İKT103U-İKTİSADA GİRİŞ I
Ünite 6: Üretim ve Maliyetler
Üretim ve Üretim Fonksiyonu
İnsan ihtiyaçlarını doğrudan veya dolaylı bir biçimde gidermeye yönelik mal ve hizmetleri sunma çabasına üretim denir. İnsan ihtiyaçlarını karşılayacak olan mal ve hizmetlerin üretimini gerçekleştirip satışa sunan ekonomik birime de firma denir.
Piyasada faaliyet gösteren firmalar farklı büyüklüklerde olabilirler. Firma en basiti ile bir büfe olabileceği gibi bünyesinde birçok firmayı barındıran dev bir holding de olabilir. Firmalar piyasayı sunduğu mal ve hizmetlerin üretimlerini birtakım maliyetlere katlanarak gerçekleştirmektedirler. Kâr maksimizasyonu güdüsü ile hareket eden firmalar bu amacını gerçekleştirebilmek için üretimini gerçekleştirdikleri mal ve hizmetleri en düşük maliyetle üretip sunma çabası içindedirler. Firmaların üretip piyasaya sunacağı mal ve hizmetlerin miktarını söz konusu mal ve hizmetlerin üretimi için katlanacakları maliyetler ile mal ve hizmetin piyasadaki satış fiyatı belirler.
Belli bir mal veya hizmetin üretimine yönelik olarak üretim faktörlerinin (emek, sermaye, toprak) üretim sürecinde kullanılması sonucunda elde edilen çıktıya ürün denir.
Ham madde veya ara mallarını üretim sürecinden geçirerek onların fiziksel şekil ve görünümünü değiştirip yeni bir ürün elde etme işlemine imalat denir. İmalata dayalı üretim şekil faydası sağlar. Üretim sürecini sadece üretim faktörlerinin fiziksel şekil ve görünümlerinin değişime uğradığı bir süreçtir, şeklinde dar bir anlam ve tanımın içine oturtmamak gerekir.
Üretim sürecinin temel birimi firmadır. Firmalar belli bir ürünün üretimi için gerekli olan üretim faktörlerini satın alıp bir araya getirirler. Teknolojinin veri olduğu durum- da, belli bir zaman dilimi içinde üretilecek olan ürün miktarını söz konusu zaman dilimi içinde üretim sürecinde kullanılan üretim faktörlerinin miktarı belirler. Dolayısıyla teknolojinin veri olduğu durumda, bir ürünün üretim miktarının arttırılması ancak üretim sürecinde kullanılan üretim faktörlerinin miktarının arttırılması ile mümkündür. Üretim faktörleri ile elde edilen ürün miktarı arasındaki bu bağlılık ilişkisi bir fonksiyon ile ifade edilebilir. Bu fonksiyon üretim fonksiyonu olarak adlandırılmaktadır. Belli bir teknoloji düzeyi dâhilinde, alternatif girdi bileşenlerine tekabül eden maksimum çıktı düzeyleri arasındaki teknik ilişkiyi gösteren fonksiyona üretim fonksiyonu denir ve Q kısaltması ile gösterilir. Üretim fonksiyonu aşağıdaki kapalı fonksiyon yardımıyla gösterilebilir:
Q = f (L, K, T, t)
Üretim sürecinde kullanılan bazı girdilerin miktarını hemen arttırmanın mümkün olmadığı gerçeğinden hareketle girdileri sabit girdiler ve değişken girdiler olmak üzere iki grupta inceleyebiliriz. Belli bir zaman dilimi için üretilen ürün miktarındaki değişime karşın üretim
sürecinde kullanılan miktarları değişmeyen girdilere sabit girdiler denir.
Diğer taraftan her bir zaman dilimi için üretilen ürün miktarındaki değişime karşın üretim sürecinde kullanılan miktarları değişen girdilere değişken girdiler denir.
Değişken ve sabit girdiler arasında ayrım yaparken, zamanın önemini de vurgulamak gerekir. Mesela yukarıda belirttiğimiz gibi kısa bir zaman dilimi içinde (kısa dönemde) firmanın üretim kapasitesini arttırması olanaksız olduğundan sermaye girdisi bu kısa dönem içinde sabit bir girdidir. Fakat uzun bir zaman dilimi içinde (uzun dönemde) firma mevcut fabrikasındaki makine, teçhizat sayısını arttırarak veya ilave yeni bir fabrika kurarak üretim kapasitesini arttırma imkânına kavuşacağı için sermaye girdisi uzun dönemde değişken bir girdiye dönüşür. Dolayısıyla kısa döneminin sabit girdileri uzun dönemde değişken girdiye dönüşür.
Kısa Dönemde Üretim
Kısa dönem, üretim fonksiyonunda yer alan girdilerden sadece bir tanesinin üretim ile birlikte değiştirilebildiği ve geriye kalan diğerlerinin değiştirilemediği zaman dilimini ifade eder. Kısa dönem analizimize ilişkin açıklamaları yaparken, üretim faktörlerinden sermaye ve doğanın sabit olduğunu varsayılacaktır. Bu bağlamda, teknolojinin veri olduğu durumda, kısa döneme ilişkin analizde kullanabileceğimiz tek değişken girdimiz emek miktarıdır. Böylece kısa dönemde, firmanın üretim düzeyini arttırabilmesi ancak ve ancak üretim sürecinde kullanılan emek miktarını arttırmak ile mümkün olacaktır. Bundan dolayı firma, emek girdisinin verimliliğine bağlı alarak yapacağı üretim düzeyini belirleyecektir.
Üretim sürecinde kullanılan değişken girdinin farklı miktarları için elde edilen farklı çıktı düzeylerine toplam fiziksel ürün denir ve TPP kısaltması ile gösterilir. Emek girdisine ait toplam fiziksel ürün TPPL kısaltması ile gösterilmektedir ve bu kısaltma, emeğin toplam fiziksel ürünü şeklinde okunur. Emek girdisi ile emek girdisine ait toplam fiziksel ürün (TPPL) düzeyi arasındaki ilişki bir tablo, grafik veya fonksiyonla açıklanabilmektedir. Burada belli bir ürüne ilişkin gerçekleştirilen fiziksel üretimler miktar cinsinden ifade ediliyor iken söz konusu fiziksel üretimlerin parasal olarak ifade edilmesi (parasal değere dönüşmesi) ancak bu ürünün piyasada cari fiyatlardan satılmasıyla mümkündür.
Kısa dönemde diğer girdiler sabitken (yani diğer girdilerin üretimde kullanılan miktarları üretim düzeyinde meydana gelecek olan artış veya azalışlar karşısında değişmiyor iken), üretim sürecinde değişken girdi olarak sadece emek girdisi kullanılmaktadır. Bu durumda doğal olarak üretimde kullanılan emek girdisi miktarı sıfırken gerçeklesen üretim düzeyi de sıfır olmaktadır. Dolayısıyla üretilen ürün miktarı, sıfır düzeyinden başlayarak üretimde kullanılan emek miktarındaki artışla birlikte artmaya başlar.
Üretimde kullanılan emek girdisinin artan miktarları karşısında, üretilen ürün miktarı önce artarak artmakta ve emek girdisinin belli bir düzeyinden sonra ise azalarak artmaktadır. Üretimin ilk aşamalarında bir birim değişken girdi (emek girdisi) başına düşen sabit girdi miktarı fazla olduğundan dolayı üretimin bu başlangıç aşamasında sabit girdilerden bir kısmı hiç kullanılmamış (atıl kalmış) olacaktır. Böyle bir durumda, üretimin ilk aşamalarında üretimde kullanılacak her bir birim ilave değişken girdi (emek girdisi) bir yandan atıl kalan kapasitenin kullanılmasına olanak verirken, diğer yandan uzmanlaşmayı artıracağı için üretim düzeyi daha fazla artacaktır. Bu nedenle, diğer girdiler sabitken, belli bir üretim düzeyine ulaşıncaya kadar, bir birim değişken girdi (emek girdisi) miktarı başına artan verimler söz konusudur. Ancak, değişken girdi (emek girdisi) ile sabit girdiler arasında optimal (ideal) kombinasyona (yani toplam fiziksel ürünü maksimum düzeyine çıkaran kombinasyona) ulaşıldıktan sonra, değişken girdinin (emek girdisinin) üretimde kullanılan miktarı artırılmaya devam edilirse, değişken girdi (emek girdisi) başına düşen sabit girdi miktarı azalacağından dolayı bir birim değişken girdi (emek girdisi) başına düşen verimin azalmasına yol açacaktır. Bu durum ekonomi literatüründe azalan verimler kanunu olarak adlandırılır.
Kısaca, azalan verimler kanunu, diğer üretim faktörlerinin üretimde kullanılan miktarları sabit iken sadece tek bir üretim faktörünün üretimde kullanılan miktarı arttırıldığında üretimin belli bir düzeyinden sonra değişken girdinin her bir ilave biri minin toplam üretim düzeyine sağladığı ürün katkı miktarlarının sürekli azaldığı durumu ifade eder.
Marjinal fiziksel ürün diğer girdilerin üretim sürecinde kullanılan miktarları sabitken, üretim sürecinde kullanılan emek miktarında meydana gelecek bir birimlik artış karşısında toplam fiziksel ürün miktarının kaç birim değiştiğini gösterir.
Emeğin ortalama fiziksel ürünü, bir birim emek girdisi başına düşen ürün miktarı olarak tanımlanır. Emeğin ortalama fiziksel ürünü APPL kısaltması ile gösterilir.
Uzun Dönemde Üretim
Uzun dönemi kısa dönemden ayırt eden en belirgin özellik, uzun dönemde artık sabit girdi yoktur ve dolayısıyla tüm girdiler değişken girdi durumundadır. Uzun dönemde üretimde kullanılan tüm girdiler değişken girdiler olduğundan dolayı, azalan verimler yasası bu dönemde geçerliliğini yitirir. Uzun dönemde tüm girdilerin miktarlarının değişebiliyor olması beraberinde ölçek ve ölçeğe göre getiri kavramlarını getirmektedir. Tüm girdilerin üretimde kullanılan miktarlarının aynı oranda değişmesi üretim ölçeğinin de değişmesine yol açacaktır. Üretim ölçeğindeki bu değişimin toplam üretim düzeyi üzerinde yaratmış olduğu etkiye bakmak suretiyle ölçeğe göre getiri konusunda yargıda bulunulabilir.
Ölçeğe göre getiriye ilişkin üç ayrı olası durum söz konusudur ve bu durumlar:
• Ölçeğe göre sabit getiri (verim), • Ölçeğe göre artan getiri (verim) ve • Ölçeğe göre azalan getiridir (verimdir).
Tüm üretim faktörlerinin (girdilerinin) aynı oranda arttırıldığı durumda toplam ürün miktarının ne oranda değişeceğini gösteren ölçüte ölçeğe göre getiri denir. Ölçeğe göre getiriyi şu şekilde formülleştirebiliriz:
𝑻𝒐𝒑𝒍𝒂𝒎 Ü𝒓ü𝒏 𝑫ü𝒛𝒆𝒚𝒊𝒏𝒅𝒆𝒌𝒊 𝒀ü𝒛𝒅𝒆𝒔𝒆𝒍 𝑫𝒆ğ𝒊ş𝒊𝒎 Ölçeğe Göre Getiri = 𝑮𝒊𝒓𝒅𝒊𝒍𝒆𝒓𝒅𝒆𝒌𝒊 𝒀ü𝒛𝒅𝒆𝒔𝒆𝒍 𝑫𝒆ğ𝒊ş𝒊𝒎
Bu oran:
• 1’e eşit çıkıyorsa üretimde ölçeğe göre sabit getiri; • 1’den küçük çıkıyorsa üretimde ölçeğe göre azalan getiri ve • 1’den büyük çıkıyorsa üretimde ölçeğe göre artan getiri var demektir.
Eğer üretim sürecinde tüm girdileri aynı oranda arttırdığımızda üretimdeki artış girdilerdeki artışla aynı oranda gerçekleşiyor ise, bu durumda ölçeğe göre sabit getiri var demektir.
Eğer üretim sürecinde tüm girdileri aynı oranda arttırdığımızda üretimdeki artış girdilerdeki artıştan daha fazla bir oranda gerçekleşiyor ise, bu durumda ölçeğe göre artan getiri var demektir.
Bir firma için üretimi gerçekleştirirken üretim faktörleri bileşenini yani hangi üretim faktöründen ne miktarlarda üretim sürecinde kullanılacağının belirlenmesi, üretime yönelik en önemli aşamalardan birini oluşturur.
Firmanın bu konuda vereceği kararı etkileyen ve dolayısıyla karar verirken göz önünde bulundurduğu iki temel unsur vardır. Bu iki temel unsur;
• Her bir üretim faktörünün farklı miktarlarına ilişkin marjinal ürün hasılası ve • Her bir üretim faktörünün piyasa fiyatıdır.
Bir girdiye ait marjinal fiziksel ürün, söz konusu girdinin toplam üretime yaptığı katkı payıdır. Bu üretimdeki artısın (katkı payının) piyasada cari fiyatlardan satılması neticesinde elde edilen parasal gelir, ilgili girdinin marjinal ürün hasılası olarak ifade edilir.
Marjinal ürün hasılası (MRP) aşağıda verilen formül yardımıyla hesaplanabilir:
MRP = (MPP) x (Px)
Emeğin marjinal ürün hasılası = Emeğin birim fiyatı
MRPL = w
Dolayısıyla firma; MRPL > w olduğu sürece emek girdisinin üretimde kullanım miktarını arttırmaya devam ederken, MRPL < w olduğu sürece ise emek girdisinin
üretimde kullanım miktarını azaltmaya devam eder. Bu emek girdisi kullanımını arttırma veya azaltma işlemi MRPL = w eşitliği sağlanana kadar devam eder.
Maliyetler
Herhangi bir faaliyete ilişkin fırsat maliyeti, söz konusu faaliyeti yapıyor olmadan dolayı vazgeçilmek zorunda kalınan en iyi (yakın) alternatif faaliyet tarafından verilir.
Firmanın yapmış olduğu bu tür ödemeler muhasebe hesaplarına yansıtılır. Muhasebe hesaplarına yansıtılan bu tür ödemeler (maliyetler) açık maliyetleri oluşturur.
Açık maliyet firmanın üretim sürecinde kullanacağı ve başkalarının mülkiyetinde bulunan girdiler için satın alma veya kiralama bedeli olarak yaptığı gerçek ödemelere denir. Açık maliyetler muhasebe hesaplarına yansıtılıp muhasebeleştirilen maliyetlerdir. Bundan dolayı, açık maliyetler, muhasebeleştirilen maliyet olarak da adlandırılır.
Firmaların yüklenmiş olduğu bu fırsat maliyeti, firmalar için örtük maliyetleri oluşturur. Tanım olarak örtük maliyet, gerçekte herhangi bir parasal ödeme yapılmayan ancak bir alternatiften vazgeçilmesi nedeniyle ortaya çıkan maliyettir. Diğer bir ifadeyle örtük maliyet, firmanın kendi sahip olduğu kaynakları herhangi bir bedel ödemeksizin üretim sürecinde kullanıyor olmasının ortaya çıkarmış olduğu fırsat maliyetidir.
Örtük maliyetler muhasebeleştirilemeyen maliyetler olarak da çağrılır. Ekonomik maliyet ise açık maliyetler ile örtük maliyetlerin toplamından oluşur.
Kârın hesaplanmasında iktisatçılar, açık ve örtük maliyetlerin toplamından oluşan ekonomik maliyeti kullanırken; muhasebeciler, kâr hesaplamasında sadece açık maliyetleri kullanır. İktisatçılar tarafından hesaplanan ekonomik kâr ile muhasebeciler tarafından hesaplanan muhasebe kârı aşağıdaki eşitlikler tarafından verilir:
Muhasebe kârı = (toplam hasılat) – (toplam açık maliyetler)
Ekonomik kâr = (toplam hasılat) – (toplam açık maliyetler + toplam örtük maliyetler)
Ekonomik kâr = (muhasebe kârı) – (toplam örtük maliyetler)
Yukarıdaki eşitliklerden anlaşılacağı gibi ekonomik kâr muhasebe karından daha azdır. Kısaca, ekonomik kâr toplam hasılatın toplam fırsat maliyetlerini aşan kısmı tarafından verilir.
Kısa Dönemde Maliyetler
Üretim miktarına bağlı olan ve dolayısıyla üretim miktarıyla birlikte değişen maliyetlere değişken maliyetler denir.
Kısa dönemde bir firma için değişken maliyet, genellikle ham madde ve emek girdisi için katlanılan maliyetlerden oluşur. Bir firmanın kısa dönemde daha fazla ürün üretebilmesi için daha çok değişken girdi kullanması gerekeceğinden dolayı, doğal olarak kullanılan girdi
miktarı arttıkça firma tarafından katlanılan maliyet de artacaktır.
Üretim miktarına bağlı olmayan ve dolayısıyla üretim miktarıyla birlikte değişmeyen maliyetlere sabit maliyetler denir. Sabit maliyetler öyle maliyetlerdir ki firma hiç ürün üretmese dahi katlanmak zorunda olduğu maliyetlerdir.
Bir firmanın üretim faaliyetinde bulunabilmek için katlandığı toplam maliyet (TC), toplam sabit maliyetler (TFC) ile toplam değişken maliyetlerin (TVC) toplamından oluşur. Toplam maliyetleri aşağıdaki eşitlik yardımıyla gösterebiliriz:
TC = TFC + TVC
Firma davranışlarını analiz etmede kullanılan üç eğri vardır. Bunlar;
• Ortalama toplam maliyet (ATC), • Ortalama değişken maliyet (AVC) ve • Marjinal maliyet (MC) eğrileridir.
Bu eğrilerden her biri toplam maliyet eğrisinden elde edilir. Firmanın her ilave bir birimlik ürün miktarı için katlandığı ek maliyeti gösteren eğri, marjinal maliyet eğrisidir. Marjinal maliyet, firmanın üretimini bir birim arttırması durumunda toplam maliyet düzeyinde meydana gelen değişimi ifade eder. Marjinal maliyet (MC) aşağıdaki formülle hesaplanır:
MC = Toplam Maliyetteki Değişim / Üretim Miktarındaki Değişim = ΔTC / ΔQ
Belli bir üretim düzeyine ilişkin ortalama toplam maliyet, toplam maliyetin söz konusu üretim düzeyine bölünmesiyle elde edilir. Yani, ortalama toplam maliyet, firmanın bir birimlik üretimi başına düşen toplam maliyet miktarıdır.
Sabit maliyetler her bir üretim düzeyi için değişmeyip aynı kaldığından, ortalama sabit maliyet eğrisi sürekli azalan bir eğridir. Ortalama sabit maliyet, firmanın bir birimlik üretimi başına düşen toplam sabit maliyet miktarıdır. Ortalama sabit maliyet, sabit maliyetler toplamının üretim miktarına bölünmesiyle elde edilir.
Ortalama değişken maliyet, firmanın bir birimlik üretimi başına düşen toplam değişken maliyet miktarıdır. Yani, ortalama değişken maliyet toplam değişken maliyetin çıktıya bölünmesiyle elde edilir.
Uzun Dönemde Maliyetler
Kısa dönem analizinde bir firmanın üretim miktarı ile maliyetlerini ilişkilendirirken firmanın işletme büyüklüğünün (ölçeğinin) değişmeyip sabit kaldığını varsaydık. Ancak, firmalar her zaman mevcut işletme büyüklüğünde üretim yapmazlar. Uzun dönem kısa dönemin aksine, firmalara işletme büyüklüklerini değiştirebilme imkânı tanır. Yani firma uzun dönemde mevcut fabrikasını genişletebilir veya istediği büyüklükte yeni bir fabrika kurabilir.
Faktör fiyatları ve teknoloji sabitken, uzun dönem ortalama maliyetler, tüm üretim faktörlerinin değişmesi sonucunda her bir üretim düzeyi için minimum ortalama maliyetlerden oluşur.
Kısa dönem ortalama toplam maliyet eğrisi, azalan verimler kanunu nedeniyle “U” biçiminde bir şekle bürünür. Diğer taraftan uzun dönemde bu kanun geçerli değildir. Çünkü azalan verimler kanunun geçerli olabilmesi için kısa dönemde olduğu gibi üretim faktörlerinden en az birinin sabit olması gerekir fakat uzun dönemde sabit girdi yoktur aksine uzun dönemde tüm girdiler değişkendir.
Uzun dönemde ortalama maliyet eğrisinin “U” biçiminde olmasının nedeni ise, firmaların üretim sürecinin başlangıcından belli bir üretim seviyesine kadar ölçek ekonomileriyle çalışıyor olması ve daha sonraki üretim düzeylerinde ise negatif ölçek ekonomileriyle çalışıyor olmasıdır. Uzun dönem ortalama maliyet (LRAC) eğrisi aynı zamanda ölçek eğrisi olarak da çağrılmaktadır.
Üretim ölçeği arttıkça uzun dönem ortalama maliyetlerin azalmasına ölçek ekonomileri denir.
Üretim ölçeği arttıkça uzun dönem ortalama maliyetlerin artmasına negatif ölçek ekonomileri denir.
En düşük maliyetle üretimin gerçekleştirildiği üretim ölçeğine optimum (ideal) üretim ölçeği denir.
Uzun dönem maliyet eğrilerini incelerken girdi fiyatlarının ve teknolojinin sabit (veri) olduğunu varsaydık. Fakat girdi fiyatlarının veya teknolojinin sabit kalmayıp değişmesi durumunda farklı uzun dönem maliyetlerle karşılaşırız. Girdi fiyatlarının düşmesi, belli bir üretim düzeyini gerçekleştirmek için katlanılan üretim maliyetlerini düşürecektir ve bu da uzun dönem ortalama maliyet eğrisinin (LRAC’nin) aşağıya kaymasına yol açacaktır.
Girdi fiyatlarının artması, belli bir üretim düzeyini gerçekleştirmek için katlanılan üretim maliyetlerini arttıracak ve bu da uzun dönem ortalama maliyet eğrisinin (LRAC’nin) yukarıya kaymasına yol açacaktır.
Üretim sürecinde kullanılan her bir yeni teknoloji bir öncekine göre daha etkin (verimli) olacağından dolayı teknolojik ilerleme de üretim maliyetlerini azaltıcı yönde etkiler. Budan dolayı da teknolojik ilerleme daha düşük girdi fiyatlarında olduğu gibi uzun dönem ortalama maliyet eğrisinin (LRAC’nin) aşağıya doğru kaymasına yol açar.