AÖF Soru Bankası

Günümüz Fıkıh ProblemleriÜnite 6 Özeti

Eğlence, Spor ve Sanat

GİRİŞ Müslümanların birbirinin sevinçli günlerini de paylaşmalarını istemiştir (Müslim, "Nikah", 98). İslâm'ın öğretileri bir bütünlük içerisindedir. Bu bütünlüğün temelinde tevhide dayanan inanç esasları vardır. Bunun Düğün eğlencelerinin merkezinde ziyafet vardır. Şeker ve yanında İslâm, insanı yaşamı sadece bu dünya ile sınırlı hurma gibi şeylerin halkın üzerine serpilmesi, gurup olmayan sorumlu bir varlık olarak tanımlamıştır. Bu oyunları ve şarkılarla eğlenilmesi Hz. Peygamber nedenle, kişinin eylemleri daima bu perspektif ile döneminin yaygın uygulamalarındandır (Bozkurt, 1997, s. değerlendirilmiştir. Genel anlamda sanat ve eğlenceye 56 vd.). Bunlarla ilgili bazı detaylar ileride gelecektir. bakışta da bu perspektif esastır. Bayramlar İnsanın fıtrî bir ihtiyacı olan eğlence, İslâm'da olması Müslümanlara iki dini bayram meşru kılınmıştır. Bunlar gereken yerde ve olması gereken sınırlarıyla tanımlanmıştır. Kurban ve Ramazan bayramlarıdır. Peygamberimizin İnsan başıboş bir varlık olmadığına göre eğlencesi de zamanında bayramlar, bayram namazında yaşlı, genç, başıboş olmayacaktır. Eğlencenin başlıca araçlarından biri çocuk, bayan, erkek bütün Müslümanların namazgâhta müziktir. İslam âlimleri ilk günden itibaren müzikle ilgili toplanmalarıyla başlardı. Hz. Peygamber, namaz için değerlendirmelerde bulunmuşlardır. toplanılan yere, özel günlerinde oldukları için namaz Eğlencenin kimi zaman meşru olmayan boyutlara taşındığı kılamayan hanımların da gelmesini istemiştir. Bu durum, bilinen bir husustur. Günümüzde küresel boyut kazanan toplumun bütün kesimlerinin bayram coşkusuna katıl- kumar, eğlencenin meşru olmayan yönünü ortaya koyan masının istendiğini ve katıldığını gösterir. uygulamalardan biridir. Kumar, günümüzde önemli bir Bayram günleri güzel giyinilen ve hep güzellikler izhar ahlâkî zafiyet ve çok yaygın bir toplumsal problem haline edilen sevinç zamanlarıdır. Dolayısıyla bu günlerin gelmiştir. sevinmeye uygun geçirilmesi gerekir. Nitekim Hz. Güzel sanatlar konusunda İslâm medeniyeti, tarihin en Peygamber zamanında bayramlarda çeşitli eğlenceler nadide eserlerini ortaya koymuştur. Ancak bu konuda da düzenlenmiş, bu gelenek günümüze değin sürmüştür. Hz. riayet edilmesi gereken kurallar vardır. Bunların neler Aişe, bir bayramda Habeşlilerin mescitte kılıç kalkan oyunu olduğunu ve konuyla ilgili olarak âlimlerin oynadıklarını ve bunu Hz. Peygamberle beraber değerlendirmelerini ünite içerisinde vereceğiz. seyrettiklerini, Hz. Peygamber'in oyuncuları teşvik ettiğini nakletmiştir. Ayrıca bu teşvik esnasında Hz. Peygamber'in İslam tarihi boyunca Müslüman toplumlar, tarihin emaneti "Yahudiler benim töleranslı hanif dini ile gönderildiğimi olan sanat eserlerine karşı koruyucu bir tavır sergilemiştir. görsün " buyurduğu nakledilmektedir (Buhârî, "'Îdeyn", Dünyanın sanat tarihi bağlamında değerlendirilecek 25). mirasının önemli bir kısmının Müslüman coğrafyada olması bunun bir göstergedir. Eğlencenin Dinî Boyutu/Hükmü

Eğlence Hz. Peygamber'in zaman zaman bazı eğlenceleri seyretmesi, ashabını bayram ve düğün gibi özel günlerde Eğlence, insanın çocukluğundan ölümüne kadar devam eğlencelere teşvik etmesi ve eğlenceleri durdurmak eden bir faaliyetidir. Çocukların oyunları, aynı zamanda isteyenlere engel olması ilke olarak eğlencenin meşru ve birer eğlencedir. Sanat, müzik, tiyatro, sinema, festivaller mubah olduğunun delilidir. Bunun yanında birçok âlimin ve spor oyunları gibi birçok eylem eğlence kapsamına girer. bu yöndeki görüş ve fetvaları ve bütün İslâm tarihi boyunca Yorgunluk atmak ve dinlenmek için kırlara çıkarak yeme- Müslüman toplumların kendi örflerine göre eğlenceler içme ve oynama gibi faaliyetler de eğlencedir. Bu anlamda düzenlemesi de bunu göstermektedir. Eğlenceyi yasaklayan olmak üzere Hz. Âişe'nin rivayetine göre, Hz. Peygamber fetvalar olmuşsa da bunlar, genel İslâmî yaklaşımla ve zaman zaman "tel'a" denilen sulak yerlere çıkmıştır. tarihî uygulamalarla bağdaşmamaktadır (Bozkurt, 1994, s. Hz. Peygamber Döneminde Eğlence Münasebetleri 488). Ayrıca fıkıh eserlerinde konuyla ilgili yer alan görüş ve açıklamalarda, tarihsel şartların yanında gelişen olumsuz Birey ve toplumların doğal ve fıtrî yapının bir gereği olarak eğlence kültürünün de etkisi olduğu anlaşılmaktadır. sevinmesi ve neşelenmesi gereken zamanlar vardır. Hz. Peygamber bu gibi zamanlarda eğlenmeyi teşvik etmiştir: Eğlencenin meşruiyeti tartışılırken onun fert ve toplumların Evlilik merasimleri, bayramlar, hacca gidiş ve geliş, kültür ve kimliklerinin şekillenmesindeki rolü de dikkate yolculuktan dönüş, savaş zaferi ve sünnet düğünü gibi alınmalıdır. Özellikle iletişim çağını yaşadığımız olaylar böyledir. Biz bunlar arasından iki örnek göreceğiz: günümüzde eğlence, millî benlik ve kültürün korunması açısından vazgeçilmez bir önem kazandığı gibi, millî kimlik Evlilik Merasimleri ve kültürleri tahrip edici bir unsur olarak da karşımıza Hz. Peygamber, evliliğin etrafa duyurulacak şekilde çıkmaktadır. Asıl dikkat edilmesi gereken nokta da burası yapılmasını istemiştir. Bu evliliğin duyulması ve bilinmesi olmalıdır. içindir. Bu nedenle O, düğünlerin herkesin duyacağı Araştırmalar, insanların bedenî ve zihnî meşguliyetlerinin şekilde, tefler eşliğinde şarkılar söylenerek yapılmasını ve büyük bir artış gösterdiği çağımızda dinlenmeye ve düğün ziyafeti verilmesini istemiştir. "Her kim düğün eğlenmeye her zamankinden daha çok ihtiyaç duyulduğunu yemeğine davet edilirse davete katılsın" buyurarak ortaya koymaktadır. Ancak fertlerin bu ihtiyaçlarını kendi


geleneklerine uygun yöntemlerle değil de yabancı Kumarın Yasaklanmasıyla İlgili Deliller kültürlere ait eğlence yol ve yöntemleriyle karşılamaları Kumar, Kur'ân ve Sünnet'teki açık delillerle yasaklanmıştır. halinde ciddi toplumsal problemler doğmaktadır. Başka Kur'ân-ı Kerîm'de, "Sana şarap ve kumar hakkında soru kültürlere ait eğlence yollarını tercih edenler büyük ölçüde soruyorlar: De ki: Her ikisinde de büyük bir günah ve kendi toplumuna yabancılaşmakta, kendi millî, dinî ve insanlar için birtakım faydalar vardır. Ancak her ikisinin kültürel duyarlılığını kaybetmekte ve başka kültürlerin günahı/kötülüğü faydasından büyüktür" (el-Bakara, 2/219) insanı olmaya doğru yol almaktadır. Millî eğlenceler yok âyeti kerîmesi ile kumar kınanmakta, kabul edilemez edildiğinde yabancı kültürlerin istilası kaçınılmaz olduğu vurgulanmaktadır. Bu âyeti kerîme, daha sonra olmaktadır. Bu nedenle Müslümanlar tarih boyunca gelecek olan kesin kumar yasağına başlangıç kendilerine özgü bir eğlence kültürü meydana getirmiş ve oluşturmaktadır. Kumarı kesin olarak yasaklayan âyeti uygulamışlardır. kerîme ise şöyledir: "Ey inananlar! Şarap, kumar, dikili Müzik taşlar (putlar) ve şans okları birer şeytan işi pisliktir. Onlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz. Şeytan, şarap ve Müziğin, bütün çeşitleriyle, toplumların sosyo-kültürel kumar yoluyla aranıza düşmanlık ve kin sokmak ve sizi yaşamında önemli bir yeri vardır. "Nağmeler ve nağmeleri Allah'ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık - daha güzel hale getiren her türlü çalışmayı kapsayan bir bunlardan- vazgeçtiniz değil mi?(el-Mâide, 5/90-91) sanat" olarak tanımlanan müzik, insanlık tarihi kadar eski bir gerçeklik olarak kabul edilir. Hadislerde de kumar, gerek meysir adlandırmasıyla gerekse o dönemin bazı kumar türlerinin ismi verilerek Her kültür, kendine has müziğini üretmiştir. Hayvanlarını yasaklanmış, kumar aletlerinin ticareti, bu yolla kazanılan güden çobanın nağmeleri kervanlardan yükselenlere para ve kumar oynayanlar ağır bir dille kınanmıştır. karışmış, saraylarda yankılanan müziğe, ibadethanelerden tekkelere ve şifahanelerden eğlence mekânlarına kadar Spor-Müsâbaka birçok müzik türü eşlik etmiştir. Düğün alayından savaş Gerek sağlık ve gerekse sosyal aktiviteler bağlamında meydanına, sevinçten kedere ve gönülden gönüle müzik sporun önemi daha iyi anlaşılmış bulunmaktadır. Aslında hep akıp gitmiştir. İslâm alimleri, öteden beri sporun sağlık açısından son Kur'ân-ı Kerîm'in güzel bir ses ve nağmeyle okunması Hz. derece önemli olduğunu vurgulamışladır. İslâmî literatürde, Peygamber tarafından tavsiye edilmiştir. Etrafına spora tıp çalışmalarında da yer verilmiştir. Bu çalışmalarda aldırmaksızın alabildiğince çıkan eşek sesi ise kutsal sporun sağlık üzerindeki olumlu etkisine dikkat çekilmiş ve kitabımız tarafından en çirkin ses olarak nitelenmiştir. en iyi ilaç olarak nitelendirilmiştir (Bozkurt, 2009, s. 420). (Lokman, 26/19) Spor, sosyal aktivite haline dönüştüğünde, daha çok çeşitli Sırf iyi olan ile sırf kötünün insan yaşamında çok nadir yarışmalarla karşımıza çıkar. Fıkıh ilminde, genel manada bulunması ve genellikle iyiliğin kötülükle iç içe olması yarış için kullanılan kavram "müsâbaka"dır. Müsâbaka, veya bunların birbirine araç kılınması problemlere yol ödüllü olsun ya da olmasın yarışma anlamına gelir. açmaktadır. Müzik de böyledir. İslâm kaynaklarında Kaynaklarda, müsâbakanın ittifakla caiz olduğu bildirilir. müzikle ilgili yoğun tartışmalar vardır. Ancak Hz. Bunun dayanağı Hz. Peygamber'in bu yöndeki Peygamber dönem uygulama örnekleri konunun anlaşılması uygulamalarıdır. Bedeni ve zihni güçlendirerek birçok ve değerlendirilmesi bakımından önemlidir. faydaya vesile olması müsabakanın meşru olmasının Kumar gerekçesi olarak ifade edilir. Bu açıdan bakıldığında bazı müsabakaların müstehap, üstelik toplumun ihtiyacına ve İslam dini, meşru eğlencelere izin vermekle beraber, bazı gereklilik derecesine göre farzı kifâye olduğu da eğlence yollarını da kaptmıştır. Bunlardan biri de kumardır. söylenmiştir. (Günay, 2006, s. 63). Arapça da'meysir' diye adlandırılan kumar "kolaylık" anlamına gelen bir kelimeden türetilmiştir. Çünkü kumar, Sporlarla ilgili olarak kadın ya da erkek ayırımı yapılmaz. kolay yoldan kazanmak ya da kaybetmektir. Kumarda Ancak bahsedilen yarış ya da sporların, özellikle o emek, hizmet ya da üretim yoktur. Bir emek ve iş karşılığı dönemlerde erkekler tarafından yapıldığı bilinmektedir. olmaksızın sırf tesadüflere bağlı kalarak başkalarının zararı Bunun yanında Hz. Peygamber'in Hz. Âişe ile koşu yarışı karşılığında kolaylıkla mal kazanmaktır kumar. yaptığı da bilinmektedir. Bu nedenle mahremiyete riayet edilmek koşuluyla fıkhen kadınların spor yapmalarını veya Kumar kelimesi Türkçe'ye Arapça "kımâr" kelimesinden yarışmalara katılmalarını engelleyecek bir hüküm yoktur geçmiştir. Kumar, "sonu belirsiz bir yarışma ya da olayın (Yeniçeri, 2001, s. 191). sonucu üzerine bahse tutuşarak kazanç elde etme" şeklinde tanımlanabilir. Kumarda katılımcıların hepsi para yatırır ve Hz. Peygamber döneminde sıkça karşılaştığımız eğlence bir kısmı bunu kazanır. Dolayısıyla kumar, kazanan veya türlerinin başında çeşitli yarışlar gelir. Bunlar insanlar kur'a isabet eden şahsa verilmek üzere katılımcıların her arasında güreş, koşu ve atıcılık gibi müsabakalar olduğu birinin ayrı ayrı bedel koyması yoluyla gerçekleşir. gibi, at yarışları türü hayvan müsabakaları şeklinde de gerçekleşmiştir.


İslâm alimleri, hayvanlar arasında yarışma yapılacaksa, bunun koşuculuk vb. özellikleri bulunan hayvanlar arasında yapılmasını uygun görürler. Hz. Peygamber'in, "müsâbak/ödül ancak atlar, develer ve okçulukta olur" (Ebû Dâvûd, "Cihad", 67) sözünü dikkate alan Hanefî bilginleri, en faydalı yarışlar bunlarda olduğu ve diğer hayvanlardan uygun olanlarıyla da yarışmalar yapılabileceği görüşündedirler. Yukarıdaki yarışlar, eğlence olmanın yanında savaşa hazırlık ve eğitim amacı da taşır. Alimler, yarışmalara ve sporlara genellikle faydalı olan yönleri açısından bakmış, bu nedenle insan veya hayvana zarar veren spor ve yarışmaları meşru görmemişlerdir.

Resim ve Heykel

İyilik, güzellik ve estetiğin kaynağı Allah Teâlâ'dır. Estetik ve iyilik onun yaratmasında esas olan iki prensiptir (Secde Sûresi, 7). Bir hadisi şerifte şöyle buyurulur: "Allah güzeldir, güzeli sever." (Tirmizî, "Birr", 61). İnsanın manevi dünyasını tahrip etmeyen estetik ve sanatın, Müslümanların en bariz vasıflarından olması böyle bir inancın sonucudur.

Allah'ın birliği ve ibadet edilecek ondan başka tanrı olmadığı ilkesi İslâm'ın esasıdır. Bu nedenle onun mücadelesi sapık ve bâtıl inançları düzeltmek şeklinde gerçekleşmiştir. Bu bâtıl inançların başında puta tapıcılık gelir. İnsanlar, ilk çağlardan beri putlar edinmiş ve onları kutsallaştırmıştır. Bir rivayete göre bu gelenek çok saygı duydukları atalarının suret ve timsallerini yapıp onlara saygı göstermeyle başlamıştır.

“Bu nedenle, Kur'ân'da anlatılan eski peygamberlerin hayatlarında da putçulukla mücadele vardır: Nuh (a.s.), kavmini Allah'a davet edince onlar, 'sakın tanrılarınızı bırakmayın, özellikle Ved’di, Suvâ’yı, Yegûs’u, Yeûk’u ve Nesr’i', demişlerdir” (en-Nuh, 71/23). Hz. İbrahim kavmine "Şu karşısında durup taptığınız heykeller nedir? diye sorunca onlar: "Biz babalarımızın bunlara tapageldiklerini gördük" derler. Bunun üzerine İbrâhim: 'Siz de babalarınız da apaçık bir sapıklık içerisindesiniz', der." (el-Enbiyâ, 21/52-54) Hz. Musa, (a. s) aralarından bir müddet ayrılınca kavmi bir buzağı heykelini put edinmişlerdi. Musa dönünce bundan onları şiddetle menetmiştir. (en-Nisâ, 4/153, el-Bakara, 2/54, el-Ankebût, 29/41) Hz. Îsâ'dan sonra, Hıristiyanlar onu ilahlaştımış ve ibadethanelerini başta onun ve Hz Meryemin olmak üzere azizlerin resimleriyle doldurmuşlardır. Bu durum halen devam etmektedir. Budizm'de de Buda'nın heykelleri merkezi konumdadır. Dolayısıyla putçuluğun tarihte kalan bir durum olduğunu iddia etmek doğru değildir.

Hz. Peygamber döneminde müşrikler, yüce yaratıcı olarak Allah Teâlâ'yı bilmekle ve kabul etmekle beraber, putları da tapılacak varlıklar olarak kabul ediyorlardı. Bu nedenle onun öğretisinde putlara karşı ciddi tedbirler alınmış, tevhid inancı öğretilmiş, yerleştirilmiş ve putçuluğa vesile olabilecek heykelcilik ve bu anlamdaki resim yasaklanmıştır.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında