Keynesyen Düşüncenin Temel Özellikleri Giriş Keynes, Klasik ve Neo Klasik İktisat’ın varsayımlarından Keynesyen yaklaşım iktisadi düşüncenin en önemli farklı olarak, ekonomiyi arz yönünden değil talep (toplam okullarından biridir. Bu okul John Maynard Keynes harcamalar) yönünden ele alır. Ayrıca Keynes ekonominin tarafından 1936’da yazılan “İstihdam, Faiz ve Paranın eksik istihdam durumundan ancak toplam harcamaların Genel Teorisi” adlı kitapla başlar ve halen Ortodoks devlet tarafından uyarılmasıyla çıkabileceğini İktisat’ın içinde çok önemli bir yer tutmaktadır. Bizzat savunmuştur. Piyasaları emek, para, mal piyasası şeklinde Marshallyan gelenek içinde yetişen Keynes’in fikirleri ele alarak ekonomiyi bütünlük içinde incelemesi, dinamik Neo Klasik İktisat’a bir tepki niteliğindedir. ekonomi analizinin temelini atması; Keynes’in Keynes’in ele aldığı ana konu ekonomide genel dengenin görüşlerinin devrim olarak nitelendirilmesinin temel her zaman tam istihdam düzeyinde oluşup oluşmadığıdır. nedenleridir. Keynes ekonomide dengenin eksik istihdam düzeyinde de Makro Ekonomik Yaklaşım oluşabileceğini ortaya atmıştır. Modelinde, statik denge modeli dahil, marjinalist yaklaşımın bazı özelliklerini de Keynes ve takipçileri özellikle toplam tüketim, tasarruf, içine alan öznel, psikolojik yaklaşım temelli bir sistem gelir ve istihdamı nelerin belirlediği üzerinde oluşturmuş ve devletin ekonomide etkin rol oynadığı çalışmışlardır. Keynes’e kadar iktisatçılar “mikro-makro” müdahaleci kapitalist sisteme teorik altyapı diye bir ayrım yapmamışlardır; Keynes’le birlikte böyle kazandırmıştır. bir ayrım başlamıştır. Mikro iktisat bireysel karar vericilerin davranışlarını incelerken, makro iktisat ise Keynesyen Düşüncenin Ortaya Çıkışı ekonomik birimlerin toplu davranışlarını inceler. Bu
Keynes, hayatını sanayi devriminin bütün ekonomik ve doğrultuda Keynesyen analiz tek bir mal veya hizmetin sosyal sonuçlarının ortaya çıktığı yıllarda geçirmiştir. fiyatındaki artıştan ziyade, ekonomideki bütün mal ve Ayrıca Marksist heterodoks yaklaşımın uygulamadaki pek hizmetlerin fiyatlarındaki ortalama artışı yansıtan çok sonucunu bizzat gözlemleyebilmiştir. Böylesi bir enflasyon; tek bir işçinin emek arzından ziyade dönemde yaşamış olması şüphesiz Keynes’in fikirlerinin ekonomideki tüm çalışanları kapsayan toplam istihdam; iş şekillenmesinde oldukça etkili olmuştur. Keynes’in bulamayan herkesi içine alan işsizlik oranı gibi makro fikirleri Batı Dünyası’nın geçirdiği en büyük ekonomik kavramları çalışma konusu haline getirmiştir.
bunalımlardan olan 1930’lu yıllardaki Büyük Buhran’dan Talep Yanlı İktisat çıkılmasına önemli ölçüde yardımcı olmuştur. Keynes efektif talep kavramı üzerine vurgu yapmıştır. Bu Keynes’in yaşadığı dönemde batı ekonomilerinde büyüme kavram günümüzde toplam talep olarak da oranının hızla düşüyor olması, Keynes’i bu gibi konulara nitelendirilmektedir. Keynes’e göre, toplam talep; ulusal çözüm aramaya yönlendirmiştir. gelirin, üretim düzeyinin ve istihdamın en önemli Kriz yıllarında Birleşik Devletler’deki birçok iktisatçı belirleyicisidir ve toplam talep toplam harcamalardan daha sonra Keynesyen politikalar olarak adlandırılacak meydana gelir. Toplam harcamaların; ekonomideki olan politikaları krizden çıkılması için önermeye tüketim, yatırım, kamu harcamaları ve net ihracatın başladılar. İlgili dönemde tartışılan bu politikalar; federal toplamından oluştuğunu söylemiştir. Ekonomideki tüm hükümetin harcamalarını arttırarak bütçe açığı vermesi, firmalar satış yapmak ümidiyle reel bir çıktı düzeyi üretir. bayındırlık işleri programlarının oluşturulması ve merkez Fakat bazen toplam harcamalar üretilen tüm bu çıktı bankasının kredi kanalını gevşetmesi gerektiği idi. düzeyini satın olmak için yeterli olmayabilir. Satılamayan Önerilen bu politikaların altında yatan iktisadi açıklamalar ürünler firmaların bünyesinde biriktikçe firmalar işçi aşağıdaki gibi özetlenebilir: çıkarmaya ve üretimlerini düşürmeye başlarlar. Yani ekonominin gerçek çıktı düzeyini efektif talep belirler ve • Kamu harcamalarının arttırılmasının toplam bazen efektif talep ekonominin tam istihdam düzeyinde harcama ve gelirde de artışa neden olabileceği, üretebileceği çıktı düzeyinin altında kalabilir. • Ulusal gelir arttıkça tüketim harcamalarının Ekonomideki İstikrarsızlıklar toplam gelirden daha düşük fakat toplam tasarruftan daha yüksek bir oranda artacağı, Keynes’e göre, ekonomi her zaman büyüme ve • Ücretler nasıl üretimin maliyeti ise talebin de daralmalara gebedir; çünkü planlanan yatırım harcamaları kaynağı olduğu, bu yüzden ücretlerdeki sürekli değişir. Planlanan yatırımlarda meydana gelen kesintinin işsizliğe reel bir çözüm getirmeyeceği. değişim, ulusal gelir ve çıktı düzeyinde daha büyük miktarda bir değişime yol açar. Yatırım harcamaları; faiz Bu fikirler o dönemde Keynes’ten bağımsız olarak oranı ve sermayenin marjinal verimliliği tarafından Birleşik Devletler’de yoğun bir şekilde tartışıldı. Fakat birlikte belirlenir. Sermayenin marjinal verimliliği; yeni Keynes bu fikirlere analitik bir çerçeve kazandırarak daha yatırımdan beklenen yatırımın maliyetinin üzerindeki bir sonra iktisat yazınında “Keynesyen Devrim” olarak getiri oranıdır. Faiz oranı; kişilerin likidite tercihlerine ve nitelendirilecek yeni bir döneme ön ayak oldu. para miktarına bağlıdır. Sermayenin marjinal verimliliği
yatırımın gelecekte beklenen karlılığı ve sermayenin
tedarik fiyatı tarafından belirlenir. Yatırımların gelecekte giderilememektedir. O halde devletin tam istihdam, fiyat beklenen karlılığı oldukça değişkendir, bu planlanan istikrarı ve ekonomik büyümeyi temin etmek üzere aktif yatırımların sürekli değişmesine neden olur. Dolayısıyla bir şekilde uygun para ve maliye politikaları yoluyla planlanan yatırımlardaki sürekli değişme de iktisadi ekonomiye müdahale etmesi gerekir. Keynes’e göre, dalgalanmalara neden olur. durgunlukla mücadele etmek için devlet ya harcamalarını arttırmalıdır ya da vergileri azaltmalıdır. Vergileri Ücret ve Fiyatların Katılığı azaltmak özel tüketim harcamalarının artmasına yol açar. Klasik İktisat’ın esnek fiyatlar varsayımına Keynes sert bir Devlet ayrıca faiz oranını düşürmek amacıyla para arzını şekilde karşı çıkmıştır ve piyasaların sürtünmesiz arttırabilir, bu durumda düşen faiz oranı ile birlikte yatırım olduğunu öne sürmüştür. Bu doğrultuda, Keynes ücretlerin harcamaları artabilir. aşağı doğru yapışkan, başka bir deyişle katı olduğunu iddia etmiştir. Keynes’e göre, piyasaların tam istihdama Keynes, devletin ekonomiye müdahalesini savunurken yönlenmesini engelleyen en önemli nedenlerden birisi likidite tuzağı ve beklentilerin yatırım kanallarını fiyat ve ücret katılığıdır. Fiyatların ve ücretlerin aşağı etkilemesi nedeniyle para politikasının etkisinin güçlü doğru yapışkan olması nedeniyle fiyat mekanizması olmadığını, ekonominin tam istihdam ve istikrara düzgün bir şekilde çalışamamaktadır. Dolayısıyla, Klasik ulaştırılması konusunda maliye politikasının daha etkili ve Neo Klasik iktisatçıların öngördüğünün aksine, olacağını savunmuştur.
piyasalar sürtünmesiz değildir; fiyatlar ve ücretler esnek Keynesyen Sistem değil, katıdır. Mal piyasasında fiyatlar, faktör piyasasında ise ücretler aşağı doğru gitmekte isteksizdir. Ekonominin Keynes, ekonomi dalgalanma gösterse dahi bir dengenin genişlemekte olduğu dönemlerde ücret ve fiyatların oluşabileceği ama bunun Klasiklerin savunduğu gibi tam yükselebilmesine rağmen, durgunluk dönemlerinde kolay istihdam dengesi değil, eksik istihdam dengesi kolay düşemezler. Fiyatlar esnek olmadığı için de mal oluşabileceğini savunmuştur. Keynes ekonomiyi toplam piyasasında arz veya talep fazlalıkları kendiliğinden talep açısından ele almış, toplam talebi meydana getiren ortadan kalkmaz. Emek piyasasında da ücretler toplam harcamaların da tüketim, yatırım ve kamu düşemediği için emek arz ve talebi eşitlenemez. Kısaca harcamalarından oluştuğunu belirtmiştir.
piyasaların kendi kendini temizleyeceği görüşü geçerli Keynes işsizliğin tasarrufların likit halde elde tutularak değildir, işsizlik kendi kendine ortadan kalkmaz. yatırımlara yönlendirilememesinden kaynaklandığını, Keynes ücret katılığını hayatın bir gerçeği olarak, işçilerin işsizliğin önlenmesi için ekonomiye devlet müdahalesinin adalet ve nispi gelir ile ilgili endişeleriyle ilgili olduğunu şart olduğunu söyler. Keynes’e göre ekonomik dengenin söyler. Keynes’e göre işçiler reel değişkenlerden ziyade tam istihdamda oluşması mümkündür ancak bu istisna bir nominal değişkenlerle ilgilenir, bu da firmaların yüksek durumdur.
işsizlik dönemlerinde bile ücret düşürmelerini Klasik teorinin “arz-talep-fiyat” üçlüsüne karşılık, Keynes, engellemektedir. Klasik İktisat ile aynı olarak, Keynes de “tasarruf-yatırım-gelir” üçlüsünü ortaya atar. Keynes’in iş gücü talebinin, reel ücretin azalan bir fonksiyonu görüşlerinde Klasiklerin fiyat mekanizmasının yerini gelir olduğunu, yani reel ücretler artınca iş gücü talebinin mekanizması alır. azaldığını kabul etmiştir. Fakat Keynes, istihdam düzeyi ile işgücü arasındaki ilişkiyi nominal ücret açısından Tüketim Fonksiyonu
tanımlayarak, iş gücü arzının nominal ücretin artan bir Keynes tüketim ve gelir arasındaki ilişkiyi incelerken fonksiyonu olduğunu belirtmiştir. insan doğasına vurgu yapmıştır. Keynes’e göre insanlar gelirleri arttığında tüketimlerini arttırırlar; fakat Keynes’in ortaya koyduğu hipotezlerden biri de değişken tüketimlerini gelirlerindeki artış miktarından daha az ücret politikasının sürekli tam istihdamı sağlayamayacağı, miktarda arttırırlar. bunun yerine katı ücretin benimsenmesi gerektiğidir. (C) tüketim ve (Y) geliri ifade etmek üzere, gelir ile Keynes, fiyatların neden aşağı doğru yapışkan olduğunu tüketim arasında pozitif yönlü bir ilişki söz konusudur. şu şekilde açıklamaktadır; efektif talepteki meydana gelen Yani gelir arttıkça tüketim de artar. Tüketim fonksiyonu bir düşüş sonucunda firmalar fiyat düşürmekten ziyade aşağıdaki gibi tanımlanabilir: C = f (Y) öncelikle üretim ve istihdamı azaltır. Firmaların fiyat düşürme konusundaki isteksizliği fiyatların aşağı doğru Gelirdeki değişimin, tüketimdeki değişime etkisini yapışkan olmasına neden olur. Fiyatların genel düzeyinin marjinal tüketim eğilimi (MPC) ile inceleyebiliriz. sürekli olarak düşmesi yani deflasyon olgusu, sadece aşırı MPC’nin 0 ile 1 arasında olması beklenir (0<MPC<1). ciddi ekonomik bunalım dönemlerinde ortaya çıkar. MPC = ∆C / ∆Y
Etkin Maliye ve Para Politikaları Basitçe gelirin tüketimden artan kısmını tasarruf (S) olarak
Keynesyen analize göre, ekonomi kendi kendine denge tanımlayabiliriz. Tasarruf ile de gelir arasında pozitif durumuna yönelememekte, eksik istihdam dengesi söz yönlü bir ilişki söz konusudur. Yani gelir arttıkça tasarruf konusu olabilmekte ve fiyat ile ücretlerin yapışkanlığından miktarı da artar. Tasarruf fonksiyonu aşağıdaki gibi kaynaklı işsizlik ve yetersiz talep kendiliğinden tanımlanabilir:
S = f (Y) Keynes’e göre yatırım düzeyi arttıkça sermayenin marjinal verimliliği azalır. Bunun iki nedeni vardır: Birincisi, Aynı şekilde, gelirdeki değişimin tasarruftaki değişime yatırımlar arttıkça yatırımlar arasında oluşan rekabet etkisini marjinal tasarruf eğilimi (MPS) ile inceleyebiliriz. nedeniyle beklenen karlar azalır. Yukarıdaki eşitliğe göre MPS’nin 0 ile 1 arasında olması beklenir. (0<MPS<1) diğer şartlar sabitken, R (gelecekte beklenen getiriler) MPS = ∆S / ∆Y azalırsa, r (sermayenin marjinal verimliliği) de azalır. İkincisi, sermayeye olan talebin artması durumunda Ks Tıpkı bireyler gibi, ekonomide bir bütün olarak ulusal (sermayenin tedarik fiyatı) yükselir. Bu durumda diğer gelir arttığında da toplam tüketim artar fakat toplam şartlar sabitken r (sermayenin marjinal verimliliği) azalır. tüketimdeki artış miktarı ulusal gelirdeki artış miktarından Sonuç olarak, belirli bir sermaye yatırımının miktarı ile daha azdır. sermayenin marjinal verimliliği arasında ters yönlü bir
Yatırım ilişki vardır.
Keynes iktisadi yatırımı yeni sermaye malı satın alımı Keynes’in sermayenin marjinal verimliliği hakkındaki olarak tanımlamıştır. Buna ek olarak, satışlar düşerek, fikirleri kullanılarak yatırım talebi fonksiyonu I = f (i) stoklar yükseldiğinde planlanmayan yatırımlar ortaya olarak tanımlanabilir ve ders kitabınızın 157. sayfasındaki çıkar. Burada iktisadi yatırım ve finansal yatırımı yatırım talebi eğrisi (Şekil 7.1) elde edilebilir. Bir birbirinden iyi ayırt etmek gerekir. Finansal yatırım pay ekonomi için yatırım talebi eğrisi, tüm potansiyel yatırım senedi ve tahvil gibi finansal araçların satın alınmasını projelerinin, sermayenin marjinal verimliliğine göre ifade eder. Keynes’e göre, finansal yatırımlar yatırım azalan bir sırayla dizilimini göstermektedir. Eğrinin sayılamaz çünkü finansal yatırım doğrudan sermaye malı negatif eğimli olması faiz oranı (yatırılan her bir birim satın alımını ifade etmez, finansal yatırımlar basitçe paranın finansal fiyatı) ve talep edilen yatırım miktarı bireylerin tasarruflarını değerlendirmek için kullandıkları arasındaki ters yönlü ilişkiyi belirtmektedir. alternatifler araçlardır. Keynes, Klasik ve Neo Klasik iktisatçıların, faiz oranının İşletmeler satın aldıkları yeni sermayenin karlarını firmaların yeni yatırım yapmak için arzu ettiği tasarruf arttıracağı beklentisiyle yatırım yaparlar. Bir işletme bir miktarı ile borç verenlerin arz ettiği tasarruf miktarı miktar sermaye malı satın aldığında bu sermaye malının arasında otomatik bir denge mekanizması teşkil ettiği gelecekte yaratacağı getiriyi satın almış olur. Bir sermaye görüşünü reddetmiştir. Ona göre, Marshall’ın söylediğinin malı satın alındığında işletme yeni sermaye varlığından aksine, faiz tüketimi ertelemenin bir ödülü değildir. Eğer üretime iki şekilde katkı bekleyebilir: bu varlık bir kişi tasarruflarını nakit olarak tutarsa hiç faiz getirisi kullanılabilir ömrü boyunca ya şirketin üretimini elde etmez. Tasarruflar faizden ziyade, gelir düzeyinden arttırabilir ya da üretim sürecinde ortaya çıkan daha çok etkilenir. Faiz oranı vazgeçilen likiditenin maliyetlerin azaltılmasını sağlayabilir. Sermayenin ödülüdür. Likidite bir varlığın değişim aracına değerinden gelecekteki gelirlere yapacağı katkı üç unsura bağlıdır: yitirmeden dönüşebilme kolaylığıdır. Örneğin, elimizde
• Sermayenin üretkenliği, bir miktar ABD Doları ve Pakistan Rupisi olduğunu düşünelim, bu varlıklarla Türkiye’de mal ve hizmet satın • Firmanın sattığı ürünün fiyatına yapacağı katkı, almak istersek ABD Doları’nı Pakistan Rupisi’ne göre • Yeni sermayenin kullanımıyla birlikte ortaya daha çabuk ve kolay bir şekilde Türk Lirası’na çıkacak ücretlerdeki artış ve ham madde maliyeti. çevirebiliriz, hatta bazı durumlarda ABD Doları’nı Türk Keynes’e göre yatırım kararını etkileyen diğer husus, bu Lirası’na çevirmeden bile mal ve hizmet satın alabiliriz. O sermayenin tedarik fiyatıdır. Sermayenin tedarik fiyatı ise halde ABD Doları’nın Pakistan Rupisi’ne göre Türkiye’de sermayenin üreticisine bir birim sermaye daha üretmek likiditesinin daha yüksek olduğunu söyleyebiliriz. için yeterli olan fiyattır. Keynes sermayenin marjinal Likidite Tercihi verimliliğini, sermayenin gelecekte firmaya sağlayacağı getirileri bugünkü tedarik fiyatına indirgeyen iskonto oranı Ekonomik birimler üç amaca bağlı olarak ellerinde para olarak tanımlamıştır. Ks tedarik fiyatını, R yatırımın ilgili tutmak ister (para talep ederler).
yıldaki beklenen getirisini, r sermayenin marjinal 1. İşlem amacı; ekonomik birimler cari verimliliğini ifade etmek üzere matematiksel olarak ifade harcamalarını karşılamak için işlem amaçlı edecek olursak; ellerinde para tutmak ister.
𝑅" 𝑅# 𝑅$ 2. İhtiyat amacı; ekonomik birimler 𝐾! = + # + ⋯ + $ öngörülemeyen durumlarla başa çıkmak için 1 + 𝑟 (1 + 𝑟) (1 + 𝑟) ellerinde para tutmak ister. Firmalar sermayenin marjinal verimliliğinin faiz oranına 3. Keynes klasik yaklaşımdan farklı olarak eşit olacağı düzeye kadar yatırım yapar. Faiz oranı yatırım spekülasyon amacı ile de ekonomik birimlerin için ödünç alınan fonların maliyeti demektir. Örneğin elde para tutmak istediğini savunmuştur. sermayenin marjinal verimliliği %25 ise faiz oranının %30 olması durumunda yatırım yapılamaz fakat faiz oranının Spekülasyon; ekonomik birimlerin herhangi bir mal, %20 olması durumunda bu yatırım gerçekleştirilebilir. hizmet veya finansal aracın fiyatında zaman içerisinde
meydana gelebilecek değişikliklerden ek kazanç elde etme Keynes toplumun daha zengin hale geldikçe daha çok arzusudur. Ekonomik birimler faiz oranının artması, pay tasarruf etme eğiliminde olacağını ve bu şartlarda da senedi veya tahvillerin fiyatlarının azalması veya fiyatlar ekonominin tam istihdam düzeyinde faaliyet genel düzeyinin düşmesi beklentisi içinde olurlarsa, göstermesinin güçleşeceğini savunmuştur. ellerinde daha fazla para tutmak isterler; dolayısıyla Keynesyen Politikaların Büyük Buhran’daki Rolü spekülasyon amacıyla para taleplerini arttırlar. Keynes ekonomik birimlerin faiz oranlarında meydana gelebilecek Keynesyen yaklaşımın başarısının ardında yatan temel değişiklik beklentileri doğrultusunda para taleplerinde etkenlerden biri döneminin en büyük problemleri olan değişiklik yaptıklarını öne sürmüştür. Keynes likidite durgunluk ve işsizliği ele alması ve çözüm yolları tercihi konusunda modeli basitleştirmek için ekonomik sunmasıdır. Keynes esas meselenin toplumun refahı birimlerin servetlerini sadece para veya tahvil olarak olduğunu savunmuştur. Büyük Buhran döneminde her ne tuttuklarını ve tahvil ile paranın birbirlerinin tam ikamesi kadar işçiler Keynes’in belli başlı politikalarına karşı olduklarını varsaymıştır. Bu varsayım altında Keynes para çıksalar da onlar da Keynes’in toplumun refahına hizmet talebini gelir ve faize bağlı bir fonksiyon olarak edecek politika önerilerini desteklemişlerdir. İşletmeler ise tanımlamıştır: devletten aldıkları ihaleler ve durgunluk koşullarının % devlet tarafından ortadan kaldırılması yoluyla Keynesyen 𝑀 politikalardan fayda sağlamışlardır. Dönemin reform = 𝐿(𝑌, 𝑖) 𝑃 yanlıları ve düşünürleri, Keynesyen düşünce çerçevesinde Md nominal para talebini, P fiyatlar genel düzeyini, ortaya çıkan ılımlı ve güvenli reformlardan memnun dolayısıyla Md/P reel para talebini ifade etmektedir. Y kalmışlardır. Tarım sektörü ile ilgili olarak, çiftçiler geliri ve i ise faiz oranını ifade etmek üzere; Keynes reel genişletici para politikasıyla ortaya çıkan düşük faiz para talebinin gelirin pozitif, faiz oranının ise negatif bir oranlarından yararlanmış; ayrıca tarım sektörüne yapılan fonksiyonu olduğunu öne sürer. kamu harcamaları bu sektörde faaliyet gösteren işletme sahiplerinin refahını yükseltmiştir. Denge Gelir ve İstihdam Keynesyen Teori ve Politikaların Dünya Ekonomisine Keynes ulusal gelir ve istihdam düzeyi arasında çok Katkıları kuvvetli bir ilişki olduğunu varsaymıştır. Elbette bu gerçek hayatla her zaman bağdaşmamaktadır. Örneğin Keynes, döneminin ihtiyaçlarına karşılık verecek modern uzun vadede emek tasarrufu sağlayan büyük yatırımlar çözümler üretmiştir. Keynesyen yaklaşım, durgunluk sonucunda ulusal gelirdeki artış istihdam düzeyindeki dönemlerinde tam istihdamı desteklemek üzere nominal artıştan çok daha hızlı olabilir. Ancak Keynes ünlü ücretlerde kesinti yapmak yerine alternatif çözüm önerileri sözünde “Uzun vadede hepimiz ölüyüz.” diyerek özellikle sunmuştur.
kısa vade ile ilgilendiğini vurgulamıştır. Keynesyen bakış açısına göre, ekonominin dışa kapalı
Basit Keynesyen Model ders kitabınızın 159. sayfasındaki olduğu varsayımı altında, bir bütün olarak ekonomideki Şekil 7.3’te gösterilmiştir. Toplam harcama eğrisi (AE) satışlar ücret kesintileri yoluyla arttırılamaz, çünkü her gelir düzeyi için tüketim ve yatırım harcamalarının ücretler üretimin maliyeti olduğu kadar talebin kaynağını bileşimini göstermektedir. da teşkil eder.
Keynesyen Politikalar Keynes, ücret kesintilerinin krizle mücadele etmek için iyi bir politika olmadığına ekonomik kesimleri oldukça ikna Tam İstihdamı ve Ekonomik İstikrarı Destekleyici etmeyi başarmıştır. Tam istihdama yaklaşabilmek için her Politikalar zaman daha iyi yollar bulunabileceğini savunmuştur.
Keynes ulusal gelirin tam istihdam düzeyinde istikrarlı bir Keynes, bakış açısıyla, iktisada yeni bir analitik yöntem seyir sağlamasını temin etmek üzere devletin ekonomide seti kazandırmış, ulusal gelir hesapları muhasebesinin ve geniş çaplı bir role sahip olması gerektiğini savunmuştur. ekonometrik tekniklerin geliştirilmesini teşvik etmiş, Keynes’e göre yüksek işsizlikle mücadele etmek için, liberalizme farklı bir bakış açısı kazandırmıştır. toplam harcamaların arttırılması gereklidir. Devlet kriz dönemlerinde genişletici para politikası aracılığıyla faiz Keynes ve takipçileri tarafından geliştirilen sayısız fikir oranlarının düşmesini sağlayarak özel yatırımların günümüz Ortodoks Makro İktisat’ının ayrılmaz bileşeni artmasını sağlayabilir. haline gelmiştir. Gerçekten de günümüzde İktisat, Neo Klasik Mikro İktisat ve Keynesyen Makro İktisat’ının Para politikasına ek olarak devletin krizlerle mücadele bileşiminden oluşmaktadır. Tüketim fonksiyonu, marjinal etmek için kullanabileceği diğer yöntem genişletici maliye tüketim eğilimi, tasarruf fonksiyonu, marjinal tasarruf politikasıdır. Keynes’e göre, maliye politikası para eğilimi, sermayenin marjinal verimliliği, işlem, ihtiyat ve politikasına göre daha etkilidir. Tıpkı özel yatırımlar gibi spekülatif amaçlı para talebi, çarpan, expost ve ex-ante kamu harcamaları da toplam harcamaların önemli tasarruf ve yatırım, para ve maliye politikası, IS-LM bileşenlerindendir. analizi gibi Keynesyen kavramlar günümüz iktisat öğretiminde standart konular olarak okutulmaktadır.