Giriş peygambere salât etmekte (onun şerefini gözetmeğe, Eski edebiyatımız dinî temele dayanır ve ilk kaynağı da şânını yüceltmeğe özen göstermekte)dir. Ey inananlar, siz İslâmî ilimlerin tümünde olduğu gibi Kur’ân-ı Kerîm’dir. de ona salât edin (onun şânını yüceltmeğe özen gösterin); Hiç kuşkusuz şiir, bu edebiyatımız içerisinde önemli bir içtenlikle selâm edin (Ahzab, 33/56).” anlamındaki âyettir. yere sahiptir. Şairlerimiz anlatmak istedikleri hemen her Âyetin asıl metninde geçen “sallû” ve “sellimû” emirleri, şeyi çeşitli nazım şekilleriyle kaleme almışlardır. Hz. Peygamber’e “salât ü selâm” getirme görevini Kasidelerle tevhid, münacat ve naatlar yazdıkları gibi din Müslümanlara yüklemektedir.
ve devlet büyüklerine de methiyeler meydana Ammâ ba‘d: “Allah’a hamd, Peygambere salât ü getirmişlerdir. Aslen bir aşk şiiri formu olan gazel ile selâm’dan sonra” anlamında bir deyimdir ki, bundan sonra zamanla felsefî ve mizahî konuları da ele almışlardır. asıl konuya geçilir. Asıl konu ile Hamdele ve salvele Mesnevî nazım şekliyle dinî ve dünyevî hemen her faslını ayırdığı için “ammâ ba‘dü” sözüne “faslu’l-hitâb” konuda kalem oynatmışlardır. Öyle ki bazen Arapça veya da denir. Farsça bir sözlüğün bazense bir dilbilgisi kitabının bile manzum olarak yazıldığını görmekteyiz. 2. Manzum Eserlerde:
Manzum eserlerde besmeleden sonra öncelikle tevhid Türklerin İslâm’ı kabul etmelerinden sonra yazılan bazen de tevhid ve münacat birlikte bulunur. eserlerin hemen hepsinde önce Allah’ın birliği ve ululuğunu anlatan, O’na yalvarma ve duâyı ifâde eden, Allahın varlığına ve birliğine dair yazılan manzumelere Hz. Peygamber’i medh edip öven parçalar ve Tevhid denilir. manzûmeler bulunmaktadır. Eserlere bu şekilde başlamak Mensur türde yazılan tevhid ve münacatların ortak adı İslâm sonrası edebiyatımızın ilk eserlerinden itibaren Tazarru name şeklindedir. herkesçe uyulan bir âdet ve gelenek olagelmiştir. Bu âdet ve geleneğin dayanağını şu şekilde açmak ve açıklamak Türk İslam edebiyatında Hz. Peygamberin hayatını vasıf mümkündür. ve güzelliklerini mucizelerini anlatan; hadislerin kırk kadarını bir araya getirerek oluşturulan eserlere Hadisi Her şeyden önce eserlerin, mensûr ve manzûm olmak Erbain denilir. üzere iki tarz ve şekilde yazılmaları usûldendir. Müslüman bir müellif ve şâirin eserine “Besmele” ile başlayarak Türk-İslam edebiyatımızın en sevilen eserlerinden bazıları “Hamdele” ve “Salvele” ile devam etmesi ve “ammâ Yunus Emre ilahileri, Yazıcıoğlu Mehmed’in ba‘dü” sözü ile de asıl konuya geçmesi “âdet ve gelenek” Muhammediyesi, Süleyman Çelebi’nin Mevlidi, Ahmet idi. Ancak, bu âdet ve geleneğin bir dayanağı olmalıydı. Cevdet Paşa’nın Kısas-ul Enbiyası olarak gösterilebilir. İşte bu âdet ve geleneğin delil ve dayanakları hakkında şu Dini-edebi nazım türleri, Allah la ilgili nazım türleri, bilgileri vermek faydalı ve yerinde olacaktır. Peygamberle ilgili nazım türleri ve Dini ahlaki nazım Bu âdet ve geleneğin mensur eserlerde nasıl ve hangi türleri olarak sınıflandırılabilir. sıraya göre uygulandığına bakalım. Mensur eserlerde Allahtan bir şeyi dilemek için ona yalvarmak ve yakarmak müellifin âdet ve geleneğe göre, takip ettiği sıra: için yazılmış nazım türüne münacat denilir. “Besmele, hamdele, salvele, ammâ ba‘dü” sözleridir. Manzum eserlerde ise bu sıra: “Besmele, Tevhîd-Münâcât, Allah’ın Güzel İsimleri: Esmâ- I Hüsnâlar Na‘t, Sebeb-i Te’lîf-i Kitâb” şeklindedir. Divanlarda bu Esmâü’l-hüsnâ ifadesi Kuranda 4 yerde geçmektedir. sıraya uyulduğu gibi, mesnevîlerde de, genel olarak, Araf, İsra, Taha ve Haşr sureleri geçtikleri yerlerdir. böyledir. Bunları sıra ile açıklayalım. Esma-ı Hüsna Havası nitelemesi, Esma-ı hüsnadaki hangi
1. Mansur Eserlerde: ismin hangi faydaya yönelik olduğudur. Esma-ı hüsnayla Besmele; “Rahman ve Rahîm olan Allah’ın adıyla” demek ilgili en çok eser verilen dil Arapçadır, onu Türkçe ve olan Besmele’nin dayanağı, Hz. Peygamber’in: “Her iyi Farsça izler. Münacat nazım şekli Türk edebiyatımıza 12. ve güzel bir işe “Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adı” ile Yy’dan itibaren girmiştir. Arapça olarak yazılan esma-ı başlanmamışsa, o işten hayır gelmez, sonu güdük ve hüsnalar:
verimsizdir.” (Aclûnî: 1352) anlamındaki hadîsidir. Gazali: Maksadul Esna fi şerhi Esmaillahi hüsna
Hamdele; “Allah’a şükretme” anlamına gelen “el-Hamdü Beyzavi: Müntehel müna fi şerhi Esmaillahi hüsna li’llâh” cümlesinin kısaltılmış şeklidir. Hamdele’nin delîli, Kur’ân-ı Kerîm’in ilk sûresi olan Fâtiha Sûresi-ilk âyetinin Fahreddin Razi: Levaimul Beyyinat şerhü Esmaillahi “Hamd” kelimesiyle başlamış olması ve bir de Hz. Teala vessıfat
Peygamber’in hutbelerinin Allah’a “Hamd ü senâ” ile Farsça yazılmış Esma-i hüsnalar: başlamış olmasıdır. Abdurrahman Cami: Risaleyi Muammayı Nefise Salvele: “Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammed” cümlesinin kısaltılmış şeklidir. Hz. Peygamber’e salât ü Mir Hüseyin eş Şirazi: Şerhul Esmail hüsna
selâm getirmenin Kur’an’daki delili: “Allah ve melekleri,
Lami Çelebi tarafından Farsçadan Türkçeye tercüme • Allah mülkün sahibi şehadet ve gayb âleminin edilen Şerhul Esmail Hüsna eseri Mir Hüseyin eş Şirazi’ye Halikidır aittir. • Allah nasıllık ve nicelikten münezzehtir.
Türkçe manzum esma-ı Hüsna kaleme alan şairlerden • Sonsuz ve sınırsız zaman ve mekan kayıtlarından bazıları: uzaktır • Allahın eşi ve ortağı yoktur.(ihlas suresi) • Şeyhoğlu Mustafa • Merhametlilerin en merhametlisidir. (Erhamü’r- • İsa Saruhani---şerhu Esmail Hüsna râhimîn) • Ahmed Şakir Paşa • Bütün eşya ve varlıkta nuru zahir olmuş tecelli • İbrahim Cudi etmiştir. • Bıçakcızade İsmail Hakkı • Gönül levhasından masivanın (Allahtan gayrı herşeyin) silinmesi şarttır. olarak sıralanabilir. gibi esaslar tevhidlerin içinde yer alır. Tevhîdler Manzum tevhidler çoğunlukla kaside, mesnevi, gazel Mutasavvıf şairlerin tevhidlerinde en çok vurguladıkları şeklinde yazılmıştır. felsefe vahdeti vücuttur.
Tevhidlerin öncelikli konusu Allahın zati ve subuti Münâcâtlar
sıfatlarıdır. Türk islam edebiyatının konu bakımından en Münacatın kelime anlamı: Fısıldamak kulağa söylemek iki önde gelen eserleri Tevhidlerdir. kişi arasında geçen gizli konuşma olarak göze çarpmaktadır. Bir kimsenin ellerini semaya kaldırarak Tevhidler: dilediği şeyi Allah’tan gizlice istemesine münâcât • Vahdet kelimesinden gelir denilmekle birlikte, edebiyâtımızda, bağışlayıcı olan Yüce • Tevhidler Türk-İslam edebiyatının konu Allah’tan bir dilekte bulunmak için yazılan manzûmelere bakımından en önde gelen eserleridir verilen isimdir. • Çoğunlukla kaside, mesnevi ve gazel şeklinde yazılmıştır Kelime anlamı olan “kulağa fısıldamak ve iki kişi • Tevhidlerde işlenen konular ayet ve hadislerden arasındaki gizli konuşma” münacatı tam olarak alıntı yapılarak veya bu iki kaynaktan da karşılamamaktadır. Kulağa fısıldamak normal konuşmalarda hoş karşılanmayan bir iletişim şeklidir. yararlanılarak kaleme alınmıştır. Münâcât aslında kulun acziyetini ifade halidir. Kişinin • Allahın zati ve sübûtî sıfatları öncelikli konusunu yüce Allah karşısında kulluğunun farkında olarak, edeple oluşturur kendi eksiklik ve noksanlığını itiraf edip Allah’tan kısık • Tasavvufi ve Dini olmak üzere iki çeşit tevhid bir sesle yardım istemesidir. türü vardır. Eski edebiyatımızın vazgeçilmez şiir türlerinden biri olan Dini tevhidler, Âdem peygamberi topraktan yaratmış olan münâcât, hemen her şairin divan ve mesnevisinde ya ilk Allah’ın ilminde saklı ve gizli varlıkların kudret kalemiyle ya da ikinci şiir olarak yerini alır. Bu yönüyle de mensur meydana gelişi zuhur edişi anlatırlar. eserlerdeki “hamdele”nin şiirdeki karşılığıdır. Bununla Tasavvufi tevhidlerde ise Kenzi mahfi esasına dayalı bir birlikte mensur olarak yazılan münâcâtlar da vardır ki anlatım vardır. Kenzi Mahfi, Gizli Hazine demektir. İran bunlara da “Tazarrû-nâme” adı verilir. ve Anadolu’daki şairlerin –Allah’ın kendi güzelliğini Divan edebiyatı şairlerince kaside, gazel, kıta, mesnevi, temaşa ve yokluk aynasında tecelli etmesi lafzı Kainatın rubai gibi hemen her nazım şekliyle yazılmasına rağmen yaradılış nedeni olarak gösterilir. ‘Ben cinleri ve insanları Halk ve Yeni Türk edebiyatı şairleri tarafından da hece ve ancak bana kulluk etsinler diye yarattım’ (Zâriyât Suresi serbest vezinle verilen yüzlerce güzel örnekleri de vardır. 56) ayeti tasavvufi tevhidde Kenzi mahfi esasını oluşturur. Tevhidlerde işlenen esas ve konular, Allahın zati ve sübûtî Dinî ve edebî bir nazım türü olan münâcâtlar ayet ve sıfatlarıdır. hadislerden alıntılarla İslâm’ın iki ana kaynağından faydalanılarak kaleme alınmışlardır. • Adem peygamberi topraktan yaratmış olan Allah’ın ilminde saklı ve gizli varlıkların kudret Allah’la ilgili edebî bir nazım türü olan münâcâtlar, kalemiyle meydana gelişi zuhur edişi tevhîdlerle benzerlik göstermesine rağmen aralarında bazı • Kenzi mahfi esasın farklılıklar da bulunmaktadır. Tevhîdlerde Allah’ın zât ve • Vahdet-i vücut (varlıkta birlik) sıfatlarından, yüceliğinden ve kudretinden bahsedilirken • Kainat Allahtan bir nişan ve alamettir. münâcâtlarda kulun hatalı, kusurlu ve aciz olduğu • Allah’ı dünya gözüyle görmek mümkün değildir. vurgulanarak Allah’tan yardım isteği ön plana çıkar. Kul, • Allahın zatı idrak edilemez ve buna insan güç kusurludur. Yapmış olduğu ibadetler ve amelleri Allah’a yetiremez layık değildir. Buna rağmen Allah kulun ameline göre ceza vermez. Fuzulî bir münâcâtında bu durumu;
Yok bende bir amel sana şâyeste âh eğer
A’mâlime göre vere adlin cezâ bana
Mısralarıyla ifade eder.
Münacat yazan şairlerden bazıları: Fuzuli, Arif Nihat Asya, Yunus EMRE, Fenayi Cennet Efendi, Cahit Zarifoğlu olarak sıralanabilir.