İKT208U-TURİZM EKONOMİSİ
Ünite 7: Turizm, Ekonomik Büyüme, Refah ve Sürdürülebilir Çevre
Turizm ve Ekonomik Büyüme
Sınırsız ihtiyaçların en azından bir kısmının karşılanması için, insan toplulukları üretim faaliyetleri gerçekleştirir. Üretim, girişimcinin emeğini kullanarak, belirli bir zaman içerisinde toprak, işgücü ve sermaye faktörlerinin mal ve hizmete dönüştürülmesi sürecidir.
Bir toplumun üretim imkanları eğrisi, mevcut tüm kaynakları kullanarak üretebileceği maksimum (en çok) ürün bileşimlerini göstermektedir. Bu kapsamda tüketim kavramını hatırlamakta fayda vardır. Tüketim mal ve hizmetlerin, insan ihtiyaçlarını gidermesi amacıyla nihai kullanımı ifade etmektedir.
Ekonomik Büyümenin Çarpanları
Mal ve hizmetler ile bunların elde edilmesinde gerekli olan araç veya faktörler üretim faktörleri idi.
Üretim faktörlerini dört grupta toplamak mümkündür:
1. Toprak (doğal kaynaklar): Yer altı, yeryüzü ve yer üstü kaynaklarıdır. 2. İşgücü (beşeri kaynaklar): Mal ve hizmet üretiminde harcanan bedensel ve zihinsel çabaların tümüdür. 3. Sermaye: Sermaye makine, hammadde, araç ve gereçler gibi üretime pazarlamaya ve mal ve hizmetlerin dağıtımına yardımcı olan üretilmiş üretim araçlarının tamamıdır. 4. Girişimcilik: Toprak, emek ve sermayenin organize edilerek mal ve hizmet üretim cabasıdır
Ekonomik Kalkınma
Kalkınma iktisadının temel bileşenleri dönüşüm (katma değer yaratacak biçimde), refahın artışı ve adil dağılımından oluşur. Dönüşüm ve yüksek refah için nüfus artış hızı, doğal kaynakların etkin kullanımı, nitelikli işgücü, sermaye birikimi ve mali kurumların güçlü bir yapıda olması önem taşır. Kalkınma, bir toplumun ekonomik, sosyal, kültürel, politik ve teknolojik gelişimini ifade eder. Büyüme ve kalkınma kavramlarının birbirleri ile karıştırılmaması adına büyümenin fiziki (miktar) artışı; kalkınmanın ise büyümeyi de içeren konulardaki yapısal bir donuşumdur.
Düşük ve orta gelir grup ülkelerde, ekonomik kalkınmanın sağlanabilmesinin önceliklerinden biri ihracattır. Turizm sektöründe ise bu durum turist çekebilme anlamına gelir. Yani turist çekebilme ülkeye döviz girişi yaratırken ekonomide pozitif etkiler oluşturmaktaydı. Bu durum aslında turizm adına ihracat olarak düşünülebilir. Diğer etkilerden biri de dış ödemeler bilançosu açıklarını giderme noktasında idi.
Turizm ve Refah
Refah ekonomisi, kaynakların optimal dağılımının nasıl tanımlandığını açıklayan ve kaynak dağılımının olası en iyi çözümünü kapsamaktadır.
Refah Kavramı ve Fayda Olanakları Eğrisi
Refah, malların üretimi, değişimi ve gelir dağılımındaki eşitliği sağlayan ekonomik etkinlik olanaklarının incelenmesidir. Refah kavramı kaynakların etkin bir şekilde dağılımına ilişkin alternatiflerin araştırılmasıdır.
Turist kent turizmi yerine kültür turizmini tercih ederse kültür turizmindeki tatilden daha fazla fayda elde etmeyi beklediğindedir. Çünkü;
• Fayda gözlenemez olduğu kadar ölçülemezdir. • Birey kendi refahını en iyi değerlendirmektedir. • Birey iki seçim arasında birini diğerine tercih ederse tercih ettiğinin faydası daha yüksektir. • Birey tercihleri doğrultusunda davranışlar sergileyerek kendisi için en fazla tatmini verecek seçimi yapmaktadır.
Turizm ekonomik kalkınmada refah yaratıcı özelliğine sahiptir.
Hanehalkının Gelir Kaynakları
Hanehalkı gelirini üç temel kaynaktan edinmektedir.
Bunlar;
1. Ücret ve maaşlardan elde edilen gelir 2. Sermaye ve toprak varlıklarından elde edilen gelir 3. Devletten sağlanan gelirdir
Ücret ve Maaşlardan Elde Edilen Gelir
İşgücü piyasalarında ücret, emek karşılığında çalışanlara ödenmektedir. İşgücünün bir çeşidi diğerinden neden daha verimlidir veya hane halklarının geliri neden bir diğerinden fazladır? Bu soruların cevapları yetenek, çalışma koşulları, beşerî sermaye gibi farklılıklarda yatmaktadır. Bazı insanlar değer yaratabilen beceriler ile doğmaktadır. Girişimcilik ruhu konuya örnek teşkil etmektedir
Sermaye ve Toprak Varlıklarından Elde Edilen Gelir
Gelir eşitsizliğine neden olan bir diğer durum ise varlık gelirleridir. Mülk veya finansal varlıklardan elde edilen gelirleri kapsamaktadır. Kâr, faiz kârı veya kira gelirleri konuya örnek gösterilebilir. Hane halkı ise tasarruf veya miras yoluyla gelir sahibi olabilmektedir.
Devletten Sağlanan Gelir
Devlet tarafından insanlara yapılan, mal ve hizmet niteliğinde olmayan, karşılıksız ödemelerdir. Sosyal güvenlik programları altında düşük gelirli ailelere yapılan ödemeler konuya örnek teşkil etmektedir.
Ekonomik Gelir ve Lorenz Eğrisi
Ekonomik gelir, hanehalkının net varlıklarında bir değişim olmaksızın harcayabileceği para miktarını göstermektedir. Ekonomik gelir ücretler, maaşlar, kar payları, faiz gelirleri, mülk gelirleri, transfer ödemeleri gibi kalemleri içerir. Yoksulluk, çok düşük gelire sahip insanların durumunu ifade etmektedir.
Lorenz eğrisi, gelir dağılımının en sık kullanılan yöntemlerden biridir. Refah dağılımda eşitsizliğin derecesi ise Gini katsayısı ile belirlenir. Bir ülkenin 2019 yılına ait hanehalkının yatay yüzdesi ve gelirinin kümülatif yüzdesi arasındaki ilişkini gösteren temsili Lorenz eğrisi Şekil 7.5’teki bicimde çizilmiştir. (Sayfa:187) Örnek ülkenin 2019 yılına ait temsili Lorenz eğrisine göre, hane halklarının %80’i gelirin %50’lik kısmını paylaşırken, geriye kalan %20’lik kısım toplam gelirin %50’sini paylaşmaktadır.
Turizmin Gelir Artırıcı Etkisi
Bir bölgeye gelen turist ulaştırma, konaklama, yeme-içme, gibi faaliyetlerin hepsine para harcamaktadır. Bu acıdan bir turistin ya da ziyaretçinin yapmış olduğu tüm bu harcamalar turizm gelirini oluşturmaktadır. Turizm sektörü yapısı itibariyle tüm sektörler ile ilişki halindedir. Elde edilen turizm gelirleri, diğer sektörlerdeki faktör sahipleri tarafından harcanarak el değiştirir. Bu sayede diğer sektörlerde ihracat, ithalat, tüketim ve üretim gibi faaliyetler gerçekleştirilir. Turizm sektöründe turist veya ziyaretçiler tarafından yapılan harcama ne kadar büyük olursa gelir de o derecede büyük olacaktır. Oluşan gelirin bir kısmı yatırımlara, bir kısmı tasarruflara ve bir kısmı da vergi olarak devlete geçecektir.
Servet Emek Dışı Gelir ve Ücret Oranları
Servette meydana gelen değişim, emeğin dışındaki gelirde meydana gelecek bir değişimdir. Emek veya ücret dışı gelir bireyin çalışmasının dışında miras, faiz, kâr payı, refah ve sosyal güvenlik ödemeleri gibi kaynakları kapsamaktadır. Dolayısıyla emek dışı gelirde beklenmedik bir artış, hanehalkının talebini üzerinde olumlu bir etki yaratacaktır.
Değişen bir ücretin hanehalkını iki şekilde etkilemesi mümkündür:
1. Daha yüksek ücretten arz edilen emek miktarının artması, çalışmak yerine dinlenmek veya boş zaman geçirmeyi daha cazip hale getirebilir. Bu durum ücret yükselişinin ikame etkisidir. Yani dinlenmek veya boş zaman geçirmek, yükselen ücretten vazgeçmektir. 2. Artan ücretler ile birlikte çalışanlar, daha önceki ücret düzeyinden elde ettikleri gelirin fazlasını elde edeceklerdir. Dinlenme ve boş zamanın normal bir mal olduğunu farz edersek daha yüksek gelire erişen bireyler, önceki durumlarına nazaran, daha az çalışarak daha yüksek gelir elde edecekler ve kendilerine dinlenme için boş zaman yaratabileceklerdir. Bu durum ücret yükselişinin gelir etkisidir.
Hanehalkı tüketim ve emek arzı davranış kararını etkileyen faktörler ise şunlardır:
• Cari ve gelecekte beklenen reel ücret oranları, • Servetin başlangıç değeri, • Cari ve gelecekte beklenen emek dışı gelir,
• Faiz oranları, • Cari ve gelecekte beklenen vergi oranları ve transfer ödemeleridir.
Sosyal Refah Kriterleri
Belirli bir politikanın (örneğin turizm politikası) refahı artırıp artırmayacağını söyleyebilmek için çeşitli kriterler uygulanmaktadır. Bu kriterleri dört grup altında toplamak mümkündür. Bunlar;
1. Pareto kriteri, 2. Kaldor-Hicks Kriteri, 3. Scitovsky Kriteri ve 4. Bergson kriteridir.
Sosyal Değişim Teorisi
Bireysel tercihler tutarlı olsa bile demokratik bir yöntemle uygun bir sosyal refah fonksiyonu elde edilemez. Bu teori altında Arrow, farklı kaynak dağılımları için, tüketicilerin tercihlerinin oylanması ile her zaman bir refah fonksiyonunun çıkarılamayacağını göstermiştir. Arrow sosyal tercihlerin araştırılmasında dört hususu ortaya koymaktadır:
• Düzenleme tam olmalıdır (Sosyal tercihler bireysel tercihler gibi tam olmalıdır.). • Bireysel tercihlere karşı duyarlılık olmalıdır. • Sosyal refah tercihleri zorla kabul ettirilemez (Sosyal refah tercihleri toplumun içindeki veya dışındaki herhangi bir kişi tarafından zorla dikte ettirilemez.). • Sosyal tercihler ilgisiz alternatiflerden bağımsız olmalıdır.
Tüketici ve Üretici Rantı
Bir toplumda refahın maliyetini ölçmek için tüketici ve üretici rantı kavramlarının açıklanması önem taşır. Tüketici rantı, ödemeye razı olduğu fiyat ile gerçekte ödediği fiyat arasındaki farktır. Bu durum aslında refahın maliyetidir. Diğer bir ifadeyle, tüketici rantı bir tüketicinin bir malı satın almamaktansa o mal veya hizmete piyasa fiyatının üzerinde ödenen miktardır. Turistin bir mal veya hizmeti satın alması durumunda, mala veya hizmete verilen değerin malın veya hizmetin fiyatından daha az olmaması gerekmektedir. Mala veya hizmete verilen değer, malın veya hizmetin değerinden daha az olması durumunda ise söz konusu mal veya hizmet satın alınmaz. Üreticilerin mallarını satmaya istekli olduğu fiyat ile gerçekte karşılaştıkları fiyat arasındaki fark; üretici rantı, teoride ekonomik rant olarak da bilinmektedir.
Bu kapsamda turizm bir ekonomide kaynakların şartlar dâhilinde en iyi dağılımına ve olası en iyi çözümlerine olan katkısı refah artırıcı bir etki yaratabilecektir.
Turizm ve Sürdürülebilir Çevre
Turizm, hareketliliğin (yer değiştirmenin) yoğun olduğu bir sektördür. Turizm, turistik arz ve talebin çevresel etkileşimini zorunlu kılan, içsel ve dışsal birçok faktörün
de bu etkileşimde önemi bir rol oynadığı ekonomik faaliyetler bütünüdür.
Turizm ve Çevre İlişkisi
Turizm arzı ve turizm talebi, yapısı gereği ekonomik ve sosyo-kültürel çevre unsurlarını içinde barındırır. Bu unsurlar olumlu veya olumsuz biçimde ekonomik ve sosyo-kültürel çevresel sonuçlar olarak fiziksel bir çevrede gerçekleşir.
Çevre, içinde bulunulan toplumsal ortamı ve hayatın devamı için gerekli olan tüm dış faktörlerin toplamını ifade eder. Sürdürülebilirlik ise insanlığın geleceğine yönelik hangi kaynaklar varsa o kaynaklarını korunmasıdır.
Turizm ve çevre arasındaki ilişki ağı üç temel unsur üzerine kuruludur. Bunlar:
• Fiziksel çevrenin bir çekim unsuru olması, • Turistik arz çevrenin bir yönü olması, • Turistik arzın harekete geçmesi çevresel etkiler yaratmasıdır.
Turizm paydaşları da (turistik işletmeler-turist) çevre ile farklı ve yoğun ilişki içindedir.
Fiziksel çevre, “insanların hayatını idame etmesi için farklı amaçlarla kullandığı, insanı etkilediği kadar kendisinin de etkilendiği, doğal ve kültürel faktörlerden oluşan bütünsel bir mekândır”. Fiziksel çevre, doğal ve suni çevre olmak üzere kendi içinde ikiye ayrılır.
Turizmin Çevre Üzerindeki Etkileri Turizmin çevre üzerindeki olumlu etkileri:
• Yaban hayatının korunması, • Tarihi eser ve mimarinin korunması, • Çevre bilincinin oluşması, • Doğal çevrenin yanı sıra suni çevrenin oluşturulması ile çekiciliğin artırılması, • Altyapı imkanlarının artması, • Kaliteli çevrenin oluşmasıdır.
Turizmin çevre üzerindeki olumsuz etkileri;
• Çevresel tahribatın oluşması (tarihi, arkeolojik vs.), • Kaynaklara zarar verilmesi, • Kirlilik (hava, su, görüntü, gürültü vs.), • Metrekareye düşen insan yoğunluğun artması, • Çevresel atık, • Ekolojik denge kaybı, • Kullanılabilir arazilerin azalması, • Çevresel risk ve tehlikelerdir.
Ekonomik büyümenin artması ile çevresel tahribatın artacağı ve belirli bir gelir seviyesinin (G* ) aşılmasıyla bu tahribatın azalmaya başlayacağı Çevresel Kuznets Eğrisi ile açıklanır.
Çevresel turizm planlaması turizm arzının sürdürülebilirliğini sağlayan bir idare biçimidir. Bu planlama içinde;
• Geleceğe yönelik beklentilerin tespiti, • Paydaşlar arası işbirliği, • Çekiciliği öne çıkaran projelerine odaklanma, • İstihdam için işgücü planlaması, • Sağlıklı bir ekonomik büyüme için uzun dönem turizm stratejileri, • Hedef pazarlarda farkındalık oluşturma, • Turizm arzını koruma, • Turizmin gelişmesine odaklanma
vardır.
Sürdürülebilirlik Kavramı
Turizm faaliyetlerinin sürdürülebilir olması “kaliteli çevre”ye bağlıdır. Kaliteli çevrenin ortaya çıkması verimlilik ve üretkenlik ile yoğrulacak “uzun dönemli turizm politikaları” ile mümkündür. Uzun dönemli turizm politikaları ise ekonomik sürekliliğe, istihdam kalitesine, bölgesel gelişmeyi artırmaya, çevreyi korumaya ve çevresel kaynakların etkin kullanımına bağlıdır.
İnsan ihtiyaçlarını karşılayan tüm malların yeni kuşaklara iletilmesi zamanın kısa, orta ve uzun dönemli planlamasına bağlıdır. Bu noktada iktisat terminolojisinde kullanılan ekonomik ve serbest mallardan bahsetmek gerekir. Ekonomik mallar elde edebilmek için mutlaka bedel ödenmesi gereken (ekmek gibi) malları ifade ederken serbest mallar ise doğada istenildiğinde bulunabilen ve herhangi bir ekonomik çaba göstermeksizin (hava gibi) elde edilen malları ifade eder.
Sürdürülebilir turizm için çevreye uyumlu ekonomik tercihlerin yapılması önem taşır. Bu noktada çevre, kültür, sosyal ve ekonomi politikaları değerler ölçüsünde olması ile mümkündür. Turizmin çevresel planlaması hem turizm arzı hem de turizm talebi noktasında ekonomik kârlılığı öne çıkar. Sürdürülebilir turizm döngüsünü sağlayabilmek için bir takım eğilim ve sorumluluklar sıralanacak olursa;
• İhtiyaçları belirlemek, • Zayıf noktaları geliştirmek, • Metodolojik bir biçimde gelişmenin amaçlarını belirlemek, • Turizm alanı ve arzı üzerindeki kontrolü sağlamak, alana ilişkin aktif bir politika yürütmek, • Malzeme politikası geliştirmek, • Doğayı gözetmek, • Tarım ve ormanlık alan kullanımını kuvvetlendirmek, • Ekonomik aktiviteleri istikrarlı bir biçimde geliştirmek, • Kültürel mirası korumak, • Turizm pazarlamasını, özendirmesini geliştirmektir.