilde sıralamak mümkündür:

Haramın istihâle ile helal hale gelebilmesi için, istihâlenin kendiliğinden gerçekleşmesi gerekir. İstihâlenin kendiliğinden gerçekleşmesi ile iradeye bağlı olarak gerçekleşmesi arasında herhangi bir fark yoktur. Her iki şekilde de istihâle haramı helal yapar. İstihâle, domuz dışındaki ürün ve gıdalarda söz konusu olabilir. Domuzun ise, -özü ve mahiyeti itibariyle necis ve haram olduğundan- istihalesinden söz edilemez ve hiçbir şekilde haramlık özelliği ortadan kalkmaz. İstihâle, helal gıda elde etmenin temel yöntemlerindendir. Dolayısıyla istihâlenin, iradeye bağlı olarak gerçekleşmesinin hüküm açısından herhangi bir önemi bulunmadığı gibi, istihâleye uğrayan mal veya ürünün de önemi yoktur.

Jelatin tüketmek helal midir?

Kozmetikten şekerlemelere, unlu mamüllerden ilaç sanayine kadar oldukça geniş bir kullanım alanı bulunan jelatin, çağımızın en fazla tartışılan fıkıh problemlerindendir. Jelatin, hayvanların deri, kemik, kıkırdak, bağ dokusu gibi kısımlarının uzun süre kaynatılması, asit ve kireçle belli işlemlere tabi tutulması sonucunda elde edilen şeffaf ve yumuşak bir maddedir. Üretilen jelatinin tamamı hayvan kaynaklı olup bitkisel jelatin üretimi bulunmamaktadır. Ülkemizde jelatin üretilmemektedir ve kullanılan jelatinin tamamı ithaldir. Avrupa’daki jelatin üretiminin ise yaklaşık %70’lik kısmı domuz kaynaklıdır. Jelatinin hemen her sektörde yaygın olarak kullanılması da göz önünde bulundurulduğunda, helal gıda hassasiyeti bakımından büyük bir sorun oluşturmaktadır. Çünkü İslam âlimlerinin büyük çoğunluğuna göre, domuz kaynaklı gıda ürünlerinin her ne şekil ve isim altında olursa olsun tüketilmesi haramdır. Müslümanlar sığır ve davar gibi hayvanlardan jelatin üretmeli, gıda üreticilerinden de bu doğrultuda talepte bulunmalıdırlar. Bunun örgütlü ve toplumsal bir talebe dönüşmesi, sonuç alma bakımından son derece önemlidir.

Bir hayvanın Müslümanlar için helal olması için kesen kişinin dini önemli midir?

Müslümanlar açısından eti yenen hayvanlar grubuna giren bir hayvanın etinin helal olabilmesi için, bir Müslüman veya Yahudilik, Hıristiyanlık gibi özü itibariyle ilahî kaynaklı dine mensup birisi tarafından kesilmesi gerekir. Bu hususta, İslam alimleri arasında herhangi bir görüş ayrılığı bulunmamaktadır. Domuz, şarap, leş gibi hakkında özel yasak bulunan yiyecekler hariç ehli kitabın yiyip içtikleri Müslümanlara helal olduğu gibi kestikleri de helaldir. Mâide sûresinin beşinci âyeti bu hükmün açık delilidir. “Bugün size temiz ve faydalı nimetler helal kılındı. Kendilerine kitap verilenlerin yiyeceği size helâldir; sizin yiyeceğiniz de onlara helâldir.” Putperestlerin, tanrıtanımazların, dinden dönenlerin (mürted) kestikleri Müslümanlara haram olduğu gibi, Mecûsîlerin kestiği de haramdır.

Hayvanların kesimi sırasında Allah’ın adının anılması şart mıdır?

Tevhid inancı, bireysel ve toplumsal hayatın tamamını kuşatır ve her işlem ve olaya mutlaka yansır. İşte bu ilkenin günlük hayata yansımalarından birisi de, hayvanların kesilmesi esnasında Allah’tan başkasının adının anılmaması, hayvanın Allah’tan başkasına adanmamasıdır. Bu şekilde kesilen hayvanların eti Müslümanlara haram kılınmıştır. Kesim sırasında Allah’ın adının anılması, bütün fıkıh mezheplerine göre gereklidir. Fakat bunun, hayvanın etinin helal olabilmesi için mutlaka yerine getirilmesi zorunlu bir şart olup olmadığı, diğer bir ifadeyle bağlayıcılık düzeyi, mezhep ve müctehidler arasında tartışmalıdır. Aralarında Hanefîlerin ve Mâlikîlerin de bulunduğu fakihlerin çoğunluğuna göre, hayvan kesilirken Allah’ın adının anılması şarttır. Şayet bu, unutmaya bağlı olarak terk edilmişse, bu durum etin helalliğine zarar vermez. Çünkü Müslüman, içselleştirmiş olduğu imanıyla yaptığı her şeyi zaten Allah adına yapar. Fakat Allah’ın adını anmanın kasten terk edildiğinin bilinmesi halinde, o hayvan murdar sayılacağından eti de yenmez.

Zâhirîler, unutma ile kasıt arasında herhangi bir ayırım gözetmeksizin, Allah’ın adının anılmasının mutlak anlamda şart olduğu görüşündedirler. Şâfiîlere ve bazı fakihlere göre ise, kesim sırasında besmele çekmek sünnettir. Dolayısıyla müslümanın kestiği hayvan, Allah’ın adını anmayı kasten terk etmiş olsa bile yenir. Onlara göre bir hayvanın etinin yenilememesi konusunda ölçüt, Allah’ın adının anılmaması değil, Allah’tan başkası adına kesilmiş olmasıdır. Dolayısıyla bir Müslümana, Müslüman ya da ehl-i kitaptan birisinin Allah’tan başkası adına kestiği hayvanın eti haramdır.

Veterinerler kümes hayvanlarının sulu kesim yöntemi hakkında ne düşünürler?

Uzmanlar, suyun sıcaklığı ve bekleme süresi dikkate alındığında, kan, dışkı gibi necis şeylerle pislenmiş suyun ete işlemesinin mümkün olmadığını ifade etmektedirler. Dolayısıyla sulu yolum yöntemi, fıkhen caiz olmaktadır. Etin dış yüzeyinin pislenmesi ise, etin helalliğine zarar vermez. Yıkanarak etin temizlenmesi ve yenmesinde herhangi bir sakınca yoktur.

İslama göre alkol yasak mıdır?

İslam, insanın beden sağlığını korumayı amaçlayan ilke ve hükümlere yer verdiği gibi, akıl ve ruh sağlığını korumayı hedefleyen emir ve yasaklar da getirmiştir. Bu amaca dönük olmak üzere sarhoşluk veren, aklî ve ruhî dengeyi bozan, sinir sistemini uyuşturup beynin işlevini olumsuz etkileyen madde kullanımı kesin bir şekilde yasaklanmıştır.

Alkolü yasaklayan ayetler var mıdır?

Alkolü yasaklayan ayetler vardır. Bu ayetlerden biri: “Ey iman edenler! Şarap, kumar, dikili taşlar (putlar), kısmet ve şans oyunları, ancak şeytanın pis işlerindendir; bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz. Şeytan, içki ve kumar yoluyla aranıza düşmanlık ve kin sokmak ve sizi Allah’ı anmaktan ve namaz kılmaktan alıkoymak ister. Artık bunları bırakıyorsunuz değil mi?”

Hayvan kesim yöntemi olarak elektroşok kullanılması caiz midir?

Hayvana, kesim sırasında acı çekmemesi ya da daha az acı hissetmesi amacıyla elektrik şoku uygulanması, prensip olarak mümkün ve caizdir. Bu şekilde sersemletilmiş ya da bayıltılmış hayvan ölü olmadığından, dinî usule uygun şekilde kesilmesi halinde eti helaldir. Fakat şok uygulaması, hayvanı bayıltma seviyesini aşıp ölümüne yol açmamalıdır. Aksi takdirde hayvan murdar sayılacağından eti yenilemez. İKÖ’ye bağlı İslam Fıkıh Akademisi’nin kararı da bu şekildedir.

Hz. Peygamber (s.a.), “Hayvanı kestiğinizde kesimi güzel yapınız” buyurmuştur. Hayvanı sakinleştirecek veya bayıltacak düzeyde elektrik şoku uygulamasının, hadiste tavsiye edilen güzel kesim kapsamında değerlendirilmesi de mümkündür.

Hayvan kesim yöntemi olarak seri üretim kullanılması caiz midir?

Çok sayıda hayvanın, bir makinede ve düğmeye bir kere basmak suretiyle kesilmesi yani seri kesim, her bir hayvan için Allah’ın adını anmanın gerekliliği açısından tartışılan bir konudur. Özellikle kümes hayvanlarının kesimi sırasında bu şartın yerine getirilmesi neredeyse mümkün değildir. Kesim esnasında Allah’ın adını anmanın sünnet olduğu görüşünde olanlara göre, bu şekilde kesilen hayvanları yemek helaldir. Fakat Allah’ın adını anmanın kasıtlı olarak ya da mutlak surette terk edilmesini caiz görmeyenlere göre, mekanik kesimde bu şartın gerçekleşip gerçekleşmediği önem arz etmektedir. Kesim aleti konusunda ise, belirlenmiş herhangi bir alet bulunmamaktadır. Kesim işlemi, her türlü keskin aletle gerçekleştirilebilir. Bunun yanında kesim işlemini başlatmak için düğmeye basan görevlinin,

Müslüman veya ehl-i kitab, hayvanın da eti yenilenlerden olması da şarttır. Ehl-i kitabın kestikleriyle ilgili daha önce yapılan açıklamalar, seri kesim için de geçerlidir.

Tavuk ve benzeri kümes hayvanlarının sulu yolum tekniğiyle temizlenmesi dinen caiz midir?

Kuru ve sulu yolum usullerinin ortak özelliği, yolum işleminin genellikle, hayvanın üzerindeki dışkı, kan bulaşığı, varsa diğer pislikler arıtılmadan gerçekleştirilmesidir. Bu ortak özelliğe rağmen, geleneksel kuru yolum usulünün dinen sakıncasının bulunup bulunmadığı hususunda tereddütlerle karşılaşılmamakta, fakat sulu yolumla ilgili bazı şüpheler bulunmaktadır. Bu durum, sulu yolumda hayvanın bir süre sıcak suda tutulması sebebiyle üzerindeki pisliklerin ete bulaşması ve eti necis hale getirmesi endişesinden kaynaklanmaktadır.

Fıkıh bilginleri bu kesim yöntemlerinin bazı problemleri olsa da dinen caiz olduğunu belirtmektedir.

Hamır nedir?

Ayetlerde kullanılan “hamr” kelimesi bütün içkilerin ortak adıdır. Dolayısıyla içkinin elde edildiği hammaddenin ve içilen miktarın önemi yoktur. Çünkü Hz. Peygamber (s.a.), “Sarhoşluk veren her şey hamrdır (şarap), her hamr da haramdır” buyurmuştur.

İçkinin haram olmasının gerekçesi nedir?

İçkinin haram olmasının gerekçesi (illet), sarhoş edicilik (iskâr) özelliğidir.

İçkinin haram olması için tek ya da üç kadeh olmasına bakılır mı?

Günümüzde içki, bira, rakı, şarap, şampanya, votka gibi isimler alan alkollü içkilerin tamamı, içilen miktarın az veya çok olmasına, içende sarhoşluk meydana getirip getirmemesine bakılmaksızın, doğrudan ya da dolaylı biçimde İslam’ın içki yasağı kapsamına girdiği için haramdır.

İçinde alkol bulunan kolonyanın içilmesi haram mıdır?

Genellikle güzel koku ve temizlik amacıyla kullanılan ve alkol içeren kolonyanın, sarhoşluk ve keyif amacıyla içilmesi de, içki yasağının gerekçesi (illet) doğrultusunda haram hükmünü alır.

İçkinin tedavi de kullanılması haram mıdır?

İçkinin tedavi amacıyla kullanılması da haramdır. Hz. Peygamber (s.a.) içkinin şifa değil dert olduğunu söylemiştir. Dolayısıyla normal şartlarda tedavi amacıyla da olsa içki haramdır. Fakat alternatif bir ilacın bulunmaması ve dinî değerlere saygılı olduğuna güvenilen doktorların tedavi edici olduğuna dair bilimsel görüşü üzerine içkinin tedavi amacıyla kullanılması zaruret hükümleri çerçevesinde caizdir.

Uyuşturucu madde bağımlılığı hakkında İslam’ın verdiği hükümler nelerdir?

Kişinin akıl, beden ve ruh sağlığını bozan alkollü içeceklerin kesin bir şekilde haram olduğu bilinmektedir. Nitekim içkinin yasaklanma sebebi (illet), sarhoş edici olmasıdır. Bu özelliği sebebiyle alkollü içkilerin birey ve toplum hayatında meydana getirdiği etkiler, esrar, afyon, eroin, kokain, morfin gibi uyuşturucu maddelerde de gerçekleşmektedir. Hatta tıp, psikoloji ve toplum bilimleri alanında yapılan bilimsel araştırma ve çalışmalar, insan sağlığı ve toplum düzeni bakımından uyuşturucu madde kullanımının, içkiden daha zararlı ve tehlikeli olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla insanın akıl ve ruh sağlığını bozan, sinir sistemini uyuşturup beynin işlevini olumsuz etkileyen, irade ve düşünme gücünü tamamen ya da kısmen yok eden her türlü keyif verici uyuşturucu, aynen içki gibi haramdır.

Müslümanlarda sigara dini açıdan yasak mıdır?

Sigara içmenin Müslüman toplumlarda da baş göstermesi, alışkanlık halini almaya ve toplumda yayılmaya başlaması üzerine, sigaranın dinî hükmü tartışılmaya başlanmıştır. Sigara içmenin dinen sakıncalı olup olmadığına dair değerlendirmelerin, tıp ve pozitif bilimlerdeki gelişmelere bağlı olarak, haramlık yönünde bir seyir izlediği görülmektedir.

Nargile içmek haram mıdır?

Nargile tıpkı sigara gibi aktif ve pasif içicilere ve çevreye verdiği zararların, israfa ve hakların ihlaline yol açmasının kesin olduğu görüşünde olanlar, bu yasağı “haram” olarak ifade ederler.

Günümüz fıkıh bilginlerinin sigara içmenin dini hükmü konusunda görüşlerini tartışınız?

Sigara içmek mübahtır. Sigara içmeyle ilgili âyet ve hadislerde açık bir yasak bulunmamaktadır. Yasaklayıcı bir bildirimin bulunmadığı maddeler hakkında, insan sağlığı açısından açık ve kesin zararlı etkisi bulunmadığı sürece, mübah oluş temel kuraldır.

Sigara içmek mekruhtur. Sigara içmek, hem aktif hem de pasif içiciler bakımından zararlıdır. Malî açıdan da israftır. Sağlığa zararı ve mal israfı göz önünde bulundurulduğunda, sigara içmenin mübah olduğunu söylemek mümkün değildir. Fakat sigara içmeyle ilgili yasak hükmü getiren bir âyet veya hadis bulunmadığından, hükmünün haram olduğu da söylenemez. Şu halde sigara içmenin hükmü, mekruh olmasıdır. Mekruh ise, dinin uzak durulmasını istediği fakat bu talebin kesin ve bağlayıcı biçimde ortaya konulmadığı hüküm demektir.

Sigara içmek haramdır. Çünkü sigara içmek, kesin olarak sağlığa zararlıdır ve bunun için harcanan para israftır. Ayrıca nafaka yükümlülüğünün ihlaline sebep olmaktadır. Bu gerekçelerden hareketle günümüz İslam bilginlerinin çoğunluğu, sigaranın haram olduğu görüşünü benimsemektedir.

Bilimsel araştırmaların söylediği zararlar ile dinsel yasaklar arasında bağlantılar var mıdır?

:Bilimsel araştırmalar, sigaranın, başta aktif içiciler olmak üzere, pasif içicileri ve çevreyi de tehdit eden zararlı etkilerini kesin biçimde ortaya koymuş bulunmaktadır. Bu zararlı etkilerden bazıları şunlardır:

Sigara, kurtulmanın giderek güçleştiği alışkanlık ve bağımlılık (tiryakilik)        meydana getirmektedir.

Sigara, ağız, boğaz ve üst solunum yollarında tahribat oluşturmakta, mide ve kalp hastalıklarına sebep olmakta, damarlarda ve sinir sistemlerinde bozukluklara yol açmaktadır.

Çağımızın en fazla korkulan hastalıklarından olan kanserin sebepleri arasında sigara içmenin de bulunduğu, birçok araştırma ile ortaya konmuştur.

Sigara içmek, ağız, beden ve çevre kirliliği oluşturduğundan diğer insanlara verdiği zarar ve eziyet ciddî boyutlardadır.

Sigaranın, sağlık açısından kesinlik ifade eden zararları yanında, ekonomik bakımdan da zararları bulunmaktadır. Sigara için harcanan para, herhangi bir faydası bulunmayan, meşru amaçtan yoksun bir harcamadır ve israftır. İsraf ise haramdır. Kur’ân-ı Kerîm’de, “Yiyiniz, içiniz, fakat israf etmeyiniz” buyrulmuştur. Sigara içen kişinin, bağımlı veya zengin olması, sigara için yapılan harcamanın israf olduğu şeklindeki değerlendirmeyi etkilemez. Çünkü bir harcamanın israf olup olmadığı, harcamada bulunan kişinin maddî durumuna göre değil, harcamanın mahiyetine ve amacına göre belirlenir. Diğer taraftan sigara bağımlıları, ekonomik durumları iyi değilse, eşinin, çocuklarının ve bakmakla yükümlü olduğu akrabalarının nafakalarından vazgeçmekte, fakat sigara harcamalarından asla vazgeçmemektedir. Halbuki hem evlilik hem de akrabalık nafakası, dinî açıdan yerine getirilmesi zorunlu mükellefiyetlerdir. Diğer zararları yanında zorunlu bir yükümlülüğün ihlaline yol açan davranışın, haram olacağı açıktır.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında