AÖF Soru Bankası

İslam İbadet EsaslarıÜnite 10 Soru-Cevap

İslam İbadet Esasları (ILH1002) soru-cevapları.

Haram ve helal alanı nedir?
Dinin insan için koyduğu yasaklar “haram alanı”nı, müdahale etmeden insanı serbest bıraktığı geniş kısım ise “helal alanı”nı oluşturmaktadır. İnsan için öngörülmüş bir programda, onun için hazırlanmış bir reçetede, yapması gerekenler yanında, yapmaması lazım gelenlerin olmaması düşünülemez. Bütün sistemlerin emir ve yasakları vardır. İnsanların akılları ile ihtirasları arasında denge kurmak için emirler kadar yasaklara da şiddetle ihtiyaç vardır. Özellikle toplum hayatı ve toplumdaki düzeni sağlamak açısından düşünüldüğünde dinde “haram” adı verilen yasakların ne kadar gerekli olduğu daha iyi anlaşılabilir. Durum böyle olmakla birlikte İslâm yine de ilke olarak helal alanı geniş bırakmış, insanlar yetkilerini kötüye kullanmadıkça, hadlerini aşıp başkalarının haklarına tecavüz etmedikçe ve genel ilkelere aykırı davranmadıkça da bu helal alana yasak koyarak müdahale etmemiştir.
İslâm dininin sosyal alana nasıl bir müdahalesi vardır?
İslâm dini hayatı bütün yönleriyle ve bir bütün halinde ele almış ve her alanda bireye yardımcı olmayı, ona kılavuzluk etmeyi ve mutluluk kazandırmayı hedeflemiştir. Bu sebeple, kişilerin inanç dünyası ve ibadet hayatı yanında, yeme içme, giyinme ve süslenme, eğlence, aile içi ilişkiler ve cinsel hayat, sosyal hayat ve beşerî ilişkiler gibi değişik alanlar da dinin ilgi sahasına dâhil olmuştur. Din rehberliğini ve yönlendirmesini bu alanlarda da sürdürmüştür.
Dindarlıkla haram-helale riayet arasında nasıl bir ilişki vardır?
Hatta helal ve haram dinin aslına dâhil olduğu ve Kur’ân’da yer yer “Allah’ın sınırları” (hudûdullah) ifadesiyle anıldığı için (bk. el-Bakara 2/187, 229, 230; en-Nisâ 4/13) bunlara riayet etmek dindarlığın en önemli göstergelerindendir. Buna göre iman ve ibadetler ferdin yaratanına karşı kulluğunu ve bağlılığını simgeleyen bir anlama sahip olduğu gibi, dinin birtakım gayelerle koyduğu yasaklara ve sınırlara uymak da yine dindarlığın, Allah’a karşı gösterilmesi gereken bağlılık ve kulluğun bir gereği ve sonucudur.
Haram nedir?
Haramlık durumuna “hurmet”, haram kılmaya “tahrîm”, haram kılınan fiile veya nesneye de “haram” adı verilir. Muharram, hazr, mahzûr, memnû, menhiyyun anh terimleri de, haram terimi yerine kullanılabilir. Özündeki (aslındaki) veya vasfındaki bir kötülükten dolayı, kesin bir delille ve açık/bağlayıcı bir ifadeyle yapılmaması istenen fiillere haram denir.
Özü itibariyle haramın hükmü kaç açıdan ele alınabilir?
Üç açıdan ele alınabilir: 1- Meşruiyeti 2- Hukukî sonucu 3- Yaptırımı
Haramın meşruiyeti nasıl açılanır?
Fiil, temelden gayri meşru sayılır; zaruret durumu dışında hiçbir biçimde meşruluk kazanamaz. Zaruret durumunda da, sadece zarureti savacak ölçüde geçici bir ruhsat/izin vardır.
Mükellefin haramı işlemesi durumunda hükmü nedir?
Mükellef bu fiili yaparsa, bâtıl kabul edilir, fiile hiçbir olumlu sonuç bağlanmaz ve ulaşılmak istenen menfaat fiilin sahibine tanınmaz. Söz gelimi neseplerin karışmasına ve toplumun çözülmesine yol açan zina fiili, nesep ve mirasçılığın sübutu için sebep olamaz. Evlenmesi haram kılınan yakınlardan biriyle yapılan evliliğe, meşru evliliğe bağlanan mirasçılık ve nesebin sübutu gibi sonuçlar bağlanamaz. Hırsızlık fiili, mülkiyetin kazanılması için sebep oluşturamaz. Meytenin satılması meşru olmadığından, böyle bir satıma, meşru satım sözleşmesine bağlanan sonuç(mülkiyetin intikali) bağlanamaz.
Haramın imanî yönü nedir?
Haram kılınan şeyin haramlığına inanılması ve bu hükmün dinin bir parçası olduğunun kabul edilmesi gerekir. Haramı inkâr edenler, hafife alıp alay edenler veya helal sayanlar, dinin sınırları dışına çıkar.
Haramın amelî yönü nedir?
Haramın karşılığında, bir farz olduğu düşünülür; bunun için haramın zıddı/terki farzdır. Dinen yasaklanmış haram fiillerden kesinlikle uzak durulması gerekir. Haram fiili işlemekten sakınanlara “âdil”, işleyenlere ise “fâsık, âsî, günahkâr” denir. Haramı yapmayıp terkeden; övgü ve sevap kazanır; özürsüz yapan ise fiilin haramlık derecesine göre âsî ve günahkâr olur, kınanır ve fiilin durumuna göre değişen dünyevî ve/veya uhrevî cezayla karşılaşması (‘itâb ve ‘ikâb) söz konusudur. Haramı işleyenler, büyük günah işlemiş ve çoğu defa kul hakkı yemiş olduklarından ya da toplumun huzur ve düzenine zarar verdiklerinden, Allah’ın gazabına uğrarlar, cehennem azabını hakederler. Haramları işlemek, kötülüğe duyarlılığı yok ettiği gibi, iyiliklere düşman olmaya da yol açabilir. Bunun için, herhangi bir zaruret olmaksızın bir haramın işlenmesi, Müslümanın adalet (din ve ahlâk bütünlüğü) ve mürüvvet (şeref ve saygınlık) vasıflarını zedeler.
Dolaylı haramın tanımı nedir?
Dinin ana kaynaklarının (Allah ve resulünün) özü/mahiyeti açısından değil, vasfı açısından kötülük ve zarar içermesine dayanarak dış bir unsur dolayısıyla haramlığına hükmettiği fiildir. Bu tür haramlara, “vasfından dolayı/geçici haram” da denebilir. Dolaylı haramlar; dinin beş temel amacı olan can, akıl, din, nesil ve malın korunmasını genelde ikinci, bazan birinci dereceden hedefleyen yasaklardır.
Dolaylı haramın meşruiyet bakımından hükmü nedir?
Fiil, aslı açısından meşrudur, ama vasfı açısından gayri meşru sayılır. Vasfındaki gayri meşruluk ortadan kaldırılmadıkça, dolaylı haramlık sona ermez.
Dolaylı haramın hukukî sonucu nedir?
Mükellef dolaylı haram fiili yaparsa, Hanefîlere göre bu fiil bâtıl kabul edilmez; böyle bir fiil, kendisine bazı hukukî sonuçlar bağlanacak bir sebep oluşturabilir. Sözgelimi, ribalı veya fâsit şart taşıyan satış, bâtıl akitlerden değil, fâsit akitlerden sayılır. Sözleşmenin tarafları, bu sözleşmeyi olduğu gibi uygulamaya koyarlarsa, her biri lehine karşılıklı edimler üzerinde mülkiyet hakkı doğar. Ancak, Şâri’nin yani Allah ve resulünün, bunun haramlığını gerektiren yasağının bulunması dikkate alınınca, böyle bir mülkiyet nezih sayılamaz; böyle bir mülkiyet, habis bir mülkiyettir.
Dolaylı haramın yaptırımı nedir?
Dolaylı haramda, meşru kısım yapılabilir, ama haram kısmın terki farzdır. Haramı yapmayıp terkeden, mükâfat ve sevap kazanır, yapan ise fiilin haramlık derecesine göre âsî ve günahkâr olur; dünyevî ve/veya uhrevî ceza söz konusudur. Ayet veya hadislere dayalı olan kesin dolaylı haramı inkâr eden de, dinin sınırları dışına çıkar. Haramlığın sübutu kesin delile dayalı değilse, helal sayan kimse tekfir olunmaz ama fâsık olarak nitelendirilir.
Haram şüphesi bulunan şeylere karşı nasıl bakılmalıdır?
Haram şüphesi bulunan şeyden kaçınmak esastır: “Sana şüpheli geleni bırak, şüpheli gelmeyeni al.” (Buhârî, “Büyû”, 3; Tirmizî, “Sıfatu’l-kıyâmet”, 60). Helalliğiharamlığışüpheli şeyler konusunda Hz. Peygamber (s.a.) sınır çizgileri hassasiyetini hatırlatarak, “hükümdarın korusu” benzetmesiyle, durumu veciz biçimde belirtmektedir: “Helal apaçık bellidir. Haram da, apaçık bellidir. Bu ikisi arasında, halktan birçoğunun, helal mi, haram mı olduğunu bilmediği şüpheli şeyler vardır. Dinini ve namusunu korumak için, bunları yapmayan esenliktedir. Bunlardan bazısını yapan ise, haram işlemeye çok yaklaşmış olur. Nitekim korunun çevresinde hayvanlarını otlatan kimse de koruya dalma tehlikesiyle burun buruna gelmiş olur. Dikkat ederseniz, her hükümdarın bir korusu vardır. Allah’ın korusu ise, haram kıldığı şeylerdir” (Buhârî, “İman”, 39; “Büyû”, 2; Müslim, “Müsâkât”, 107; Tirmizî, “Büyû”, 1; İbn Mâce, “Fiten”, 14).
En büyük haram nedir?
Amaçlarına göre haramlar tasnifinde geçtiği üzere, İslâm dininin tevhid ve tenzih eksenli inanç sistemine uygun bir Müslüman kişiliği oluşturma amacıyla, bazı haramlar belirlenmiştir. Bu çerçevedeki en büyük haram, Allah’a şirk koşmaktır.
Başlıca büyük günahlar nelerdir?
Allah’a şirk koşmaktan sonra, büyük günahlar gelir. Dinî literatürde kebîre (çoğulu: kebâir) denen büyük günahlar da, kendi aralarında bir derecelendirmeye tâbidir. Mesela Hz.Peygamber’e (s.a.) “Hangi günah, en büyüktür?” diye sorulunca şu cevabı vermiştir: “Seni yaratmış olan Allah’a ortak koşmandır.” Tekrar soruldu: “Daha sonra hangisi?” Şu cevabı verdi: “Komşunun hanımıyla zina etmendir.” Üçüncü defa soruldu: “Daha sonra hangisi?” Cevabı şu oldu: “Seninle yemeğini paylaşır korkusuyla çocuğunu öldürmendir.” (Buhârî, “Tevhid”, 40; Müslim, “İman”, 141). Namaz, oruç gibi farzları terk etmek, kumar, hırsızlık, yalan, iftira, cinayet gibi fiilleri yapmak da büyük günahlar arasındadır.
Küçük günah ne demektir?
Haramların en alt kademesinde, küçük günahlar yer alır. Dinî literatürde sağîre (çoğulu: sağâir) denen bu günahlar da çok çeşitlidir.
Haramı işlemek ne zaman söz konusu olabilir?
Haramı işlemek, zaruret veya zaruret derecesine varan ihtiyaç durumlarında bahis konusu olabilir. Yasak fiil bu halde “ruhsat” denilen istisnâî hükümle sadece ihtiyacı giderme derecesinde ve geçici olarak mubah, hatta bazen vacip (farz) hale gelebilir. Bu durumda ruhsatlar, iki türlüdür.
Terfih (genişlik) ruhsatı nedir?
Haram (azîmet/ana) hükmü ve bu hükmün sebebi ortadan kalkmadığı halde, mubah muamelesi gören ruhsattır. İkrah altında yani öldürülme veya bir uzvun yok edilmesi baskı ve tehdidiyle zorlanma durumunda, başkasının malını telef etme, baskı altında orucunu bozma, ihramlıyken hac yasağını işleme ve hayati tehlike oluşturan açlık durumunda izinsiz olarak başkasının malından yeme gibi. Bu ruhsat, hakikat anlamında ruhsat denmesini en çok hakeden özelliktedir. Bu tür ruhsatta, yükümlünün önünde azîmeti veya ruhsatı seçmek gibi iki çözüm yolu bulunmakta, ama ruhsat yolunu seçmek bir genişlik sağlamaktadır.
Terfih ruhsatının hükmü nedir?
Mükellef, azîmet hükmüne uymak ile ruhsattan yararlanmak arasında serbest bırakılır. Bununla birlikte azîmeti tercih ederek ruhsatın kullanılmaması evlâdır, ecir ve sevap kazandırır.
Iskat (zaruret ve kolaylık) ruhsatı (Vacip ruhsat) nedir?
Haram (azîmet) hükmü ve onun sebebi ortadan kalkan ruhsattır. Şiddetli açlık durumunda hayatî tehlikeyi atlatıp ölümden kurtulmak için domuz eti veya meyte gibi haram gıdaları kullanmak; boğaza takılan bir lokmayı başka bir sıvı bulamayınca şarap içerek hareket ettirmek örnek olarak hatırlanabilir. Buna mecâzî ruhsat da denir. Burada, artık tek seçenek vardır, o da ruhsatı kullanmaktır; ruhsat, azîmet olmuştur.
Iskat ruhsatının kullanım hükmü nedir?
Yükümlünün, canını veya bir uzvunu kaybetmekten endişe etmesi durumunda ruhsatı kullanmak vaciptir (el-Bakara 2/173). Çünkü haram olma ve onun sebebi (sağlığa zararlı oluş), şiddetli açlık durumunda yok hükmündedir. Aslında İslâm, murdar eti yemeyi sağlığa zararlı olduğu için haram kılmıştır. Oysa burada, ölüm söz konusudur. Ölüm karşısında, ondan daha hafif olan sağlığa zarar düşünülmez. İşte böyle bir durumda kişi ruhsatı kullanmaz ve azîmet hükmünde ısrar ederek sonuçta ölürse, Allah katında günahkâr ve sorumlu olur. Çünkü ayetlerin verdiği açık izni kullanmayarak, kendi ölümüne sebebiyet vermiştir. Can kaybına sebep olmak ise haramdır (el-Bakara 2/195; en-Nisa 4/29). Buna ruhsat denmesi, az önce de ifade edildiği gibi gerçek anlamda olmayıp mecâzî anlamdadır.
Helal veya mubah nedir?
Helal terimi, mubah teriminin eş anlamlısıdır. Mubah için, ayrıca “hıll (bağlanmamış/ yasaklanmamış/ bağsız), mutlak (serbest), câiz (olağan)” terimleri de kullanılır. Mubahın kaynağı, ya dindir (ibâha-i şer’iyye), ya da insanlara her şeyin serbestliği kuralına haram-helal, kötülük-iyilik, zarar-yarar ölçütlerinin uygulanmasıyla görevli insan aklıdır (ibâha-i akliyye).
İbâha-i asliyye/akliyye (ıstıshâbu’l-hâl/hükm-i aslî)?
Yasaklamaya ilişkin herhangi bir ayet veya hadis bulunmadığı için, aslî hüküm olan mubahlık (ibâha), aksi sabit oluncaya kadar aynen devam eder. Bunun için, “Eşyada aslolan, mubah oluştur” (el-aslu fi’l-eşyâi elibâha) ilkesi vardır. Günlük insanî ihtiyaçlarımızın geneli mubahtır. Şeker yemek, pamuk veya yün yatakta yatmak gibi. Bu tür mubahlar, bazı hadislerde “afv” (serbest) olarak adlandırılır. Hz.Peygamber’e (s.a.) susam ve peynir sorulunca şu cevabı verdi: “Helal, Allah’ın kitabında helal kıldığıdır. Haram, Allah’ın kitabında haram kıldığıdır. Susmuş oldukları ise affedilenlerdir. Çünkü Allah, asla hiçbir şeyi unutmaz.” Sonra, “Rabbin, asla unutkan değildir.” (Meryem 19/64) ayetini okudu (Tirmizî, “Libâs”, 6; İbn Mâce, “Et‘ıme”, 60).
Kur’ân-ı Kerim’de hayvanî etlerin yenebilmesiyle ilgili nasıl bir hüküm vardır?
Kur’ân-ı Kerim’de eti yenebilen hayvanlarla ilgili ayrıntılı bir dizin yerine, tür olarak sadece domuz etinin haramlığı belirtilmekle yetinilmiştir. Haram kılınan hayvanların ölüm tarzı ile kesim usûlü öne çıkarılmıştır. Buna göre, insanlar tarafından yendiği genel olarak bilinen hayvanlar için bazı değinilerde bulunulmuş ve sadece belli vasıfları taşıyan hayvanların veya kısımlarının haram olduğu belirtilmiştir.
Kur’ân-ı Kerim’de domuzla ilgili hüküm nedir?
Domuz etinin ve yağının yenmesi haramdır. Kur’ân-ı Kerim’de doğrudan, açık ve kesin biçimde etinin yenmesi yasaklanan tek hayvan türü domuzdur (el-Bakara 2/172-173; el-Mâide 5/3; el-En‘âm 6/145; enNahl16/115). Hz. Peygamber (s.a.) de bu yasağı pek çok hadisinde teyid etmiştir (Buhârî, “Büyu”,112;Ebû Dâvûd, “Büyu”, 66; Tirmizî, “Büyu”, 61).
Kur’ân-ı Kerim’e göre diğer kara hayvanlarının hükmü nedir?
Diğer kara hayvanlarına gelince, Kur’ân-ı Kerim’de gıdaların yenmesi, genellikle temiz-pis (tayyibât-habâis) karşıtlığıyla ele alınarak, temel ölçüt verilmiştir: “Ey iman edenler! Size verdiğimiz rızıkların temizlerinden yeyin. Allah’a kulluk ediyorsanız, ona şükredin” (el-Bakara 2/172); “Sana, kendilerine nelerin helal kılındığını soruyorlar. De ki: Size temiz şeyler ve Allah’ın size verdiği yeteneklerle eğitip alıştırdığınız avcı hayvanların yakalayıp tuttuğu (avlar) helal kılındı...” (elMâide 5/4). Hz. Peygamber de bazı somut belirlemelerle bu genel ilkeyi açıklamıştır.
Diş özelliklerine göre eti yenmeyen hayvanlar hangileridir?
Azı dişleriyle kapıp avlayan, parçalayan ve kendisini savunan hayvanların etleri haramdır. Domuz, kurt, ayı, arslan, kaplan, pars, maymun, sansar, sırtlan, fil, köpek, kedi, keler, tilki, gelincik gibi dört ayaklı hayvanlar bu kabildendir. Hz.Peygamber şöyle buyurmuştur: “Azı dişi olan her yırtıcıhayvanın yenilmesi haramdır.” (Müslim, “Sayd”, 15-16; Ebû Dâvûd, “Et‘ıme”, 32).
Tırnak-pençe özelliklerine göre eti yenmeyen hayvanlar hangileridir?
Tırnaklarıyla kapıp avlanan ve korkunç tabiatlı olan kuşların etleri de haram veya tahrîmen mekruhtur. Kartal, akbaba, atmaca, çaylak, kuzgun, karga, yarasa, şahin gibi kuşlar bu niteliktedir. Hz. Peygamber “Pençesi ile avla-nan her kuş haramdır.” buyurmuştur (Müslim, “Sayd”, 15-16; Ebû Dâvûd, “Et‘ıme”, 32).
Tabiatları itibariyle eti yenmeyen hayvanlar hangileridir?
İğrenç tabiatlı olan, insana tiksinti veren hayvanların etleri de haramdır. Fa-re, yaban faresi, yılan, akrep, kene, kurbağa, kara ve deniz kaplumbağası, arı, karasinek, sivrisinek, köstebek, kirpi ve haşerat bunlardandır.
Melez hayvanların etinin yenmesiyle ilgili hüküm nedir?
Eti yenen bir hayvanla eti yenmeyen bir hayvanın çiftleşmesinden doğan hayvanların etlerinin yenip yenmeyeceği tartışmalıdır. Hanefîler ve Mâlikîler, doğan yavrunun annesine tâbi olduğunu belirtirler. Dolayısıyla, örneğin at ile eşeğin çiftleşmesinden doğan katır, hüküm itibariyle annesine bağlıdır. Şâfiîler ve Hanbelîler ise, baba veya anneden birinin etinin yenmemesinin yavrunun etinin haramlığı için yeterli olduğu görüşündedirler.
Deniz/su hayvanlarının helal ya da haram oluşuyla ilgili kaç ana yaklaşım vardır?
Deniz/su hayvanlarının helal ya da haram oluşu, gıdaların helalliği-haramlığı konusunda açıkladığımız ilkeler çerçevesinde değerlendirilerek belirlenmiştir. Bu konuda üç ana yaklaşım vardır: 1- Bütün deniz hayvanları helaldir görüşü 2- Eti yenen kara hayvanlarına benzeyenlerin helalliği görüşü 3- Yalnızca balık helaldir görüşü
Bütün deniz hayvanlarının helal olduğunu savunan görüşe göre deniz hayvanlarını yemenin hükmü nedir?
Fakihlerin çoğunluğu, bütün deniz/su hayvanlarının -kendiliğinden ölmüş olsa bile- helal olduğu görüşündedir. Ancak karada yaşayan ve yenmesi haram olan insan, domuz, köpek, ayı gibi hayvanların adını taşıyan deniz hayvanlarında farklı görüşler öne sürülmüş, bazıları bunların helal olmadığını savunmuştur; İmam Mâlike göre, yalnızca deniz domuzu mekruhtur.
Su ürünlerinin eti yenen kara hayvanlarına benzeyenlerinin helalliği ile ilgili görüş nedir?
Şâfiî mezhebi içinde, Hanefîlere biraz paralel düşecek biçimde, su hayvanlarından eti yenen kara hayvanlarına benzeyenleri helal, eti yenmeyen kara hayvanlarına benzeyenleri haram sayan bir görüş bulunmaktadır. Bu görüş, ikinci görüşe sınırlama getiren biraz daha tutarlı bir görüştür.
Hayvan kesiminde Allah’ın adını anmanın hükmü nedir?
Hayvan kesiminde Allah adını anmak (besmele çekmek: tesmiye), etin yenmesinin helal olması için şarttır. Bu konuda, tevhide dayalı inanç, düşünce ve davranışı pekiştirmeyi amaçlayan şu ayetler, temel oluşturur: “Onun ayetlerine inanmışsanız, Allah’ın adı anılan şeyden yeyin” (el-En‘âm 6/118); “Üzerine Allah’ın adı anılmayan şeyden yemeyin. Bunu yapmak, Allah’ın yolundan çıkmaktır” (el-En‘âm 6/121). Ayrıca, Allah’tan başkası veya putlar adına kesilen hayvanların yenmesi, özleri helal olsa bile, sırf bu sebeple haram kılınmıştır (el-Bakara 2/173; el-Mâide 5/3; el-En‘âm 6/145; Nahl 16/115).
Usulünce kesilmeden ölen hayvanın hükmü nedir?
Dinî kesim usûlünce yapılmayıp kendiliğinden veya başka hayvanların saldırısı sonucu ölmüş hayvanlara meyte (murdar) adı verilir. Meytenin yenmesi haramdır: “Meyte, akmış kan, domuz eti, Allah’tan başkası adına kesilenler, -canları çıkmadan önce kesememişsenizboğulmuş, bir yerine vurularak öldürülmüş, düşüp yuvarlanmış, başka bir hayvan tarafından süsülmüş, yırtıcı hayvanlar tarafından yenmiş olanlar, dikili taşlar (putlar) adına kesilenler ve fal (şans) oklarıyla kısmet aramanız size haram kılındı. Bütün bunlar, fâsıklıktır” (elMaide 5/3).
Pislik yiyen hayvanların etini yemekle ilgili hüküm nedir?
Tavuk, kaz, ördek ve hindi gibi eti helal kümes hayvanlarının dinen necis sayılan maddelerle beslendikleri takdirde bekletilmeden kesilip yenmeleri bütün mezheplere göre mekruhtur. Bu hayvanların bir süre temiz gıdayla beslenmesinden sonra yenmeleri daha uygun olur. Bu süre için iki, üç, on veya kırk gün gibi bazı rakamlar verilirse de, bazı Hanefî fakihlerin ifadelerine göre böyle bir rakam belirleme yerine hayvandaki pis kokunun gitmesini sağlayacak kadar bir süre esas alınmalıdır.
Sarhoşluk veren maddelerle ilgili hüküm nedir?
Hz. Peygamber’in (s.a.) “Her sarhoşluk veren şey hamrdır (şarap) ve her hamr da haramdır” (Buhârî, “Ahkâm”, 21; Müslim, “Eşribe”, 73-75; Ebû Dâvûd, “Eşribe”, 5) hadisi, her türlü sarhoş edici sıvı veya katı maddenin haram olduğunu belirtir. Uyuşturucu her çeşit madde de bu kapsamdadır.
Açlık veya susuzluktan ölmek üzere olan biri hakında yeme-içmeyle ilgili hüküm nedir?
Açlık veya susuzluktan ölme kertesine gelen kişi, canını kurtaracak kadar haram nesne yiyebilir veya içebilir: “Allah, size ancak leş, kan, domuz eti ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı. Ama kim mecbur olur da, istismar etmeksizin ve zaruret ölçüsünü aşmaksızın yemek zorunda kalırsa, ona günah yoktur. Şüphesiz, Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (el-Bakara 2/173, el-Mâide 5/3, el-En‘âm 6/119, 145).
Giyim-kuşamla ilgili başlıca hüküm nedir?
Müslüman erkek veya kadının giyim-kuşamında örtülmesi gereken yerler, doğrudan ayet ve hadislerle belirlenmiştir. Bu, dışarıda erkeğin göbekle diz kapağı arası, kadının ise el, ayak ve yüz dışındaki bütün vücudunun örtülmesi şeklinde olur. Allah ve resulü, belli bir elbise modeli üzerinde durmamıştır. Gerek Hz. Peygamber, gerekse dört halife döneminde çeşitli giyim kuşamıolan topluluklar İslâm’a girmiş, fakat bunların hiçbirine modeli belirli standard elbise tipi öngörülmemiştir.
Saç ektirmek veya peruk takmakla ilgili hüküm nedir?
Hz.Peygamber’in yasakladığı ve lânetlediği şeylerden birisi de, saçı dökülen veya dökülmeyen kimselerin başlarına başkalarının saçlarını koymaları veya bunları eklemeleridir (Buhârî, “Libâs”, 83, 85; Müslim, “Libâs”, 115, 117, 119). Saç takma ve eklemede, hem doğal şekli değiştirmek, hem de karşısındakini yanıltmak, ona genç görünmek vardır ki, İslâm bunları hoş görmemiştir. Bununla birlikte kellik ve dazlaklıktan ağır psikolojik rahatsızlık duyanların saç ektirmesi, bir tür tedavidir, yasak kapsamına girmez.
Hz. Peygamber’in altın, gümüş ve ipeğin eşya olarak kullanılması hakkındaki hükmü nedir?
Sahâbeden Huzeyfe (r.a.) şöyle anlatıyor: Resulûllah (s.a.) bizim, altın ve gümüş kaptan yiyip içmemizi, ipek giymemizi ve ipek sergi üzerine oturmamızı yasakladı ve şöyle buyurdu: “Bunlar dünyada onlar (kâfirler), âhirette ise bizim içindir.” (Buharî, “Eşribe”, 28; “Et‘ime”, 29; Müslim, “Libâs”, 4, 5). Bu hadis, altın ve gümüşün kap-kacak ve ev eşyası, ipeğin de sergi vb. olarak kullanılmasını, erkek ve kadın bütün Müslümanlara haram kılmaktadır.
Müslümanlarla gayrımüslim olanların evlenmesiyle ilgili hüküm nedir?
Müslüman olmayanlar aynı zamanda ehli kitap da değilseler, onlarla evlenmek Müslüman erkek ve kadınlar için haramdır (bk. el-Bakara 2/221). Ehli kitap olan gayri müslimlere gelince, bunlardan kız almak câizdir yani Müslüman erkekler yahudi ve hıristiyan kadınlarla evlenebilirler (el-Mâide 5/5). Ancak Müslüman kadınlar, müşrik ve dinsizlerle evlenemeyecekleri gibi, yahudi ve hıristiyan erkeklerle de evlenemezler (bk. el-Bakara 2/221; el-Mümtehine 60/10). Bir Müslüman erkeğin, fâhişe kadınla evlenmesi câiz değildir. Zina yapan ve bunu gizlemeyen erkek de böyledir (en-Nûr 24/3). Ancak tövbe edip nefsini ıslah eyleyenlerle evlenilebilir.
Çocuk düşürmek veya aldırmanın hükmü nedir?
Annenin hayatını tehdit eden zorunlu bir durum olmadıkça, çocuk düşürmek veya aldırmak (kürtaj) haramdır: “De ki, ‘Gelin, Rabbinizin size haram kıldığı şeyleri okuyayım: O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Anaya babaya iyi davranın. Fakirlik endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin. Sizi de, onları da biz rızıklandırırız. (Zina ve benzeri) çirkinliklere, bunların açığına da, gizlisine de yaklaşmayın. Meşru bir hak karşılığı olmadıkça, Allah’ın haram (dokunulmaz) kıldığı canı öldürmeyin. İşte Allah, size bunu emretti ki aklınızı kullanasınız” (elEn‘âm 6/151); “Yoksulluk korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin. Onları da, sizi de biz rızıklandırırız. Onları öldürmek, gerçekten büyük bir günahtır” (el-İsrâ 17/31).
Evde hayvan beslemenin hükmü nedir?
Domuz veya köpek gibi, hakkında özel bir yasaklama bulunmadıkça veya hayvan için eziyet, çevre için kirlilik ve rahatsızlık oluşturmadıkça, evde hayvan beslemenin kural olarak câiz sayıldığı söylenebilir.
Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında