AÖF Soru Bankası

İslam İbadet EsaslarıÜnite 2 Özeti

Temizlik

Temizliğin Önemi, Amaç ve İlkeleri var olan delilin kuvveti bakımından ise necâset, hafif İslâm dininin temel kitabı olan Kur’ân birçok ayetinde ve (necâset-i hafîfe) ve ağır (necâset-i galîza) gibi kısımlara Hz. Peygamber (sav) ilgili hadislerinde temizlik üzerinde ayrılmıştır.

ısrarla durmuşlardır. Ayetler hem maddi hem de manevi Hükmi kirlilik olan hades, büyük hades (hades-i ekber) temizliği ele almış ve bunları beraber işlemişlerdir. ve küçük hades (hades-i asğar) olmak üzere iki kısma Kur’ân’da Hz. Peygamber (sav)’in özelliklerinden ayrılmaktadır. bahsedilirken, bunlar arasında insanları manen temizleme görevi (tezkiye) de zikredilmiştir (el-Cumu‘â, 62/2). Büyük hades: Büyük temizlik (tahâret-i kübrâ) olarak da Ancak maddi temizlik olmadan manen temiz olmak adlandırılan gusül alınarak giderilebilen cünüplük mümkün olmayacağından maddi ve manevi temizlik (cenâbet), hayız ve nifas gibi hükmi kirliliklerdir.

genelde beraber işlenmiş ve iki temizlik arasındaki sıkı Küçük hades: Küçük temizlik (tahâret-i suğrâ) de denilen ilişkiye işaret edilmiştir. normal abdestle giderilebilen hükmi kirliliktir.

Hz. Peygamber (sav), her konuda olduğu gibi, temizlik Namazın Sıhhati Açısından Necaset konusunda da söz ve davranışlarıyla Müslümanlara Kirlenmeye yol açması bakımından ağır ve hafif necâset rehberlik etmiştir. Camiye giderken ve toplum içine arasında fark yoktur; her ikisi de bulaştığı şeyi pis ve kirli çıkarken en temiz elbiselerini giymesi, güzel koku hale getirmektedir. Aralarındaki fark namazın sıhhatini sürünmesi ve bunu tavsiye etmesi, çiğ soğan ve sarımsak engelleyip engellememe bakımındandır. Buna göre, ağır yemekten sakınması ve cemaate katılacaklardan bunları pislik olarak kabul edilen necis madde eğer aynı zamanda yememelerini istemesi, insanların gelip geçtiği yola ve katı ise yaklaşık 3.5 gramı (1 dirhem), sıvı ise el ayasını gölgeliklere abdest bozmayı yasaklaması, hiç olmazsa (avuç içi) aşan miktarı namazın sıhhatine engel olur. Bu haftada bir kez boy abdesti almayı ve beden temizliği miktar ve bundan az olanları da gidermek esas olmakla yapmayı ısrarla tavsiye etmesi O’nun temizlik birlikte, imkânsızlık durumunda veya farkında olunmadığı konusundaki güzel örnek ve rehberliğini göstermektedir. zaman bunlar namazın sıhhatini engellemez. Hafif kabul Abdesti olmayan ve cünüp olan kimse, maddeten temiz edilen necâset ise bir organın veya onu örten elbisenin olsa bile, bazı ibadetleri yapamayacağı için dinimize göre dörtte birinden az kısmına bulaşmış ise namaza mani hükmen kirli kabul edilir. İslâm dininin kabul ettiği hükmi olmaz. kirlilik haline hades denir. Pisliklerden Temizlenme Yolları Tahâret, hem maddi ve hakiki pisliklerden (necâset) hem Maddi ve hakiki pislikten temizlenmek için önerilen de hükmi kirlilik halinden (hades) temizlenmeyi yolları kısaca şöyle ifade edebiliriz: Su ile yıkama, suda kapsamaktadır. Hatta bu kelimenin kalbin, gurur, kin, kaynatma, ateşe sokma, silme, ovalama, kurutma, kazıma, kıskançlık gibi ahlaki ve manevi kirlerden temizlenmeyi üzerine toprak serpme, içindeki suyun tamamını veya bir de kapsadığı ifade edilmektedir. Nezâfet ise, sadece hakiki kısmını boşaltma, kimyasal yapısını değiştirme (istihâle), ve maddi pisliklerden temizlenmeyi ifade etmektedir. Her tabaklama ve boğazlama. iki kelimenin eş anlamlı olarak kullanıldığı da olmaktadır. Bütün temizlik çeşitleri için en tabii yol sudur. Canlıların Dinî literatürde temizlik kavramı, hem necâset denilen hayat kaynağı olan suyun temiz ve temizleyici özelliği maddi, hem hades adı verilen hükmi pisliklerden ve Kur’ân’da şöyle anlatılmıştır: “Sizi temizlemek için Allah kirlerden temizlenmeyi hem de kalbe hâkim olan ahlaki ve gökten su indiriyor” (el-Enfâl, 8/11), “Biz gökten manevi kirleri kapsayacak kadar geniş bir alanı ifade temizleyici su indirdik” (el-Furkân, 25/48). etmektedir. Sular, doğal su özelliğini taşıyıp taşımamasına göre Fıkıh literatüründe maddi-hakiki pislik ve kirlilik, beden, “mutlak su” ve “mukayyet su”, yenilenme ve akıcılık elbise veya namaz kılınacak yerde necâset denilen maddi özelliği bakımından ise “durgun su” ve “akarsu” gibi veya hakiki pisliklerin bulunması durumudur. Necâset, kısımlara ayrılmaktadır. maddi pislik ve kirlilik demektir. Mutlak su: Özellik ve tabii durumunu koruyan, içine Necis Sayılan Maddelerin Çeşitleri özelliğini değiştirecek başka maddelerin karışmadığı Necis olan maddeler değişik açılardan kısımlara sudur. Mutlak su, temiz ve temizleyici olup olmaması ayrılmıştır. Akıcı olup olmaması bakımından necâset, katı bakımından da gruplandırılmıştır. Bu bakımdan su beş (câmid) necâset ve akıcı (mâyi‘) necâset olmak üzere iki kısma ayrılır. kısımdır. Gözle görülüp görülmemesi açısından da ikiye ayrılan necâsetin bu kısımları şöyledir: Görülen necâset 1. Temiz ve temizleyici özellik taşıyan sular: (necâset-i mer’iyye), belli bir hacmi olup kuruduktan Rengi, kokusu ve tadı bozulmamış, içine pis bir sonra gözle görülebilen necâsettir. Görülmeyen necâset madde karışmamış, maddi ve hükmi temizlikte (necâset-i gayr-i mer’iyye) ise hacmi olmayan, donup kullanılması şüpheli hale gelmemiş sulardır. kalmayan ve kuruduktan sonra gözle görülmeyen 2. Temiz ve temizleyici olmakla birlikte necâsettir. Necisliği hakkında delil olup olmaması veya kullanılması mekruh olan sular: Tavuk ve


ördeğin, kedi gibi eti yenmeyen ve evde 1. Yüzü yıkamak. bulunması câiz olan evcil hayvanların (köpek 2. Kolları dirseklerle birlikte yıkamak. böyle değildir), çaylak, doğan gibi yırtıcı kuşların 3. Başı meshetmek. artığı olan sular bu gruba dâhildir. 4. Ayakları topuklarla birlikte yıkamak. 3. Temiz fakat temizleyici olmayan sular: Abdest, Abdestin başlıca sünnetleri şunlardır: Abdeste niyet gusül gibi hükmi temizlikte kullanılmış olan sular etmek, besmele ile başlamak, önce elleri bileklerle birlikte bu gruba dâhildir ve bunlara kullanılmış su (mâ-i üç defa yıkamak, ağız ve burnu su ile iyice temizlemek müsta‘mel) denir. (mazmaza ve istinşak), dişleri fırçalamak, sakalın içine su 4. Temiz ve temizleyici olmayan sular: Bunlara girmesini sağlamak, el parmaklarını birbirine sokup pis sular denir. ovuşturmak, başın tamamını elin ıslaklığıyla meshetmek, 5. Temizliğinde şüphe bulunan sular: Eşek ve boynu meshetmek, abdest uzuvlarını yıkarken bu sayılan katırın artığı olan sular böyledir. sıraya uymak, abdeste sağ uzuvlardan başlamak, bu Mukayyet su: İçine temiz bir maddenin katılmasıyla tabii uzuvları üçer defa yıkamak ve su ile iyice ovmak, abdest özellik ve niteliğini kaybeden mutlak sulara veya tabii bir azalarını yıkarken araya başka bir şey sokmamak. oluşumla meydana gelip özel bir isimle anılan sulara bu ad Abdestin farzlarının ve sünnetlerinin daha mükemmel bir verilir. şekilde yerine getirilmesi Abdest adabına uyulması ile Durgun su-Akarsu: Suyun temiz ve temizleyici olma mümkün olabilir. niteliğini etkileyen hususlardan biri de, suyun akar veya Abdestin adabı olarak şunları sayabiliriz: Abdest durgun olmasıdır. alırken -mümkünse- kıbleye dönmek, abdest suyunu Depo ve kuyu sularının temiz tutulması gerekmektedir. vücuda ve elbiseye sıçratmamak, konuşmayıp abdest Fıkıh kitaplarında kuyu, havuz ve depo sularının sağlık dualarını veya bildiği başka duaları okumak, suyu ölçülü kurallarına uygun olacak şekilde korunması, kullanmak, abdest sonunda kelime-i şehâdet getirmek. kirletilmemesi, temiz tutulması, içine bir pislik Abdestten sonra içilebilir ise abdest alınan sudan bir düştüğünde ise temizlenme yolları üzerinde önemle miktar içmek ve Kadr sûresini okumak. durulmuştur. Abdest, farz, vacip, ve mendup olmak üzere üç kısma Tuvaletten sonra yapılacak maddi temizlik ve bunun ayrılır. Her çeşit namaz, tilavet secdesi için abdest almak akabinde yapılacak abdest gibi hükmi temizlik, ferdin farzdır. Kâbe’yi tavaf için abdest almak Hanefilere göre sağlığı, beden ve elbise temizliği açısından önem arzeder. vacip, diğer mezheplere göre farzdır. Sürekli olarak Bu bakımdan fıkıhta iki temizlik şekli üzerinde abdestli bulunmak, ezan okumak, ezberden Kur’ân durulmuştur. Bunlardan biri istibrâ, diğeri ise istincâdır. okumak, dini ilimleri okuyup okutmak, cenaze yıkamak için abdest almak ise menduptur. İstibrâ, tuvaletten sonra idrar yolunda kalabilecek damla ve sızıntıların tamamen kesilmesi için bir süre bekleme ve Abdesti Bozan Durumlar bundan sonra uzvun dışına çıkan idrar yaşlığını temizleme Fıkıh ve ilmihal kitaplarında detaylı bir şekilde sayılan işlemidir. İstincâ, tuvaletten sonra dışkı ve idrar abdesti bozan durumların belli başlıları şöyledir: yollarında kalan dışkı, idrar, kan ve meni gibi pislikleri temizleme işlemidir. 1. İdrar ve dışkı yollarından idrar, dışkı, meni, mezi, kan gibi bir necâsetin, herhangi bir sıvının veya Abdest maddenin çıkması ve yellenmek.

Dilimizde yaygın olarak kullanılan “abdest” kelimesi 2. Vücudun herhangi bir yerinden kan, irin veya Farsça âb (su) ve dest (el) kelimelerinden oluşmakta ve “el herhangi bir necis maddenin çıkması. Vücuttan suyu” anlamına gelmektedir. Arapça karşılığı, “vudû” çıkan kan çıktığı yerin çevresine dağılmadığı olup güzellik, parlaklık ve temizlik anlamına gelmektedir. sürece abdesti bozmaz. Yaradan çıkan irin ve sarı Fıkıh terimi olarak abdest, belirli uzuvları usûlüne uygun su da böyledir. Çıktığı yerin dışına kendiliğinden olarak su ile yıka-mak ve bazılarını da ıslak el ile dağılmayan bu sıvıların silinmesi halinde de abdest meshetmekten ibaret bir ibadet temizliğidir. Fıkıhta bozulmaz. Şâfıî’lere göre, idrar ve dışkı yollarının abdeste tahâret-i suğrâ (küçük temizlik) da denilir. haricindeki bir yerden çıkan kan ve benzeri sıvı maddeler abdesti bozmaz. Ağız dolusu kusmak da Hz. Peygamber (sav) de hem fiili olarak abdestin nasıl abdesti bozar. Şâfiîlere göre kusmakla abdest alınacağını göstermiş hem de abdestsiz olarak kılınacak bozulmaz. hiçbir namazın Allah katında makbul olmayacağını 3. Bayılma, delirme, sarhoş olma, uyuma gibi şuurun bildirmiştir (Buharî, “Vudû”, 2). kontrolüne engel olan durumlar abdesti bozar.

Abdestin Farzları; Abdestin farzları, bir fiilin abdest 4. Namazda yakındaki şahısların duyabileceği şekilde sayılabilmesi için onda bulunması zorunlu olan ana sesli olarak (kahkaha ile) gülmek. Hanefiler'e göre unsurları ifade eder. İlgili ayette de zikredildiği üzere rükûlu ve secdeli namazda sesli gülme abdesti de abdestin farzları dörttür:


bozar. Diğer mezhepler ise sadece namazın almak, abdestten sonra önce üç defa başa, sonra sağ, sonra bozulacağı görüşündedir. sol omuza üçer defa su dökmek, sonra diğer uzuvları 5. Cinsî münasebet veya kadınla fahiş (aşırı) temas ve yıkamak, her defasında bedeni iyice ovuşturmak, her azayı dokunma. Şâfıîler'e göre, erkek ve kadının üçer defa yıkamak, suyu ölçülü kullanmak, yıkanırken tenlerinin birbirine değmesi ile, Mâliki ve avret yerlerini örtmek, gusül esnasında konuşmamak. Hanbelîler'e göre ise temastan cinsel haz duyulması Guslün sünnet ve adabına riayet etmemek mekruhtur. durumunda abdest bozulur. Cünüp olan kimseye dinen bazı kısıtlamalar getirilmiştir. 6. Mazeret halinin sona ermesi. Teyemmüm eden Buna göre, cünüp kimse temizleninceye kadar, farz veya kimse suyu bulunca, mestli kimsenin, mesh süresi nâfile herhangi bir namaz kılamaz, tilâvet secdesi dolunca, özürlü kimse için de namaz vakti çıkınca yapamaz, Kâbe’yi tavaf edemez, Mushafı eline alamaz, abdesti bozulmuş olur. camiye giremez ve orada bulunamaz. Devamlı burun kanaması, idrarı tutamama, devamlı Teyemmüm kusma, devamlı kanayan yarası olma, gibi abdesti bozan ve kısmen süreklilik taşıyan bedenî rahatsızlıkları bulunan Teyemmüm sözlükte, bir işe yönelmek, bir şeyi kastetmek engelli bireyler için özel hükümler getirilerek bu gibi anlamlara gelir. Fıkıh terimi olarak ise, büyük ve kimselerin ibadet etmesine fırsat tanınmıştır. Özür sahibi küçük hükmi kirliliği (hades) gidermek maksadıyla, temiz olanlar her vakit için abdest alır, iki vakit arasında toprak veya toprak cinsi sayılan bir maddeye elleri sürüp mazereti dışında bir sebeple abdesti bozulmadığı sürece, yüzü ve iki kolu meshetmektir. Teyemmümün iki farzı her türlü ibadeti yapabilirler. vardır: Bunlardan biri niyet, diğeri ise elleri iki defa temiz bir toprağa veya taş, kum gibi toprak cinsi maddelere Mesh, bir şey üzerinde eli gezdirmek, o şeyi elle silmek vurup birinci vuruşta yüzü, ikincisinde de kolları demektir. Fıkıhta ise, abdestte elin ıslaklığıyla bir uzuv, meshetmektir. mest veya sargı üzerinde; teyemmümde ise toprakla yüz ve kollar üzerinde yapılan sembolik temizlik çeşidini ifade Teyemmümün gerekli olma halleri ;

eder. 1. Abdest veya gusle yetecek miktarda suyun

1. Mestler Üzerine Meshetmek: Ayağında gerekli bulunmaması. şartları taşıyan mest bulunan kimse, abdest için 2. Suyu kullanmayı engelleyen fiilî bir durumun veya bunu çıkarmayıp sadece üst kısmını ıslak eliyle suyu kullanmamak için dinen geçerli bir mazeretin meshetmekle yetinir. bulunması.

2. Sargı Üzerine Meshetmek: Yara veya kırıktan Teyemmümü Bozan Durumlar ; dolayı üzerinde sargı bulunan bir organın abdest alırken su ile yıkanması sağlık açısından zararlı ise, 1. Abdesti bozan ve guslü gerektiren durumlar bu sargı çözülmeyip üzerinin meshedilmesiyle teyemmümü de bozar. yetinilir. 2. Teyemmüme başvurmaya sebep olan mazeretin ortadan kalkması. Gusül 3. Teyemmümle namaz kılan kimsenin namaz

Sözlükte, bir şeyi su ile yıkama ve yıkanma anlamına esnasında suyu görmesiyle. gelen gusül, fıkıh terimi olarak, bütün vücudun temiz su Kadınların Özel Halleri ile yıkanması şeklinde yapılan hükmi temizlik işlemini ifade eder. Büyük ve hükmi kirliliği ortadan kaldıran gusül Kadınların özel halleri denilince hayız, nifas ve istihâza dinen farzdır. gibi tamamen kadınlara ait ve onların fizyolojisinden kaynaklanan üç özel durum kastedilir. Gusül, hükmi-dinî temizlenme ve arınma vasıtası olduğu için guslü gerektiren şeyler de, hükmi kirlilik durumu Hayız; Sözlükte, akmak anlamına gelen hayız, fıkıh terimi olarak kabul edilen cünüplük, hayız ve nifastır. olarak, ergenlik çağına giren sağlıklı bir kadının rahminden hastalık ve lohusalık dışında belirli aralıklarla Cünüplük: Fıkıh dilinde cünüplük, cinsel ilişki veya ve bir süre kan gelmesidir. Hanefilere göre hayızın en az başka bir yolla meninin şehvetle gelmesi (inzâl) sonucu süresi üç gün üç gece, en uzun süresi ise on gün on oluşan hükmi kirlilik halidir. gecedir. Üç günden az, on günden çok gelen kan

Fıkıh mezheplerinin ortak kabulüne göre gusül, bütün “istihâza” kanıdır. Şâfiîlere göre en az hayız süresi bir gün vücudun kuru bir yer kalmayacak şekilde yıkanmasından bir gece, en çoğu onbeş gün ve gecedir. Nifas, doğumun ibarettir. Guslün farzları mezheplere göre arkasından gelen kandır.

değişebilmektedir. Fıkıhta “özür kanı” olarak da adlandırılan istihâza, terim

Guslün belli başlı sünnet ve âdâpları şunlardır: Gusle olarak rahmin içindeki damarlardan hayız ve nifas hali besmele ve niyet ile başlamak, öncelikle elleri ve avret dışında ve bir hastalık veya yapısal bozukluk sebebiyle yerini yıkamak, bedenin herhangi bir yerinde kir ve pislik gelen kana denilir.

varsa onu gidermek, sonra namaz abdesti gibi abdest


Hayız ve nifas, bir nevi abdestsizlik ve cünüplük hali, yani hükmi kirlilik (hades) veya mazeret kabul edilir. Bu durumda olan kadınların tabi oldukları dinî hükümler kısaca şöyledir:

1. Boy abdestinin (gusül) gerekmesi ve cinsel ilişkinin yasak olması: Hayız ve nifas durumunda olan kadınların bazı ibadetleri yapmaları ve cinsel ilişkiye girmeleri haramdır. Dolayısıyla bu durumları sona eren kadınların boy abdesti almaları gerekir. Namaz, oruç ve hacda tavaf gibi ibadetleri yapabilmeleri, Kur’ân’ı ele almaları ve Kur’ân okuyabilmeleri ve kocalarının kendileriyle cinsel ilişkiye girebilmesi için böyle bir abdesti almaları farzdır (Buharî, “Hayz”, 19, 24; Müslim, “Hayz”, 62, 63). 2. Kadının âdet görmekle ergen sayılması: Genç kız âdet görmeye başlayınca ergen sayılır ve namaz, oruç, hac, zekât gibi dinî emir ve yasakların muhatabı olur (Ebû Dâvûd, “Salât”, 84). 3. Namazdan muaf tutulma ve orucu erteleme: Âdetli ve loğusa kadının namaz kılması ve oruç tutması câiz değildir. Hayız süresince terk edilen namazların kazâ edilmesinin gerekmediği, oruçların ise temizlendikten sonra tutulacağı hususlarında da görüş birliği vardır. Bu konudaki görüş birliğinin delili, Hz. Peygamber (sav)'in bilgi ve onayı dâhilinde cereyan eden uygulamalardır (Buharî, “Hayz”, 19, 20; Müslim, “Hayz”, 69; Ebû Dâvûd, “Tahâre”, 104).

İstihâza; Fıkıhta “özür kanı” olarak da adlandırılan istihâza, terim olarak rahmin içindeki damarlardan hayız ve nifas hali dışında ve bir hastalık veya yapısal bozukluk sebebiyle gelen kana denilir. Buna göre istihâza, kadının âdet ve lohusalık dışındaki kanamalarının genel adıdır.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında