1
Çevre ahlâkı nedir?
Çevre, bizi kuşatan, canlı-cansız her şey; çevre ahlâkı ise çevre ile ilişkilerimizi ahlâki açıdan ele alıp düzenlemeye çalışan bir ahlâk dalıdır. Çevre ahlâkı, bir taraftan betimleyici bir biçimde insanlar ile doğal çevreleri arasındaki ilişkide tabii denge ve gidişatın korunması ve bu ilişkide zaman zaman ortaya çıkan sorunların ve nedenlerinin belirlenip çözümlenmesi ile ilgilenirken, öbür taraftan da değer koyucu bir ahlâk olarak insanların çevre ile ilişkilerinin ahlâki açıdan en iyi nasıl olması gerektiği ile ilgili kuramlar ve ilkeler geliştirir, öneriler getirir ve öğütlerde bulunur.
2
Çevre ahlâkına yöneltilen soruların ve ondan beklenen cevapların artmasının sebebi nedir?
Tüketici zihniyetin ve teknolojik atıkların artması gibi pek çok sebepten dolayı çevre sorunlarının artıp küresel bir kriz haline dönüşmesi, Tüketici zihniyetin ve teknolojik atıkların artması gibi pek çok sebepten dolayı çevre sorunlarının artıp küresel bir kriz haline dönüşmesi, çevre ahlâkına yöneltilen soruların ve ondan beklenen cevapların da artmasına neden olmuşturneden olmuştur.
3
Çevre ahlâkından cevaplaması beklenen sorular ne gibi sorulardır?
İnsanlar çevreyi nasıl görmeli ve ona nasıl davranmalıdır? İnsanlar çevrelerindeki doğal kaynakları nasıl kullanmalı, üretim ve tüketim ilişkisi nasıl olmalı, ekosistem ve tabii denge nasıl korunmalıdır? Çevremizdeki öteki türlere nasıl davranılmalı, hayvan hakları nasıl anlaşılıp uygulanmalıdır? Bizden sonraki nesiller ve gelecek kuşaklara karşı çevre ile ilgili yükümlülüklerimiz nelerdir? Bunlar ve benzeri sorular, çevre ahlâkını ilgilendiren ve çevre ahlâkçılarının cevaplamaya çalıştığı pek çok sorudan bir kaçıdır.
4
İslâmın birincil kaynaklarında çevre ahlakıyla ilgili ne kadar yekûn tutan bir içerikten söz edilebilir?
Çevre ahlâkının ele aldığı konularla ilgili yaklaşık 500 ayet ve pek çok hadis olması dolayısıyla genel İslâm ahlâkı içinde çevre ahlâkının her zaman var olduğu söylenebilir.
5
Klasik ve modern İslâm ahlâkı eserleri içinde ne gibi çalışmalar mevcuttur?
Klasik ve modern İslâm ahlâkı eserlerinden iki örnek vermek gerekirse, İbn Miskeveyh’in Ahlâkı Olgunlaştırma adlı eserinde “Bitkiyi Cansızlardan Üstün Kılan Özellik” ve “Hayvanların Dereceleri” gibi bölüm başlıklarına rastlanabilirken, Ahmet Hamdi Akseki’nin Ahlâk İlmi ve İslâm Ahlâkı adlı kitabında “Hayvanlara Şefkat” gibi bölüm başlıkları vardır.
6
Son on yıllardaki çevre duyarlılığın artması, nasıl bir tarihî geçmişe sahiptir?
Son on yıllardaki bu tarihsel gelişmeler birkaç cümleyle özetlenmek istendiğinde denebilir ki, 1960’ların başında meydana gelen iki olay çevreci bilinçlenmenin ilk tohumlarını atmıştır. Bunlardan biri nükleer denemelerden sonra anne sütünde strontiyum 90 elementine rastlanması, diğeriyse, DDT gibi sentetik yapılı tarım ilaçları ve kimyasal maddelerin etkilerinin, hedefledikleri zararlılarla sınırlı kalmayıp, ekosistemi bir bütün olarak ve olumsuz yönde etkilediğinin anlaşılmasıydı. Bu olayların sonucunda insanlar, varlıkların karmaşık ekolojik döngülerle birbirlerine bağlı olduğunu fark etmeye başladılar. 1980’lerin başında ise art arda gelen yerel çevresel krizlerin aslında yaklaşmakta olan küresel boyuttaki çevresel krizin belirtileri olduğu ortaya çıkmaya başladı. Bu durum, ozon tabakasında belirlenen delikle ve ilk kez 1988’de haberdar olunan küresel ısınma tehlikesiyle dramatik bir biçimde gündeme geldi.
7
Günümüzde çevre duyarlılığı hususunda ne gibi temel çekinceler vardır?
Günümüzde artık, toprak kirlenmesi ve erozyonla toprak kaybı, su kirlenmesi ve susuzluktan çölleşme, kirli su nedeniyle oluşan hastalıklar, hava kirliliği ve küresel ısınma, ozon tabakasının delinmesi ve kanser benzeri hastalıklardaki artışlar, yağmur ormanları başta olmak üzere ormanların yok edilmesi ve oralarda yaşayan binlerce bitki ve hayvan türünün neslinin tüketilmesi, fabrika çiftliklerde et tüketimi için yetiştirilen hayvanlara yapılan insanlık dışı muameleler, nükleer ve kimyasal atıkların neden olduğu kitlesel ölümler ve kalıcı hastalıklar, yeryüzü kaynaklarının bir kısım insanlar açlıktan ölürken bir kısmı tarafından adaletsizce ve israf içinde tüketilip yok edilmesi gibi sorunlar, hepimizi etkileyen ve gelecek nesillerimizi de etkileyecek olan çevre sorunlarının sadece birkaç ana başlığını oluşturmaktadır.
8
Sanayi toplumunun çevreyi vurdumduymazca kirletmesi nasıl gerçekleşmiştir?
Ahlâki değerler ve insani yükümlülüklerle bağını koparmış olan sorumsuz ve sömürgeci bir zihniyet uzun süre dünyanın büyük çoğunluğuna egemen olmuş ve bu esnada sadece öteki insanları sömürmekle kalmamış, hayvanlar, bitkiler ve yeryüzünün tabii kaynaklarını da kendi bencil, maddeci, hazcı, çıkarcı emelleri uğruna tüketmekte ve kirletmekte, en azından uzun bir süre, aynı geminin/gezegenin içinde kendisinin de felakete sürüklendiğini görünceye kadar bir beis görmemiştir.
9
Batı çevre etiği kuramlarından kısaca nasıl bahsedilebilir?
İslâm çevre ahlâkına geçmeden Batı çevre etiği kuramlarına kısaca değinmekte yarar vardır. Batı düşüncesi, çevre etiğinde henüz çok büyük kuramlar geliştirmiş değildir. Derin ekoloji (deep ecology) ya da canlımerkezli (biocentric) etik denilen yaklaşım ile yüzeysel ekoloji (shallow ecology) ya da insanmerkezli (anthropocentric) koruma etiği (conservation ethics) denilen yaklaşım, en yaygın kuramlardan ikisidir. Derin ekoloji yanlıları daha radikal görüşleri savunurken, koruma etiği yanlıları daha ılımlı ya da yüzeysel görüşleri savunmaktadırlar.
10
Derin ekoloji yanlılarının İslâm çevre etiği ile görüş bakımından bir yakınlığa sahip olduğunu söylemek mümkün müdür?
Derin ekoloji yanlılarının çevre ve ahlâk açısından, insan merkezciliği aşan çok daha yüksek değerleri savunduğu ve bizim aşağıda Batı’daki gibi kutuplaştırmak yerine dikey sıralama içinde sunacağımız İslâm çevre etiği kuramlarının daha yüksek düzeydekilerine yakın olduğu bir gerçektir. Bununla birlikte derin ekoloji ekolü de yeterince gelişmiş ve olgunlaşmış olmayıp kendi içinde gelişimini ve farklılaşmalarını sürdürmektedir.
11
İslâm çevre ahlâkının halihazırdaki kuramlaşma durumu nedir?
İslâm çevre ahlâkında ise henüz belirgin bir kuramlaşmadan bahsetmek mümkün gözükmemektedir. Ancak, bireysel ahlâk görüşleri, bireyler ötesi benimsenmişliği olan ahlâk ilkelerine, ahlâk ilkeleri de, daha geniş kapsamlı ve birleştirici-bütünleştirici olan etik/ahlâki kuramlara ve sistemlere dayanırlar. Dolayısıyla İslâm çevre ahlâkında da genel kuramların ve temel ilkelerin belirlenmesi ve bilinmesinde yarar vardır.
12
Çevre etiğinin incelenmesi açısından kuramlar hakkında bilgi sahibi olmayı anlamlı kılan kaç genel neden vardır?
Çevre etiğinin incelenmesi açısından kuramlar hakkında bilgi sahibi olmayı anlamlı kılan en az dört genel neden vardır. Birinci olarak, etik kuramları, etik sorunları tartışmak ve anlayabilmek için ortak bir dil işlevi görür, ortak inançları ve paylaşılan değerleri açıklığa kavuşturur ve sistemleştirirler. İkinci olarak, çeşitli etik kuramları geleneklerimizde önemli roller oynadıklarından, pek çoğumuzun düşünme biçimlerine de yansırlar. Etik kuramları öğrendikçe düşünce tarzlarımızdaki örüntüleri ve varsayımları daha iyi tanıyabilir, görüşlerimizi daha iyi yansıtabilir ve onları daha iyi savunabiliriz. Üçüncü olarak, bir etik kuramın geleneksel işlevlerinden biri rehberlik ve değerlendirme yapmasıdır. Kuramları özgül durumlara uygularken ve özgül tavsiyelerde bulunurken onlardan yararlanırız. Son olarak da, kimi yorumculara göre, kuramlar karşılaştığımız çevre sorunlarından bazılarının nedenini de oluşturduklarından, etik kuramlar konusunda bilgi sahibi olmak önemlidir (Jardins, 2006).
13
Yararlılık kuramı nedir?
Yararlılık, faydalılık ya da menfaat kuramı, tabiata her şeyden önce yarar-zarar kavramları ekseninde bakar. Yarar ve zararda asıl dikkate alınan da, insanın yarar ve zararıdır. Bu kuram büyük ölçüde insan merkezli (antroposentrik) denilebilecek bir kuramdır. Batı çevre etiğinin yüzeysel ekoloji ve koruma etiği kuramına denk düşer. Doğal kaynaklar insana yararlı olduğu için korunmalı, gittikçe küresel bir krize dönüşen çevre sorunları da nihayette insan yaşamına zarar verecek boyutlara ulaştığı için önlemler alınmalıdır.
14
Yararlılık kuramının kaç temel ilkesi vardır?
Yararlılık kuramının iki temel ilkesi olduğunu söylemek mümkündür. Bunlardan biri “nimet ilkesi” denilebilecek olan, tabiatın insana dünyevi, biyolojik, bedensel vb. konularda faydalar, menfaatler sağlaması, bir diğeri de, “ayet ilkesi” denilebilecek olan, tabiatın insana manevi, teolojik, ahlâki vb. konularda dersler, delaletler, ibretler vererek epistemolojik, teolojik ve ruhsal gelişimimize yönelik yararlar sağlamasıdır. Bu iki ilkenin her ikisini birden şu kısa ayette görmek mümkündür: “Ehli hayvanlarda size ders vardır; onlardan çıkan sütten size içiririz; onlarda daha birçok menfaatiniz vardır…” (Mü’minun/23: 21).
15
Sorumluluk kuramı nedir?
Sorumluluk kuramı, yararlılık kuramı kadar insan merkezci ve faydacı değildir. Çevremizdeki varlıklara, bizim faydamıza olup olmamaları açısından ziyade, onların hakları ve bizim de onlara karşı ödevlerimiz, görevlerimiz, yükümlülük ve sorumluluklarımız açısından bakmayı esas alır. Herhangi bir şeye, bize faydası açısından bakmakla, bizim ona karşı sorumluluklarımız açısından bakmak, elbette bir değildir ve ikincisi birincisinden daha üst düzeyde bir bakıştır.
16
Kur’an’da sorguya çekilmekle ilgili ne gibi ifadeler mevcuttur?
“Sonra o gün, size verilmiş olan her nimetten sorguya çekileceksiniz.” (Tekasür/102: 8) İnsan sahip olduğu nimetlerden ve ilişki içinde olduğu öteki varlıklardan sadece Allah’a karşı değil kendi vicdanına karşı da sorumludur ve onu vicdanı da er veya geç sorguya çekecektir: “Kitabını oku, bugün, hesap görücü olarak sen kendine yetersin.” (İsra/17: 14).
17
Sorumluluk kuramı ile ilgili olarak kaç temel ilke ön plana çıkar?
Sorumluluk kuramı ile ilgili olarak da iki temel ilke dikkati çekmekte veya öne çıkmaktadır. Aşağıda göreceğimiz üzere bunlara, “emanet ilkesi” ve “hilafet ilkesi” demek mümkündür. Çevre bize emanettir ve bu emaneti koruyup ona hıyanet etmemek bizim görev ve sorumluluğumuzdur. Ayrıca, sorumluluğumuz sadece emaneti korumakla bitmemekte, onun korunması ve imarında Allah’ın halifesi olmak, daha üst düzeyde görev ve sorumluluklar da yüklemektedir.
18
Erdemlilik kuramının önemi nedir?
Herhangi bir şeye ya da çevreye yararlılık açısından bakmanın üzerinde sorumluluk açısından bakmak var olduğu gibi, görev ve sorumluluk açısından bakmanın üzerinde de, gönüllülük ve erdemlilik açısından bakmak vardır. Dolayısıyla sorumluluk kuramının üzerinde de erdemlilik kuramı gelmektedir. Birine karşı sorumluluklarımızı yerine getirmek, çoğu kere, fıkhi veya hukuki bir meseledir. Sorumluluğun ötesinde iyilikler yapmak, sevgi beslemek, feragatte bulunmak ise ahlâk ve erdem meselesidir. Bu husus çevre için de geçerlidir ve çevreye erdemli bir insanın bakışıyla bakmak, İslâm çevre etiğinin daha üst düzey bir kuramıdır.
19
Erdemlilik kuramının temel ilkeleri nelerdir?
Erdemlilik kuramının da birçok ilkesi olabilmekle birlikte, en temel sayılabilecek iki tanesinin acıma ve sevgi duygularına dayalı “merhamet ilkesi” ve “muhabbet ilkesi” olduğunu söylemek mümkündür. Menfaatin üstünde mesuliyet, mesuliyetin üstünde fazilet olduğu gibi, faziletin üstünde de hikmet veya bilgelik kuramı vardır.
20
Bilgelik nedir?
Bilgelik, erdemli davranışların da ötesinde bir derinlik, sıradan insanlar bir yana, sorumluluğunu yerine getiren erdemli insanların bile kavrayış gücünü aşan biçimde, varlıklar, olaylar ve olguların arka planına vukufiyet ve bunun gerektirdiği gibi davranabilme, ama aynı zamanda bilgisinin sınırı konusunda sıradan insandan bile daha mütevazı olabilme gibi üstün niteliklerin adıdır.
21
Bilgelik kuramının temel ilkeleri nelerdir?
Bilgelik kuramının da iki temel ilkesinin olduğunu söylemek mümkündür. Bunlar, Kur’an’ın bahsettiği ama herkesin anlaması kolay olmayabilen “ubudiyet ilkesi” ve “kutsiyet ilkesi”dir. Bunlar her varlığın kendi içinde değerli olduğunu gösteren ve böylece İslâmi ekolojinin en derin ya da en yüksek ilkelerdir. Bu düzey, Batılıların derin ekoloji dedikleri düzeyin de üstünde düzeylerdir.
22
İslâm çevre ahlâkının 8 ilkesi nedir?
İslâm çevre ahlâkının 8 ilkesi şunlardır: 1- Nimet İlkesi: ‘Çevre Nimettir’ 2- Ayet İlkesi: ‘Çevre Ayettir’ 3- Emanet İlkesi: ‘Çevre Bize Emanettir.’ 4- Hilafet İlkesi: ‘Biz Yeryüzünün Halifeleriyiz.’ 5- Merhamet İlkesi: ‘Merhamet Tüm Canlıları Kapsar.’ 6- Muhabbet İlkesi: ‘Muhabbet Tüm Varlığı Kapsar.’ 7- Ubudiyet İlkesi: ‘Her varlık Abidtir.’ 8- Kutsiyet İlkesi: ‘Her Varlık Kutsaldır.’
23
Yeryüzü sadece insanlar için yaratılmış bir nimet midir?
Çevre bizim için nimettir, bizim istifademize sunulmuş, bizim buyruğumuz altına verilmiştir ve bize hizmet etmektedir; ancak burada yanlış anlaşılmaması gereken bir husus vardßır. Kur’an, insana hitap ettiği için doğal olarak insanı daha fazla vurgulamakla birlikte, yerde ve gökteki bu nimetlerin sadece insan için değil, bütün canlılar için olduğunu da birden fazla yerde açıkça ve hatta bu nimetleri vurgulayan bir surenin en başlarında belirtmektedir; dolayısıyla bu husus yanlış bir eleştiri konusu yapılmaması gerektiği gibi Müslümanlar tarafından da yanlış veya eksik anlaşılmamalıdır. Yeryüzünün nimet oluşu sadece insanlar için değildir. Kur’an’da belirtildiği üzere, “Allah, yeri canlı yaratıklar için meydana getirmiştir.” (Rahman/55: 10) Yeryüzündeki nimetler sadece insanlar için değil, öteki canlılar için de nimettir ve bu asla unutulmamalıdır.
24
Çevre kirliliğine sebep olmamak için İslâmın Müslümanlardan istediği en temel şartlar nelerdir?
Nimet ilkesinin uygulama alanında öncelikle Müslümanlardan istediği ve sonra da tüm insanlar için öngördüğü hususlardan biri onu kirletmemek, temiz tutmak, bir diğeri de onu israf etmemektir. Büyük veya küçük çapta toprak, hava, su, sokaklar ve caddeler ve benzeri alanlarda herhangi bir çevre kirliliğine neden olmamak, çevre temizliği konusunda çok duyarlı ve titiz olmak, İslâmın Müslümanlardan istediği en temel şartlardandır.
25
Elbiselerin temiz tutulmasıyla ilgili Kur’an’da nasıl bir ayet geçmektedir?
Kirletmeyip temiz tutmak ayetlerde emir olarak da geçmektedir. Bunlardan biri elbise temizliğini emretmektedir: “Giydiklerini temiz tut. Kötü şeyleri terke devam et.” (Müddessir/74: 4,5) Bir başkası, yiyecek temizliğini emretmektedir: “Ey Peygamberler! Temiz şeylerden yiyin, yararlı iş işleyin; doğrusu Ben, yaptığınızı bilirim.” (Mü’minun/23: 51).
26
Kur’ân-ı Kerim’de mabet ve evi temiz tutmakla ilgili hüküm nedir?
Mabet ve ev gibi mekân temizliğini emretmektedir: “Kâbe’yi, insanlar için toplanma ve güven yeri kılmıştık. İbrahim’in makamını namaz yeri edinin, dedik. Evimi ziyaret edenler, kendini ibadete verenler, rükû ve secde edenler için temiz tutun diye İbrahim ve İsmail’e ahd verdik.” (Bakara/2: 125).
27
“Ayet ilkesi” neyi gerektirmektedir?
Ayet ilkesi her şeyden önce insanları, çevreyi gözlemleyip üzerinde düşünmeye (taakkul) ve bu derin düşünceden değerli ve doğru dersler çıkarmaya (tefekkür) çağırmaktadır. Bu ilke tabiata okul gibi, kitap gibi (tekvini kitap) ve hatta öğretmen gibi bakmayı ve ondan ders almayı tavsiye etmekte ve gerektirmektedir. Tabiatın ders vericiliği, başta doğal teoloji veya doğa teolojisi bağlamında ilahiyat, özellikle teleolojik delil bağlamında din felsefesi ve ahlâki erdemlerin kozmik temellendirilmesi bağlamında etik veya ahlâk olmak üzere öğrenmenin ve kendini geliştirmenin pek çok alanını kapsamaktadır.
28
Emanet ilkesi kaç farklı şekilde anlaşılabilir?
“Sorumluluk kuramı”nın birinci ilkesi olan emanet ilkesi iki şekilde anlaşılabilir. Çevre insana emanettir; yani insan çevrenin asıl sahibi değildir, onu sadece emaneten kullanmaktadır. Bu durumda, asıl sahibi olmadığımız şeyde çok büyük tasarruflarda bulunmamak, özellikle ona zarar vermemek (hıyanet etmemek) asıl sorumluluktur. Emanet ilkesi ikinci tarzda ve daha insan merkezli anlaşıldığında ise, çevremizdeki varlıklar bize emanet edilmiştir anlamına gelmektedir. Yani korunmaya muhtaç şeyler vardır ve onların korunması, bize güvenilerek, bize teslim edilmiştir.
29
Kur’an’a göre çevre kime emanet edilmiştir?
“Doğrusu Biz, sorumluluğu [emaneti] göklere, yere, dağlara sunmuşuzdur da onlar bunu yüklenmekten çekinmişler ve ondan korkup titremişlerdir. Pek zalim ve çok cahil olan insan ise onu yüklenmiştir.” (Ahzab/33: 72) Bütün evren, insana emanet edilmiştir. İnsan kendinden sorumlu olduğu gibi evrende var olan insan dışı varlıklardan da sorumludur. Çünkü o, akıl nimetine sahip tek varlıktır. İnsan, kendi varlığı da dâhil olmak üzere bütün varlıklara karşı emanetçi olmanın bilinci ile hareket etmelidir.
30
Çevreyi korumak için emanet ilkesi gereği uygulamada yapılması gerekenler nelerdir?
Uygulamada yapılması gereken, önce, emanet olan çevreye hıyanet etmemek, onun zarar görmesine imkân vermemek, bozulmasına neden olmamak, sonra da onu en mükemmel ve dengeli haliyle korumaktır. Çünkü Kur’an’a göre hiç kimse emanete hıyanet etmemelidir: “Hiçbir peygambere ganimete ve millet malına [emanete] hıyanet yaraşmaz; haksızlık kim yaparsa, kıyamet günü yaptığı ile gelir, sonra, haksızlık yapılmaksızın herkese kazanmış olduğu ödenir.” (Al-i İmran/3: 161. Krş. Enfal/8: 27) Evren ve doğa, normal halinde düzgündür ve insana düşen onu bu doğal hali içinde korumak, onun yapısını bozmamaktır.
31
Hilafet ilkesi nedir, kaynağını nerden almaktadır?
Hilafet ilkesi, sorumluluk kuramının ikinci ve daha üst düzey ilkesidir. Terim kaynağını Kur’an’daki şu ve benzeri ayetlerden almaktadır: “Rabbin meleklere ‘Ben yeryüzünde bir halife var edeceğim’ demişti; melekler, ‘orada bozgunculuk yapacak, kanlar akıtacak birini mi var edeceksin? Oysa biz Seni överek yüceltiyor ve Seni devamlı takdis ediyoruz’ dediler; Allah ‘Ben şüphesiz sizin bilmediklerinizi bilirim’ dedi.” (Bakara/2: 30) Hilafet ilkesinin gerektirdiği en önemli sorumluluklardan birincisi çevreyi imar etme ve geliştirme, ikincisi de çevreyle olan imtihanımızı, denenmemizi/sınanmamızı kazanmaktır.
32
İnsanın, Allah’ın halifesi olduğu dikkate alınırsa, Osmanlıların bu kapsamda şehirlerini nasıl imar ettikleri görülür?
Osmanlılar, şehirlerin inşası ve imarı konusu üzerinde titizle durmuşlardır. Örneğin onlar, şehrin imarı içinde kaldırım yapımına ve bozuk kaldırımların tamirine, özellikle körler ve yaşlılar zahmet çekmesin diyerek apayrı bir özen göstermişlerdir. Şehirlerde geniş ve temiz meydanlar açmış, deyim yerindeyse şehrin rahat nefes almasını sağlamaya çalışmışlardır. Herkesin kendi evi veya dükkânının önünü temizlemesi gerektiğini genel bir kaide haline getirmiş, yaz mevsiminde tozlanmayı önlemek için o günün şartlarında dahi cadde ve sokakları zaman zaman sulamışlardır.
33
İnsanın, Allah’ın halifesi olduğuna dair Kur’an’da nasıl bir ifade vardır?
Şu ayet halife kılınmamızın nedeninin, doğaya ve hayvanlara üstünlük taslamak, onlara hâkimiyet kurup her şeyi kendi türümüz ve hatta toplumumuz için tüketebilme imkânına kavuşmak, onları kendi çıkarlarımızın basit araçları konumuna indirmek değil, sunulan bu nimetlerle sınanmak ve sonuçta imtihanı kazanmak olduğunu göstermektedir: “Verdikleriyle denemek için sizi yeryüzünün halifeleri kılan ve kiminizi kiminize derecelerle üstün yapan O’dur. …” (En’am/6: 165. Krş. Fatır/35: 39).
34
Merhamet ilkesinin önemi nedir?
“Erdemlilik kuramı”nın ilk ilkesi merhamettir. Erdemlilik, sorumluluğun gereklerini yerine getirmenin üstünde bir şeydir. Çevreye de sorumluluğumuzun sıradan gereklerinin üstünde bir gözle bakmak, İslâmın çevre ahlâkının temel ilkelerinden biri olsa gerektir. Çevremizdeki doğa ve canlılar, en üstün erdemlerle kendilerine muamele etmemizi hak etmekte ve bu tarz muameleler bizim daha yetkin/kamil insan olmamızın da gereği olmaktadır.
35
Muhabbet ilkesi nedir?
Muhabbet veya sevgi, birçok erdemsizliği önleyen, birçok erdemi de kapsayan ve gerektiren en yüksek erdem ya da en yüksek erdemlerden biridir. Örneğin, sevgi ilgiyi, ilgi de iyilik etmeyi gerektirir.
36
Ubudiyet ilkesi nedir?
Ubudiyet ilkesi, canlı cansız bütün varlıkları abid olarak görmek gerektiğini çağrıştıran bir ilkedir. Çünkü Kur’an’da defalarca çevredeki bütün varlıkların Allah’ı tesbih ettiği ve O’na secde ettiği gibi hususlar açıkça belirtilmektedir: “Göklerde ve yerde olanların, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanların ve insanların birçoğunun Allah’a secde ettiklerini görmüyor musun? …” (Hacc/22: 18) “Göklerde ve yerde bulunan her canlı ve melekler, büyüklük taslamaksızın Allah’a secde ederler. Fevklerinde olan Rablerinden korkarlar ve emrolundukları şeyleri yaparlar.” (Nahl/16: 49, 50).
37
Kutsiyet ilkesi nedir?
Kutsiyet ilkesi, bilgelik kuramının ikinci ve genel olarak İslâm çevre ahlâkı ilkelerinin de sekizinci ve sonuncusudur. Kutsiyet ilkesi, doğadaki tüm varlıkların, abit olmalarının da ötesinde kutsal bir değer taşıdıklarının kabulü anlamına gelir.
38
Yeryüzünün mescit bilinmesi gerektiği ile ilgili kutsiyyet ilkesi bakımından Hz. Peygamber’in hadisi hangisidir?
Müslümanlar için mescitler kutsal yerlerdir; ve Hz. Peygamber, yeryüzünün tamamının kendisine mescit kılındığını söylemiştir: “Yeryüzü bana mescit kılındı …” (Buhari, Salat 56, hadis no: 84). Bu hadis, yeryüzünün en azından mescit mesabesinde bir kutsallık taşıdığını, adeta mescit bilinmesi gerektiğini göstermektedir.