AÖF Soru Bankası

Uluslararası İktisat TeorisiÜnite 4 Özeti

Dış Ticaret Teorisi ve Ekonomik Büyüme Analizleri

İKT311U-ULUSLARARASI İKTİSAT TEORİSİ

Ünite 4: Dış Ticaret Teorisi ve Ekonomik Büyüme Analizleri

Giriş

Ekonomik büyüme (economic growth), bir ülkede toplam üretim hacminin (gayrisafi yurt içi hasıla-GSYİH) genişlemesi biçiminde tanımlanabilir. Ekonominin, nüfus artış oranından daha yüksek oranda büyümesi, kişi başına düşen geliri yükseltir ki bu da ülkede refah düzeyini artırır.

Ekonomik büyümenin iki ana kaynağından birisi üretim faktörleri stokundaki artışlar, diğeri de teknolojik gelişmedir.

Ekonomik büyüme ülkede üretimi, tüketimi ve dolayısıyla ikisi arasındaki farkı yansıtan dış ticareti de etkiler. Aslında büyüme ile dış ticaret arasındaki ilişkiler iki yönlüdür: Büyüme dış ticareti, dış ticaret de büyümeyi etkiler. Dış ticaretin ülke ekonomisi üzerindeki etkileri ise daha çok kalkınma ile ilgili bir konudur.

Faktör Arzında Artış

Ülkenin faktör stoku zaman içinde değişir. Tasarrufların ve ona bağlı olarak yatırımların artması sermaye stokunu büyütür. Doğal nüfus artısı ve dış göçler de is gücü arzını çoğaltır. Emeğin sayıca artması kadar eğitim, öğretim ve sağlık hizmetleriyle niteliğinin yükselmesi de önemlidir. Arzı sabit kabul edilen faktör doğal kaynaklardır. Ancak deniz ve göllerin doldurulması, bataklıkların kurutulması, sulama olanaklarının yaygınlaştırılması ve yeni maden yataklarının keşfedilmesi gibi yollarla bu kaynaklar da bir ölçüde artırılabilmektedir.

Yansız Büyüme Durumu

Emek ve sermayenin aynı oranda (yansız) büyümesi durumunda, ekonominin sermaye/emek oranı başlangıçtaki ile aynı kalır ve üretim olanakları eğrisi ilk şeklini koruyarak yalnızca dışarıya doğru hareket eder.

Ticareti Artırıcı Yönlü Büyüme

Denebilir ki ihracat kesiminde yoğun olarak kullanılan faktörün daha yüksek bir oranda artışına dayanan büyüme koşulları altında, ihraç edilebilir malların üretimi, ithal edilebilir malların üretiminden göreceli olarak daha fazla artacak ve uluslararası ticaret de GSYH’deki toplam artıştan daha yüksek oranda genişleyecektir. Bu tip büyümeye ticareti artırıcı yönlü büyüme (pro-trade biased growth) denmektedir.

Ticareti artırıcı yönlü büyümenin ekonomide doğurduğu sonuçlar oldukça önemlidir. Eğer ülkenin ticaret hacmi, gelirdeki (GSYH’daki) büyümeden daha yüksek oranda genişliyorsa o ülkede dış ticaretin göreceli önemi artıyor demektir. Ders kitabınızın 84. sayfasındaki Şekil 4.2 üzerinde bu durum 0P’nin 0R’den uzaklaşacak biçimde (R0P açısının büyümesi) yatay eksene doğru kayması, dolayısıyla üretim noktasının tüketim noktasından giderek ayrılması biçiminde temsil edilir. Dünya ekonomisine ilişkin istatistikler, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra çoğu ülke için dış ticaretin gelire oranla daha yüksek hızla arttığını gösteriyor. Bu da ulusal ekonomilerdeki genel

eğilimin ticareti artırıcı yönlü büyüme doğrultusunda olduğunu ortaya koyar.

Ticarete Karşıt Yönlü Büyüme

Ülkenin faktör stokundaki artış, ülkedeki kıt olan faktörün (ithal edilen malda kullanılan) daha hızlı büyümesi biçiminde gerçekleşiyorsa ticarete karşıt yönlü büyüme söz konusudur. Emeğin bol olduğu bir ülkede, sermayenin emeğe göre daha büyük oranda artması buna örnek olarak verilebilir.

Rybczynski Teoremi

İki ülkeli ve iki-mallı soyut Uluslararası Ticaret Teorisi analizleri ile geliştirilen bir teori. Ülkelerde iki endüstri ve iki üretim faktörü bulunsun. Endüstriler ihraç edilebilir mal endüstrisi ile ithal edilebilir mal endüstrileri, faktörler de emek ve sermaye olsun. Bu durumda, emek ve sermaye faktörlerinden birinin arzı artarken diğerinin arzı sabit kalıyorsa, artan faktörü yoğun olarak kullanan endüstride üretim mutlak olarak artar, diğerinde de azalır. Diyelim ki ihraç edilebilir mal endüstrisi emek-yoğun, ithal edilebilir mal endüstrisi sermaye-yoğundur ve emek faktörü artarken sermaye sabit kalmaktadır. Böylece artan emek, emek- yoğun ihracat endüstrisinde kullanılacaktır. Fakat bu sektörde bir miktarı da sermayeye ihtiyaç vardır. Sermaye artmadığı için, gereken miktar ithal ikamesi endüstrisinden çekilecektir. Dolayısıyla sonuçta, ihraç edilebilir malların arzı artacak, ithal edilebilir malların arzı ise mutlak olarak azalacaktır. Rybczynski Teoremi, dış ticaret ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkilerin analizinde ele alman özel bir durumdur. Üretim faktörlerindeki artışlar üretimde çeşitli biçimlerde genişlemeye yol açarak, talep etkileriyle birlikte ticaret hadlerini değiştirir.

Teknolojik Gelişme

Teknolojik gelişmenin ortaya çıktığı sanayileşmiş ülkelerde emek kıt ve pahalı, sermaye bol ve ucuz bir faktör olduğu için, araştırma ve geliştirme faaliyetlerinin hedefi, üretimde emek yerine sermaye ikamesine olanak verecek yeniliklerin icat edilmesidir. Bu görüşe “uyarılmış teknolojik gelişme tezi” de denmektedir. Teknolojik gelişme yeni bir üretim yöntemi veya yeni bir mal icat edilmesi seklinde kendini gösterir. Başka bir deyişle ya piyasada mevcut mallar daha etkin yöntemlerle üretilir ya da tümüyle farklı nitelikte yeni mallar ortaya çıkartılır. Sapmasız (yansız) yenilikler emek ve sermayenin marjinal verimliliğini aynı oranda artırır. Bunlar, bir birim mal için gereken emek ve sermaye miktarlarını azaltarak iki faktörden aynı oranda tasarruf sağlarlar.

Büyüme, Dış Ticaret Hadleri ve Refah İlişkisi

Büyüme ister faktör artışlarına ister teknolojik ilerlemeye dayalı olsun, ülkenin toplam üretimini (GSYIH) genişletir, dolayısıyla ekonomik refah düzeyini yükseltir. Ekonomik büyümeden beklenen doğal sonuç da budur.

Büyüyen ülkenin daha çok tekstil ihraç edip daha fazla makine ithal etmesi, birinci grup malların fiyatını düşürür, ikincilerin fiyatını yükseltir; yani ticaret hadlerini ülkenin


aleyhine değiştirir. Ticaret hadlerinin bozulması ise ülke refahını olumsuz yönde etkiler. Diğer bir deyişle ticaret hadlerindeki bozulma dolayısıyla büyümenin sağladığı nimetler in bir kısmı ticaret yapılan dış dünya ülkelerine aktarılmış olur.

Bunun gibi yönelimli büyüme tipleri de ülkenin ticaret hadlerini etkiler. Ticareti artırıcı yönlü büyüme durumunda ticaret hadleri, yansız büyümeden de daha fazla ülke aleyhine değişir. Çünkü büyüme, dünya piyasalarına daha yüksek oranda ihraç malı arz edilmesi ve bu piyasalardan daha yüksek oranda ithal malı talep edilmesi sonucunu doğurmaktadır. Tersine, ticarete karsı yönlü büyüme durumunda ise ticaret hadleri ülkenin lehine değişir. Yani ülke hem üretim artışlarıyla hem de lehine değişen fiyat ilişkileri dolayısıyla refahını yükseltir.

Yoksullaştıran Büyüme

Dış ticaret hadlerindeki bozulmaya bağlı olarak, ekonomik büyüme ülke refahını arttırmak yerine azaltıcı etki edebilir. Ekonomik büyümenin dış ticaret hadlerini bozması nedeniyle ülkenin zarara uğratılmasını ilk olarak Edgeworth incelemiştir. 1958 yılında teorik olarak Jagdish Bhagwati tarafından geliştirilen yoksullaştıran büyüme teorisine göre dış ticaret haddindeki artış üretimi arttırmasına rağmen belli bir ölçüde refah kaybına neden olmuştur. Büyüme ile beraber o ülkenin ihracatına söz konusu olan malın arz artışı o malın fiyatını düşürerek ülkenin aleyhine bir dış ticaret dengesi oluşturacaktır. Bir başka gerekçe olaraktan artan üretim miktarı ya da arttırılmak istenen üretim için daha fazla kaynak tahsisi gerektirecektir. Bu üretim faktörlerinin bir kısmını da dışardan karşılayarak yani ithal ederek elde ediyorsa o ülke zamanla dış ticaret haddinin bozulduğunu fark edecektir. Bir dönem fazla veren dış ticaret artık açık vermeye başlayarak uzun vadede gelir kaybına yol açacaktır. Genelde gelişmekte olan ülkelerde görülen yoksullaştıran büyüme ani devlet politikaları ile giderilebilecek bir durumdur. Gümrük vergilerinin arttırılması ve söz konusu malın ihraç oranını azaltarak müdahale edebilir.

Ticaret Hadleri ve Az Gelişmiş Ülkeler

Çoğu az gelişmiş ülke “büyük” ülke olma niteliğine sahip değildir. Bununla birlikte bazı az gelişmiş ülkeler, özellikle belirli ilkel ürünlerin dünya fiyatlarını etkileyebilecek boyutlarda önemli birer satıcı durumundadır. Dolayısıyla bu malların ihracatıyla ilgili olarak şu gibi gözlemler yapılabilir:

• İlkel tarımsal malların üretimindeki artış, ticaret hadlerinde bozulmaya neden olabilir. • Büyümenin doğuracağı nihai mal talebinin ürün gruplarına göre farklılık göstereceği gözden kaçırılmamalıdır. • Az gelişmiş ülkelerin kalkınması için ithalat kapasitesinin büyük önemi vardır.

Ekonomik Kalkınma ve Karşılaştırmalı Üstünlükler

Faktör arzındaki büyüme, artan faktörü göreceli ucuzlatarak onu yolun biçimde kullanan endüstrilerde maliyet düşüşüne ve üretim genişlemesine yol açar. Bu ise karşılaştırmalı üstünlük yapısının o yönde değişmesi demektir.

Az gelişmiş ülkeler çoğunlukla, kalkınmanın ilk aşamalarında, sahip oldukları zengin nüfus potansiyeline karşılık sermaye kıtlığı çekerler. O bakımdan da zorunlu olarak emek yoğun mal ihracına yönelirler. Ancak bu ülkelerde kalkınma planlarının ana amacı, genellikle hızlı bir sanayile me ile sermaye kıtlığının ve uzun dönemde ileri teknoloji ve sermaye yoğun mal ihraç eden bir ülke konumuna gelmektir. Nitekim günümüzdeki birçok sanayile mi ülkenin de geçmişte buna benzer bir değişim geçirdiği görülmektedir. Faktör donatımı ile karşılaştırmalı üstünlükler arasındaki ili ki tek yönlüdür. Bunun yönü de birinciden ikinciye doğrudur. Diğer bir deyişle, faktör donatımı zaman içinde değiştikçe ona bağlı olarak karşılaştırmalı üstünlük yapısı da değişir. Dolayısıyla bugünkü faktör donatımına bakılarak yarınki karşılaştırmalı üstünlüklerin de aynı olacağı söylenemez. Karşılaştırmalı üstünlük dinamik bir yapıya sahiptir.

Kalkınmakta olan ülkeler, uygun sanayileşme politikaları izleyerek ekonomik yapılarını ve uluslararası is bölümündeki yerlerini değiştirebilirler. Nitekim uygulamada çoğu ülkede kalkınma çabalarının altında yatan temel amaç, ekonomik yapıyı dinamik karşılaştırmalı üstünlüklere uygun biçimde değiştirmeye yöneliktir. Başka bir deyişle bu ülkeler tarım ekonomisi olmaktan çıkıp sanayi toplumu durumuna gelmeyi amaçlarlar. Karşılaştırmalı üstünlüklerin statik olarak yorumlanması bu ülkelerin ileride de tarım toplumu olarak kalmaları demektir ki bu anlamsız bir yorumlama olur. Az gelişmiş ülkeler kalkınmanın yolunun sanayileşmeden geçtiğinin bilinci içindedirler. Çünkü tarımdan farklı olarak sanayi üretiminin kalkınmayı hızlandırıcı önemli dinamik etkileri vardır. Bunlar arasında örneğin, is gücüne daha ileri beceri kazandırılması, daha fazla teknik yenilikler, istikrarlı ihracat gelirleri ve kişi basına daha yüksek gelir vs. gelmektedir. Dolayısıyla karşılaştırmalı üstünlükleri dinamik olarak yorumlamak ve faktör donatımını yoğun sermaye ve ileri teknoloji yönünde değiştirerek, bu malların üretiminde karşılaştırmalı üstünlük elde etmeyi hedeflemek gerekir.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında