AÖF Soru Bankası

Tarım Ekonomisi ve Tarımsal PolitikalarÜnite 5 Özeti

Türkiye’de Tarımsal Üretim ve Tarımsal Dış Ticaret

olmasından anlaşılmaktadır. O dönemden günümüze tarım Türkiye’de Tarım Sektörünün Ekonomideki Yeri sektörünün itici gücü ile diğer sektörler de gelişmiş, sanayi

Tarım sektörü, Türkiye’nin sosyolojik ve ekonomik yapısı sektörü ve hizmetler sektörünün ekonomideki payının içerisinde önemli bir yer tutmaktadır. Tarımsal üretim, büyümesi ile tarımın ekonomideki payı da düşmüştür. ekonomik kalkınma ile birlikte miktar olarak artarken Sanayileşmesini sürdüren ülkemizde 2005 yılında tarımsal gelir de artmakta ve tarımsal gelirin millî gelir ortalama büyüme hızı %4-5 civarında olurken sektörlerin içindeki payı da azalmaktadır. Artan tarımsal üretime ve ekonomideki yerlerine bakıldığında tarımın payı %12 iken gelire karşın, tarım sektörünün millî gelir içindeki yerini sanayinin payı %28, hizmet sektörünün payı da %60 koruyamamasının ana nedeni, ekonomide öteki sektörlerin, düzeyine çıkmıştır (DPT, 2005). daha hızlı bir gelişme içinde olmalarıdır (Dinler, 2008: 81). Tarımın istihdamdaki payı 1980’de %50,6 iken 2003’te Son yıllarda ülkemizdeki tarımı yakından ilgilendiren üç %34,3’e gerilemiştir. Tarımda sermaye birikiminin ve süreç bulunmaktadır. Birinci süreçte, Türkiye 2000 teknoloji kullanımının artmasıyla bu oran daha da aşağılara yılından bu yana iç pazara dönük bir Tarım Reformu çekilebilecektir. Sektörün ülkenin genel ekonomik ve sosyal uygulamasını sürdürmekte ikinci süreç, Dünya Ticaret koşullarına karşı duyarlılığı, sektörel büyüme hızında yıllar Örgütü Tarım Anlaşması müzakerelerinin devam etmesi itibarıyla dalgalanmalara neden olmuştur. ve üçüncü süreç ise Türkiye’nin AB Ortak Tarım Politikasına uyum çabaları içine girmiş olmasıdır. Bu üç Tarım sektörü 1988’de %7,8, 1990’da %6,8, 1998’de süreç Türk tarım sektörünü, tarımsal üretimi ve üreticileri %8,4, 2000’de %12,2 ve 2002’de %7,1 pozitif büyüme doğrudan etkilemekte tarımsal yapıda, üreticilerin üretim göstermiştir. 1988-2002 dönemindeki ortalama büyüme kararlarında ve geleceğe yönelik beklentilerinde etkili ise %1,1’dir (Miran, 2005:9). 2000 yılından beri tarım olmaktadır (Yılmaz vd, 2006: 61). sektöründe uygulanan IMF-Dünya Bankası destekli liberal politikalar sektördeki istikrarsızlıkları sürekli hâle Genel olarak ülkemizde tarımsal ürün üretimi, bazı getirmiştir. 2000-2009 yıllarını kapsayan dönemde tarımın istisnalar dışında, iç talebi karşılayabilecek durumdadır. büyüme hızı Türkiye ekonomisinin büyüme hızının altında Son dönemlerdeki gelişmelere rağmen tarım sektörü kalmış, hatta ekonominin genel olarak büyüdüğü 2003 ve ulusal ekonomideki önemini, özellikle istihdam ettiği 2007 yıllarında bile tarımda önemli küçülmeler nüfus bakımından korumaktadır. yaşanmıştır. Bu yüksek oranlı küçülmenin ardından tarım Türkiye’nin dünya pazarına daha fazla ve daha iyi 2008’de %4,1 ve 2009’un ilk üççeyreğinde de ortalama koşullarla tarımsal ürün satması, satışlarını zaman içinde %3,2 oranında büyümüştür.

ham maddelerden işlenmiş ürünlere doğru kaydırarak 2000’li yılların başında IMF ve Dünya Bankası tarafından artırması ve böylece dünya pazarındaki payını büyütmesi Türkiye’ye önerilen ve siyasi iktidarlar tarafından kararlı gerekmektedir. Bunun gerçekleştirilebilmesi için, sektörde bir biçimde uygulanan tarım politikaları, sektörde bazı düzenlemeler yapması gerekmektedir. istikrarsızlığa yol açmış ve tarımın büyüme hızı

Teorik olarak ulusal ekonomiler güçlendikçe büyüyen GSYİH’deki büyüme hızının oldukça altında kalmıştır. GSMH içerisinde tarımın payı göreli olarak azalır. Bu 2003-2009 yıllarını kapsayan dönemde ekonomide yıllık durum, tarımda yaratılan katma değerin diğer sektörlere büyüme oranı yüzde 4,9 gerçekleşirken tarım sektörü oranla daha düşük olması ve gelir arttıkça tüketim ancak yüzde 1,4 büyümüştür. Oysaki bu dönemde ve 2010 harcamalarının sınai mallara ve hizmetler sektörüne yılında da benzer şekilde GSYİH değeri sabit fiyatlarla kayması ile açıklanmaktadır. Türkiye GSMH’sinin son 35 yüzde 8,9 oranında artmış; buna karşılık tarımdaki artış ise yıllık değişiminde bu gerçeklik etken olmuştur (Günaydın, yüzde 1,2’de kalmıştır (Oral, www.karasaban.net).

2006: 14). Türkiye’de Organik Tarım ve Tarımsal Üretim

Tarımın Türkiye ekonomisindeki önemi nispi olarak azalmış İçindeki Payı

olmakla birlikte yurt içi gıda gereksiniminin karşılanması, Organik tarım; üretimde kimyasal girdi kullanmadan, sanayi sektörüne girdi temini, ihracat ve yarattığı istihdam üretimden tüketime kadar her aşaması kontrollü ve olanakları açısından hâlâ büyük önem taşımaktadır. sertifikalı tarımsal üretim biçimidir. Organik tarımın amacı; toprak ve su kaynakları ile havayı kirletmeden Türkiye’de tarım sektörünün GSMH’deki payının giderek çevre, bitki, hayvan ve insan sağlığını korumaktır. azalması, sanayileşme ve hizmetler sektörlerinde Organik tarımın geçmişi 20.yüzyıla dayanmaktadır. gelişmeye daha çok önem verilmesinin bir sonucudur (Miran, 2005:9; TEPGE, 2011:1). 2017 yılında, tarım Ülkemizde organik tarım faaliyetleri 1986 yılında sektörünün GSMH içindeki payı %17 iken, 2018’in ilk Avrupa’daki gelişmelerden farklı şekilde ithalatçı çeyreğinde ise %10,6 olarak gerçekleşmiştir (TÜİK). firmaların istekleri doğrultusunda, ihracata yönelik olarak başlamıştır. Organik tarım ilk kez, Türkiye’nin geleneksel Türkiye’de Tarım Sektörü ve Ekonomik Büyüme ihraç ürünlerinden kuru incir ve kuru üzüm ile Ege Cumhuriyet’in ilk döneminde (1923-1929) tarım bölgesinde gerçekleştirildi. Daha sonra bu ürünlere kuru sektörünün ekonomideki önemi, istihdamdaki payının kayısı, fındık gibi ürünler de katılarak farklı bölgelere %89, GSYİH’daki payının %44.5 ve büyüme hızının %27 yayıldı.


Dış pazarlarca talep edilen çeşitlerin talep edilen miktarlarda iken, 2010 yılında 12,7 milyar dolara ulaşmıştır. üretilmesiyle 1985 yılında başlayan organik tarım ürünleri Ülkemizin tarımsal ihracat yaptığı ülke ve ürün sayısında üretimi, 2000’li yıllara gelindiğinde yeni bir boyut da önemli artışlar yaşanmıştır. kazanmıştır. Kuru incir, kuru üzüm ve kuru kayısı ile 2002 yılında 161 ülkeye, 1.480 ürün ihraç edilirken 2010 başlayan organik tarım ürünleri üretimi; bitkisel ürünler, yılında 184 ülkeye, 1.525 ürün ihracatı gerçekleşmiştir. işlenmiş gıda ürünleri ve diğer tarım ve gıda ürünleri olarak Tarım ürünleri ihracatımızın önemli bir kısmını oluşturan sınıflandırabileceğimiz sektörel yelpazeye ulaşmıştır. gıda maddeleri ihracatı, 2010 yılında bir önceki yıla göre İhracatımızın yöneldiği ülke sayısı 33 olup AB ülkeleri en %12,3, 2002 yılına göre ise %224 artarak 11,9 milyar önemli ihraç pazarlarımızı oluşturmaktadır. AB ülkeleri dolar olarak gerçekleşmiş ve gıda maddeleri dış ticareti dışında, Kuzey Avrupa ülkeleri, ABD, Kanada, Güney 4,5 milyar dolar fazla vermiştir. Kore, Tayvan, Yeni Zelanda ve Japonya dikkat çeken potansiyel Pazar görünümündedir (Deniz, 2009: 16-17). Türkiye’de Tarım Sektörünün Temel Sorunları

Türkiye’de tarım hâlen genel ekonomiye ve ülke sanayine Türkiye’de Tarımsal Dış Ticaret önemli katkılar yapan, nüfusun önemli bir bölümünün

1980’li yıllardan itibaren dünya ekonomisinde yaşanan (%32) yaşadığı ve toprağa bağlı olduğu bir sektördür. gelişmeler, tarımsal ürün piyasasına, rekabet düzeyinin Türkiye tarımının birçok yapısal sorunu bulunmaktadır. yükselmesi ve piyasa müdahalelerinin artması şeklinde Bunlar aşağıdaki şekilde sıralanabilir (Gaytancıoğlu, yansımıştır. Yaşanan başlıca gelişmeler, tarım ürünleri 2005; Uzun vd. :614-615). fiyatlarındaki istikrarsızlık, dünya ekonomisinde yaşanan küresel durgunluk, gelişmiş ülkelerde gıda tüketiminde Tarımda yaşanan en önemli temel sorunlar kısaca girdi doyum noktasına ulaşılması, az gelişmiş ülkelerde düşük fiyatlarının çok yüksek, desteklerin yetersiz olması ve satın alma gücünün ithalat talebini sınırlaması, pek çok etkin bir tarım politikasının uygulanmamasıdır. ülkenin kendine yeterli olma konusunda ilerleme Türkiye’de iç göç yönünün tersine çevrilmesi, tarımda kaydetmesi olarak sıralanabilir. Bu koşullar altında, istihdamın arttırılması, kendi kendine yeten tarım ülkesi tarımsal ürün ticareti konusuna olan yoğun ilginin gelecek hüviyetinin yeniden kazanılması ve uluslararası rekabet yıllarda da devam etmesi beklenmektedir (Yurdakul vd: avantajının elde edilebilmesi için tarımda verimliliğin 178). maksimum seviyeye çıkartılması gerekmektedir (Uzun Türkiye’de tarım sektöründe üreticiler pazara mal sunarken vb.:616). veya pazardan girdi satın alırken örgütlü bir ticaret ve sanayi kesimi ile karşı karşıya kalmaktadırlar. Ancak, tarımsal Tarımsal verimliliğin artırılması için:

işletmeler dağınık ve küçük olduklarından ekonomik • Tarımsal işletmelere finansal performans analizi çıkarlarını korumaları güç olmakta, verimliliği artırma ve uygulamasının yerleştirilmesi ve bu konuda ürünü değerlendirmede sermaye olanaklarından yoksun çiftçilerin eğitilmesi çiftçileri maliyetler ve olduklarından ürünlerin satışında da pazarda etkili kaynak kullanımı konusunda daha dikkatli olamamaktadırlar. Bu işletmelerin ekonomik ve sosyal davranmaya teşvik edecektir. gelişimlerinin sağlanması, üreticilerin iyi örgütlenmesi ile • Tarım sektörüyle bağlantılı tarımsal sanayilere mümkün olmaktadır. Beslenmede taşıdığı büyük önem yatırım yapılması hem tarımda üretkenliğin hem nedeniyle dünyanın en stratejik ürün grubunu oluşturan de tarım dışı sektörlerde istihdamın artırılması hububat, dış ticarette ülkemiz için büyük önem taşımaktadır. açısından etkin olacaktır.

Ülkemiz, üretim miktarında görülen artış neticesinde 2006 • Tarımın rekabetçi bir yapıya kavuşması ve yılı itibariyle mısır dış ticaretinde de uzun yıllar ilk kez net devletin korumacı-müdahaleci yapıdan ziyade ihracatçı konumuna gelmiştir. Net ihracatçı olduğumuz piyasa mekanizmasının işlemesine olanak arpada en büyük ihraç pazarlarımız Suriye, Suudi verecek verimliliği teşvik edecek ve piyasaları Arabistan, Tunus ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olup rekabete açacak politikaları uygulaması buğday ihracatında ise İtalya, Yemen, Kenya, Bangladeş, gerekmektedir. Cezayir ve Irak en önemli yeri tutmaktadır. 2006 yılına • Bölgesel kalkınma planlarının hazırlanması ve kadar net ithalatçı olduğumuz mısırda ithalatımızın önemli istikrarlı bir biçimde uygulamaya dönüştürülmesi bir kısmı Arjantin, ABD, Fransa ve Romanya’dan verimliliğin artırılmasına ve iç göçün gerçekleştirilmiş olup pirinç ithalatımız ise büyük ölçüde azaltılmasına önemli katkılar sağlayacaktır.

Mısır, ABD ve İtalya’dan gerçekleştirilmektedir. 2006 Türkiye’de tarımın sorunları daha çok yapısal niteliktedir. yılında önemli ölçüde artış gösteren mısır ihracatımız Bu sorunların çözümü sadece tarım sektörünü değil, özellikle Suriye, İtalya, İspanya, Fransa ve İsrail’e ekonominin tümü için gereklidir. Bu açıdan etkin bir tarım yönelmiş bulunmaktadır (İTO:17-19). politikasının uygulanması bir tarım ülkesi olan Türkiye’ye

Tarım ürünleri ihracatı son 8 yılda %213 artmıştır. uluslararası alanda rekabet avantajı sağlayacaktır.

Uluslararası Standart Ticaret Sınıflamasına göre tarım ürünleri ihracatı; 2002 yılında 4 milyar 52 milyon dolar

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında