İKY104U-İNSAN KAYNAKLARINDA GÜNCEL YAKLAŞIMLAR
Ünite 4: Duygusal Zekâ
Zekâ ve Zekâ Yaklaşımları
Zekanın çok sayıda tanım ve türe sahip oluşu, zeka tanımları ile zekanın tür ve boyutlarının bilinmesini gerekli kılmaktadır. Bu başlık altında, zekanın tanımı, boyutları ve zekaya yönelik farklı yaklaşımlar sunulmaktadır.
Zekâ
Güncel Türkçe Sözlük’te zekâ: “İnsanın düşünme, akıl yürütme, objektif gerçekleri algılama, yargılama ve sonuç çıkarma yeteneklerinin tamamı, anlak, dirayet, zeyreklik, feraset” olarak tanımlanmaktadır. Yüksek zekâ, bireyin başarılı olduğu belirli bir süreç ya da durumda ortaya çıkan bilişsel ve zihinsel performanstır.
Çocukluk çağında zekâ ölçümünün yapılması, çocuğun geleceğe yönelik hazırlanması amacını taşımaktadır. Bir çocuğun ortalamanın üzerinde bir IQ düzeyine sahip olması, eğitimde yönlendirilmesi için bir işarettir. Zekâ testlerinde yüksek ya da düşük puan alma sonucunda uygun eğitsel ortamlar sunulabildiğinde anlamlıdır. yüksek zekâ seviyesine sahip bireyler kadar akademik başarısı yüksek olan bireyler de “zeki” olarak nitelendirilmektedir.
Zekâ bir potansiyeldir. Bu nedenle gerekli eğitim koşulları ve yönlendirilme sağlanmadığı takdirde belirli bir zekâ puanına erişmek, kendisinden beklenenler yüksek bir potansiyel olmaktan ileri gitmemektedir.
Çağcıl zekâ anlayışında geleneksel zekâ anlayışından farklı olarak, zekânın bir potansiyel ve farklı alanlarda ortaya çıkabilecek yetenekleri ifade ettiği görülmektedir. Geleneksel zekâ anlayışı, IQ testleri ile ölçülen bilişsel zekâ yaklaşımı ve genel zekâ puandır. Çağcıl zekâ anlayışı ise birden fazla zekâ türünün olabileceği üzerinde durmaktadır.
Çoklu Zekâ
Çoklu zekâ yaklaşımının kurucusu, Howard Gardner isimli bilim insanıdır. Gardner, IQ testlerinin tek başına yeterli olmadığını düşünmektedir. IQ yerine başka tür zekâ türleri ya da bileşenlerine işaret ettiğini saptamaktadır. Gardner’ın modelinde dokuz bileşen bulunmaktadır:
• Bedensel Kinestetik Zekâ • Varoluşsal Zekâ • Kişilerarası Zekâ • İçsel Zekâ • Mantıksal-Matematiksel Zekâ • Müziksel Zekâ • Doğa Zekâsı • Sözel-Dilsel Zekâ • Görsel-Uzaysal Zekâ
Gardner modelinde kişilerarası zekâ ve içsel zekâ kişinin kendi duygularını ve başkalarının duygularını anlamasını
ve yönetmesini kapsayan duygusal zekâ konusunun bir anlamda temelini atmaktadır.
İçsel zekâ; bireyin kendisinin ne olduğu, ne düşündüğü ve ne hissettiği konusundaki farkındalığıdır. Güçlü irade sahibi olan; bağımsız, disiplinli, çözüm odaklı kişiler bu zekâ boyutunda öne çıkmaktadır.
Kişilerarası zekâ; diğer insanlarla iletişim kurma, empati yapabilme, davranışlarını yorumlama, kolaylıkla işbirliği yapma ve güvenli biçimde etkileşimde bulunma gibi yetenek ve becerileri ifade etmektedir.
Sosyal Zekâ
Sosyal zekâ insanları anlama ve yönetme yeteneği ve insan ilişkilerinde ustaca davranabilme yeteneği olarak tanımlanmaktadır. Temel olarak iki bileşenden oluşmaktadır:
• Sosyal farkındalık • Sosyal beceri
Sosyal farkındalık; kişinin muhatabının iç dünyasını anlamasından başlayarak, duygu ve düşüncelerini anlamaya kadar uzanmaktadır. Sosyal farkındalığın ögeleri ise; empati (duygudaşlık), uyum, empatik isabet ve sosyal biliştir. Temel empati, başkalarının hislerini paylaşmak, sözsüz duygusal işaretleri kavrayabilmektir. Uyum, başkalarını etkin biçimde dinlemek ve bir kişiye uyum sağlamaktır. Empatik isabet, başkalarının düşüncelerini, duygularını ve niyetlerini doğru anlamaktır. Sosyal biliş ise toplumsal dünyanın işleyişini bilmektir.
Sosyal beceri; sosyal farkındalık sonucunda edinilen bilgilerin ötesinde, başkalarıyla etkili etkileşimler kurmayı ifade etmektedir. Sosyal becerinin dört öğesi bulunmaktadır: Eş zamanlılık, benlik sunumu, nüfuz ve ilgi.
Sosyal zekâ; IQ dışında, gündelik yaşamda ve özellikle iş yaşamında insanlara rehberlik etmektedir. Sosyal zekâ duygusal zekâya zemin hazırlayan bir yaklaşımdır.
Duygusal Zekâ
Duygusal zekâ; bireyin içsel ve dışsal uyaranlar sonucu oluşan duygularının farkında olması, bunları tanımlayıp ifade edebilmesi, başkalarının duygusal mesajlarını doğru şekilde algılayıp değerlendirmesi ve tüm bunları kontrol ederek amacına uygun bir şekilde yönetebilme becerisidir.
IQ ve Duygusal Zekâ
Birbirinden tamamen farklı bu iki kavrama tarzı, zihinsel yaşantıyı oluşturmak için etkileşim halindedir. Akılcı zihin, zihinsel farkındalığa dayalı bir anlayıştır. Bilinç düzeyinde, muhakeme, karşılaştırma ve yansıtmayı ifade etmektedir. Duygusal zihin ise yoğun, anlık ve mantıktan uzak bir kavrama sistemidir. Bu duygusal/akılcı ikililiğin günlük yaşamdaki karşılığı “kalp” ile “kafa” arasındaki farktır. Bir şeyin doğru olduğunu “kalpten” bilmek, akılcı zihinle düşünmekten farklı bir inanç şeklidir; bir biçimde daha derinden emin olmaktır. Zihnin akılcı-duygusal
dengesinin belirli bir orantısı vardır; hisler yoğunlaştıkça duygusal zihin devreye girer ve akılcı zihin etkisini yitirir.
Duygusal ve akılcı zihin arasındaki farkı anlamak için araştırmacı Paul Mclean tarafından ortaya konan üçlü beyin yapısından söz etmek yerinde olacaktır. Evrimsel süreç içerisinde farklılaşan bu üçlü yapı, insan davranışlarında etkili görünmektedir. Bunlar sırasıyla, sürüngen beyin, limbik beyin ve nekortekstir. Alt beyin, orta beyin ve üst beyin olarak da adlandırılan bu bölgeler, davranışların görünür ve görünür olmayan nedenleri hakkında ipuçları sunmaktadır.
Üçlü Beyin Yapısı
Üçlü beyin yapısı; sürüngen beyin, limbik beyin (memeli beyni) ve nekortekstir.
Sürüngen beyin (basal ganglia), kan dolaşımı, solunum, sindirim ve boşaltım gibi içgüdüsel davranışları desteklemektedir. Aynı zamanda üreme, eş bulma ve bölgeci davranışlarda da rol oynamaktadır. Bölgeci davranışlar, egemenlik ilişkisi, savunma, agresyon ile korku ve öfke gibi duyguları kapsamaktadır.
Memeli beyni (septum, amigdala, hipotalamus, hipokampus), esas olarak duygulardan sorumlu beyin bölümüdür. Kedi, köpek, at ve diğer sıcakkanlı canlılarla insanların paylaştığı memeli beyni, limbik sistem olarak da ifade edilmektedir. Memeli beyni nesillerin korunması için bakım, koruma, şefkat, sevgi ve umut duygularını öne çıkarmaktadır. Aynı zamanda temel duygular olan öfke, korku ve üzüntü de bu sistemle ilişkilidir. Evrimsel açıdan limbik sistem neokortekse göre çok daha yaşlıdır. Amigdalayı da kapsayan limbik beyin 500 milyon yıl önce gelişmiştir.
Neokorteks ise insan beynini diğer canlılardan ayırt eden ve en son evrimleşen bölümdür. Bu bölüm; muhakeme, biliş, dil, uzamsal değerlendirme gibi becerilerle ilişkilidir. Neokorteks sadece 5 milyon yaşındadır ve şimdiki halini 60 bin yıl önce almıştır. Amigdala ile biliş arasında doğrudan bir bağ bulunmaktadır. Örneğin; bir kişi konuşurken amigdala neye dikkat edeceğini, gördüğünü nasıl yorumlayacağını etkileyecek biçimde tüm duyusal girdileri denetlemektedir.
