Zekât Zekâtın Yükümlülük Şartları
Sözlükte “zekât” kelimesi, “temizlenmek, arınmak, Zekât yükümlüsü olmak için, hem kişinin hem de zekât bereket, güzel anış ve övmek” manalarına gelir. Fıkıh konusu malın belli nitelikleri taşıması gerekir. dilinde ise “zekât”ı geniş ve dar anlamda olmak üzere Zekât yükümlüsü olmak için, sahip olunan malın şu beş başlıca iki açıdan ele almak gerekir: Geniş anlamda zekât niteliği taşıması gerekir: kavramı, “mal zekâtı” olarak kabul edilen “farz zekât” ile “beden zekâtı” olarak kabul edilen “vacip fitre”yi içine 1. Tam Mülkiyet ; Zekâtın farz olmasının en önemli alır. Dar anlamda “zekât”, İslâm dininin beş rüknünden şartlarından birisi, malın mükellefin elinde tam biri olan “mal zekâtı”, başka deyişle “malî ibadet” olan mülkiyetle bulunarak dilediği gibi tasarruf hakkına zekâttır. Bu anlamıyla zekât, “şartlarına uygun olarak, sahip olmasıdır. Tam mülkiyet şu unsurlar bir araya zekâta konu olan mallardan belli bir miktarını zekât gelince gerçekleşmiş olur: alacaklısına Allah rızası için temlik etmek” demektir. a. Malın sahibinin elinde bulunması, Kur’ân-ı Kerim’de “zekât” kelimesi otuz iki yerde b. Malda başkasına ait hak bulunmaması, geçmektedir. Bunlardan sekizi mekkî, kalanı da medenî c. Kendi seçimiyle tasarruf hakkı bulunması, sûrelerde olmak üzere otuzu bilinen terim anlamında, ikisi d. Fayda ve menfaatin mâlike ait bulunması. ise değişik anlamlarda kullanılmıştır. Bu isim dışında, sadaka (on iki yerde ve hep medenî sûrelerde geçer), hak, Zekât yükümlülüğü açısından tam mülkiyet şartını birr, infak ve ta’âmu miskîn gibi çeşitli isimler altında taşımadığından ancak teslim alınınca zekât düşen zikredilirken, namazla birlikte yirmi yedi yerde alacaklar, sağlam, orta kuvvette ve zayıf biçiminde üç tekrarlanır. kısımda ele alınır:
Zekâtla ilgili kavramlardan birisi, aslında zekâtın da • Sağlam Alacak (deyn-i kavî): Ödünç verilmiş altında bulunduğu şemsiye kavram olan sadakadır. Sözlük paralar ile ticaret mallarının bedelleri olan manası itibarıyla sadaka, Allah Teâlâ’ya kulluk konusunda alacaklardır. “sıdk ve sadakat (doğruluk ve bağlılık), merhamet” • Orta Kuvvette Alacak (deyn-i mütevassıt): Ticaret manasına gelir. Fıkıh dilinde ise “Kişinin malından sırf alacağı olmayan ve adi alacak da denen Allah rızası için, muhtaç kimselere temlik (teslim) alacaklardır. edilmek üzere ayırdığı miktar” demektir. Sadaka vermeye • Zayıf Alacak (deyn-i zaîf): Hiçbir mal veya tasadduk denir. paraya bedel olmadan miras, vasiyet, mehir, diyet (ölüm/yaralama tazminatı) ve kadının ödeyeceği Zekâtın Amaçları ve İşlevi muhâle’a (anlaşmalı boşanma bedeli) vb. yollarla
1- Ahlâki Yönden: Zekât ahlâkî temizlik yönünden; hırsı, yepyeni bir kazanç olarak kişinin mülkiyetine tamahı ve zenginlerin hak yedikleri fikrini yok eder. başkasından geçecek alacaklar zayıf alacaklar Fakirlik sorununu çözmede, zenginleri etkin ve adını alır. sorumlu kılar. İnsan ruhunu hırsa bağlı olarak 2. Nisaba Ulaşma; “Zekâtın farz olması için tespit büyüyen servet hâkimiyetinden kurtarır. Kur’ân-ı edilen malın en az miktarı” demektir. Nisabı, asgarî Kerim Müslümanı şöyle ikaz eder: “Siz, sevdiğiniz zenginlik miktarı, asgarî geçim indirimi veya özellikle şeylerden (Allah yolunda) harcayıncaya kadar, asla zekâtın istisna sınırı olarak da ifade etmek de iyiliğe ermiş olamazsınız. Her ne infak ederseniz, mümkündür. Nisap, kişiyi zengin kılar ve ona bazı şüphesiz Allah onu bilir” (Âl-i İmrân 3/92). Kur’ân-ı sorumluluklar yükler. Nisaptan az malı olanlar, Kerim de ısrarla bu ahlâkî arınma noktasına işaret zengin sayılmaz ve onların bu malları nisabı bulana etmiş, zekâtın hikmetini bu hususa hasretmiş ve Hz. kadar aslî ihtiyaç olmakta devam eder.
Peygamber (sav)’e hitaben şöyle buyurmuştur: a. Nisab-ı Ğınâ (yükümlülük doğuran zenginlik): Bu “Onların mallarından sadaka al ki, bununla zenginlik kendi arasında iki kısma ayrılır: kendilerini (günahlarını) temizlemiş, bununla onları bereketlendirmiş (kendilerini muhlisler mertebesine 1. Zekât Yükümlülüğü Doğuran Zenginlik: Temel yükseltmiş) olasın” (et-Tevbe, 9/103). Faizle zekâtı ihtiyaçlardan sonra artıcı özelliğe sahip belli karşılaştırarak da şöyle buyurmuştur: “İnsanların miktarda yıllanmış mal ve paranın bulunmasıdır. mallarında artış olsun diye faiz (cinsin)de verdiğiniz Bu zenginlik, zekât ödemeyi gerektirir, sadaka şey Allah katında artmaz. Allah’ın rızasını dileyerek almayı haram kılar. Bu nisabın miktarı 85 gr. 22- verdiğiniz zekât ise, işte sevaplarını kat kat arttıranlar 24 ayar altının Türk Lirası karşılığıdır. onlardır’’ (er-Rûm 30/39). 2. Fitre ve Kurban Yükümlülüğü Doğuran 2- İktisadi Yönden: Zekât, servetin kendisini, eşit Zenginlik: İhtiyaçtan fazlası olup yukarıdaki olmayan fırsatlardan istifadeyle gittikçe daha az artıcı ve yıllanmış özelliği taşımayan malların ellerde toplanma eğiliminin şerrinden temizler. zekât nisabına ulaşan miktarıdır. Bu zenginlik, 3- Sosyal Yönden: Zekâtın temizleme ameliyesini fitre ve kurban kesme yükümlülüğü doğurur. gerçekleştirdiği üçüncü alan, sosyal sahanın Ayrıca, sadaka almayı da haram kılar. tamamıdır.
b. Nisab-ı İstiğnâ (önleyici zenginlik): Bu çeşit • 5’ten 9’a kadar 1 koyun zenginlik yükümlülük getirmemesinin yanında, bir • 10’dan 14’e kadar 2 koyun yandan zekât ve fitre almayı, öte yandan da dilenmeyi • 15’ten 19’a kadar 3 koyun önleyici özellikte olmak üzere iki kısımdır: • 20’den 24’e kadar 4 koyun
• Zekât ve Fitre Almayı Önleyen Zenginlik: Zekât • 25’ten 35’e kadar iki yaşında 1 dişi deve zekât konusu mallardan herhangi birinin nisabına sahip olarak verilir.
olan, zekât öder, ama alamaz. Bununla birlikte, Koyundaki nisbetler ise şöyledir: bu miktar varlığı ve geliri olmasına rağmen geliri kendisinin ve ailesinin ihtiyacına yetmeyen, bu • 40’tan 120’ye kadar 1 koyun ihtiyaçları ölçüsünde zekât alabilir. • 121’den 200’e kadar 2 koyun • Dilenmeyi Önleyen Zenginlik: Bir günlük rızkı ve • 201’den 399’a kadar 3 koyun örtünmeyi sağlayacak elbisesi olana (miskin), • 400’den 500’e kadar 4 koyun zekât olarak verilir. sadece bunlar için dilenmesi farz, daha fazlası Sonraki her yüz koyundan bir koyun verilir. için dilenmesi haramdır; sadaka alması ise haram Sığır nisbetlerine gelince: değildir. 3. Nemâ (Artıcılık); Malın zekâta tâbi tutulabilmesi • 30’dan 39’a kadar iki yaşına girmiş 1 dana veya için gerekli şartlardan biri de artan, gelir ve kazanç düve sağlayan bir mal olmasıdır. Zekâtın ifade ettiği anlam, • 40’dan 59’a kadar üç yaşına girmiş 1 dana veya büyümek ve artmaktır. Mal artıcı, gelir ve kazanç düve sağlayıcı özellik taşımaması halinde zekâta tâbi • 60 sığırda iki yaşına girmiş 2 dana zekât olarak olmaz. Çünkü zekât, servet üretimi için gerekli verilir. sermaye malları üzerine konur, büyüme kabiliyeti olmayan servet üzerine konmaz. el-Bakara 2/219 2. Ticaret Malları; Ticaret mallarının hem sermayesi, ayetindeki “afv” (fazlalık) tabiri de buna işaret hem de sağladığı kazanç birlikte zekâta tâbidir. İşletme etmektedir. binası ve sabit kıymetlerle kullanılan âletler ve gereçler, zekâta tâbi olmaz. Ticaret mallarının nisap miktarı, altın Nemâ iki kısma ayrılır: nisabına göre düzenlenir. Ticaret malının zekâta tabi
• Hakiki nemâ: Bir malın doğum yoluyla, ticaretle olması için, üzerinden bir kamerî yıl geçmesi şarttır. veya tarım yoluyla gözle görülür artmasıdır. Ticaret, kazanmak kadar kaybetmeyi de içine aldığından, Dolayısıyla ticarete konu olan mallar, tarım sene başında ve sonunda malın nisap miktarında olması ürünleri ve hayvanlar hakiki/gerçek nemâ gerekir. Hangi yolla elde edilirse edilsin ticaret malları özelliğine sahip mallardır. bütün olarak zekâta tâbidir. Ticaret mallarının bütün çeşitlerinde zekât oranı %2,5’tur. • Hükmi nemâ: Bir malın bizzat kendisinde potansiyel olarak bulunan artma özelliğidir. 3. Nakit ve Nakde Benzer Servet ; Mesela para, altın ve gümüş hükmi/takdiri nemâ özelliğine sahip mallardır. Çünkü bunlar kar ve a. Altın ve Gümüş ile Alaşımları. gelir getirme potansiyeline sahiptirler, ayrıca b. Altın ve Gümüş Dışındaki Ziynet Eşyaları tasarruf amacıyla biriktirilirler. (mücevherat). 4. İhtiyaç Fazlası Olma; Zekât konusu malın, temel c. Nakit ve Malî Kâğıtlar.
ihtiyaçlardan fazla olması gerekir. Fıkıh literatüründe B. Gelir Üzerinden Ödenen Zekât “havâic-i asliyye” diye isimlendirilen temel ihtiyaç maddeleri, kişinin elinde bulunmadıkça hayatını • Madenler ve Defineler; yeraltında bulunan ve devam ettirebilmesi imkânsız veya çok güç hale gelen “rikâz” adını alan maden ve defineler, zekâta tâbi ve zorunlu olarak sahip olunması gereken mallardandır. maddelerdir. • Zirâî Ürünler ; zirâî ürünler, zekâta tâbidir. Elde 5. Yıllanma (havelân-ı havl: takvim yılı, yıllanma); edilen ürünün zekâtına 1/10 (onda bir) anlamında Bir mükellefe zekâtın farz olması için, nisap miktarı “öşür” denir. Bu sebeple öşürü, toprak sahibinin değil, mala sahip olduktan sonra, malın üzerinden bir toprağı icarla bizzat işleyenin ödemesi gerekir. Hasat kamerî takvim yılının geçmiş olması gerekir. Bu yapılmadan satılan ürünün öşrünü ödemek müşteriye, duruma, havelân-ı havl ya da zekât yılı adı verilir. fakat ürün yetişmişse satana aittir. • Hayvan Ürünleri; haraç toprağında bulunmayan Zekât Konusu Mallar arının ürettiği bal zekâta tâbidir. Bal için %10
A. Servet/Sermaye ve Bunların Geliri Üzerinden Ödenen oranında zekât ödenir. Ziraat ürünlerinde olduğu gibi, Zekât balda da ödeme zamanı her bir üretim dönemidir. • Deniz ve Su Ürünleri ; balıklar, %2,5 oranında 1. Hayvan Sürüleri; Hz. Peygamber (sav)’in açıklamaları zekâta tâbidirler. Balık dışında inci, mercan vb. deniz (Buhârî, “Zekât”, 37-38) dikkate alındığında develerin ve su ürünleri de aynı oranda zekâta tâbidir. zekât nisbetleri şöyledir:
• Ücretler ve Serbest Meslek Kazançları ; Zekât ve Vergi muhasebeci, avukat, mühendis, doktor, mimar gibi Zekât ile vergi arasında; niyet ve amaç yönleri, yapı ve meslek sahiplerince elde edilen ücretler ve serbest işlev, ödeme gerektiren mallar ve oranlar, ödeme/harcama meslek kazançlarının yalnızca safi gelirinden zekât yerleri açılarından önemli farklar vardır. Bu bakımdan, ödenir. Borç, aslî ihtiyaç, harcama ve vergiler vergi devlete, zekât Tevbe 9/60. ayette belirtilen yerlere düşüldükten sonra kalan kısım zekâta tâbi olur. ödenecektir. Her türlü vergi, zekât yerine geçmez, sadece Ücretler ve serbest meslek kazançları için, %2,5 zekât borç gibi aslî ihtiyaçlar arasında görülerek nisabı azaltıcı ödenmelidir. etkide bulunabilir. Dolayısıyla, ücretli çalışanlardan ve • Gelir Getiren Bina, Sanayi Tesisi, Nakliye Araçları başkalarından kaynakta kesilen gelir vergileri (stopaj, ve Taşınır Mallar ; aynına zekât gerekmeyen, ticaret tevkifat), zekât olarak değerlendirilemez ve zekât yerine için değil, üretim için elde bulunup, kiraya vermek geçmez veya ürettiğini satmak suretiyle sahibine fayda ve kazanç sağlayan mallar müsteğallat (menkul ve gayri menkul sermaye iradı, gelir getiren mal) adını alır. İlkine, belli bir bedelle kiraya verilen ev, hayvan, ziynet eşyası ile düğün salonu ve ulaşım araçlarını; ikincilere de, yününü veya sütünü satmak üzere edinilen sâime olmayan hayvan ile fabrikalar örnek gösterilebilir. Müsteğallâtın zekât oranı %2,5’tur.
Zekâtın Ödeneceği Yerler
1- Şahsî İhtiyacı Dolayısıyla Ödeme Yapılanlar
a. Fakirler ve Miskinler: Fakir, miskinden daha iyi durumdadır. b. Boyunduruktan Kurtarılması Gerekenler (rikâb). c. Borçlular (ğârimîn). d. Yolda Kalanlar (ibnü’s-sebîl).
2. Kamu Yararı Dolayısıyla Ödeme Yapılanlar
a. Zekât Memuru. b. Kalpleri Kazanılmak İstenenler (müellefe-i kulûb. c. Allah Yolunda (Fî Sebîlillâh.
Zekât verirken öncelikle dikkat edilecek konu, zekâtın sahih olma şartlarını bilerek ödeme yapmaktır. Bunları, şöylece sıralayabiliriz:
a. Zekât Niyeti. b. Ödenenin Değer Taşıması.
Zekâtın Ödenmeyeceği Yerler
1. Yakın akraba: Mükellef, zekâtını kendi usûl ve fürû‘una ödeyemez. Usûl, kişinin babası, dedesi, anası ve ninesi; fürû da oğlu, kızı, bunların çocukları ve torunlarıdır. 2. Kurumlara Zekât Ödenmesi: Hanefi fakihler cami, okul, çeşme, yol, köprü, ölü borçlarını ödeme ve hayır yolu ve kurumlarına zekât ödenmesini uygun görmez. 3. Müslüman Olmayanlara Zekât Ödenmesi: Müslümanlarla savaşan kâfir, Allah’ın varlığını, peygamberlik ve âhireti inkâr eden ateist, mülhid ile mürtedlere zekât ödenmez. 4. Bid’at Ehli ve Günahkâr Müslümana Zekât Ödenmesi: Bid’ati (dinin özüne aykırı düşünce ve tutumu) küfrü gerektirmedikçe, kıble ehli olan her Müslümana zekât ödenebilir.