Tanımı Sanatın doğuşunda ve tarih boyunca serpilip gelişmesinde Sanat Arapça "sana'a" fiilinden türemiş isimdir. Sözlükte insanın yaratılışında var olan estetik zevkle beraber "el alışkanlığı ile yapılan iş, ustalık; hünerle yapmak, eser inançların da önemli rol oynadığı kabul edilmiştir. Din, yaratmak" gibi anlamları yanında sanat, insan ruhuna has sanatın üstünde onu besleyen bir kaynak olarak daima duygu ve düşünceleri gören ve dinleyende derin bir zevk milletlerin tarihine, yaşayış tarzına, maddî mânevî kültür ve hayranlık uyandıracak biçimde ortaya konma faaliyetlerine hükmetmiş, şekil ve yön vermiştir.
konusundaki hayal gücü, çaba ve yaratıcılığının ifadesi Sanatın doğuşunda din kadar milletlerin sanat, zevk ve olarak açıklanmıştır. Günümüzde İngilizce "art", Almanca hayat anlayışları da sanat eserlerinin üslûp kazanmasında "kunst", Arapça "fen" karşılığında kullanılan sanat belirleyici bir etken olmuştur. Aynı medeniyet kelimesi, önceleri sadece mimarlık, heykel ve resim gibi çerçevesinde yer alan milletlerin müşterek dinî ve sosyal görsel (plastik) sanatlar için kullanılmış; yeni ihtiyaçlarına bağlı olarak biçimlendirdikleri, sanat tanımlamalarla şiir, edebiyat, müzik (fonetik), süsleme ve eserlerinde üslûp ve teknik farklılıklar göze çarpar. sahne sanatları da sanat kapsamı içine alınarak sınıflandırılmıştır. Toprağa atılan tohum, şartlara ve iklime göre nasıl özündeki gizli şekli gerçekleştirirse milletler de Bir sanatı yapmak için gerekli bilgi ve hünere sahip olan ruhlarındaki özü sanat yoluyla ifadelendirir, kendi kimseye sanatkâr, usta veya artist denir. Sanat kelimesinin renklerini sanata yansıtırlar. Bu nedenle medeniyetlerde yanına hat sanatı, resim sanatı, Türk sanatı, halk sanatı, güzel sanatlar gibi isim ve sıfatlar eklenerek mânası zaman ve mekâna göre çeşitli usul ve malzemelerle sınırlandırılmış, belirlenmiştir. Zanaat, “sınaat” “sanâat” şekillenen pek çok dinî ve millî sanat dalı vardır. kelimesinden bozulmuş; insanların maddî ihtiyacını İnsanlığın tarih boyunca çeşitli iklim ve coğrafyada karşılamak için el emeği ve becerisi ile yapılan ve sanat kazandığı ve nesilden nesile aktardığı bilim ve sanat özelliği olmayan iş anlamında kullanılmıştır. alanındaki bu birikimleri, deneyimleri yeni oluşan
Sanat bir melekedir. Bir işi yapa yapa disiplinli bir eğitim medeniyet ve kültürler içinde farklı kompozisyon ve farklı sonunda geliştirilen ruha ait yaratma gücüdür. Sanat anlayışla devam ederek sanat eserlerinin biçim ve estetik eserleri bu hüner ve kudretin ürünüdür. İnsanın yapılarını tabii olarak etkilemiştir.
yaratılışında var olan bu güç, ruhtan tabii olarak Sanat, ruh güzelliğinin madde planında parlaması zorlamadan fiil haline gelir. Sanat eserlerinin yaratıcısı olduğuna göre, insanın sanat eserine hayranlığı şekle sanatkârdır. Sanatkâr yetiştiği toplumun sevinç ve sokulan ruha ve fikredir. Şekil, renk, ses ve çizgiyle dertlerini, bütün değerlerini nefsinde şiddetle duyan ve anlatılmak istenen ruhun ıstırapları, mutluluk ve yaşayan insandır. güzellikleridir. Sanat kökleri mâzide olan gelenek, inanç,
Fertler kendilerini sanatkârda bulurlar. Engin ruh ortak duygu ve düşüncelerin dilidir. Bu dil evrenseldir. dünyasında sefere çıkan sanatkâr, derin bir sezgi, bir ruh Değişik şekillerde her kültür çevresinde görülür. Fakat titreşimi, bir vecd hali içinde keşfettiği sırları, sanat sanat eserinden aynı kültür ve medeniyet değerleri içinde eserleri olarak topluma hediye eder. İlim adamlarının doğmuş, yetişmiş insanlar daha çok zevk alırlar. araştırmaları gibi sanatkârın bir eser ortaya koyma konusundaki çabası da bir usul dairesinde yapılan şuurlu Medenî seviyesi yüksek toplumlarda sanat asil bir duygu bir harekettir. olarak insanları ruhen besler ve yüceltir. Sanattan anlamak
Genelde sanatkâr, kendi kültür çevresinin sanat anlayışı ve zevk almak, fertlerin sahip olduğu din ve sanat içinde klasikleşmiş form ve kaidelere bağlı kalır. Böylece terbiyesine, kültürüne bağlıdır. kültür değişmeleri ve onu takip eden ve sosyal hayatı etkileyen buhranların sanata aksettiği dönemlerde dahi İstanbul Süleymaniye, Edirne Selimiye, Sultan Ahmed topluma yaratıcı, terbiye edici his ve fikirler telkin eden, gibi toprağı vatan yapan mâbedler toplumun süreklilik kalıcı, özgün sanat eserleri ortaya koyar. Sanat, uzun tarihî şuurunu ayakta tutan, dinî hayatı daha içten ve daha feyizli bir estetik tecrübeden sonra yaşamamıza sebep olan birer sanat şaheserleridir. Sanatı medeniyetlerin en son elde edilen meyvesidir. Bir toplumun medenî yükselişi için yapan Mimar Sinan, toplumun ilk çöküş işaretleri de sanat alanında başlar. Mustafa Itrî, Dede Efendi, Şeyh Galib, Şeyh Hamdullah, Sanatı yozlaşan toplumlarda maddî ve mânevî kültür Ahmed Karahisârî ve Mustafa Râkım gibi dâhi sanatkârlar değerleri de beraberinde yıkılır. en yüksek gönül titreşiminde ortaya koydukları eserleriyle Sanatın nasıl doğduğu, insanlık tarihi kadar aydınlatılması asırlardır gönülleri titrettikleri ve yücelttikleri bir güç bir iştir. Filozofları ve arkeologları bir hayli gerçektir. uğraştırmış estetik ilminin konuları arasındadır. İnsan, güzellikleri duyabilen bir varlık olarak yaratılmıştır. İlk Bugün bestelenmiş gibi hâlâ coşkuyla söylenen bayram insanın maddeye hükmetmeye başladığı andan itibaren, tekbiri, salât-ı ümmiyye ruhun ilâhî güzellik karşısında ruhunda tohum halinde bulunan güzellik duygusu da duyduğu hayranlığın ifadesidir. Âşık Yûnus hâlâ uyanmıştır. Hayatını devam ettirmek, bazı temel ihtiyaçlarını gidermek için tabiatı düzelten, değiştiren; aramızdadır. Her dost meclisinde onun şifalı ellerini bazan toprağı, taşı, ağacı işleyen insan, biçimlendirdiği eşyadan mûsiki, bazan şiir kalıpları içinde üstümüzde hissederiz.
zevk almış, bu estetik zevkini tekrarlayarak geliştirmiştir. Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî gibi gönül erleri ilâhî bir
kaynaktan aldıkları hikmetli sözleri, şiir ve söz kalıplarına
dökerek kitleleri arkalarından sürüklemişler, dirliği ve etkileyecek bir güce ulaşmıştır. Özellikle gelişmiş düzeni bozulmuş toplumlarda sanatlarıyla güçlü bir duygu, ülkelerin, sanatın bu gücünden yararlanarak dünya düşünce ve iman birliği sağlamış, nesilleri birbirine milletleri üzerinde kendi kültür ve sanatlarını üstün kılma bağlamışlardır. çabası ve yarışı içinde oldukları görülür.
Eski zamanın büyükleri insanlığın yüzünü güzele ve Bu nedenle çağımızda güzel sanatlar eğitim ve öğretimi doğruya çevirmek, özellikle din eğitiminde mâneviyatı devlet eliyle programlanarak kurumsallaştırılmıştır. Bilgi, yükseltmek ve insanları Allah'a yönlendirmek amacıyla emek ve büyük servetler harcanarak müze ve sanatın büyüleyici etkisinden yararlanmışlardır. Dâvûd kütüphaneler kurulmuş, şehirlerin tarihî dokuları büyük peygamberin Allah vergisi güzel ve gür sesiyle Zebûr'dan bir duyarlılıkla korunmuş, sanatla beraber yaşayan okuduğu sûreleri dinleyen bütün mahlûkların onunla insanların sanat bilgisi, zevk ve anlayışları geliştirilmiş, beraber Allah'ı tesbih ettikleri, böylece Hz. Dâvûd'un ilâhî böylece sanat ve sanatkâr toplumun sevgi ve ilgi odağı sözleri sanat yoluyla daha etkileyici bir biçimde insanlara haline gelmiştir. bildirdiği ve gönülleri uyardığı bilinir. Bütün dinlerin Topkapı Sarayı Müzesi, British, Louvre, Metropolitan, ibadet ve âyinlerinde, askerî ve millî duyguların Pergamon gibi müze ve kütüphaneler sahip oldukları çok güçlendirilmesinde, doğumdan ölüme kadar hayatın bütün zengin koleksiyonlarla dünya tarihine, ulusların kültür ve safhalarında şiir, mûsiki ve diğer güzel sanatlar etkili bir sanatlarına açılan, bilime ışık tutan ve bilimi yönlendiren şekilde yerini almış, bu alanda eserleriyle bütün dünya muhteşem kuruluşlardır. Devletler sahip oldukları bu insanlarını etkileyen büyük sanatkârlar yetişmiştir. kültür ve sanat çeşitliliği ve zenginliği ile güç Sanat eğitimi aynı zamanda ahlâk eğitimidir. Sanat kazanmakta, uluslararası kültür ve sanat yarışında öne eğitimi alan bir kimse bir taraftan kendi sanat ve anlama geçmektedirler. yeteneğini geliştirirken, bir taraftan da ruhî incelikler Ayrıca müze, kütüphane ve tarihî çevreleriyle ilgi çeken kazanarak güzelliğin özlemini çeker, kemale doğru yol şehirler de artan turizm gelirleriyle ülke ekonomisine alır. Tarihte bütün uygar toplumlar sanatın bu eğitici ve büyük katkı sağlamaktadır. Gelişmiş ülkelerin uzun terbiye edici rolünden yararlanmışlardır. zamandan beri eski uygarlıkların kültür ve sanatlarına Osmanlı toplumunda eğitim ve öğretim çağına gelmiş karşı gösterdikleri aşırı ilgi ve sevgisi, dünya kültür ve olan gençleri kötü alışkanlıklardan uzaklaştırmak için sanatlarını koruma, tanıtma ve gelecek kuşaklara aktarma genelde temel eğitimin yanında şiir zevk ve bilgisi, mûsiki gibi hedeflerinin yanında, sanat eserleri aracılığı ile ve hüsn-i hat gibi sanatların eğitimi de verilirdi. Daha milletlerin ruh inceliklerini, duygu ve düşüncelerini küçük yaşta güzel yazı öğrenmeye başlayan çocuklar, öğrenmek ve bu uluslar üzerindeki politikalarını bu hocalarının dizi dibinde hem güzel yazının kurallarını alanda yapılan bilimsel araştırmalara göre belirlemek ve öğrenmiş, kabiliyetlerini geliştirmiş hem de ahlâk böylece hâkimiyetlerini güçlendirmek amacına da terbiyesi görmüş olurlardı. Gençler sanat eğitimi yöneliktir. sırasında, kendi kabiliyetleri ölçüsünde sabırlı ve çalışkan, Milletlerin medenî seviyeleri ve üstünlükleri ortaya düzenli ve temiz olma gibi güzel huylar da kazanırlardı. koydukları ve sahip oldukları sanat eserleriyle ölçülür. Toplumda örnek insan olarak saygı gören hattat, Çünkü bir dönemin maddî ve mânevî kültür değerleri en talebelerinin bütün zaaflarını yakînen takip eder, ders saf bir şekilde sanat eserlerine siner. Ancak millî özelliği sırasında meşkinin altına çıkartmaları yaptıktan sonra, olan sanat eserlerinin tesiri bütün dünyayı sarar ve o gerekli gördüğünde, sözlü uyarılarının yanında arada bir zaman sanat evrensel bir değer ve güç kazanır. Milletlerin talebeye başarıları ile gurura kapılmamasını, kin, haset ve hayatı, kökleri mâzide olan güzel sanatlarının canlı kıskançlık gibi bütün ruhî güzellikleri silip yok eden kötü tutulmasına, öğretilmesine, sevilmesine ve korunmasına huylardan temizlenmesi gerektiğini de yazardı. Böylece bağlıdır. Böylece uluslar ya varlıklarını devam ettirirler hat sanatını öğreten hoca, topluma örnek insan olarak veya hâkim kültür içinde erir, tarih sahnesinden silinirler. hazırlandığı talebesine huzurlu bir hayatın da yolunu göstermiş olurdu.
Osmanlı kültüründe Enderun Mektebi, resmî mektepler ve üstatların evleri, özellikle daha geniş alanda güzel sanatlar akademisi konumunda olan tekkeler sanat eğitimi yapılan, tarihte büyük sanatkârlar yetiştirmiş kurumlardır. Tekkelerde tasavvuf ahlâkı safiyeti içinde gençler sanat eğitimi yanında, kendilerine ve topluma zararlı duygu ve düşüncelerden arındırılırlardı.
Günümüzde etki alanını daha da genişleten sanat, eğitim, moral, reklam ve politik propaganda aracı olarak ve ticarî amaçlarla ve daha pek çok alanda hızlı, ileri teknik iletişim vasıtaları ile kısa sürede bütün dünya insanlarını