AÖF Soru Bankası

TefsirÜnite 9 Soru-Cevap

Tefsir (ILH2001) soru-cevapları.

“Her nefis ölümü tadacaktır. Bir fitne olarak sizi hayır ile de
şer ile de deniyoruz. Ve siz, ancak bize döndürüleceksiniz” meâlindeki
Enbiyâ sûresinin 35. âyetinde geçen fitne kelimesi hangi anlamda kullanılmıştır?

“Her nefis ölümü tadacaktır. Bir imtihan (fitne) olarak sizi hayır ile de
şer ile de deniyoruz. Ve siz, ancak bize döndürüleceksiniz” meâlindeki
Enbiyâ sûresinin 35. âyetinde geçen fitne kelimesi de imtihan ve sınama
anlamında kullanılmıştır. Her canın ölümü tadacağının, insanların hayır ve
şerle imtihan edileceklerinin belirtildiği bu âyette görüldüğü üzere gerek
nimetle ve gerekse belâ ile insanın imtihana tabi tutulması fitne ile ifade
edilmiştir

Kur’ân'ın sağlıklı anlaşılması için onda yer alan kelime ve kavramlara yönelik sağlıklı araştırma biçimi nasıl olmalıdır?

Kur’ân'ın sağlıklı anlaşılması için onda yer alan
kelime ve kavramların Kur’ân bütünlüğü çerçevesinde anlaşılması hayati
önem taşır. Farklı yönlere çekilmeye müsait olan ve anlamada hassasiyet
gerektiren Kur’ânî kavramlardan biri de “fitne” kavramıdır. Bu kavram
kültürel ve geleneksel kabullerle bazen siyasî bazen de sosyolojik bir boyut
kazanmakta ve bu boyutu ile de algılanmaktadır. Bu sebeple söz konusu
kavramın Kur’ân'da geçtiği her yerde, Kur’ân'ın bütünlüğü çerçevesinde
kazandığı anlamların, incelemeğe değer bir husus olduğunda şüphe yoktur.
Bu tür kelime ve kavramları Kur’ân bütünlüğü çerçevesinde anlamaya
çalışmak gerekir. Buna uyulmadığı takdirde yanlış anlama ve yorumların
oluşması kaçınılmazdır. Bu tür çalışmalarda ele
alınan kavramın önce etimolojik kökeninin tespit edilmesi, daha sonra
semantik tahlilinin yapılması gerekir. Zira kelimenin tarihi süreç içerisinde
kazandığı yeni ve yöresel ya da kültürel anlamların ortaya çıkarılması ve bir
takım anlamsal daralmaların yahut farklılaşmaların olup olmadığının
bilinebilmesi için etimolojik ve semantik tahliller üzerinde araştırma yapılmalıdır

Fitne kelimesinin semantik açıdan kökeninde hangi anlamlar vardır?

1. F-t-n kökünün ilk temel anlamı yakmak, bir şeyi ateşle yakmaktır. 

2. Bir şeyi ateşin içerisine atmak, ateşte eritmek

3. Bir şeyi sınamak, denemek, test etmek, imtihan etmek, inceleyip tetkik
etmek, bir şey hakkında bilgi almak, bir şeyi iyice bilmek, deneyerek
öğrenmek, bir şeyi arıtıp katışıksız hale getirmek, denemek için özellikle güç
işlere maruz bırakmak.

4. Öldürmek, azap ve işkence etmek, eziyet etmek, sıkıntı ve belâya
sokmak, sıkıntıya düşmek

5. Bir şeyin kalbe çok hoş ve sevimli gelmesi, hoşa gitmesi, çok
beğenilmesi, birini büyülemek, birinin aklını başından almak, aklını çelmek,
gönlünü çalmak, insanı ne yapacağını bilmeyecek derecede şaşkına çevirmek,
tutkun olmak, âşık olmak.

6. Bir şeyi istemede çok aşırı gitmek

7. Döndürmek, vazgeçirmek, kişiyi üzerinde olduğu durumdan
uzaklaştırmak, bir şeyi ortadan kaldırmak, kişiyi hedefinden uzaklaştırmak,
düşünce ve inançlarından vazgeçirmek.

8. Birini ayartmak, azdırmak, saptırmak.

9. Kötülüğü istemek, kötü yola düşmek.

10. İnsanlar arasında kargaşa/huzursuzluk çıkarmak

Kur'an'da fitne kelimesi kök ve türevleri ile kaç ayette geçmektedir?

f-t-n kök ve türevleri Kur’ân’da elli sekiz âyette yer almaktadır.

Kur'an'da fitne kelimesi kök ve türevleriyle kaç defa zikredilmiştir?

Kur'an'da f-t-n kök ve türevleri toplam altmış defa tekrar etmektedir.

Kur'an'da bir kavramın farklı anlamlarda kullanılmasıyla ortaya çıkan meselelerin çözümü Kur'an ilimlerinden hangisiyle alakalıdır?

Kelimenin çeşitli yapılarda olması ve
değişik anlamlara gelmesi itibariyle de söz konusu ilmin el-vücûh kısmını
ilgilendirir. Bu sebeple el-vücûh ve’n-nezâir ile ilgili bazı eserlerde fitnenin
Kur’ân’da ki farklı anlamları üzerinde durulmuştur.

Dâmeğânî. göre Kur'an'da fitne kelimesinin türevleriyle birlikte kullanılan farklı anlamları hangileridir?

Dâmeğânî (478/1085) “Kâmûsu’l-Kur’ân” adlı eserinde fitnenin türevleriyle
birlikte Kur’ân’da şu on bir farklı anlamı içerdiğini belirtmiştir: Şirk;
küfür; azap; imtihan; ateşle yakma; öldürme; doğru yoldan alıkoyma; sapıklık;
mazeret; fitne; delilik.

İbn-ul Cevzi'ye göre Kur'an'da fitne kelimesinin türevleriyle birlikte kullanılan farklı anlamları hangileridir?

İbnü’l-Cevzî (597/1201)’nin “Nüzhetü’l-A’yün” isimli eserinde bu
kelimenin Kur’ân’da türevleriyle birlikte şu on beş farklı anlamlarda kullanıldığı
ifade edilmiştir: “Şirk; küfür; imtihan; azap; ateşle yakma; öldürme;
doğru yoldan alıkoyma; sapıklık; mazeret; ibret; delilik; günah; cezâ; hastalık;
hüküm.

Fîruzabadiye göre Kur'an'da fitne kelimesinin türevleriyle birlikte kullanılan farklı anlamları hangileridir?

Fîrûzâbâdî (817/1414) ise “Besâir” adlı eserinde söz konusu kelimenin
Kur’ân’da şu on iki farklı anlamı karşıladığını söylemiştir: Azap; şirk; küfür;
günah; imtihan-deneme; işkence, yakmak; öldürme, helak etme; doğru yoldan
alıkoyma; sapıklık, şaşkınlık; mazeret, çare; delilik, gaflet.

“Bilin ki, mallarınız ve çocuklarınız birer fitnedir (fitnetün). Allah katında ise büyük bir mükâfat vardır” meâlindeki Enfâl sûresinin 28. âyetinde geçen fine kelimesi hangi anlamda kullanılmıştır?

Kur’ân’da fitne formunun sınav, deneme ve deneme aracı anlamında
kullanıldığı âyetlerden biri, “Bilin ki, mallarınız ve çocuklarınız birer sınav
aracıdır (fitnetün). Allah katında ise büyük bir mükâfat vardır” meâlindeki
Enfâl sûresinin 28. âyetidir. Âyette belirtilen bu sınav araçları, sorumluluklarını
yerine getirip getirmediğinin, Allah tarafından konulan sınırların
gözetilip gözetilmediğinin ortaya çıkması amacıyla insana verilmiştir.

“Onları (size karşı savaşanları) yakaladığınız yerde
öldürün. Sizi çıkardıkları yerden (Mekke’den) siz de onları çıkarın. Zulüm
ve fitne adam öldürmekten daha beterdir. Yalnız, Mescid-i Haram
yanında, onlar sizinle savaşmadıkça, siz de onlarla savaşmayın. Sizinle
savaşırlarsa (siz de onlarla savaşın) onları öldürün. İşte kâfirlerin cezası
böyledir.” Bu âyette geçen fitne kelimesi hangi anlamda kullanılmıştır?

Bu âyette geçen fitne kelimesi, özellikle inanca yönelik olarak
yapılan baskı, zulüm ve işkence anlamını ifade etmektedir. Bu husus sözünü
ettiğimiz âyetin hem yer aldığı bağlamdan, hem de nüzul sebebi ve
ortamından anlaşılmaktadır. O halde önce bu âyetin yer aldığı tarihsel ve
sosyal bağlamı tespit etmeye çalışalım. Âyet, kâfirlerin müminlere yönelik
saldırılarından ve yaptıkları zulümler karşısında onlarla savaşılmasının gerekliliğinden
ve yapılacak bir savaşta müminlerin nasıl davranacaklarından söz
eden bir bağlamda yer almaktadır. Bir önceki âyette, “Sizinle savaşanlara
karşı Allah yolunda siz de savaşın. Sakın aşırı gitmeyin, çünkü Allah aşırı
gidenleri sevmez” denilerek müslümanlara, kendileriyle savaşanlara karşı
savaşmaları emredilmektedir. Savaş emri ile ilgili olarak inen ilk âyetin bu
olduğunu söyleyen Kurtubî (671/1272), söz konusu âyetin nüzul sebebi ile
ilgili şu rivâyete yer verir: “Hz. Peygamber umre yapmak üzere ashab-ı kiram
ile birlikte Mekke’ye gitmek üzere yola çıktı. Mekke yakınlarında Hudeybiye
denen yerde konakladı ve müşrikler de onun Beytullah’a girmesini
engellediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber de Hudeybiye’de bir ay süreyle
kaldı. Müşrikler Hz. Peygamberle şu şartlarda anlaştılar: O yıl müminler
(umre yapmadan) geri dönecekler, ertesi yıl Mekke müminler (umre yapmaları)
için üç gün süreyle boşaltılacak ve aralarında on yıl savaş yapılmayacak.
Bunun üzerine Hz. Peygamber ve müslümanlar birlikte Medine’ye geri
döndüler. Ertesi sene Hz Peygamber umre yapmak üzere hazırlıklarını yaptı.
Müslümanlar Mekkeli müşriklerin sözlerinde durmayacaklarından endişelendiler. Onlar haram ayında harem dahilinde savaşmaktan da hoşlanmıyorlardı. İşte bu âyet-i kerîme bunun üzerine nâzil olmuştur.” Bu ayet Müminlere
kendilerini savunma hakkı vermiştir. 

M. Hamdi Yazır'a göre, fitne öldürmeden neden daha kötü bir durumdur?

M. Hamdi Yazır, fitnenin
öldürmeden neden daha kötü bir durum olduğunu ise şöyle açıklamaktadır:
“Öldürme, aslında fena bir şeydir. Fakat fitne de öldürmeden daha
şiddetlidir, daha ağırdır. Çünkü öldürmenin zahmet olması çabuk geçer, fitneninki
devam eder. Öldürme, insanı yalnız dünyadan çıkarır. Fitne ise hem
dinden, hem dünyadan eder. Bunun için fitneye tutulmaktan ise o fitneyi
çıkaranları öldürmek veya ölmek yahut da çıkardıkları fitneyi kendi başlarına
yıkmak elbette daha iyidir. ‘Ehven-i Şerreyn” (iki şerrin en zararsızı) tercih
edilir.’ kaidesi de bu gibi naslardan çıkarılmıştır”

“Aralarında Allah’ın indirdiği ile hükmet. Onların
arzularına uyma. Ve onlardan sakın ki Allah’ın sana indirdiğinin bir
kısmından seni fitneye düşürmesinler (en yeftinûke). Eğer yüz çevirirlerse, bil
ki şüphesiz Allah, bazı günahları sebebiyle onları musibete çarptırmak
istiyor. İnsanlardan birçoğu muhakkak ki yoldan çıkmışlardı” (Maide 5/50)
meâlindeki âyette en yeftinûke formunda yer alan fitne kelimesi hangi anlamda kullanılmıştır?

âyette en yeftinûke formunda yer alan fitne, ‘vazgeçirme,
hedefinden uzaklaştırma, aldatma, doğru yoldan alıkoyma, daha çok aldatma
ve şaşırtma yoluyla saptırma’ anlamlarında kullanılmaktadır.

Kalem suresi 6. ayette geçen ve fitne kelimesinden türeyen el-meftun kelimesi hangi manada geçmektedir?

Kalem sûresi 6. âyette el-meftûn formunda geçen fitnenin anlamlarından biri delirme, aklını kaçırma, çıldırma anlamında kullanılmıştır.

Kur’ân terminolojisi içerisinde fitne kelimesinin zengin anlam örgüsünü karşılayan kelimeler hangileridir?

Kur’ân terminolojisi içerisinde fitne kelimesinin zengin anlam örgüsünü karşılayan kavramlar şunlardır:

  • Belâ-İbtilâ 
  • İmtihan 
  • Musîbet 
  • Zulüm 
  • Eza 
  • Fesâd 
  • İdlâl Ve Dalâlet 
  • İğvâ 
  • Azâb

fitne ve türevlerinin yer aldığı âyetlerden ilk nâzil olanı hangi surede geçmektedir?

Fitne ile ilgili âyetlerin nüzul sürecindeki gelişim seyrine baktığımızda; fitne
ve türevlerinin yer aldığı âyetlerden ilk nâzil olanının, Mekke’de tebliğin
daha yeni başladığı dönemlere rastladığını görürüz. Bu da, Kalem sûresinde
geçen “Hanginizde delilik/sapıklık (el-meftûn) olduğunu yakında sen de
göreceksin, onlar da görecekler” meâlindeki âyettir (Kalem 68/5-6)

“Hanginizde delilik/sapıklık (el-meftûn) olduğunu yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler” meâlindeki âyetin sebeb-i nuzulü nedir?

Hz. Peygamberin cinlerin
etkisinde kalarak sapıttığını söyleyen, onu delilikle (mecnûn) itham eden
müşrikler hedef alınmış, ona yöneltilen bu ithamların aslında bunları
söyleyen müşriklerde bulunduğu belirtilerek bu sözlerden incinen Hz.
Peygamber teselli edilmiştir. Bu âyette fitnenin bir türevi olarak yer alan (elmeftûn)a
genellikle “cinlerin etkisiyle büyük belâya uğrayarak deliren kimse”
anlamında, “mecnûn” anlamı verilmektedir. Bununla birlikte söz konusu
kelimeye, “cin çarpma neticesinde fitneye uğrayarak doğru yoldan sapan”
anlamı da uygun düşmektedir.

Fitne kelimesinin azap, 
anlamında kullanıldığı Ayet-i Kerimeler hangileridir?

Azap: Dilimizde azap, dünyada günah işleyenlere
ahirette verilecek cezâ anlamındadır. Kur’an’da
geçen fitne bazen bu anlamda da
kullanılmaktadır. “Ateş üzerinde yanmak
suretiyle azaba uğratılacakları (yüftenûn) gün
(görevli melekler onlara şöyle der): ‘Azabınızı
tadın! (zûkû fitneteküm). İşte acele isteyip
durduğunuz şey budur’ ” meâlindeki Zâriyât
sûresi 13-14. Ayetlerinde yüftenûn ve fitneteküm
formlarında geçen fitne de azap anlamını ifade
eder

Fitnenin baskı, zulüm ve işkence olarak kullanıldığı
ayetler hangileridir?

Fitnenin söz konusu anlamlarda kullanıldığı en
dikkat çeken ayetlerden birisi şudur: “Onları (size
karşı savaşanları) yakaladığınız yerde öldürün.
Sizi çıkardıkları yerden (Mekke’den) siz de
onları çıkarın. Zulüm ve baskı (fitne) adam
öldürmekten daha beterdir. Yalnız, Mescid-i
Haram yanında, onlar sizinle savaşmadıkça, siz
de onlarla savaşmayın. Sizinle savaşırlarsa (siz de
onlarla savaşın) onları öldürün. İşte kâfirlerin
cezası böyledir.”
• Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) hicret
ettiğinde müminleri Allah (cc) yolundan alıkoyan
ve onlara saldıran düşmanlarına karşı savaşmaya
izin veren ayetler nâzil oldu. Savaş gerekçesinin
müminlere saldırı olduğunun anlatıldığı Bakara
190. Ayetten hemen sonra gelen ve fitne
kelimesinin geçtiği “Zulüm ve baskı (fitne) adam
öldürmekten daha beterdir” meâlindeki ayetinde
ise, başlanmış ve o anda devam etmekte olan
savaşta, müminlerin nasıl davranmaları gerektiği
anlatılır. Burada müşriklerin müminlere
yaptıklarına bir misilleme olmak üzere
olağanüstü şartların bir sonucu olarak
müminlerden onları yakaladıkları yerde
öldürmeleri ve kendilerini yurtlarından çıkaran
bu kimselere aynı şekilde karşılık vermeleri
istenmektedir. Bu ifadelerin ardından gelen,
“Zulüm ve baskı (fitne) adam öldürmekten daha
beterdir” hükmü ise sözü edilen talebin
gerekçesini oluşturmaktadır.
• Fitneye yüklediğimiz bu anlam doğrultusunda
savaşın nihâi hedefini açıklayan “Hiçbir zulüm
ve baskı (fitne) kalmayıncaya ve din (kulluk)
yalnız Allah (cc)’ın oluncaya kadar onlarla
savaşın” ayetini şöyle açıklayabiliriz: Dinden
uzaklaştırmaya yönelik yapılan baskı, zulüm ve
işkence tamamen ortadan kalkıncaya ve insanlar
başkalarına boyun eğmeksizin Allah (cc)’a kulluk
etme imkanına kavuşuncaya kadar savaşın

Fitne kelimesinin fesat anlamında kullanıldığı Ayet-i Kerimeler hangileridir?

Fesat çıkarma: Tevbe sûresinin 47. ve 48.
ayetlerinde yer alan fitne kelimelerinin de
Türkçe’de kullanıldığı anlamda fitne çıkarma,
müminler arasındaki birliği bozma, onların
niyetlerini ifsat etme; kargaşa ve karışıklık
çıkarma anlamlarında olduğu anlaşılmaktadır. Bu
ayetlerde, münafıkların, Müslümanlara yönelik
olarak, başta onların birlik ve bütünlüklerini
bozma, savaştan alıkoyma, düşmanı güçlü
göstererek müminlerin kalplerine korku salma,
morallerini bozma, özellikle yeni Müslüman
olanları dinlerinden uzaklaştırıp küfre döndürme
maksadıyla dînî konularda şüpheye düşürme ve
İslâm’dan soğutma olmak üzere yıkıcı tüm
faaliyetleri fitne kavramıyla ifade edilmektedir

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında