AÖF Soru Bankası

İslam İnanç EsaslarıÜnite 8 Özeti

Kader İnancı

seçmesi, seçimi istikametinde gitmesi sonucunu doğuran Giriş yardımsız bırakmaya ‘’hızlân’’ denir.

Kader kelimesi sözlükte bir şeyin miktarını, şeklini ve niteliğini belirlemek; kaza ise hükmetmek, tamamlamak, Yaratma Sıfatı ve Kader

emretmek ve yerine getirmek anlamına gelir, terim olarak Yaratma sıfatı “halk”, “îcâd”, “ibda” “kevn” (tekvin) kader “Allah’ın yaratacağı bütün varlık ve olayları ezelde ve“inşa” kavramlarıyla ifade edilir. ilim ve iradesiyle belirlemesi”, kaza da “Allah’ın varlık ve Allah insanları fiil yapma irade ve gücüne sahip varlıklar olaylara ilişkin olarak ezelde belirlediği planı olarak yaratmış , dileyen Allah’a iman edip buyruklarına gerçekleştirip yaratması” şeklinde tanımlanır. uyar, dileyen de inkâr edip uymaz, dileyen iyi işler yapar,

Kur’anda Kader ve Kazâ dileyen kötü eylemlerde bulunur .

Kur’an’da kader ve takdir kelimeleri Allah’a nisbet Allah insanların fiilleriyle dünyada da ilgilenir, insanların edilmiştir. “Biz her şeyi (belirlenmiş) bir kadere göre eylemlerine ilişkin irade ve güçlerini iman ve itaat veya yarattık’’. Kaynaklarda bu âyetin, Mekke’li müşriklerin inkâr ve isyan doğrultusunda kullanmalarına bağlı olarak Hz. Peygamber’le kader konusunda yaptıkları şiddetli ,Allah iman edip buyruklarına uyanları hidayete sev keder. tartışma üzerine nâzil olduğunun belirtilmesi ayette geçen bi-kaderin kelimesine ölçü değil, kader anlamının İnkâr edip buyruklarına isyan günahlarının artması için verilmesini teyit eder. onlara mühlet verir ve şeytanla aralarında dostluk bağları kurar, isyanlarından ötürü inkârı onlara güzel gösterir, Kazâ kelimesi isim olarak değil sadece fiil kalıbında kalplerindeki inkâr ve isyan hastalığını artırır ve kendi Kur’an’da yer almıştır. “kazâ” fiili yaratmak ve icad yolundan çevirir ,ilâhî adalet, her iki zümreye de etmek anlamında kullanılmıştır ,ayetlerde geçen “makzî” kararlarını gerçekleştirme imkânı vermeyi gerekli kılar. kelimesi de kazâ anlamına gelir. Allah’ın yaratması doğrudan doğruya ve arada bir vasıta Kader inancı Allah’a iman etmeye dâhildir. olmadan gerçekleşebileceği gibi bir sebep vasıtasıyla da meydana gelebilir. İlim Sıfatı ve Kader Allah’ın ilim sıfatı şöyle tanımlanır: “İlim sıfatı Allah’ın, İnsanların Sorumluluğu, İrade Hürriyeti ve Kader

zaman ve mekân sınırı olmaksızın küçük-büyük, gizli- Allah’ın insanları güçleri ölçüsünde sorumlu ve yükümlü aşikâr, maddî-manevi her var olanı gözlem yapmışçasına kılar , fiilleri gerçekleştirme gücünden yoksun olmaları hakkıyla bilmesi ve bu niteliğe sahip olmasıdır”. Bütün halinde sorumlu tutulmaları zulüm olur ve adalet her şeyi var olmadan önce bilmek Allah için kolaydır, mantığıyla bağdaşmaz. çünkü O her şeyi ilk (ana) kitapta, yani Levh-i Mahfuz’da sayıp dökmüş ve yazmıştır. İnsanlar fiillerinin failidirler ve bundan dolayı da sorumludurlar, insanlar kendi istekleriyle kendileri Kur’an’da Allah’ın ilmine dair verilen bu açık bilgiler açısından tercihlerini kendileri belirlerler. O’nun yaratacağı bütün varlık ve olayları yaratmadan önce bildiğini ve bilgisini “ana kitap” (ummu’l-kitâb) veya Hadislerde Kader ve Kazâ

“gizlenmiş kitap” (kitab meknûn) adını vediği Levh-i Hz.Peygamber’e atfedilen bazı rivayetlerde kader inanç Mahfuz’da yazdığını kanıtlamaktadır. esasları arasında sayılmadığı halde (bk. Buhârî, “İman” 37; Tirmizî, “Fiten” 63), bir kısmında iman edilmesi İrade Sıfatı ve Kader emredilen esaslar arasında gösterilmiştir.

İrade, Allah’ın emirleri, hükümleri ve fiillerinde hür olduğunu ve her şeyi dileyebileceğini öngören bir sıfattır. Kader ve kaza ile ilgili hadislere örnek olarak : Allah her Bu nitelik hem irade, hem de meşiet kavramıyla ifade insanın cennette ve cehennemdeki yerinin yanı sıra mümin edilir. (saîd) veya kâfir (şakî) olacağını yazmıştır. Mümin olan kimse müminlerin fiillerini, kâfir olan da kâfirlerin Bu bilgilere göre Allah’ın yaratıklarına ilişkin iradesi. fiillerini yapar ve herkese yapacağı iş kolaylaştırılır İlâhî irade hikmet ve adalet içeren amaçlar da gözetir. (Müslim, “Kader” 6). Allah, dilediği eylemleri yapabilmesi için irade ve kudret sahibi bir varlık olarak yarattığı insanları kendisine iman Çocuk ana rahminde teşekkül ederken yüzyirmi gün edip itaatte bulunmak veya inkâr edip asi olmakta serbest geçince bir melek gönderilir ve bu melek çocuğa ruh bırakır. üfleyip cinsiyetini, rızkını, fiillerini, ecelini, mümin veya kâfir olacağını yazar. Kendisinden başka ilah bulunmayan İman ve inkâr veya itaat ve isyan alternatiflerinden birini Allah’a yemin olsun ki sizden biriniz cehennemliklerin seçtikten sonra ise insanları istikametlere sevk etmesine , fiillerini yapar ve cennetle arasında bir karış kadar mesafe insiyatifi insanların elinden almasına , zihinlerini kalır, (sonra kaderinin yazılı bulunduğu) kitap onu geçer yönlendirmesine ve bir tabiatın oluşmasını sağlamasına ve cehennemliklerin fiillerini yapıp cehenneme girer. Kur’an’da “tab‘u’l-kulûb” adı verilir. İnsanın iman ve Sizden biriniz de cehennemliklerin fiillerini yapar ve itaat alternatifini tercih etmesi ve Allah’ın da yardımda cehennemle arasında bir karış kadar mesafe kalır, (sonra bulunmasına ‘’tevfîk’’, inkâr ve isyan alternatifini


kaderinin yazılı bulunduğu) kitap onu geçer ve çoğunluğunu teşkil eden Sünniler tarafından yanlış bir cennetliklerin fiillerini yapıp cennete girer. isimlendirmeyle Kaderiyye diye adlandırılmışlardır.

İnsan (kaderde) cennetlik olduğu halde cehennemliklerin Bir rivayete göre Hz. Peygamber Kaderiyye’nin bu fiillerini yapar, cehennemlik olduğu halde cennetliklerin ümmetin Mecusîleri olduğunu söylemiştir (Ahmed b. fiillerini yapar, ancak fiiller akıbetlere göre değerlendirilir Hanbel, Müsned, II,86). Mecusîler biri hayır, biri de şer (yani kâfirken Müslüman, Müslümanken kâfir olabilir), tanrısı olmak üzere iki tanrının var olduğuna inanırlar. insanların fiilleri kadere ve kazaya göre gerçekleşir. Mu’tezile’nin ikinci kurucusu sayılan Amr b. Ubeyd’in er- Hz.Adem’in günah işlemesi de hakkında önceden yazılan Red ‘ale’l-Kaderiyye adını taşıyan bir eser yazmıştır. kadere göredir. Mu’tezile âlimlerine göre Allah ezelî ilmiyle bütün varlık Sahabe hayatından bu konuya örnek olarak şu olaylar ve olayları meydana gelmeden önce bilir, ancak bu gösterilebilir ; ashabın ileri gelenlerinden biri olan Hz. insanların fiil yapma irade ve gücünü yok etmez ve Ömer Şam’a girmek üzere iken şehirde veba hastalığının herhangi bir zorlayıcı etki meydana getirmez. yayıldığını öğrenince geri dönmesini kaderin tecellisinden Mu’tezile ‘ye göre ,ilâhî irade açısından Allah insanların kaçış olarak değerlendiren sahâbîlere verdiği cevapta yalnızca iman, itaat ve iyilik türünden fiiller yapmasını hiçbir fiilin kaderin kapsamı dışında kalmadığını diler, inkâr, isyan ve kötülük türünden fiiller yapmasını ise söylemiştir. Böylece bulaşıcı hastalık bulunan bir mekâna dilemez , Allah insanlara iyilikleri emretmiş, kötülükleri girmeyip önlem almanın da bir kader olduğuna dikkat ise yasaklamıştır. çekmiştir. Hz. Ömer işlediği günahları kaderin etki ve zorlamasıyla gerçekleştirdiğini iddia eden bir kişiye de Kaderle Allah’ın yaratma sıfatı arasındaki ilişki ceza vermiştir. Hz.Ali de kendisine sorulan bir soruya incelendiğinde Mu’tezile’ye göre insanların sorumlu verdiği cevapta olup biten her şeyin kader ve kazâya göre olduğu fiillerin Allah tarafından değil kendileri tarafından gerçekleştiğini ve hiçbir olayın bunun dışında kalmadığını yaratılır. belirtmiştir. Şîâ’ya bağlı âlimlerin çoğunluğu da kader konusunda Farklı Mezheplerde Kader ve Kazâ Mu’tezile’ye benzer görüşleri benimsemişlerdir.

Dinî metinlerin dilsel yapısı, siyasal-sosyal olayların Ehl-i Sünnet gelişmesi ve yabancı kültürle karşılaşılması gibi Müslümanların büyük çoğunluğunu oluşturan inanç faktörlerin etkisiyle görüş ayrılıkları giderek birer mezhep mezhebinin genel adı Ehl-i sünnet’tir ve bu mezhep haline almıştır. Sünnîlik diye de anılmaktadır. Ebû Hanife ve O’nun ilim İtikâdî mezheplerin kader inancı üzerinde birleştiği tek geleneği içinde yetişen Mâtürîdî’nin öncülüğünde kurulan husus, Allah’ın bütün varlık ve olayları vuku bulmadan Mâtürîdiyye ile Eş’arî’nin görüşleri etrafında oluşan önce bilmesidir , bu konuda mezheplerin ortak görüşü Eş’ariyye adlı iki ana Sünnî mezhep mevcuttur. Ahmed b. teşekkül etmiştir. Hanbel’in öncülüğünde oluşan Selefiyye ise nasların aklî ve bilimsel bilgilerin ışığında yorumlanmasını genellikle Mezheplerin bu ittifakına aykırı olarak Allah’ın varlık ve kabul etmez. olayları vuku bulmadan önce bilmediğini iddia edenler ,ilk kelâmcılardan Cehm b. Safvân (ö.128/745), Şia’nın Kader inancı konsunda Selefîlere göre insanların sorumlu öncülerinden Hişâm b. Hakem (ö.179/795örnek verilebilir. tutuldukları fiiller dâhil olmak üzere bütün varlık ve olaylar Allah’ın ilim, irade ve yaratma sıfatlarının kapsamı Kader inancını benimseyen mezhepler arasında çeşitli içindedir. Allah’ın her şeyi kaderde yazması kâfirin iman, noktalarda ortaya çıkan farklılıklar : Müslümanın da inkâr etmesini engellemez. Çünkü

Cebriyye dilediğini yapan bir varlık olarak Allah, Kur’an’da İnsanlara ait bütün fiillerin ilâhî ilim, irade ve kudretin, belirtildiği gibi Levh-i Mahfuz’daki yazıyı isterse yani kaderin zorlayıcı etkisiyle oluştuğuna inanmaktır ve değiştirebilir.

Cehm b. Safvân’ın öncülüğünde gelişmiştir. Bu mezhebe Kader ve kazâ inancında Mâtürîdîlerle Eş’arîler arasında göre , Allah’ın ilmi, iradesi ve yaratması bütün varlık ve önemli sayılabilecek farklar yoktur. Buna göre Allah olayları kuşattığından insanın irade özgürlüğü ve eylem bütün varlık ve olayları doğrudan doğruya yaratır, ondan yapma gücü yoktur. İnsanı her yönden kuşatan kader başka hiçbir yaratıcı yoktur. Bu sebeple insanların bütün çizgisinin dışına çıkmak mümkün değildir. fiillerini de tercihlerine göre yaratan Allah’tır. İnsanların

Cebriyye’ye bağlı Müslümanların görüşleri İslâm sorumluluğu ise fiillerinin iman veya inkâr, itaat yahut bilginlerinin çoğunluğu tarafından isabetli bulunmamıştır. isyan, iyi ya da kötü şeklindeki niteliklerini irade ve kudretlerini kullanarak belirlemelerine, itikadî terimle Mu‘tezile ve Şia ifade etmek gerekirse fiillerini “kesb” etmelerine dayanır.

İnanç konularında öncelikle aklî bilgilere başvuran ve Eş’ariyye’ye bağlı kelâmcıların çoğunluğu kesb kavramını Ku’an’ı bu bilgilerin ışığında yorumlayan İslâm dar anlamda yorumlamış ve insanları, “fiillerinde özgür bilginlerinin oluşturduğu bir mezheptir. Müslümanların gibi görünen ve fakat aslında mecbur olan varlıklar”


şeklinde tanımlamıştır. Bu yaklaşımlarıyla Cebriyye mezhebine yakın bir yerde durmuşlardır. Eş’arîlere göre iradeleri de yaratılmış olduğundan insanlar fail olarak nitelenemezken Mâtürîdîlere göre fiillerine ilişkin cüzî iradeleri yaratılmamıştır.

İslâm tarihinde oluşan ana itikâdî mezheplerin kader ve kaza inancını benimsedikleri görülmektedir. Bu ana inanç mezheplerince yapılan farklı yorumlardan Kur’an ve Sünnet’le örtüşeni şöylece belirlemek mümkündür: Evreni ve içindeki her şeyi yaratan Allah’ın, bütün varlık ve olayları meydana gelmeden önce bilip yazmak ve dileyip yaratmaktan ibaret olan kader ve kaza inancı insanların eylem yapma irade ve gücünü yok etmez.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında