AÖF Soru Bankası

Medyada YapımÜnite 4 Özeti

Yapımda Kullanılan Görsel İşitsel Ögeler

HİT310U-MEDYADA YAPIM

Ünite 4: Yapımda Kullanılan Görsel İşitsel Ögeler

Giriş

Kitabımızın bu bölümünde halkla ilişkiler ve reklam mesajlarının hedef kitleye geleneksel ve dijital medyadan iletilmesinde genel olarak tüm yapım uygulamalarında kullanılan görsel işitsel ögelerin neler olduğu, özellikleri ve işlevleri açıklanmıştır.

Kamera

Medyada yapımların en önemli ögesi görüntüdür. Yapım sürecinde görüntünün oluşmasını sağlayan ve tıpkı insan gözü gibi hareket eden ve görüntünün farklı formatlarda kaydedilmesini sağlayan araç kameradır. Güçlü bir anlatım aracı olarak kameranın genel olarak işlevleri şunlardır:

• Kameranın Konuya Bakması: Konunun mümkün olan en açık şeklinin kamera ile anlatılmasıdır. • Kameranın Konunun İçine Girmesi: Kameranın konunun belirli bir parçasına bakması, konuyu normal gözle görülemeyen bir açıdan görmesidir. • Kameranın Konuyu Yeniden Yaratması: Kameranın gerçek konuyu bir ham malzeme olarak kullanarak yeni bir nesne yaratmasıdır.

Televizyon izleyicisinin gördüğü tek şey, yönetmenin ona gösterdikleridir. Bu konudaki en geçerli yaklaşım şöyledir:

• İzleyiciye görmek istediği şeyi göstermek ya da merak unsurunu güçlendirmek için göstermemek, • Neyi görmeye ihtiyacı varsa onu göstermek ya da şaşırtmak, • Ne zaman görmek ve ne zaman görmeye ihtiyacı varsa o zaman göstermek ya da göstermeyi ertelemektir.

Kamera Açıları

Kamera açılarını belirleyen birtakım unsurlar vardır. Bunlar; estetik, teknik, psikolojik ve dramatik unsurlardır.

Kamera açısı, kameranın konumlandırılması ile birlikte ortaya çıkar, kameranın yüksekliği, kameranın nesneye olan uzaklığı ve bakış açısı dramatik ve psikolojik anlatımlar açısından çok önemlidir. Kamera yüksekliği yapımdaki sunucu ve oyunculara göre ayarlanır. Kameranın yüksekliği, kameranın nesneye karşı aldığı göz seviyesi, üst açı ve alt açı konumları olarak açıklanır.

Göz Seviyesi: Kameranın, çekimi yapılan ortalama boyda bir insanın göz seviyesine göre ayarlanmasıdır. Nesneler gerçek yaşamdaki gibi görünür, perspektif bozukluğu yoktur. Nesnel yani izleyicinin bakış açısı ile yapılan çekimlerde genellikle bu düzeyden çekim yapılır. Kamera göz seviyesinde olduğunda, izleyici ekrandaki görüntünün ekrandaki görüntünün özellikle dramatik ve psikolojik etkisi altında kalmadan izler.

Üst Açı: Kameranın konuya yukardan bakmasıdır. Göz seviyesine göre kamera daha yukarıdan konumlandırılır. Üst açı için kameranın çok yüksekte konumlandırılması gerekmez. Üst açı görüntü boyutunda estetik, teknik ve

psikolojik etkiler yaratır. Bir insan yukarıdan küçük, güçsüz, zavallı anlamsız gibi algılanır.

Alt Açı: Kameranın göz seviyesi altından, konuya aşağıdan yukarıya doğru bakmasıdır. Böylece görüntü boyutu içinde konuyu abartılı şekilde büyütmek, nesneleri görüntü içine sokulmak istenmeyen ögelerden ayırmak, güçlü perspektif etki yaratmak gerçek mekanlarda konuyu gökyüzü ile ilişkilendirmek için kullanılır. Kameranın alt açı konumlanmasında izleyici, bakış açısı olarak küçük bir çocuk gibi yukarıya bakıyormuş durumdadır. Sonuç olarak görüntü izleyiciye egemen olur.

Kamera Konumları

Kameranın konumları, nesnel, öznel ve bakış açısı olmak üzere üç gruba ayrılır. Nesnel kamera, kamera tarafından aksiyonun genel ve orta çekimlerle gözlemci gibi tarafsız ve objektif olarak kaydedilmesidir. Yapımlarında en çok kullanılan nesnel kamera konumunda, amaç tamamen objektif bir bakış açısıyla ekranda oynayanı perdenin karşısına iletmek olmalıdır.

Öznel kamera ise kameranın izleyicinin yerine geçmesi ve onun gözünden konuya bakıp, izliyormuş gibi görüntülerin kaydedilmesidir. Öznel kamera izleyiciyi doğrudan işin içine sokar ve kamera izleyicinin gözü olarak olaya katılır. Kamera oyuncunun yerini aldığından oyuncunun yapacağı tüm hareketler kamera tarafından taklit edilir.

Bakış açısı ise sahnede iki ya da daha fazla oyuncu bulunduğunda kullanılır ve çekimde bir olay ya da sahne belli bir oyuncunun bakış noktasından çekilir. Kamera, bakış açısı kullanılmak istenilen oyuncunun yanına yerleştirilir ve böylece izleyicide, bu oyuncuyla yan yana duruyormuş izlenimi bırakılır, izleyici olayı, öznel çekimlerde olduğu gibi oyuncunun gözüyle görmez fakat oyuncunun bakış açısından görür.

Kamera Hareketleri

Hareketli görüntüler izleyicinin dikkatini hareketsiz görüntülere göre daha çabuk çeker. Bu nedenle hareketli kamera her zaman yapımlarda görüntü hareketliliğini sağlamak için tercih edilir. Görüntü hareketliliği kamera açıları ve çekim ölçekleriyle yaratılabileceği gibi, kameranın hareketsiz olması gereken çekimlerde, kamera önündeki kişi ya da nesnelerin hareketli olması ilgiyi yükseltir.

Ekranda görülen bir hareketin yönü, gücü, hızı, sürekliliği ve zamanı vardır. Genellikle çok sayıdaki hareket, enerji, telaş, heyecan ya da şiddet gibi farklı duyguları yaratır. Hareketin çok az ya da hiç olmadığı durumda sessizlik, sıkıntı, hüzün, ciddiyet veya sahnenin iç anlamına bağlı olarak güçlü, duygusal bir ortamın geçici olarak tüm aktiviteyi durdurduğu izlenimi doğabilir. Hareket genellikle konuşma çizgisine bağlı olarak gelişir. Eğer hareket konuşmayı öne çıkarırsa, hareket daha da önem kazanır.


Kameranın Hareket Türleri

Kameranın Yatay Çevrinme (Pan) Hareketi: Yatay çevrinme (pan), izlenen bir nesne veya konuya odaklanarak kameranın sola veya sağa çevrinmesidir. Pan ayrıca, çevreyi araştırmak, orijinal çerçevenin sınırlarının ötesinde olanı ortaya çıkarmak ve çevrelerinde karakter veya nesneleri daha sıkı bir şekilde yerleştirmek amacıyla kullanılır.

Kameranın Dikey Çevrinme (Tilt) Hareketi: Dikey çevrinme hareketi genellikle uzun objeleri örneğin gökdelen veya katedralleri görüntülemek için kullanılır.

Kamera çekim sırasında sağa sola çevrinmesi ile görüntü çerçevesi içinde yer alan varlıkların görünümleri de sağa sola yer değiştirir. Çevrinme sürdükçe varlıklar çerçevenin sağından solundan çerçeve içine girer.

Kameranın Dikey Yükseliş ve Düşey Alçalış (Crane up- Crane down) Hareketi: Kameranın kendi üç ayağı ya da yerleştirildiği özel bir vinç üzerinde yükseğe kaldırılarak üst açı ya da yere değecek kadar alçaltılıp alt açı konumuna geçmesidir. Kameranın taşıyıcı üzerinde yukarı ya da aşağı düz bir çizgi izleyerek yükselmesi ya da alçalması, dikey yükseliş (crane up) ve düşey alçalış (crane down) sağlar. Bu devinim sanki asansörün devinimine benzer.

Kameranın Kayma (Dollying/Traveling) Hareketi: Dolly ya da bir başka deyişle kayma hareketi, kameranın sağa sola bir ray ya da tekerlekli tripod üzerinde sağa sola hareket etmesiyle gerçekleştirilen bir kamera hareketidir. Bu çekim tekniği bir hareketi kadrajın ölçeğini değiştirmeden takip etmek ya da tansiyonu arttırmak adına yapımlarda sıkça kullanılır.

Kameranın Optik Kaydırma (Zoom) Hareketi: Gerçekte optik kaydırma (zoom) kameranın öne ya da geri kaydırma deviniminden başka bir şey değil, ama bu hareket kameranın yer değiştirmesi ile değil, özel mercek yardımı ile yapılır. Uzak çekimden ayrıntı çekime, ayrıntı çekimden uzak çekime optik kaydırma ile sürekli, kesiksiz olarak geçilir. İleri zoom (zoom in) yapıldığında mercek açısı daralır ve görüntüdeki olay/olgu/nesne büyür. Geri zoom (zoom out)’da ise, mercek açısı genişler.

Kamera Hareketlerini Kullanırken Dikkat Edilmesi Gereken Temel Kurallar

Kamera hareketlerini kullanırken dikkat edilmesi gereken çok sayıda kural vardır. Aşağıda, bu kurallardan önemli birkaçı sıralanmıştır:

• Çevrinme ya da kaydırma (izleme) hareketleri, bir sahneyi doğrudan ya da oyuncunun gözü aracılığıyla sunmak için kullanılabilir. • Çevrinme ya da kaydırma hareketi, hareketin sonunda beklenen ya da hiç beklenmeyen bir durumu açığa çıkartır. • Bir ilgi merkezinden diğerine yapılan bir çevrinme ya da kaydırma hareketi üç bölümden oluşur. Başlangıçta kamera statiktir. Sonra hareketlenir ve son bölümde de durur.

• Çevrinme ve kaydırma hareketi, kamera önünde hareket eden bir araç ya da nesnenin izlenmesinde birlikte kullanılabilir. • Çevrinme ya da kaydırma hareketi güvenli ve dikkatli tarzda gerçekleştirilmelidir. • Kesintisiz bir çevrinme ya da kaydırma hareketi yaparken kamera tek bir hat boyunca ilerlemelidir. • Çevrinme ya da kaydırma hareketi, görsel olarak iyi dengelenmiş bir kompozisyonla başlayıp bitirilmelidir. • Kaydırma hareketi, tüm çekim süresince hep aynı kompozisyonun korunmasına olanak sağlar.

Çekim ve Çekim Ölçekleri

Nesnelerin ekranda kapsadığı alan olarak tanımlanan çekim ölçekleri, yönetmenin tercihine göre bir anlatım aracı olarak kullanılırlar. Çekim ölçeği, yapımda sürekliliği sağlamak, etkili bir görsel düzenleme yapmak, dramatik bir etki yaratmak, seçilen, düzenlenen ve yerleştirilen insana, nesneye, konuya yakından ya da uzaktan bakılmasını sağlamak için kullanılır. Çekim ölçekleri aşağıdaki gibi ayrıntılandırılmaktadır:

Çok Uzak Çekim: Çok uzak çekimler izleyicileri etkilemek amacıyla, dramatik yapıyı oluşturan olguların geçtiği çevreyi betimlemede kullanılır.

Genel Çekim: Bir yapımda sahnedeki aksiyonun geçeceği alanın tümünü göstermek için kullanılan genel çekimlerde, görüntülenecek yer, insanlar ve nesneler seyircilere bütünsel olarak tanıtılır. Bir yapımda açılış çekimi olarak da bilinen genel çekim, mekânı tanıtır, oyuncuların mekân içindeki konumlarını ve hareketlerini betimler.

Boy Çekim: Boy çekimi genel çekim ile yakın çekim arasında yer aldığı için bir ara çekim olarak tanımlanabilir. Oyuncular dizlerinin yukarısından ya da belin hemen aşağısından itibaren filme alınırlar. Bir boy çekiminde birkaç oyuncu gruplandırıldığında, kamera bu kişilerin el hareketlerini, yüz ifadelerini ve hareketlerini kaydedecek kadar yakın olacaktır.

Orta Çekim: Konunun bütününün değil, sadece bir parçasının çerçevede yer aldığı orta çekimler, uzak ya da yakın çekimler arasındaki bir çekim ölçeğidir. Televizyon yapımları için ideal bir ölçek olan bu çekim ölçeği, izleyiciye mekânı tanıtırken oyuncuların konumları ve birbirleriyle olan ilişkilerin konusunda da bilgi vermektedir.

Yakın Çekim: İzleyicinin dikkatinin belli bir noktaya çekilmek istendiğinde kullanılan yakın çekimler, oyuncunun yüz ifadelerinin vurgulanmasında, psikolojik durumlarının anlatılmasında ve önemli bir şey söylediğinde kullanılır.

Çok Yakın Çekim: Küçük nesneler ya da bölgeler ya da büyük nesnelerin ya da bölgelerin küçük bölümlerinin ekranda büyütülmüş olarak görünebilmeleri için çok yakın çekimle görüntüye alınabilir. Bir oyuncunun kafasının burun, dudak ya da göz gibi parçaları, ilişkili duyunun çok dramatik bir önemi vurgulaması durumunda ön plana çıkarılabilir.


Çekim Ölçeklerinin Kullanımı İçin Kurallar

Bir yapımda tek kameralı ile ya da her biri aynı olayı değişik açılardan çeken birkaç kamera kullanıldığında, göz çizgilerinin ve aks çizgisinin bakış açılarının uyumlu hâle getirilmesi ve devamlılığın sağlanması gerekir. Kitabınızın 133 ve 134. sayfalarında yer alan görsel ve şekilleri incelemeniz, bu konuları kavramanız açısından çok yararlı olacaktır.

Işığın Özellikleri ve Aydınlatma

Medyada görsel yapımlarda istenilen bir atmosferin sağlanabilmesi, kameranın önündeki nesnelerin görülebilmesi ve kaydedilmesi için teknik ve estetik açıdan aydınlatılması çok önemlidir. Aydınlatmanın başlıca amaçları; kameranın çalışabileceği yeterli ışık seviyesini sağlamak, renkleri bozmayacak ışığı elde etmek, ekranda derinlik duygusunu oluşturmak, ışık ve gölgeleri düzenlemek, sevinç, üzüntü, heyecan gibi psikolojik ve duygusal etkiler yaratmak, zamanın vurgulanmasını sağlamak, dikkati yönlendirmek, mekânın yapısını ve oyuncuların psikolojik durumlarını ortaya koymak ve görsel sürekliliği sağlamak olarak sıralanmaktadır.

Işığın psikolojik ve fiziksel olmak üzere iki temel özelliği vardır.

Işığın Fiziksel Özellikleri: Işık parlak bir enerji formudur. İnsan gözünün görebildiği beyaz güneş ışığı değişik renklerdeki ışıklardan oluşur. Beyaz ışık prizmadan geçirildiğinde, çeşitli renklerdeki ışıklar sırasıyla görülebilir. Farklı farklı görülen renkler aslında birbirinden farklı elektromanyetik dalga boylarıdır. Kullanılabilecek güneş ve ay gibi doğal ışık kaynaklarının yanı sıra elektrik, gaz lambası ve mum gibi yapay ışık kaynakları olmak üzere iki çeşit ışık kaynağı bulunmaktadır. Bu ışık kaynakları tek başına ya da birlikte kullanılabilir.

Işığın Psikolojik Özellikleri: Işığın psikolojik özellikleri; ışığın yönü, ışığın miktarı ve ışığın türü olmak üzere üç ana başlık altında toplanmaktadır.

Işığın Yönü: Işığın konuya bağlı olarak konu ile yaptığı açı ışığın yönü olarak bilinir, mekân ya da oyuncular aydınlatılırken ışığın yönü yatay ya da dikey düzlemde belirlenir. Bu ışık kaynakları ile aydınlatma yapılırken üç nokta aydınlatması kullanılmakta ve nesnelerin biçimi, dokusu ve boyutunu ortaya çıkarmak için kullanılan ana ışık, dolgu ışığı ve tepe ışık kaynaklarının şiddetleri birbirinin aynısı olmamalıdır. Bu ışık kaynaklarının özellikleri şöyle sıralanmıştır:

• Ana Işık (Önden Işıklandırma/Anahtar Işık) • Dolgu Işık (Yanal Önden Işıklandırma) • Yandan Işıklandırma • Yarı Arkadan ve Tam Arkadan Işıklandırma • Üstten Işıklandırma/Tepe Işığı • Aşağıdan Işıklandırma • Üç Nokta Aydınlatması

Işığın Miktarı: Işığın miktarı ışığın parlaklığını tanımlar ve ışığın kameranın önündeki oyuncu ya da nesneye yaklaştırılıp uzaklaştırılmasıyla değişir. Çünkü ışığın zayıf, güçlü ve orta şiddette olması ve bu ışıkların hepsi nesnelerin farklı karakterlere bürünmesini sağlar.

Aydınlık karanlık alanlardaki zıtlığın derecesine göre Chiaroscuro aydınlatması; Rembrandt Aydınlatması, Cameo Aydınlatması ve Siluet Aydınlatması olmak üzere üç ana biçime ayrılır.

Rembrandt Aydınlatması: Nokta ışık veren aydınlatma kaynaklarıyla gerçekleştirilen seçici bir aydınlatmadır. Görüntü alanı içerisindeki görüntünün belli yerleri aydınlatılırken, diğer yerleri tam ya da yarı karanlıktır. Rembrandt aydınlatmasının temel özelliği, zayıf bir aydınlatma şekli olmasıdır.

Cameo Aydınlatması: Cameo aydınlatması, görüntü alanı içinde dikkati özel olarak belirli bir noktada toplar. Arka alan tamamen karanlıktır, ön alan ise temanın amacına uygun olarak sadece istenilen yerleri aydınlıktır. Cameo aydınlatmasında nokta ve ışık veren aydınlatma kullanılır.

Siluet Aydınlatması: Chiaroscuro aydınlatması içinde aydınlık-karanlık zıtlığının en yüksek olduğu biçimdir. Arka alan aydınlık, ön alandaki nesne ise tamamen karanlıktır.

Işık Kaynakları

Sinema ve TV yapımlarında aydınlatma yapılırken çeşitli türlerde ışık kaynakları kullanılır. Işığın rengi, renk ısısı ile açıklanır. Işık, farklı ışık kaynaklarından, farklı renklerde nesnelere ulaşır. Buna ışığın renk ısısı denir ve Kelvin (K) ile ölçülür. Yapımlarda kullanılan ışık kaynakları; normal tungsten aydınlatma, Sürvolte lambaları, tungsten-halojen lambalar, gaz deşarj lambaları, normal ve yüksek frekans florasan tüpleri ve led ışık kaynakları olarak sınıflandırılmaktadır.

Yapımlarda Sesin Önemi

Yapımlarda ses, bir yapımda oyuncu ya da sunucuların sözlerinden yani konuşmalarından, doğal seslerden, ses efektlerinden ve müzikten oluşmaktadır.

Söz, yapımdaki olayların ilerlemesini sağlar, izleyiciye çeşitli olayları ve bilgileri aktarır, olaylar arasındaki ilişkileri kurar ve yorumlar, kişiler arasındaki çatışmaları ve kişilerin ruh durumlarını ortaya koyar. Doğal sesler ve ses efektleri de yapımda anlatımı güçlendirmek, konuşmayı, görüntüyü ve mekânı tanımlamak ve desteklemek, izleyicinin dikkatini bir yerde yoğunlaştırmak, dramatik bir atmosfer yaratmak ve zamanı belirtmek amacıyla kullanılır. Müzik ise yapımlarda, söze görüntüye, harekete destek olan, mesajı öne çıkartan, yapımı diğerlerinden farklılaştıran bir ögedir. Yapımda belirli noktaları vurgulayarak dikkati çeker, mesajın akılda kalıcılığını sağlar, filmdeki psikolojik havayı yaratır.

Ses-görüntü ilişkisinde üç temel işlev söz konusudur. Bu işlevlerden ilki, bilgi sağlamaktır. İkincisi ise ruh


durumunu ve estetik yapıyı kurmaktır. Bu da ancak görüntüde kullanılan müzik ile sağlanır. Üçüncü işlev de görsel devamlılık için önemli bir yapısal öge olan ses ritmidir. Böylece izleyici, görüntüdeki olayların ritmik yapısından etkilenerek çekimleri ve sahneleri görsel bir bütünlük içinde algılayabilir.

Ses Seviyesi: Teknik gereklerin başında ses seviyesinin düzenlenmesi gelir. Stüdyo sesleri ne belli bir seviyeyi aşmalı ne de altında kalmalıdır. Volümmetre denilen ses ölçü aygıtıyla ses denetlenir. Ses yakınlığı, sesin görüntüyle bağımlılığı ve sesin mekân ve zamanla bağımlılığı da dikkat edilmesi gereken noktalardır.

Mikrofonlar

Herhangi bir yapımda, sesin kaydedilebilmesi için ses dalgalarının, elektronik sinyallere dönüştürülmesi gerekir. Bu da mikrofonlar yardımıyla olur. Dolayısıyla ses sisteminin en önemli aygıtı mikrofonlardır. Televizyonda en çok kullanılan mikrofon türleri ve özellikleri aşağıdaki gibi sıralanabilir

Yaka Mikrofonları: Adından da anlaşılabileceği gibi bir elbiseye tutturulabilir veya boyna asılabilir. Genellikle çok yönlü olarak yapılmışlardır. En büyük özelliği kullanana büyük hareket özgürlüğü sağlaması ve ışık açısından gölge sorunu olmamasıdır.

El Mikrofonları: El mikrofonları genellikle çok yönlüdür ve elde kullanılmaya elverişlidirler.

Ayaklı Mikrofonlar: Bir el ya da masa mikrofonunun bir ayak üzerine sabitlenmiş olanıdır. Ayakların boyutları değişiktir.

Masa Mikrofonu: Bir masa ya da sabit bir dekorda oturan konuşmacılar için uygun bir mikrofon tipidir.

Boom Mikrofon: Mikrofonun ucuna asılı olduğu çubuğu ve mikrofonu sağa, sola, aşağı, yukarı, ileri ve geri hareket ettirme olanağı sağlayan bu araca mikrofon kolu (boom) adı verilir.

Yapımlarda Renk, Zaman, Mekân, Aksesuar, Kostüm ve Makyaj Kullanımı

Renk

Renk, tüm yapımlarda, dikkat çekmek, etki yaratmak, sahne ve nesneleri gerçeğine yakın göstermek, prestij sağlamak, bilgi vermek, görsel düzenleme yapmak ve ifade etmek gibi işlevleri vardır. Televizyonda ana renkler, kırmızı, yeşil ve mavidir. İkincil renkler ise sarı, çingene pembesi ve mavi- yeşil arası bir renk olan cyan’dır. Genel olarak mavi, yeşil, mor gibi soğuk renkler uzaklık ve sakinliği ifade eder. Soğuk renkler aynı zamanda imajdan uzaklaşmaya da neden olurlar. Kırmızı, sarı, turuncu gibi sıcak renkler de saldırganlık, tepki ve şiddeti anlatırlar.

