Bireycilik Klasik İktisadi Düşüncenin Geliştiği Ortam Liberal iktisadi düşünce, bireyi temel alan ve onu sınıf, 18. yüzyılın birinci dönemi klasik iktisadın oluşabilmesi toplum, halk, millet, devlet gibi kurumlardan üstün sayan için uygun şartları hazırlamıştı. Bu dönem (1688-1789) anlayışı savunur. Birey, toplumların tüm yapılarından Aydınlanma çağı olarak adlandırılmakta olup kilisenin ve üstündür ve teorik olarak toplumdan önce var olmuştur ve dinin dünyadan ve dünyalık işlerden uzaklaştırılması dolayısıyla bireyin hakları da toplumdan önce vardır. sürecini pekiştirdi. Özgürlük Aydınlanma felsefesinin kaynağını, Rönesans felsefesinin ortaya koyduğu ilkeler ve reformlar oluşturmuştur. Özgürlük, bireyin baskı ve zorlama olmaksızın istediğini Rönesans hareketi ile birlikte; insana, topluma, bilime, yapması ve istediği gibi davranabilmesidir. Liberalizmin sanata, dine, tarihe tüm siyasal ve sosyal olgulara bakışta özgürlük anlayışı genellikle negatif özgürlük olarak büyük bir nitelik değişimi oluşmuştur. Hümanizm, adlandırılmaktadır. Negatif özgürlüğün esası, bireyin kilisenin skolastik Orta Çağ düşünce anlayışı reddedilerek dışarıdan gelen keyfi bir zorlama altında kalmaksızın bilimde, felsefede, sanat ve edebiyatta özgür insan davranabilmesi, serbestçe hareket edebilmesidir. Klasik anlayışının savunulmasıdır. Liberalizmin fikir adamları da liberal anlayışa göre devlet, özgürlük için en büyük bu çağlarda ortaya çıktılar. John Locke, David Hume, tehdittir.
Adam Smith, Immanuel Kant gibi liberaller düşüncelerini Piyasa Ekonomisi ve Rekabet Rönesans’ın doğurduğu bu özgürlük ortamında Piyasa ekonomisi; rekabete dayalı, kâr amacını temel alan, açıkladılar. özel mülkiyet, miras, girişim ve tercih yapma
Hümanizm: Genel olarak akıllı insan varlığını tek ve en özgürlüğünün güvence altına alınmış olduğu ve devletin, yüksek değer kaynağı olarak gören, bireyin, yaratıcı ve fiyat oluşumuna minimum seviyede müdahale ettiği bir ahlâki gelişimini, rasyonel ve anlamlı bir biçimde, ekonomik sistem modelidir. Liberalizmin devlet anlayışı, doğaüstü alana hiç başvurmadan, doğal yoldan “sınırlı ve sorumlu devlet yaklaşımı”dır. Piyasa gerçekleştirilebileceğini belirten ve bu çerçeve içinde, ekonomisinin işleyişinde rekabetin çok fonksiyonel bir insanın doğallığını, özgürlüğünü ve etkinliğini ön plana yeri vardır. Rekabet, daha yararlı üretim metotlarını daha çıkaran felsefi akımdır. az yararlı olanların yerine yerleştirir, yüksek verimle çalışanı az verimle çalışan rakibine karşı korur. Skolastik düşünce, bilimsel ve akılcı düşünceyi reddeden, her şeyi dine dayandırarak açıklayan, eleştiriyi kabul Doğal Düzen etmeyen Orta Çağ Avrupası’nın düşünce yapısıdır. Toplumun işleyişi doğal düzen içinde gerçekleşmektedir.
Coğrafi keşişlerin başlattığı sömürgecilik hareketleri ile Bu nedenle de devlet, bu işleyişi bozmamak için toplumsal Avrupa zenginleşti. Teknik gelişmelerin üretim alanına ve ekonomik alanlara müdahale etmemeli, sadece bu uygulanmasıyla da Sanayi Devrimi doğdu. İngiltere’de düzeninin işleyişinin devamı için gerekli düzenlemeleri başlayıp oradan tüm Avrupa’ya yayılan sanayi devrimi; yapmalıdır.
birinci sanayi devrimi ve ikinci sanayi devrimi olarak iki Rasyonel Birey aşamada gerçekleşmiş bir olgudur. 18. yüzyılın ikinci Rasyonel birey (Homo economicus) varsayımı, bireylerin yarısında başlayan ve 19. yüzyılın ortalarına kadar devam kendi çıkarlarına göre hareket ederken uzun dönemde de eden endüstriyel gelişme birinci sanayi devrimi veya toplumun refahını artıracak şekilde hareket ettiklerini “makine devrimi”, 19. yüzyılın ikinci yarısından sonra öngörür. Rasyonel birey; mallar, piyasalar ve diğer başlayan ise ikinci Sanayi Devrimi veya “teknoloji ekonomik konularda tam bilgiye sahip, karşılaştığı devrimi” olarak adlandırılır. seçenekler arasında mutlaka değerlendirme yapan, çoğu
Sanayi Devrimiyle birlikte burjuvazi güçlenmiş, aza tercih eden, yaptığı tercihler birbiriyle çelişmeyen özgürlüğün her alanda yayılmasını sağlamaya çalışmış ve kişidir. kendi felsefesine uygun devlet anlayışını savunmuştur. Klasik Okul ve Temsilcileri Sanayi devrimi, kapitalistleşme, serbest girişim, özel mülkiyet alanlarındaki gelişmeler, liberalizmin ekonomik Adam Smith
bir tabana oturmasına neden olmuştur. Emek ve iş Bölümü: Emek olmaksızın doğal kaynaklar, faydasız kalacaktır. A. Smith’e göre, ulusal geliri Liberal İktisadi Düşüncenin Temel İlkeleri belirleyen iki faktör vardır. Bunlar, emeğin verimliliği ve
Liberal iktisadi düşünce, 18. yüzyıl sonunda Fransa’da ve üretken emeğin, üretken olmayan emeğe oranıdır. Üretken İngiltere’de ortaya çıkmıştır. Liberal iktisadi düşünce emek, üzerinde harcandığı nesnenin değerine katkı yapan bireycilik, özgürlük, piyasa ekonomisi ve rekabet, doğal emektir. Smith zenginliğin temel kriterlerinden birisi düzen, rasyonel birey, emek ve iş bölümü, değer teorisi, olarak gördüğü emeğin verimliliğini iş bölümüne sermaye teorisi, gelir teorisi, para-görünmeyen el- dayandırmıştır iş bölümünün gerçekleştiği her alanda ekonomik özgürlükler, dış ticaret teorisi temel ilkelerini emekten yararlanabilme olanağı fazladır ve iş bölümü benimsemiştir. Bu ilkeler aşağıda kısaca açıklanmıştır. sayesinde zenginlik toplumun en alt kesimlerine kadar
ulaşacaktır. Smith’e göre iş bölümü, emeğin verimliliğini İkincisi doğumların kontrolü ve evlenme çağının artırır, değer fazlaları yaratır. Bu değer fazlaları sayesinde geciktirilmesi. de toplumlar zenginleşir, yararlı malların üretimi çoğalır. Nüfus Politikası Önlemleri: Devlet fakirlere yardım Üretken emek, üzerinde harcandığı nesnenin değerine etmemelidir. Tabiat fakirleri yok olmaya mahkum katkı yapan emektir. etmiştir. Fakirlere yardım etmenin amacı onların sefaletlerini artırmaktır. Hayat kavgasında güçlü olanlar Değer Teorisi: Adam Smith kullanım ve değişim değeri yaşamak hakkını kazanırlar. Bu görüşleri ile Malthus olmak üzere iki değerden söz etmiştir. Kullanım değerinin sosyal politikanın karşısındadır. ölçüsü fayda, değişim değerinin ölçüsü ise emektir. Malthus’un Diğer Ekonomik Konular Hakkındaki Sermaye Teorisi: Adam Smith sermayeyi, emeğin daha Düşünceleri: Malthus’a göre, ekonomik hayatta temel verimli çalışmasını sağlayan bir etken olarak tanımlar. olan tüketimdir. Üretim tüketime tabidir. Malthus Sabit Sermaye, insanlar tarafından üretilmiş üretim faktörü ekonomide ortaya çıkan krizlerin sebebinin üretim ve olarak tanımlanır. Bu gruba, binalar, makineler, aletler tüketim arasındaki dengesizliklerden kaynaklandığını girer. Sabit sermaye iktisadi faaliyetler içinde dolaşıma açıklamıştır. Malthus, üretimi harekete geçirmek, katılmaz, sahibine bir kâr sağlar. Değişir sermaye ise, ekonomik yaşamda dengeyi sağlamak için tasarruftan sahibine el değiştirmek suretiyle kâr getiren maddelerdir ziyade, harcamalara ve talep artışlarına önem verilmesi (hammadde, satılacak mallar). Bu mallar el değiştirmediği görüşünü benimser. Bu görüşleri ile A.Smith ve diğer sürece herhangi bir kâr sağlamaz. klasik iktisatçılardan ayrılır. Gelir Teorisi: Adam Smith ekonomik faaliyetler Gerçek talep, satın alma gücü ile desteklenen taleptir. sonucunda üç tür gelir elde edildiğini savunur. Bu gelirler ücret, rant ve kârdır. Ücret, işverene bağlı olarak, David Ricardo üretimin sonucuna bakılmaksızın önceden belirlenen Değer Teorisi: Ricardo, değer üzerindeki tahlillerine emeğin bedelidir. Ücretten yani işçinin yaptığı üretimden Adam Smith’in izinden yürüyerek başlamıştır. Mübadele tarım rant adı altında sanayi ise kâr adı altında bir pay değeri için kullanım değerinin şart olduğunu belirtir. alacaktır. Smith’e göre kâr ise girişimcinin değil üretime Ricardo malların mübadele değerlerinin (Kullanım katılan sermayenin payıdır. değerlerine sahip olmaları şartından başka) iki kaynağa
Para-Görünmeyen El-Ekonomik Özgürlükler: Smith’e dayanabileceğini söyler. Bunlar ise;
göre para basit bir mübadele aracıdır. Görünmeyen el ise 1. Kıtlık, rekabetçi koşullarda işleyen piyasa mekanizmasıdır. Bu 2. Malın üretimi için gerekli emek miktarıdır. düşünceye göre devlet ekonomik yaşantıya karışmaktan kaçınmalıdır. Adam Smith, özgürlüğün tek sınırlayıcısının Ricardo malları nitelikleri bakımından iki gruba ayırır. doğal yasalar olması gerektiğine inanmaktadır. Birinci grup mallar, yeniden üretilmesi mümkün olmayan mallardır. Bu tür malların dışında kalan mallar ise ikinci Dış Ticaret Teorisi: A. Smith uluslararası iş bölümü ve gruba girmektedir. serbest ticaret sayesinde ticarete girişen iki ülkenin bundan fayda sağlayacağını ve kaynakların böylece optimal bir Ricardo’ya göre malların üretimi için gerekli emek iki ayrı şekilde dağılacağını “Mutlak Üstünlük Teorisi” ile cins emekten oluşur. Bunlardan birincisi “eski emek” veya açıklamıştır. Ona göre, her ülke diğerlerinden daha düşük “dolaylı emek” olup, üretimde kullanılan makine ve maliyetle ürettiği mutlak üretim üstünlüğüne sahip olduğu teçhizatın üretimini gerçekleştiren emeği gösterir. İkincisi malları üretmeli bir başka deyişle bu malların üretiminde de “bugünkü emek” veya “doğrudan emek” olup üretimde uzmanlaşmalı ve bunları ihraç ederek, daha pahalıya makine ve teçhizatla, bir başka deyişle sermaye ile üretebildiklerini dışarıdan ithal etmelidir. kullanılan emektir.
Robert Malthus Rant Teorisi: Ricardo’ya göre rant “elde edilen son üründen toprağın kullanılması veya tahribine karşılık Nüfus Teorisi: Malthus’a göre halkın sefaletinin sebebi olarak arazi sahibine ödenen bir bedeldir”. Ricardo’nun ekonomik gelişmenin doğal bir sonucudur. Nüfusun artış rant teorisinin temel dayanağı mutlak rantın mevcut hızı ile beslenme olanakları arasındaki orantısızlık sefaleti olmadığıdır. Ona göre rant, sınırlı, verimli toprakların de beraberinde getirmekteydi. Malthus’a göre insanlar azlığıdır. Rant, nüfus artışı sonunda daha az verimli veya çoğalma eğilimindedirler. Ancak tarımda geçerli olan yeri itibarıyla daha az avantajlı toprakların ekilip biçilmesi azalan verimler kanununa göre, nüfus artışını mevcut zorunluluğundan doğar. Bu rant diferansiyel ranttır. toprakların beslemesi olanağı kısıtlıdır. Diferansiyel rant, işlenebilir ve kullanılabilir toprakların Malthus’a göre önemli olan nüfus miktarı ile beslenme kimyasal ve tarımsal özellikleri, coğrafi konumları, olanakları arasındaki dengenin bozulmamasıdır. Nüfus hammadde temini ve toprak verimliliğindeki farklılıklar artışını kısıtlayan faktörler iki türlüdür. Birincisi tabii nedeniyle ortaya çıkan ranttır. engeller: Açlıklar, büyük salgın hastalıklar, fırtınalar, ölümler, kazalar vb. faktörler fazla nüfusu azaltabilir.
Ücret Teorisi: Ricardo’ya göre emeğin fiyatını oluşturan değeri ile fiyatın birbirinden ayrılması gerektiğini iki çeşit ücret vardır. Bunlar, doğal ücret ve piyasa söyleyen Mill’e göre, fiyat herhangi bir şeyin para ile ücretidir. Doğal ücret, işçinin yaşamasını ve neslinin ifade edilen değerini, yani değiştirildiği paranın miktarını artmaksızın devamını sağlayan ücrettir. Piyasa ücreti, ifade eder. Değeri yaratan faktörleri iki gruba piyasada emeğin arz ve talebine göre belirlenen ücrettir. ayırmaktadır. Bunlar; “Malın faydası” ve “Malların elde edilme güçlüğü”dür. Mill, malları elde edilme Doğal ücret, işçinin kendisinin ve ailesinin ancak yaşamını güçlüklerine göre üç gruba ayırmıştır: Arzı sınırlı olan devam ettirebilecek ücret düzeyidir. mallar (Yeniden üretilmesi mümkün olmayan mallar), Gelir Dağılımı Teorisi: Ricardo, “fonksiyonel gelir Arzı, sabit maliyetlere bağlı olarak sonsuz şekilde dağılımı” olarak tanımlanan ve gelirin; emek, sermaye ve artırılan mallar (Yeniden üretilmesi mümkün olan mallar) doğal kaynaklar arasında dağılımını belirleyen ilkeler ve Arzı, ancak artan maliyetlerle artan mallar (Yeniden üzerinde durmuştur. Ricardo’nun gelir dağılımı teorisine üretilmesi artan maliyetlerle mümkün olan mallar)dır. göre, ücret, kâr ve rant geliri elde edenlerin çıkarları Ücret Fonu Teorisi: Ücret fonu, işverenlerin emek birbirleri ile çatışma hâlindedir. Kâr ancak ücret düştüğü faktörüne ödemeye hazır oldukları ya da ödemeyi zaman yükselebilir. Ücret artınca kâr azalmaya başlar. planladıkları ücretlerin toplamının oluşturduğu fondur. Bu Dış Ticaret Teorisi: Ricardo ticaretin kazançlı olacağını fonun miktarı toplam işçi sayısına bölünürse ortalama “karşılaştırmalı üstünlükler teorisi” ile açıklamıştır. ücret seviyesi belirlenir.
Karşılaştırmalı üstünlükler teorisi, ülkeler en iyi ve en Ortalama Ücret = Ücret Fonu/İşçi sayısı elverişli şartlarda ürettikleri malların üretiminde Rant Teorisi: Mill, Ricardo’nun rant teorisini kabul uzmanlaşmalı ve bütün imkânlarını bu malların üretimine etmekle beraber, sanayi sektöründe de rant oluşabileceğini harcamalıdırlar. Buna karşılık en pahalı ve en zor şartlarda ileri sürmek suretiyle bu teoriyi tamamlamıştır. Ona göre, ürettikleri malların üretiminden vazgeçmelidirler. piyasada aynı fiyata satılan malların çeşitli maliyetlerle Jean Baptiste Say elde edilmesi, düşük maliyetli ürünler için bir ranta, yani Mahreçler Yasası: Mahreçler (piyasalar) Yasası’na “Say fazlalığa yol açar.
Yasası” adı da verilmektedir. Bu yasaya göre; esas olan Fiyat Teorisi: Mill, kendisinden önceki fiyat teorisini bazı mallarla malların mübadele edilmesidir. Para sadece bakımlardan tamamlayan düşünceler ileri sürmüştür. Ona malların mübadelesini sağlayan bir araçtır. Bu yasanın göre, piyasada fiyat arz ve talebe göre oluşur; öte yandan, özü, “her arz kendi talebini yaratır”dır. piyasa fiyatı arz ve talebi etkileyen en önemli ögelerden
Jean B. Say’in Diğer Görüşleri: Değer Teorisi: Say değer birisidir. Piyasa fiyatı arz ve talebin eşit olduğu seviyedeki teorisinde, bir malın değerini, üretimi için gerekli emek fiyattır.
miktarı ile belirleyen görüşe karşı çıkmıştır. Ona göre, Uluslararası Mübadele Teorisi: J.S.Mill karşılıklı talep üretim sürecine giren emek, sermaye ve toprak hep birlikte ilkesi ile Ricardo’nun mukayeseli üstünlükler teorisi’ni malın değerinin belirlenmesinde rol oynar. tamamlamıştır.
Girişimci Teorisi: Üretimde ve servetin dağılımında Para Teorisi: Paranın bir mübadele aracı ve ortak değer düzenleyici bir rol oynar. İşçiden emeğini, tasarruf ölçüsü olduğunu söyleyen Mill, paranın değerinin de bir sahiplerinden sermayesini, toprak sahiplerinden arazisini yandan dolanım hızı ile birlikte miktarına, diğer yandan da kiralar. Üretim için bu faktörleri birleştirir; organize eder, üretim maliyetine bağlı olduğunu ifade eder. üretimin riskine katlanır. Sosyal Reformlar: Mill’in bireyi esas alması, kişi Sanayileşme: Say, İngiltere’de sanayi devriminin özgürlüğüne önem vermesi, rekabet serbestisini iyi gerçekleştirdiği büyük değişikliği görmüş ve makineli görmesi vb. düşünceleri klasik iktisadi düşüncenin bir üretimin yararlarını açıklamaya çalışmıştır. Ona göre devamıdır. Fakat gelir bölüşümündeki eşitsizliklere makinenin işçilerin yerini alması geçicidir. değinerek önerdiği sosyal yenilik programı daha çok
John Stuart Mill sosyalist düşüncelere özgü bir nitelik taşımaktadır.
J.St. Mill’in iktisadi düşünceler tarihindeki önemi, Klasik İktisata Tepkiler kendinden önceki klasik ekonomistlerin ve daha önce Klasik iktisada bir tepki veya alternatif düşünce oluşturan yaşayan yazarların düşüncelerini esaslı bir biçimde gözden iktisadi düşünceleri ana özellikleri bakımından 3 grupta geçirerek, bu düşüncelerin iyi bir sentezini yapmış toplamak mümkündür; birincisi, dönemin sosyal- olmasından ileri gelmektedir. J. St. Mill, ekonomik ekonomik sonuçlarına tepki gösteren “Marksist Sosyalist düşünceleri ile klasik teorinin gelişmesine yardım eden, düşünce”dir. İkincisi, dönemin iktisadi sonuçlarına karşı fakat bazı bakımlardan klasik teorinin sarsılmasına yol çıkan (özellikle İngiltere’ye karşı) “Milli iktisat açan bir ekonomisttir. Doktrini”dir. Üçüncüsü ise klasik iktisadın metoduna
Değer Teorisi: Smith ve Ricardo’ya göre Mill değer eleştiri getiren “Alman Tarihçi Okulu”dur.
konusunda daha kapsamlı bir görüşe sahiptir. Değişim