İnsan davranışının rasyonel olamayacağını ileri süren teorilere bedenimiz kaynaklı kanıtlar gün geçtikçe çoğalmaktadır. Bu durumda, duygularımızı ve bilişsel aklımızı birbirinden ayırmak mümkün görünmemektedir. Buna karşın, mevcut durumda “akıl ve kafa”, mantık ve duygu ikilemine bir denge getirmek yararlı görünmektedir. Duygusal zekâ, IQ ile etkileşimde potansiyel ve yetenekleri arttırıcı bir rol oynamaktadır.
Duygular, düşünce ve eylemi örgütlemektedir. Akıl yürütmek için ve uygun olan davranışı seçebilmek için de duygular gerekli ve yararlı olabilmektedir. Özellikle önemli kararlar verme aşamasında duyguların rehberliği ya da duyguların farkına varılması, IQ ile ifade edilen mekanizmaya destek olmaktadır. Bu durum eylemleri
nitelikli biçimde ve çok daha kısa bir sürede yapılmasına etki etmektedir.
Duygusal Zekâ Kavramı
Duygusal zekâ, ilk kez 1990 yılında, Salovey ve Mayer tarafından “Bir kişinin düşünce ve davranışlarına rehberlik eden ve kendisinin ve başkalarının duyguları arasında ayrım yapabilmesini sağlayarak kendisinin ve başkalarının hissettiklerini ve duygularını gözleme yeteneği” olarak tanımlanmıştır. Yazarlar duygusal zekâyı sosyal zekânın bir alt kümesi olarak görmektedir. Duygusal zekâ ile sosyal zekâ arasındaki farklar kimi zaman net olarak ayırt edilememektedir. Öncelikli olarak, duygusal zekâ ile sosyal zekâ aynı ve bir kavramlar değildir.
Duygusal zeka, kişinin kendisinin ve başkalarının his ve duygularını gözlemleme, bunlar arasında ayırım yapma ve bu bilgiyi düşünce ve eylemlerinde rehber edinme becerisini içeren sosyal zekânın bir alt kümesidir.
Duygusal zekâ dört temel yapıtaşına sahiptir:
1. Duyguları doğru biçimde algılayabilme, değer biçme ve ifade etme, 2. Gerektiğinde kişinin kendisinin ya da muhatabının anlayışına yön verebilmek için duygulara erişebilme ya da oluşturabilme, 3. Duyguları ve duyguların anlamlarını kavrayabilme, 4. Duygusal ve entelektüel gelişim için duyguları yönlendirebilme
Duygusal zekâ modelinin bileşenleri şu şekilde belirtilmiştir;
• Öz farkındalık, • Öz düzenleme, • Motivasyon, • Empati • Sosyal beceriler
Duygusal zekânın ilk üç bileşeni özyönetim becerileridir. Geriye kalan ikisi ise kişilerin diğer kişilerle ilişkilerini düzenlemelerini öne çıkarır. Sosyal yeterlilik, duygusal zekânın diğer bileşenlerinin zirvesi olarak görülmektedir. İnsanlar, kendi duygularını anlayıp kontrol edebildiklerinde ve diğerlerinin duygularıyla empati kurabildiklerinde ilişkileri yönetme konusunda etkin olabilmektedir.
Başarılı olma yönelimi olan insanlar, hatalar ya da terslikler karşısında dahi iyimser olmayı sürdürmektedir. İnsanlar neşeli ve iyimser olduklarında sohbetlerinde ve diğer sosyal temaslarında istenen kişi olmaktadırlar.
Bu, yüksek derecede sosyal becerileri olan insanların şimdiki durumdan ziyade geleceğe bakarak ağlarını genişletme yönelimleriyle ilişkilidir. Sosyal becerisi yüksek olan kişilerin bir diğer özelliği de ikna etme kabiliyetleridir. Bu konuda uzman sayılırlar. Bu uzmanlıkta, öz farkındalık, öz düzenleme ve empati becerileri bir arada bulunmaktadır.
Duygusal Okuryazarlık
Duygusal zekâ ile paylaştığı kavramlar olmakla birlikte, duygusal okuryazarlık, kişilerin potansiyel zekâlarından çok, bu potansiyelin nasıl geliştirilebileceği ve nasıl işe koşulacağı ile ilgilidir. Böylece, duygusal zekâ ile duygusal okuryazarlık arasındaki fark belirginleşmektedir. Bireylerin doğuştan getirdikleri potansiyel duygusal zekâları bulunmaktadır. Bu potansiyelin kullanılmasına yönelik beceriler ise duygusal okuryazarlıktır.
Duygusal zekâ duygusal okuryazarlığın kaynağı, duygusal okuryazarlık ise duygusal zekânın dışavurumudur.