AÖF Soru Bankası
İKT201U · Ünite 3

Klasik İktisadi Düşünceye Göre Ekonomik Sistem

  • 20 soru-cevap
  • İktisadi Düşünceler Tarihi
1

Klasik iktisadi düşünce ne zaman başlamış, bitmiş ve ile kimler bu ekol içinde yer almıştır?

Klasik iktisadi düşüncenin ne zaman başladığı ve bittiği ile kimlerin bu ekol içinde yer aldığı pek net değildir. Klasik iktisat deyiminden ilk bahseden Marx’tır. Marx bu deyimi 1859’da yayınlanan Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı isimli kitabında, İngiltere’de Sir William Petty ile başlayıp David Ricardo ile (1623’ten 1823’e), Fransa’da ise P. Boisguilbert ile başlayıp Sismonde de Sismondi ile biten (1646’dan 1842’ye) dönemler içinde kalan iktisatçıları tanımlamak için kullanmıştı. Marx’tan sonra, A. Smith’in Ulusların Zenginliğini yayımladığı 1776’dan, John Stuart Mill’in Principles of Political Economy isimli kitabını yayımladığı 1848 arasında kalan İngiliz iktisatçılar klasik olarak anılmaya başlamıştı. J. M. Keynes ise klasik iktisatçılar deyimini Alfred Marshall ve onu izleyen iktisatçılar için kullanmıştır. Keynes’in bu sınıflandırması yaygınlık kazanmamış ve genellikle tek başına Alfred Marshall neo-klasik iktisadın temsilcisi olarak kabul edilmiştir. Buna rağmen genel kabul gördüğü şekliyle klasik iktisatçıların en önemli temsilcilerini Adam Smith, David Ricardo, Jean Baptiste Say, Frederic Bastiat, Thomas Robert Malthus ve John Stuart Mill olarak kabul etmek gelenek olmuştur.

2

Kıta Avrupası’nda 16. ve 17. yüzyıllar boyunca ve 18. yüzyılın ilk yarısında hemen her alanda yaşanan dönüşümler nelerdir?

Kıta Avrupası’nda 16. ve 17. yüzyıllar boyunca ve 18. yüzyılın ilk yarısında hemen her alanda yaşanan dönüşümler, klasik iktisadi düşüncenin oluşabilmesi için uygun bir kuluçka dönemi olmuştu. Feodal ilişkiler çözülme başlamıştı. Feodal zirai ve sınai üretim biçimi yavaş yavaş kapitalist ekonomiye doğru evrim geçiriyordu. Siyasal alanda egemenlik krallardan meşruti monarşilere geçerken kurullar, meclisler ve konseyler oluşmaktaydı. Reform ile başlayan süreçte kilise kurumu toplum üzerindeki etkinliğini yitirmişti. Özgürlük, demokrasi, sosyal sözleşme ve insan hakları söylemleri gündeme gelmekteydi. Keşif hareketleri büyük ölçüde tamamlanmıştı. İç ve dış ticarete paralel olarak on bin yıldır değişmeden seyreden üretim çıktısı (milli gelir) artış göstermeye başlamıştı. 18. yüzyıl boyunca ortaya çıkan fiyat artışları yeni yeni palazlanmaya başlayan burjuva sınıfının kâr ve tasarruf imkânlarını artırmakta, iç ve dış talebin artışı, üretimde insan emeği yerine makinelerin ikame edilmesi gerekliliğini dayatmaktaydı. Teknolojide yaşanan gelişmeler sanayi devrimini başlatmıştı. Dönüşümler ticari tarımın oluşmasına ve tarımda da özel mülkiyetin ve kâr için üretimin yaygınlaşmasına yardım etti. Tarımda çitleme uygulanıyordu ve özel mülkiyetin gelişmesi ile birlikte ortaklaşa yapılan üretim bireyselleşiyor ve özel arazilerde yeni ürünler üretiliyordu. Zanaatkârlar, kendi dükkânında, kendi üretim aletleri ile üretim yaparak kendi emeğinin gelirine sahipken hızla sermayenin kontrolü altına girerek fabrika ve imalathanelerde toplanıyor ve işçi oluyorlardı. Zanaatkârlar ve tüccarlar, loncaların kontrollerini faaliyetleri üzerinde özgürlük kısıtlayıcı bir müdahale olarak görüyorlardı. Bu dönüşümler nüfusun artmasına ve kentlerin büyümesine de neden oluyordu. Bu dönüşümler, taşımacılıkta, yeni enerji kaynaklarının kullanımında, bilime dayalı teknolojik keşiflerin üretime adaptasyonunda, sermaye ortaklıklarının kurulmasında ve finans alanlarında ortaya çıkan gelişmeler ile de destekleniyordu. Teknolojinin üretime adapte edilerek çıktıda önemli bir artış sağlayacak şekilde kullanılması söz konusu oluyordu. Önce İngiltere, sonra da Kıta Avrupası ülkeleri Sanayi Devrimi sürecine girmiş bulunuyorlardı. Ancak bunların hepsinin ötesinde asıl değişim Aydınlanma ismi verilecek düşünsel dönüşümle gerçekleşmişti.

3

Aydınlanma nedir?

Aydınlanma en genel anlamda, Reform ile başlayan, kilisenin ve dinin dünyadan ve dünyalık işlerden uzaklaştırılması süreci olarak tanımlanabilir.

4

Aydınlanma dönemi nedir ve klasik iktisadi düşünceye etkileri nelerdir?

Klasik iktisadi düşüncenin oluşmasında merkantilist ve fizyokrat düşünürlerin, dönemin siyaset bilimcilerinin, tarihçilerinin, felsefecilerinin, teologlarının ve edebiyatçılarının katkıları olmuştu. Ancak en önemli etki 1688 Kutsal İngiliz İsyanı ile 1789 Fransız İhtilali’ne kadar geçen ve Aydınlanma olarak isimlendirilen dönemdeki düşünsel gelişmelerden gelmişti. Aydınlanma dönemi genelde 1500-1650 ve 1650-1750 arasında olmak üzere iki aşamada değerlendiriliyordu. İlk dönemde astronomi, matematik ve fizik bilimlerinde yaşanan gelişmeler ikinci dönemde yaygınlık kazanarak sosyal bilimleri de kapsayacak bir düzeye gelmişti.

5

Aydınlanma düşüncesinin içinde yer alanların amacı nedir?

Aydınlanma düşüncesi içinde yer alanların amacı, insanları özü itibariyle köleleştirdiğine inanılan mit, ön yargı, hurafe ve bunlara kurumsal bir kimlik kazandırdığı düşünülen dinin temsil ettiği geleneksel düzenden kurtarmak ve onun yerine özgürleştirici kimliğine iman edilen aklı ikame etmekti. Bu nedenle bu dönem Akıl Çağı olarak da isimlendirilmektedir.

6

Aydınlanma düşüncesinin boyutları nelerdir?

Aydınlanma düşüncesi genellikle üç boyutta açıklanabilir. Bunlardan ilki Aydınlanma düşüncesinin yıkıcı boyutudur. İkincisi, yıkılan eski düzenin yerine yeni bir sistemin kurulmasını amaçlayan kurucu boyuttur. Bu ikincisi birincisinin doğal bir uzantısıdır ve kendisini rasyonalizmde (aklın merkezileştirilmesi), bilimcilikte, ilerlemecilikte ve liberalizmde ortaya koymaktadır. Üçüncü boyut teknik boyuttur ve kendisini, epistemik, ontolojik ve etik (ahlak) alanlarda göstermektedir.

7

Aydınlanmanın ikinci boyutunun unsurları nelerdir?

Aydınlanmanın ikinci boyutu kendisini rasyonalizm, bilimselcilik, ilerlemecilik ve liberalizmde somutlaştıran kurucu boyuttu.

8

Aydınlanma düşüncesinin yıkıcı boyutu neyi ifade eder?

İlk boyut, bir şekilde modern döneme kadar yaşayabilmiş olan bütün ilke, inanç, din, otorite ve kurumun yıkılarak, onlardan kurtulmak gerektiğini ileri sürdü. Din ve kilise bunlardan en önemlileriydi. Aydınlanmacıların çoğu ateist olmalarına rağmen, Tanrı’nın varlığını toplumsal devamlılık için gerekli gördüklerinden ve en azından bir imalatçı-yaratıcı Tanrı’nın kabulünün iyi olacağına kanaat getirdiklerinden, deist bir anlayışın varlığınasavaş açmamışlardı. Bu anlayış beraberinde, metafiziğin dışlanmasını ve bilginin ampirik yollarla ve somut nesneler ile kurulan bir ilişki sayesinde elde edilebileceğini getirdi. Buna göre Tanrı’nın dünyaya müdahalesine ve mucizelere karşı çıkılırken, ölüm sonrası hayatın ve bir ödül ve ceza sisteminin olmadığına vurgu yapıldı. Kökeninde Tanrı ve kilisenin olduğu otoriteler ve Tanrı tarafından koyulmuş bir sosyal hiyerarşinin var olduğu kabul edilen otoriter sınıflaşmalar reddedildi. Ancak Aydınlanmacıların bu yaklaşımı Tanrı’yı reddetmek yerine, Newton’un evrensel makinesini hareket ettiren Tanrı anlayışı ile deizm olarak kendini gösterdi. Böylece metafizik dışlanmalı, ampirik yaklaşımlar dışındakiler reddedilmeliydi. İnsanın ancak görünüşlerin ve fenomenlerin arkasındaki yasal ilişkileri bilebileceği ileri sürüldü.

9

Klasik iktisadi düşüncenin öncüleri kimlerdir?

Klasik iktisadi düşüncenin oluşmasında siyaset bilimci, hukukçu, edebiyatçı, teolog, fizikçi, uzay bilimcisi, felsefeci ve başka pek çok düşünürün katkısı olmuştu. Bunlara, pratikteki bazı gelişmeler ile merkantilist ve fizyokrat düşünürleri de eklenmişti. Fizyokratik iktisadi düşüncenin kısa ve bölgesel etkinliği istisna edilirse, merkantilizmden klasik iktisadi düşünceye doğru geçişte birçok düşünür, özgürlük, bireycilik, rasyonellik, faydacılık, sübjektivizm, para, dış ticaret, faiz, ekonomik denge ve mülkiyet gibi hususlardaki düşünceleri ile klasik düşünceyi etkilemişti. 18. yüzyılda yaşamış söz konusu felsefeci-iktisatçılardan bazılarını John Locke, Josiah Child, David Hume, Richard Cantillon ve Jeremy Bentham olarak belirlemek mümkündü.

10

Hume’un klasik iktisadi düşünceye en önemli katkısı nedir?

Hume’un belki de en önemli katkısı uluslararası dış ticaretin işleyiş mekanizmasına ilişkin olarak geliştirdiği düşünceydi. Merkantilistler ülke içindeki altın ve gümüşün bol olmasının taraftarı olmuşlardı. Hume, müdahalenin olmadığı bir durumda dış ticaret açığından da, fazlasından da korkmanın gereksiz olduğunu, uluslararası dengenin kendiliğinden oluşacağını ifade etti Ona göre bir ülkenin ucuza üretim yapması, dış rekabet avantajı sağlayarak ülke içinde para miktarının ve fiyatların yükselmesi sonucunu doğuracaktı. Çünkü ucuz üretim ihracatı artıracak, artan ihracat ülkeye para girmesine neden olacak ve artan para miktarı ülke içindeki fiyatların yeniden artışı ile sonuçlanacaktı. Tersi durumda mekanizma tersine işleyecekti. Bu mekanizma sikke aktarım mekanizması olarak isimlendirildi.

11

Klasik iktisadi düşüncenin felsefesine göre insanın kişisel çıkarı izlemek şeklindeki günah ve kötülüklerinden bir toplumsal faydaya ulaşılacağını ifade eden düşünceyi savunan düşünürler kimlerdir?

İkinci düşünceyi savunan düşünürler arasında C. L. Montesquieu, B. Pascal, G. Vico, G. W. F. Hegel, Johann W. von Goethe, A. Pope, T. Hobbes ve B. Mandeville gibi güçlü düşünürler bulunuyordu.

12

Klasik iktisadi düşüncenin felsefesine göre  insana verilmiş, günah veya kötü olarak kabul edilmesi mümkün olmayan meşru duygulardan bir tür toplumsal faydaya ulaşılacağını ifade eden üçüncü grupta hangi düşünürler bulunmaktadır?

Bu grupta A. Smith, D. Hume ve F. Hutcheson yer almaktadır.

13

Ricardo yönteminin eleştirilen yönleri nelerdir?

Ricardo bir tür kısmi denge analizi gibi bazı faktörleri sabit varsayarak analizini sürdürüyordu. İnceleme tekniği, bütün bağımsız değişkenleri analize dâhil etmesini önlüyordu. Bazı durumlarda ise önceden değişken olarak kabul ettiği bir faktörü sabit tutup bir başkasını değişken faktör kabul ediyordu. Ancak yine de Ricardo, az sayıdaki değişkenle kurmuş olduğu basit bir model ile gerçek dünyadaki karmaşıklığı açıklamayı ilk kez denemiş ve bunda da kısmen başarılı olmuştu. Bu başarıya rağmen iktisadın günlük olaylarla ve diğer sosyal bilimlerle ilişkisi kesilmiş ve sonuçları iktisatçılar tarafından biraz da alaycı bir biçimde eleştirilmişti. Ücret fonu, nüfus-ücret ilişkisi, kendiliğinden denge, rant teorisi, milli gelirin dağılımı gibi düşünce ve teoriler, yöntem bağlamında eleştirilenler içinde yer alıyordu.

14

Smith'e göre değer düşüncesi neyi ifade etmektedir?

Smith, analizinde tarihi ikiye bölerek, kapital birikiminin olmadığı dönemlerde bir malın değerinin ona harcanan emek zamanıyla ölçülerek buna göre diğer mallarla değişime girdiğini ifade etmişti. Örneğin bir alet kullanılmadan bir kunduz 1, bir geyik 2 günde avlanabiliyorsa bu durumda 1 geyik 2 kunduza eşit olacaktı. Ancak, sermaye birikiminin başladığı ve toprakların özel mülkiyete geçtiği toplumlarda üretim için gerekli girdilerin toplam değerinin, üretilen malın değerini belirleyeceğini ifade etmişti.

15

J. S. Mill'e göre değer teorisi neyi ifade eder?

J. S. Mill, değer konusunda kapsamlı bir bakış açısına sahipti. O, kullanım ve mübadele değeri ayrımını reddederek değerin mübadele değeri olarak ele alınması gerektiğini düşündü. Değer ona göre hem bir malın ihtiyaçları ve istekleri tatmin etme gücüydü, hem de fiyatla aralarında doğrudan bir ilişki yoktu. Mill değer düşüncesinde arz ve talep yanında, fayda ve maliyet gibi unsurların da değer üzerinde etkili olduğu sonucuna ulaşılırken üretim miktarı ile artan maliyet arasındaki ilişkiye de değinmişti.

16

J. B. Say'in üretim düşüncesi yaklaşımı nedir?

J. B. Say üretim fonksiyonu konusunda iyimser düşüncelere sahipti. Ona göre teknolojik yenilik maliyetleri aşağı çekerek artan getiriye neden olurdu. Bu teknolojik yenilik o denli ileri boyutlara ulaşacaktı ki, bütün mallar hava ve su gibi serbest olacak ve kıtlık problemi ortadan kalkacaktı.

17

Ricardo'ya göre üretim düşüncesi neyi ifade eder?

Smith’in üretim fonksiyonu ile ilgili görüşleri ve iyimser tutumu Ricardo’da yoktur. Ricardo’ya göre tarım ve sanayideki üretim fonksiyonları farklı kanunların etkisi altında olup, uzun dönemde tarımdaki üretimin getiri yasası bütün ekonomideki üretim fonksiyonunun niteliğini belirleyecekti. Yani tarımdaki azalan getiri yasası imalât sanayisinde de belirleyici olacak ve bütün ekonomi azalan getiri yasasının etkisi altına girecekti. Tarımdaki azalan getirinin nedeni, toprak arzının sabit ve tarımsal toprakların verimlerinin farklı olması nedeniyleydi. Zira nüfus artarsa daha verimsiz topraklara geçilir, bu ise tarımsal ürünlerin fiyatlarını yükseltirdi. Yükselen fiyatlar ise rantların artması ve kârların azalmasına neden olur ve ekonomiyi durgunluğa sürüklerdi.

18

Mübadele denklemi neyi ifade eder?

Klasik iktisadın para miktarı ve fiyatlar arasında kurduğu ilişki, onlar böyle bir denklem kurgulamasalar da mübadele denklemi (MV=PT) ile ifade edilebilir. Bu denklemde M para miktarını, V de paranın dolaşım hızını, yani elden ele geçiş sayısını göstermektedir. Bu ikisinin çarpımı ekonomide bir dönem boyunca ne kadarlık harcama olduğunu, yani toplam mal ve hizmet alışları için yapılan ödemeleri göstermektedir. P fiyatlar genel düzeyini, T ise ekonomideki işlem miktarını (toplam reel üretim) gösterdiğine göre ikisinin çarpımı, işleme konu olan malların toplam değerini göstermiş olacaktır. Bu denklemde ekonomi tam istihdamda dengede iken ve para dolaşım hızı kısa dönemde sabit iken para miktarının artırılması doğrudan fiyatların artmasına neden olurdu.

19

Klasik dış ticaret teorileri nelerdir?

Klasik dış ticaret teorisi Smith ve Ricardo’nun teorileri bilinmektedir. Smith, dış ticaretin özgürce yapılabilmesini savundu ve mutlak üstünlükler teorisini geliştirdi. Ricardo ise karşılaştırmalı üstünlükler teorisini ileri sürdü. Her ikisi de dış ticarette özgürlükten yana olmalarına rağmen özgürlüğü isteme gerekçeleri birbirlerinden farklıydı. Mill ise Ricardo’nun dış ticaret teorisini esas alarak onu geliştirdi. Smith, dış ticaret serbestisinin, ölçeğin büyümesini ve bu sayede ülke içinde iş bölümü ve verimliliğin artması sonucu ülkenin zenginliğini artıracağını düşünüyordu. Ricardo ise serbestlik sonucu ülke dışından buğday ithalinin gerçekleşeceğini ve marjinal topraklara gidilmesi nedeniyle ortaya çıkan rantların azalacağını ve son tahlilde ücretlerin düşerek azalan kârların önüne geçileceğini savunuyordu.

20

Klasik iktisadın denk bütçe yaklaşımı nedir?

Klasik iktisadın denk bütçe yaklaşımı, ekonomiyi bir aile ekonomisi gibi değerlendirmiş olmalarının bir sonucuydu. Klasik iktisatçılara göre maliye politikaları yansız olmalı, yani devlet ekonomiye müdahale etmemeli, üretici ve tüketicilerin davranışları üzerinde etkili olmamalıydı. Mesela Adam Smith’e göre, ekonomiden yatırıma yöneltilecek fonların borçlanma yoluyla devlete aktarılması devlet tarafından verimsiz harcamalara aktarılarak sermaye birikimi açısından olumsuz sonuçlara neden olurdu. Ricardo, bu bağlamda Smith’e yakın düşüncelere sahipti. Ona göre, devletin bütçe açığına başvurması ve bu açığı borçlanma veya vergi gelirleri ile finanse etmesi arasında bir fark bulunmazdı.

Ünite 3 sorularını uygulamada çözBu ünitenin çıkmış ve deneme soruları, şıkları ve cevap açıklamaları uygulamada.Uygulamada aç