AÖF Soru Bankası

Türk İdare TarihiÜnite 4 Özeti

Devşirmelerin tayin ve terfi gibi işlemleri hasodabaşı veya Osmanlı Devlet Yapısında Merkez Teşkilatı kapı ağasının önerisiyle padişah tarafından yapılırdı.

Osmanlı padişahlarının icra güçlerini kendilerine sadece askeri makam verilen kullarına emanet etmeyi tercih Kul sisteminin düzenli işlemesindeki temel faktör, ettikleri örgütlenme modeli olan "kul sistemi" Osmanlı devşirmelerin ikinci defa elemeden geçtikleri çıkma merkeziyetçi örgütlenme modelinin temel ögelerinden denilen işlemdir.

biridir. Çıkma uygulaması Enderun ve Birun içerisinde sürekli bir

İlk zamanlarda köken olarak savaş esirlerinden (acemi hareketin olmasını sağlayan; tayinleri ve terfileri oğlanlar ve pencik oğlanlar) gelen kullara I. Bayezidle düzenleyen; devşirmeden gelenlerin niteliklerine göre beraber devşirmeden gelen çocuklar da katıldı. işlerle görevlendirilmesini sağlayan bir uygulamadır.

Çelebi Mehmet II. Murad dönemlerinde Rumeli'de Enderun'u oluşturan ve her birinin başında ağaların ilerlemenin durmasıyla esirlerden yararlanılamaması bulunduğu odalar şunlardır:

üzerine çıkarılan "Devşirme Kanunu" birden fazla çocuğu • Hasoda: en üst rütbelilerin bulunduğu padişahın olan Hristiyan halkın çocuklarından yalnız bir tanesini günlük hizmetine tahsis edilmiştir. orduya almayı öngörüyordu. • Hazine odası: padişahın özel hazinesiyle

16. yüzyılın ilk yarısına kadar sancak beyleri ve kadıların ilgilenirlerdi. sorumlu olduğu devşirme uygulaması, bu kişilerin • Kiler odası: yemek hizmetlerine tahsis edilmiştir. yolsuzluk ve adam kayırma gibi uygunsuz işlere • Seferli odası: berber, terzi ve müzisyenleri bulaşmasından dolayı Yeniçeri Ocağına verilmiştir. barındırırdı.

Yeniçeri ağası doğum kayıtları, ana baba isimleri ve Sarayın dış bölümünü teşkil eden Birun çok geniş bir doğum yerleri deftere işlenecek şekilde devşirilecek çocuk kadro barındırırdı: miktarına ve sekbanbaşı, solak başı, zağarcıbaşı, a) Yeniçeriler: Osmanlı ordusunda ağır piyade seksoncubaşı, turnacıbaşı, solakbaşı, zenberekçibaşı, sınıfını teşkil eden Yeniçeriler savaş sırasında deveciler ve yayabaşılardan seçilmek üzere devşirmeye ordunun bel kemiğini oluşturur, padişahın gidecek devşirme ağalarına karar verirdi. muhafazasından sorumlu olur savaş dışında ise

Sadece birden fazla çocuğu olan en asil Hristiyan asayişi sağlamak ve yangınları söndürmek gibi ailelerinden ve papazların oğulları arasından seçilen görevlerde bulunurlardı. Yeniçerilerin çocuklar saraya gelip Müslüman olduktan sonra Yeniçeri kumandanları, Yeniçeri ağasıydı ve bunu ağasının kontrolünden geçirilir ve niteliklerine göre ya sırasıyla sekbanbaşı, kul kethüdası, zağarcıbaşı, saray için ayrılır, ya Bostanocağına verilir ya da Anadolu samsoncubaşı, turnacıbaşı, hasekiler, başçavuş, ve Rumeli'deki Türklere geçici olarak satılırlardı. muhzırbaşı ve kethüdayaveri takip ederdi. b) Altı bölük halkı (sipahiler, silahdar, sağ ve sol Saray garipler, sağ ve sol ulufeciler): Üç yüz bölükten

İki bölümden oluşan (Enderun, Birun) saray hem devletin oluşan sipahi bölüğü savaş esnasında ordunun yönetildiği hem padişahın yaşadığı yerdi. kullanacağı güzergâhı belirler, padişah çadırı Otağ-ı Hümayun’un muhafaza edilmesinde görev Enderun bölümünde türlü fenler, hat, inşa, siyakat, hesap, alırlardı. musiki gibi ilimlerin yanı sıra beden kuvvetini geliştirme, İki yüz altmış bölükten oluşan silahdarlar seferler binicilikte ve silahşörlükte beceri kazanma imkânları sırasında kullanılacak güzergâhın sunulurdu. temizlenmesinde, padişah tuğrasının Bu bölüme sadece saraya devşirilmek üzere gönderilmiş taşınmasında (tuğculuk), padişahın yedek çocuklar arasından niteliklerine göre sarayda kalmaya hak atlarının götürülmesinde (yedekçilik) gibi kazanlar 2-7 yıllık sıkı bir eğitimden ve akabinde yapılan görevlerde bulunurlardı. ikinci bir elemeyi geçebilen içoğlanlar yararlanırdı. Sağ ulufeciler sefer esnasında sipahi bölüğünün sağında ve sol ulufeciler de silahdarların solunda Saray yapılanmasında devamlı bir kadro olarak hadımların yürürler ve hazinenin korunmasında görev başında kapı ağası bulunurdu ve onun altında ise, alırlardı. padişahın kişisel hizmetleriyle ilgilenen ve her daim onun Sağ ve sol garipler savaş esnasında çadırların ve yanında olan hasodabaşı, hazinedarbaşı ve kilercibaşı sancağın muhafazası ve ordunun odun bulunurdu. ihtiyaçlarını giderme gibi görevler yapardı. Çıkma denilen ikinci elemeyi geçen devşirmeler uygun c) Topçular ve cebeciler: II. Mahmut tarafından görüldüğü şekilde ya hazine ve kiler odalarına alınırlardı, kapatılan Cebeci ocağı, ordunun kullanacağı ya kapıkulu bölüklerine verilirlerdi ya da en yüksek bütün silahların yapımından, muhafazasından ve makam olan padişahın güvenliğini sağlamakla yükümlü savaşlardan sonra bu silahların toplanıp tamir olan has odaya kabul edilirlerdi. edilmesinden sorumluydu.


HUK403U-TÜRK İDARE TARİHİ

Ünite: 4 Osmanlı Klasik Dönemi’nde Yönetim Yapısı

Topçu ocağı ise gerek top ve mermi üretiminde gerekse top kullanan personeli eğitme gibi görevlerden sorumluydu. Top arabacıları ocağı ise savaşlarda kullanılacak topların nakilleriyle ilgilenir, top arabalarının üretimini, tamirlerini, bakımlarını yapar, top arabası çeken atların da bakımlarıyla ilgilenirlerdi. Diğer yandan humbaracılar el bombasıyla ilgilenirken lağımcılar da kalelerin aşılabilmesi için yeraltı tünelleri kazar ve kale duvarlarını bu şekilde delerler ve ordunun surları aşmasına yardım ederlerdi. d) Mehterler e) Müteferrikalar (içoğlanlar, beyzade çocukları, makam sahibi çocukları) f) Padişah hocası g) Hekimbaşı h) Çavuşlar ve çavuşbaşı (haberleşme ve elçilik görevleri)

Sarayda kadınların yaşadığı bölümler olan haremlerde devşirme oğlanlara yapıldığı gibi saraya alınan kızlar sıkı eğitimlerden geçerlerdi.

Divan-ı Hümayun

Osmanlı yönetim yapılanması Fatih Kanunnamesinden anlaşılacağı üzere İlmiyye (ilim), Seyfiyye (kılıç) ve Kalemiyye (kalem) olarak üç ana kategoride oluşturulmuştur ve devletin hiyerarşisi bu kanunnameyle en üst makamdan en alt makama kadar düzenlenmiştir.

Osmanlı devlet yapısında tanımlanan bu üç kategorideki kadroların görevleri kesin çizgilerle birbirinden ayrılmıştır.

Seyfiyye sınıfı Ehl-i Örf olarak da adlandırılır, yönetim ve askerlik görevlerini yerine getirir ve vezir-i azam, vezirler, beylerbeyleri, sancak beyleri, kapıkulu askerleri ve tımarlı sipahileri kapsardı.

İlmiyye Ehl-i Şer ve ulema olarak da adlandırılır; devletin adalet, eğitim ve yargı işlerini yürütür, şeyhülislam, kazasker ve müderrisleri kapsardı.

Kalemiyye Ehl-i kalem olarak da bilinir, günümüz bürokrasi işlerine eş olan işleri yapmakla yükümlü olur, defterdar ve nişancıları kapsardı.

Divan-ı Hümayun Osmanlı devlet bürokrasisinde en zirvede yer alan kurumdur ve asıl üyeleri Vezir-i Azam, Kubbealtı vezirleri, kadı askerler, nişancı, defterdarlar ve Rumeli beylerbeyidir.

Divan-ı Hümayunda alınan kararlar, arza girme denilen padişahın onayına sunulma işleminden geçer, padişah bu kararları onaylar ya da reddeder böylece Divanı denetleme hakkına sahip olurdu.

Veziriazam padişahın adına söz yetkisine sahiptir, tayin yetkisine sahiptir ve zaman zaman ordunun başında

Serdar-ı Ekrem olarak bulunurlar ve bu zamanlarda yetkileri artardı.

Kubbealtı vezirleri ise gerekli olduğunda vali olarak atanırlar, gerekli olduğunda yedek olarak ordunun başına getirilirlerdi.

Nişancı tuğra çekmekle, yabancı ülkelerden gelen metinleri Osmanlıca'ya çevirmekle, kayıt defterlerini düzenlemekle, devletlerarası yazışma belgelerini hazırlamak ve tapu defterini tutmakla yükümlüydü.

Hem iç hazineyi (padişahın özel mal varlığını) hem de dış hazineyi (devletin mal varlığını denetleyen defterdar, devletin mali işlerine bakan en yüksek mevkideki görevliydi ve devletin her türlü geliri ve giderini kontrol altında tutardı ve her yıl oluşturduğu kayıtları padişaha sunardı.

Defterdara bağlı olarak çalışan başbaki kulu hazineye borcu olanlardan borçları tahsil eder; cizye başbaki kulu, cizye borçlarını tahsil eder; veznedarbaşı paraların ayarını kontrol eder; sergi nazırı ve sergi halifesi hazine defterlerini tutardı.

Kazaskerler bulundukları yerlerde hukuku uygulardı.

Divan-ı Hümayun toplantılarının sağlıklı yürütülebilmesi için yardımcı memurlardan olan Reisülküttap toplantıların moderatörlüğünü yapmakla ve alınan kararları uygulamaya hazırlamakla yükümlüydü.

Bir diğer yardımcı memur olan tezkireciler ise vezir-i azama gündemdeki konuları bildirirlerdi.

Çavuşbaşları ise görüşmelerin düzen içinde geçmesini sağlar, toplantıda davacıları, davalıları düzenli bir şekilde salona almak ve tahliye etmek gibi görevleri yerine getirirlerdi.

Divan-ı Hümayun toplamda 3 kalemden oluşurdu:

• Beylikçi kalemi, kisedar denilen denetçinin gözetimi altında çalışır ve devletin yazışma işlerinin merkezi konumunda bulunurdu. • Tahvil kalemi, devletin has, zeamet ve tımarlarına ait atamalardan sorumludur. • Ru'us kalemi ise tahvil kaleminin kapsamı dışında kalan maaşlar ve tayinlerle ilgilenirdi.

Osmanlı İdari Yapısında Taşra Teşkilatı

Tımar sistemi ve bu sistemi desteklemek üzere tasarlanmış iltizam sistemi Osmanlı'da merkez dışı örgütlenmenin temelini oluşturur.

Devletin, devlet görevlilerine bazı bölgelerin vergi gelirlerini hizmet veya maaş karşılığı ayırmasına dirlik denirdi.

Dirlikler tımar (yıllık gelir 3-20 bin akçe), zeamet (yıllık gelir 20-100 bin akçe) ve has (yıllık gelir 100 bin akçe üzeri) olmak üzere 3'e ayrılırdı.


Dirlik sisteminde en önemli uygulama, tımar sahiplerinin Kadılar gönderildikleri bölgelerde kendinin alt birimi her 3 bin akçe, zeamet ve has sahiplerinin ise her 5 bin olarak çalışacak olan küçük mahkemeler kurar ve bunların akçe başına bir atlı asker yetiştirmek ve bu askerle birlikte başına bölge halkından, parasını peşin almak şartıyla savaşa katılmak zorunda olmasıydı. naipler atardı.

Dirlik sisteminde görülen 3 taraflı yapıda toprağın Kadıların etki alanı büyük olduğu için bu makam mülkiyet hakkı devlete, vergi hakkı dirlik sahibine ve yolsuzluklara çok açık bir makam halini almıştı. işleme hakkı köylüye aittir ve bu 3 tarafın birbirine karşı Osmanlı devlet yapılanmasında bazı eyaletler (Kırım sorumlulukları kanunname ile belirlenmiştir. Hanlığı, Mekke Emirliği, Eflak-Boğdan-Erdel Beylikleri, Tımarlı sipahi, toprağı terk eden ve sebepsiz yere 3 yıl üst Sakız Cumhuriyeti) iç işlerinde bağımsız olup sadece dış üste 3 yıl üst üste ekmeyen ve vergi vermeyenlerden yönetimde Osmanlı'ya sorumluydu. işleme hakkını alabilirdi ve köylünün tohum, gübre gibi Eyalet yönetiminde bir diğer önemli görevli, eyaletteki ihtiyaçlarını giderirdi. yöneticileri doğrudan merkezle iletişime geçerek şikâyet Tımar sistemi dışında kalan faaliyetlerde devlet adına elde edebilen hazine defterdarlarıydı. edilen gelirlerin 3 yıllık süreyle en yüksek teklifi veren Hazine defterdarı kendine ait herhangi bir dirlik birimi şahıslara devrini düzenleyen sistem ise iltizam sistemi, bu olan eyaletlerde görev alır, buradaki ticareti ve vergileri gelirleri alan kişiye ise mültezim denirdi. düzenlerdi. Osmanlı'da taşra yönetiminde söz sahibi memurların Osmanlı Devleti merkezin dışında kalan bölgelere hakim merkeze bağlı kalması ve kendilerine nüfuz olabilmek için tımar sistemini, üreticiye hakim olabilmek oluşturmalarını engellemek için tayinler kısa süreli yapılır için kul sistemini başarıyla uygulamıştır. ve görevler dönüşümlü verilirdi 16. yüzyıl sonlarından itibaren çözülmeye başlayan bu Eyalet İdari Birimi yapılanma sistemi, Osmanlı yönetiminde önemli Eyaletlerde padişahın otoritesini temsil eden beylerbeyi, değişikliklere yol açmıştır. bulundukları bölgede en üst sınıf yönetici pozisyonunda bulu urdu ve özellikle kendi bölgelerinde tımarlı sipahi Özellikle Köprülü Mehmet Paşa'nın bazı şartlar öne sistemini yönetirdi. sürerek vezir-i azam görevine gelmesi, padişahın otoritesinin sarsılmasına yol açtı. Osmanlı yapılanmasında tımar sisteminin uygulandığı ve toprakların has, zeamet ve tımar olarak ayrıldığı salyanesiz,(yıllıksız) ve tımar sisteminin uygulanmadığı, vergilerin yıllık alındığı salyaneli (yıllıklı) eyaletler bulunmaktaydı.

Sancak İdari Birimi

Sancaklar eyaletlerin bir alt birimidir ve merkezden atanan sancak beyleri tarafından yönetilirdi.

Sancak beyleri idaresi altındaki bölgelerde asayişi sağlar, ziyarete gelen devlet adamlarına yardımcı olur, merkezden gelen emirleri uygulardı.

Sancak beylerinin direk olarak merkezden aldığı emirleri uygulaması beylerbeyinin yetkilerini sınırlandırma açısından önemlidir.

Kaza İdari Birimi

Kadılar bulundukları kazalarda dini ve yasal yönergeleri uygularlardı.

Osmanlı yapılanmasında bir bölgeye kadı atanması o bölgenin Osmanlı yönetimi altında olduğunu göstermek açısından çok önemlidir ki hali hazırda kadılar taşrada en önemli yöneticiler arasındadır.

Kadılar sancakbeyleri ve beylerbeyleri sefere giderken yerlerine bakardı ve kadının sancak beyini denetleme yetkisi vardı ki kadılar arada hiçbir kurum veya makam olmadan doğrudan merkeze bağlıydı.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında