Giriş Günümüz teorik fizik biliminde evrenin tek bir noktadan başlayarak genişlemekte olduğu ve bu sürecin zamanla Âhiret Arapça bir kelimedir. Sözlükte son anlamına gelen geriye doğru işleyeceğini ileri süren “büyük patlama” “âhir” kelimesinin “yurt, ikamet edilen yer” gibi anlamlara (bing bang) teorisinin bilim adamları arasında itibar gelen “dâr” sözcüğüne sıfat olmasından dolayı “ahiret” görmesi ve bu tezin tartışılması âhiret âlemi açısından şekline dönüşmüştür. Buna göre âhiret “son yurt” veya büyük bir önem taşır. “son ikamet yeri” demektir. İslâm inançlarına ait bir terim olarak ise âhiret “Evrenin kozmolojik düzeninin yıkılması Âhiret âleminin gerekliliği düşüncesi Kur’an’da farklı anlamına gelen kıyâmetin kopmasının ardından Allah konulardan hareketle tartışmaya açılır. Bunlar da şu alt tarafından ölenlerin tekrar diriltmesiyle başlayacak olan başlıklarda incelenebilir: ebedî âlem” diye tanımlanır. Varoluşun ve Hayatın Anlamı
Ahiret Alemi Ahiret âlemi yoksa veya hayat bu dünya hayatından ibaretse hayata ve varlığa, insanı her bakımdan tatmin Kur’an-ı Kerîm’de âhiret âlemine inanmak Allah’a îmânın eden anlamlı, makul, tutarlı bir açıklama getirmek ardından zikredilir ve bütün peygamberlerin insanları imkânsız hale gelir. Yoklukla son bulacak geçici bir dünya inanmaya çağırdığı evrensel bir inanç esasıdır . hayatı ve varlığının, insan aklını tatmin edip rahatlatan bir Kur’ân da ahiret ; gerçekleşmesi hak olan, insanların anlamı yoktur. Buna karşılık mutlulukla dopdolu bir ebedî kabirlerinden çıkarıldıktan sonra diriltilip bir araya hayat için yaratılmış olmak ise daha anlamlı ve akla daha toplanacağı ve inançlarıyla davranışlarından hesaba yatkındır (et-Tevbe 9/38; Yûsuf 12/109; er-Ra’d 13/26; çekilip karşılıklarının verileceği, iyi davrananlarla kötü İbrahim 14/3;eş-Şûrâ 42/36). davranışta bulunanların ayırt edileceği, dünyayı boşa ve İnsanların, dünyada akıl yürüterek ve vahiyler verdiği yanlış işlerle geçirip gerekli hazırlığı yapmamaktan dolayı peygamberleri aracılığıyla varlığı hakkında bilgi sahibi pişmanlık duyacağı ebedî bir âlemdir. olduğu Allah ile karşılaşması, evrenin yaratlışının en başta Ahiret âleminin gerçekleşeceğini kavramak için, gayb gelen anlamı ve amacı olarak düşünülebilir. Böyle bir konuları hakkında bilgi edinmek ve evrenin geleceğini anlam ve amaç ise akla yatkın ve tatmin edici olduğu keşfetmekle mümkündür. Kur’an da Gayb ‘ı yalnızca içindir ki çoğunluğu itibariyle insanlar yaratılışın Allah’ın bildiğine ve evrenle ilgili her şeyin bütün başlangıcından günümüze kadar Allah’a inanarak ve O’na olayları açıklayan gizli kaynak, yani Levh-i Mahfuz’da ibadet ederek huzur bulmuştur. bulunduğuna dikkat çekilir. Ahiret âleminin varlığı aklen gereklidir. Zira insanların Gayb bilgisi noktasına değinilerek âhiret âlemine ilişkin dünya hayatında göremedikleri yaratıcılarıyla inkârcı iddiaların hiçbir kesin bilgiye dayanmadığı ve karşılaşacakları bir âlemın varlığı gereklidir. kesin kanıtlardan yoksun bulunduğu ifade edilen ayetlere İnanç ve Davranışlara Karşılıklarının Verilmesi örnek olarak aşağıdaki ayetler verilebilir: Bir kısım insan iyilik yaparken bir kısmı kötülük etmekte; “Âhiret âlemi konusunda inkârcıların hiçbir bilgisi yoktur, bir kısmı zulmederken bir kısmı da zulme uğramakta; bazı onlar sadece zanda bulunur. Onlara apaçık deliller içeren insanlar âdil bazıları da zalim olmakta; bazıları Allah’a âyetlerimiz okunduğu zaman ‘doğru söylüyorsanız inanıp buyruklarına uymakta, bazıları da inkâr edip (ölmüş) atalarımızı getirin (diriltin)’ demekten başka bir buyruklarına isyan etmektedir. Akıl, müslümanla kâfirin, delilleri yoktur” (el-Câsiye 45/24-25,32; ed-Duhân müttakî ile günahkârın, yeryüzünde yanlışı düzeltenle 44/34); bozguncunun, âdil ve zâlimin ayırt edildiği ve yaptıkları
“Ölümden sonra diriliş bize ve daha önce atalarımıza vad işlere karşılıklarının verildiği bir âlemin var olmasını olundu, bu ilk insanların uydurduğu masallardan başka bir gerekli görür. Her insan yaptığı zerre kadar iyi ve kötü şey değildir” (en-Neml 27/65;el-Ahkâf 46/17); davranışlarının karşılığını görmelidir. Bu yüzden insanlar âhiret âleminin gerekli olduğunu bu açıdan da düşünerek “Geçersiz (ve iddialarını kanıtlama gücü bulunmayan bulabilirler. kötü) delil âhirete inanmayanlarındır (tezini kanıtlayan ve karşı tezi iptal eden) en üstün delil Allah’ındır” (en-Nahl Hakikatin Ortaya Çıkıp Herkesçe Tasdik Edilmesi
16/60). İhtilaf edilen inanç ve davranışlar konusunda hak ile bâtılın ortaya çıkacağı; hakperestlerin doğru, Âhiret Âleminin İmkân ve Gerekliliği putperestlerin ise yanlış yolda olduklarını kesinlikle
Allah evreni yokken yaratmıştır, kozmolojik düzenini bilecekleri ve bütün gerçeklerin herkesçe zorunlu olarak bozarak evreni yok ettikten sonra tekrar yaratabilir. bilinip tasdik edileceği bir âlem bulunmalıdır.
Kur’an’da verilen bilgilere göre Allah evreni, kudretiyle Evrensel Ahlâk İlkelerinin Hayata Geçirilmesi ilk defa yaratmış ve genişletmektedir, kıyamet kopacağı zaman ise evreni dürerek onu ilk yaratmaya başladığı hale Hukuk ve siyaset bilimlerinin ileri düzeyde bilgi getirecek ve tekrar yaratacaktır (ez-Zâriyât 51/47; El- üretmelerine rağmen günümüz dünyasında suç işleme Enbiyâ 21/104). oranlarının yüksek seviyelerde seyretmektedir. Bütün
yapıp ettiklerinin hesabını âhiret âleminde yaratıcısının da yoktur. Melekler müminlerin ruhlarını incitmeden huzurunda vereceğini düşünen ve buna içtenlikle inanan kolaylıkla alır ve onlara müjde verir, kâfirlerin ruhlarını insanlar kendilerini buna hazırlamak amacıyla güçleri ise şiddetle ve döverek çekip alır, onlara o gün herhengi oranında erdemli davranışlar yapmak gerektiğini bir müjde de yoktur (el-Enfâl 8/50-51; el-Furkân 25/22; anlamakla kalmaz, eyleme geçerek bizzat bunları ger- es-Secde 32/112; Muhammed 47/27-28; en-Nâzi’ât 79/1- çekleştirmeye yönelir ve büyük oranda da bunda başarılı 2). olur. Âhiret âlemine inanan insanların olşturduğu Kabir “ölünün gömüldüğü eşilmiş toprak parçası” toplumlarda isteğe bağlı iyilik oranlarının yüksek, suç anlamına gelir. Kabirlerden oluşan mekâna kabristan adı işleme oranlarının ise düşük seviyelerde seyretmesi bunu verilir. . Kur’an’da belirtildiğine göre Allah insanları kanıtlayıcı mahiyettedir. melekleri vasıtasyla öldürür, sonra diriler aracılığıyla Hadislerde âhiret âlemine inanmak altı îmân esası arasında onları kabre koydurur. Hz. Âdem’in oğullarından Kâbil’in, yer alır. Âhiret yerine ölümden sonra diriliş anlamına öldürdüğü kardeşi Habil’i kabre koyması için bir karga gelen “el-Ba’sü’l-âhir”e veya son gün demek olan “el- göndererek toprağı eşmesini sağlamak suretiyle ona yol yevmu’l-âhir”e yahut cennet ve cehennemin hak olduğuna göstermiş, böylece ölen insanların kabre konulması şâhitlik etmek anlamına gelen tabirler kullanılır (Buhârî, gerektiğini de onlara öğretmiştir (‘Abese 80/21; el-Mâide “Îmân” 37; Müslim, “Îmân” 1, 5, 45). 5/31).
Hz. Peygamber, tutum ve davranışlarını kontrol ederek Kabir, kıyametin kopmasının ardından evrenin yeniden âhiret âlemine hazırlık yapan insanları akıllı; bayağı inşa edilmesiyle dirilme gerçekleşene kadar ölenlerin ruhî arzularının peşinden koşarak âhireti düşünmeyenleri ise hayatlarını geçirdiği bir mekân olarak kabul edilmiştir. kendine hükmetmekten âciz, zavallı kimseler olarak Kabirde geçen berzah hayatı uykuya benzetilmiş ve ruhî nitelemiştir (Tirmizî, “Sıfatü’l-kıyâme” 25). Ahireti bir algılama tarzında gerçekleştiğine de işaret edilmiştir kazanmak isteyen kimsenin dünya lüksünden kaçınması (Yâsîn 36/52; en-Nâzi’ât 79/46). Hz. Peygamber de bir gerektiği, bu kimselerin kalplerinin zenginleşeceği ve hadiste kabri âhiret duraklarının ilki olarak nitelemiştir dolayısıyla başkalarına muhtaç olmayacakları belirtilmiştir (Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 63-64). (Buhârî, “Libâs” 25; Tirmizî, Kıyâmet 24, 30). Akâid kitapları kabir âleminde ölülerin sorguya Ahiret Aleminin Safhaları çekildikten sonra azap veya nimet içinde bulunacaklarına dair bilgiler içerir. Bu konudaki bilgiler üç başlıkta Ölüm ve kabir âlemi, kıyamet alâmetleri, kıyametin inceleyebiliriz. kopması, evrenin yeniden inşâ edilmesi ve ölülerin kabirlerinden çıkarılıp diriltimeleri, ardından mevkıf veya İnsanların Sorguya Çekilmesi arasât adı verilen bir yere sevkedilip bir araya Sahih hadislerde belitildiğine göre kabre konulan insan toplanmaları, dünyada benimsedikleri inançlarla yapıp Münker ve Nekîr adlı melekler tarafından dine, Allah’a ve ettiklerinden hesaba çekilip amellerinin ölçülmesi, sırattan Hz.Peygamber’e dair inançları hakkında sorguya çekilir. geçirilmeleri ve cennet veya cehenneme gönderilmeleri. Sâlih Müminlerin Nimet İçinde Bulunması Ölüm ve Kabir Hayatı: Allah’ın izni olmadıkça hiçbir İlâhî buyruklara uyan müttakî ve sâlih müminler insan ölmez, çünkü herkesin ölüm anı Allah tarafından kabirlerinde nimet içinde bulunacaktır. Hadislerde de belirlenip yazılmıştır (el-Mülk 67/2; el-Cum’a 62/8; el- sorguya çekilmenin ardından iyi miminlerin kabirlerinin Enbiyâ 21/35; Âl-i İmrân 3/145). aydınlık ve geniş bir cennet bahçesi haline getirileceği ve Ölüm insanın dünyadan “berzah” denilen yeni bir âleme cennetteki konumlarının da kendilerine sabah ve akşam (el-Mu’minûn 23/100), bir başka deyişle farklı bir varlık gösterileceği bildirilmiştir. bilincine geçtiği ve duyularla algılanamayan bir hadisedir. Kâfirler ve Âsî Müminlerin Azap İçinde Bulunması İslâm inancında insanın ölümü, meleklerin insanın ruhunu Kâfirlerin yanı sıra ilâhî buyruklara uymayan günahkâr bedeninden çekip alması anlamına gelir. Ölüm işlerini müminler kabirlerinde azap içinde bulunacaktır. Buna yürütmekle görevli melek Azrail ve onun yardımcılarıdır. açıkça işaret eden âyetler ve bunları tefsir eden hadisler Ruh ise anne rahminde yaratılışı anında insanın bedenine vardır. Âyetlerde belirtildiğine göre Hz.Mûsâ’ya melek tarafından üflenen ve onu diğer canlılardan ayıran inanmayan Firavun ve taraftarları suda boğulmalarının algılama gücüdür Kur’an’da buna iki ayette temas edilir. ardından hemen ateşe atıldılar, halen sabah ve akşam Birinde şöyle denilir: “Allah insanı çamur halindeki ateşe arz edilip kıyâmet günü ise en şiddetli azaba topraktan yaratmaya başladı, sonra soyunu değersiz bir atılacaklardır (Nûh 71/25; el-Mu’min 40/60). Ayrıca sıvıdan üretti, sonra onu düzeltip tamamladı ve ona kâfirler ve münafıklar cehennemdeki büyük azaptan önce ‘Ruhu’ndan üfledi” (es-Secde 32/7-9; el-Mu’minûn 23/13- yakın bir azabı tadacaklardır (es-Secde 32/21; et-Tûr 14). 52/47).
Ruh metafizik ve dinî bir kavram olduğundan bilimsel Hadislerde bildirildiğine göre ise Hz. Peygamber bilginin konusu değildir. Dolayısıyla bilimsel bilgiye dualarında kabir azabından Allah’a sığınmış, cenaze dayanılarak doğrulanamayacağı gibi yanlışlanması imkânı
namazını kıldırırken ölüler hakkında bu duayı tekarlamış Sûra ikinci defa üflenince Allah evreni yeniden inşâ ve aynı duayı yapmayı ashabına tavsiye etmiştir. Ayrıca edecek, yer başka bir yer olacak ve dümdüz yapılacak, kabirde azap görenlerin seslerini duyduğunu haber vermiş, gökler de başka gökler haline getirilecek, yer küre yükünü kabir sıkması ve cehennemdeki yerin gösterilmesi tarzında dışarı atacak, kabirler deşilecek, ruhlar bedenleriyle azap türleri bulunduğunu açıklamıştır (Ahmed b. Hanbel, birleştirilip ölüler bir anda diriltilecek. Müsned, III,103, 296; Müslim, “Cennet” 67-69, “Cenâiz” Âyet ve hadislerde ölümden sonra diriliş inancını hayretle 86). karşılayıp inkâr eden ve bu konuda bilgilenmek isteyen Kıyamet Alâmetleri herkese sunulan delilleri şöyle sıralanabilir:
Dinî bir terim olarak kıyamet evrende oluşan kozmolojik İnsanı İlk Yaratan Ölümünden Sonra Tekrar düzenin bozulmasının ardından yeniden oluşması diye Diriltebilir tanımlanır. Kur’an’da birden fazla kavramla ifade edilen Allah ilkin topraktan yarattığı insanı, öldürüp toprağa kıyamet hakkında en çok kullanılan isim “kıyametin gömdürdükten sonra onu tekrar yaratmaya kadirdir. kopma zamanı” anlamındaki “Sâat” tabiridir. Sarsıcı Toprağın insan cesedinden eksilttiği unsurları ve geride anlamına gelen “Râcife”, korkunç gürültü demek olan bıraktıklarının yanı sıra yaratılanlara dair her türlü bilgi “Karia”, “Sahha” ve ayrıca “Tâmme” gibi değişik adlarla Levh-i Mahfuz’da mevcuttur. da anılır. Kur’anda ve hadislerde kıyâmetin kopmasından önce alâmetlerinin gerçekleşeceği açıklanmış (Muhammed Evreni Yaratan İnsanı Tekrar Yaratabilir
47/18; Buhârî, “Îmân” 37), ancak bunların nelerden ibaret Evren gibi son derece karmaşık bir işleyiş düzenine sahip olduğuna dair ayrıntılı bilgiler verilmemiş, sadece olan varlık âlemini yaratan güç, insan gibi daha küçük bir kıyâmetin kopmaya başlamasından önce gökten aşağıya varlığı daha kolay yaratabilir. Çünkü evreni yaratmak doğru inip insanları bürüyecek olan azap verici bir insanları yaratmaktan daha büyük bir iştir ve zordur. dumandan ve bunu gidermesi için Allah’a dua edileceğinden bahsedilmiştir (ed-Duhân 44/10-12). Ayrıca Ölü Toprakta Canlılar Yaratan Toprataki Ölüleri “ye’cüc-me’cûc”ün (geçiş yerinin) açılacağından söz Diriltebilir
edilmiş, ancak bunun ne anlama geldiği hakkında hiçbir Ölü toprakta hayatı yaratmakla topraktaki ölü insanların bilgi verilmemiştir (el-Enbiyâ 21/96). diriltilmesi birbirinin benzeri olaylardır. İnsan aklı iki
İçki tüketiminin yaygınlaşması, insanların yarı çıplak benzer olaydan birini yapabilenin diğerini de dolaşması, zinanın aleni hale gelmesi, adam öldürme yapabileceğine hükmeder.
olaylarının ve terörün artması, faizin helal telakki Tarihte Ölülerin Diriltildiğine İlişkin Örnekler Vardır edilmesi, ibadetlerin terk edilmesi gibi dinî hayatın Hz.İbrahîm bizzat öldürüp parçalara ayırdığı bir kuşun yozlaşacağını haber veren gelişmelere kıyametin küçük dirilişini gözlemlemiş ve adı belirtilmeyen bir insan alametleri denir. öldürüldükten yüz yıl sonra diriltilmiş ve ölmüş eşeğinin Bazı rivayetlere göre kıyâmetin kopmasından önce diriltilişi de kendinse izlettirilmiştir (el-Bakara 2/55-56, Tanrılık iddiası taşıyan Deccâl adlı ilginç bir insan ortaya 72, 243, 259-260). çıkacak ve insanları hak yoldan saptıracaktır (Buhârî, Ölüp toprağa karıştıktan sonra diriltileceklerini kabul “Fiten” 26-27; Müslim, “Fiten” 100-110). Ehl-i Sünnet ve etmeyen ve “çürümüş kemikleri kim diriltecek” diyen Şia’ya bağlı bilginlerin çoğunluğu bir kıyamet alâmeti inkârcılara “ilk defa yaratan diriltecek” şeklinde karşılık olarak saptırıcı bir Deccal’ın yanı sıra onun karşısında verilmiş (Kâf 50/4; Yâsî 36/78-79), böylece kemiklerin mücadele eden kurtarıcı bir Mehdî’nin çıkacağı ve onu cisim olarak diriltilmesi açıkça belirtilmiştir. destekleyici mahiyette Hz. İsa’nın gökten ineceği inancını benimsemiştir. Ancak bu rivayetlerin içerdiği bilgilere, Hadislerde ölülerin, gökten inecek bir tür “hayat İslâm dinînin ana kaynağını teşkil eden Kur’an’da hiçbir suyu”nun toprakta çürümeyen “acbu’z-zeneb” adlı şekilde temas edilmemiştir. Selefiyye dışındaki bedenlere ait maddî unsurlarla birleşmesi sayesinde Sünnîler’in de kabul ettiği bilgi anlayışına göre bunlara diriltileceği ve insanların bir bitkinin topraktan çıkığı gibi inanmak zorunlu, yani dînî terminoloji ile söylemek süratle kabirlerinden çıkacağını açıklanmıştır (Buhârî, gerekirse farz değildir. “Tefsîr” 39/3; Müslim, “Fiten” 141-142; Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 322). Kıyametin Kopması Haşir Kur’an’da belirtildiğine göre kıyamet Sûr’a ilk defa üfürülmekle kopacak ve evrenin kozmik düzeni Arapça “haşr” kelimesi sözlükte bir topluluğu zor bozulacaktır. Sûr “ses çıkaran ve eğri boynuza benzeyen kullanarak bulunduğu yerden çıkarıp bir mekânda boru, borazan” anlamına gelir. Sûr ile eşanlamlı olan toplamak anlamına gelir. İslâm inancında haşir ise âhirette “nâkur” tabiri de “ses çıkarmak” manasında kullanılarak diriltilen insanların hesaba çekilmek üzere “arasât” veya kıyametin korkunç bir gürültüyle kopacağı açıklanır. “mevkıf” yahut “mahşer” denilen maydanda toplanlamarını ifade eder. Haşir dirilişten sonraki Ölülerin Diriltilmesi merhaleyi teşkil eder.
Hadislerde de haşirle ilgili tasvirler yapılmıştır. Buna göre Cehenneme girecek olan kimseler arasında çeşitli insanlar üzerinde yol gösterici hiçbir işaretin bulunmadığı âyetlerde şu gruplar sayılır: Allah’ı, Hz.Muhammed dâhil bembeyaz ve dümdüz bir alanda haşredilecek, haşir olmak üzere peygamberleri ve âhiret hayatını inkâr sırasında insanlar yalın ayak, çıplak ve güneşin edenler, İslâm dîniyle alay edenler, ilâhî buyruklara isyan sıcaklığından ötürü sıkıntılı bir süreç yaşayacaktır (Buhârî, ederek günah işleyen ve ardından tövbe etmeyenler, “Rikâk” 44, “Enbiyâ” 8, “Zekât” 52). sürekli namazlarını terkedenler, büyüklük taslayarak Allah’a ibadet etmekten yüz çevirenler, Allah ve Hesaba Çekilme peygamberleriyle mücadeleye girişip yeryüzünde Arapça bir kelime olan “hisâb”ın dilimize uyarlanmış şekli bozgunculuk yapanlar, haksız yere adam öldürenler, iffetli hesaptır. Kur’an’da âhirete verilen isimlerden biri hesap kadınlara iftira edenler, yalnızca dünyayı kazanmak için günü anlamına gelen “yevmu’l-hisâb”, bir diğeri de çalışanlar, yetim mallarını haksız yere yiyenler. ayırma günü manasındaki “yevmu’l-fasl”dır. İslâm bilginlerinin çoğunluğuna göre cehennem de cennet Kur’an’da verilen bilgiler göre önce peygamberler hesaba gibi yaratılmış olup şu an mevcuttur ve cennete nispetle çekilip ilâhî vahiyleri insanlara tebliğ edip etmedikleri, evrenin en alt kısmındadır. ardından da insanların bu vahiylere inanıp inanmadıkları sorulduktan sonra herkese, inancının yanı sıra bütün yapıp ettiklerini sayıp ortaya koyan ve dünyada yazıcı melekler tarafından oluşturulan kitap –ki buna amel defteri de denilir- verilip dünya hayatının değerlendirmesi yapılacaktır (el-Mutaffifîn 83/7-9, 18-21).
Cenneti hak edenlere (ashâbu’l-yemîn veya ashâbu’l- meymene) kitapları sağ taraftan, cehennemi hak edenlere (ashâbu’ş-şimâl veya ashâbu’l-meş’eme) denilir.
İnanç va davanışların değerlendirilmesi için kurulalacak adalet terazisine dînî terminolojide “vezin” adı verilir.
Hadislerde de insanların inanç ve davranışlardan hesaba çekilmesi ölçme ve değerlendirmenin “mizan” adı verilen bir âletle yapılacağı belirtilir. Müminlerin mizanını olumlu yönde etkileyen davranışlar, tevhîd inancını benimsemek, Allah’ı anıp yüceltmek ve hamdetmek, gerekli durumlarda hayvanını Allah yolunda harcamak, temiz ve güzel ahlak sahibi olmaktır .
Sırat’tan Geçme
Ahirette cehennem üzerinde kurulmuş “sırat” adı verilen bir köprüden geçileceğine inanılır. Âyette geçen “vürûd” tabiri cehenneme girmeyi değil yakınından geçme anlamı
da taşıyabilir. Hadislerde cehennem üzerinde bir köprünün bulunduğu ve herkesin oradan geçmek mecburiyrtinde olduğu açıkça belirtilir.
Cennet sözlük anlamı itibariyle sık bir şekilde bitki ve ağaçlarla dolu olan bahçe demektir ,alimlerin çoğunluğuna göre cennet yaratılmıştır ve şu anda mevcuttur.
Kur’an’da Cennetin “Adn”, “Firdevs”, “Na‘îm” ve “Me’vâ” gibi değişik bölümleri bulunmaktadır.
Cehennem ise sözlük anlamı itibariyle “derin kuyu” demektir, yapılan tasvirlere göre hepsi de yakıcı ateş anlamıyla irtibatlı olan cehennem, “cahîm”, “hâviye”, “hutâme”, “lezâ”, “saîr” ve “sakar” adlı daha şiddetli bölümleri ve aşağı tabakaları vardır.
Kur’an ve sahih hadislerde yapılan tasvirlerden anlaşıldığına göre cehennmede biyolojik ve psikolojik olmak üzere iki türlü azap uygulanacaktır.