AÖF Soru Bankası

Para ve BankaÜnite 3 Soru-Cevap

Para ve Banka (IKT301U) soru-cevapları.

Türkiyede 2021 yılı itibariyle finansal sektörün varlıklarının % kaçı bankalar sektörüne aittir? Gelişmiş ülkelerle kıyaslayınız.

Türkiyede 2021 yılı itibariyle finansal sektörün varlıklarının %78’ine sahip bankalar sektörün en önemli aktörlerinden biridir. Bu durum gelişmiş ülkelerde de farklı değildir, örneğin Almanya ve Japonya’da finansal fonların %75’inden fazlası bankacılık sektörü kaynaklıdır

Bankaları kullandıkları kaynaklarına bakarak kaç grupta toplayabiliriz? Açıklayınız.

Bankaları kullandıkları kaynaklarına bakarak iki grupta toplayabiliriz; mevduat bankaları ve kalkınma ve yatırım bankaları. Mevduat bankaları mevduat toplayarak yatırım, tüketim gibi finansmanına yönelik kredi verirler. Mevduat bankaları Türkiye’de bankacılık sektörünün %85’inden fazlasını oluşturmaktadır

Bilançoların en önemli özelliklerinden biri çift taraflı kayıt sistemidir, bunun sonucunda bilançonun aktif ve pasif toplamı her durumda eşit olmalıdır. Bankalar açısından bakıldığında bilançonun bu özellik hangi özdeşlikle gösterilebilir?

Bankalar açısından bakıldığında bilançonun bu özelliğini aşağıdaki özdeşlik olarak yazabiliriz:

Varlıklar ≡ Yükümlülükler + Özkaynaklar (Banka Sermayesi)
                        ↓                           ↓
                     Aktifler                 Pasifler

Bilançonun yükümlülükler tarafı bankaların kullanabileceği fonların kaynağını gösterirken varlıklar tarafı bu fonların kullanımını gösterir. Varlıklar ve yükümlülükler arasındaki fark ise bankaların özkaynaklarını yani banka sermayesini gösterir.

Türk Bankacılık Sistemi Toplulaştırılmış Özet Bilançosu (2021) içinde yer alan Aktif ve Pasif kalemleri nelerdir? 

Türk Bankacılık Sistemi Toplulaştırılmış Özet Bilançosu (2021)

Banka rezervleri hangi varlıkların toplamı olarak düşünülebilir? Açıklayınız.

Bütün bankalar topladıkları fonların bir kısmını nakit veya nakite kolayca çevrilebilen varlıklarda tutmakla yükümlüdürler. Bu varlıkların bir kısmı Merkez Bankasında tutulan hesaplardır. Bunun bir kısmı yasal yükümlülükten kaynaklanmaktadır. Yani bankalar yasal olarak topladıkları mevduatın Merkez Bankası tarafından belirlenen bir orana karşılık gelen kısmını Merkez Bankasında tutmak zorundadır. Buna zorunlu karşılıklar adını vermekteyiz. Yasal olarak her bir liralık mevduatın belli bir oranının zorunlu karşılık olarak tutulması gerekmektedir. Bu orana “zorunlu karşılık oranı” adı verilmektedir ve bu oranı belirleme yetkisi Merkez Bankasındadır. Ancak bankalar Merkez Bankalarınca zorunlu tutulan oranların üzerinde de nakit varlık tutabilirler. İşte rezervlerin zorunlu olmayan bu kısmına “serbest rezervler” adını veriyoruz. Bu çerçevede banka rezervleri zorunlu karşılıklar ve serbest rezervlerin toplamı olarak düşünülebilir.

Banka kasasında tutulan para ve işleme geçme sürecindeki çekler ve benzerleri nakit varlıkları da rezervler kapsamında düşünebiliriz

Menkul kıymetler kalemi nelerden oluşmaktadır? Açıklayınız?

Menkul kıymetler kalemi temelde borç senetlerinden oluşmaktadır; bunlar hazine ve devlet tahvilleri
ve bonoları olabileceği gibi özel sektör tahvilleri ve
bonoları ile yabancı bono ve tahviller de olabilir.
Pek çok ülkede bankaların hisse senedi portföyü
oluşturmaları kısıtlanmış veya yasaklanmıştır.

Bankaların yükümlülükleri hangi kalemlerden oluşmaktadır? Sıralayınız.

Bankaların yükümlülükleri başka bir deyişle bankaların borcu olarak görülebilir. Aynı zamanda yükümlülüklere bankaların kullandıkları fonların kaynağı gözüyle de bakabiliriz. Temelde bankalar ödünç olarak topladıkları kaynakları gelir getiren kullanımlarda değerlenmektedirler. Bu çerçevede toplanan fonlar bir tür borç olarak da görülebilir. Doğal olarak bu kaynakları kullanmanın bir bedeli olmalıdır; bankalar topladıkları fonlar için faiz ödemek zorundadırlar. Tablo 3.1’den görebileceğimiz gibi bankaların yükümlülükleri üç grupta toplanabilir. Bunlar; 

  1. Mevduatlar
  2. Kullanılan Krediler
  3. Repo İşlemlerinden Sağlanan Fonlar'dır.

Türkiyedeki bankacılık sistemine göre mevduatlar sahipliğe göre kaça ayrılır? Açıklayınız.

Türkiyedeki bankacılık sistemine göre mevduatlar sahipliğe göre üçe ayrılır: tasarruf mevduatı, ticari mevduat, resmi mevduat. Temel olarak kişiler tarafından bankalarda açılan hesaplara tasarruf mevduatı, şirketler tarafından açılan hesaplara ticari mevduat, kamu kurum ve kuluşlarınca açılan hesaplara resmi mevduat adı verilir.

Vadeli ve vadesiz mevduat nedir? İkisi arasındaki temel fark nedir? Açıklayınız.

Vadeli mevduatlar karşılığında faiz alınan ve vadesi dolmadan bankadan çekilemeyen hesap türüdür. Vadesiz mevduatlar ise faiz alınmayan ancak istenildiği zaman nakite çevrilebilen banka hesaplarıdır. Vadeli ve vadesiz mevduatlar arasındaki en temel fark bankanın
vadesiz mevduatlara faiz ödememesi (ya da piyasa faizinin çok altında faiz ödemesi), vadeli hesaplara ise faiz ödemesidir.

Bankalarda yabancı para cinsinden tutulan vadeli veya vadesiz mevduatlara ne ad verilir? 

Döviz Tevdiat Hesapları: Bankalarda yabancı para cinsinden tutulan vadeli veya vadesiz mevduatlardır.

Türkiye’deki bankacılık mevzuatı banka müşterilerinin yabancı para cinsinden mevduat tutmalarına da olanak sağlamaktadır.

DTH’larının da vadeli ve vadesiz türleri bulunmaktadır. Enflasyonun yüksek olduğu 2000 öncesi dönemde DTH’ları bankaların toplam mevduatının %50’sinden yüksek bir kısmını oluşturmaktaydı. 2001 krizi sonrasında önemi azalmaya başlayan DTH’ler enflasyonun yükselmesi ve ekonomideki risklerin artışı ile birlikte 2010 yılından sonra yeniden önem kazanmaya başladı.

Dolarizasyon nedir? Açıklayınız.

Ülkedeki yerleşiklerin yüksek enflasyon ve yerli paranın muhtemel değer kaybı ve belirsizlik ortamı yüzünden yabancı para cinsinden birikim yaparak yabancı para cinsinden varlık tutma eğilimine dolarizasyon adı verilir.  Başka bir deyişle; Artan belirsizlik ve enflasyon sebebiyle yabancı para cinsinden (Dolar, Euro vd.) birikim yapmalarıdır.

Dolarizasyonun hızlanma eğilimi göstermesi nedeniyle 2021 yılında bankacılık sisteminde dolara endeksli mevduat (DEM) yeni bir araç olarak sisteme kondu. DEM’de tasarruflar TL olarak tutulurken, eğer TL’de dövize karşı değer kaybı olursa bu fark tasarruf sahiplerine ödeniyor. Bu şekilde TL’deki yabancı paraya kaçışın yavaşlatılması ve TL’nin değer kaybının önüne geçilmesi hedefleniyor. Bu sistemde DEM’e geçiş eğer DTH’larının bozdurulmasıyla gerçekleşirse TL’nin değer kaybı sonucunda yapılacak ödeme TCMB tarafından,
eğer TL mevduatlardan olursa Hazine tarafından karşılanacak.

Reeskont kredisi nedir? Açıklayınız.

Bankaların ellerindeki senetler karşılığında Merkez Bankasından kullandıkları kredilerdir. Eğer bankalar reeskont kredisi kullanırsa bunun karşılığında reeskont faizi ödemek durumunda kalacaklar. 

Repo ve ters repo nedir?  2021’de repodan sağlanan fonların toplam içindeki payı % kaçtır?

Repo ve ters repo özetle tavil karşılığında kısa vadeli borç alma ve verme işlemidir. Repo (Ters repo) yazılı bir sözleşme çerçevesinde belirlenmiş bir vadede, belirlenmiş bir fiyattan geri almak (geri satmak) üzere bir menkul kıymet satma (alma) işlemidir. Repo işleminde değişilen menkul kıymetler genellikle sabit getirili ikincil piyasada işlem gören, devlet tahvili ve hazine bonosu gibi varlıklardır. Repo yapan tarafın karşısındaki taraf ters repo yapmaktadır.  2021’de repodan sağlanan fonların toplam içindeki payı % 6,3’dür.

Bankanın özkaynakları nelerden oluşmaktadır? Açıklayınız.

Bankanın özkaynakları (banka sermayesi) toplam varlıkları ile toplam yükümlülükleri arasındaki farktır. Bu anlamda özkaynaklar bankanın tüm yükümlülükleri yerine geitirdikten sonra (borçlarını ödedikten sonra) kalan değerini yansıtır. Özkaynaklar banka sahiplerinin (hissedarlarının) bankaya yatırdıkları sermaye ile dağıtılmayarak biriktirilmiş kârlardan oluşur.

Örnek A

Yukarıda bilançosu verilen banka için, mevduatın ve kredinin vadesinin yıllık olduğunu, yıllık kredi faizinin %14, yıllık mevduat faizinin ise %8 olduğunu düşünelim.15 TL’lik işletme masrafı olduğu bu durumda, banka topladığı her 1 TL’lik mevduattan yılda % kaç kâr elde etmektedir? Hesaplayınız. 

Bu durumda banka 5000 TL’lik mevduata (5000x0,08) 400TL faiz ödemesi yapacaktır. Verilen faiz oranlarında 4500 TL’lik kredi karşılığında ise (4500x0,14) 630 TL faiz geliri elde edecektir. Daha gerçekçi düşünürsek bankanın bu işlem sırasında bazı masrafları olacağını da hesaba katabiliriz, hesap kolaylığı için 5000 TL’lik hesap için bankanın yılda 15 TL’lık masraf yaptığını varsayalım. Bu durumda bankanın kredi faiz geliri 630 TL iken toplam masrafı, mevduat faizine ödeyeceği 400 TL’ye ek olarak 15 TL’lik işletme masrafı, 415 TL dir. Bankanın kârını 630 TL ‒ 415 TL = 215 TL olarak hesaplayabiliriz. Bu durumda Birinci Banka’nın kârlılık oranını 630/5000=0.043 olarak hesaplayabiliriz. Kısaca, Birinci Banka topladığı her 1 TL’lik mevduattan yılda %4,3 kâr elde etmektedir.

Banka yönetimi sorunları hangi başlıklar altında toplanabilir?  Sıralayınız. 

Banka yönetimi sorunlarının beş başlık altında toplayacağız: likidite yönetimi, varlık yönetimi, yükümlülük yönetimi, özkaynak yönetimi, faiz riski yönetimi

Bankalar serbest rezerv tutarak sağladığı avantaj ve dezavantajları açıklayınız?

Bankalar serbest rezerv tutarak likidite ihtiyaçlarını karşılayabilirler ancak bunun fırsat maliyeti banka bu rezervleri faiz getiren varlıklarda tutsaydı elde edebileceği faiz getirisidir. Başka bir deyişle, bankalar kaynaklarını serbest rezerv olarak tuttuklarında bu rezervler yerine faiz getiren kredi veya menkul kıymet türü varlıklar tutarak kazanabilecekleri faiz gelirini elde edememiş oluyorlar. Yani serbest rezerv tutmanın bir fırsat maliyet var ve bu da alternatif araçların faiz getirisidir.

Bankanın likidite yönetim probleminin farklı yönlerini tartışınız. 

Bankanın likidite yönetim probleminin bir yönü, bankanın likidite darlığı ihtimaline karşılık kendini ne oranda sigortamaya karar vermesi ile ilgilidir. Yani banka yöneticileri hangi oranda serbest rezerv tutacağına karar vermelidir. Unutmayalım ki serbest rezerv tutmanın maliyeti faiz gelirlerinden vaz geçerek düşük kâr oranlarına razı olmaktır. Likidite yönetimi probleminin ikinci yönü ise likidite ihtiyacının hangi seçeneği kullanarak karşılanacağıdır. Burada da banka yöneticilerinin bankaya açık olan seçenekler arasında en düşük maliyetli olanı tercih etmesi gerekir.

Bankalar varlık portföylerini oluştururken hangi  temel dört ilkeyi gözetmelidir?

Bankalar varlık portföylerini oluştururken düşük riskli, yüksek getirili ve yüksek likiditeye sahip varlıkları tercih ederler. Ancak bu üç özelliği aynı anda sağlamak kolay olmayacağı için aşağıdaki temel dört ilkeyi gözetmek gerekir:

1.Kredilerin riskini düşük tutmak gerekir. Kredilerin geri ödenmeme riskine kredi riski adı verilir ve bankaların karşılaştığı en önemli risklerden biridir. enformasyon eksikliği bankaların kredi verirken baş etmeleri gereken bir sorundur. Bu çerçevede bankalar öncelikli olarak borcunu zamanında ödeyecek ve mümkün olan en yüksek faizi ödeyebilecek kredi müşterileri bulmaya çalışırlar. Kredi veren bankanın müşterisinin kredi riskini değerlendirebilmesi ve kredi verirken tutucu davranması beklenir. Geri dönmeyen krediler bankalar açısından kârı azaltan bir unsurdur.

2. Bankaların menkul kıymetler portföyünün yüksek getiri ve düşük faiz getiren varlıklardan oluşması gerekir.

3. Varlık yönetiminde riski düşürmek için varlık çeşitliliğini sağlamak gereklidir. Varlık çeşitliliği sahip olunan proföydeki varlıkların getirilerinin birbirinden farklı yönde hareket etmesidir. Bu sağlandığında bir varlığın getirisi düşmesi sonucunda oluşacak zararın diğerinin getirisinin yükselerek kapatması sağlanacağından portföyün taşıdığı toplam risk düşürülmüş olacaktır.
 

4. Bütün bunları sağlarken (önceki bölümde anlatılan) likidite yönetimine önem vermek gerekir.

Bankalar özkaynaklarının ne kadar olması gerektiği konusunda karar verirken hangi noktalara önem verirler? Açıklayınız.

Bankalar özkaynaklarının ne kadar olması gerektiği konusunda karar verirken üç noktaya önem verirler; 

Öncelikle bankaların özkaynağı iflas riskine karşı sigorta görevi görür. Özkaynakları yüksek bankaların varlıklarının değeri borçlarından
yüksektir.

İkinci olarak özkaynakların ne kadar yüksek olduğu banka sahiplerinin, yani bankanın hissedarlarının ne kadar getiri elde edeceğini belirler.

Son olarak yasal olarak bankaların özkaynaklarının belirli bir sermaye yeterlilik oranının altına inmesine izin verilmez. Uluslararası Basel II anlaşmasına göre sermaye yeterlilik oranının en alt limiti % 8 olmak zorundadır

Banka kârlılığını ölçmekte kullanılan ölçütler (oranlar) nelerdir? Açıklayınız. 

Bunlardan ilki Varlık Getiri Oranı (ROA)’dır.

ROA = Vergi sonrası net kâr /  Toplam varlıklar

Varlık getiri oranı bankanın faaliyeti sonucunda 1 TL’lık varlık başına hangi oranda kâr ettiğini gösterir. Bu anlamda ROA oranı bir bankanın ne kadar etkin işletildiğinin ölçüsüdür. ROA’nın yükselmesi varlıkların daha kârlı hale geldiğini göstereceğinden arzu edilen bir durumdur ve bankanın etkinliğinin arttığına işaret eder.

Diğer bir kârlılık göstergesi ise banka sahiplerinin hangi oranda kâr ettiğini gösteren Özkaynak Getiri Oranıdır (ROE)’dır.

ROE = Vergi sonrası net kâr /  Özkaynaklar

Özkaynak getiri oranı banka sermayedarlarının bankaya yatırdıkları her 1TL sermaye karşılığında ne oranda kâr ettiklerini gösterir. Bu çerçevede baka sahipleri açısından ROE daha anlamlı bir kârlılık göstergesidir.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında