AÖF Soru Bankası

Türk İdare TarihiÜnite 7 Özeti

II. Meşrutiyet Dönemi’nde (1908-1918) Yönetim Yapısı

Jön Türkler, pozitivist okulun kurucularının fikirlerinden Jön Türkler etkilenmişler, Osmanlı’nın sorunlarının bilimsel

19. yüzyıl başlarından itibaren hem Avrupa hem de yöntemlerle çözümlenebileceği kanısında olmuşlar, ancak Osmanlı’daki statüko karşıtı, ilerici ve liberal gruplar bu seçkinci bir yaklaşımla halka edilgen bir rol biçmişlerdir. isimle nitelendirilmiştir. Seçkincilik, Jön Türker’de Fransız sosyolog Gustave Le Jön Türkler olarak adlandırılan Abdülhamid muhalifleri Bon’un fikirleriyle güçlenmiştir. Kuvvetli hükümet ve önce Askerî Tıbbiye’de örgütlenmiş sonrasında toplumun askeriyenin önemi fikirleri Jön Türklerin aklındaki devlet değişik kesimlerinden de taraftar kazanmışlardır. kavramını göstermektedir.

Askeri Tıbbiye’deki dört genç, Fransız İhtilali’nin Sosyal Darwinizm, Charles Darwin’in düşüncelerinin yüzüncü yılında, çözülme sürecine bir çözüm olarak, 1870’lerden itibaren sosyal bilimlere uyarlanması ile Osmanlı vatandaşlarının anayasa ve parlamento etrafında ulaşılan bakış açısıdır. Jön Türkler fazla biçimsel bir bir araya getirme fikri ile “İttihadi Osmani” yani “Osmanlı devlet anlayışını ve organik bir yapıyı kabul Birliği” adını verdikleri bir örgüt kurdular. etmemişlerdir.

1895 yılında Paris’te Meşveret isimli bir gazete çıkaran 20. yy başlarında güçlenen “Hukuk Devleti” kavramının Ahmed Rıza’nın temasa geçmesi ile örgütün ismi etkisiyle Jön Türkler, “güçlü devlet” prensibini hararetle “Osmanlı Terakki ve İttihat Cemiyeti” olarak değişti. desteklemişlerdir. Osmanlı’nın mevcut hiyerarşik yapısını Hükümetin yaptığı kovuşturmalar neticesinde örgütün bazı değiştirerek, en üst toplum katmanına “mektepli elit”lerin üyeleri Paris’e kaçarak Jön Türk hareketine öncülük yerleşmesi gerektiğini iddia etmişlerdir. ettiler. Jön Türkler, dini yöneticiler ve ayanlar gibi kesimlerin 1902 yılına kadar çeşitli etnik unsurlardan oluşan ve bu oluşturduğu ikincil grupların devlet ile toplum arasında nedenle görüş ayrılıkları bulunan Jön Türk örgütlerinin yer almaması gerektiği kanısındadırlar. ortak yönleri şunlardır: Hürriyet’in İlanı: Kaos & Savaş a. Anayasanın tekrar yürürlüğe konması, meclisin Hürriyetin ilanından sonra, “hürriyet” kavramı ayrılıkçı tekrar açılması ve etnik unsurlara eşit haklar azınlıklar tarafından “bağımsızlık” olarak yorumlanmış ve sağlanması gerektiği kanısındadırlar. Jön Türkler arasındaki fikir ayrılıklarının keskinleşmesi ile b. Osmanlı’nın birliğini “Osmanlılık” kavramını rejimin temel ilkeleri anlaşılamamış ve yerleşmemiştir. temel alarak vurgulamışlardır. c. Abdülhamit rejimine karşı eylem olarak sadece 23/24 Temmuz 1908 akşamı Kanun-i Esasi ikinci defa ilan neşriyat/propaganda üretmişlerdir. olunmuştur. d. Kitleler ile bağları yoktur. 31 Mart isyanı, günümüz takvimiyle 13 Nisan günü 1902 yılındaki Jön Türk kongresinde Prens Sabahattin’in gerçekleşen ve ittihatçılara karşı, statüko yanlısı bir adem-i merkeziyetçi düşünceleri ve azınlık gruplara karşı başkaldırıdır. 31 Mart’tan sonra hükümet Kanun-i Esasi tavizkâr tutumu ve yakınlığına karşı Ahmed Rıza Bey’in yeniden düzenlemiştir. Bu düzenleme ile; hoşnutsuzluğu görüş ayrılıklarını belirginleşmiştir. Ahmed a. Rejimin ağırlık merkezi yasamaya kaydırılmıştır. Rıza Bey ve çevresi bu gruplarından tamamen ayrılmıştır. b. Sultanın görevleri yeniden tanımlanmıştır. Jön Türk Kongresi’nin ertesinde Osmanlı Terakki ve c. Basın, kişi, toplanma hürriyetiyle evrakın İttihat Cemiyeti 41 madde ve bir ekten oluşan bir program gizliliğine vurgu yapılmıştır. yayınlamıştır. d. Sadrazam ve Şeyhülislamın seçimi meclise onayı ise saraya verilmiştir. Prens Sebahattin fikirlerini yansıtan ve 1906 yılında e. Nazırların meclise karşı yükümlü oldukları yayınlanan programın ilk ve ikinci maddeleriyle devlet belirtilmiştir. idaresinin, adem-i merkeziyet ve yetki genişliği ilkelerine f. Kanun-i muvakkat yani geçici kanunun karar ve dayanarak ve yine vilayet meclisleri kanalıyla yapılacağı tasdik şartları belirlenmiştir. ilan ediliyordu. g. Meclis feshinin koşulları belirlenmiştir. Selanik merkezli Osmanlı Hürriyet Cemiyeti, Ahmed Rıza h. Kanun teklif ve onay süreci takvime grubu ile yakınlaşmış ve 1907 yılında cemiyet ismini bağlanmıştır. “Terakki ve İttihat” olarak değiştirmiştir. Aynı yıl i. Ayan ve saray vetosunun önü kapatılmıştır. düzenlenen İkinci Jön Türk Kongresi’nde cemiyet ortak 1911 sonbaharına gelindiğinde, İttihatçılar kuruluş hedeflerini şöyle belirlemiştir: ilkelerinden verdikleri ödünler sonucunda, kendi içinde a. Mevcut hükümetin düşürülmesi bölünmüş durumdadırlar. Yerel seçimleri Hürriyet ve b. Anayasanın yürürlüğe koyulması İtilaf’a kaybetmiş ve Anayasanın yönünü tekrar saraya c. Parlamentonun açılması. çevirme düşüncesiyle, parlamentonun statüsünü 1876 tarihine geri çevirmiş ve ülkeyi yeniden seçimlere götürmüştür. Yeni kurulan İttihatçı parlamento, meclis


feshini sadrazamın teklifi ve sarayın onayına bırakmıştır. 1913 Ocağına kalan perde arkasında kalan Cemiyet, Aynı yıl ittihatçı parlamento dağıtılmıştır. Mahmut Şevket Paşa Hükümetinin kurulması ile iktidarı doğrudan eline almıştır. Kamu alanında Arapçanın serbest İttihatçılar, kuruluş ilkelerinden uzaklaşarak anayasayı bırakılmasının da aralarında olduğu birçok reform hayata mevcudiyetlerini sağlamlaştırmak amacıyla sürekli geçirilmiştir. Sulh hâkimleri yasası ve Vilayet Kanunu bu değiştirmişler, 1913 yılında bir darbe yapmışlardır. dönemde çıkarılmıştır. Bu dönemde itilafçılara bürokratik 1918’de yaptıkları bir düzenlemeyle de meşrutiyet fiilen makamlar teklif edilerek giderilmeye çalışılmasına bitmiştir. rağmen, 12 Haziran’da Şevket Paşa’nın suikast ile Meşrutiyet Hükümetleri ve Osmanlı Bürokrasisi katledilmesi, İtilafçılar ve ittihatçılar arasındaki husumetin Said Paşa Hükümeti, anayasayı yürürlüğe koyan sürdüğünü göstermektedir.

hükümettir, ancak üyeleri padişah tarafından belirlenmiştir Sonrasında, ittihatçıların ısrarla arkasında durduğu Said ve sadece iki hafta iktidarda kalmıştır. Halim Paşa Hükümeti kurulmuştur. Osmanlı topraklarının İttihatçıların desteğiyle kurulan Kamil Paşa hükümeti tümü altı müfettişlik bölgesine ayrılmıştır. Batılı devletler yapısal reformlara girişmiş ancak reformlar desteğini bu idari birimlerin yabancı uzmanlar denetiminde kaybetmesine neden olmuş ve 13 Şubat 1909 da gensoru teşkilatlanmasını istemişler, Batı Anadolu’da zirai ile düşürülmüştür. kalkınma için yabancı uzman getirilmesi ve Doğu Anadolu’da demir yolu inşası projesi Batılı devletlerin Hüseyin Hilmi Paşa Hükümeti, Kamil Paşa’nın başlattığı vetosuyla karşılaşmıştır. Kasım 1914’te Osmanlı Dünya ekonomik değişimi sürdürmüş Devletin tüm birimleri sıkı Savaşına girerken hükümet, geneli ve sonucu etkilemeyen bir mali disipline bağlanmıştır ancak memur küçük çaplı reformlar içerisindedir. maaşlarındaki kesintiler ve işten çıkarmalar hoş karşılanmamış ve ayaklanmada payı olmuştur. II. Meşrutiyet Yönetiminin Yapı Taşları

Sultan 31 Mart olayından sonra, Zaptiye Nezareti kaldırılarak yerine mülkiye ve hukuk mezunu personelle donatılan II. Meşrutiyet döneminde yönetimin başı Sultan idi. Emniyet-i Umumiye Müdürlüğü kurulmuş ve Dâhiliye Hükümdarın yetkileri, anayasanın ilgili maddeleriyle Nezareti’nde bir teftiş birimi oluşturulmuş, kapı kâhyalığı sınırlanmıştı.

birimi dağıtılmıştır. Meclis-i Vükelâ

Meclis çoğunluğunu kaybeden İttihatçılar, sistemi yeniden Hürriyet’in ilanından sonra nezaretler yeni baştan ele kurgulamak istemiş ve Hilmi Paşa Hükümetinin alınmış ve bu değişim Meclis-i Vükelânın yapısına da düşürülerek Hakkı Paşa Hükümeti’nin kurulmasını yansıtılmıştı. İmparatorluğun sonuna kadar değişiklik sağlamışlardır. göstermekle beraber Meclis-i Vükelâ toplam on iki nazırdan oluşacaktı; Sadrazam, Şeyhülislam, Hariciye, Hakkı Paşa Hükümeti bütçe yapmakta zorlanmış, özellikle Harbiye, Adliye ve Mezahip Nazırı, Şura-yı Devlet Reisi, iç güvenlik sorunları nedeniyle jandarma reformuna mesai Dâhiliye, Maliye, Maarif, Nafia, Ticaret ve Ziraat, Evkaf, ve kaynak ayırmaya çalışmıştır. Teşkilat Kanunu ve Posta-Telgraf-Telefon Nazırı. Nazırlar, Meclis-i Vükelada Memurlar Kanunu meclisin ısrarına rağmen keyfiyet temsil edilenler ve edilmeyenler olarak ikiye ayrılır ve sergilenerek çıkartılmamıştır. girmeyenler genellikle dâhil olanlara bağlı olup nezaret Hakkı Paşa hükümeti döneminde ittihatçıların partizan unvanı taşısa da (müdür-i umûmi) olarak tutumu, itilafçı- ittihatçı çekişmesini keskinleştirmiş siyasi isimlendirilirlerdi. kamplaşmanın tüm topluma yayılmasına neden olmuştur. Müsteşar: Nazırların en büyük yardımcıları müsteşarlardı. Trablusgarp Savaşı’nın başlaması sonrasında bu hükümetin çekilmesi ile reformların geleceği tehlikeye Sadâret düşmüştür. Sadrazam, Heyet-i Vükela’nın reisi ve nazırların muhatabı

Sonrasında kurulan Said Paşa Hükümeti, ittihatçı etkiden olarak kendisinden sorulan konuları, eğer müzakere veya azade olduğunu ima eden bir hükümettir. Mali denetim, saray onayı gerektirmiyorsa doğrudan; müzakereye nizamiye mahkemeleri ve medrese müfredatları ihtiyacı olup onay gerekenleri padişah mührüyle (iradei programında yer almış ancak reformlar için vakit ve seniyye) tebliğ ve uygulamaya koyardı.

kaynak bulunamamıştır. İtilafçı - İttihatçı çatışması bu Maliye Nezareti dönemde de sürmüş, Said Paşa ve İttihatçılar 1912 II. Meşrutiyet’in ilanından hemen sonra mali Temmuz’unda gerçekleştirilen bir darbe ile iktidardan merkezileşme adına Rüsumat Emaneti ve Posta-Telgraf uzaklaştırılmıştır. Müdürlüğü de Maliye Nezaretine bağlanmıştı. Mali işlerle Sonrasında iktidara gelen, Gazi Ahmet ve Kamil Paşa ilgisi olan bir diğer kurum da Defter-i Hakani Hükümetleri memurlar üzerinde kurdukları baskı ile Müdürlüğüydü. İlk defa Kanuni Sultan Süleyman ittihatçılarla aralarındaki gerginliği daha da arttırmışlardır. zamanında arazi tespitleri için kadastro komisyonları


kurulmuştu. Komisyonların çalışmalarına da “kuyud-ı hakaniye” adı verilmişti.

Dâhiliye Nezareti

II. Meşrutiyet’in ilanından sonra başlatılan tensikatla kurum gözden geçirilmiş ve merkez teşkilatı şu birimlerden oluşturulmuştu; müsteşarlık dışında muhaberat-ı umûmiye dairesi, şifre, evrak kalemleri, muhasebe idaresi, hukuk müşavirliği, muhacirin, matbuat, memurin, hapishaneler, nüfus, sicill-i ahval idareleri, Haremeyn tercümanlığı, mülkiye müfettişliği.

Meşrutiyet Taşrası

Osmanlı taşrası, vilayet ünitesi etrafında yapılandırılmıştı. Her vilayette Dâhiliye

Nezaretine bağlı bir vali bulunurdu. Benzer şekilde diğer nezaretlerin temsilcileri de valinin alt personeli olarak yerlerini almıştı. Buna göre defterdar maliyenin, maarif müdürü Maarif Nezaretinin ve istinaf hâkimi, Adliye Nezaretinin taşradaki ajanlarıydı. Taşradaki yapının diğer aktörü askerlerdi. İmparatorluk askerî anlamda yedi bölgeye ayrılmıştı. Taşra teşkilatının zirvesinde, merkezin ajanı olarak da tarif edilen vali bulunuyordu.

Vilayet İdare Meclisinin görevleri ise kabaca idari ve yargı olarak ayrıştırılabilir. İdari görevleri de yine kendi içerisinde mülki, beledi ve mali işlevlerine ayrılmıştı. Yargı görevleri ise birey ve devlet arasındaki ilişkilerde ortaya çıkacak sorunlar çerçevesinde tanımlanmıştı. Ancak özellikle son kertede İdare Meclislerinin görevinin “danışma” olduğu belirtilmelidir.

Vilayet Genel Meclisi ise ikisi Müslim ve ikisi gayrimüslim olmak üzere her livadan seçilmiş üyelerden oluşuyordu. Meclisin toplantı süresi kırk günü geçemezdi. Bu süre zarfında, vilayeti liva, kaza ve sancaklara bağlayacak yolların yapımı veya bakımı, kamu binalarının inşası, zirai ve ticari teşebbüslerin desteklenmesi, vilayet vergilerinin iyileştirilmesi gibi konular hakkında müzakerelerde bulunurlardı.

Belediyeyle ilgili ilk yasal düzenlemeler, Tanzimat Dönemi’nde başlamıştır. 1908 Devrimi’ni takip eden aylarda payitaht halkı, belediye üyelerini seçmek için ilk defa olarak sandık başına gitmişlerdi.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında