AÖF Soru Bankası

Günümüz Fıkıh ProblemleriÜnite 5 Özeti

Tıbbi Uygulamalar

GİRİŞ maddeler alkol gibi hem tedavi hem de keyif maddesi olarak kullanılabilmektedir. Aynı şekilde bugün domuz Son yıllarda tıp ve sağlık alanında çok hızlı gelişmeler kökenli yüzlerce ürün birçok alanda ve tedavide yaygın bir yaşanmaktadır. Kendini sürekli yenileyen tıp teknolojisi şekilde kullanılmaktadır. insanlığın önüne her gün yeni tedavi seçenekleri sunmaktadır. Modern tıbbın geliştirdiği tedavi imkânları Günümüzde uygulanmakta olan bazı tıbbî operasyonların günümüzde birçok hastalığı ölümcül olmaktan çıkarmıştır. ve tedavi yöntemlerinin de haram madde kullanılsın veya Koruyucu ve tedavi edici yeni yöntemler sayesinde bebek kullanılmasın haram kapsamında değerlendirilebilecek ölümleri azalmakta, yaşam kalitesi artmakta ve ortalama yönleri bulunmaktadır. yaşam süresi uzamaktadır. Diğer taraftan günümüzde çok OTOPSİ hızlı ilerleyen hücre çalışmaları ve gen teknolojisi sağlık, tarım hayvancılık, gıda, kimya, enerji gibi alanlarda eşi Otopsi, insan cesedinin dıştan ve içten muayene görülmemiş imkânlar ve fırsatlar yaratmaktadır. edilmesidir. Sözlük anlamı "kendi gözleri ile görme"dir. Otopsinin bir hasta muayenesinden veya ameliyattan tek Şüphesiz bu gelişmeler genel anlamda insanlık için farkı "ceset" üzerinde gerçekleştirilmiş olmasıdır. Günümüz yararlıdır. Fakat bunlar aynı zamanda birçok dini, felsefi, tıbbında otopsi amacı bakımından başlıca iki kısma ahlaki ve hukuki problemi de beraberinde getirmektedir. ayrılmaktadır. Birisi bilimsel ve eğitim amaçlı olup buna Çünkü bu çalışmalar temelde insan, hayvan ve diğer kadavra otopsisi veya tıbbî otopsi denir. İnsan vücudu ve canlılar üzerinde gerçekleştirilmektedir. Modern bilim ve hastalıklar hakkında daha detaylı bilgilere ulaşmak, tıp teknolojinin bu alanlarda sınırsız ve sorumsuzca öğrencilerinin vücudun içyapısı ve organlarını daha kullanılması kimi zaman insan onur ve haysiyetine, doğal yakından tanımasını sağlamak için araştırma hastanelerinde dengeye, dini ve ahlaki değerlere zarar verecek boyutlara yapılır. Tıp alanında uzmanlaşacak olanların iyi bir ulaşmaktadır. Günümüzde tıp ve sağlık büyük yatırımlar eğitimden geçmesi açısından önemli görülen bir yapılan ticari bir sektör haline gelmiştir. Aynı durum uygulamadır. genetik çalışma ve uygulamalar için de geçerlidir. Bu alanlarda ticari rant ve yüksek kâr beklentisi kimi zaman İkincisi ise adlî otopsi'dir. Bu da kaza, intihar, cinayet gibi insani ve ahlaki boyutların üzerine çıkabilmektedir. İnsanlık şüpheli ölüm olaylarında ölümün nedenini, tarzını ve artık bu gelişmelerin dünyayı nereye götürdüğü ve bu zamanını belirlemek, delilleri ve ölenin kimliğini tespit alanlarda neye nereye kadar izin verilebileceği sorularını etmek amacıyla yapılan özel bir otopsi tipidir. Bu tür gündeme getirmeye başlamıştır. Son yıllarda bütün otopsiler özellikle ceza davalarında çok önemli bir yere dünyada, özellikle batı dünyasında tıp etiği ve biyoetik sahiptir. Ayrıca ölüm sebebinin ve zamanının tespiti miras çerçevesinde bu konular üzerinde çok yoğun tartışma ve davalarında olduğu gibi ölüme bağlı hukuk davaları değerlendirmeler yapılmaktadır açısından da önem taşıyabilir.

HARAM MADDELERLE TEDAVİ Otopsinin Dinî Hükmü

İnsan yeryüzünde diğer canlılara göre en şerefli varlık Bugün uygulandığı şekli ile otopsi Müslüman bilginler olarak yaratılmış üstün meziyetlerle donatılmıştır. Bunun arasında tereddütle karşılanmıştır. Bunun temel gerekçesi sonucu olarak birtakım sorumluluklarla da yükümlü şudur: İslam dini insanı mükerrem bir varlık olarak kılınmıştır. Ancak insanın bedenî ve fizikî varlığı bütün görmekte ve insana saygı üzerinde ısrarla durmaktadır. Bu canlılarda olduğu gibi Allah'ın yeryüzünde kurduğu doğal bakış insanın dirisi için de ölüsü için de geçerlidir. İslam'da ve fıtrî düzene tabidir. Her canlı gibi insan da belirli doğal ölülere ve kabirlere saygı gösterilmesi ve bunların keyfi ve dünyevi sebeplere bağlı olarak hastalanır, sakatlanır ve müdahalelere karşı korunması dini bir vecibe olarak kabul ölür. Hastalık insanın ruh ve beden sağlığını bozan edilmektedir. Hz. Peygamber'in şu hadisi de bunu durumdur. Tedavi ise bu durumun giderilmesi, yani desteklemektedir: "Ölünün kemiğini kırmak, diri iken hastanın yeniden sağlığına kavuşması için maddi manevi kemiğini kırmak gibidir" (Ebu Davûd, "Cenâiz", 60). Bazı her türlü çareye başvurulmasıdır. İslam dini bir taraftan bilginler bu ve benzeri delillere dayanarak otopsinin, hastalık ve sakatlığı bir tür imtihan vesilesi görüp bunları özellikle de bilimsel ve eğitim amaçlı otopsinin caiz metanet ve sabırla karşılamayı tavsiye ederken, diğer olmadığı yönünde görüş bildirmişlerdir. taraftan da bunlarla mücade etmeyi ve gerekli tedavi Buna karşılık çağdaş İslam bilginlerinin çoğunluğu belirli yollarına başvurmayı emretmiştir. Hz. Peygamber "Allah şartlarla otopsinin her iki çeşidine de cevaz verirler. Adlî hem derdi hem de devayı göndermiş, her hastalığa bir çare otopsi ile ilgili cevaz daha ziyade zaruret ilkesine yaratmıştır. Tedavi olun, ancak tedavide haramı dayandırılmaktadır. Bilimsel ve eğitim amaçlı otopsi ise kullanmayın" buyurmuştur (Ebû Dâvûd, "Tıb", 11). dolaylı olarak bu ilkeye katılmaktadır. Otopsi konusunda Haram maddeler denince özellikle domuzdan elde edilen İslam dininin öngördüğü değerler açısından bir fayda zarar ürünler ile alkollü ve uyuşturucu maddeler kastedilir. Fıkıh muhasebesi yapılmakta ve yararlı yön diğerine tercih kitaplarında alkollü ilaç ile tedavi denildiğinde, şarap ve edilmektedir. şarap benzeri sarhoş edici içeceklerin tedavide kullanılması Bu bağlamda şu düşünceler öne sürülmektedir: İslam dini kastedilir. Fakat günümüzde toz ve hap şeklinde veya insan ve insan hakları ile ilgili meselelere büyük önem damara enjekte edilebilen uyuşturucular da vardır. Bu vermiştir. Bu sebeple bu haklarıtemin eden vasıtalara da


olumlu bakmaktadır. Tıp ilmi farz-ı kifaye ilimlerdendir ve yaşamları için tehlike söz konusu olan durumlarda haram bir farzın gerçekleşmesi için gerekli olan şey de farz sayılan yiyecek ve içecekler mubah hale gelmekte, bazı hükmündedir. Tıp öğrencilerinin insan anatomisini farzlar terk edilebilmektedir. Hz. Peygamber riyazet için yakından tanımaları, doktorluk mesleğini iyi bir şekilde icra aşırı derecede diyet yapmayı ve ibadet yaparken bile olsa edebilmeleri için bu uygulama zorunludur. Diğer taraftan bedeni aşırı derecde yıpratmayı uygun bulmamıştır. O'nun otopsi genel olarak adaletin gerçekleştirilmesi, madur olan sağlığı koruma ve hastalıklara karşı tedavi yollarını arama tarafın hakkının tespiti ve ilmî gelişmelerin temini yönündeki tavsiyeleri de bu ilkeyi korumayı bakımından gerekli ve faydalıdır. Bu uygulamada ölüye hedeflemektedir. gösterilmesi gereken hürmet ve saygı ile insanlığın genel İslam'da kişinin haksız yere bir başkasını öldürmesi kadar yararı çatışmakta ve yararlı yön daha genel ve baskın kendi canına kıyması ya da buna teşebbüs etmesi de kesin olduğu için tercih edilmektedir. Bu bağlamda "zaruretlerin biçimde yasaklanmıştır. Kur'ân- ı Kerîm'de bu yasak yasakları mubah hale getireceği", "özel zarar karşısında "Kendinizi kendi ellerinizle tehlikeye atmayızın" (el- Bakara genel yararın tercih edileceği", "ağır olan zararın hafif 2/195) şeklinde ifade edilmiştir. İslam'a göre intihar kesin olanla giderileceği", "ihtiyaçların zaruret gibi olarak yasaktır. Kur'ân'da "... kendinizi öldürmeyiniz" (en- değerlendirileceği" yönündeki yerleşik fıkıh kaidelerine de Nisa 4/29) denilmektedir. Hadislerde de intihardan şiddetle atıflar yapılmaktadır. kaçınmayı gerektiren ifadeler vardır. Bu ifadelere göre Bu yaklaşım temelinde otopsiyi caiz görenler klasik fıkıhta insanın kendi canına kayması affedilmeyecek ölçüde büyük yer alan benzer bazı örnekleri de delil olarak bir suç ve günah sayılmaktadır. getirmektedirler. Meselâ, Şafiîler, karnındaki canlı çocuğun ORGAN NAKLİ kurtarılması için ölü annenin karnının yarılmasını caiz görmüşlerdir. Benzer şekilde Şafiîler, Hanefîler ve Organ nakli, kaybedilen ya da görevini yapamayan bir Malikîler ölü karnında bulunan altın, mücevherat gibi organın yerine canlı veya ölü bir vericiden alınan sağlam ve değerli şeylerin çıkarılması için ölünün karnının aynı görevi üstlenecek başka bir organın nakledilmesi yarılmasına belirli kayıtlar altında cevaz vermişlerdir. işlemidir. Günümüzde organ nakli birçok organ hastalığında alternatifi henüz geliştirilememiş bir tedavi ÖTENAZİ yöntemi olarak yaygın bir şekilde uygulanmaktadır. Bu Ötenazi sözlükte "iyi ölüm" demektir. Terim olarak da açıdan tıp ilminin önemli ilgi alanlarından biridir. Ancak iyileşmesi imkansız bir hastalıktan dolayı dayanılmaz acılar konu din, ahlak ve hukuk alanlarını da yakından çeken bir kimsenin yaşamına, kendi veya kanunî ilgilendirmektedir. Çünkü bu işlemde alıcı da verici de temsilcilerinin isteği üzerine, acı vermeyen bir yöntemle insan olup uygulama insan organı üzerinde sonvermek demektir gerçekleştirilmektedir. Biz burada konuya sadece dini açıdan ele alacağız. Fakat önce organ nakli ile ilgili kısa bir Ötenazinin Dinî Hükmü tarihçe verelim: Ötenazinin bir hukuki bir de dinî/ahlakî boyutu vardır. Bu Organ Naklinin İtikadî Boyutu uygulama pek çok ülke tarafından yasadışı ve suç olarak kabul edilmektedir. Ötenazinin türüne göre suçun niteliği Organ naklinin, cismanî haşir ve organların kıyamet günü ve cezası ülkeden ülkeye değişmektedir. Hollanda, Belçika şahitlik edeceği inancıyla ve genel olarak İslam'daki dini ve A.B.D'nin bazı eyaletlerinde ise ötanazi yasal olarak sorumluluk esaslarıyla bağdaşıp bağdaşmadığı uygulanmaktadır. Ötanazi tıp etiği açısından da büyük tartışılmaktadır. tartışmalara sebep olmaktadır. 1. Ehl-i sünnet bilginleri ve kelamcıların çoğunluğu Kur'ân- Hıristiyanlık, Musevilik gibi semavi dinler ötanaziyi kabul ı Kerîm'deki bazı ifadelere dayanarak ahrette haşrin cismanî etmemektedir. İslam dini de genel anlamda bu uygulamaya olacağını, yani insanın ruh ve bedeniyle birlikte şiddetle karşı çıkmakta ve bu işlemi yapanlara suçun diriltileceğini ve böylece hesaba çekilip ceza veya mükâfat niteliğine göre çeşitli cezaî yaptırımlar öngörmektedir. göreceğini savunur. Bu açıdan bakıldığında organ nakli tereddütle karşılanabilmektedir. İslam hukukunda ötenazi suçunu işleyenlerin hukuki ve cezai sorumluluğu hakkında geniş bilgi edinmek için Yaşar Fakat günümüzde İslam bilginlerinin çoğunluğu organ Yiğit'in "İslâm Ceza Hukuku Açısından Ötanazi ve Hukukî naklinin bu inancı zedeleyen bir yönünün bulunmadığı Sonuçlarının Değerlendirilmesi" adlı makalesini görüşündedir. Çünkü nakledilen organ haşir sırasında asıl inceleyebilirsiniz. sahibine geri dönecektir. Ahrette insanın bütün organları en ince ayrıntısına kadar toplanacaktır. Organların toprakta Genel anlamda ötenazinin meşruiyeti "ölme hakkı" denilen çürümesi, yanıp kül olması, hayvanlar tarafından parçalanıp bir hakka dayandırılmaktadır. Bu hakkın İslam dini yenmesi gibidurumlarda da herkesin asli parçaları tarafından tanınabilmesine engel birçok dini, ahlaki ve kendisiyle haşredilecektir. Nakledilen organın yeni hukuki ilke bulunmaktadır. Her şeyden önce İslaminsan sahibinde sevap veya günah işlemesi ise tamamen bu fiili hayatına büyük önem vermiştir. Dinin temel amaçlarının en işleyenle ilgili bir husustur. Çünkü sorumlulukta aslolan başında canın korunması ilkesi yer almaktadır. Kur'an-ı iradedir. Kerim'de "Bir insana hayat vermek bütün insanlara hayat vermek gibidir" buyurulmaktadır (el-Mâide 5/33). Kişilerin


2. Kur'an-ı Kerîm'de kıyamet günü insanın ağzının eder ve bunu esas itibariyle zaruret ve maslahat mühürleneceği, ellerinin konuşup, ayaklarının şahitlik prensipleriyle temellendirirler. Bu bakışa göre insan yapacağı bildirilir (en-Nûr, 24/24). Organ naklini caiz hayatını tehdit eden bir açlık ve zaruret durumunda haram görenler bu ve benzeri ayetleri şöyle yorumlarlar: Bu fiillerin mubaha dönüşeceği ve günahın kalkacağı fıkhın konudaki naslar organların lisân-ı hâl ile konuşacağı temel ilkeleri arasında yer alır. İslam ölüye değer vermekle şeklinde anlaşılabilir. Veya bunlar Allah'ın huzurunda birlikte insana ve hayata daha çok değer vermiş, hayatı insanın mazeret ileri sürme ve yalan beyanda bulunma korumayı dinin beş temel gayesinden biri saymıştır. imkânının bulunmayacağı, her şeyin apaçık ortada olacağı Bu görüş sahipleri klasik fıkıh doktrinindeki bazı görüş ve anlamında da yorumlanabilir. fetvaların da bu konuya ışık tuttuğunu söylerler. Mesela 3. Organ nakli, alıcı ve vericinin kişilik özellikleri ve dini İslam bilginleri, hayatı tehdit eden açlık zarureti karşısında sorumluluğu bakımından da bazı tereddütler kalan kimsenin ölü insan etinden bile yiyebileceğini, tedavi doğurmaktadır. Ancak İslam bilginlerinin önemli bir maksadıyla haram ve necis şeyleri kullanılabileceğini, insan çoğunluğu bu yönden de organ naklini engelleyen bir vücuduna, ölünün kemiğinin veya dişinin takılabileceğini gerekçenin bulunmadığını belirtirler. Bu durumu da şöyle belirtmişlerdir. Yine otopsi konusunda da işaret ettiğimiz açıklarlar: Duygu, düşünce, akıl, inanç gibi manevi ve ruhi gibi fıkıh bilginleri yavruyu kurtarmak için ölen annenin özellikler organların biyolojik yapısına bağlı değildir. Bu karnının yarılabileceğini ve yutulmuş mücevher gibi değerli yüzden organ nakli ile kişilik transferi olmaz. bir malı çıkarmak için ölünün karnının açılabileceğini söylemişlerdir. Diğer taraftan İslam cinsi, milliyeti, rengi, dini ve konumu ne olursa olsun her insana insan olarak bakmakta ve eşit bir ÇOCUK DÜŞÜRME VE KÜRTAJ yaşama hakkı tanımaktadır. Dolayısıyla organ veren Çocuk düşürme meselesi aslında yeni bir konu değildir. kimsenin veya organ verilen şahsın fasık veya gayri müslim Klasik fıkıh eserlerinde öteden beri bu konu hem dinî olması durumunda diğer taraf sorumlu olmaz. Sorumlulukta hükmü hem de hukukî ve cezaî yaptırımı bağlamında ele herkesin kendi hür iradesi esastır. İslam tedaviye önem alınmıştır. Bu eserlerde yer alan açıklama ve hükümlerin vermiş, her insana tedavide eşit haklar tanımış, bir insana önemli bir kısmının dönemin yetersiz tıbbi bilgi ve hayat vermeyi bütün insanlığa hayat verme gibi görmüştür. anlayışlarına dayandığı da bir gerçektir. Bunların Bu sebeple Müslüman veya dindar olmayan kimselere günümüzde büyük bir gelişme kaydeden modern tıbbın organ vermek, onun günah işlemesine yardımcı olmak veya verileri ışğında yeniden gözden geçirilmesine ihtiyaç ömrünü uzatmak anlamına gelmez. duyulmaktadır.

Organ Naklinin Fıkhî Boyutu Klasik Fıkıh Geleneğinde Çocuk Düşürme

İslam bilginleri organ nakli meselesini fıkhî açıdan ele Bu yaklaşımlar temelinde klasik fıkıh bilginlerinin çocuk alırken genel hükümler içeren naslara ve genel fıkıh düşürme ile ilgili görüşlerini şu şekilde özetleyebiliriz: kaidelerine dayanmaktadırlar. Bu bağlamda konu ile ilgili  Hanefîlerin çoğunluğu ruhun 120 günde bir fayda-zarar değerlendirmesi yapmakta, bu arada fıkıh üflendiğini bildiren hadise dayanarak bu süreye geleneğindeki bazı çözümlerden de dolaylı biçimde kadar çocuğun düşürülmesini caiz görmüştür. yararlanmaktadırlar. Hanefî bilginlerden bazıları bunun mutlak

Konuyla ilgili çağdaş tartışmaların genel olarak haramla olmadığını, sadece haklı ve zorunlu bir sebebe tedavi, diri olsun ölü olsun insan bedeninin saygınlığı ve dayanması halinde caiz olabileceğini dokunulmazlığı, yaratılışı bozma yasağı ve zaruret prensibi belirtmişlerdir. Emzikli çocuğu bulunan kadının gibi konular temelinde yürütüldüğü görülmektedir. gebe kalması durumunda sütünün kesilmesi, kocanın da sütanne temin edememesi durumu bu Organ nakline olumsuz bakanlar, bu işlemi verici açısından mazeretler arasında sayılmaktadır. insanın kendi bedeni üzerinde zararlı ve haksız bir tasarrufta bulunması olarak değerlendirirler. Alıcı açısından  Şafiîler cenine gebeliğin kırkıncı gününden sonra ise başkasının hayat hakkına tecavüz, haram maddeyle ruh üflendiğine ilişkin hadisi esas alarak bu süre tedavi ve yaratlışı bozma olarak görürler. Bu yaklaşıma içinde eşlerin rızasının olması ve anne adayının sahip olanlar, ileride insanın her organından yararlanmanın bundan zarar görmemesi şartıyla çocuk bir şekilde meşru görülmesinden, dolayısıyla insan düşürmenin caiz olduğunu söylemişlerdir. Hanbelî bedeninin defnedilmeden parçalara ayrılarak her bir mezhebinde de tercih edilen görüş ruh üflenmeden parçasından faydalanma yoluna gidilmesinden endişe önce çocuk düşürmenin caiz olduğu yönündedir. duyarlar ve bu durumun insanın saygınlığı ilkesi ile Onlar da bu konuda kırk günü esas almışlardır. bağdaşmadığını dile getirirler. Bu bilginler cismanî haşir ve Fakat her iki mezhep içinde de çocuk düşürmenin organların şahitliği inancı ile asli yaratılışı (hilkat) gebeliğin her aşamasında caiz olmadığı görüşünde bozmanın caiz olmamasını da kendi görüşlerine destek olan bilginler vardır. Örneğin Şafiî bilginlerinden olarak sunarlar. Gazzalî ceninin rahim duvarına yapışmasından itibaren çocuk düşürmenin caiz olmadığını ve Günümüz fıkıh bilginlerinin çoğunluğu ise organ naklini cinayet sayıldığını belirtmiştir. Ancak Gazzalî alıcı açısından bir tür meşru tedavi yöntemi olarak kabul bunun günahının ilk günlerde daha hafif olduğu


gebelik süresi arttıkça günahın katlandığı görüşündedir.  Malikîlere göre de kırk günden sonra çocuk düşürmek haramdır. Bu mezhepte ağırlıklı görüş kırk günden önce de çocuk düşürmenin haram olduğu yönündedir. Bununla birlikte bu mezhebe mensup bazı bilginler kırk günden önceki çocuk düşürmelerin mubah veya mekruh olduğunu söylemişlerdir. Bu arada Zahirîler de Malikilerdeki hâkim görüşe paralel olarak çocuk düşürmenin hiçbir şekilde caiz olmadığı görüşündedirler.

Çağdaş Dönemde Kürtajla İlgili Görüşler Sözlükte "kazımak" anlamına gelen kürtaj teknik bir terim olarak rahim içindeki bir gebeliğin tıbbî bir müdahale ile sonlandırılması demektir. Bunun için gebeliğin durumuna ve süresine göre farklı teknikler uygulanmaktadır. Günümüzde oldukça gelişen tıp bilim ve teknolojisi sayesinde ana rahmindeki ceninin durumu ve gelişim süreçleri ayrıntılı bir şekilde izlenebilmektedir. Bu bilgiler ana rahmindeki embriyonun bedensel olarak gebeliğin ilk haftalarından itibaren çok hızlı bir gelişme kaydettiğini, altıncı ve yedinci haftalardan sonra (yaklaşık 40-45 gün) dışarıdan bakıldığında bir insan şekline kavuştuğunu göstermektedir. Çağdaş fıkh bilginleri günümüzde yeni bir boyut kazanan kürtaj meselesine bu yeni bilimsel ve tıbbî veriler ışığında yaklaşmakta ve çocuk düşürme ile ilgili klasik fıkhî anlayıştan oldukça farklı sonuçlar ortaya koymaktadırlar.

SUN'Î DÖLLENME VE TÜP BEBEK Günümüzde çok tartışılan meselelerden biri de tüp bebek uygulamasıdır. Bu uygulama değişik tıbbî rahatsızlıklar sebebiyle çocuk sahibi olamayan çiftlerin çocuk sahibi olmak amacıyla kullandıkları bir tekniktir. Tüp bebek uygulaması bir tür sun'î döllenme yöntemidir. En basit anlatımıyla şöyleuygulanmaktadır. Normal yoldan çocuk sahibi olamayan ailelerde anne adayına bazı hormonlar aşılanmakta, bu şekilde yumurtalıklar uyarılarak birçok yumurta elde edilmektedir (en az 7-9 adet). Bunlar baba adayının spermleri ile laboratuar ortamında döllendirilmekte ve embriyoların gelişmesi için yine laboratuar koşullarında birkaç gün bekletilmektedir. Bundan sonra elde edilen embriyolardan iki üç tanesi anne adayının rahmine yerleştirilmektedir.

İslam Bilginlerinin Tüp Bebek Konusuna Yaklaşımları Sun'î döllenme ve tüp bebek uygulaması aslında normal yoldan çocuk sahibi olmayan eşleri tedavi etmek ve onların çocuk sahibi olmasını sağlamak üzere geliştirilmiştir. Bu açıdan başlangıç olarak gayet olumlu ve iyi niyetlidir. Fakat bu yöntem daha sonra özellikle Batı'da giderek farklı boyutlar kazanmış ve toplumun geleneksel, dinî, ahlakî ve sosyal değerleriyle çelişen bir takım amaçlar doğrultusunda kullanılmaya başlanmıştır. Batı ülkeleri başta olmak üzere bütün dünyada sun'î döllenme ve tüp bebek konusu tıp etiği ve biyoetik açıdan ciddi şekilde tartışılmaktadır.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında