Giriş 2. Akıtılmış kan: Eti yenen hayvanlardan da olsa, canlı veya ölü hayvanın vücudundan akıp ayrılmış olan kan Bu çerçevede özellikle son yıllarda, "Helal Sertifikası" haramdır. uygulamaları ve buna dönük talepler yoğun bir şekilde gündeme gelmeye başlamıştır. Bu alanla, ulusal ve 3. Domuz eti: Kur'ân'da etinin haram olduğu belirtilen tek uluslararası düzeyde birçok kurum ilgilenmeye başlamış, hayvan domuzdur. helal gıda konusunda genel standartlar geliştirme çabaları 4. Allah'tan başkası adına kesilen hayvanlar: Putlara yoğunluk kazanmıştır. (dikili taşlar) adanan hayvanlar da bu kapsamda TEMEL İLKELER değerlendirilir.
Yiyecek ve içeceklerle ilgili birçok dinî-fıkhî ilkeden söz Kur'ân'da haram kılınan gıdalar bunlarla sınırlandırılmıştır. edilebilir. Haram yetkisinin Allah'a ait olması, harama Kur'ân'ın helal-haram ölçütü olarak belirlediği "tayyibât- sebep olan şeylerin de haram kabul edilmesi, haramlar habâis" çerçevesinde Resûl-i Ekrem (sav), ehli eşeklerin, konusunda hileye başvurulamayacağı, iyi niyetin haramı yırtıcı kuşların ve pençeli hayvanların da haram olduğunu meşur kılmadığı, haram şüphesi taşıyan şeylerden uzak ifade etmiştir. Alkollü içki tüketimi ise, hem âyetlerde hem durulması gibi. Biz, gıdalarla ilgili güncel problemlerin de hadislerde haram kılınmıştır. kurmaya çalışan, kısaca fıkhî hükmünü belirleme noktasında yol gösterici olacağı dinle hayat, nasla olgu arasında köprü vazifesi gören düşüncesiyle bazı ilkeleri kısaca açıklamak istiyoruz. oldukça canlı ve dinamik bir ilmî faaliyet alanıdır.
Yiyecek ve İçeceklerde Kural Helal Olmaktır Günümüzde durmadan gelişen ve değişen hayat olayları karşısında kendi iç dinamikleriyle bu gelişmeleri takip Fıkıh bilginlerinin büyük çoğunluğuna göre, "eşyada asıl etme, yönlendirme ve yeni meselelere çözüm üretme olan ibâhadır." Dolayısıyla dinî bir belirleme bulunmadığı misyon ve görevi de fıkıh ilminin omuzlarındadır. sürece yasaktan ve haramdan söz edilemez. Yeme-içmeyle ilgili hususlar da, bu kural çerçevesinde değerlendirilir. İSTIHÂLE VE KARIŞIM Kur'ân-ı Kerim'de, yeryüzünde ne varsa hepsinin insan için İstihale, hayvansal veya bitkisel bir ürünün bir halden yaratıldığı, göklerde ve yerde bulunan her varlık ve imkânın başka bir hale geçmesi demektir. Bunun somut göstergesi Allah'tan bir lütuf olmak üzere insanın emrine verildiği ise, şekil ve isim değişikliğidir. Yiyecek ve içecekler söz belirtilir (Bakara 2/29; Câsiye 45/13). "Allah'ın kulları için konusu olduğunda istihâle, haram olan gıdanın şekil ve yarattığı güzel giysileri ve temiz yiyecekleri kim haram mahiyet değişikliğine uğramasını ifade eder. kıldı?" (A'râf 7/32) buyrulmak suretiyle bu hususun teyit edilmesi son derece önemlidir. Helallik ilkesinin bir Karışım ise, iki farklı maddenin ayrıştırılamayacak şekilde uzantısı olmak üzere Kur'ân'da haram kılınan yiyecek iç içe geçmesi, birisinin diğeri içinde çözülüp kaybolması maddeleri sınırlandırılmış (En'am 6/145; Nahl 16/115), Hz. demektir. Süte veya hamura bir miktar şarabın dökülmesi Peygamber'in sünnetinde de bu çerçevede açıklamalara yer gibi. verilmiştir (Tirmizî, "Libâs", 6; İbn Mâce, "Et'ime", 60). Günümüzde helal gıda konusuyla ilgili fıkhî problemlerin Mübahlık ve serbestlik ilkesinin bir gereği olarak, herhangi büyük çoğunluğu, istihâle ve karışımla ilgilidir. İstihâlenin bir gıda maddesinin dinî-fıkhî hükmü konusunda şüpheye mahiyeti, istihâlenin kendiliğinden veya dışarıdan düşüldüğünde, ilke veya ayrıntı düzeyinde yasaklayıcı bir müdahale ile gerçekleşmesi, istihâleye konu mal ya da delil bulunmadığı sürece onun helal olduğu kabul nesnenin dinî açıdan hükmü, istihâlenin helal gıda üretmede edilecektir. Kur'ân ve Sünnet'te haram olduğu belirtilen temel yöntem olarak işletilme imkânı gibi hususlarda gıdaların sınırlı olduğu göz önünde bulundurulduğunda, benimsenen görüş, bunlara bağlı gıda problemlerinin haramların oldukça az ve alanının dar, helallerin ise çok ve hükmünü de belirleyici olmaktadır. Benzer bir durum, sınırının geniş olduğu ortaya çıkmaktadır. Âyet ve karışım için de geçerlidir. Özellikle ilaçlar, gıda katkı hadislerde haram kılınan yiyecek ve içecekler şunlardır: maddeleri, jelatin, mayalar ve yerli veya ithal hazır gıdalarla ilgili şüphe ve tereddütler, doğrudan istihâle veya 1. Ölmüş hayvan eti (meyte): Dinî usûle uygun helal ürüne haram bir maddenin karışmasıyla ilgilidir. kesilmeden öldürülmüş ya da kendiliğinden ölmüş hayvanlar meyte grubuna girer. Mâide sûresinin Sorunu şu şekilde ortaya koymak mümkündür: Jelatin, üçüncü âyetinde bu durumun değişik şekillerde ortaya peynir mayası, koruyucu katkılar gibi gıda ürünlerinin çıkabileceği ifade edilmiştir. Bunlar, boğulmuş, sert bir üretiminde, domuz unsuru, murdar hayvan eti, kemiği, cisimle vurularak öldürülmüş, yüksek bir yerden atılma derisi veya başka bir parçası kullanılabilir mi? Bunlar yapı veya düşme sonucu ölmüş, başka bir hayvanın değişimine uğrayarak peynir, maya, ekmek, şeker, puding darbesiyle ölmüş ve yırtıcı ya da pençeli hayvanların gibi bir şekil ve mahiyete kavuşursa, yapımında necis ve öldürüp parçaladığı hayvanın eti şeklinde belirtilmiştir. haram madde kullanılması sebebiyle bu yeni madde de Aslında ölmüş hayvan sınıfına dahil olmakla birlikte haram mı olacaktır, yoksa yeni hali dikkate alınarak helallik balık ve çekirge ölüsü, Hz. Peygamber'in (s.a.) hükmü mü verilecektir? beyanıyla helal olan gıdalardan sayılmıştır. Helal gıdaya necis ve haramın karışması veya karıştırılması durumunda da sorun aynıdır. Söz gelimi süt gibi helal bir sıvıya bir miktar alkol katılır, rengi, tadı, kokusu, sarhoş
etme gibi özellikleri kaybolursa, bu içecek yine alkol gibi 1. Allah ve Resûlü'nün haram olduğunu belirttiği mi değerlendirilecek, yoksa hükmü, baskın unsur ve yiyecek ve içecekler, farklı yöntemler ve değişik isimler özelliğe göre mi belirlenecektir? altında tüketilme yoluna gidilebilir. İstihâle, her zaman için haramları çiğneme yöntemi olarak işletilme potansiyeline İstihâleyle ilgili fıkhî değerlendirmeler karışım için de sahiptir. geçerli olduğundan, konu istihâle çerçevesinde ele alınacaktır. Değerlendirmelerinin merkezine bu düşünceyi yerleştiren bilginler, istihâleyi, insanın bilgi ve müdahalesi olmaksızın Fıkıh bilginleri ve mezhepler istihâle konusunu, kendiliğinden meydana gelme ile sınırlandırırlar. Bu görüşü kendiliğinden gerçekleşen istihâle ve dışarıdan müdahale savunanlara göre, istihâle ve karışımın iradî olarak sonucu oluşan istihâle olmak üzere genellikle iki kısma gerçekleşmesi durumunda, değişime uğrayan maddenin ayırarak incelemişlerdir. Mevcut haliyle yenilip içilmesi yapı ve özellik bakımından tamamen değiştiğine dair dinen haram olan (habîs) bir gıda veya içecek, gıdacı, kimyacı gibi uzman görüşü olsa bile, haram hükmü kendiliğinden istihâleye uğrar ve dinen tüketilmesi helal bir değişmez. maddeye (tayyib) dönüşürse, bunun tüketilmesinin helal olduğunda görüş birliği bulunmaktadır. 2. Tarım alanlarının her geçen gün azalmasına karşın dünya nüfusu hızla artmaktadır. 7 milyara yaklaşan dünya Fakat istihâle, dışarıdan müdahaleyle yani irade ve isteğe nüfusunun gıda ihtiyacının karşılanabilmesi için, her geçen bağlı olarak gerçekleşirse, istihâleye uğrayan ürün Şâfiî ve gün daha fazla gıda üretilmesi gerekmektedir. Doğal Hanbelîlerle, Hanefî müctehidlerden Ebu Yusuf'a göre helal kaynaklar bu ihtiyacı karşılamaya yetmediğinden, gelişmiş hale gelmez, tüketilmesi hâlâ haramdır. Nitekim Allah teknolojinin sunduğu imkânlardan âzâmî düzeyde Resûlü (s.a.) şarabın sirkeye dönüştürülmesini yasaklamıştır yararlanılması zorunluluk halini almıştır. Bunun için (Müslim, "Eşribe", 11). hammadde ayırımı yapmaksızın sağlıklı gıdaya Hanefî ve Mâlikîlerle, İbn Hazm, İbn Teymiyye ve İbn dönüştürülebilir her şeyden yararlanılmalıdır. Kayyım el- Cevziyye gibi müctehidlere göre ise, istihâlenin Konuya bu açıdan yaklaşan ayrıca haram nitelemesinin, kendiliğinden gerçekleşmesiyle, insan müdahalesiyle ve maddenin en son yapısı ve özelliğine bağlı olduğunu kabul iradeye bağlı olarak gerçekleşmesi arasında herhangi bir eden bilginler stihâlenin mutlak anlamda haramı helal fark bulunmamaktadır. Her iki durumda da, haram helale yaptığı görüşündedirler. Bu bilginlere göre, istihâlenin irade dönüşür. Çünkü haramlık, bir nesnenin mevcut hali ve ve müdahaleyle gerçekleşmesinin herhangi bir önemi özelliğiyle ilgilidir. Bu hal ortadan kalkıp farklı bir yapı ve bulunmamaktadır. Ancak istihâleye uğrayan mal veya ürün, mahiyete kavuşunca, haram hükmü de kalkar. bu görüşü benimseyenlerin çoğunluğuna göre domuz Günümüz fıkıh bilginlerinden bazıları geleneksel kaynaklı olmamalıdır. Bazılarına göre ise, domuz ve ictihadlardan birisini tercih etmekte, bazıları ise farklı cüzlerinin de istihâlesi mümkün ve caizdir. değerlendirmelerde bulunmaktadır. Bu görüş ve tercihleri HAYVAN KESIMIYLE İLGILI SORUNLAR şu şekilde sıralamak mümkündür: Eti yenilebilen hayvanlardan kara hayvanlarıyla hem karada Haramın istihâle ile helal hale gelebilmesi için, istihâlenin hem de denizde yaşayabilen hayvanların etinin helal kendiliğinden gerçekleşmesi gerekir. olabilmesi için, fiilen veya hükmen kesilerek kanlarının İstihâlenin kendiliğinden gerçekleşmesi ile iradeye akıtılması gerekmektedir. Nitekim kendiliğinden ölen bağlı olarak gerçekleşmesi arasında herhangi bir fark hayvanlarla, kesici olan bir aletle usulüne uygun olarak yoktur. Her iki şekilde de istihâle haramı helal yapar. kesilmeden ölen hayvanlar âyetlerde meyte (ölmüş hayvan) kabul edilmiş ve etlerinin yenilmesi haram kılınmıştır İstihâle, domuz dışındaki ürün ve gıdalarda söz (Mâide 5/3; En'am 6/145). konusu olabilir. Domuzun ise, -özü ve mahiyeti itibariyle necis ve haram olduğundan- istihâlesinden Balık gibi sadece suda yaşayabilin hayvanlar ile çekirge söz edilemez ve hiçbir şekilde haramlık özelliği gibi karada yaşamakla birlikte akıcı kanı olmayan ortadan kalkmaz. hayvanların ise, etlerinin helal olabilmesi için kesilmeleri şart değildir. Nitekim Hz. Peygameber (s.a.), "Denizin suyu İstihâle, helal gıda elde etmenin temel temiz, ölüsü helaldir" (Ebu Davud, "Tahâret", 41) yöntemlerindendir. Dolayısıyla istihâlenin, iradeye buyurmuş, bir başka hadiste de ölü hayvanlardan balık ve bağlı olarak gerçekleşmesinin hüküm açısından her- çekirgenin Müslümanlara helal olduğunu ifade etmiştir hangi bir önemi bulunmadığı gibi, istihâleye uğrayan (Müsned, II, 97). mal veya ürünün de önemi yoktur. Kesimle ilgili güncel fıkhî problemlerin genellikle, kesim Bu görüşlerin her birisi için, savuşturulamaz çaresizlik ve işlemini gerçekleştiren kişinin dinî mensubiyeti, kesim alternatifsizlik durumu (zaruret), haramlığın geçici olarak sırasında besmele çekilmesi ve kesim yöntemiyle ilgili kalkması için bir gerekçe oluşturmaktadır. olduğu görülmektedir. Konu bu başlıklar altında ele İstihâle ve buna bağlı gıda problemleriyle ilgili fıkhî alınacak, kesim yöntemi başlığı altında elektroşok, seri değerlendirmelerde şu iki eğilimin belirleyici olduğu kesim ve sulu yolum konuları işlenecektir. görülmektedir:
Kesenin Dinî Mensubiyeti gibi eti de necis hale getirmez. Necis olan kan, etten ayrılmış yani akıtılmış kandır. Bunun bir kısmı etin Müslümanlar açısından eti yenen hayvanlar grubuna giren üzerinde kalmış hatta pıhtılaşmışsa, yıkanmak suretiyle bir hayvanın etinin helal olabilmesi için, bir Müslüman temizlenir ve yenir. veya Yahudilik, Hıristiyanlık gibi özü itibariyle ilahî kaynaklı dine mensup birisi (ehl-i kitap) tarafından Seri Kesim: Artan nüfus ve şehirleşme olgusuna, kesilmesi gerekir. Bu hususta, İslam alimleri arasında teknolojik gelişmenin de eşlik etmesi, birçok yeni sektörün herhangi bir görüş ayrılığı bulunmamaktadır. Domuz, şarap, oluşmasını sağlamıştır. Bunlardan birisi de, geçmişte leş gibi hakkında özel yasak bulunan yiyecekler hariç ehli bireysel ve çoğu zaman amatörce gerçekleştirilen hayvan kitabın yiyip içtikleri Müslümanlara helal olduğu gibi kesimi ve kasaplık işlerinin, günümüzde, modern kestikleri de helaldir. Mâide sûresinin beşinci âyeti bu kesimhanelerde, gelişmiş teknoloji ürünü alet ve hükmün açık delilidir. "Bugün size temiz ve faydalı nimetler makinelerle gerçekleştirilmesidir. Bu sayede insan gücü ve helal kılındı. Kendilerine kitap verilenlerin yiyeceği size zamandan tasarruf sağlanmakta, et ürünlerinin hijyen helâldir; sizin yiyeceğiniz de onlara helâldir." şartlarında üretilmesi ve kısa sürede tüketiciye ulaştırılması mümkün olmaktadır. Ehl-i kitap, Allah'a inanıp bir peygambere tabi olup hak dine mensup iken zamanla hak yoldan uzaklaşan kişi ve Çok sayıda hayvanın, bir makinede ve düğmeye bir kere toplulukları ifade eden bir kavramdır. Yahudî ve basmak suretiyle kesilmesi yani seri kesim, her bir hayvan Hıristiyanlar, İslam âlimlerinin ittifakıyla ehl-i kitap kabul için Allah'ın adını anmanın gerekliliği açısından tartışılan edilmektedir. İslam âlimlerinin büyük çoğunluğu ehl-i kitap bir konudur. Özellikle kümes hayvanlarının kesimi kapsamını bu iki din mensuplarıyla sınırlı tutar. Fakat sırasında bu şartın yerine getirilmesi neredeyse mümkün temelde Allah inancı taşıması sebebiyle Ebu Hanife değildir. Sâbiîler'i, İbn Hazm da Mecûsîler'i ehl-i kitap çerçevesine Kesim esnasında Allah'ın adını anmanın sünnet olduğu dahil eder. Ehl-i kitap kapsamını daha geniş tutan görüşler görüşünde olanlara göre, bu şekilde kesilen hayvanları de vardır. yemek helaldir. Fakat Allah'ın adını anmanın kasıtlı olarak Kesim Yöntemi ya da mutlak surette terk edilmesini caiz görmeyenlere göre, mekanik kesimde bu şartın gerçekleşip Hayvanın kesim yöntemiyle ilgili günümüz fıkıh gerçekleşmediği önem arz etmektedir. problemleri arasında, elektroşok, seri kesim ve sulu yolum konuları önemli yer tutmaktadır. Bu meseleler kısaca Sulu Yolum: Günümüzde, tavuk ve benzeri kümes değerlendirilecektir. hayvanlarının tüylerini daha kolay bir şekilde ve çevreyi kirletmeden yolmak için çeşitli tekniklere baş- Elektroşok: Çağımızda bilhassa Batılı ülkelerde hayvana vurulmaktadır. Bu yöntemlerden birisi de, boğazlandıktan kesilmeden önce, elektrik şoku veya karbondioksit gazı sonra hayvanı, ortalama elli derecede sıcak su kazanına verme, tabanca kullanma, başına çekiç veya tokmakla daldırma ve 2-3 dakika bu suda beklettikten sonra yolma vurma, omuriliğine şiş sokma gibi tekniklerle hayvanın usulüdür. Bu şekilde gerçekleşen yoluma sulu yolum, sıcak sersemleştirilmesi veya bayıltılması sağlanmaktadır. Bunlar suya daldırmadan yapılan yoluma ise kuru yolum arasında elektrik şoku verme uygulaması, ülkemizde de denilmektedir. Tüy yolumunu kolaylaştırmak amacıyla sulu başvurulan bir yöntemdir. yolum usulü yerine, hayvanların üzerine buhar uygulanması Elektroşok, hayvanın daha az acı hissetmesi ve kanın âzâmî şeklinde bir usul de söz konusudur. düzeyde ve olabildiğince hızlı akmasını sağlamak amacıyla, Kuru ve sulu yolum usullerinin ortak özelliği, yolum kesim öncesi hayvana belli düzeyde elektrik vermektir. işleminin genellikle, hayvanın üzerindeki dışkı, kan Bir hayvanın etinin dinen helal olabilmesi için, diğer bulaşığı, varsa diğer pislikler arıtılmadan şartlarla birlikte, hayvanın kesim esnasında canlı olması ve gerçekleştirilmesidir. Bu ortak özelliğe rağmen, geleneksel ölümünün bu kesim işlemi sonucu gerçekleşmesi şarttır. kuru yolum usulünün dinen sakıncasının bulunup Kesim esnasında canlı olmayan veya kesim işlemi dışında bulunmadığı hususunda tereddütlerle karşılaşılmamakta, bir sebeple ölen hayvan, dinen murdar kabul edilir ve eti fakat sulu yolumla ilgili bazı şüpheler bulunmaktadır. Bu yenilmez. durum, sulu yolumda hayvanın bir süre sıcak suda tutulması sebebiyle üzerindeki pisliklerin ete bulaşması ve eti necis Hz. Peygamber (s.a.), "Hayvanı kestiğinizde kesimi güzel hale getirmesi endişesinden kaynaklanmaktadır. yapınız" buyurmuştur (Buhârî, "Zebâih", 15). Hayvanı sakinleştirecek veya bayıltacak düzeyde elektrik şoku ALKOLLÜ İÇKİLER uygulamasının, hadiste tavsiye edilen güzel kesim “Ey iman edenler! Şarap, kumar, dikili taşlar (putlar), kapsamında değerlendirilmesi de mümkündür. Elektroşok kısmet ve şans oyunları, ancak şeytanın pis işlerindendir; uygulanarak gerçekleştirilen kesimlerde, kanın tamamen bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz. Şeytan, içki ve boşalmaması şeklindeki iddia ve ihtimaller, etin helalliğini kumar yoluyla aranıza düşmanlık ve kin sokmak ve sizi değiştirmez. Kaldı ki bilimsel araştırmalar, elektrik şoku Allah’ı anmaktan ve namaz kılmaktan alıkoymak ister. Artık uygulanarak kesilen hayvanlarda âzâmî kan akışının sağlandığını ortaya koymaktadır. Öte yandan damarlarda ve bunları bırakıyorsunuz değil mi?” (Mâide 5/90-91). etin içine sinmiş halde bulunan kan, kendisi necis olmadığı (Yasağa hazırlık aşamasıyla ilgili âyetler için sırasıyla bk.
Nahl 16/67; Bakara 2/219; Nisâ 4/43). İslam alimleri içki içmenin bu âyetlerle haram kılındığı hususunda ittifak etmişlerdir. Âyetlerde kullanılan “hamr” kelimesi, bazı sahabe ve tabiûn fakihleriyle Ebu Hanife’ye göre yaş üzümden elde edilen içkiyi ifade eder ve özü itibariyle (li aynihî) haramdır. Yaş üzüm dışında başka hammaddelerden elde edilen içkiler ise, sarhoşluk meydana getiriyorsa haramdır BAĞIMLILIKLAR
Bu başlık altında, çağımızın yaygın bağımlılıklarından uyuşturucu madde kullanımı ve sigara konusundaki fıkhî görüşlere yer verilecektir.
Uyuşturucu Madde Kullanımı
İslam'ın beşerî davranışların dinî hükmünü belirleme konusundaki genel tavrı, ilke ve amaç belirleme şeklinde olmuştur. Bu çerçevede bazen örnekleme mahiyetinde, bazen de hayatın temel bir değeri olması itibariyle tikel olaylara ilişkin hükümlerde bulunma da söz konusudur. Bu tavrın bir gereği olmak üzere, bir müslümanın hayatta karşılaşabileceği yeni durumların dinî hükmü, o meseleye tatbik edilebilecek genel ilkeden hareketle ya da tikel hükmün gerekçesini (illet) oluşturan niteliğe göre belirlenecektir.
Sarhoşluk veren veya uyuşturucu etkiye sahip olan şeylerin, sıvı, katı veya uçucu olması haramlık hükmünü etkilemez. Buna göre, sözgelimi bali çekmek, uyuşturucu özelliği sebebiyle diğer uyuşturucular gibi haram olmaktadır. Aynı şekilde yararlanma ve tüketilme şeklinin (yeme, içme, damara zerk etme, dumanını çekme gibi) de, haramlık hükmünde bir değişikliğe yol açması söz konusu olmaz. Çünkü bunlar hükümde etkili olan özellikler değildir.
Sigara
Çağımızın en yaygın bağımlılığı sigaradır. Öyle ki sigara, bilim ve teknoloji bakımından ilerlemiş toplumlardan, bu noktalarda geri kalmış toplumlara, tanrı tanımazlardan ilahî bir din mensuplarına kadar sıklıkla karşılaşılan yaygın bir bağımlılıktır.
Sigara içmenin Müslüman toplumlarda da baş göstermesi, alışkanlık halini almaya ve toplumda yayılmaya başlaması üzerine, sigaranın dinî hükmü tartışılmaya başlanmıştır. Sigara içmenin dinen sakıncalı olup olmadığına dair değerlendirmelerin, tıp ve pozitif bilimlerdeki gelişmelere bağlı olarak, haramlık yönünde bir seyir izlediği görülmektedir.