AÖF Soru Bankası

Para ve BankaÜnite 1 Özeti

Finansal Sistem

İKT301U-PARA VE BANKA

Ünite 1: Finansal Sistem

Giriş

Finansal piyasalar ve bu piyasalarda gerçekleştirilen tüm faaliyetler hepimizi çok yakından ilgilendirmekte, sistemin temel dinamikleri, sisteme konu olan araçlar, kurumlar ve türleri, sistemin temel fonksiyonları ve finansal piyasaların sınıflandırılması bu ünitenin temel konuları arasında yer almaktadır.

Para ve Bankacılık ve Finansal Piyasaların Önemi

Finansal sistemde gerçekleşen değişiklikler; firmaların yatırım kararlarına ve fiyatlama stratejilerine, bankaların kredi ve mevduat faiz oranlarına uygulayacakları faiz oranlarına kadar hemen hemen her konuda etkili olmaktadır. Merkez bankasının para politikası uygulamaları finansal piyasaları etkilemektedir. Finansal piyasaların dinamiklerindeki değişiklikler reel piyasaları etkilemekte, dolayısıyla ekonominin üretim, yatırım ve dış ticaret kapasitesinde önemli etkiler yaratmaktadır.

Finansal piyasalar, sistem içerisindeki fonları, fon fazlası olanlardan fon açığı olanlara doğru transferini gerçekleştirerek ekonomik etkinliği arttırmada önemli bir rol oynamaktadır. Özellikle sermaye birikiminin sağlanmasında ve dolayısıyla yatırımların artmasında oldukça önemli bir işleve sahip olan finansal piyasalar reel ekonomik büyümenin sağlanmasında kilit bir rol üstlenmektedir. Finansal piyasalardaki dengeler aynı zamanda kişilerin portföy tercihlerini, servetlerini, şirketlerin ve tüketicilerin davranışları ile ekonominin dönemsel performansı üzerinde etkili olmaktadır.

Ödemeler Sisteminin Gelişimi

Ödemeler sistemi paranın geçmişten günümüze nasıl değişime uğradığını açıklamaktadır.

Mal Para

Mal veya hizmetin birbirleriyle değişiminin ortaya çıkardığı güçlükler, insanların bu değişime konu olacak farklı bir nesne arayışına yöneltmiştir. Tarihte para yerine ilk önceleri farklı nesnelerin kullanıldığı görülmektedir. Ticaret yapılması sürecinde malın mal ile ya da hizmetin hizmet ile değişimi durumunda değişime konu olan araç “mal para” ilgili ekonomi takas ya da trampa ekonomisi olarak tanımlanır. Ödemeler sisteminde paranın ilk hali mal paradır. Finansal sistem içinde kullanılan mal paralara ilişkin önemli sorunlardan birisi transferi konusunda yaşanan güçlüklerdir. Diğer sorun ise zaman içinde değerli madenlerden üretilen mal paraların kıymetli maden değerinin nominal değeri ile örtüşmemesidir. Başlangıçta, mal paranın değerli maden içeriği ile nominal değeri aynı iken zamanla mal paranın değerli maden içeriğinin azaltılması sorunlar doğurmaya başlamıştır. Bu durumda piyasada aynı anda maden içeriği yüksek olan ve düşük olan aynı nominal birimde mal para bulunması durumunda parayı kullananlar, değerli maden içeriği yüksek parayı tutarak düşük değerli olan parayı harcamayı tercih edeceklerdir. Bu durumda Gresham Yasası olarak da

tanımlanan ve “kötü para iyi parayı kovacaktır” olarak açıklanan durum gerçekleşecektir. Paranın gerçek değeri ile nominal değerinin farklılaşması ve Gresham yasasının geçerli olmasının en önemli olumsuz etkileri ticarette takasın artması ve paranın değişim işlevi olmasının zarar görmesi nedeniyle uluslararası ticaret hacminin daralması olarak ortaya çıkmıştır.

İtibari Para

Mal paranın maden değerinin nominal değerinden farklılaşması şeklinde ortaya çıkan durumlar ve bu durumun finansal sistem ve ekonomi için oluşturduğu olumsuz etkileri sistem içinde para olarak farklı bir biçimde tanımlı olan nesnenin ortaya çıkmasını zorunlu kılmıştır. Bu nesne üzerinde taşıdığı değer dışında mal olarak hiçbir değeri olmayan “İtibari Para’dır”. Devlet tarafından itibari para yasal değişim aracı olarak kabul edildiği için herkes tarafından ödemelerde genel kabul görür. İtibari paranın mal paradan temel farkı; “itibari paranın üzerinde yazan ve temsil ettiği satın alma gücünü gösteren değeri dışında kendi başına herhangi bir kullanım değeri yoktur”.

Çek

Büyük miktarda paranın farklı bir yere nakledilmesi oldukça önemli bir sorundur. Bu durumda ödeme işlemlerinde kolaylık sağlamak üzere “çek” sistemi geliştirilmiştir. Çek sisteminde, bu transfer sorunu ve yarattığı güçlükler ortadan kalkar. Ticaret yapan taraflar arasında para transferi banka hesabı aracılığı ile gerçekleşmektedir. Bu yenilik aynı zamanda, paranın transfer esnasında güvenliği açısından da önemli olumsuzlukların önüne geçmektedir. Çek hesaplarında tutulan fonların likiditesinin düşük olması nedeniyle, acil nakit ihtiyacı durumlarında ilgili likiditenin hemen karşılanamaması durumu nedeniyle bankalar tarafından tercih edilmemektedir. Diğer bir sakıncası ise; çeklerin bankalar arasında transferinin zaman alması sonucunda bu hesapların acil durumda kullanımının önüne geçerek çek hesaplarının likiditesini düşürmesidir.

Elektronik Para

Teknolojik gelişim ve özellikle bilişim teknolojisinde ortaya çıkan gelişmeler, kâğıt para sisteminin ortaya koyduğu maliyetlerin azaltılması açısından fayda sağlamış hem de zaman maliyetinin önüne geçilmesini olanaklı hale getirmiştir. Fon transferi, internet ve bilişim teknolojisi sayesinde bankada yer alan paranın hesaplar arasında geçişini hesaplar üzerinden fon transferi, İnternet ve bilişim teknolojisi sayesinde çok kısa sürede gerçekleştirebilmektedir. Örneğin; bir alışveriş sitesinde beğendiğiniz bir ayakkabıyı satın aldığınızda ödemenizi, hesabınızda bulunan para ya da kredi kartı ile ilgili alışveriş mağazasının hesabına transferini sağlayan elektronik fon transferi (EFT) işlemi ile gerçekleştirebilirsiniz. Bu işlem sizin sadece birkaç saniyenizi alacaktır. Telefonunuzda bulunan mobil bankacılık uygulamaları üzerinden tüm faturalarınızı ödeyebilir, hesabınızda bulunan parayı ilgili banka uygulamasından size tanımlanan karekod kullanarak harcayabilir ya da hesaplarınız arasında transfer ya da


yatırım hesabınıza aktararak portföyünüzü yönetebilirsiniz. Gerçekleşen bu yenilikler; işlem hızını attırırken, maliyetlerin düşmesini de olanaklı hale getirmektedir. Elektronik para EFT teknolojisi ile ortaya çıkmıştır. Para bir manyetik karta ya da bilgisayar, akıllı telefon üzerinden alınan bir hesaba elektronik olarak yüklenecektir. Elektronik paranın en basit biçimi ATM kartlarının ödemede kullanılmasıdır. Elektronik paranın bir de internet üzerinden alışverişlerde kullanılmak üzere tasarlanmış şekli vardır.

Finansal Sistem ve Ekonomi

Finansal sistem, fon transferini gerçekleştiren finansal kurumlar ve finansal araçlardan oluşur. Sistem içinde yer alan bireyler elde ettikleri gelirlerin hepsini harcamazlar, bunlar tasarruf sahipleridir. Gelirlerinin üzerinde harcama yapmak isteyen bireylerin varlığından da söz edebiliriz. Bu kişileri de borçlanma ihtiyacında olanlar olarak nitelendirebiliriz.

Ekonomilerde borçlanma gereği farklı nedenlerle ortaya çıkabilir. Ekonomik birimler hanehalkları, firmalar veya devlet zaman zaman borçlanma ihtiyacı içinde olabilir. Örneğin bir yatırımcı gelecek sene için yeni yatırım fırsatları elde etmek amacıyla sahip olduğu teknolojiyi değiştirecek ekipman almak isteyebilir. Devlet, toplamış olduğu vergilerin üzerinde harcama yaptığı için ortaya çıkan bütçe açığını finanse etmek durumunda kalabilir. Bütün bu durumlarda iktisadi aktörler (hanehalkları, işletmeler ve devlet) şu anda paraları olmamasına rağmen harcama yapmaya çalışmaktadır. Kısaca, bazı ekonomik birimler yatırım ve tüketim harcamalarını finanse etmek için borçlanmak zorunda olabilir. Bu tür ekonomik birimlerin fon açığı vardır. Bunun yanında ellerinde nereye kullanacaklarını bilmedikleri fonları olan, yani tasarruf yapan iktisadi birimler de bulunmaktadır. Bu birimlerin ise fon fazlası vardır. Finansal sistem, tasarruf fazlası olanlar ile fon açığı olanların buluşmalarını sağlar. Finansal fonların el değiştirmesi sırasında birileri borç verirken birileri de borç almaktadır. Bu borç alma ve verme işlemi elbette finansal sistem içinde yer alan finansal varlıklar kanalı ile gerçekleştirilmektedir. Elbette bu işlemde borç alan tarafın katlanması gereken bir maliyet olacaktır. Ödünç paranın kullanılması durumunda oluşan maliyeti teknik olarak faiz olarak ifade edebiliriz. Para transferinin gerçekleşmesi durumunda borç veren bunun karşılığında borç alan tarafından borcun hangi koşullarda ve ne zaman ödeneceğini belirten bir borç senedi alır. Yani finansal fonlar (para) el değiştirirken karşılığında finansal varlıklar (tahvil, bono, hisse senedi vb.) değişilmektedir. Fon fazlası olanlar, yani borç verenler tahvil, bono, hisse senedi gibi finansal varlıkların alıcıları, fon açığı olanlar, yani borç alanlar ise finansal varlıkların satıcılarıdır.

Finansal sistemde yer alan finansal kurumlar ve finansal piyasalara aracılığı ile gerçekleşen doğrudan ve dolaylı finansman Şekil 1.1’de örneklendirilmiştir. Borç alanlar ve borç verenler arasında gerçekleşen fon akışı finansal piyasalara aracılığı ile gerçekleşiyorsa “doğrudan

finansman”, aynı akış finansal kurumlar aracılığı ile gerçekleşiyorsa, “dolaylı finansman” biçiminde tanımlanır.

Finansal Sistemin Temel İşlevleri

Riskin Paylaşılması

Finansal sistem size sunmuş olduğu alternatif finansal varlıklar ile gerçekleştireceğiniz finansal yatırıma ait riskin azaltılmasını sağlayabilir. Bütün yatırımcılar gelecekteki belirsizlik karşısında riski azaltmak üzere bazı önlemler alırlar. Bu önlemlerin özünde ‘yumurtaları aynı sepete koymamak’ ilkesi vardır. Zira o sepet düştüğünde tüm yumurtaların kırılması riski söz konusudur. Bu nedenle, yumurtalarınızı farklı sepetlere dağıtmak tüm yumurtaların birlikte kırılması riskini azaltır. Benzer bir biçimde, yatırımcılar portföy çeşitlendirmesi yaparak yatırımlarını alternatif finansal varlıklar arasında pay ederler. Getirileri birbirlerine göre farklı yönde hareket eden finansal varlıklardan oluşan bir portföy risklilik açısından daha az risk taşır. Portföye dahil olan finansal varlıkların getirileri birbirleri ile negatif ilişkili olması nedeniyle toplamda portföyün getirisi sabit kalabilir. Porföye dahil edeceğiniz menkul kıymetlerin getirileri aynı yönde hareket ediyorsa, bu durumda portföyün riskliliği artacaktır. Finansal sistem gerek riskin dağılımını alternatif finansal varlıklar aracılığı ile etkin bir biçimde yerine getiriyorsa finansal sistem içinde fon transferi yüksek oranda gerçekleştirilecektir. Bu durum finansal sistem içerisinde toplanan fonların artmasına yol açarken aynı zamanda riskin alternatif finansal varlıklar arasında paylaştırılmasını da sağlar

Likidite

Finansal sistem içinde bulundurduğu alternatif finansal varlıklar aracılığıyla likiditesi yüksek yatırım olanakları sunar. Yatırımcılar tarafından hem yatırım yapmak hem de mal ve hizmet satın almak için istedikleri anda paraya çevirebilecekleri finansal varlıklara sahip olmak oldukça önemlidir. Likidite kelime anlamı olarak “paraya çevrilme hızı” olarak tanımlanmaktadır. Paraya çevirirken herhangi bir işlem maliyeti ödemiyor ve her istediğinizde bu değişim işlemini gerçekleştirebiliyorsanız; bu durumda tasarruflarınızı likiditesi yüksek varlıklara yapmışsınız demektir. Hisse senedi, bono, çek, tahvil gibi finansal varlıklar, finansal olmayan varlıklara kıyasla (araba, iş makinesi, taşınmaz mallar gibi) daha likittir.

Bilgi Aktarımı

Finansal sistemin üçüncü işlevi; bilginin toplanması ve aktarılmasıdır. Finansal sistemde fon fazlalarını değerlendirmek isteyen yatırımcılar, finansal varlıkların gelecek değerleri hakkında öngörüde bulunabilmek için finansal varlıklar hakkında bilgiye ihtiyaç duyarlar. Finansal sistem bu bilginin toplanmasında oldukça önemli bir rol oynar.

Finansal Varlıklar

Finansal sistemde karşılıklı fon açığı ve fon fazlası olanlar arasında fon akımı karşılığında finansal varlık değişimi gerçekleşmektedir. Finansal varlıkların en önemli


özellikleri yatırım aracı olmalarıdır. Finansal sistemlerde piyasaların gelişmişliğine bağlı olarak farklı türlerde finansal varlıklar bulunabilir. Finansal varlıklar ortaklık ya da alacaklılık hakkı sağlayan menkul kıymetlerdir. Ortaklık hakkı sağlayan finansal varlıklar hisse senetleridir. Hisse senetleri anonim ortaklıklar tarafından yasal düzenlemelere uygun olarak çıkartılan şirket sermayesine katılımı temsil eden finansal varlıklardır. Hisse senetleri sahiplerine ortaklık hakkının yanında genel olarak yönetime katılma (genel kurullarda oy verme) hakkı da verir. Ancak oy hakkı sağlamayan hisse senedi türleri de vardır. Böylece hisse senedi tutan yatırımcı sahip olduğu hissenin payı oranında şirketin ortağı olacaktır. Bu hisse senedi sahibine kârdan pay alma hakkı da tanır. Anonim ortaklıkların yılsonunda elde ettikleri kârın ortaklara hisseleri oranında dağıtılmasına kâr payı (temettü) adı verilir. Hisse senedi ihraç eden şirket bunları satarak yeni ortaklar aracılığı ile yeni fonlara erişmiş olur. İkinci tür finansal varlıklar ise sahiplerine alacaklılık hakkı tanıyan menkul kıymetlerdir. Borç senetlerine genel olarak tahvil ve bono adı verilir. Tahvil, devletin ya da özel şirketlerin orta ve uzun vadeli borçlanarak fon kullanmalarını sağlayan borç senetleridir. Bono ise devletin ya da özel şirketlerin kısa vadeli borçlanarak fon kullanmalarını sağlayan borç senetleridir. Bu gibi borç araçları belirli bir vadesi olan, vade boyunca faiz ve vade sonunda anapara ödemelerini yerine getireceğini taahhüt eden anlaşmalardır. Bu araçlar vadesine göre sınıflandırılır: 1 yıldan daha kısa vadeye sahip borç araçları kısa vadeli, 1 yıldan daha uzun vadeli borçlanma araçları ise uzun vadeli borçlanma araçlarıdır.

Hazine tarafından çıkartılan ve devletin borçlanmasını sağlayan devlet tahvilleri ve Hazine bonolarına genel olarak Devlet İç Borçlanma Senetleri (DİBS) adı verilir. Bunların yanında özel şirketlerin çıkarttıkları borç araçları da mevcuttur. Ayrıca yabancı para cinsinden çıkartılan tahvil ve bonolar da bulunmaktadır. Bir şirketin ya da ülkenin kendi para birimi dışında dolar euro gibi yabancı bir para cinsinden çıkarttığı tahvillere eurobond adı verilir.

Borç ve ortaklık senetlerinin arasında iki temel farktan bahsedilebilir. Hem borç senedi hem de hisse senedi çıkaran bir şirketi düşünelim. Şirket, herhangi bir tasfiye durumunda, öncelikli olarak borçlularına ödeme yapar, daha sonra ise şirketin kalan varlıkları ortakları (hisse sahipleri) arasında pay edilir. Bu, borç senetlerine sahip olanların ortaklık senetlerine sahip olanlara kıyasla öncelikli konumlarını gösterir ve bir anlamda onların riskinin daha az olduğunu gösterir. Buna karşılık, şirketin kârı arttıkça hisse senedi sahiplerine dağıtılacak kâr payları da artacaktır. Oysa borç senedi sahiplerine, kâr ne kadar yüksek olursa olsun sahip oldukları borç senedinin değeri kadar ödeme yapılacaktır.

Türkiye’de diğer bir finansal varlık ise repo / ters repodur. Repo işleminde tahvil, bono ve diğer borç araçları aracılığı ile kısa vadeli borç alınmaktadır. Repo işlemi bu menkul kıymetlerin belirli bir vadede belirli bir fiyattan geri alınmak üzere satılmasından ibarettir. Geri alış fiyatı, satış

fiyatından yüksek olacağından işlemde faiz ödenmesi söz konusudur. Ters repo işlemi ise menkul kıymetlerin geri satmak üzere alınmasıdır. Taraflardan biri repo anlaşması yaptığında karşıdaki taraf ters repo anlaşması yapar. Repo anlaşması özünde kısa vadeli menkul kıymet karşılığı borç alınması demektir, bu anlamda bir tür borç aracı olarak görülebilir. Bunların dışında banka kredileri, sigorta poliçeleri, sosyal güvenlik fonları, vadeli ve opsiyonlu işlem sözleşmeleri de finansal varlıklar arasında sayılabilir.

Finansal Kurumlar

Finansal kurumlar, finansal sistemde fon transferine aracılık eden kurumlardır. Bu özellikleri nedeniyle bu kurumlara “finansal aracılar” adı da verilmektedir.

Mevduat Toplayan Kurumlar

Bankalar finansal sistem içinde fon toplayan önemli finansal kurumlar içinde yer alır. Bankalar sistemde fon fazlası olarak toplamış oldukları mevduatlara dayalı olarak sistemde fon açığı olanlara kredi açarak fon transferi sağlarlar. Finansal sistem içinde fon transferinin sağlanmasında ve aktiflerin çoğunun bulundurulması açsından oldukça önemli bir paya sahip olduklarını söyleyebiliriz. Türkiye’de 2021 yılı itibariyle 55 banka faaliyet göstermiştir. Bankaların 35 tanesi mevduat bankası, 16 tanesi ise kalkınma ve yatırım bankasıdır. Mevduat bankalarından 3’ü kamu sermayeli, 8’i özel sermayeli bankadır. Türkiye’de 6 adet katılım bankası bulunmaktadır. Yurt dışında yerleşiklerin yüzde 51 ve daha fazla oranda paya sahip oldukları yabancı sermayeli mevduat bankalarının sayısı 21’dir. Kalkınma ve yatırım bankalarının 3’ü kamu sermayeli, 9’u özel sermayeli ve 4’ü yabancı sermayeli bankadır (Bkz. Tablo 1.1). Katılım bankaları, kâr ortaklığı ile mevduat toplayan aracı kurumlar olup faizsiz bankacılık, İslami finans ya da özel finans kuruluşları olarak bilinmektedir.

Sigorta ve Emeklilik Fonları

Sigorta ve emeklilik fonları belli bir plan dahilinde üyelerinden fon topladıkları için ve ilgili üyelerin kişisel ödeme plan bilgilerine öncesinden sahip oldukları için bankalarda olduğu gibi ani fon çıkışı sorunuyla karşılaşma ihtimalleri oldukça düşük ve bu anlamda taşıdıkları likidite riski de azdır. Bu kuruluşların anlaşma çerçevesinde üyelerinden topladıkları fonları, üyelerinin bireysel risk profiline uygun olarak ve finansal sistemin sunduğu araçları kullanarak değerlendirmeleri beklenir. Bu çerçevede bu kurumlar fonlarını değerlendirirken oluşturacakları portföyün likiditesini çok fazla önemsemeden daha uzun vadeli finansal varlıklara yatırım yapabilirler. Sigorta şirketleri, sigorta anlaşmaları ile müşterilerin risklerini kendilerine transfer ederler ve müşteriye özel olarak düzenlemiş oldukları poliçeler bir tür finansal varlıktır. Sigorta olası risklere karşı poliçe sahibinin belirli bir prim karşılığında olası bir kayıp oluşturacak riskin önlenmesi açısından poliçe sahibini koruyan ve sigorta şirketinin prim biçiminde para almak üzere yaptığı taraflar arasında gerçekleşen bir anlaşmadır. Türkiye’de, hayat sigortası,


kaza sigortası, yangın sigortası, sağlık sigortası, kasko gibi zorunlu olmayan sigorta türleri yanında zorunlu olan trafik sigortası, deprem sigortası, okul servis araçları ferdi kaza sigortası, sivil hava araçları mali sorumluluk sigortası gibi çok çeşitli sigorta türleri mevcuttur. Katılımı zorunlu olmayan, diğer kurumlar ise bireysel ve kamu emeklilik fonlarıdır.

Borsa Aracı Kurumları

Aracı kurumlar, menkul kıymetler piyasalarında faaliyet gösteren diğer bir tür finansal aracı kurumlardır. Türkiye’de faaliyet gösterebilmek için Sermaye Piyasası Kurulu (SPK)’dan yetki belgesi almış olmaları gerekmektedir. Aracı kurumlar, finansal varlıkların alım satımını sağlamakta, yatırım danışmanlığı ve portföy yöneticiliği hizmetlerini sunmaktadırlar. Ayrıca, finansal varlıkların birincil piyasada halka arzına ve ikincil piyasada alım- satımına aracılık etmektedirler

Diğer Yatırım Aracıları

Bu başlıkta, Türkiye’de faaliyet gösteren diğer aracı kurumlar olan; finansal kiralama, tüketici finansman, faktöring ve varlık yönetim şirketleri sayılabilir.

Finansal Piyasalar ve Dünyada Merkez Bankacılığın Gelişimi

Finansal piyasalar finansal varlıkların alınıp satıldığı piyasalardır. Bu piyasalarda, bu finansal varlıkları arz edenler, talep edenler ve düzenleyici kurumlar bir araya gelir. Finansal piyasalar, organizyon yapısına göre, işlem gören varlıkların vadesine göre ya da işlemin zamanlamasına göre farklı biçimde sınıflandırılabilir.

Organize ve Tezgâh Üstü Piyasalar

Menkul kıymet yatırımcılarının hem alıcı hem de satıcıların menkul kıymet satışına yönelik işlemlerinin belirli bir kurala ve belli bir mekânda yapıldığı piyasalara “organize piyasa” denir. Organize piyasalara örnek olarak Borsa İstanbul (BİST) ve Borsa İstanbul Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasası (VİOP) verilebilir. Tezgâh üstü piyasa (organize olmamış piyasa, örgütlenmemiş piyasa), borsa dışında gerçekleşen işlemlerdir. Belirli kurallar ve fiziki bir yer bulunmayan bu piyasa türünde fiyatlar pazarlık yoluyla belirlenir. Bu piyasada işlemler alıcı ile satıcı arasında telefon ya da online olarak gerçekleşir. Serbest döviz piyasası ve serbest altın piyasası tezgâh üstü piyasalara örnektir.

Spot ve Vadeli Piyasalar

Vade açısından finansal piyasalar, spot ve vadeli piyasalar olmak üzere iki gruba ayrılır. Ödeme ve teslimatın aynı anda gerçekleştiği piyasalara spot piyasalar, ödeme ve teslimatın gelecekte önceden belirlenmiş bir tarihte ve önceden belirlenmiş bir fiyattan gerçekleştiği piyasalara da vadeli piyasalar denir. Borsa İstanbul ve Londra Borsası spot piyasalardır. Vadeli işlem piyasaları, sözleşmeye konu olan ürünlerin fiyatlarında gelecekte ortaya çıkabilecek olumsuz değişmelere karşı korunma imkanı sağlamakta ve spot piyasalar için yol gösterici olmaktadır.

Türkiye’de Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsası (VOB) İzmir’de 2005 yılında faaliyete geçmiş, 5 Ağustos 2013’te Borsa İstanbul bünyesine katılıp “Borsa İstanbul Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasası” (VİOP) adını almıştır.

Para ve Sermaye Piyasaları

Bir yıl veya daha kısa süreli finansal araçların alınıp satıldığı piyasalara para piyasası; orta ve uzun vadeli menkul kıymetlerin arz ve talebinin karşılaştığı piyasalara ise sermaye piyasaları denir. Para piyasasının temel kurumu, ticari bankalardır. Sermaye piyasasının kaynakları, para piyasasında olduğu gibi tasarruf sahiplerinin birikimleridir. Bu piyasanın en önemli ve yaygın araçları ise hisse senedi ve tahvillerdir. Sermaye piyasası, birincil ve ikincil piyasalardan oluşmaktadır. Birincil piyasa, bir şirket ya da devlet tarafından çıkarılmış olan menkul kıymetlerin ilk alıcılarına satıldığı piyasadır. Birincil piyasadan satın alınan menkul kıymetlerin yeniden satılması ile oluşan ikinci el piyasasına ikincil piyasa denir.

İkincil piyasa, menkul kıymetlerin likiditesini arttırarak birincil piyasaya talep oluşturur ve onun gelişmesini sağlar. Borsa İstanbul (BIST), Borsa İstanbul Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasası (VİOP), Tahvil Borsası, Döviz Piyasası ikincil piyasaya örnektir.

Borç ve Ortaklık Piyasaları

Finansal piyasaları değişilen finansal varlıklara göre sınıflandırdığımızda borç senetlerinin değişildiği piyasalara borç piyasaları, hisse senetlerinin değişildiği piyasalara ise ortaklık piyasaları adı verilir. Borç piyasalarına örnek olarak tahvil ve bono piyasalarını verebiliriz. Türkiye’deki İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) bünyesinde bulunan tahvil ve bono piyasaları borç piyasalarına örnek olarak verilebilir. Bunun yanında yine BORSA İSTANBUL bünyesinde işlem gören hisse senedi piyasası da bulunmaktadır. Dünyaca ünlü ortaklık piyasaları arasında ABD’nin New York şehrinde bulunan New York Stock Exchange (NYSE) ve NASDAQ, London Stock Exchange, Tokyo Stock Exchange sayılabilir.

Organize ve Tezgâh Üstü Piyasalar

Organize Piyasa: Menkul kıymet alım satımı için düzenlemiş fiziksel mekânı olan piyasa türüdür.

Tezgâh Üstü Piyasa: Alıcı ve satıcıların belirli bir mekânda toplanmadan, uzaktan elektronik olarak alım satım işlemlerinin gerçekleştirildiği piyasadır.

Organize piyasa türüne en iyi örnek borsalardır, örnek olarak Borsa İstanbul (BIST), Borsa İstanbul Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasası (VİOP) ve İstanbul Altın Borsası verilebilir. Tezgâh üstü piyasalara örnek olarak ise Bankalararası Repo piyasası, serbest altın piyasası verilebilir.

Dünya’da Merkez Bankacılığının Gelişimi

Bir merkez bankası bir ülkenin en önemli ekonomik kurumlarından biridir. Bu önemi sadece para basma tekeline sahip olmasından kaynaklanmamaktadır. Merkez


bankaları aynı zamanda, kullandıkları para politikası araçlarıyla finansal sistemin likiditesini de ayarlamaktadırlar. Bankalar hem müşterileriyle hem de birbirleriyle yaptıkları işlemler sonucunda, gün içinde ek likidite ihtiyacı duyabilirler ya da sahip olmak istediklerinden fazla likiditeye sahip olabilirler. Merkez bankaları finansal sistemin gereksindiği likiditeyi temelde açık piyasa işlemleri ile onlara satabilir (aktarır) ya da fazla olan likiditeyi onlardan satın alabilir. Bu işlemlerin ne düzeye ulaşacağı bir yandan bankaların ihtiyaçlarına bağlı iken diğer yandan da merkez bankalarının kısa vadeli faizleri ne düzeyde tutmak istediklerine bağlıdır. Küresel krizle birlikte finansal istikrarı sağlamanın da merkez bankalarının diğer önemli amacı olması gerektiği hakkında görüş birliği oluşmuştur.

Merkez bankalarının yasalar çerçevesinde açık piyasa işlemleri, zorunlu karşılık oranları, döviz müdahaleleri gibi araçları kullanarak fiyat istikrarını ve finansal istikrarı sağlamak için yaptıkları işlemlere ‘para politikası’ denir. Bir ekonomide millî gelirin, millî gelirin tüketim, yatırım, ithalat ve ihracat gibi bileşenlerinin, işsizlik oranının, fiyatlar genel düzeyinin ve faiz haddinin kısa dönemde hareketlerini belirleyen maliye ve para olmak üzere iki önemli ekonomi politikası mevcuttur. Hem İsveç Merkez Bankası hem de İngiltere Merkez Bankası yasal değişikliklerle bağımsız kılınan ilk merkez bankaları arasındadırlar. İngiltere Merkez Bankası’nın kurulması diğer Avrupa ülkelerinde de merkez bankacılığının gelişmesine katkıda bulunmuştur. Özellikle iki merkez bankası tüm finansal sistem açısından son derece önemlidir: ABD Merkez Bankası ve Avrupa Merkez Bankası.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında