kişilere karşı ileri sürülebilen haklardır. Nispî hakların Giriş büyük bir bölümü borç ilişkisinden kaynaklanır, başka bir
Hakları ihlal edilen veya yerine getirilmeyen kişiler, deyişle borç ilişkisinden doğan talep hakları (alacak hakkı) haklarını elde edebilmek içinin öncelikle devletin yargı nispî hak niteliğindedir. Borç ilişkisinden doğan talep organlarına başvuruda bulunurlar. Mahkemeden lehine bir hakkının karşısında da kuşkusuz bir yükümlülüğün karar aldıktan sonra mahkeme kararına rağmen hala (borcun) yer alması kaçınılmazdır. Bu haklara borç haklarını elde edemiyorlarsa mahkeme kararının zorla ilişkisinin tarafı olmayan kişilerin sahip olması veya borç yerine getirilmesi için devletin yetkili cebri icra ilişkisinin tarafı olmayan kişilerin hakkı ihlal etmesi söz organlarına başvurarak icra takibi başlatılmasını talep konusu değildir. Daha özele inildiğinde, maddî hukukun ederler. bir dalı olan borçlar hukukundaki borç kavramı ise geniş
ve dar anlamda olmak üzere iki şekilde anlaşılır. Geniş Genel Olarak Cebri İcra Kavramı anlamda borç, iki taraflı bir hukukî ilişkide taraflardan Maddî hukuktan kaynaklanan hakların devlet gücünü birinin (borçlu) bir şeyi vermek, yapmak ve yapmamak kullanmaya yetkili olan organlar eliyle suretiyle bir edimi yerine getirmek borcu altına girdiği, gerçekleştirilmesine hizmet eden faaliyetler bütününe diğer tarafın (alacaklı) ise bu borcun ifa edilmesini (yerine cebri icra, bu faaliyetin usul ve esaslarını belirleyen hukuk getirilmesini) talep hakkına sahip olduğu bir borç ilişkisi dalına ise cebri icra hukuku (takip hukuku) denilmektedir. olarak anlaşılmaktadır. Dar anlamda borç ise bir borç Bir hakkı ihlal edilen veya yerine getirilmeyen kişinin, ilişkisinden doğan ve yerine getirilmesini gereken çeşitli hakkını elde edebilmesi için başvurması gereken yol, borçlardan her biri olarak anlaşılmaktadır. Bu borç kişinin öncelikle devletin yargı organlarına başvuruda ilişkisinde belirli bir edimi yerine getirmekle yükümlü bulunması, mahkemeden kendi lehine bir karar (ilâm) olan kişi borçlu ve bu edimin yerine getirilmesini talep alması ve mahkeme kararına rağmen hakkının yerine hakkına sahip olan kişi ise alacaklıdır. getirilmemesi durumunda, mahkeme kararının zorla yerine getirilmesi için devletin yetkili cebri icra organlarında, Cüz’i İcra (İcra Hukuku)
icra takibi başlatılmasını talep etmektir. Zira, hakkı ihlal Cüz’i icrada borçlunun karşısında bir veya birkaç alacaklı edilen veya ihlal edilme tehlikesi altında olan kişinin, bulunur ve borçlunun malvarlığı değerlerinden bir kısmı, hakkını (meşru müdafaa gibi belirli istisnai durumlar alacağa yetecek derecede cebri icranın konusunu dışında) kendisinin elde etmesi, hukuk kurallarından oluşturur; alacak ödendikten sonra artan para olursa doğan zor kullanma yetkisinin sadece devlete ait olması ve borçluya iade edilir. İcra takibi, takip konusu talep hukuk devleti ilkesi nedeniyle yasaklanmıştır (ilhakı hak hakkının niteliğine göre, ilâmsız icra, ilâmlı icra ve rehnin yasağı). Kişilerin bizzat güç kullanarak hak arayışına paraya çevrilmesi yoluyla takip olmak üzere üçe girişmesi, uyuşmazlıkların taraflarının ekonomik, sosyal ayrılmıştır. ve bilgi düzeylerinin farklı olması nedeniyle keyfi uygulamalara ve suiistimallere yol açarak hukuk İlâmsız İcra
kurallarıyla oluşturulmaya çalışılan toplumsal düzeni İcra ve iflâs hukukunda düzenlenen ilâmsız icra yolunun bozacağından; her hukuk sistemi, kendi koymuş olduğu konusu, kural olarak yalnızca para ve teminat alacakları kurallara uyulmaması halinde, bu kuralların yaptırımlarını olabilir (İİK m. 42). Bir para alacağı için takip yoluna belirleme ve uygulama yetkisine sahip yargı ve cebri icra başvurmak istenirse, önceden mahkemede dava açmaya ve organlarını oluşturmalıdır. ilâm almaya gerek yoktur. Başka bir deyişle, mahkeme kararına ihtiyaç olmaksızın, alacaklı borçluya karşı Alacak ve borç kavramlarına cebri icra hukukunda doğrudan icra takibi başlatabilir. Alacaklı takip yüklenen anlam ve içerik, maddî hukuktaki, özellikle yapabilmek için bir senede dayanmak zorunda değildir. borçlar hukukundaki anlamından daha geniştir. Bunu Buna karşılık, ilâmsız takip yolunda alacaklı icra takibi açıklamak için öncelikle maddî hukuktaki hak kavramını başlattığında, borçlunun süresi içinde itiraz etmesi, takibin ve bu bağlamda alacak ve borç kavramının yerini kendiliğinden durması için yeterlidir. Bundan sonra belirlemek gerekir. Maddî hukukta haklar kamu hakları ve alacaklı takibe devam etmek isterse, borçlunun itirazının özel haklar olmak üzere ikiye ayrılabilir. Cebri icra, özel kaldırılması için ilgili merciden talepte bulunmalıdır. hakların ifasıyla ilgilendiği için kamu hakları burada İlâmsız icra altında üç tür takip yolundan söz edilebilir: açıklanmamıştır. Özel hakların ayırt edici özelliği, bu hakların karşısında bir yükümlülüğün (borcun) (Gözler, s. • Genel haciz yolu ile takip 157) ve buna bağlı bir sorumluluğun yer almasıdır. Özel • Kambiyo senetlere özgü haciz yolu ile takip haklar, kişilerin özel hukuktan doğan hakları olup, • Kiralanan taşınmazların ilâmsız tahliyesi niteliklerine göre mutlak haklar ve nispî haklar olmak üzere ikiye ayrılabilir. Mutlak haklar, herkese karşı ileri İlâmlı İcra
sürülebilen haklardır. İlâmsız icra takibi kural olarak para ve teminat alacakları için başvurulabilen bir yoldur. Para ve teminat alacakları Kişilik hakları ise kişinin maddî ve manevi bütünlüğünü dışında kalan alacakların tahsili için ancak ilâmlı icra korumasını sağlayan, kendi şahsı üzerindeki haklardır. takibi yapılabilir. Örneğin, bir taşınır malın teslimini, bir Nispî haklar ise hak sahibi tarafından ancak belli kişi veya işin yapılmasını veya yapılmamasını talep eden alacaklı,
öncelikle mahkemede dava açmalı ve mahkemeden aldığı alacaklarını tahsil edebilmeleri amacına hizmet eden ilâma dayanarak ilâmlı icra takibi yapılmalıdır. Bununla kolektif bir takip yoludur. İcra takibi, bir veya birkaç beraber, para ve teminat alacaklarının tahsili için de önce alacaklı için borçlunun borca yetecek miktardaki belirli mahkemede dava açarak ilâm alınmasına ve ilâmlı takip mal ve haklarına yönelik olmasına rağmen, iflâs borçlunun yapılmasına bir engel yoktur. İlâmlı icra takibi, alacak tüm malvarlığına yönelerek tüm borçların ödenmesini veya hak bir ilâma veya ilâm niteliğinde belgeye amaçlar. Alacaklılardan birinin veya birkaçının talebi bağlanmışsa yapılabilir (İİK m. 38). İlâm, mahkemece üzerine borçlunun iflâsına karar verilmesi halinde, davanın esası hakkında verilen kararın (hükmün) borçlunun diğer alacaklıları da ayrıca icra (veya iflâs) imzalanıp mühürlendikten sonra, yazı işleri müdürü takibi yapmaksızın alacaklarını borçlunun iflâs masasına tarafından taraflara verilen nüshasıdır. Kısaca taraflara yazdırarak tahsil edebilirler. verilen hüküm nüshası ilâmdır (6100 sayılı Hukuk İflâsa Tabi Kişiler Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 301). İlâm niteliğinde belge ise mahkeme kararı olmamakla birlikte, kanunlarda Bir borçluya iflâs yoluyla takip yapılabilmesi için ilâm gücünde kabul edilen belgelerdir. Örneğin İİK m. borçlunun iflâsa tabi kişilerden olması gerekir. Kural 38’e göre, kayıtsız şartsız para borcu ikrarını içeren olarak, iflâsa tabi olan kişiler tacirlerdir. Zira, Türk Ticaret düzenleme şeklindeki noter senetleri, mahkeme huzurunda Kanunu’na göre, tacir her türlü borcu için iflâsa tabi yapılan sulh veya kabul ilâm niteliğinde sayılmaktadır. kılınmıştır (6102 sayılı TTK m. 18, I). Kimlerin tacir Kural olarak ilâmlı icra takibi yapılabilmesi için ilâmın olduğu veya tacir olmanın hüküm sonuçlarına tabi olacağı kesinleşmesi şartı aranmaz. Hatta kanun yoluna (istinaf Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenmiştir. Tacirler gerçek veya temyiz) başvurulması dahi icra takibinin kişi tacirler ve tüzel kişi tacirler olarak ikiye ayrılır. başlatılmasına veya takibe devam edilmesine engel olmaz Gerçek kişiler bakımından, bir ticari işletmeyi kısmen de (HMK m. 350, I). olsa kendi adına işleten kişi tacirdir (TTK m. 12, I). Tüzel kişiler bakımından ise ticaret şirketleriyle, amacına İcra emrinde, ilâmda belirtilen şeyin ödenmesi, teslim ulaşmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve edilmesi, yapılması veya ilâma uyulması gibi ihtarlar ile kuruluş kanunlarına göre özel hukuk hükümlerine göre borçlunun başvurabileceği yollara ilişkin kayıtlar bulunur yönetilmek ve ticari şekilde işletilmek üzere devlet, il özel (İİK m. 24, II). Kendisine icra emri tebliğ edilen borçlu, idaresi, belediye, köy gibi kamu tüzel kişileri tarafından ilâmsız icradaki (genel haciz yolu veya kambiyo kurulan kurum ve kuruluşlar da tacir sayılırlar (TTK m. senetlerine özgü haciz yolu) gibi her türlü sebebe 16, I). dayanarak icra emrine itiraz edemez. Borçlu ancak İİK m. 33 ve m. 33/a’da öngörülen sınırlı sayıdaki (borcun itfa Takipli İflâs
edilmesi, borçluya süre verilmesi veya alacağın Bir borçluya karşı ancak bir para alacağı nedeniyle iflâs zamanaşımına uğraması) sebeplere dayanarak icranın geri takibi yapılabilir; para alacağı dışındaki diğer alacak bırakılması yoluna başvurabilir. haklarının ifası için (örneğin bir taşınırın teslimi veya bir işin yapılması gibi) iflâs takibi yapılamaz. İflâs takibi Rehnin Paraya Çevrilmesi Yoluyla Takip yapılabilmesi bakımından para alacağının miktarı dikkate Rehin maddî hukuk açısından ayni nitelikli bir teminat alınmaz; önemli olan, vadesi gelmiş bir alacağın olup, icra hukukunda ayni teminatların özellikleri dikkate ödenmemiş olmasıdır. Para alacağı, poliçe, bono, çek gibi alınarak, rehnin paraya çevrilmesi için özel takip yolları bir kambiyo senedine bağlanmışsa, kambiyo senetlerine öngörülmüştür. Rehin, alacaklıya rehin konusu malın özgü iflâs yoluyla takip yapılması da mümkündür. Rehinle paraya çevrilmesi yetkisini sağlayarak, alacağı teminat güvence altına alınan alacaklar bakımından ise icra altına alan sınırlı bir ayni haktır. Bir para alacağı rehinle hukukunda geçerli olan önce rehnin paraya çevrilmesi teminat altına alınmışsa, alacaklı öncelikle rehnin paraya yoluyla takip yapma zorunluluğu iflâsta da geçerlidir (İİK çevrilmesi yoluyla icra takibi yapmak zorundadır. Rehne m. 45, I); başka bir deyişle bir para alacağı rehinle müracaat etmeden haciz veya iflâs yoluyla takip yapması güvence altına alınmışsa, kural olarak, doğrudan iflâs mümkün değildir. Rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takibi başlatılması mümkün değildir. Ancak, alacak aynı takipte, rehin konusu malın türüne göre, taşınır ve zamanda kambiyo senedine bağlanmışsa, rehnin paraya taşınmaz mallar bakımından farklı takip usulleri çevrilmesi yoluyla takip yapmadan önce iflâs takibi düzenlenmiştir. Rehnin paraya çevrilmesi ilâmsız takip ya yapılabilir. Takipli iflâsta borçlunun iflâsına karar da belirli koşulların gerçekleşmesi halinde ilâmlı takip verilebilmesi için, alacaklı tarafından, borçluya karşı, icra şeklinde yapılabilir. dairesinde iflâs takibi başlatılmalıdır.
Külli İcra (İflâs) Takipsiz (Doğrudan) İflâs
Külli icrada (iflâsta), borçlunun karşısında tüm alacaklıları Takipsiz iflâsta, takipli iflâstan farklı olarak, alacaklı, yer alır ve borçlunun tüm malvarlığı cebri icra takibinin borçluya karşı önce iflâs takibi yapmadan (İİK m. 177, I; konusunu oluşturur; borçlunun haczi kabil tüm malları m. 178, I; m. 179, I), doğrudan Asliye Ticaret satılarak bilinen tüm alacaklıların tatmin edilmesi Mahkemesinde iflâs davası açarak, borçlunun iflâsına amaçlanır. İflâs, cüz’i icradan (icra takiplerinden) farklı karar verilmesini talep edebilir. Asliye Ticaret olarak, tüm alacaklıların borçlunun tüm malvarlığından Mahkemesinde doğrudan iflâs davası açılabilmesi için,
HUK104U-İŞLETME HUKUKU
Ünite 8: Cebri İcra
İcra ve İflâs Kanunu’nda düzenlenen özel iflâs alacağını tamamen sebeplerinden birinin gerçekleşmiş olması gerekir. Ayrıca aciz belgesi doğrudan iflâs davasını alacaklı açabileceği gibi, bazı erdiğine dair hallerde borçlu da ticaret mahkemesine başvurarak kendi sunmasından sonra, mahkeme iflâsına karar verilmesini talep edebilir. Doğrudan iflâs verir ve bu kararla ta sebepleri alacaklının talebiyle doğrudan iflâs sebepleri ve borçlunun talebiyle doğrudan iflâs sebepleri olarak ikiye ayrılır. Alacaklının talebiyle doğrudan iflâs sebeplerinin başlıcaları: borçlunun yerleşim yerinin belli olmaması, taahhütlerinden kurtulmak amacıyla kaçması, alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunması, haciz yoluyla takipte, haczi mümkün olan mallarını saklaması, ödemelerini tatil etmiş olması, ilâma dayanan alacağı icra emriyle talep edilmesine rağmen ödememiş olması gibi sebeplerdir (İİK m. 177). Yukarıdaki sebepler söz konusu olduğunda, borçlunun borcunu ödeyemeyecek durumda olduğu veya ödememe niyetiyle hareket ettiği varsayıldığından, önceden iflâs takibi yapılması şartı aranmamıştır. Borçlunun talebiyle doğrudan iflâs sebepleri ise borçlunun kendi iflâsını talep etmesinin ihtiyari veya zorunlu olduğu haller olarak iki gruba ayrılır.
İflâsın Hukukî Sonuçları
İflâsın açılması borçlu (müflis) ve alacaklılar bakımından çeşitli hukukî sonuçlar doğurur. Müflis bakımından bu sonuçlar; müflisin bütün mal ve hakları masa teşkil etmesi, müflisin iflas masası üzerindeki tasarruflarının iflâs alacaklılarına karşı hükümsüz olması, müflis aleyhine başlamış icra takipleri ve davaların durması şeklindedir. Alacaklılar bakımından bu sonuçlardan bazıları ise; iflâsın açılmasıyla borçların muaccel hale gelmesi, konusu para alacağı olmayan alacakların para alacağına dönüşmesi, alacaklara faiz işlemeye devam etmesi şeklindedir.
İflâs Tasfiyesi
İflâsın açılmasıyla birlikte sonuçları da ortaya çıkar. Ticaret mahkemesi, iflâs kararını iflâs dairesine bildirir, iflâs dairesi kararı hemen ilan eder; ayrıca iflâsın açıldığını tapu sicili ve ticaret sicili gibi ilgili resmi sicillere ve ilgili kurullara bildirir (İİK m. 166). İflâsın tasfiyesini dört temel aşamada incelemek mümkündür: Bunlar sırasıyla masanın teşkili, masanın idaresi, masa mallarının paraya çevrilmesi ve paraların paylaştırılmasıdır.
İflâsın Kaldırılması ve İflâsın Kapanması
Müflis tasfiye devam ederken, belirli koşulları yerine getirmek suretiyle, alacaklıları ile anlaşarak veya tüm borçlarını ödeyerek iflâsın kaldırılmasına karar verilmesini talep edebilir. Borçlu bütün alacaklıların taleplerini geri aldıklarına veya bütün borçlarını ödediğine dair yazılı belge sunarsa ya da iflâs için konkordato talep edilmişse, asliye ticaret mahkemesinden iflâsın kaldırılması talep edilebilir (İİK m. 182). İflâsın kaldırılmasına karar verilirse, borçlu sanki hiç iflâs etmemiş gibi, iflâsın tüm hüküm ve sonuçları ile müflis sıfatı ortadan kalkar. İflâsın kapanması ise tasfiyenin sona ermesi sonucunda ortaya çıkan hukukî durumdur. Paraya çevirme ve paraların paylaştırılması aşamalarının sona ermesiyle birlikte,
tahsil edemeyen iflâs alacaklılarına verilir. İflâs idaresinin tasfiyenin sona raporunu Asliye Ticaret Mahkemesine iflâsın kapanmasına karar sfiye sona erer (İİK m. 254).