HUK303U-KAMU PERSONEL HUKUKU
Ünite 6: Devlet Memurlarının Cezai Sorumluluğu
Suç Kavramı ve Türleri
Suç Kavramı ve Suçun Unsurları
Suç, kusur yeteneği bulunan bir kimsenin tipe (kanuni unsura) uygun, hukuka aykırı ve kusurlu bir insan davranışıdır.
Suçu oluşturan dört temel unsur vardır:
1. Kanuni unsur (Tipiklik): Bir suçun ceza kanununda düzenlenmiş hâli olarak nitelendirilebilir ve ceza kanununda düzenlenmiş her suç bir suç tipi oluşturur. Ceza kanunlarında yazılı olan suç tipleri dışında bir fiil cezai yaptırıma tabi tutulamaz. 2. Maddi (Objektif) unsur: Hareket-netice ve bu ikisi arasında olması gereken illiyet bağından oluşan maddi unsurdur. Suçun temel unsuru harekettir. Hareketsiz suç olmaz. Hareket, yapma veya yapmama şeklinde ortaya çıkabilir. Netice, fiilin dış dünyada meydana getirdiği değişikliktir. 3. İlliyet Bağı: İlliyet bağı, hareket ile netice arasında bulunması gereken sebep-sonuç bağıdır. Tipik neticenin, tipik hareket sonucunda ortaya çıkması hâlinde suç tipi gerçekleşir. İlliyet bağı ancak hareket ile netice arasına zaman ve/veya yer faktörünün girdiği netice suçlarında aranması gereken bir koşuldur. 4. Manevi (Subjektif) unsur: Kusurluluk, suçun oluşması için aranan subjektif unsurdur. Kusurluluk, ceza hukuku anlamında, “suçu oluşturan maddi fiile neden olan iradenin ödeve aykırı davranışı veya tutumu” olarak tanımlanmaktadır. Kusurluluk kast ve taksir olmak üzere iki şekilde ortaya çıkmaktadır.
Suç, tipe uygun, hukuka aykırı, kusurlu bir insan davranışı olarak değerlendirildiğinde suç fiilinin mutlaka hukuka aykırı bir fiil olması gerekmektedir. Eğer somut olayda hukuka uygunluk sebepleri mevcut ise tipik fiil artık söz konusu suçu meydana getirmiş sayılmayacaktır (örnek: meşru müdafaa), tipik fiil artık söz konusu suçu meydana getirmiş sayılmayacaktır. Hukuka uygunluk sebepleri, yalnızca ceza hukukundan değil tüm hukuk sisteminden kaynaklanabilen ve mevcudiyetleri hâlinde, hukuka aykırı olan fiili hukuka uygun hâle getiren sebeplerdir. Örneğin; meşru müdafaa, ıztırar hâli, kanun hükmünün yerine getirilmesi, daha üstün nitelikte özel ya da kamusal yarar, mağdurun rızası birer hukuka uygunluk sebebi olarak kabul edilmektedir.
Suç Türleri
Hareket, netice vs. ayrımlardan yola çıkılarak suçlar hakkında yapılan bazı ayrımlar itibarıyla genel türler aşağıda belirtilmiştir:
• Ani suç-kesintisiz suç • Sırf hareket suçları-neticeli suçlar • İcrai suçlar-ihmali suçlar • Tek hareketli suçlar-çok hareketli suçlar
• Serbest hareketli suçlar-bağlı hareketli suçlar • Seçimlik hareketli suçlar • Zincirleme suçlar • İtiyadi suçlar
Ceza Kavramı ve Türleri
Suçun karşılığı olarak uygulanan zorlama ve yoksunluklar ceza (yaptırım) olarak isimlendirilir. Türk Ceza Kanunu’nun sistemi, cezalar ve güvenlik tedbirlerinden oluşur. Cezalar, hapis cezası ve adli para cezasından ibarettir.
Hapis cezaları, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, müebbet hapis cezası ve süreli hapis cezası olmak üzere üçe ayrılır. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile müebbet hapis cezası arasındaki fark, cezanın çektirilme usulü bakımındandır. “Süreli hapis cezası, kanunda aksi belirtilmeyen hâllerde bir aydan az, yirmi yıldan fazla olamaz. Hükmedilen bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, kısa süreli hapis cezasıdır.”
Türk Ceza Kanunu’nun 50. maddesinde, kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar düzenlenmiştir. Madde hükmüne göre, “Kısa süreli hapis cezası, suçlunun kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre aşağıdakilerden birine çevrilebilir:
• Adlî para cezası • Mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle, tamamen giderilmesine • En az iki yıl süreyle, bir meslek veya sanat edinmeyi sağlamak amacıyla, gerektiğinde barınma imkânı da bulunan bir eğitim kurumuna devam etme, • Mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle, belirli yerlere gitmekten veya belirli etkinlikleri yapmaktan yasaklanma • Mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle, ilgili ehliyet ve ruhsat belgelerinin geri alınmasına, belli bir meslek ve sanatı yapmaktan yasaklanma, • Mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle ve gönüllü olmak koşuluyla kamuya yararlı bir işte çalıştırılma.
Türk Ceza Kanunu’nda hapis cezası yanında düzenlenen ikinci bir cezai yaptırım türü de adli para cezasıdır. Adli para cezası, işlenen suçun karşılığı olarak, mahkum olan kişinin, hesaplanma ve ödenme usulü kanun ile belirlenen bir miktar parayı devlet hazinesine ödemek zorunda olduğu bir cezai yaptırım türüdür.
Adli para cezasının miktarı, bir gün karşılığı en az yirmi ve en fazla yüz Türk Lirası olacak şekilde, mahkeme tarafından kişinin ekonomik ve diğer şahsi hâlleri göz önünde bulundurularak takdir edilir. Kişiye hükmün kesinleşme tarihinden itibaren bir yıldan fazla olmamak
üzere mehil verebileceği gibi, bu cezanın belirli taksitler hâlinde ödenmesine de karar verebilir.
Ceza Hukukuna Hâkim Olan İlkeler
Hukuk Devleti İlkesi: Hukuk devleti, hukuki güvenliği esas alan yani vatandaşlarına hukuki güvenlik sağlayan devlet demektir.
Bir devletin hukuk devleti kabul edilebilmesi için temel bazı şartlar gerekmektedir. Bunlar:
• Hukuk devletinin genel gerekleri: Yasama- yürütme ve yargı organlarının hukukla bağlılığını ifade eder. • Hukuk devletinin özel gerekleri: İdarenin hukukla bağlılığını ifade eder.
İnsan Onurunun Korunması İlkesi: insan onuru, “insanın sırf insan olması sebebiyle değerli ve saygıya layık bir varlık olması” olarak tanımlanabilir. İnsanı insana, insanı topluma, insanı devlete karşı koruyacak olan da hukuk ol- duğuna göre, hukuk için insan onuru kavramı mutlak kabul görmesi gereken bir kavramdır. İnsan onuru, insanın bizzat kendisine karşı korunmasını da gerektirir. İnsan onuru, kişiyi yalnızca hayatta iken değil, öldükten sonra da koruyan bir ilkedir.
Kanunilik İlkesi: Türk Ceza Kanunu’nun 2. maddesinde düzenlenmiştir. Kanunilik ilkesinden hem suçların hem de cezaların kanuniliği anlaşılmalıdır. Yani suçların ve cezaların mutlaka kanunla düzenlenmesi ya da başka bir ifadeyle kanunsuz suç ve ceza olamaması kuralı kanunilik ilkesidir. Kanunilik ilkesi gereğince, idarenin düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamaz, kanunilik ilkesinin bir başka sonucu da kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz, kanunilik ilkesi, hukuki güvenlik ilkesinin de bir gereğidir.
Masumiyet Karinesi: Kişinin suçluluğunun hükmen sabit oluncaya kadar suçsuz sayılmasına masumiyet karinesi denir.
Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesi: Kişinin suçluluğunun hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde ispatlanmadıkça, yani somut olayda şüphe ortadan kalkmadıkça bu şüpheden sanığın yararlandırılması ve sanığın mahkûm edilmemesi ilkesine şüpheden sanık yararlanır ilkesi adı verilmektedir.
Memurların Ceza Soruşturması Usulü
Memurların ceza soruşturması, memuriyet sıfatı ile bağlantılı bir suç işleyen memurlar hakkında idari makamlar tarafından yürütülen soruşturmayı ifade eder. Devlet Memurları Kanunu’nun 131. maddesinde de belirtildiği üzere, memurlar hakkında disiplin ve ceza soruşturmalarının aynı zamanda yürütülmesi mümkündür.
Memurların ceza soruşturması, 4483 sayılı Kanun’da düzenlenmiştir. Memurların görevleri ile ilgili olmayan suçları konusunda bu Kanun değil, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nda yer alan genel hükümler uy-
gulanmaya devam olunacaktır. Ayrıca, ağır cezayı gerektiren suçüstü hâli de genel hükümlere tabidir. Ayrıca 3628 sayılı Kanun kapsamında belirtilen suçlarda memur ve diğer kamu görevlilerinin soruşturulmasında (müsteşarlar, valiler ve kaymakamlar hariç) 4483 sayılı kanun devre dışı kalır.
Memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında başlatılacak ceza soruşturmaları için kural olarak kanunun gösterdiği idari merciin izninin alınması zorunludur.
4483 sayılı Kanuna göre memurlar ve diğer kamu görevlileri hakkında ceza soruşturması başlatılması konusunda izin vermeye yetkili merciler, çalışılan yer ve kurum türüne göre değişiklik göstermektedir. Örneğin, İlçede kaymakam, İlde, merkez ilçede ve bölge düzeyinde teşkilatlanan kurum ve kuruluşlarda validir.
Cumhuriyet başsavcıları, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin 4483 sayılı Kanun kapsamına giren suçlarına ilişkin herhangi bir ihbar veya şikâyet aldıklarında başka hiçbir işlem yapmayarak evrakın bir örneğini ilgili makama göndererek soruşturma izni isterler.
İhbar ve şikâyetlerin ciddi bulgu ve belgelere dayalı olma- sı, ihbar veya şikâyet dilekçesinin şikâyetçinin isim ve soy ismini, imzasını ve iş veya ikametgâh adresini barındırması zorunludur. Aksi takdirde, söz konusu ihbar ve şikâyetler Cumhuriyet savcılarınca ve soruşturmaya izin vermeye yetkili mercilerce işleme alınmaz
Memur tarafından görevi ile ilgili bir suç işlendiği haberini alan, izin vermeye yetkili merci, öncelikle olay hakkında bir ön inceleme başlatır. Ön inceleme, izin vermeye yetkili merci tarafından bizzat yapılabileceği gibi, görevlendireceği bir veya birkaç denetim elemanı veya hakkında inceleme yapılanın üstü konumundaki memur ve kamu görevlilerinden biri veya birkaçı eliyle de yaptırılabilir.
Yetkili merci, soruşturma izni verilmesine veya verilmemesine prensip olarak 30 gün içinde karar verir. Karar, Cumhuriyet başsavcılığına, hakkında inceleme yapılan memur veya diğer kamu görevlisine ve varsa şikayetçiye bildirir. Kararın tebliğinden itibaren 10 gün içinde ilgililerine göre Danıştay İkinci Dairesi veya yetkili merciin yargı çevresinde bulunduğu bölge idare mahkemesine itiraz edilebilir. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir.
Soruşturma izninin kesinleşmesi durumunda dosya, derhâl yetkili ve görevli Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir. İzin üzerine ilgili Cumhuriyet başsavcılığı, hazırlık soruşturmasını yürütür ve sonuçlandırır. Davaya bakmaya yetkili ve görevli mahkeme, genel hükümlere göre yetkili ve görevli mahkemedir. Ancak Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Sekreteri, Bakan yardımcıları ve valiler için yetkili ve görevli mahkeme Yargıtay’ın ilgili ceza dairesi, kaymakamlar için ise il ağır ceza mahkemesidir.