1. Melekler nurdan yaratılmış varlıklardır. Giriş Meleklerin hangi maddeden yaratıldığına dair
İslâm dinine göre varlıkları; görünen (kesîf) ve Kur’an’da açık bir bilgi yoktur. Fakat bir hadiste görünmeyen (latîf) varlıklar olarak ikiye ayırmak “cinlerin ve şeytanların ateşten, Hz. Âdem’in mümkündür. toprak ve çamurdan, meleklerin ise nurdan İslam dininin iman esaslarından biri de meleklerin yaratıldığı belirtilmektedir (Müslim, “Zühd” 10).
varlığına inanmaktır. Melekler, duyu organlarıyla 2. Meleklerde erkeklik ve dişilik özelliği yoktur. Bu algılanması mümkün olmayan varlıklardır. Onlar nedenle müşriklerin, melekleri Allah’ın kızları hakkındaki tek bilgi kaynağımız Kur’ân-ı Kerim’dir. sanmaları batıl bir inanıştır.
İslam’da melek inancı aynı zamanda cin ve şeytan adı 3. Melekler, yorulma, usanma vb. bedensel verilen varlıkların bulunduğunu kabul etmeyi de gerektirir. özelliklerden arınmışlardır. Yüce Allah, bu varlıkların mevcudiyetinden Kur’ân’da açıkça bahsetmektedir. 4. Melekler; Allah’a isyan etmeyen, O’nun emrinden dışarı çıkmayan, kendileri için Melekler öngörülen görevleri eksiksiz yapan ve asla günah Sözlükte “kudret, kuvvet ve elçilik yapma” anlamlarına işlemeyen varlıklardır.
gelen “mülk, lek, elk” köklerinden türemiş olan melek, 5. Melekler son derece güçlü ve üstün özelliklere terim olarak; “Allah tarafından yaratılan, çeşitli şekillerde sahip varlıklardır. görünebilen, zor işlere güç yetirme özelliğine sahip, ancak iyi nitelikte işler yapabilen, erkeklik ve dişilik vasıfları 6. Bir ayette meleklerin kanatları olduğu bulunmayan ve Allah’a itaatten ayrılmayan nurani belirtilmektedir. Ayette geçen “kanat” ifadesini varlıkların adıdır. Kur’an’da müşriklerin, meleklerin diğer dünyevî varlıkların kanatlarına benzeterek dişiliği ve onların Allah’ın kızları olmaları hakkındaki anlamak doğru değildir. Çünkü bu kanatların iddiaları sert bir dille reddedilmiş, meleklere düşman mahiyeti bilinmemektedir.
olanların Allah’a da düşman oldukları belirtilmiştir (el- 7. Normal şartlarda gözle görünmeyen melekler, Bakara 2/97-98). Allah’ın emir ve izni ile çeşitli şekillere
Melek inancı, maddeci ve pozitivist anlayışlara karşı varlığın girebilmektedirler. sadece görünen nesnelerden ibaret olmadığını hatırlatıp manevî ve ruhanî âlemlerin bulunduğunu da hatırlattığı için bütün 8. Melekler de diğer varlıklar gibi gaybı bilemezler. dinlerde olduğu gibi İslâm'da da önem kazanmıştır. Allah'ın Çünkü gaybı sadece Allah bilir. Meleklerin rızasına uygun, dürüst ve ahlâklı bir hayat yaşamaya kendini bildiği gayb, Allah’ın onlara bildirdikleriyle adamış olan mümin, kâinatta bu idealleri temsil eden ve en üst sınırlıdır. mertebede yaşayan görünmez varlıkların bulunmasından manevi bir destek alır ve aynı seviyeye ulaşmak için çaba sarf eder. Allah tarafından meleklere verilen görevleri şöylece sıralamak mümkündür: Allah'ın melekleri yaratmasının şüphesiz daha başka gayeleri ve hikmetleri de vardır. Kur’an’da belirtilen 1. Allah’ı hamd ile yüceltmek: Meleklerin çerçevede Allah’a teslimiyetin sembolü olan melekler, Kur’an’da belirtilen görevlerinden ilki; Yüce fizik âlem ile ulûhiyet makamı arasında bir köprü vazifesi Allah’ı hamd ile yüceltmek, O’na secde etmek, görmektedirler. Çeşitli ayetlerde Cenâb-ı Hakk’ın kâinatı O’nu gece gündüz takdis etmek ve melekler aracılığıyla sevk ve idare ettiği emrolundukları diğer işleri yerine getirmektir.
vurgulanmaktadır. Bunun gibi melekler, Allah Teâlâ’nın 2. Peygamber’e salat ve selam getirmek: Kur’an’da mesajlarının insanlığa iletilmesinde de etkin rol meleklerin görevlerinden biri de peygamberlere oynamaktadırlar. Onlar aracılığıyla peygamberlere iletilen salat ve selam getirmektir. vahiy, Allah tarafından insanlara iletilen emir ve yasakları ihtiva etmektedir. Melekler Allah’ın emirlerini insanlığa 3. Müminlere âhirette şefaat etmek ve insanlara ileten bir elçi konumundadır. dünyada hayır duada bulunmak: Şefaat, kıyamet gününde günahkârlar hesabına Allah’tan Allah tarafından kendilerine verilen görevleri eksiksiz bağışlanma dilemektir. Kur’an’da meleklerin olarak yerine getirmekle yükümlü olan melekler, günah inanan kullar için Allah’tan şefaat dilediklerinden işlemekten uzak varlıklardır. Onlar sadece Allah’ın bahsedilmektedir. emriyle hareket ederler ve asla ona itaatsizlik etmezler. Melekler bu özellikleriyle günah işleme yeteneğine sahip 4. İnsanları iyi işlere sevketmek, onları korumak olan insanlardan ve cinlerden ayrılmışlardır. amacıyla takip etmek: Melekler, şeytanların aksine insanları iyi işlere yöneltirler. Her insanın Ayet ve hadislerde geçen ifadelerden hareketle biri melek, biri de şeytan olmak üzere iki meleklerin özelliklerini şu şekilde sıralamak arkadaşı bulunmakta, Kur’an,birincisine “şâhid”, mümkündür: ikincisine “sâik” (sevkeden) demektedir. Bu
melekler insanların yaptığı iyi işlere şahitlik Meleklerin bir kısmı Cebrâil ve Mîkâil gibi özel adlarla edecek olan meleklerdir. isimlenirken, bir kısmı da ölüm meleği ve arşı taşıyanlar gibi sadece görevleri ile zikredilmiştir. 5. Peygamberlere vahiy getirmek: Allah Teâlâ, insanlar gibi meleklerden de elçiler seçtiğini, Dört Büyük Melek Nuh’a ve ondan sonraki peygamberlere vahiy Kur’an’da adı ya da vazifesi belirtilen meleklerden en indirildiği gibi Hz. Muhammed’e de vahiy önde gelenleri literatürde “dört büyük melek” olarak da gönderildiğini ve Cebrail’in, Kur’an’ı zikredilen; Cebrâil, Mikâil, Azrâil ve İsrâfil’dir. Peygamber’in kalbine indirdiğini haber vermektedir. Bu meleklerin başında gelen Cebrâil, vahiy meleğinin özel adıdır. Bu melek, Kur’ân-ı Kerîm’de üç yerde Cibrîl 6. Peygamberlere ve müminlere maddî ve manevî ismiyle geçmekte (örnek olarak el-Bakara 2/97), ayrıca destek olmak: Kur’an’da meleklerin müminleri Rûh, Rûhu’l-emîn, Rûhu’l-kuds ve Resûl isimleri ile de sıkıntılı ve üzüntülü anlarında teselli ettiği, işaret edilmektedir. kâfirleri ise sıkıntıya soktuğu belirtilmektedir. Kur’ân-ı Kerîm’de sadece bir âyette geçen Mikâil, tabiat 7. İnsanların yaptıklarını kaydetmek: Kur’ân-ı olaylarıyla görevli meleğin adıdır. Hadislerde Mîkâil, rızık Kerîm’de insanın yanında bulunan iki meleğin ve rahmet meleği olarak da nitelenmiştir (Müsned I, 274). katiplik yaparak onun tüm yaptıklarını kaydettikleri belirtilmektedir. Azrâil ise eceli gelenlerin ruhunu kabzetmekle görevli olan meleğin özel adıdır. Kur’an’da Azrail ismi 8. Tabiatın yönetimi ve ilâhî kanunların icrasıyla geçmemekle birlikte, bunun yerine ölüm meleği meşgul olmak. (melekü’1-mevt) ile yaşam süresi bitenlerin ruhunu alan
9. İlâhî cezaları yerine getirmek. meleklerden söz edilmektedir (en-Nisa 4/97; el-En’âm 6/61). Kur'ân-ı Kerim, meleklerin fonksiyonlarına temas etmektedir: Kur’ân-ı Kerîm’de İsrâfil adı geçmemekle birlikte, birçok ayette kıyametin kopması ve âhiret hayatının başlaması 1. Cennet ve cehennemde görevli melekler: Kur'an'da sırasında Sûr’a üfleme olayından (en-Neml 27/87) ve âhirette müminleri selamlayarak karşılayacak olan cennet yeniden dirilişi haber veren bir çağrıcıdan (el-Kamer 54/6) bekçilerinden (er-Ra'd 13/23-24) ve cehennemlikleri bahsedilmektedir. Ancak hadislerde söz konusu duyuruyu korkutan görevli meleklerden (ez-Zümer 39/71-72) yapacak olan İsrâfil meleğinin adı büyük melekler bahsedilmektedir. Bunlara genel olarak "hâzin" adı arasında sayılmıştır (Müslim, “Salâtü’l-müsâfirîn”, 200). verilmiştir. Cehennem bekçilerini temsil eden melek bir Mukarrebûn Melekleri, Bu meleklere illiyyûn veya âyette Mâlik (ez-Zuhruf 43/77), cennet meleği ise kerrûbiyyûn melekleri de denilmektedir. hadislerde (Süyûtî, s. 67) Rıdvân ismiyle geçer. Cehennem görevlileri ayrıca "zebânî" olarak da Hafaza ve Kirâmen Kâtibîn Melekleri, Bu melekler adlandırılmıştır (el-Alak 96/18). insanları koruyan ve onların iyi ve kötü fiillerini kaydeden meleklerdir. Kur’ân’da bu melekler; koruyanlar, Kur’ân-ı Kerim’de meleklerin türlerini ve sayılarını ancak izleyenler, yazıcı elçiler, karşı karşıya olan iki melek, Allah’ın bildiği belirtilmektedir. Kur’ân Cehennemin işleri gözetleyip yazmaya hazır olanlar ve değerli yazıcılar ile görevli meleklerin bulunduğunu belirttikten sonra şeklinde çeşitli ifadelerle nitelenmektedirler (bk. ez- onların sayısının “on dokuz” olduğunu bildirmektedir. Zuhruf 43/80; er-Ra‘d 13/10-11; Kâf 50/18; el-En‘âm İnkâr edenler için bir imtihan vesilesi olduğu açıklanan bu 6/61). husus, meleklerin sayısını ancak O’nun bildiğini göstermektedir (el-Müddessir 74/31) Bu ifadelerden yola Cennet ve Cehennemde Görevli Melekler, Kur’ân-ı çıkarak meleklerin adedinin sayılamayacak kadar çok Kerîm’de Cennet’te ve Cehennemde görevli olan bazı olduğunu anlamaktayız. meleklerin bulunduğu bildirilmektedir.
Bir kısım ayetlerde ve hadislerde meleklerin özel görevler Hârût-Mârût, Kur’an’da adı geçen bu iki meleğin Bâbil sırasında çeşitli maddî suretlere büründükleri (temessül) halkını imtihan etmek ve onları sihir konusunda ve peygamberlerle konuştukları haber verilmektedir. Hz. bilinçlendirmek için gönderildiği belirtilmektedir. İbrahim’in Lut kavmini cezalandırma görevini yerine Geldikleri toplumu inançsızlığa karşı uyarma görevi getirirken kendisine misafir olan melekleri insanlardan bulunan bu meleklerin günahkâr olarak nitelendirilmesi ayırt edemeyerek onlara yiyecek hazırlaması (Hûd 11/69- doğru değildir. Her şeyden önce İslam inancında melekler 70) ve Cebrâîl’in Hz. Meryem’e insan suretinde görünüp günah işlemekten uzak varlıklardır.
bir çocuğunun olacağını haber vermesi (Meryem 17/17- Münker-Nekîr, Bu melekler, kabirde sorgu işi ile görevli 19), meleklerin farklı kimliklerle peygamberlere ve diğer olan meleklerdir. Bu meleklerin adı hadislerde insanlara göründüğünü gösterir. geçmektedir. Burada, ölü defnedildiğinde Münker ve
Nekîr adları verilen siyah tenli, mavi gözlü iki meleğin
ona geldiği, bazı sorular sorduğu ve verdiği cevaplara göre kabrini genişlettiği ya da daralttığı belirtilmektedir. (Tirmizî, “Cenâiz”, 70)
Allah tarafından melekler dışında, duyu organlarıyla algılanmayan başka latîf varlıkların bulunduğu Kur'ân'da bildirilmektedir.
Cinler
Sözlükte “örtme, gizleme” manasına gelen “cenne” fiilinden türeyen cin kelimesi, duyularla idrak edilemeyen ve insanlar gibi ilahî emirlere uymakla yükümlü tutulan varlık türünün adıdır. Kur’ân-ı Kerîm’de cinlerin Allah’a itaat eden melekler ile O’na isyan eden şeytanlardan ayrı bir statüde bulundukları beyan edilmektedir. Cinler de aynen diğer gaybî varlıklar gibi varlıkları vahiy yoluyla ispatlanan varlıklardan olup onları inkâr etmek küfre girmeye sebep olur.
Kur’ân-ı Kerim’de genel olarak cinlerle ilgili şu bilgiler verilmektedir. Buna göre cinler de insanlar gibi Allah’a kulluk etmeleri için yaratılmıştır. Cinlere de peygamber gönderilmiş, bir kısmı iman etmiş, bir kısmı kâfir olarak kalmıştır. Son Peygamber olan Hz. Muhammed, insanlara olduğu gibi cinlere de Allah’tan aldığı emirleri iletmiştir.
Ayet ve hadisleri incelediğimizde, cinlerin kendilerine özgü bir yapıya sahip bulundukları, çeşitli şekil ve bedenlere girebildikleri (temessül) anlaşılmaktadır. Kur’ân-ı Kerîm’de cinlerin atası sayılan “cânn”ın ise karışık ve çok zehirleyici bir ateşten yaratıldığı beyan edilmektedir (er-Rahman 55/15
Şeytan
Dil bilginleri şeytan kelimesinin “yanmak, helâk olmak, aşırı derecede kızmak” anlamlarına gelen “şeyt” mastarından ya da “uzak olmak, muhalefet etmek” anlamlarına gelen “şatn” kökünden gelebileceği üzerinde durmaktadırlar. Hangisinden gelirse gelsin kelimenin olumsuz bir mana ih-tiva ettiği açıktır. Birinci kökten geldiği takdirde şeytan, “ateşten yaratılmış, helâke uğramış, yüzü sararmış ve kanı çekilmiş varlık”, ikinci kökten türediği kabul edildiğinde ise “hayırdan ve rahmetten uzaklaştırılmış, şerde ileri giden, haddi aşan varlık” anlamına gelmektedir. Terim olarak ise şeytan; “ateşten yaratılan, insanları saptırmaya çalışan, azgın, kibirli ve gözle görülmeyen ruhanî varlık” şeklinde tanımlanmaktadır.