Kur’ân’ın üslubu denildiğinde ise mesajlarını, hükümlerini, tespitlerini, öykülerini vs. anlatırken izlediği anlatım tarzı, ifâdey-i merâm yöntemi anlaşılır. Kur’ân’ın kendine özgü bir üslubu vardır ve bu tarz, alışılagelmiş üsluplardan farklıdır. Bu üslup Arap edebiyatının dehalarını çok etkilemiştir. Bedevî Arabın düşkün olduğu ses harmonisi en mükemmel şekliyle Kur’ân üslubunda görülmüştür. Hem de bu harmoni onların alışageldikleri şiir ve nesir tarzlarından da farklı ve onlardan çok daha yüksektir. Kur’ân’daki tekidler, hazifler, takdim-tehirler, ses dönüştürmeleri (kalbler), iltifatlar, haberî ve inşâî anlatım şekilleri, haber cümlelerinin talep makamında ihdâsı, taaccüb makamında nidâ, çokluk makamında azlık cümlesi, ibdâl, teşbîh, istiâre, tevriye, mukâbele, rahmetin azap, imanın küfür üzerine takdim edilmesi, veciz ifadeler, itnâb, tekrarlar gibi pek çok husus hep Kur’ân’ın üslûp özelliğini oluşturmuştur. Gönüllere hoş gelmesi, dış dünyayı gözleme ve tefekkür etme çağrısı yapması, insanın madde ve ruh alanlarına hitap etmesi ve onları doyurması, sözlerini yerli yerinde kullanması, tekrarlarını her seferinde bağlamsal rötuşlarla zenginleştirmesi ve muhatapları bıktırmaması, âyet sonlarındaki akustik ahenk ve doğal secileri, ilmî sırları, gaybî haberleri, bireyi, toplumu ve aileyi ayakta tutacak ahlakî ilkeleri, en güzel kıssaları, geçmiş asırların tarihi, oluş (mebde) ve varış (mead) hususundaki tespitleri, askeri talimatı, devlet ve devletler arası hukuk ilkeleri, tabii güzellikleri yanında bediî güzellikleri, soyutu somut şekilde zihinde canlandıran temsilleri, güzel hitapları, ikna sistemi, delillerinin ve mantık kurgusunun kuvveti, insanlığa her iki âlemin mutluluğunu temin eden kaide ve kurallar sunması gibi pek çok unsur Kur’ân’ın eşsiz üslubunun niteliklerindendir.