Bu sistem ileride tımar sistemi olarak bilinen hem askeri Kuruluş Dönemi’nde Osmanlı Yönetim Anlayışı hem de taşra yönetiminin önemli bir unsuru olacaktır. ve Yapılanması Yine aynı dönemde devlet hizmetinde ve idaresinde
Osmanlı Yönetim Anlayışı kullanmak üzere kölelerin yetiştirildiği kul(gulam) sistemi Osmanlı Devleti kuruluş yeri ve tarihi Halil İnalcık’a göre ortaya çıkmıştır. Bu sistem devşirme sistemi ve yeniçeri 1302 yılında ve Yalova yakınlarında meydana gelen bir ordusunun temelini oluşturmaktadır.
savaşla ilgilidir. Osmanlı dönemi yönetim ve idari yapısı, Devşirme Sisteminin Ortaya Çıkışı beylik zamanlarında çoğulcu bir ortama sahiptir. Ancak 14. yüzyılın başlarında Türkmen göçebelerinden oluşan XVI. yüzyılda fetihlerin yayılması, devletin daha geniş Osmanlı ordusu kendi aşiret ve boylarının emrinde düzenli topraklara sahip olması, nüfus ve etnik çeşitliliğin artması bir ordudan ziyade yağma ve akınlarla elde ettikleri gibi nedenlerden dolayı giderek merkeziyetçi yönetim ganimetlere bağımlı birliklerdi. Osman Gazi zamanında yapısına doğru evrilmiştir. doğrudan hükümdara bağlı olarak piyadelere yaya ve Tarih içinde gelişip değişmeye devam eden Osmanlı süvarilere müsellem denilen paralı bir ordu kuruldu. Bu Devlet anlayışı, kuruluş yıllarında Türkiye Selçukluları ve paralı ordu ücretini doğrudan merkezi yönetimden İlhanlılar’ı örnek almıştır. İlhanlılar, Cengiz Han’ın torunu alacaktı. Ancak buna rağmen orduya hâkim olan Kubilay ve Mengü Hanların kardeşi Hülagu Han komutanlar, Türk beyleri ve ileri gelen askeri sınıftı. tarafından kurulmuştur. Tebriz başkent olmak üzere Merkezi otoriteye zarar veren bu durumdan dolayı I. murat bugünkü Moğol Devletidir. İdari bakımdan Osmanlıları zamanında doğrudan devlete bağlı kölelerden oluşan bir etkilemiştir. Örneğin “defterdar” kelimesi İlhanlılardan ordu kuruldu. gelmektedir. Bu yeni ordu savaş tutsağı Hristiyanların Müslüman Osmanlı devlet anlayışı kuruluş yıllarında eski Türk yapılması sonrasında eğitim verilerek yetiştirilmesiyle töresine göre işleyen aşiret sistemi yapılanmasını (devşirilmelerine) oluşmaktadır. Yalnızca sultana bağlı sürdürürken, Osmanlı Beyliği büyüdükçe ortaya çıkan olan bu askeri ve idari sınıf Kapıkulları olarak ihtiyaçlardan dolayı yerini daha karmaşık bir idare sistemi adlandırılmıştır. Yeniçeriler ise bu Kapıkullarının almış ve kurumsal yapılaşma başlamıştır. piyadelerini oluşturmaktadır. I. Murat zamanında başlayan kul sistemi I. Bayezid zamanında daha da güçlenmiş Fatih Osmanlı Devleti’nde adaletin sağlandığı yer Divân’ı Sultan Mehmet Devri’nde veziriazamlık dahil devletin Humâyûn’dur. Burada hükümdarın görevi devlet önemli icra yetkileri kullara teslim edilmiştir. yetkililerine karşı şikâyetleri dinlemek ve haksızlığı önlemektir. Bu yapının temelinde halkın sınıflandırılma Merkez Teşkilatı anlayışı yatar. Osmanlıda toplumsal yapı tarım ve ticaretle Divân-ı Hümâyûn, “padişah divânı” anlamına gelen ve uğraşan reâyâ ve askeri/yönetici sınıf olarak ikiye Osmanlı merkez teşkilatının en önemli organı olan bir ayrılmıştır. Reâyâ vergiye tabi olan askeri seçkinler kurumdur. Divân-ı Hümâyûn Farsça bir kelime olup aynı dışında kalan Müslüman ve gayrimüslim tebaaya verilen zamanda danışma meclisi, günümüz bakanlık ofisi ve isimdir. Burada konumlar sabit olup reâyâdan çıkmak özel küçük şiir kitaplarına verilen addır. Osmanlılarda devlet izinler gerektiriyordu. işlerinin Divân kurutularak yürütülmesi İran, İslam ve
Kuruluş Döneminde Osmanlı Devlet İdaresinin Türk-İslam devlet geleneğinden gelmektedir. Divân’a Yapılanması padişah yada padişah bulunmadığı zamanlarda vezir Osman Gazi döneminde ilk fethedilen yerlerle beraber ilk başkanlık eder ve Divân başkentte veya padişahın idari teşkilatında temelleri atılmıştır. Devletin sınırları bulunduğu yerde kurulurdu. Osmanlılar’da Divân-ı genişledikçe yeni idari birimler oluşturulmuş ve önde Hümâyûn ilk Orhan Bey zamanında kurulmuştur. Bu gelen komutanlar fethedilen şehirlere yönetici olarak dönemde askeri yetkileri elinde toplayan ilk veziriazam atanmıştır. İdari örgütlenmeyle beraber ticari ve ekonomik Türkmen bir aileden olan, erken dönem Osmanlı tarihinde faaliyetlerde de düzenleme getirilerek, toprak-meta büyük hizmetler veren ve önemli görevleri üstlenen mülkiyetine yönelik devletin ilk vergilendirme teşebbüsü Çandarlı Kara Halil Hayreddin Paşadır. Divân-ı Hümâyûn başlamıştır. Osman Gazi Dönemi’nde devletin ileri I. Murad ve I. Bayezid zamanında ise geliştirilmiştir. Fatih gelenlerinin kıyafetinin bir kurala bağlanması ve para Kanunnamesi ile de Divân-ı Hümâyûn’un hukuki niteliği bastırılması uygulamaları devletin örgütlenmesini gösterir. tam olarak şekillenmiştir.
Ayrıca sultanın kararları umera ve komutanlarına Divan üyeleri, her gün sabah namazından sonra padişahın danışarak alması “Divân” teşkilatının çekirdeğini huzurunda toplanarak, devlete ve halka ait askeri, mali, oluşturur. hukuki ve örfi işler hakkında karar verirdi. Divân-ı
14. yüzyılın ilk yarısından itibaren ihtiyaç doğrultusunda Hümâyûn bugünkü manada bir bakanlar kurulu, Danıştay, düzenli ordu sistemine geçilmeye başlanmıştır. Osmanlı Yargıtay, Anayasa mahkemesi olarak padişah ve devleti her görevin bir gelir kaynağına bağlı olan ikta ve veziriazamı da bağlayan en yüksek karar ve yürütme mukataa sistemiyle saray hiyeraşisinden, maliye organıdır. Burada alınan kararlar, Osmanlı hukuk yönetimine kadar devleti yeniden örgütlemeye çalışmıştır. sistemince kanun sayılmış, gerekli araştırmalar ve gerekli
görüldüğünde kadıdan alınan fetvayla birlikte yürürlüğe Osmanlı idari teşkilatında sancakların birleşmesiyle beyler konurdu. beyilik oluşmaktadır ve bu isim XVI. yüzyılın sonlarından itibaren eyalet kelimesini almıştır. Osmanlı Devletinde Divân-ı Hümâyûn’un üyeleri ve yardımcıları aşağıdaki beylerbeyilik ilk başta Rumeli ve Anadolu’dan oluşurken gibidir: XV. Yüzyılda sınırlar genişledikçe Rum ve Karaman Veziriazam ve Vezirler: Veziriazam padişahın en mutlak beylerbeylikleri de eklenmiştir. Taşra teşkilatının idari ve vekili olup, bütün devlet işlerinden sorumluydu. Divân’da askeri amiri olan beylerbeyi, kendi bölgesinin temsilcisi askeri ve örfi işlere bakardı. olarak, Divân’da askeri meselelerle ilgilenmek, bulunduğu bölgeyi asayiş ve güvenliği sağlamak, tımar tevcihinde Kazaskerler (Kadıaskerler):Askeri sınıfların şer’î işlerine bulunmak, yağma ve düşman askerlerinden korumak ve bakmak, seferlerde bulunmak ve ilmiye sınıfının en gerektiği zaman savaşa katılmak gibi görevlere sahiptir. yüksek mertebesinde bulunmak sorumluluğuna sahipti. Divân’da şeri ve hukuki işlere bakardı. Erken Dönem Osmanlı Devlet Teşkilatında Toprak İdaresi Defterdar: Osmanlı Devleti’nin mali işlerinden sorumluydu. Osmanlı Devleti toprak idaresinde birtakım sınıflandırılmalar yapılmıştır. İslam hukuku gereğince Nişancı: Osmanlı Devletinde birinci derecede memur devlet arazisi, arazi-i öşriyye, arazi-i haraciyye ve arzi-i sıfatına sahipti. Arazi kayıtlarını içeren Tahir Defterindeki emiriyye (miri topraklar) olmak üzere üçe ayrılmıştır. düzeltme ve değişiklikleri yapmak en önemli görevidir. Bunlardan ilki Müslümanlar, ikincisi gayrımüslimler
Diğer Üyeler: Rumeli Beylerbeyi, Anadolu Beylerbeyi, tarafından kullanılmaktadır. Arzi-i emiriyye ya da arz-ı Yeniçeri ağası, donanma kaptanı ve Şeyhülislam. Bu memleket denilen topraklar ise devlete ait miri üyeler sadece gerekli görülen toplantılara katılırdı. topraklardır. Bu toprakların mülkiyeti devlete ait olup kullanma hakkı reayaya aittir. Bu tarlalara ait öşür ve Taşra Teşkilatı resimleri(vergileri) her yıl tahsil edilen kişiye verilirdi.
Taşra Teşkilatı Divân-ı Hümâyûna bağlı olarak eyalet ve Miri topraklar, alınan vergi ve büyüklüklerine göre has, kaza teşkilatı olmak üzere iki birimden oluşmaktadır. zeamet ve tımar olmak üzere üçe ayrılmıştır. Has, senelik Taşra Teşkilatında her idari birime Divân-ı Hümâyûna iki geliri yüz bin ve daha fazla olup en yüksek gelire sahip amir tayin edilir. Bunlardan biri sultanın yürütme topraklardır. Bunlar padişah, hanedan mensuplarına, yetkisine sahip askeri sınıftan olan “bey” diğeri ise vezirlere, beylerbeylerine ve sancakbeylerine tahsil sultanın hukuki yetkilerini kullanan ilmiye sınıfına edilirdi. Zeamet, senelik geliri yirmi bin akça ile yüz bin mensup “kadı”dır. İkiside birbirine yaptırım olarak akça arasında gelire sahip dirliklere verilen addır. Zeamet, bağımlıdır. Osmanlı Devletinde taşra idari bakımdan köy, eyalet merkezindeki eyalet ve tımar defterdarlarına, nahiye, kaza, sancak ve eyaletlere ayrılmıştır. zeamet kethüdalarına, sancaklardaki alaybeylerine, kale
Taşra teşkilatında en fazla yere sahip kaza ve sancaklardır. dizdarlarına, kapucubaşılara, Divân-defterhane ve hazine Kazaların yönetici sınıfını kadı, alaybeyi ve subaşlarından kâtiplerine verilmektedir. Tımar; senelik geliri bin ile oluşmaktadır. Kadılar yargı kuvvetinin en yetkili ismidir. yirmi bin akça arasında olan dirliğe denmektedir. Bunlar Osmanlı Devletinin ilk kadısı Osman Bey tarafından kılıç hakkı olan sipahilere ve subaşılara verilen atanan Dursun Fakih’tir. Dursun Fakih 1300’lü yıllarda topraklardır. Bu sistem birtakım asker ve memur Karacahisar’a atanmış, Osman Gazi’nin askerleriyle geçimlerini sağlamak için kullanılmaktadır. Böylece en ilişkilerini anlatan Gazavatnâme adlı esere sahiptir. İyi kuvvetli en kuvvetli süvari birlikleri bu sistem sayesinde eğitim görmüş ilmiye sınıfından olan kadılar hukuki ve devlete külfet getirmeden yetiştirilmektedir. Ayrıca şeri işlerden sorumlu olup askeri sınıfın bir üyesidir. Osmanlı Devleti için hem tımar toprağının düzgün Devlete sorumlu olup devletle merkez arasında bir işlenmesi ve üretimi denetlenen sipahi hem de devletin köprüdürler. Subaşının görevi ise kazaların asayişini buradaki kontrol aracı olarak fayda sağlamıştır.
sağlamaktır. Bunların haricinde vakıf ve mülkiyet toprakları da
Sancakların idaresi sancakbeyinin yönetimindeydi. Sancak mevcuttur. Vakıf toprakları vergi alınmaz, satılmaz ve beyleri daha çok saray görevlileri, ümera çocukları, hediye edilemezdi. Gelirleri cami, medrese ve imarethane alaybeyi, za’im, defter kethüdası, tımar ve hazine gibi hayır işlerine harcanırdı. Mülklerinde aynı şekilde defterdarları gibi kişiler arasından seçilir. Askeri ve idari müdahale edilmesi, satılması, hediye edilmesi yasaktı.
sorumlulukları olan sancakbeyleri, sancakta asayiş ve Askerî Teşkilat emniyeti sağlamak, kalpazanlıkla mücadele, özel görev için gelen devlet memurlarına yardımcı olma, sınır Osmanlı askeri teşkilatının oluşmasında Türkiye bölgelerindeyse ise yabancı devletlerle yapılan Selçukluları, İlhanlı ve Memlüklerin etkisi görülmektedir.
anlaşmalara uyma, işlenen suçları cezalandırma gibi Yaya ve Müsellemler görevlere sahiptirler. Yaya ve müsellemler Orhan Bey zamanında oluşturulmuş askeri birliklerdir. Yaya olanlar onar ve yüzer kişilik
gruplara ayrılmıştır, Müsellem denilen atlı birlikler ise her Erken Dönem Osmanlı Bahriye Teşkilatı: Osmanlı otuz neferi bir ocak olarak oluşturulmuştur. Bu birliklere Devleti ilk zamanlarda küçükte olsa Karamürsel, Edincik savaş süresince her gün önce bir sonra iki akçe verilirdi. ve İzmit’te tersane kurmuşlardır. Ancak Osmanlı donanması Yıldırım Bayezid zamanında büyük gelişme Kapıkulu Askerleri: Kapıkulu askerleri, savaşlarda esir göstermiştir. Bu dönemde donanmalar iki büyük alınan Hristiyan çocuklarının Türk terbiyesi ile çatışmaya girmiştir. Bunlardan birinde Venedik ve yetiştirilerek merkeze bağlı askeri bir sınıfın Ceneviz yenilgiye uğratılmış diğerinde ise Çelebi oluşturulmasıyla ortaya çıkmıştır. Mehmed zamanında 1415 yılında meydana gelmiş ancak Acemi Ocağı akıncıların düşman memleketlerine donanma yenilerek büyük kayıplar vermiştir. Bu durum yaptıkları akınlar sonucunda ele geçirilen esirlerden her ne kadar denizciliğin gelişmesini yavaşlatsa da oluşturulan maaşlı askeri birliklerdir. Yapılan savaşlardaki donanmaya olan ihtiyacı ve çalışmaları hızlandırmıştır. ele geçirilen esirlerin bazılarının devlet eliyle alınması pençik kanunuyla yasallaştırılmıştır.
Yeniçeri Ocağı temeli acemi ocağına dayanan askeri bir birliktir. Savaşlarda ele geçirilen erkek esirler Devşirme kanunuyla birlikte Türk ailelerin yanına hem hizmet etmeleri için hem de Türkçe öğrenmeleri için verilir ve 3-4 senelik eğitimin sonunda göreve başlamaları için Yeniçeri Ocağına gönderilirdi.
Cebeci Ocağı yeniçerilere ok, yay, kalkan, kılıç, tüfek, kazma, kürek, barut gibi savaş aletlerini tedarik etmek, savaşa getirmek ve savaş sonunda geri getirip, onarmakla sorumlu ocağa verilen isimdir.
Topçu Ocağı Kapıkulu Ocağı’nın yaya kısmı olup, top dökmek, top merasimleri düzenlemek ve top atamak amacıyla kurulmuştur.
Kapıkulu Süvarileri padişahın şahsına ait atlı kuvvetlerdir. Buraya sarayın padişaha ait iç kısmı olan Enderun’da, dış saraydaki içoğlanları ve Yeniçeri Ocağı’ndan terfi edilenler seçilirdi. Kapıkulu Süvarileri sipah, silahdar, sağ ve sol ulufeci ve sağ ve sol garipler olmak üzere altı bölükten oluşmaktadır. Kapıkulu Süvarileri savaşa giderken padişahın sağ ve sol tarafında yürürler ve savaş süresince savaş alanındaki konaklama yerinin her türlü güvenliğini sağlamakla görevlidirler.
Eyalet Askerleri: Eyalet askerleri, tımarlı sipahilerden, azablar ve akıncılardan oluşmaktadır.
Tımarlı Sipahiler savaş zamanlarında tımar miktarına göre orduya tam teçhizatlı bir veya birkaç süvari ile savaşa katılmakla yükümlüdür.
Azablar ordunun hafif yaya askerleridir. Bu askerler, dinç, kuvvetli ve bekâr Türk erkeklerinden oluşmaktadır ve merkez ordunun önünde ok, yaya ve palalarla ilk hücumu yaparlar.
Akıncılar teşkilatı, sınırları düşman işgalinden korumak ve gerekli görüldüğü takdirde onların topraklarına da akınlar yaparak ganimet sağlamak amacıyla kurulmuş hafif süvari birliklerdir. Bunlar savaş zamanında güzergâhları ordudan önce tespit ederek, ordunun yolunu açar, köprü ve geçitleri tutarak düşmanın pusu kurmasına mani olurlar. Akıncılık babadan oğula geçer ve güçlü, yiğit delikanlılar arasından seçilirdi.