Davis’e göre sosyal sorumluluk, kurumların faaliyet gösterilen alandaki çıkar gruplarıyla aralarındaki
etkileşim sonucu ortaya çıkmaktadır. Kurumların bir yandan toplumun refahını yükselten bir yandan da
kurumun menfaatlerini koruyan önlemleri neden ve nasıl aldıklarını ayrıca bu önlemlere neden bağlı kalmak zorunda olduklarını beş ana varsayım altında toplamıştır. Bu varsayımlar şu şekildedir:
• Sosyal sorumluluk işletmelere emanet edilen sosyal güçten kaynaklanır: Bu ilke “Sorumluluğun Demir Kanunu” biçiminde de ifade
edilir. Bu düşünce işletmeleri, uzun dönemde bakıldığında topluma karşı sorumlu bir düşünce tarzıyla elindeki gücü toplumun ihtiyaçları doğrultusunda kullanmadıklarında, bu
güçlerini zaman içinde kaybetmeye mahkûm olacakları konusunda uyarmaktadır.
• Toplumsal faaliyetlere açık olması (Açık iletişim): İşletmeler hem toplumdan girdi almaya açık hem de topluma yönelik çalışmaları nedeniyle gerçekleştirdiği faaliyetler
hakkında topluma bilgi veren iki ucu açık bir sistem yapısında varlık gösteren organizasyonlardır. Bu sebepten dolayı işletmeler,
toplumsal refahın sürdürülmesi veya iyileştirilmesi için yapılacak faaliyetlerle ilgili toplumsal çevrenin temsilcilerini dinlemelidir. Toplumun sosyal ihtiyaç ve gereksinimlerine cevap verebilecek güce, bilgi ve beceriye sahip olan işletmelerin, sosyal sorunlara hassasiyetle eğilmesi beklenir.
• Sosyal sorumlulukların oluşturacağı maliyetler: İşletmeler ürettikleri ürün ya da gerçekleştirdikleri hizmetin kendilerine getirecekleri kazançların yanı sıra, oluşturabilecekleri
sosyal problemlerin maliyetlerini de her yönüyle hesaplamalı, uygulamaları gereken sosyal sorumluluk projeleri hakkında karar vermelidirler. İşletmeler sosyal sorumluluk
yaklaşımlarını sergilemeden önce ayrıntılı bir maliyet/fayda analizini yapmalı, öncelikli olarak hangi faaliyetlerin devam etmesi gerektiğine karar vermelidir. Sosyal sorumluluk projeleri için karar verme-gerçekleştirme süreci, doğal olarak işletmeye sosyal maliyeti de beraberinde getirir. Burada odaklanılması gereken temel unsur, sağlanacak sosyal faydanın meydana gelecek maliyetlerden ağır basıp basmayacağı noktasıdır.
• Sosyal sorumluluklar kullanıcılar tarafından karşılanır: bu görüş işletmenin yürüteceği faaliyetlerden oluşabilecek sosyal
maliyetlerin, ürün veya hizmetle ilişkili olarak dolaylı yoldan müşterilere yansıtılması düşüncesini savunmak biçimindedir. İşletmeler sosyal fayda getiren organizasyon olarak ek bir ekonomik fayda sağlamayacağını düşündüğü sosyal sorumluluk çalışmalarını tümüyle finanse etmesinin de gereksizliğini ifade eder. Bu sebeple işletmeler yapacakları
toplumsal açıdan yarar sağlayacak faaliyetlerin maliyetini, bu faaliyetlerle doğrudan ilişkili olan ürün ve hizmetin fiyatına, dolaylı olarak da müşterilere yansıtılması gerektiğini ifade etmektedir.
• Tüzel kişilik olarak işletmenin sosyal sorumlulukları: İşletmeler, kurumları ile doğrudan ilişkili olmayan bir sosyal sorunu
çözmek için gerekli uzmanlara sahip olması topluma yardımcı olmak durumundadır. İşletmelerin problemleri çözmede birincil
sorumluluğu olmadığı ifade edilmekle birlikte, tüzel kişilik olarak işletmelerin kendi faaliyet alanlarının dışında oluşan belirli
sosyal sorunlarla ilgilenmek sorumluluğunun da bulunduğu belirtilmektedir.