AÖF Soru Bankası
İKT406U · Ünite 2

Türkiye-AB İlişkileri (1959-1999)

  • 20 soru-cevap
  • Avrupa Birliği ve Türkiye İlişkileri
1

31 Temmuz 1959’da Türkiye'nin, Avrupa Ekonomik Topluluğuna (AET) “ortaklık” başvurusunda bulunması üzerine Avrupa'nın verdiği ilk tepkiler nasıldır?

1957 Roma Antlaşması ile kurulan Topluluk, henüz kendi iç entegrasyonunu tamamlamaya çalışıyor ve genişleme konusunda temkinli bir politika izliyordu. Roma Antlaşması’nın 237. maddesi, “Her Avrupa Devleti”nin Topluluğa üye olabileceğini belirtiyordu ancak “Avrupalı” olmanın tanımı net değildi ve bu konuda üye ülkeler arasında farklı görüşler vardı. Bu belirsizlik, Türkiye-AB ilişkilerinde yinelenen bir tema hâline gelecek ve Türkiye’nin coğrafi ve kültürel “Avrupalılığı” hakkındaki tartışmaları körükleyecekti.

2
1963'te imzalanan Ankara Anlaşması'nın imza törenine kimler katılmıştır?

Uzun süren müzakerelerin ve karşılıklı tavizlerin ardından, 12 Eylül 1963’te Ankara Anlaşması imzalandı. İmza törenine, Türkiye Başbakanı İsmet İnönü, Dışişleri Bakanı Feridun Cemal Erkin, AET Konseyi Başkanı Heinrich Fayat ve Avrupa Komisyonu Başkanı Walter Hallstein katıldı. İnönü, anlaşmayı “Türkiye için tarihi bir dönüm noktası” olarak nitelendirirken Hallstein, Türkiye’nin “Avrupa ailesine” katılım sürecinin başladığını vurguladı. Anlaşma, Türkiye ile AET arasında bir “ortaklık” ilişkisi kuruyor ve kademeli bir ekonomik entegrasyon öngörüyordu. Anlaşmanın tam metni incelendiğinde, özellikle hazırlık, geçiş ve son dönemlerin hedefleri, takvimi ve tarafların yükümlülükleri ayrıntılı bir şekilde belirlenmiştir. Nihai hedef, muğlak bir şekilde tanımlanmış olsa da AET’ye tam üyeliktir.

3
1963'te imzalanan Ankara Anlaşması'nın içeriği nedir?

Uzun süren müzakerelerin ve karşılıklı tavizlerin ardından, 12 Eylül 1963’te Ankara Anlaşması imzalandı. İmza törenine, Türkiye Başbakanı İsmet İnönü, Dışişleri Bakanı Feridun Cemal Erkin, AET Konseyi Başkanı Heinrich Fayat ve Avrupa Komisyonu Başkanı Walter Hallstein katıldı. İnönü, anlaşmayı “Türkiye için tarihi bir dönüm noktası” olarak nitelendirirken Hallstein, Türkiye’nin “Avrupa ailesine” katılım sürecinin başladığını vurguladı. Anlaşma, Türkiye ile AET arasında bir “ortaklık” ilişkisi kuruyor ve kademeli bir ekonomik entegrasyon öngörüyordu. Anlaşmanın tam metni incelendiğinde, özellikle hazırlık, geçiş ve son dönemlerin hedefleri, takvimi ve tarafların yükümlülükleri ayrıntılı bir şekilde belirlenmiştir. Nihai hedef, muğlak bir şekilde tanımlanmış olsa da AET’ye tam üyeliktir.

4
Ankara Anlaşması ile düzenlenen konular nelerdir?

Ankara Anlaşması’nın ana metni, şu konuları düzenlemektedir:

• Ortaklık ilişkisinin amacı

• Gümrük birliği

• Tarım politikaları

• Malların, kişilerin, sermayenin ve hizmetlerin serbest dolaşımı

• Ulaştırma ve rekabet düzenlemeleri

• Mevzuat ve ekonomik-ticari politikaların uyumlaştırılması

• Ortaklık kurumları ve Türkiye’nin tam üyelik imkânları

• Ortaklık ilişkisinde çıkabilecek uyuşmazlıkların çözümü

5
Ankara Anlaşması'nın hazırlık dönemi (1964-1973) Türkiye açısından ele alındığında "beklentiler ve gerçeklikler" nasıl değerlendirilmektedir?

Hazırlık dönemi, Türkiye’nin beklentilerini tam anlamıyla karşılayamamıştır. Geleneksel sektörlerde (tekstil, deri, gıda vb.) oluşan rekabet baskısı, sanayicileri modernleşme yatırımları yapmaya zorlamış ancak Türkiye’nin sanayi altyapısı bu dönüşüme tam olarak hazır olmamıştır. AET’den sağlanan mali yardımlar ve teknik iş birliği girişimleri altyapı, tarımsal kalkınma ve mesleki eğitim gibi alanlarda fırsatlar sunsa da bu yardımların miktarı ve uygulama sürecindeki bürokratik engeller, sürecin verimli işlemesini engellemiştir. Aynı dönemde, Yunanistan ile yaşanan siyasi gerginlikler ve Yunanistan’ın AET ile Türkiye’ye kıyasla daha güçlü ortaklık ilişkileri geliştirmesi, Türkiye açısından rekabetçi endişeleri artırmıştır.

6
Katma Protokolü nedir?

Türkiye, 16 Mart 1967’de yapılan beşinci Ortaklık Konseyi toplantısında geçiş dönemi koşullarının belirlenmesi talebini dile getirmiştir. Uzun müzakereler sonucunda 23 Kasım 1970’te Katma Protokol imzalanmıştır. Bu protokol, Ankara Anlaşması’nın öngördüğü hazırlık döneminden geçiş dönemine geçişi düzenleyen temel belge olarak Türkiye-AET ilişkilerinin hukuki çerçevesini oluşturmuştur.

7
Türkiye'nin Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) ile ilişkilerini de etkileyen Kıbrıs Barış Harekâtı'nın tarihsel arka planı nedir?

•1960 yılında kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti’nin anayasal düzeni, Türk ve Rum toplumlarının eşit ortaklığına dayanıyordu.

•Rum tarafının 1963’te anayasayı tek taraflı olarak değiştirme girişimi adada şiddet olaylarına yol açmıştır.

•15 Temmuz 1974’te Yunanistan’daki cunta yönetiminin desteğiyle Kıbrıs’ta gerçekleştirilen darbe, Türkiye’nin garantör devlet olarak müdahalesini tetiklemiştir.

•20 Temmuz 1974’te Birinci Barış Harekâtı ve 14 Ağustos’ta İkinci Barış Harekâtı gerçekleştirilmiş, ada fiilen ikiye bölünmüştür.

8
Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinde 1980-1999 dönemi ana hatlarıyla hangi süreçleri kapsamaktadır?

1980-1999 yılları arasındaki Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri, modern Türk dış politikasının en karmaşık ve dönüştürücü dönemlerinden birini oluşturur. Bu dönem, 12 Eylül 1980 Askerî Darbesi’nin Türkiye’yi Avrupa kurumlarından izole etmesiyle başlayıp 1999 Helsinki Zirvesi’nde Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne aday ülke statüsü kazanmasıyla sona eren yaklaşık yirmi yıllık bir mücadele sürecini kapsar.

9
1990'larda Avrupa Birliği'nin Türkiye ile ilişkilerini tamamen koparmamak için attığı adımlar nelerdir?

1990’larda AB, Türkiye ile ilişkileri tamamen koparmamak ve Türkiye’yi Avrupa yörüngesinde tutmak için iş birliğini artırmaya yönelik çeşitli adımlar attı. 6 Haziran 1990’da Avrupa Komisyonu, Türkiye ile her alanda iş birliğinin hızlandırılmasını öngören bir “İşbirliği Paketi” hazırladı. Bu paket; eğitim, kültür, bilim, teknoloji, çevre, enerji ve ulaştırma gibi alanlarda iş birliğini ve Türkiye’ye mali destek sağlanmasını içeriyordu.

10
1990'larda Avrupa Birliği'nin Türkiye'ye yönelik mali desteği Türkiye tarafından nasıl karşılanmıştır?

Bu mali desteğin miktarı Türkiye’nin beklentilerinin altında kaldı ve desteğin kullanımındaki bürokratik engeller ve siyasi şartlar sorunlara yol açtı. AB, mali yardımları Türkiye’deki reform sürecini teşvik etmek ve AB’ye uyumu kolaylaştırmak için bir kaldıraç olarak kullanmaya çalıştı.

11
1995-1997 yılları arasında Türkiye'nin gerçekleştirdiği başlıca reformlar nedir?

1995-1997 arasında Türkiye’nin gerçekleştirdiği başlıca reformlar:

•Dernek ve sendikalara siyasi faaliyet hakkı

•Kamu çalışanlarına sendika kurma hakkı

•Öğretim üyelerine siyasi parti üyeliği

•Yerel yönetimlere daha fazla özerklik

•Seçmen ve milletvekili seçilme yaşlarının düşürülmesi

•Terörle Mücadele Kanunu’nda değişiklikler

•Gözaltı sürelerinin kısaltılması

12
Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinde 1994-1999 dönemi anahatlarıyla hangi gelişmeleri içermektedir?

1994-1999 yılları arasındaki dönem, Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinde dönüm noktası niteliğinde gelişmelerin yaşandığı kritik bir aşamayı temsil etmektedir. Bu beş yıllık süreç, 1996 yılında yürürlüğe giren Gümrük Birliği Anlaşması’yla başlayan ekonomik entegrasyondan, 1999 Helsinki Zirvesi’nde Türkiye’nin resmen aday ülke statüsü kazanmasına uzanan siyasi dönüşümün hikâyesini anlatır. Gümrük Birliği, Türkiye’nin AB ile olan ticari ve ekonomik bağlarını derinleştirirken aynı zamanda siyasi reformlar konusunda da önemli bir motivasyon kaynağı olmuştur. Bu dönemde yaşanan gelişmeler, Türkiye’nin Avrupa entegrasyonu yolculuğunda sadece ekonomik bir ortaklıktan ziyade, tam üyelik hedefine yönelik somut adımların atıldığı bir süreci başlatmıştır. Helsinki Zirvesi’ne giden yolda yaşanan diplomatik çabalar, iç politik tartışmalar ve AB’nin genişleme politikasındaki değişimler, bu dönemin karmaşık ve çok boyutlu karakterini ortaya koymaktadır.

13

Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki Gümrük Birliği 6 Mart 1995 Kararının temel hükümleri nelerdir?

Gümrük Vergilerinin ve Eş Etkili Vergilerin Kaldırılması

Miktar Kısıtlamalarının ve Eş Etkili Önlemlerin Kaldırılması

Ortak Gümrük Tarifesi (OGT) Uygulaması

Tarım Ürünleri Ticaretindeki Düzenlemeler

Rekabet Kurallarının Uygulanması

İç Vergilerde Ayrımcılığın Önlenmesi

Mevzuat Uyum Süreci

Teknik Düzenlemeler ve Standartlar

14

Türkiye-AB Gümrük Birliği'nin Türkiye için getirileri ne olmuştur?

Türkiye-AB Gümrük Birliği, Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ekonomik entegrasyonunda önemli bir kilometre taşı olarak kabul edilmektedir. Bu anlaşma sayesinde Türkiye, AB ile ticaretinde gümrük vergilerini ve miktar kısıtlamalarını kaldırarak sanayi ürünleri ve işlenmiş tarım ürünlerinin serbest dolaşımını sağlamıştır. Aynı zamanda, rekabet kurallarına uyum sağlanmış, teknik standartlar AB’ye uyarlanmış ve Türkiye’nin ticaret rejimi AB ile bütünleşmiştir.

15
Gümrük Birliği'nin Türkiye'ye olumsuz etkileri nelerdir?

Gümrük Birliğinin bazı olumsuz etkileri de oldu. Türkiye’nin dış ticaret açığı büyürken tarım sektörü anlaşmadan olumsuz etkilendi. Ayrıca Türkiye, AB’nin üçüncü ülkelere yönelik ortak ticaret politikalarına tam olarak uyum sağlayamadı. Bunun yanında, AB tarafından vadedilen mali yardımların tam olarak serbest bırakılmaması, ilişkilerde gerginlik yaratan bir başka unsur oldu.

16
12-13 Aralık 1997'de gerçekleştirilen Lüksemburg Zirvesi'nde Türkiye açısından en fazla ön plana çıkan gelişmeler nelerdir?

12-13 Aralık 1997’de gerçekleştirilen Lüksemburg Zirvesi, Türkiye-AB ilişkilerinde derin bir kriz yarattı. Bu zirvede AB, Doğu Avrupa ülkeleri ve Kıbrıs Rum Kesimi’ni resmî aday ülke olarak belirlerken Türkiye’yi bu listeye dahil etmedi ve ülkeye “fiilen aday olmayan ülke” statüsü verdi.

17
1997'deki Lüksemburg Zirvesi sonrasında Avrupa Birliği tarafından açıklanan Türkiye'ye yönelik belge ve raporlar Türkiye tarafından nasıl değerlendirilmiştir?

AB, Lüksemburg Zirvesi sonrasında Türkiye ile ilişkileri tamamen koparmamak adına 3 Mart 1998’de “Türkiye için Avrupa Stratejisi” adlı bir belge yayımladı. Bu strateji, Türkiye’ye açık bir tam üyelik perspektifi sunmamakla birlikte, Gümrük Birliğinin genişletilmesi, mali iş birliğinin artırılması ve siyasi diyaloğun güçlendirilmesi gibi öneriler içeriyordu.

Ancak Türkiye, bu stratejiyi yetersiz ve oyalayıcı bir girişim olarak değerlendirdi. Aynı yıl Avrupa Komisyonu, Türkiye hakkında ilk İlerleme Raporu’nu yayımlayarak ülkenin demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü ve sivil-asker ilişkileri gibi alanlarda AB standartlarından uzak olduğunu vurguladı. Türkiye, bu raporlara sert tepki göstererek AB’nin diğer aday ülkelere kıyasla kendisine çifte standart uyguladığını savundu.

18
Avrupa Birliği'nin "koşulluluk politikası" ne anlama gelmektedir?

Avrupa Birliği’nin koşulluluk politikası, aday ülkelerin üyelik sürecinde belirli siyasi, ekonomik ve hukuki kriterleri yerine getirmesini şart koşan temel bir mekanizmadır. Bu politika, AB’nin değerlerini ve standartlarını korurken aday ülkelerin demokratik dönüşümünü teşvik etmeyi amaçlar.

19
Avrupa Birliği'nin "koşulluluk politikası" Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin tarihi açısından nasıl değerlendirilebilir?

Türkiye için 1987-1999 dönemi, koşulluluk politikasının etkilerinin en net şekilde gözlemlenebileceği kritik bir süreçtir. 1987 yılında Türkiye’nin tam üyelik başvurusunu yapmasından, 1999 Helsinki Zirvesi’nde aday ülke statüsünü kazanmasına kadar geçen bu on iki yıllık süre, Türk siyasi sisteminde köklü reformların yaşandığı ve AB normlarıyla uyumlaştırma çabalarının yoğunlaştığı bir dönem olarak öne çıkar. Bu süreçte Türkiye, insan hakları, hukukun üstünlüğü, sivil-asker ilişkileri ve azınlık hakları gibi alanlarda önemli düzenlemeler yaparken AB’nin koşulluluk mekanizmasının hem teşvik edici hem de kısıtlayıcı etkilerini deneyimlemiştir. Bununla birlikte, AB’nin dönüştürücü etkisi Türkiye’de birçok nedenden dolayı sınırlı kalmıştır.

20

Türkiye ve AB arasındaki ilişkileri takip eden en önemli mekanizmalardan biri olan Ortaklık Parlamentolar Arası Komisyon (OPAK) toplantıları hangi tarihten itibaren düzenli olarak gerçekleştirilmiştir?

Avrupa Parlamentosu, Türkiye’nin insan hakları siciline dair sürekli eleştiriler getirirken AB’nin Türkiye politikasında belirleyici bir aktör konumuna ulaşamadı. Türkiye ve AB arasındaki ilişkileri takip eden en önemli mekanizmalardan biri olan Ortaklık Parlamentolar Arası Komisyon (OPAK) toplantıları, 1989 yılından itibaren düzenli olarak gerçekleştirilmeye başlandı.

Ünite 2 sorularını uygulamada çözBu ünitenin çıkmış ve deneme soruları, şıkları ve cevap açıklamaları uygulamada.Uygulamada aç