Mekân

Tüm yapımlar, mekân tasarımları üzerinde bir uygulama alanıdır. Bir filmde veya dizide mekân üç şekilde canlandırılabilir: Bir dönemde geçmiş bir ürünün yeniden

canlandırılması mantığından hareketle gerçek mekânların kullanımı (mekân dış görünüm olarak büyük bir değişiklik geçirmemişse geçerli olabilir), dönemsel veya günümüzde geçen yeni bir olayın canlandırılmasında ilgisi olmamakla birlikte gerçek mekânların kullanımı ve anlatılan hikâyenin zaman çizelgesi düşünülmeden mekânın gerçek veya sanal olarak sıfırdan inşa edilmesidir.

Zaman

Televizyon yapımlarında nesnel ve öznel olarak iki tür zaman kullanılmaktadır. Nesnel zaman, geçmiş ve gelecek zamanın görüntüleridir, ölçülebilen bir zamandır. Öznel zaman ise şimdiki zamana ait olan, saat zamanından farklı olarak izleyicinin hissettiği zaman dilimi ile ilgilidir.

Aksesuar

Yapımlarda mekânda oyuncuların çevrelerinde bulunan, mekânın ve oyuncuların yaşam tarzlarını, kişiliklerini, sosyal statülerini, psikolojik durumlarını yansıtan aktif ve pasif olarak kullanılan işlevsel ve simgesel araçlardır.

Kostüm ve Makyaj

Yapımlarda oyuncuların kişiliklerini yansıtan, teknik ve estetik açıdan nasıl görünmeleri gerektiğini sağlayan en etkili araçlardan birisi de kostüm ve makyajdır.

Yapımlarda Kompozisyon Oluşturma

Kompozisyon, görsel malzemenin bir bütün oluşturacak şekilde düzenlenmesidir. Kameranın bir oyuncuyu, bir mobilyayı, bir eşyayı her konumlandırılışında kompozisyon oluşturur. Kompozisyon oluşturma sürecinde izleyicinin dikkati o anda öykü içinde en fazla önem taşıyan oyuncu, nesne ya da devinim üzerinde odaklanmalıdır.

Monaco, bir kompozisyonun tasarlanması eylemine başlamadan önce kompozisyonun tasarlanıp yerleştirileceği düzlemlerin anlaşılması gerektiğini belirtir ve kompozisyonun üç düzlemi olduğundan bahseder. Bu düzlemler; coğrafik düzlem, çerçeve düzlemi ve derinlik düzlemidir. Sinematografik kompozisyonun düzlemleri ele alınırken dikkat edilmesi gereken konu; bu düzlemlerin tek başına bir ifadesi olmadığıdır. Seyircinin, izlediği görüntüyü anlamlandırabilmesi için bu düzlemlerden en az iki tanesine gerek vardır. Sinema izdüşümsel bir sanat olduğu için, sinema açısından en değerli olan düzlem çerçeve düzlemidir.

Etkili bir kompozisyon yaratmak büyük ölçüde yönetmenin yaratıcılığına, kişisel kararlarına, deneyimine ve tercih nedenine bağlıdır. Yönetmen uygulayacağı kompozisyon kuralları ile izleyicinin dikkatini istediği yere yönlendirmenin yanında görüntüye derinlik duygusu, yön ve süreklilik duygusu kazandırmaya da çalışır. İzleyicinin dikkatinin yönlendirilmesinde yönetmenin kullanabileceği yöntemler nesnenin boyutu ve yakınlığı, netlik, hareket, yakın çekimler, oyuncu ya da nesnelerin düzenlenmesi, aydınlatma ve renk ögelerini kullanır.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında