AÖF Soru Bankası

İktisada Giriş IÜnite 7 Özeti

Tam Rekabet Piyasası

İKT103U-İKTİSADA GİRİŞ I

Ünite 7: Tam Rekabet Piyasası

Giriş

İktisatçılar piyasaları yapılarına göre dörde ayırarak incelemektedirler. Bunlar, tam rekabet piyasası, tam monopol, monopolcü rekabet ve oligopoldür. Bu piyasa yapıları piyasadaki firma sayısı, firmaların fiyat belirleme güçleri, satılan ürünün özelliği, firmanın uzun dönem kâr düzeyi, piyasaya giriş ve çıkış serbestlik düzeylerine göre sınıflandırılır.

• Tam rekabet piyasası standartize edilmiş (Her üreticinin çıktısının diğer üreticilerinkiyle tıpa tıp aynı olmasıdır.) bir ürünün çok sayıda firma tarafından üretilmesiyle karakterize edilir. Yeni firmaların endüstriye giriş ve çıkışları çok kolaydır. • Monopolcü rekabet farklılaştırılmış (mobilya, giysi, kitap gibi) ürün üreten nispi olarak çok, endüstri için yeterli sayıda firmayla karakterize edilir. Fiyat dışı rekabet stratejilerinin yaygın olarak kullanıldığı bu endüstriye hem girmesi hem de çıkması oldukça kolaydır. • Oligopol farklılaştırılmış (otomobil, beyaz eşya gibi) veya standardize edilmiş (demir, çelik gibi) ürünün az sayıda satıcısıyla karakterize edilir. Her firma rakiplerinin kararları tarafından etkilenir. • Monopol ikamesi olmayan ürün veya hizmetin tek satıcısının (doğalgaz, elektrik veya su dağıtım şirketi gibi) olduğu piyasa yapısıdır. Yeni firmaların girişi engellendiği için, tek firma tüm endüstriyi kapsamaktadır. Monopol eşi olmayan tek ürünü ürettiği için ürün farklılaştırmasına gitmez.

Tam Rekabet Piyasasının Özellikleri

Bir piyasanın tam rekabetçi olması için aşağıdaki koşulları bir arada bulundurması gerekir. Bunlar;

• Piyasada çok sayıda alıcı ve satıcının olması gerekir. Bu koşulun bir sonucu olarak, hiçbir alıcı ya da satıcı fiyatları etkileyemez ve firmalar birbirlerinden bağımsız hareket eder. Piyasada yer alan taraflar, yani alıcı ve satıcılar, piyasa arz ve talebini etkileyemeyecek kadar küçüktür. Bu durum atomize koşulu olarak da adlandırılmaktadır. • Piyasadaki firmalar tarafından satılan ürünler homojen olmalıdır. Bu piyasadaki her firma tarafından satılan ürün, başka bir firma tarafından satılan ürünün tam ikamesidir. Homojenlik koşulu olarak da adlandırılan bu özellik nedeniyle, tüketiciler aynı olduklarına inandıkları ürünün, çok sayıdaki satıcıları arasında tercih yapabilir. • Piyasadaki taraflar fiyat, kalite vb. konular hakkında tam bilgiye sahip olmalıdır. Açıklık ya da tam bilgi koşulu olarak da adlandırılan bu özellik çerçevesinde, tüketiciler seçeneklerin tümüne ait bilgiye sahiptir.

• Firmalar piyasaya çok kolay girebilmeli ve çıkabilmelidir. Örneğin; kaynaklar, kaynak akışkanlığını engelleyen kamusal düzenlemeler olmaksızın piyasanın içine veya dışına hareket edebilir. Bu durum mobilite koşulu olarak da isimlendirilmektedir.

Tam rekabet gerçek yasamda nadiren görülmesine rağmen, bu piyasa modeli bazı endüstrilerle ilişkilendirilebilir.

Özellikle de tarımsal ve hayvansal ürün, döviz, metal ve hisse senedi gibi piyasaların nasıl çalıştığı konusunda bizlere çokça bilgi sağlar. Hatta tam rekabet modeli fiyat ve çıktının nasıl belirlendiğinin tartışıldığı herhangi bir konuda da açıklamalarımız için güçlü bir başlangıç noktası oluşturur.

Ayrıca tam rekabetçi ekonominin işleyiş mekanizması dünya ekonomisinin etkinliğinin değerlendirilmesinde de araştırmacılar için bir norm sağlamaktadır.

Tam Rekabetçi Firmanın Karşılaştığı Talep

Tam rekabet piyasanın kısa ve uzun dönem davranışlarını incelemek için, öncelikli olarak tam rekabetçi firmaların karşı karşıya kaldıkları talep ve bu talebin firmanın hâsılatını nasıl etkilediğini açıklamak gerekir.

Bu piyasadaki her bir firmanın arzı toplam piyasa arzının sadece küçük bir parçası olduğu için, firmalar piyasa tarafından önceden belirlenmiş olan fiyatı kabul etmek zorundadır. Tam rekabetçi firma; fiyat alıcıdır, fiyat yapıcı değildir.

Bir piyasadaki malların ikamesi ne kadar yüksekse, firmanın karşılaşacağı talep de o kadar esnektir. Tam rekabet koşulları altında, firmalarca üretilen malların birbirinin tam ikamesi olması ve firmaların fiyat belirleme gücünün olmaması nedeniyle, firmalar piyasa fiyatı dışında bir fiyattan mallarını veya hizmetlerini satamaz.

Tam rekabet piyasasındaki firma eğer ürünün fiyatını artıracak olursa, ürününü satamayacaktır. Bunun sebebi, piyasadaki tüm alıcıların tam bilgiye sahip olmasıdır. Bu koşul altında, rasyonel tüketici birbirinin aynı olan mallardan birine daha fazla ödeme yapmayı kabul etmeyecektir. Dolayısıyla firmanın karşılaşacağı talep eğrisinin esnekliği sonsuz olacaktır.

Aynı şekilde, eğer firma piyasa fiyatının altında bir fiyat belirler ise, bu tür bir politikayı devam ettirmesi durumunda iflas eder. Bu nedenle, piyasada arz-talep modeline uygun olarak belirlenecek olan piyasa fiyatını tüm firmalar veri alır ve maliyetleri de göz önüne alarak, çıktı miktarlarını belirlerler.

Toplam, Ortalama ve Marjinal Hâsılat

Her firma üretim kararını verirken, toplam hâsılatını dikkate alır. Toplam hâsılat (TR), firmanın ürettiği mal ve hizmet miktarının (Q) piyasa fiyatlarıyla (P*) değeridir. Bu


durumda firmanın toplam hasılatı aşağıdaki eşitlikle hesaplanır:

TR = Q x P*

Tam rekabet piyasasında firma aynı fiyat düzeyinde istediği kadar mal satabilmekte ve her yeni birim eklendiğinde ortalama hâsılat hiç değişmemektedir.

Ortalama hâsılat (AR), toplam hâsılatın çıktı miktarına bölünmesiyle belirlendiği için, fiyat her çıktı düzeyi için aynı olduğundan, toplam hâsılatın, çıktı miktarına bölünmesiyle yine piyasa fiyatına ulaşılır. Yani ortalama hâsılat, her çıktı düzeyi için aynıdır.

Tam rekabetçi için AR = P* = d eşitliğini yazmak doğru

olacaktır. Çünkü firmanın karşılaşacağı talep eğrisi, veri fiyat düzeyine işaret ederken, her düzey için piyasa fiyatının aynı olması ortalama hâsılatın piyasa fiyatına eşit olmasına neden olmaktadır. Firmalar çıktı düzeylerini arttırmak veya azaltmak suretiyle en uygun çıktı düzeylerini belirlerken onlara yol gösteren en önemli rehber hiç kuskusuz marjinal hâsılattır.

Marjinal hâsılat (MR), ilave çıktı miktarı nedeniyle toplam hâsılatta meydana gelen değişimdir. Tam rekabet piyasasında firmalar fiyat alıcı olduklarından, ilave bir birim çıktı ile elde edilecek hâsılat, ancak fiyat düzeyi kadar olacaktır. Dolayısıyla her ilave birimin toplam hâsılata etkisi sadece piyasa fiyatı kadar olacaktır.

Tam rekabetçi firma için AR = MR = P* = d . Tam rekabet

piyasasında fiyat veri olduğu için, firma ilk ürününü de ortadaki ürününü de ve en son ürününü de aynı fiyattan satacaktır. Fiyat bir kez piyasada belirlendikten sonra firmanın bu fiyatı değiştirmesi olanaksızdır. Malın fiyatı değişmeyeceği için firmanın ortalama hasılat ve marjinal hasılat fonksiyonu her çıktı düzeyi için sabittir ve piyasa fiyatına eşittir. Bu yüzden AR ve MR fonksiyonu yatay eksene paralel bir doğrudur.

Tam Rekabetçi Firmaların Kısa Dönem Davranışı

Tam rekabet koşullarında firmaların piyasa fiyatı üzerinde kontrolleri yoktur. Firmalar piyasa fiyatını kabullenirler. Bu piyasada firmanın vermesi gereken en önemli karar, “ne kadar üretim” yapacağıdır.

Bu sorunun yanıtını ararken kendisine rehberlik eden kâr maksimizasyonu (veya zarar minimizasyonu) güdüsüdür. Kâr düzeyinin belirleyicisi maliyet ve hâsılat düzeyleridir. Kısa dönemde yapısı ne olursa olsun tüm piyasalarda firmaların karşılaşacağı maliyetler aynıdır. Bu nedenle, tam rekabet koşullarında üretim yapan bir firma iki tür maliyetle karşılaşacaktır. Bu maliyetler;

• Sabit maliyet ve • Değişken maliyettir.

Firmanın hâsılat düzeyi ise, mevcut koşullar altında firmanın üretmeye karar verdiği çıktı miktarı ile piyasa tarafından belirlenen fiyatın çarpımına eşittir.

Kâr Maksimizasyonu (veya Zarar Minimizasyonu) için Çıktı Seçimi; kısa dönemde firmaların amacı ya kârlarını maksimize etmek ya da zararlarını minimize etmektir. Firma bu amacına, piyasada oluşan fiyata bağlı olarak ulaşacaktır. Piyasa fiyatı oluştuğunda, firma kendisini şu üç durumdan birinde bulacaktır:

• Piyasa fiyatı ekonomik kâr yapabilecek kadar yüksektir. • Piyasa fiyatı firmanın faaliyetine devam edebileceği ancak zararda üretim yapabileceği düzeydedir. • Piyasa fiyatı firmanın en iyi tercihinin faaliyetini geçici olarak durdurması ve fiyat artışlarını beklemesini gerektirecek ya da piyasadan tamamen çıkacak düzeydedir.

Kâr maksimizasyonu, bir firmanın marjinal gelirinin marjinal maliyete eşit olduğu durumdaki çıktı düzeyinde gerçekleşir. İlave çıktının maliyetten çok hâsılat sağlaması durumu devam ettikçe, firmanın kârı artacağından firma daha fazla üretim yapacaktır.

Eğer ilâve çıktının marjinal maliyeti marjinal hasılatını asıyorsa, firmanın kâr düzeyi, çıktı arttıkça azalacak veya kayıp artacaktır. Kâr maksimizasyonu koşulu olarak isimlendirilen bu genel kural tüm piyasalardaki firmalar için geçerlidir.

MR = MC koşulunu sağlayan çıktı düzeyinde AR > ATC ise firma ekonomik (aşırı veya normalüstü) kâr elde eder.

Normal (sıfır ekonomik) kâr, bir endüstride firmaları o endüstride kalmak için tatmin edecek kadar yüksek, yeni firmaların endüstriye girişlerini teşvik edemeyecek kadar düşük olan kârdır. Bu üretim düzeyinde ATC = P olduğu için firmanın birim başına normalüstü kâr sıfırdır. Firmanın normal kâr elde ettiği bu piyasa fiyatına başa baş fiyat denir.

Bu fiyat düzeyinde firma başa baş noktasında üretim yapmaktadır. Bu fiyat düzeyinde firmanın çıktı düzeyini belirlediği noktaya ise kısa dönem başa baş noktası denir.

MR = MC koşulunu sağlayan çıktı düzeyinde AR = ATC ise firma başa baş noktasında üretim yapmaktadır. Firma tüm sabit ve değişken maliyetleri karşılamaktadır.

Bu çıktı düzeyine karşı gelen P ile ATC arasındaki fark (K, L aralığı) birim başına zararı gösterir. KL aralığıyla çıktı düzeyini çarparsak, firmanın faaliyetini sürdürmesi durumunda katlanacağı zararı hesaplamış oluruz. Eğer firma piyasadan çekilmiş olsaydı, birim başına zararı KM aralığı kadar olacaktı. Bu durumda toplam zarar daha büyük olurdu. Tam rekabetçi firma için fiyat düzeyi değişken maliyetleri karşılıyorsa ve geleceğe yönelik beklentiler olumlu ise kısa dönemde faaliyetlerini sürdürmesi kendi lehinedir.

Sonuç olarak, piyasada faaliyet gösterecek olan rekabetçi firma zararı minimize eden üretim düzeyini yine MC = MR eşitliğiyle belirleyecektir. TR ve TC eğrilerinin


birbirlerine en çok yakınlaşması bu çıktı düzeyinde gerçekleşmektedir.

MR = MC koşulunu sağlayan çıktı düzeyinde AR < ATC, ancak AR > AVC ise firma zarardadır. Ancak firma değişken maliyetlerini karşıladığı için piyasada kalma kararı verebilir.

Eğer piyasa fiyatı AVC’ye eşit olursa, firma değişken maliyetini karşılayabilmekte, ancak hiçbir çıktı düzeyi için sabit maliyetleri karşılayamamaktadır. Bu durumda, firma gelecekte fiyatların artacağına inanıyorsa, kısa dönemde üretimi geçici olarak durduracaktır.

Örneğin; tatil yörelerindeki restoranlar, oteller ve kayak merkezleri gibi işletmeler tatil sezonunun dışında faaliyette bulunmazlar. Ancak bu piyasadan da çekip gitmezler. Sadece bir süre için isi geçici olarak bırakırlar.

AVC’nin minimum noktasının altındaki fiyat düzeylerinde firma isi bırakmakta ve piyasadan çekilmektedir. Buna karşın minimum AVC = P düzeyinden itibaren fiyat arttıkça firma üretimini artırmaktadır.

Diğer bir ifadeyle, çok düşük fiyat düzeylerinde firmalar isi bırakmak zorunda kalmaktadırlar. Yüksek fiyatlarda ise firmalar, genellikle, kârlarını arttırmak için çıktı miktarlarını arttırmaktadırlar. Bilindiği gibi, firmaların arz eğrisi her fiyat düzeyinde ne kadar mal ve hizmet satmaya hazır olduklarını göstermektedir. Her fiyat düzeyinde, arz edilen miktar, kabaca, firmanın kâr maksimizasyonu (veya zarar minimizasyonu) çıktısı olarak ifade edilebilir.

Üretilecek ilave çıktı, firmanın kârını arttırıyor veya kayıplarını azaltıyorsa, firma daha çok çıktı üretme kararı verecektir. Aynı şekilde, eğer çıktı düzeyindeki bir birimlik azalma firma kârını artırıyor veya kaybını azaltıyorsa, firma çıktı miktarını azaltacaktır. Çıktı düzeyindeki ayarlamalar olası her değişimin kâr artırımı veya kayıp azaltılması ışığında devam eder.

Tam rekabetçi firmanın MC’nin AVC eğrisi üzerinde kalan kısmı aynı zamanda firmanın kısa dönem arz eğrisidir. Bu bölgede piyasa fiyatı arttıkça, firmanın arz ettiği çıktı miktarı artar.

Tam Rekabetçi Firmaların Uzun Dönem Davranışı

Firmalar kısa dönemde ölçeklerini ya da kapasitelerini değiştiremezler. Üretim düzeylerini, kapasite kullanım oranını değiştirerek ayarlar. Buna karşın, uzun dönemde tüm girdiler değişken olduğundan, firmalar ölçeklerini ya da kapasitelerini değiştirebilirler. Yeni firmalar piyasaya girebilir ya da zarar eden firmalar piyasadan çıkabilir.

Uzun dönemde tam rekabet piyasasında faaliyet gösteren firma dengesi; ATC’nin minimum olduğu üretim düzeyinde gerçekleşir. Bu üretim düzeyi firma için optimum ölçek olup, firmanın tam kapasiteyle etkin olarak çalıştığını gösterir. Firmanın MC eğrisi daima ATC’nin minimum noktasından geçtiğinden, uzun dönemde tam rekabetçi firmalardan hiçbiri aşırı kâr veya zarar durumunda bulunamaz.

Piyasa giriş ve çıkışların tamamlandığı uzun dönemde piyasada var olan tüm firmalar sıfır ekonomik kâr elde eder. Bunun anlamı;

MC = MR = AR = P = minATC’dir.

Uzun dönemde sadece tek firma için değil, endüstrideki tüm firmalar için piyasa koşulları değişmediği sürece normal kâr düzeyinde oluşan dengede bir değişme olmaz. Böylece normal kâr düzeyinde mevcut firmalar piyasada kalırken, yeni firmaların bu piyasaya girişini teşvik edecek herhangi bir faktör yoktur. Dolayısıyla endüstri içinde de denge sağlanmış olur. Tüm firmalar için tesis optimum ölçekte kurulur ve tam kapasiteyle çalışır. Bu etkin işleyiş sürecinde firmalar sadece normal kâr ile yetinmiş olurlar.

Piyasa koşullarındaki değişikliğe bağlı olarak, firma ve piyasa dengesi değişecektir. İlk olarak normalüstü kâr oluşması durumunda piyasaya girişler incelenecektir. Tam rekabet koşullarının işlediği bir piyasada, kişilerin gelirlerinde bir artış olduğunu varsayalım. Bu durumda piyasa talep eğrisi sağa kayacaktır. Talepteki bu artış piyasa fiyatlarının yükselmesine neden olacaktır. Fiyat yükseldiğinde, ATC eğrisinin minimum düzeyi piyasa denge fiyatının altında kalacağından, tam rekabetçi firma çıktı miktarını arttırarak, ekonomik kâr edecektir. Firmanın kısa dönem yeni denge çıktı düzeyi artacaktır. Bu değişim sonunda firmanın elde edeceği kâr, normalüstü olacaktır.

Bu normalüstü ya da aşırı kâr yeni firmaların piyasaya girmesini sağlayacak, böylece daha çok çıktı üretilecektir. Piyasaya yeni firmaların girişi normalüstü kâr ortadan kalkıncaya kadar devam edecektir. Bu durumda arz eğrisi sağa kayacak ve arz artacaktır. Firma açısından ekonomik etkinliğin sağlandığı birim başına en düşük maliyetle üretim gerçekleşmektedir. Çünkü bu üretim düzeyinde;

P = MC = minATC koşulu sağlanmaktadır.

Piyasada üretilen mal ve hizmeti kullananların zevk ve tercihlerinde meydana gelen değişme nedeniyle, bu mala olan talebin azaldığını varsayalım. Bu değişimle birlikte, piyasa talep eğrisi sola kayar ve denge fiyatı düşer. Sıfır ekonomik kârla ya da normal kârla çalışan tam rekabetçi firma, talepteki azalmaya bağlı olarak düşen piyasa fiyatları nedeniyle zarar yapmaya başlar. Firma fiyatları ATC’nin altına düşmemek şartıyla, zararlarını minimize etmeye çalışır.

Fiyatlar ATC’nin minimum düzeyine eşit olduğunda ya kapanma ya da ileride fiyatların artacağına olan inancı sebebiyle kısa dönemde isi bırakmama kararı verecektir. Fakat bunu yapma gücüne sahip olmayan firmalar piyasadan çıkacaktır. Piyasadaki firma sayısının azalmasına bağlı olarak, piyasa arz eğrisi sola kayacaktır. Piyasa fiyatı tekrar yükselecek ve firma normal kâr elde edecektir. Fiyatlar eski düzeyine yükselirken, piyasa denge çıktı düzeyi ilk duruma göre daha düşük bir miktarda gerçekleşecektir.


Daha önce ifade edildiği gibi, yine firma açısından ekonomik etkinliğin sağlandığı birim başına en düşük maliyetle üretim gerçekleşmektedir. Çünkü bu üretim düzeyinde;

P = MC = minATC koşulu sağlanmaktadır.

Uzun Dönem Arz

Piyasaya giriş ve çıkışlar tamamlandığında tam rekabetçi piyasada uzun dönem denge oluşur. Tam rekabetçi endüstrinin uzun dönem arz eğrisinin özelliğinin ne olduğu sorusunun yanıtı endüstrideki firma sayısı değiştiğinde endüstrideki firmaların maliyetlerinin bundan nasıl etkileneceğinde saklıdır.

Etkilenmenin derecesi göre endüstrinin;

• Sabit maliyetli, • Artan maliyetli veya • Azalan maliyetli olduğu ifade edilir.

Endüstrinin sabit, artan veya azalan maliyetli olması endüstrinin uzun dönem arz eğrisini şekillendirir.

Sabit maliyetli endüstrinin genişlemesi veya daralması faktör fiyatlarını, dolayısıyla üretim maliyetlerini etkilemez. Grafiksel olarak firmaların piyasaya giriş veya çıkısı firmaların uzun dönem ATC eğrilerini kaydırmayacaktır. Bu durum, endüstrinin üretim faktörlerine olan talebin bu üretim faktörlerine olan toplam talebe kıyasla küçük olduğunda meydana gelir.

Endüstri üretim faktörlerinin fiyatlarını ve maliyetleri önemli derecede etkilemeksizin genişler veya daralır. Piyasaya girişler veya çıkışlar endüstri çıktı miktarını etkilemesine rağmen fiyat düzeyi, genellikle, ATC’nin minimumuna eşit olduğu başlangıç fiyat düzeyinde gerçekleşir. Tam rekabet piyasasında giriş ve çıkışların tamamlandığı çeşitli uzun dönem denge fiyat-miktar kombinasyonlarını gösteren eğriye uzun dönem arz eğrisi denir.

Sabit maliyetli endüstriler özel bir durumdur. Gerçek is hayatında ise firmaların ATC eğrileri genişleme dönemlerinde yukarıya kayarken, daralma dönemlerinde aşağıya kaymaktadır. Firmanın uzun dönem ATC’sinin piyasa daralması ve genişlemesine uygun davranış sergileyen bu endüstriler artan maliyetli endüstrilerdir.

Genellikle yeni firmaların endüstriye girişi üretim faktörlerinin fiyatını arttırır. Artan faktör fiyatları endüstrideki tüm firmalar için uzun dönem ortalama toplam maliyetlerin artmasına, her bir firmanın uzun dönem ATC eğrisini yukarıya kaydıracaktır.

Uygulamada çok nadir rastlanılmasına karşın, bazı endüstrilerde genişleme olduğunda, firmalar daha düşük faktör fiyatlarıyla karşılaşmaktadır.

Örneğin; kişisel bilgisayar miktarı arttıkça, firmalar artan miktarlarda mikroçip satın alacaktır. Mikroçip piyasasındaki ölçek ekonomileri nedeniyle, çip fiyatları

düşecektir. Böyle bir durumda piyasa genişledikçe ATC eğrisi aşağıya kayacaktır.

Tam Rekabet ve Etkinlik

Sabit ve artan maliyetli endüstri varsayımında, tüm firmaların uzun dönem nihai dengeleri üretim etkinliği ve tahsis etkinliği gibi temel etkinlik özelliklerine sahiptir. Tam rekabet koşullarında isleyen firmalar uzun dönemde olabilecek en düşük maliyetle üretim yapmaktadır. Bu kaynakların etkin kullanıldığının bir göstergesidir. Firmalar uzun dönemde hayatta kalabilmek için uzun dönem ortalama maliyet eğrilerinin minimum noktasında üretim yapmak zorundadırlar. Bu koşul üretim etkinliği olarak da isimlendirilir.

Tüketicilerin bir malın ilave birimi için ödemeye gönüllü olduğu fiyat, bu birim için tüketicinin biçtiği değerdir. Farklı bir açıdan konuya bakıldığında fiyat, bir maldan elde edilen marjinal faydayı yansıtır. Eğer fiyat, marjinal maliyeti aşıyorsa, tüketicilerin mala biçtiği değer bu malın maliyetini asıyor demektir ve bu malın üretimi artırılmalıdır. Oysa fiyat marjinal maliyetten daha düşükse, ilave çıktı üretilmemelidir. Bu durumda ilave çıktının üretimi için kullanılan kaynakların başka bir piyasada daha fazla katma değer yaratacağı ortadadır. Herhangi bir piyasada P > MC olduğunda, ilave çıktının üretiminden tüketici fayda elde edecektir. P<MC olduğunda ise bu tüketici refahını azaltacaktır.

Sonuç olarak, hem tüketici hem de üretici açısından es zamanlı en iyi durum P = MC olduğu durumda gerçekleşir. Bu eşitlik kaynakların da etkin tahsisi anlamındadır.

Tahsis etkinliği, herhangi bir piyasadaki kaynakların o piyasadaki tüketicilerin memnuniyetini azaltmaksızın bir başka piyasada kullanılmasının olanaksız olduğu durumu ifade eder. Bilindiği gibi tam rekabet koşullarında fiyat marjinal maliyete eşittir. Bu nedenle tüm piyasalarda tam rekabet koşulları geçerliyse, kaynaklar etkin olarak tahsis edilmiş olacaktır.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında