Devletin olmadığı dışa kapalı bir ekonomide gelir özdeşliğini şu şekillerde yazabiliriz:
Y / C+I
Y / C+S
Yukarıdaki birinci özdeşlik, harcamalar bakımından milli geliri (Y) ifade etmektedir. Burada toplam harcamalar, tüketim (C) ve yatırım harcamalarından (I) oluşmaktadır. İkinci özdeşlik ise geliri, kullanım bakımından göstermektedir. Bu özdeşliğe göre, hanehalkları harcanabilir (kullanılabilir) gelirlerini, tüketim (C) ve tasarruf (S) arasında bölüştürürler.
İktisada Giriş — Ünite 6 Soru-Cevap
İktisada Giriş (IKT101U) soru-cevapları.
Devletin olmadığı dışa kapalı bir ekonomide gelir özdeşliği nasıl ifade edilir?
Klasiklere ve Keynesyenlere göre geliri belirleyen temel faktör nedir?
Klasikler, ekonomide ücret ve fiyatların tam esnek olduğunu ve böylece ekonominin devamlı olarak tam istihdam düzeyinde bulunduğunu ifade etmektedirler. Klasiklere göre, geliri (veya üretimi) belirleyen temel faktör istihdam düzeyidir. Keynes ve Keynesyenler ise Klasiklerin bu görüşüne karşı çıkarak, geliri belirleyen temel faktörün toplam harcamalar (veya toplam talep) olduğunu ifade etmişlerdir. Onlara göre, toplam harcamalar geliri belirlemektedir ve belirlenen gelir düzeyi de istihdam düzeyini belirlemektedir.
Tüketim fonksiyonu neyi ifade etmektedir?
Diğer koşullar sabitken, tüketim ile harcanabilir gelir arasındaki ilişki tüketim fonksiyonu tarafından belirlenir. Tüketim fonksiyonu, farklı harcanabilir gelir düzeylerinde hanehalklarının ne kadar harcama yapmak istediklerini gösterir
Tüketim fonksiyonu nedir? Nasıl ifade edilir?
Tüketim harcamaları, harcanabilir gelirin (YD) bir fonksiyonudur. Yani, harcanabilir gelirdeki artışlar, tüketim harcamalarının da artmasına yol açar. Dolayısıyla harcanabilir gelir ile tüketim harcamaları arasında doğru yönlü bir ilişki vardır. Diğer koşullar sabitken, tüketim ile harcanabilir gelir arasındaki ilişki tüketim fonksiyonu tarafından belirlenir. Tüketim fonksiyonu, farklı harcanabilir gelir düzeylerinde hanehalklarının ne kadar harcama yapmak istediklerini gösterir. Tüketim fonksiyonunu C = C0+cYD biçiminde ifade edilir. Burada tüketim harcamaları (C), otonom tüketim harcamalarından (C0) ve uyarılmış tüketim harcamalarından (cYD) oluşur. Otonom tüketim harcamaları (C0), gelir düzeyi sıfırken yapılan tüketim harcamalarını ifade eder. Diğer bir ifadeyle otonom tüketim, gelir düzeyinden bağımsız yapılan tüketim harcamalarıdır.
Ortalama tüketim eğilimi ve Marjinal tüketim eğilimi kavramları ne ifade etmektedir?
Ortalama tüketim eğilimi, her bir yıl için bir ekonomideki tüketim harcamalarının harcanabilir gelire oranıdır ve harcanabilir gelirin ne kadarının tüketim harcamalarına ayrıldığını göstermektedir.
Marjinal tüketim eğilimi ise hanehalklarının elde ettiği ilave gelirin tüketim harcamasında ne kadar artış yarattığını gösteren orandır.
Tüketim harcamalarını etkileyen gelir dışındaki temel faktörler nelerdir?
Tüketim harcamalarını etkileyen diğer temel faktörler olarak; hanehalklarının servetlerini, bekleyişleri ve faiz oranlarını gösterebiliriz.
Servet: Hanehalklarının serveti; nakit, vadeli mevduat hesapları, tahviller, hisse senetleri, ev ve otomobil gibi varlıklardan oluşur. Hanehalklarının servetlerinin artması, tüketim harcamalarının artmasına yol açar. Bu durum da tüketim fonksiyonunun yukarı doğru kaymasına neden olur. Tersi durumda ise, serveti azalan hanehalkları daha az tüketim yapar ve buna bağlı olarak tüketim fonksiyonu aşağıya doğru kayar.
Faiz oranı: Faiz oranı, insanların tasarruf yapması için bir ödüldür veya borç aldıklarında ödemeleri gereken şeydir. Reel faiz oranlarının önceki dönemlere göre daha yüksek olduğu zamanlarda muhtemelen insanlar daha yüksek reel faizlerden yararlanmak için tasarruf yapma yoluna gideceklerdir. Dolayısıyla bu dönemlerde harcanabilir gelirin çoğu tasarruf edildiğinden,
tüketim harcamaları azalacaktır. Bunun yanında borçlu olanlar da faiz oranından etkileneceklerdir. Dolayısıyla, diğer faktörler sabitken, faiz oranındaki bir artış tüketim harcamalarında azalmaya yol açacaktır ve buna bağlı olarak tüketim fonksiyonu aşağıya doğru kayacaktır. Tersi durumda ise, faiz oranlarındaki bir azalma ve kredi bulabilmenin kolay olması, tüketim harcamalarının artmasına ve tüketim fonksiyonunun yukarıya doğru kaymasına neden olacaktır.
Bekleyişler: Gelecek ile ilgili beklentiler de tüketim harcamalarını etkileyen diğer bir faktördür. Örneğin eğer insanlar işleriyle ilgili olarak gelecekte iyimser beklentilere sahipse, ileride terfi edeceklerini ve ücretlerinin artacağını bekliyorlarsa, şimdiki gelirlerinin daha büyük bir kısmını tüketim harcamasına yönlendirebileceklerdir. Bu şekilde tüketim harcaması artacak ve tüketim fonksiyonu yukarıya doğru kayacaktır. Aksine, eğer insanlar gelecek ile ilgili kötümser bir düşünceye sahiplerse, işlerinden kovulma endişesi yaşıyorlarsa veya ileride ücretlerinin azaltılacağını düşünüyorlarsa, muhtemelen şimdi daha az tüketim yapma yoluna gidebileceklerdir. Bu durum da tüketim harcamalarının azalmasına ve tüketim fonksiyonunun
aşağıya kaymasına neden olacaktır.
Tasarruf nedir ve tasarruf fonksiyonu nasıl elde edilir?
Gelir ya tüketilecek ya da tasarruf edilecektir. Dolayısıyla, gelir ile tüketim arasındaki fark bize tasarrufu verecektir: S = Y-C
Tasarruf gelirin tüketilmeyen kısmı olduğuna göre, tüketim fonksiyonundan yola çıkarak tasarruf
fonksiyonunu elde edebiliriz:
S = Y-(C0+cY)
Buradan da tasarruf fonksiyonunu şu şekilde elde ederiz:
S = Y-C0-cY
S = -C0+(1-c)Y
Tasarruf fonksiyonundan görülebileceği gibi, tasarruflar da harcanabilir gelirin artan bir fonksiyonudur. Dolayısıyla tasarruf fonksiyonu bize, diğer koşullar sabitken, tasarruf ile harcanabilir gelir arasındaki ilişkiyi gösterir.
Ortalama tasarruf eğilimi nedir?
Ortalama tasarruf eğilimi (APS), tasarrufun harcanabilir gelire oranıdır ve harcanabilir gelirin ne kadarının tasarruf edildiğini göstermektedir. Ortalama tasarruf eğilimini şu şekide gösterebiliriz
APS = S / Y
Marjinal tasarruf eğilimi nedir?
Marjinal tasarruf eğilimi (MPS veya s) harcanabilir gelirde ortaya çıkan artışın ne kadarının tasarruf edildiğini göstermektedir. Yani, MPS, tasarruftaki değişmenin (ΔS) gelirdeki değişmeye (ΔY) oranıdır ve şu şekilde gösterilir.
s veya MPS = (ΔS) / (ΔY)
Marjinal tasarruf eğilimi marjinal tüketim eğilimi gibi pozitif ve birden küçük bir katsayıdır.
Yatırım harcamaları bakımından yatırımlar kaça ayrılır?
Yatırımları, otonom ve uyarılmış yatırımlar şeklinde ikiye ayırabiliriz. Otonom yatırımlar, milli gelirden bağımsız olarak yapılan yatırımlardır. Yani otonom yatırımlar, milli gelirdeki değişmelerden etkilenmezler. Uyarılmış yatırımlar ise, milli gelirdeki değişmelere bağlı olan yatırımlardır.
Marjinal tüketim ve marjinal tasarruf eğilimleri arasındaki ilişki ne şekilde gerçekleşir?
Devletin olmadığı dışa kapalı bir ekonomide harcanabilir gelir ya tüketim ya da tasarruf için kullanılacaktır (Y=C+S). dolayısıyla harcanabilir gelirdeki herhangi bir değişme de ya tüketilecek ya da tasarruf edilecektir (ΔY=ΔC+ΔS). Bu nedenle marjinal tüketim eğilimi (MPC veya c) ile marjinal tasarruf eğiliminin (MPS veya s) toplamı 1'e eşit olmalıdır. Yani,
MPC + MPS= 1 ya da c + s=1.
Yatırım harcamalarını belirleyen faktörler neledir?
Kâr beklentileri: Kâr beklentileri yatırım harcamasını belirleyen faktörlerin başında gelir. Firmaların yatırım yapmalarının nedeni, yatırımlardan bir getiri sağlamaktır. Yatırımcı yatırımını yaparken yatırımdan elde edebileceği kârı düşünerek projesini gerçekleştirecektir. Bu nedenle yatırım kararları, geleceği dikkate almayı ve gelecekle ilgili beklentiler oluşturmayı gerektirir. Bu beklentileri etkileyen de kâr unsurudur.
Faiz oranı: Faiz oranı, yatırımları belirleyen önemli değişkenlerden biridir. Yatırım projesinin maliyetlerinden biri faiz oranıdır. Çünkü gerçekleştirilen yatırım projelerinin finansmanı için paraya ihtiyaç vardır ve bunun için de genellikle borç alınır. Bu nedenle yatırım projelerinin gerçek maliyeti, borç almanın maliyetidir; yani faiz oranıdır. Dolayısıyla faiz oranı, yatırımın kârlı olup olmayacağının ve buna bağlı olarak yapılan yatırım harcamalarının belirlenmesinde
önemli bir faktördür. Eğer faiz oranı düşükse, bu yatırımın maliyetinin de düşük olacağını gösterir. Bu durumda eğer yatırım projesinden beklenen getiri, faiz oranının sebep olduğu maliyetten yüksekse, yatırımcılar yatırım yapmayı tercih edecek ve böylece yatırım harcamaları artacaktır. Tersi durumda eğer faiz oranı yüksekse, yatırımcıların bir kısmı projelerinin kârlılığının faiz maliyetinden daha düşük olduğunu düşünerek yatırım yapmaktan vazgeçecek ve böylece yatırım harcamaları azalacaktır. Dolayısıyla burada, yatırım harcamaları ile faiz oranı arasında ters yönlü bir ilişkinin olduğunu söyleyebiliriz.
Sermaye miktarı: Ekonominin mevcut sermaye stoku da yatırım harcamalarını etkileyen diğer bir faktördür. Eğer ekonomideki mevcut sermaye stoku oldukça yüksek ise, bu durum bu sermaye stokuna yapılacak yenileme yatırımlarının da yüksek olmasına neden olacaktır. Bunun yanında, sermaye mallarının maliyeti azaldıkça veya makineler daha verimli hale geldiğinde, yatırımın getirisi artacaktır. Bu durumda da firmalar daha çok yatırım yapacaklardır. Burada teknolojik gelişme önemli bir belirleyicidir.
Otonom harcama kavramı ne ifade etmektedir?
Toplam harcama fonksiyonunun içinde olan otonom tüketim (C0) ve otonom yatırımların (I0) toplamına, toplam otonom harcamalar (A0) denildiğinde, toplam otonom harcamaları şu şekilde
gösterebiliriz: A0 = C0+I0
Otonom harcamalar, gelir düzeyinden bağımsız yapılan harcamalardır
Devletin olmadığı dışa kapalı bir ekonomide denge gelir düzeyinin belirlenmesinde alternatif yöntem nedir?
Toplam gelir tüketim ve tasarruf arasında kullanılırken (Y = C + S), aynı zamanda toplam gelir harcamalar bakımından da tüketim ve yatırım harcamalarına yönelir (Y = C + I). Buradan yola çıkarak denge gelir düzeyini C+S = Y = C+I gibi ifade edebiliriz. Eşitliğin her iki tarafında da C olduğu için, her iki taraftaki C’ler birbirini götürdüğünde denge koşulunu S = I gibi yazabiliriz. Dolayısıyla bu şekilde ekonominin denge gelir düzeyini yatırım-tasarruf eşitliği yoluyla da elde edebiliriz.
Tasarruf Paradoksu nedir?
Bir ekonomide hanehalklarının gelir seviyelerinde bir değişme yokken daha fazla tasarrufta bulunmak istemeleri durumunda, ilginç bir paradoks ortaya çıkabilmektedir. Bu paradoksa göre, hanehalklarının gelirlerinde bir değişme yokken daha fazla tutumlu olmaları, tasarruf düzeyinin artmamasına, bunun yanında gelirin de azalmasına yol açmaktadır.
Çoğaltan ya da çarpan kavramları ne ifade etmektedir?
Otonom harcamalardaki bir birimlik değişmenin, denge gelir düzeyi üzerinde kendisinden daha büyük miktarda yarattığı değişime çoğaltan ya da çarpan adı verilmektedir.
Devlet, dışa kapalı bir ekonomide denge gelir düzeyini ne şekilde etkiler?
Devletin ekonominin içinde olması denildiğinde aklımıza ilk gelen şeyler; devlet harcamaları ve vergilerdir. Çünkü devlet bu araçlarla ekonomiye müdahale etmektedir.
Devlet denge gelir düzeyini iki şekilde etkiler. Birincisi Devlet, mal ve hizmetler satın almak için kamu harcamaları (G) yaparak gelir düzeyini etkiler. İkinci olarak ise, vergiler (TA) ve transferler (TR) yoluyla denge gelir düzeyini etkiler.
Gelir vergisi oranındaki bir değişimler, çoğaltan değerini ne şekilde etkilemektedir?
Gelir vergisi oranındaki azalma çoğaltanın değerinin artmasına neden olmaktadır. Bu da örneğin otonom harcamalarda bir artış olduğunda, vergi oranının daha düşük olmasına bağlı olarak, çoğaltanın gelir düzeyini daha yüksek oranda artıracağını ifade eder. Eğer gelir vergisi oranı artarsa, hem harcama fonksiyonunun eğilimi azalır hem de çoğaltan azalır ve böylece denge gelir düzeyinde azalma olur.
Dışa açık bir ekonomide planlanan toplam harcamalar nasıl ifade edilir?
İhracat (X), bir ülkede üretilen mal ve hizmetlerin yabancı ülkelere satılmasına denir. Diğer bir ifadeyle ihracat, diğer ülkelerin yurt içi mal ve hizmetlere olan talebini gösterir. Bu bakımdan ihracat, toplam çıktının ve gelirin bir bileşenidir. Yurt dışından mal ve hizmetlerin satın alınmasına ise, ithalat (M) denir. İthalat, ihracatın aksine, yurt içi çıktının bir bileşeni değildir. Çünkü ithalattaki mal ve hizmetler ülke içerisinde üretilmez, diğer ülkelerden ithal edilir. Fakat hanehalklarının toplam tüketim harcamalarına, firmaların toplam yatırım harcamalarına ve kamu harcamalarına baktığımızda, bunların içine ithalat girer. Bu nedenle, toplam çıktıyı (geliri) doğru bir şekilde hesaplayabilmemiz için ithalatın çıkarılması gerekir. Bu bilgiler ışığında dışa açık bir ekonomide planlanan toplam harcamaları şu şekilde gösterebiliriz: AE = C+I+G+X-M
Toplam planlanan harcama fonksiyonundaki son iki terim; yani ihracat ile ithalat arasındaki fark
(X-M), ülkenin mal ve hizmetler üzerine olan net ihracatını (NX) ifade eder. İhracatın artması net ihracatı artırırken, ithalatın artması ise net ihracatı azaltacaktır. Net ihracatın artması da, toplam planlanan harcamaların ve gelir düzeyinin artmasına yol açacaktır. Tersine, eğer net ihracat azalırsa, toplam planlanan harcamalar ve gelir düzeyi azalacaktır.
Net ihracat fonksiyonu nedir ve nasıl formüle edilir?
İhracat ve ithalat fonksiyonlarını elde ettikten sonra, şimdi net ihracat fonksiyonunu elde edebiliriz. Toplam ihracattan toplam ithalat çıkarıldığında net ihracat elde edilir. Dolayısıyla, ihracat ve ithalat fonksiyonlarını kullanarak net ihracat (NX) fonksiyonunu elde edebiliriz:
NX = X-M
NX = X0 - (M0+mY)
NX = X0 - M0 - mY