Giriş İnsanın, normal geçim düzeyinin üzerinde bir gelir Kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu öteki kişilerin sağlamayı amaçlaması da iyi niyet sınırları içindedir. Mal geçim kaynağını temin etmek gibi temel ihtiyaçların sahibi olmak, hatta çok mal ve bol rızık sahibi olmak, kötü karşılanmasına yönelik amaçlarla başlayıp, zamanla ve yerilesi bir şey değildir ve Müslümanlar için hiçbir ihtiyaçları aşan istek ve arzuların teminine yönelik olarak zaman böyle olmamıştır. Önemli olan malın tam da varlığını sürdüren ve ekonomik değeri olan her türlü anlamıyla iyi niyetle ve helal yoldan kazanılmış olması ve çalışma ve etkinliğe iş denir. İnsanlar, birey halinde ve en kazandıktan sonra yapılması gereken zekatını, sadakasını kısıtlı koşullarda da yaşasalar, varlıklarını sürdürmek için verme gibi hukuki ve ahlâki gereklerinin de yerine gerekli olan yiyeceği bulmak, kendilerini soğuk veya getiriliyor olmasıdır.
sıcaktan koruyacak giysiler edinmek, hayatlarının İslâm dini ve ahlâkında, çalışmak, üretmek, kazanmak, güvenliğini sağlayacakları barınaklar yapmak gibi mal sahibi olmak, zengin olmak, makul bir refah içinde ihtiyaçlarını karşılamak için çalışmak, dolayısıyla bir tür iş yaşamak; geçimini helal yoldan temin etmek, daha fazla yapmak zorundadırlar. Bu nedenle, dünyada yaşayan ilk refah ve huzur içinde yaşamak, kamu ve din yararına insandan beri, çalışma denen bir etkinlik, iş denen bir olgu harcamalarda bulunabilmek gibi niyetlerle edinildiği ve hep insanlarla birlikte var olmuştur. İnsan, varlığını haram bulaştırılmadığı sürece tamamen meşru ve hatta sürdürmek için çalışmak, üretmek, iş yapmak zorundadır. makbul ve fazlasıyla teşvik edilen şeylerdir. Tek başına yaşamak durumunda olan insanın çalışmak zorunda olduğundan bahsetsek bile bu sadece bir Çalışma ve Çalışkanlık
varsayım, gerçek hayatta neredeyse hiç karşılaşılmayan bir İslâm dini tembellik ve miskinliği yermiş, çalışmayı ve faraziyedir. İnsan, hemcinsleriyle bir arada yaşayan üretmeyi meşru görmekle kalmamış, çok makbul görmüş toplumsal bir varlıktır. İnsanın yaratılıştan gelen fıtri ve her surette teşvik etmiştir. Cenab-ı Hak, Kur’an-ı yapısı onu buna yönlendirdiği gibi dünyadaki yaşam Kerim’de, “Gündüzü [çalışıp] geçimi sağlama vakti koşullarının zorluğu da onu bir arada yaşamaya ve kıldık” (Nebe/78: 11) buyurmaktadır. aralarında iş bölümü yapmaya zorlamıştır. Kimi insan Hem dünya hem de ahiret kazancı ile ilgili en genel geçer, toplayıcılık ve tarımla uğraşmış, kimisi avcılık ve en evrensel yasalarda biri, ancak çalışanın kazanacağı hayvancılık yapmış, kimi dokumacılık ve terzilik, kimi yasasıdır. Nitekim bu husus bir ayette şöyle marangozluk ve inşaatçılık, kimi öğretmenlik, kimi askerlik, kimi yöneticilik, kimi işçilik, kimi işverenlik, belirtilmektedir: “İnsan ancak çalıştığına erişir” (Necm/53: kimi de tek tek sayamayacağımız birçok farklı iş kolunda 39). Peygamberler ve büyük sahabiler dahi dünyevi çalışmış ve hem kendi geçimini sağlamış hem de dolaylı işlerde çalışmış, belli meslekleri icra etmişlerdir. Hz. olarak öteki insanların tek başına karşılayamayacakları Adem çiftçilerin, Hz. Nuh marangozların, Hz. Yusuf çeşitli ihtiyaçlarının karşılanmasına katkıda bulunmuştur. ekonomistlerin, Hz. Davut el sanatçılarının, Hz. İsa Bu durum göstermektedir ki, insanların iş ve ticaret hayatı, tabiplerin, Hz. İbrahim ve Hz. Muhammed tüccarların piri insanlar arasındaki karmaşık bir ilişkiler ağını ve örneğidir.
gerektirmektedir. Kur’an’daki ayetlerde hem ibadet hem de iş art arda
İş Ahlâkı emredilmektedir. Müslüman tembellikten, işsizlikten, üretimsizlik ve verimsizlikten kaçınmalı; aksine öte dünya İslâm iş ahlâkında pek çok ilke ve erdemden bahsedilebilir için çalıştığı gibi bu dünya için de çalışkan olmalı, ve kaynaklarımızda da bahsedilmektedir. üretmeli, iş yapmalı, iş kurmalı, istihdama katkıda
İş hayatı ile ilgili faziletler iş konusunda sahip olmamız bulunmalı ve böylece kendisine, ailesine, topluma, gereken iyi niyet ile çalışma konusundaki doğru dini insanlığa ve dinine daha fazla yararlı olmalıdır.
bilgiler ve çalışkanlığın fazileti , iş hayatına atıldıktan Haksızlıktan Kaçınma ve Adalet sonra işle ilgili çeşitli alanlar ve ilişkilerde uyulması gereken helal kazanç ve adaletle ilgili kurallar ile lütuf ve Gazali, iş hayatında yapılmaması gerekenleri o, şu dört ihsanla ilgili ahlâki faziletlerdir. esasta toplar:
İyi Niyetlilik 1. Malda bulunmayan bir özellikle malı övmemek, 2. Malın gizli ve açık bütün kusurlarını açıklayıp, Bir iş hayatına atılırken, başlangıçta olması gereken en hiçbirini gizlememek, önemli ahlâki şartlardan biri, bu işle ilgili niyetin iyi 3. Ölçü ve tartıda hile yapmamak, olmasıdır. Her konuda olduğu gibi iş hayatına başlarken 4. Müşterinin bildiği takdirde almayacağı fiyatı de iyi niyetlere, doğru amaçlara sahip olunmalıdır. gizlememek, başka bir deyişle, alıcı veya satıcıya
İş hayatını geliştirmede en temel ve en meşru niyet, piyasa fiyatını gizlememek.
muhannete muhtaç olmadan helal yoldan geçimini temin İslâm iş ahlâkını özetleyen iki temel kavramın “haramdan etmektir. Rasulullah şöyle buyurmuştur: “Hiç kimse kendi sakınmak” ve “helal kazanç” kavramları olduğunu el emeği ile kazanıp yediğinden daha hayırlı bir şey söylemek mümkündür. yememiştir. Allah’ın peygamberi Davut Peygamber de kendi el emeğinden yerdi.
Müslüman daha fazla kazanma hırsıyla ve hatta daha fazla girişimcilikler, yatırımlar ve cesaretle risk almalar gibi pek kazanıp bunun bir kısmıyla daha fazla iyilik yapmak, daha çok konusunda dikkate alınmasında yarar olabilecek fazla zekat ve sadaka vermek, daha fazla öğrenciye burs erdemlerden biri de, cesur davranmakla birlikte belli bir vermek, daha fazla fakir ve yoksula yardımda bulunmak sınırın ötesinde ölçülülüğü aşmamak, makul bir itidal gibi iyi niyetlerle de olsa kazancına haksızlık ve haram düzeyini korumaktır. bulaştıramaz, haksız ve haram yollarla servet edinemez. İslâm iş ahlâkının temel erdemleri veya genel esasları iyi İş hayatının her alanında, her ilişki düzeyinde ve her bir niyete, temiz bir amaca sahip olmak, çalışmayı nafile sektörde görülebilecek olan hilekarlıklar ve haksızlıklar, ibadet, çalışkanlığı yararlı bir fazilet saymak, iş hayatının İslâm dininin şiddetle kınadığı, kesinlikle yasakladığı ve hiçbir aşamasında en küçük bir haksızlığa ve hilekarlığa, sadece dünyevi değil uhrevi müeyyidelerle de insanları adaletsizliğe ve aldatmaya, zulme ve baskıya, kazancı bunlardan uzaklaştırmaya çalıştığı hususların başında harama ve uhrevi anlamda zarara dönüştürecek eyleme gelmektedir. tenezzül ve teşebbüs etmemektir.
Bir ayette doğruluk emredilmekte ve bunun sonucunun İşveren Ahlâkı çok daha üstün olacağı şöyle belirtilmektedir: Müslüman işverenin; işine, işçisine, müşterisine, tüm “Ölçtüğünüz zaman, tam ölçün, doğru terazi ile tartın. Bu, paydaşlarına, toplumuna, insanlığa, doğal çevresine ve hem daha hayırlı, hem de sonuç olarak daha güzeldir.” manevi çevresine karşı görev ve sorumluluklarını yerine (İsra/17: 35; krş. En’am/6: 152) getirmesi, üstün ahlâka sahip bir Müslüman olarak
İş hayatının her aşamasında dürüstlük, kişiye ve şartlara fedakârlık gerektiren yüksek faziletlere uygun bir iş göre değişen göreceli bir davranış tarzı değil, her zaman adamlığı hayatı sürdürmesi beklenir.
ve mekanda geçerli olan, her dinden ve dilden insanı Liyakat ve Hakkaniyet kapsayan evrensel bir ilke olarak kabul edilmeli ve hipotetik değil kategorik bir buyruk olarak İşveren veya yönetici, işçi veya memur alırken liyakati uygulanmalıdır. esas almalı, işi bir takım kişisel tarafgirliklerinden dolayı tercih ettiği liyakatsiz kişiye değil, hak eden kişiye, ehline İslâm iş ahlâkında aldatmama ve aldatılmamaya yönelik vermelidir. İşi ehline vermek ve adaletli davranmak, bu öğütlerden biri de alış-veriş esnasında yemin etmenin hoş konulardaki en temel ilahi emirlerden ikisidir. Ücretlerin görülmemesidir. Hz. Peygamber alış-verişte yemin adil ve yeterli olması ve zamanında ödenmesi kaçınılmaz konusunda şöyle buyurmuştur: “(Yalan yere) yemin mala bir gerekliliktir. rağbeti artırsa bile bereketi götürür” (Buhari, 2008, 533). İmkanı olanlar borcunu zamanında ödemeli, eğer imkanı Mesuliyet ve Kardeşlik
yoksa bunu bir an önce alacaklı ile görüşüp anlaşmalıdır. İyi bir işveren, tüm çalışanlarını bir aile gibi, işçilerini aile bireyleri gibi görür, kendisini de onlardan sorumlu İhsan ve Müsamaha hisseder. Gerçek ahlâklılık, zorunluluk düzeyinin üstünde, sorumluluk, gönüllülük, fedakârlık gibi duygu ve değerler Yüksek ahlâka sahip bir işveren, işçileri kadar tanıdığı nedeniyle yapılan üstün erdemler sayesinde kendini müşterileri ve öteki paydaşlarını da kendine yakın gösterir. Bu bağlamdaki erdem ihsan erdemidir. hisseder, onların sorumluluğunu paylaşır, zor durumda kalanlarına bilhassa borcunu geciktirme, ödeme kolaylığı Esnafın asıl yükümlü olduğu şey, zulmetmeyip adil sağlama gibi konularda yardımcı olur, kol kanat gerer. davranmaktır. Gazali’ye göre ticaretle uğraşan bir kimse, şu altı maddeye uyarak, adaletin üstündeki ihsan rütbesine Ahlâklı bir işveren gerçekten iyice üst düzey bir yükselir: ahlâklılığa sahipse, işçilerinin sadece sorumluluğunu hissetmekle ve onlara yardımcı olmakla da yetinmez, 1) Fahiş kardan kaçınmak, onları kendisine kardeş bilir, yediğinden yedirir, 2) Kardan fedakarlık etmek, giydiğinden giydirir ve onlara son derece iyi ve itibarlı 3) Alacakların tahsilinde müsamahakar davranmak, davranır. 4) Borcunu ödemek için, alacaklının gelmesini ve vadesinin dolmasını beklemeden, imkanı varsa Zekatını ve Sadakasını Vermek
onun ayağına gidip borcunu ödemek, Müslüman iş adamı, işçileriyle ilişkilerinde faziletli 5) Pazarlıktan pişman olup cayana kolaylık davranışlar sergilediği gibi Allah’ın lütuf ve inayetiyle göstermek, elde ettiği bol kazancının hukuki ve ahlâki gereklerini de 6) Fakirler için ayrı bir veresiye defteri tutarak, yerine getirir, zekatını verir, sadakalarını verir, gelirinin borçlarını ödeyemedikleri taktirde kendilerinden büyüklüğü oranında kamu yararına büyük hizmetlerde alacağını istememeye niyet etmek. bulunur.
Hoşgörülü olmak ekip halinde çalışmayı kolaylaştıracak, İş Hırsıyla İbadetlerini İhmal Etmemek iş ortamında stres ve gerilimi azaltacak, sinerjiyi ve Ahlâklı işveren , iş ve kazanç hırsıyla kendisini ihmal dolayısıyla verimliliği artıracaktır. İş hayatının yeni etmemeli, kazancından ve genel olarak hayatından ahirette
sorguya çekileceğini, dünyevi görev ve yükümlülükleri dördüncüsü ise, emanet ve doruluğuna güvenilir biridir yanında kulluk vazifelerinin de olduğunu unutmamalıdır. ama işinin ehli olmaz. Müslüman işveren, toplumsal ahlâk ve iş ahlâkı kurallarına uygun davrandığı gibi manevi ahlâk yönünü de Hakkaniyet ve Mesuliyet Sahibi Olmak
ihmal etmemeli, işi ile birlikte ibadetlerini ve maneviyatını İşçi, işverenin haklarını korumalı, işinde haksızlık da birlikte götürmeyi bilmelidir. yapmamalı, az da olsa kazancına haksızlığı ve haramı bulaştırmamalıdır. Gazali’nin şu hususlara dikkat etmesi gerekir: İşini, İş Arkadaşlarını ve İşverenini Sevmek 1. Ticarete başlarken, çoluk çocuğunun nafakasını helal kazançla temin etmek, kendisi için istediğini İyi bir işçi, başta işi olmak üzere, mümkünse iş toplumdaki öteki kişiler için de isteyip onlara arkadaşlarını ve işverenini sevmeli, en azından onlara yardımcı olmak, kendi kazancıyla dinine yardımcı saygı duymalıdır. Osmanlı ahlâkçılarından Kınalızade’ye olmak ve benzeri tarzda iyi niyetler taşımalıdır. göre, hizmetçiler veya işçiler için de sevgi her şeyden 2. Sanatında veya ticaretinde kifaye farzlardan bir önce gelir.
farzı yerine getirmeye, o toplum için gerekli olan iş İşçi, işverenine karşı kıskançlık ve haset içinde olmamalı, alanlarından birindeki bir boşluğu doldurmaya işini çok iyi bilmeli ve iyi yapmalı, güvenilir ve dürüst niyet etmelidir. olmalıdır. 3. Dünya pazarını ahiret pazarına engel yapmamalıdır. Gazali’nin tasnifine göre, “İnsanlar üç sınıfa ayrılırlar:
4. Çarşı-pazarda da Allah’ı sürekli hatırlamayı ve 1) Dünya için çalışırken ahiretini tamamen anmayı sürdürmelidir. unutanlar. Bunlar helak olanlar arasında 5. Ticaret konusunda ölçülü olmalı, aşırı hırs ve istek değerlendirilir. içinde olmamalıdır. 2) Ahiret kaygısı yüzünden dünya geçimini kaale 6. Yalnız haramdan kaçınmakla yetinmemeli, şüpheli almayan kimseler. Bunlar da kurtuluşa erenler işlerden de uzak durmalı, fetvalar yanında kalbine grubuna girer. de danışmalı ve kalbinin işkillendiği şeyden 3) Ahireti elde etmek için dünya geçimini dikkate vazgeçmelidir. alanlardır ki ölçülü davranan grup olup orta yolu 7. Birgün hepsinden dolayı hesaba çekileceğini izleyenler arasında mütalaa edilirler. unutmamalıdır . Erdem ve Ekonomi İlişkisi İşçi (İşgören)Ahlâkı İyi huyluluk, iyi kalplilik, iyi niyetlilik, iyi sözlülük, iyi İşçiden veya iş görenden kasıt, sadece dar anlamda işçi davranış, kısaca, iyi ahlâklılıktır. Erdem ahlâkı veya etiği statüsünde istihdam edilenler değil mal ve hizmet dendiğinde ilk akla gelen filozof olan Aristoteles, erdemi, sektörlerinin her alanındaki tüm çalışanlardır. iş ahlâkıyla da çok bağlantılı bir biçimde tanımlar.
Haset Etmemek ve Haline Şükretmek Erdem açısından bakıldığında, veren el alan elden
İşçi, öncelikle işverenine karşı haset ve kıskançlık içinde üstündür; ekonomik açıdan bakıldığında ise alan el veren olmamalı, işveren değil de işçi olması gibi hususlardan elden üstündür. dolayı herhangi bir eziklik duymamalı, çalışıp alın teriyle Ahlâk felsefesinde faydacılık ve hatta onun bir türü helal para kazanabildiği bir iş kapısı buldurduğu için sayılan egoizm bile bir ahlâk kuramı sayılsa ve pek çok Allah’a şükür, işverenine de gerektiğinde teşekkür ahlâk anlayışında ben merkezliliğin önemli bir yeri olsa etmelidir. da, genel olarak değerlendirildiğinde, ahlâkta özgeciliğin, İşbilir ve Güvenilir Olmak diğergamlığın, toplumsal sorumluluğun, kısacası ‘ben’den ziyade ‘öteki’ merkezliliğin asıl olduğu ya da daha fazla İşçi, yaptığı işi iyi bilmeli, yeterince bilmiyorsa bir an öne çıkarıldığı bir gerçektir. önce eksikliklerini gidermeli, işi konusunda uzmanlaşmalıdır. Ayrıca o, iş ile ilgili her türlü mal ve Erdem-ekonomi ilişkisinde insanlara bol miktarda meşru, bilgi gibi hususta kendisine güvenilir olmalıdır. İbn makul ve makbul seçenek sunmak ve onların özgür Haldun’un işçilerde bulunması gereken erdemlerle ilgili tercihlerine imkân sağlamak mümkündür. İnsanlık tarihi en fazla liyakat ve güven üzerinde durduğu ahlâk rağmına ekonomi yönünde ifrata da, ekonomi anlaşılmaktadır. Ona göre insanın hizmetinde rağmına ahlâk yönünde tefrite de şahit olmuştur ve bulunduracağı kimseler dört sınıfa ayrılır: Bunlardan olmaktadır. birincisi, üzerine aldığı görevi hakkıyla görebilen ve işine güvenilebilecek olan doğru bir kimsedir; ikincisi, işine de İfrat ve tefrit, İslâm dini ve dolayısıyla ahlâkında da, emanet ve doğruluğuna da güvenilemez bir kimsedir; klasik dönemin felsefi ahlâkında da yanlış olan ve ahlâki üçüncüsü, işini ve görevini yapabileceğine güvenilir bulunmayan tutum ve davranışlardır. Erdemliliğin de en biridir ama emanet ve doğruluğuna güvenilmez; az üç düzeyi olduğu, ekonominin de en az üç düzeyi olduğu söylenebilir. Bu düzeylere, minimum düzey, mutedil düzey ve maksimum düzey diyebiliriz.
Erdem-Ekonomi İlişkisinde Minimum Düzey
Bu düzeyin yol gösterici ilkesi yahut pusulası, evrensellik ilkesi yahut altın kural da denilen ilkedir. Her insan bir eylemde bulunurken, bunun aynısı herkes tarafından yapıldığında sonucun iyi bir şey olup olmayacağını düşünerek karar vermelidir. Evrensellik ilkesi veya altın kural, herkesin uyması gereken minimum düzey ilkelerinden biridir.
Minimum düzeyde en öncelikli erdemler, hak ve adalet erdemleridir. Bu düzeyde hiçbir görecelikten, toplumsal, kültürel veya dini farklılıktan bahsedilmez. Hak, herkes için haktır; adalet herkes için lazım ve geçerlidir.
Erdem-Ekonomi İlişkisinde Mutedil Düzey
Minimum düzeyin ana ilkesi, zarar vermemek, haksızlık yapmamak idi, bu düzeyin ana ilkesi ise faydalılık ilkesi, faydalı olma kuralıdır.
Mutedil düzeye erdemler açısından baktığımızda, buna uygun düşen ana erdemlerin, özellikle de iş ahlâkı dikkate alındığında, güvenilirlik ve iyilikseverlik olduğu söylenebilir. Herkesin hakkını vermek ve adaleti yerine getirmek, herkes için bir zorunluluktur.
Erdem-Ekonomi İlişkisinde Maksimum Düzey
Erdemlerin maksimum düzeyini, en yüksek seviyesini ise, merhamet ve sevgi erdemlerinin oluşturduğunu söylemek mümkündür. Kardeşlik, merhamet ve sevginin iş ahlâkı bağlamında tavsiyeler içeren şu hadis de maksimum düzey iş ahlâkı erdemleri için yeterli fikri özetliyor olsa gerektir: “Hizmetinizde kullandığınız kimseler, sizin ancak kardeşlerinizdir. Allah onları sizin elinize emanet etmiştir. Bu sebeple onlara yediğinizden yedirin, giydiğinizden giydirin” (Buhari, 2005, 89).
Modern ekonominin karı maksimize etmek tabiri, dini, felsefi veya ahlâki açıdan kategorik anlamda yanlış değildir. İslâm iş ahlâkının istediği, bu maksimizasyon sürecinde, ahlâki şartları da en az minimum düzeyde, yani hak ve adalet düzeyinde gözetmek ve yerine getirmektir. Müslüman için ideal olan, hem iyilikseverlik, yardımseverlik, şefkat, merhamet ve sevgi gibi ahlâki değerlerde en üst düzeye erişmek hem de çalışkanlık, üretkenlik, verimlilik, daha fazla kar ve kazanç gibi ekonomik çabalarda maksimum düzeyi yakalamak ve bunları ahenkli bir denge içinde sonuna dek sürdürmektir.