AÖF Soru Bankası
İKT201U · Ünite 6

Sosyalist ve Marksist Düşünce

  • 31 soru-cevap
  • İktisadi Düşünceler Tarihi
1

Sosyalizm en basit şekliyle nasıl tanımlanabilir?

Sosyalizmin tanımını vermek zordur. Çünkü konu üzerinde çalışan bütün düşünürler sosyalizmi tanımlama çabası içinde olmuşlardır. Zorluğa rağmen sosyalist düşüncenin, kapitalist ekonomik işleyişten doğan problemler karşısında daha adaletli, sömürüden uzak ve insanca yaşamayı sağlayabilecek bir iktisadi sistemi tesis etmeyi amaçlayan bir düşünce akımı olarak tanımlanabilmesi mümkündür. Fakat sosyalizmin tanımında ifade edilen amaçların pratiğe geçmesi için çağa ve koşullara göre değişen sosyalist düşünce tipleri var olmuştur. Bu nedenle de sosyalist düşünce içinde demokratik, devrimci, Hristiyan, fabianist, otoriter ya da devletçi sosyalist düşünce tipleri düşünce tarihinde varlık alanı bulmuştur.

2

K. H. Marx, P. Sweezy, M. Dobb ve P. Baran gibi sosyalistler tarafından yapılan sosyalizm en geçerli  tanımı neyi ifade etmektedir?

Tanımların çokluğuna rağmen sosyalizmin en geçerli tanımı K. H. Marx, P. Sweezy, M. Dobb ve P. Baran gibi sosyalistler tarafından yapılmıştır. Onlara göre tanımın odaklanması gereken husus, üretime katılan makinelerin yani üretim araçlarının kime ait olacağıdır. Örneğin Marx’a göre sosyalizm, üretim, değişim ve dağıtım araçlarının kamulaştırılması ve bunların özel bireylerin sömürücü mülkiyetinden kurtarıldığı bir ekonomik ve siyasal düzeni ifade etmektedir.

3

Marksizm öncesindeki ve Marx’ın yaşadığı çağdaki sosyalist düşüncelerin ayrıldıkları gruplar nelerdir?

Marksizm öncesindeki ve Marx’ın yaşadığı çağdaki sosyalist düşünceler, aralarında bazı düşünsel farklılıklar olmakla birlikte ütopik sosyalist düşünce, devlet sosyalizmi düşüncesi, anarşist sosyalist düşünce, fabian sosyalist düşünce ve Hristiyan sosyalist düşünce olarak beş gruba ayrılarak incelenebilir.

4

Karl Marx ütopik sosyalist düşünceyi hangi yönden eleştirmiştir?

Karl Marx, mevcut düzeni sadece yorumladıkları, bu düzeni değiştirmek için hiçbir öneri getirmemeleri nedeniyle kendisinden önce gelen sosyalist düşünürleri ütopik (hayalciler) olarak nitelendirmiş ve kendi düşüncelerinin dünyayı değiştirmek amacına yönelik bir eylem felsefesi taşıdığını ifade etmiştir. Bu nedenle de kendi teorilerini bilimsel, devrimci ve en gelişmiş sosyalist düşünceler olarak sunmuştur. Marx’a göre ütopik düşünürler, kapitalist toplumun hangi kırılma ile sosyalist bir topluma dönüşeceği ya da dönüşmesi gerektiği konusunda yetersiz ve gerçeklerden uzak bilgilere sahiptirler.

5

Ütopik sosyalist düşünce içinde sayılabilen düşünürler kimlerdir?

Ütopik sosyalist düşünce içinde Eflatun (Plato), Thomas More, Thomas More, Sismonde deSismondi, Charles Fourier, Robert Owen ve Saint Simon gibi değişik çağlarda ve değişik toplumlarda yaşamış olan düşünürleri saymak mümkündür.

6

Thomas More'ın eseri Ütopia'nın temel amacı nedir?

More’un eserinin temel amacı, mevcut toplum düzenine isyan ederek bağımsız, mülkiyetten arınmış ve adaletli yeni bir toplum yapısı kurmaktı. More, kitabında bu toplum yapısının nasıl olması gerektiğini anlatmaktadır. Ütopya bir ada devletidir. Bu devlet, ortasında Amaraute adı verilen bir başkentle birlikte 54 şehirden oluşur. Her şehirde 10’u kadın, 10’u erkek ve 2’si köle olmak üzere toplam 22 kişiden oluşan 600 aile yaşar. Thomas More’un Ütopya’sında kolektif mülkiyet söz konusudur. Üretime herkes katılacaktır, lüks malların üretimi söz konusu değildir, din ayrımı yoktur, üretimin temel amacı ütopyanın ihtiyacının karşılanmasıdır. More’a göre bütün suçların ve huzursuzlukların kaynağı, adaletin ve mutlu bir politikanın engelleyicisi özel mülkiyettir. Ütopya’da bütün düzenlemeler başkentte yer alan otorite tarafından yapılır.

7

Sismondi'nin kapitalist sisteme bakış açısı nedir?

Sismondi, kapitalist sistemin yapı itibariyle ekonomik krizler yaratan bir sistem olduğunu ileri sürdü. Kapitalist üretim fazlası bir yandan krizleri yaratmakta, diğer yandan bu krizler nedeniyle işsizlerin sayısındaki artışı körüklemektedir. Bunun nedeni, teknolojik ilerlemenin üretimi makine yoğun bir biçime dönüştürmesidir. Piyasada işsiz kalan işçilerin ise yeni işler bulması zaman alacağından sefaletin ortaya çıkması kaçınılmazdır. Kapitalist krizin tek nedeni fazla üretim değildir. Onunla birlikte nüfus artışı nedeniyle işçi ücretlerinin giderek azalması ve talepte de onu izleyen bir azalma meydana getirmesi ile rekabetin had safhaya ulaşmış olması krizin nedenleri arasındadır. Aynı zamanda krizleri yalnızca ekonomik olarak değil sosyal bir kriz olarak da kabul etmek gerekir. Sismondi, toplumsal sınıflaşmanın oluşma nedenini servet ile emek arasındaki ilişkinin kesilmesinde, eskiden olduğu gibi üretim ve çalışma kararının dar bir üretim ortamında değil de, kapitalistlerin keyfi doğrultusunda alınmış olmasında arar.

8

Fourier'in liberlizm ile ilgili düşünceleri nelerdir?

Fourier bütün hayatı boyunca tüccarlardan ve sanayileşmeden nefret etmiştir. Ona göre tüccarlar bir tür asalaklar sınıfıdır ve ticaret, tüccar burjuvazisi yaratan bir faaliyettir. Serbest ticarette satıcı dilediği fiyatı isteyebilir ama alıcının fiyatı düşürmek gibi bir şansı yoktur. Ekonomik liberalizm, anarşi ve açlığın kaynağıdır. Fourier’e göre krizler ve ücretlerin düşmesi arasında doğrusal bir ilişki vardır. Sefaletin nedeni endüstriyel anarşidir. Rekabetin fiyatları düşürmesi söz konusu değildir. Çünkü satıcıların amacı zaten fiyatları düşürmek değildir. Bunun için Fourier mülkiyet kurumunu eleştirir. Ona göre liberalizm, işçinin ürettiği mala müteşebbis sınıfın el koymasına neden olurken işçinin kendi ürettiği malı tüketmesini engellemektedir.

9

Robert Owen'in sosyalist düşünceleri nasıl özetlenebilir?

Owen da kendinden öncekiler gibi problemin, artan kârların bölüşümünde toplumun bir sınıfının avantajlı bir konumda olmasında yattığını düşündü. Bu nedenle kârın ve faizin kaldırılması, gelir ve ücret farklılıklarının yok edilmesi ve herkesin ihtiyacına göre üretimden pay alması gerektiğini söyledi. Kâr, maliyete eklenen ve fiyatların yükselmesine neden olan bir fazlalıktı. Buhranların ve satılamayan malların temel nedeni de bu fazlalıkta yatmaktaydı. Çünkü işçilerin ürettiği mala yapılan kâr ilavesi, işçilerin mevcut gelirleri ile bu malları tüketebilmelerini engelliyor, mallar satılamıyor, stoklar büyüyor ve bir yandan ekonomik krizler ortaya çıkarken diğer yandan toplumun ihtiyaçları giderilmeden kalıyordu. Ona göre paranın toplumdan kaldırılması, bunun yerine emek ile ölçülebilir bonoların getirilmesi gerekliydi. 

10

Saint Simon'a göre ekonomik krizlerin nedeni nedir?

Simon’a göre toplumdaki ekonomik krizlerin nedeni üretim araçlarının ve çıktının, bunlar hakkında bilgi sahibi olmayanlar tarafından denetlenmesiydi. Bunun aşılması için tek yöntem kolektif mülkiyetti. Kolektif mülkiyet, merkezi bir yetki ile mülkiyetin yeniden dağıtımı gerçekleştirilmelidir. Simon, kurmayı düşlediği toplumda, mevcut bütün kurumların yıkılarak yerine yeni kurumları koymak gerektiğini düşündü. Ona göre var olan her şey yıkılmaksızın yeni bir sistemin tesis edilmesi mümkün değildir.

11

F. Lassalle’ın klasik ücret teorisini nasıl nitelemiştir?

F. Lassalle’ın klasik ücret teorisini nitelemek için kullandığı ücretlerin tunç kanunu nitelemesi literatürde kendisine yer bulmuştu.

12

Anarşist iktisadi düşüncenin temel felsefesi nedir?

Temel felsefesi, insan iradesinin üzerinde hukuki, ahlaki, dini ve toplumsal bütün otoriter söylem ve inançların reddedilmesine dayanmaktadır. Bu anlamda anarşizm bireycidir. İnsanlar doğuştan eşit doğarlar ve sonradan elde ettikleri çatışma ruhu, onların içinde bulundukları sosyal ortamlardan kaynaklanırdı. Bu nedenle devletin her türlüsünü, adalet ve ulusal güvenlik gibi temel görevler üstlenmek amacıyla oluşturulmuş olanını bile reddettiler. 

13

F. Lassalle'in klasik düşünceyi hangi yönlerden eleştirmiştir?

F. Lassalle’ın bütün eleştirisi klasik ücret teorisi üzerine yoğunlaştı. Ricardo’nun, düşük ücret sonucu işçilerin fakir kalmaları kendilerinin çok çocuklu olmalarının suçudur önermesi ve Malthus’un nüfus teorisiyle, fakirliği ve düşük ücretleri sanki doğal bir durumun parçasıymış gibi sunması, Lassalle’ın eleştirisinin merkezini oluşturmuştu. Lassalle aynı zamanda suçlu olarak özel mülkiyeti ve özel mülkiyetin neden olduğu çalışma düzenini öne çıkarmıştı. Lassalle, ekonomik çözüm önerileri ile birlikte siyasi çözüm önerisi de getirdi. Ona göre işçiler politik açıdan örgütlenmeli, bütün vatandaşlar oy hakkına ve siyasi örgütlenme imkânına sahip olmalıydı. Lassalle’a göre çözüm, kapitalist sistemin ve onun kurumlarının ortadan kaldırılmasıdır.

14

Louis Blanc tarafından ileri sürülen düşünceler nelerdir?

L. Blanc’a göre mevcut problemlerin nedeni kapitalizmin temelini oluşturan rekabetti. Ücret piyasasındaki rekabet ücretlerin düşmesine, işçi sınıfının fakirleşmesine ve sonuçta ahlâk dışı davranışlara meyletmelerine neden olurdu. Ona göre mal ve hizmetler piyasasındaki rekabetin ilk bakışta tüketiciler açısından faydalı olduğu gibi bir sonuca varılsa da, rekabet tekelleşmeye neden olarak adaletsizliğin keskinleşmesini beraberinde getirirdi. Ona göre devlet, iyi bir ücret düzeyinde çalışma koşullarını düzenlemeli, temel mal ve hizmetleri üreten sektörleri devletleştirmeli, rekabeti önlemek için sosyal atölye ismini verdiği işçi birliklerini devlet sermayesini kullanarak kurmalıdır.

15

K. Rodbertus'un liberalizmi hangi açıdan eleştirmiştir?

K. Rodbertus da eleştirilerini klasik ücret teorisine yöneltti. Rodbertus temel sorumlu olarak liberalizmi ve özel mülkiyeti suçlular listesinin başına koydu. Ona göre liberal iktisadın rekabet düşüncesi ve devletin burjuvazi tarafından ele geçirilmiş olması toplumun fakirliğini, sınıf farklarını ve adaletsizliği körükleyen temel unsurlardı. Rodbertus’a göre yaşadığı toplumda sınıflar arası zenginlik farkının gittikçe açılmasının suçlusu, toplumun ekonomik hayatını kontrol altında tutan özel mülkiyetti. Klasik iktisadın buhranları, toplumu ve özellikle işçi sınıfını sefaletin içine itmekteydi. Rodbertus’a göre kapitalizm sefaleti körüklerken, diğer yandan alım gücünün düşmesi nedeniyle iktisadi krizlerin ortaya çıkmasının da temel aktörüydü. Teknoloji, verimliliği ve üretimi artırır ancak işçi ücretleri artış göstermezdi.

16

Anaşirst düşüncenin temsilcileri arasında hangi düşünürler sayılabilir?

Anarşist düşüncenin temsilcileri olarak her ne kadar kendi içlerinde bazı düşünce ayrılıkları olsa da Pierre Joseph Proudhon (1809–1865), Mikhail Aleksandroviç Bakunin (1814–1876), Peter Alekseyeviç Kropotkin (1842–1921) ve Sergey Gannadiyeviç Naçayev (1847–1882) gibi isimleri saymak mümkündür.

17

Anarşist düşünce temsilcilerinden Proudhon liberalizmi hangi yönlerden eleştirmiştir?

Proudhon’un öncülük yaptığı ilk grup, liberalizme karşı olup, mülkiyeti bir hırsızlık gibi sunarken, kolektivizme de sıcak bakmadılar. Onların çözüm önerisi meşru mülkiyeti ve rekabeti geçerli kılmaktı. Proudhon, düşüncelerinde liberalizmin mülkiyet inancının ve bölüşüm organizasyonunun adaletsiz olduğu ve ortadan kaldırılması gerektiğini ifade ederken, herkesin kendi emeği ile ürettiği mallar üzerinde mülkiyet hakkının olabileceğini ileri sürdü. Toprakta ise bu hak zaten olamazdı. Çünkü toprağı hiç kimse emeği ile yaratmamıştı. Devlet ortadan kaldırılmalı ve sürekli değişim halinde olan toplumda onun yerini yerel yönetimler arasında dağıtılan otorite ve yasaların yerini alacak olan federatif ve karşılıklı bireyler arası hür anlaşmalar almalıydı. Dini inançlar tamamen reddedilmeliydi. Sonuçta bütün işçiler kendileri tarafından yaratılan değerlerin sahibi ve onları başka değerlerle değiştirebilme özgürlüğüne sahip olmalıydı.

18

Anarşist düşünce akımının ikinci grubunun temsilcileri Bakunin ve Kropotkin düşünceleri hangi konulara odaklanmaktadır?

Bakunin ve Kropotkin’in temsil ettiği ikinci grup özel mülkiyetin yerine sosyal mülkiyet önerisini ileri sürdü. Bunlara göre hiçbir zenginlik üzerinde kimsenin mutlak bireysel hakkı yoktu. Her şey herkesindi. Herkese refah ve hayat hakkı tanınacak ve herkes emeği kadar, yani katkısı kadar tüketecekti. Bakunin’in düşüncesinde kolektif emeğe, ortak çalışmaya ve toplumsallığa vurgu vardı. İnsanlar maddi bağımsızlıklarını elde ettikleri, Tanrı’dan ve ilahi nitelikteki düşüncelerden kurtuldukları, eğitim aldıkları ve hürriyeti geliştirdikleri ölçüde kendi özgürlüklerinin farkına varırlardı. İnsanlar devletin ve toplumun gelişme yönündeki baskılarına karşı tepkilerini göstermek zorundaydılar. Bakunin bu bakış açısından hareketle burjuva toplumunun sömürge sistemine ve bu düzeni devam ettirmek isteyen devlete karşıydı. Devlete ve kiliseye karşı yapılacak bir ihtilâl önermişti. Bu ihtilâl sonrası, Marx’ın aksine, devleti dönüştürmek yerine onu hemen yıkmalı ve varlığına son vermeliydi.

19

Fabiancı sosyalist düşünceyi geliştiren derneğin temel amacı nedir?

Derneğin temel amacı bir toplum içinde fırsat eşitliğini, toplumun ekonomik kaynaklarının ortak mülkiyetini sağlamak ve bunun için de demokratik bir denetim mekanizması ile toplumdaki bireylerin ve sınıfların ekonomik imtiyazlarını ve farklılıklarını ortadan kaldırmaktı.

20

Hristiyan sosyalist düşünceyi, sosyalist düşüncenin diğer tiplerinden ayıran en önemli özelliği nedir?

Hristiyan sosyalist düşünceyi, sosyalist düşüncenin diğer tiplerinden ayıran en önemli özellik, materyalist, devrimci, fabiancı veya anarşist çözüm önerilerinin aksine temelinde Hristiyanlığın olduğu ahlaki iyileştirmeleri merkeze almasıydı. Onlar, bir devrim veya sistem değişikliği önermenin aksine, mevcut ekonomik ve siyasal sorunların çözülmesi için sistem içinde kalınması gerektiği düşünüyorlardı. 

21

Karl Marx'a göre kapitalizm neden çökecektir?

K. H. Marx önce bu toplumsal dönüşümün yasalarını tespit etti. Ama asıl sorun bundan sonra başlıyordu. Zira insanlık kapitalist aşamaya gelmişti. O halde kapitalizmin tahlilini yaparak bir sonraki toplumsal aşama olan sosyalizme nasıl geçileceğinin analizini yapmak ve yerini sosyalizme nasıl terk edeceğini tespit etmek gerekiyordu. İşte Marx, neredeyse bütün çalışmalarını bu ana problemi merkeze oturtarak kaleme almış ve düşüncelerinde kapitalizmin çökmek zorunda olduğunu, bu çöküşü ise burjuva ve proleterler arasındaki karşıtlık sonucunda oluşan sınıf çatışması sayesinde gerçekleşeceğini ifade etmişti. Birçok çalışması olmasına rağmen onun iktisadi düşüncelerinin toplandığı eseri Das Capital (Kapital) olmuştu. Kapital’in birinci cildi 1867 yılında Marx hayatta iken, diğer iki cildi, o öldükten sonra eşi Jenny ve yakın arkadaşı Engels tarafından yayınlanacaktı.

22

Marx'ın temel amacı nedir?

Marx’ın temel amacı toplumların tarihini ve bu tarihteki dönüşümün dinamiğinin ne olduğunu açıklamaktı.

23

Diyalektik felsefe neyi ifade etmektedir?

Diyalektik felsefe, gelişme ve evrimin temelinde bir uyum (harmony) değil de bir çatışma olduğunu, gelişmenin ancak karşıt güçlerin savaşımı sonucunda ortaya çıktığını ifade ediyordu. Buna göre gelişmenin temelinde, zıtların daha üst düzeyde bir birlik içinde birbirinden doğarak gelişerek ve bir senteze ulaşmaları vardı.

24

Marx, Hegel'in anlayışını ters yüz eden düşüncesi nedir?

Marx, doğada meydana gelen bütün ide değişmelerinin maddi değişmelerden kaynaklandığını ifade ederek Hegel’in anlayışını ters yüz etti. Mark’a göre bu yaklaşım, gelişim ve dönüşüm sürecini anlamanın ötesinde, gelişim ve dönüşümün dinamiklerinin olduğunu, gelişim ve dönüşümde tez-antitez-sentez sürecinin anlaşılmasında çatışma ve çelişkilerin hangi güçler arasında gerçekleştiğini ve bunların gelecekte hangi şekillere bürüneceğini de bilmek ve anlamak gerekiyordu. Marx’a göre idedeki çatışmalarla ortaya çıkan yeni durum maddi âlemdeki gelişmenin değil, maddi âlemdeki çatışmalar sonucu ortaya çıkan idedeki gelişmelerin nedeni ve kaynağıydı.

25

Marx'a göre üretim tarzının iki görünümü nelerdir?

Marx’a göre her üretim eylemi iki yön içerirdi. Farklı bir deyişle, her üretim tarzının iki görünümü bulunurdu. Bunlardan ilki üretim güçleri, ikincisi ise üretim ilişkileriydi. Üretim güçleri kendi içinde, üretimin yapılmasına yardımcı olan üretim araçları, üretimi yapan insan, üretim yapan insanın üretim deneyimleri ve üretimi yapan insanların iş alışkanlıkları şeklinde dörde ayrılırdı. Üretimin bir diğer yönü üretim ilişkileriydi. Üretim ilişkileri üretim esnasında, üretim araçları üzerindeki mülkiyeti, toplumsal sınıflaşmayı ve iş bölümünü içerirdi. Üretici güçler ve üretim ilişkilerinin birlikteliği ise o toplumsal düzeydeki üretim tarzını oluştururdu. Üretim tarzı o toplumsal düzeyin alt yapısıydı. Bir de, alt yapının değişmesi ile değişen ve gelişen, o topluma ait üst yapı vardı. Diyalektik materyalizme göre üst yapı alt yapıya ve ondaki değişmelere bağlıydı. O halde alt yapının değişmesi, toplumun mevcut siyasal ve ideolojik üst yapısının değişmesi ile sonuçlanırdı. Kapitalist devlet bile kapitalist üretim tarzının üst yapı unsurlarından birisi olarak sosyalist üretim tarzına geçişle birlikte değişime uğrardı.

26

Marx'a göre bir malın değerini ne belirlemektedir?

Marx’a göre bir malın değerini ne o malın faydası, ne arzı ve talebi, ne de malın piyasadaki değeri belirlerdi. Kimi zaman faydası az olan şeyin değeri yüksek olabilirdi. Arz ve talep ise malın gerçek değerini değil piyasa değerini gösterirdi. Malın miktarı da malın değerini belirlemezdi. Zira az olan çoğu mala tüketiciler değer atfetmiyorlardı. O halde bir metanın değerinin kaynağını ve değerinin büyüklüğünü belirleyen tek şey olarak metaların üretilmesi esnasında metaya katılan emek kalıyordu. Peki ama bu nasıl gerçekleşiyordu? Marx’a göre bir metanın değerinin büyüklüğünü o metanın üretimi esnasında meta içerisine katılan soyut emek miktarı belirlerdi. Emeklerin verimlilik farkları bu belirlemede bir sorun oluşturmazdı. Zira metanın değeri, toplumsal bakımdan gerekli olan emek zamanı ile ölçülürdü. Toplumsal bakımdan gerekli emek zamanı, bir toplumda herhangi bir metanın üretilmesi için, ortalama toplumsal koşullar altında (ustalık düzeyi ve teknolojik düzey gibi) gerekli olan emek zamanını ifade ederdi. Aksi halde emeğin verimliliği ve değeri arasında ters yönlü bir ilişki oluşacağı kesindi.

27

Marx'ın ekonomide karlar hakkında düşüncesi nedir?

Marksist düşünceye göre kapitalist bir ekonomide kârlar, ortalama kâr oranına doğru gitmek, yani bütün endüstrilerde eşitlenme eğilimi içinde olmak zorundadır. Bir kere kapitalist bir üretim içinde bütün sektörlerde sabit ve değişken sermaye miktarları farklıydı. Bu farklılık hem üretilen metanın değerinin, hem de bu sektörlerdeki kâr oranlarının farklılaşmasını beraberinde getirirdi. Fakat bu böyle devam edip gitmezdi. Kâr elde etme yarışında olan kapitalistler sermayelerini, s/d oranı düşük olan endüstrilere kaydıracaklardı. Kârın artırılması için yapılan bu operasyon değişik sektörlerde kârların eşitlenmesine neden olurdu. Buradan çıkarılması gereken sonuç, bütün proleterlerin bütün kapitalistler tarafından sömürülüyor olmasıydı.

28

Marx'a göre artı değer nedir?

Marx’a göre artı değer, kapitalist işletmelerde üretilmesine rağmen, sanayici kapitalist bu artı değerin bir bölümünü tüccar kapitaliste bırakmak durumunda kalırdı.

29

Marx kriz teorisini nasıl açıklamaktadır?

Marx’ın düşüncelerinde müstakil bir kriz teorisine rastlamak mümkün değilse de, onun düşünce bütünlüğüne bakıldığı zaman, kapitalizmin ekonomik bir kriz içine düşeceği inancı net olarak çıkarılabilir. Marx’ın kriz teorisi kâr oranlarının düşmesi ile birlikte analiz edilmelidir. Marx’a göre kapitalizmin krizleri tıpkı Juglar’ın dönemsel kriz teorisi gibi devresellik gösterir. Fakat Marx’ın bu devreselliğe ek olarak söylediği bir şey vardır ki, o da her defasında, kapitalist krizlerin bir öncekinden daha şiddetli bir şekilde ortaya çıkmasıdır. Teknoloji geliştikçe yatırım ve verimlilik artışı işçi talebini artırarak, yedek işsizler ordusunun azalması yönünde etki yapar. Ücretlerdeki azalma kesintiye uğrar, hatta artışa geçer. Ancak bir yandan ücretlerin yükselmesi bir diğer yandan s/d oranının tekrar sabit sermaye lehine değişmesi kâr oranlarını düşürür. Düşen kâr oranları ise hem yatırımların durmasına hem de işçilerin sömürülme konusunda biraz daha tazyike maruz kalmalarına neden olur. Fakat ücretlerin düşmesi kâr oranlarının yeniden artmasına, bu da yatırımların tekrar artarak sürecin yeni baştan başlamasına neden olmaktadır. Bu konjonktürel salınıma aynı zamanda yetersiz tüketim de eşlik edecektir.

30

Marx'ın geleceğin toplumu ile ilgili düşünceleri nelerdir?

İlk aşama, kapitalist toplumun tortularının temizlendiği proleter diktatörlüğü olup, üretim araçları mülkiyetinde kolektivizm söz konusudur. Bu aşama komünist topluma bir hazırlık niteliğindedir. Formül, herkesten yeteneğine göre, herkese emeğine göre şeklinde gerçekleşecektir. İkinci aşama komünizmde ise devletin ortadan kalkması ile birey siyasal yabancılaşmadan kurtulmuş olacaktır. Aynı zamanda, üretim planlı bir ekonominin ilkelerine bağlanacaktır. Bu toplumda, üretimden gerekli giderler çıktıktan sonra geriye kalan fon, toplum bireyleri arasında paylaşılacaktır. Bu paylaşımda temel kıstas çalışma ve emek değil artık ihtiyaç eksenlidir. Bu oluşumlarla birlikte politik ve ekonomik yabancılaşma ortadan kalkacak, cinsler arasında eşitlik sağlanmış olacak, insanlar daha fazla özgürleşecektir. İş bölümü ile bölünmüş olan toplum yeniden birlik haline gelecek, özgürleşecek ve çalışma fiili yalnızca hayatı devam ettirmek için gerekli olan bir faaliyet haline dönüşecektir. Bu toplum, tarihi materyalizmin işleyeceği bir toplum olmayacaktır. İnsanlığın ulaştığı son menzil niteliğindedir. Çünkü artık sistem kendi içinde çelişkiler barındırmamaktadır. Marx, kapitalist sistemin kendi iç ilişkilerindeki çatışma sonucunda ortaya çıkacak olan bir devrimle yıkılacağını, daha doğrusu yıkılmak zorunda olduğunu ileri sürüyordu. Ona göre önce sosyalizm daha sonra ise komünizm hayat bulacaktı. Sosyalizm, komünizme geçişte zorunlu bir aşama idi. Çünkü kapitalist toplum yapısı içinden komünizmin aniden doğabilmesi mümkün görünmüyor

31

Marx ve Lenin'i anarşistlerden ayıran temel farklılık nedir?

Sosyalist devrim sonrasında geçiş sürecinin bazı yasaları bulunmaktaydı ve bu yasalar geçişin tamamlanması için zorunlu görünüyordu. Marx ve Lenin’i de anarşistlerden ayıran temel farklılık burada yatıyordu. Bu yasalar şu şekilde ifade ediliyordu: • Yönetimin ele geçirilmesi ve proletarya diktatörlüğü aracılığı ile yönetimin Marksist ve Leninist parti tarafından yürütülmesi. • İşçi, köylü ve diğer emekçi sınıfların ittifakının sağlanması. • Kapitalist mülkiyet biçiminin lağvedilmesi ve üretim araçları mülkiyelizm doğrultusunda sistemli olarak gelişimi. • İdeolojik ve kültürel planda, kendisini sosyalizme adamış bir aydın sınıfının yaratılması. • Ulusal boyundurukların tasfiye edilmesi, halklar arasında kardeşliğin kurulması. • Sosyalist devletin kurulması ve dışarıdan gelecek yıkıcı komplolara karşı, bu sistemin korunup kollanması. • Dünya çapında işçi sınıfları arasında dayanışmanın sağlanması ve proletarya enternasyonallerinin düzenlenmesi.tinin toplumsallaştırılması. • Tarımın, el birliği ile ilerici sosyalist tarıma dönüştürülmesi. • Ulusal ekonominin, emekçilerin yaşam koşullarını yükseltmeye yönelik olarak sosya

Ünite 6 sorularını uygulamada çözBu ünitenin çıkmış ve deneme soruları, şıkları ve cevap açıklamaları uygulamada.Uygulamada aç