İLH2001-TEFSİR
Ünite 10: Kur’ân'da Sevgi
KUR’ÂN’DA “HUBB” KELİMESİNİN SEMANTİK ANALİZİ
Kur’ân’daki “sevgi” kavramını, bir bütün halinde değerlendirmek mümkün olacaktır. Arapça’da sevgi anlamına gelen yaklaşık olarak altmış isim bulunmaktadır. (İbn Kayyım Cevziyye, 1987, s.31). Kur’ân’da geçen, “ علاقة /alâka”, “ غرام /ğarâm”, “ حنان /hanân”, “ هوى /hevâ”,خلة“ /hullet”, “ صبابة /sababe”, “ vudd” gibi “sevgi” anlamına gelen/ ود “ ,”şeğaf/ شغف bütün bu kelimeleri “sevgi semantik/kavram alanı”nda toplayan ve “Ha-Be-Be” kökünün de bir türevi olan “ حب /hubb” kelimesini esas alarak, bu kelimenin semantik analizini ve neticede semantik tanımını yapacağız. Çünkü hubb” kelimesi, Kur’ân’da “sevgi” kavramının/ حب “ anahtar kelimesidir. Birazdan da görüleceği gibi, Kur’ân’ın “sevgi” mesajları genellikle “ حب /hubb” kelimesiyle ifade edilmiştir. Dolayısıyla, Kur’ân’da geçen sevgi ile alâkalı kelimeler, “ حب /hubb” kelimesinin “semantik alan”ı içerisinde mütalaa edilmelidir. Binaenaleyh biz de, Kur’ân’ın “sevgi” boyutunu yine Kur’ân bütünlüğünde ortaya koymaya çalışırken, öncelikle حب“ /hubb” kelimesinin semantik analizini yapmayı uygun buluyoruz.
Hubb: Bir şeyin, çok istenmek suretiyle ona bağlanıldığı ve bu bağlılığın kalpte /gönülde yer ederek her türlü şart altında devamlı olarak kaldığı, hiç bir şekilde gönülden çıkmadığı bir duygudur.
Kur’ân Siyakında “ﺣﺐ /Hubb”
“ ب ب ح/Ha-Be-Be” kökünün türevleri Kur’ân’da 95 âyette geçmektedir.
Kur’ân’da “ ب ب ح/Ha-Be-Be” Kökünün Türevleri
1. Tane, Tohum ( ﺣﺒﺔ , ﺣﺐ ) 2. Sevgi, Muhabbet (ﻣﺤﺒﺔ) 3. Yeğlemek, Tercih etmek (اﺳﺘﺤﺐ / ﯾﺴﺘﺤﺐ / اﺣﺒﺒﺖ ) 4. Sevgi, Tutku, Bir Şeye Olan Bağlılık (ﺣﺐ ) 5. Sevmek/Bağlanmak, Bağlılık ﺗﺤﺐ / ﺣﺒﺐ / اﺣﺒﺐ) (اﺣﺐ /ﯾﺤﺐ
Kur’ân’da Allâh’ın Sevdiği Fiiller ve Bu Fiilleri İşleyenler
Kur’ân’da “hubb” kelimesi, Allâh’ın sevdiği ve sevmediği fiillerin beyan edildiği âyetlerde sıkça geçmektedir. Şimdi bu fiillerden Allâh’ın sevdiklerini görelim.
• İyilik yapanlar (Bakara, 2/195; Âl-i İmrân, 3/134, 148; Mâide, 5/13,93), muttakîler/ Allâh’a karşı gelmekten sakınanlar (Âl-i İmrân, 3/76; Tevbe, 9/4, 7), • Âdil olanlar/muksitûn (Mâide, 5/42; Hucûrat, 49/9; Mümtahine, 60/8),
• Allâh’ı/O’nu sevenler (Âl-i İmrân, 3/31; Mâide, 5/54), • Temizlenenler (Bakara, 2/222; Tevbe, 9/108. âyette arınmayı, temizlenmeyi seven insanlardan da bahsedilmektedir), • Tövbe edenler (Bakara, 2/222), • Sabredenler (Âl-i İmrân, 3/146), • Allâh’a/O’na güvenenler (Âl-i İmrân, 3/159), • Allâh’ın yolunda savaşanlardır. (Saff, 61/4).
Kur’ân’da Allâh’ın Sevmediği Fiiller ve Bu Fiilleri Yapanlar
Kur’ân’da Allâh’ın sevmediği fiiller ve bu fiilleri yapanlar şunlardır:
• Nankör olan günahkârlar, kâfirler/inkârcılar (Bakara, 2/276; Âl-i İmrân, 3/32; Hacc, 22/38; Rûm, 30/45),
• Haddi aşanlar (Bakara, 2/190; Mâide, 5/87; A’raf, 7/55),
• Bozgunculuk ve bozguncular (Bakara, 2/205; Mâide, 5/64; Kasas, 28/77),
• Zâlimler (Âl-i İmrân, 3/57, 140; Şûrâ, 42/40), 222
• Günahkârlar (Bakara, 2/276; Nisa, 4/107),
• Hainler (Nisa, 4/107; Enfal, 8/58; Hac, 22/38 ),
• Kendini beğenerek gösteriş yapanlar, övünenler, böbürlenenler (Nisa, 4/36; Kasas, 28/76; Lokman, 31/18; Hadid, 57/23),
• Büyüklük taslayanlar (mağrurlar) (Nahl, 16/23),
• İsraf edenler (En’âm, 6/141; A’râf, 7/31),
• Şımaranlar (Kasas, 28/76),
• Kötü sözü açıkça söyleyenlerdir.( Nisa, 4/148)
“ﺣﺐ /HUBB” KELİMESİNİN SEMANTİK
TANIMI IŞIĞINDA AYETLERE YAKLAŞIM
1. Bir Dâvâya Bağlı Olmak” Anlamında “ﺣﺐ/Hubb”
ذﻧﻮﺑﻜﻢ وﯾﻐﻔﺮﻟﻜﻢ ﷲ ﯾﺤﺒﺒﻜﻢ ﻓﺎﺗﺒﻌﻮﻧﻰ ﷲ ﺗﺤﺒﻮن ﻛﻨﺘﻢ
"..." “De ki: Allâh’ı seviyorsanız o halde bana uyun ki, Allâh da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın...” (Âl-i İmrân, 3/31)
2. “Bir Şeyden Hoşlanmak Suretiyle Ona Tutku Derecesinde Bağlanmak” Anlamında
“ﺣﺐ/Hubb”
ve gönülden bağlılıktır. Bu sürekli ve kalıcı manevî soyut "ﺗﻌﻠﻤﻮن ﻻ bağlılığın Kur’ân’daki ifadesi ise “hubb” tur.
“Hoşunuza gitmese de savaş size farz kılındı. Bazen hoşlanmadığınız şey sizin iyiliğinize ve bağlı olduğunuz/sevdiğiniz bir şey de sizin kötülüğünüze olabilir. Allâh bilir, siz bilmezsiniz.” (Bakara, 2/216)
3. “Tercih Edilen, Beğenilen, Benimsenen Bir
Şeye Bağlılık” Anlamında “ﺣﺐ/Hubb”
ان اوﻟﯿﺎء واﺧﻮاﻧﻜﻢ اﺑﺎءﻛﻢ ﻻﺗﺘﺨﺬوا اﻣﻨﻮا اﻟﺬﯾﻦ اﯾﮭﺎ ﯾﺎ"
ھﻢ ﻓﺎوﻟﺌﻚ ﻣﻨﻜﻢ ﯾﺘﻮﻟﮭﻢ وﻣﻦ .اﻻﯾﻤﺎن ﻋﻠﻰ اﻟﻜﻔﺮ اﺳﺘﺤﺒﻮا
"اﻟﻈﺎﻟﻤﻮن
“Ey İnananlar! İnkârcılığını inanmaya tercih eden babalarınızı ve kardeşlerinizi samimi dost edinmeyin. Kim onları candan dost edinirse, işte onlar zâlimlerdir.” (Tevbe, 9/23)
KUR’ÂN’DA “SEVGİ”NİN DİĞER KAVRAMLARLA İLİŞKİSİ
Sevgi kavramını Kur’ân bütünlüğünde incelediğimiz zaman, Allâh’ın razı ve hoşnut olduğu; sevdiği ve sevmediği fiiller; Allâh ile insan arasında, Rabb-Abd ilişkisi de diyebileceğimiz ve genellikle ahlâkî ve psikolojik açılardan değerlendirilebilecek hususlara öncelik verilmesi şeklindedir.
Kur’ân’da Allâh’ın sevdiği; “iyilik yapmak”, “Allâh’a bilinçli bir saygı duymak”, “âdil olmak”, “Allâh’ı sevmek”, “temiz olmak”, “tövbe etmek”, “sabretmek”, “Allâh’a güvenmek” gibi fiiller, bireyin kendi ruhsal yaşantısını sağlıklı kılan ve toplum düzeninin sağlanmasında önemli işlevi bulunan ve insanın yaşadığı süre içerisinde, bir ömür boyu uygulaması gereken ahlâkî kurallardır. Ayrıca, Allâh’ın sevdiği fiilleri; insanlar da fıtrî olarak sevmektedir.
Allâh’ın sevmediği fiillerden özellikle “bozgunculuk yapmak”, “gösteriş yapmak”, “israf etmek”, “büyüklük taslamak”, “kötü söz söylemek” “ihanet etmek” gibi fiiller, evrensel ahlâk ilkeleri açısından da tasvip edilmeyen ve sevilmeyen davranış biçimleridir. Kur’ân’da bu fiillerin Allâh tarafından sevilmediğinin bildirilmesi de gösteriyor ki, toplumun düzeninin sağlanmasında temel ahlâk umdeleri de diyebileceğimiz bu esasların ihlâl edilmemesi gerekmektedir.
Kur’ân’da, Allâh ve kul arasındaki karşılıklı razı olma hali (hoşnutluk), sevginin göstergelerinden birisidir. Zirâ rızâ, bütün arzu ve isteklerin sonu ve zevklerin en üstünüdür.
Kur’ân-ı Kerîm’de önemle vurgulanan ve diğer sevgi objelerinin ötesinde ayrıcalıklı sevgi; Allâh ve Peygamber sevgisidir.
Sevgi, Kur’ân’ın önemli anahtar ve soyut kavramlarından biridir. İnsanın ağzından bir anda çıkan “sevgi ve