AÖF Soru Bankası

Halkla İlişkiler YönetimiÜnite 1 Özeti

Halkla İlişkiler Yönetimiyle İlişkili Kavramlar ve Temel İlkeler

HİT203U-HALKLA İLİŞKİLER YÖNETİMİ

Ünite 1: Halkla İlişkiler Yönetimiyle İlişkili Kavramlar ve Temel İlkeler

Giriş

Uluslararası Halkla İlişkiler Derneği’nin 1954 yılı kongresinde yapılan tanımlamaya göre Halkla İlişkiler; bir organizasyonun hedef kitlelerinin anlayış, sempati ve desteğini elde etmek ve bu desteği almaya devam etmek için geliştirdiği sürekli ve örgütlenmiş bir yönetim görevidir. Bu bakış açısına göre Halkla İlişkiler, planlı ve sürekli bir şekilde hem organizasyona hem de hedef kitlelerine fayda sağlama çabalarının bütünüdür.

Halkla ilişkiler tanımlamalarındaki iki keskin uç olan “iletişim teknisyenliği ve iletişim yönetimi” gruplandırmasına tam da burada değinmemiz gerekir. Bunlardan ilki, halkla ilişkileri hedef kitleleri ikna etmek üzere yürütülen iletişim taktik ve uygulamalarına dayandırır. Burada halkla ilişkiler daha çok medya ilişkilerine, tanıtıma ve basın sözcülüğüne ilişkin fonksiyonları üstlenir. Halkla ilişkilerin ikinci gruptaki tanımlamaları ise halkla ilişkileri daha çok bir yönetim fonksiyonu olarak ele almaktadır. Halkla ilişkiler profesyonelleri burada daha çok strateji geliştirme, trendleri takip etme, problem çözme veya üst yönetime danışmanlık rolleri üstlenmektedirler. En basit şekliyle de “köprü kurucu” ve “diyalog sağlayıcı” olarak stratejik iletişim süreçlerinde karar verici ya da danışman olarak fonksiyon gösterirler. Elbette her iki grupta yer alan roller kurum içerisinde bulunan yerleşik bir halkla ilişkiler birimi tarafından ya da halkla ilişkiler ajanslarının sağladığı hizmetlerin satın alınmasıyla (ajans müşterisi olarak) yerine getirilebilir.

Halkla İlişkiler Yönetimiyle İlişkili Kavramlar

Burada halkla ilişkiler yönetiminin temel faaliyet alanlarına, Grunig ve Hunt tarafından geliştirilen “Dörtlü Halkla İlişkiler Modeli”ne, bu model aracılığıyla çağdaş halkla ilişkilerin gelişim sürecine ve proaktif ve reaktif özelliklerine sırasıyla yer verilecektir.

Halkla İlişkilerin Temel Faaliyet Alanları

Fombrun ve van Riel örgütsel iletişim kategorilerini üç grupta ele alır. Bunlar; kurumsal iletişim (corporate communication), pazarlama odaklı halkla ilişkiler (marketing public relations) ve çoğu zaman üst düzey yöneticilere odaklanan yönetim iletişimidir (management communication).

Pazarlama Amaçlı Halkla İlişkiler: Yukarıda ifade edilen örgütsel iletişim kategorilerinin ilki pazarlama amaçlı halkla ilişkilerdir. Halkla ilişkilere pazarlamanın tutundurma karması içerisinde yer verilmesinden sonra, halkla ilişkilerin teknisyen rolüyle ürün ve hizmet tanıtımında yoğun emek gösterdiği faaliyet alanı da genişlemeye başlamıştır. Kısaca halkla ilişkiler, teknik ve taktikleriyle tutundurma karmasındaki reklam ya da doğrudan satış gibi pazarlamanın bir fonksiyonu olarak faaliyet gösterecektir. Burada çoğu kez ürün ya da hizmetin dolaylı olarak tanıtımı söz konusudur.

Halkla ilişkiler profesyonelleri finans alanında da pazarlama amaçlı benzer roller üstlenmektedirler. Halkla arza edilmiş ya da arz edilme hazırlıkları içerisinde olan şirketlerin pozitif içeriklerle medya görünürlüğünü sağlayarak bu alanda hem bir teknisyen hem de iletişim yöneticisi olarak sorumluluk almaktadırlar.

Halkla ilişkiler literatürünün en yeni kavramlarından biri olan “gerilla halkla ilişkiler”e de burada yer vermemiz yerinde olacaktır. Şöyle ki geleneksel medyada yer bulma şansı zor olan markalar/kurumlar ya da mütevazı kampanyalar bile sosyal medyanın sağladığı imkânlarla çok sayıda takipçi edinebilmek hatta bazı paylaşımlarıyla milyonlarca kişiye ulaşarak moda tabiriyle “viral” olabilmektedirler. Bu durum Andy Warhol’un 1960’larda sarf ettiği “Herkes bir gün on beş dakikalığına ünlü olacak.” sözünü de akıllara getirmektedir. Bu nedenle, halkla ilişkiler profesyonelleri ya da ajansları “viral” olabilecek yaratıcı kampanyalara her geçen gün daha fazla odaklanmaktadırlar.

Kurumsal iletişim, kurumun iç ve dış hedef kitleleriyle kurduğu tüm iletişimin yönetimine odaklanan örgütsel iletişim kategorisidir. Halkla ilişkilere ait en önemli işlevin “bir kurum ile kurumun hedef kitleleri arasında karşılıklı uzlaşmayı ve bu uzlaşmanın devamlılığını sağlayacak iletişimi yönetmek” olduğu söylenebilir. Kurumlar, iç ve dış hedef kitlelerini tanımak, anlamak, ikna etmek ve hatta onların istek ve ihtiyaçlarına göre şekillenmek ve değişmek zorundadırlar. Tam da bu noktada günümüzün popüler kavramları olan kurumsal imaj/ itibar yönetimi ve kurum içi iletişim alanlarına da değinmek gerekir.

Kurumsal itibarın ne olduğu üzerine birçok görüş ileri sürülmüş olsa da temelde iki görüş öne çıkmaktadır. Bu görüşlerden ilki, kurumsal itibarı kurumsal imajla benzer hatta eş anlamlı kabul eden görüştür. İkincisi ise imaj ve itibarı birbiriyle yakın ya da iç içe bulsa da itibarın imajdan ayrıştığı yönündeki görüştür. Fortune adlı derginin araştırmalarına göre, 9 Kurumsal İtibar bileşeni şunlardır: Yenilikçilik, finansal sağlamlık, çalışan yeteneği, kurumsal varlıkların kullanımı, uzun vadeli yatırım değeri, sosyal sorumluluk, yönetim kalitesi, ürün ve hizmet kalitesi, küresellik.

Kurumsal itibarın bileşenlerinden biri olarak ele alınan sosyal sorumluluk alanı da halkla ilişkiler profesyonellerinin oldukça aktif olarak yer aldığı alanlar arasındadır. Bu uygulamalar sadece dış hedef kitleyi etkilemekte değil kurum itibarını iç hedef kitleye (çalışanlar) hissettirmek için de tercih edilmektedir.

Kurum içi iletişim ise çoğu kez içsel iletişim olarak adlandırılır ve kurumsal imaj ve itibarın güçlendirilmesi için yürütülen iç iletişim çalışmalarını kapsar. Organizasyon yapısı içerisinde insan kaynakları departmanları ile eşgüdümlü çalışılabildiği gibi bağımsız fonksiyonlar olarak da karşımıza çıkmaktadır. Bu kapsamda kurum içi iletişimde formal (biçimsel) ve informal (biçimsel olmayan) iletişim tarzlarından söz


edebiliriz. Formal iletişim tarzı daha çok kurallar çerçevesinde yapılandırılmıştır. Hiyerarşik yapı ve bürokratik dil -ister yazılı isterse de sözlü olsun- bu iletişim tarzında son derece önemlidir. İnformal iletişim yapısında ise tam tersine hiyerarşik yapı dikkate alınmamaktadır. Duyurular ve yazışmalar, raporlar, yıl sonu toplantıları, resmi davetler formal iletişim tarzına örnek olarak gösterilebilir. Diğer taraftan bahar pikniği, yılbaşı partisi, doğum günü veya evlilik kutlamaları gibi faaliyetler informal iletişim tarzına örnek gösterilebilir. Dikey ve hiyerarşik yapıyı baz alan formal iletişim tarzının yanı sıra informal iletişim tarzının da var olması sağlıklı bir yönetim anlayışının önemli göstergelerinden biridir.

Yönetim İletişimi (management communication): Örgütsel iletişimin üçüncü ve son kategorisi olan yönetim iletişimi; daha ziyade üst yönetimin, kurumun amaçları doğrultusunda yürüttükleri iletişim süreçlerine odaklanmaktadır. Yönetim iletişiminin en dikkat çekici alanlarından biri konu/sorun yönetimidir. Günümüz kurumlarının yönetmek zorunda olduğu konuların başında çevre konuları, sosyal sermaye, tüketici hakları, sendikalarla ilişkiler, enerji kullanımı ve tasarruf, iş sağlığı ve güvenliği, insan kaynakları politikaları ve uygulamaları gelmektedir. Kurumlar; bu ve benzeri konular için sorun tespiti, analiz, eylem planı ve uygulamalar yapmak zorundadırlar. Lobicilik, devlet yürütme organları ya da sivil toplum kuruluşlarıyla kurulacak ilişkilerin geliştirilmesi de bu kapsamdadır. Lobicilik, geleneksel anlamda hükûmet çalışanlarını, devlet kuruluşları ya da yasa koyucuları; verecekleri kararlarda etkilemek üzere yürütülen düzenli ve planlı iletişim çalışmalarıdır.

Yönetim iletişimi kategorisinin mikro alanlarından biri de kriz iletişimidir. Halkla ilişkiler profesyonelleri; kriz dönemlerinde kurumun güven ilişkisini koruyacak kararların alınması, çözüm önerilerinin geliştirilmesi ile kriz sonrasında imaj restorasyonuna ilişkin çalışmalarda önemli roller üstlenirler.

Reaktif ve Proaktif Halkla İlişkiler

Proaktif ve reaktif olmak, herhangi bir şeyi nasıl ele aldığımızla ilgilidir. En basit anlamda, sorun çözmekten çok fırsat yaratmaya yönelik çabalar proaktif halkla ilişkilere; sorunlardan ya da olumsuz durumlardan başarıyla sıyrılabilme çabaları ise reaktif halkla ilişkilere denk gelir. Proaktif halkla ilişkiler, potansiyel sorunların organizasyon için tehdit oluşturmadan çözülmesi için çalışır. Reaktif halkla ilişkiler; problemli durumlarla, kısacası vücut bulmuş problemlerle, savunmacı bir yaklaşımla ilgilenir. Proaktif halkla ilişkiler, organizasyonun itibarını artırmaya, imajını güçlendirmeye odaklanırken reaktif halkla ilişkiler organizasyonun genel durumunu korumak için çaba sarf eder. Proaktif halkla ilişkiler geleceğe dönük; reaktif halkla ilişkiler mevcut duruma odaklanarak hizmet verir.

Grunig ve Hunt’ın Dörtlü Halkla İlişkiler Modeli

James Grunig ve Todd Hunt tarafından geliştirilen dörtlü model, çoğu zaman halkla ilişkilerin tarihsel sürecini ve bu süreçte halkla ilişkiler işlevlerindeki değişimi gözler önüne serer. Dörtlü modele ilişkin detaylar aşağıda paylaşılmaktadır.

Basın Ajanslığı/Tanıtım Modeli: Bu modelin en bilinen temsilcisi Barnum & Bailey Sirki’nin kurucusu P. T. Barnum’dur. Barnum, sirkine ziyaretçi çekebilmenin en iyi yolunun medya görünürlüğü olduğunu öngörerek bunun için haber değeri taşıyan gösteriler düzenlemenin yanı sıra yalan yanlış hikayeler uydurmaktan da geri durmamıştır.

Anlaşıldığı üzere bu modelde en çok önem verilen şey medyanın olabildiğince dikkatinin çekilmesidir. “Reklamın iyisi kötüsü olmaz.” deyişiyle uyumlu bir şekilde “asparagas” olması fark etmeksizin medyada görünür olmak hedeflenmektedir. Günümüzde de medya görünürlüğüne odaklanan halkla ilişkiler ajansları, bütün dikkatlerini müşterilerinin medyada daha çok görünmesine harcamaktadırlar.

Kamusal Bilgi Modeli: 1900’lerin başında şirketlerin iş güvenliği, sosyal güvenlik, çalışan hakları gibi konuları dikkate almaksızın sadece kar maksimizasyonuna odaklanmasıyla tatsız olaylar yaşanmıştır. Gazetecilerin bu olaylarla ilgili gerçekleri kamuoyu ile paylaşmak için fazlasıyla istekli oluşu kamuoyunda büyük tepkilere neden olurken şirketlerin imajını da olumsuz yönde etkilemiştir. Kamusal bilgi modelinin öncüsü olarak kabul edilen Ivy Lee’nin halkla ilişkiler anlayışı ve uygulamaları da tam bu ortamda şekil almıştır. Ivy Lee söz konusu şirketlerin gazetecilerle bilgi paylaşımı yapmalarını sağlayarak şirketlerin kamuoyu nezdindeki imajlarını olumlu yönde etkilemeye çalışıyordu. Kamusal bilgi modeli; gerçek bilginin iletilmesi, kısacası kamuoyunun aydınlatılması anlayışına dayanır. Bu modele göre halkla ilişkilerin ya da uzmanının rolü, ikna etmek ve etkilemek değildir. Asıl görev, doğru bilgiyi iletmektir ki rolleri de bununla sınırlıdır.

Çift Yönlü Asimetrik Model: Bu modelin en önemli temsilcisi “halkla ilişkilerin babası” olarak da anılan Edward Bernays’tır. Teorisyen olarak propaganda ve kamuoyu üzerine kitapları bulunan Bernays, uygulamalarıyla da modern propagandanın kurucusu olarak kabul edilmektedir. Büyük Amerikan şirketleri, devlet kurumları, politikacılar ve hatta birçok kâr amacı gütmeyen kuruluş için reklam propagandaları yürütmüştür. Çift Yönlü Asimetrik Model, tek taraflı bir biçimde hedef kitleleri ikna etme çabasına odaklanır. Bilginin aktarılması kadar hedef kitlenin algılarında, tutumlarında hatta davranışlarında değişiklikler yaratabilmesi de oldukça önemlidir. Hatta asıl amaç budur. Bu nedenledir ki “ikna edici iletişim” olarak da tanımlanmaktadır. “Çift yönlü” olarak adlandırılmış olmasının nedeni ise modelin “geri bildirim” (feedback) kavramını ve gerekliliğini ortaya koymuş olmasındandır.


Çift Yönlü Simetrik Model: İdeal Halkla İlişkiler Modeli olarak da adlandırılan Çift Yönlü Simetrik Model diyaloğu hedef almaktadır. Bu modelde, çift taraflı bir değişim hedeflenmektedir. Modele göre, kurumun yöneticileri kamularını oluşturan temsilcilerle fikir alışverişi yapmalı, diyalog kurmalı, empati sağlamalı ve kurumlarını ve uygulamalarını da eleştirebilmelidir. Halkla ilişkiler uzmanı ya da bu rolle tanımlanan yetkili, kurum ve kamuları arasında adeta arabuluculuk rolü oynamalıdır. Böylece hem ilgili kamular hem de söz konusu kurum, gerekli değişimleri yerine getirebilir. Bir önceki modeldeki kabulün aksine değişmesi gereken sadece hedef kitle değil aynı zamanda kurumların bizatihi kendileridir. Böylece kurumlar, hedef kitlelerine etki etmek ve onları değiştirmekle yetinmeyip sürdürülebilir ve güven duyulan iletişim süreçleri için kendilerini de değiştirmek zorundadırlar.

Halkla İlişkiler Yönetiminde Temel İlkeler

Halkla ilişkilerin “kandırma” ya da “göz boyama” amaçlı bir çalışma alanı olarak kabul görüyor olması gibi nedenlerle, halkla ilişkiler mesleğinin bir uzmanlık alanı olarak kabul görmesi ve mesleğin itibarının artırılması için bir dizi çalışma -özellikle alanın uluslararası ve ulusal birçok meslek örgütü tarafından- yürütülmektedir. Bunlardan belki de en çok ses getireni, daha doğru bir ifadeyle Halkla ilişkiler literatüründe en sık anılanı ‘Mükemmellik Projesidir’. Şöyle ki 1985 yılında IABC (International Association of Business Communicators /Uluslararası İş İletişimcileri Derneği), James Grunig’in liderlik ettiği halkla ilişkiler alanındaki en büyük araştırma projesini hayata geçirmiştir. “Mükemmellik Projesi” adını alan proje “mükemmel bir halkla ilişkiler departmanının özellikleri”ni ve “halkla ilişkilerin bir kuruma olan katkısı”nı ortaya koymayı hedeflemiştir. Mükemmellik Projesi kapsamında yapılan literatür taramaları, araştırmalar ve bütüncül değerlendirmeler sonucunda mükemmel halkla ilişkiler yönetiminin ve halkla ilişkilerin iletişim yönetimindeki özelliklerine dair sonuçlar elde edilmiştir. Aşağıda yer alan bu başlıklar bu projeden elde edilen sonuçları yansıtmaktadır:

• İnsan Kaynakları: Mükemmel kurumlar çalışanlarına özerklik sağlayarak onları stratejik kararlara dahil ederler. Takım çalışması ve bireysel çaba arasında denge kurmayı önemserler. • Organik Yapı: Örgütler bürokrasiyi azaltarak ve hiyerarşik yapıları ortadan kaldırarak kararları merkezsizleştirirler. Az sayıda yöneticiden oluşan daha yatay organizasyon şemalarıyla çalışanların katmanlaştırılmasının önüne geçilir. • Girişimcilik: Mükemmel örgütlerin yenilikçiliği ve girişimciliği motive eden iklimleri vardır. • Simetrik İletişim Sistemleri: Diyalog, müzakere, dinleme ve anlamaya önem verilir. • Liderlik: Otoriter sistemler yerine ağ ilişkilerinden faydalanılır. Mükemmel liderler insanlara güç verir.

• Güçlü Katılımcı Kültür: Mükemmel örgütlerin çalışanları bir misyon duygusunu ve ortak görev bilincini paylaşırlar. • Stratejik Planlama: Mükemmel örgütler, kendi ortamlarındaki fırsat ve tehditleri ortaya çıkararak karlılığı en üst düzeye çıkarmaya çalışırlar. • Çeşitliliğe Destek: Mükemmel örgütler toplumun her kesiminden kişiyi işe alma ve kariyerlerine destek olma konusunda isteklidirler. Kadınlara ve dezavantajlı gruplara yer vererek onların kariyer basamaklarında ilerlemelerine destek olurlar. • Kalitenin Önceliği: Tüm kararlarda öncelik kalitedir. • Etkin Operasyon Sistemleri: Kaynakların verimli kullanımı hedeflenir. • Toplumsal Kültürün Önemi: İşbirliğinin, katılımcılığın, liyakatin ve karşılıklı sorumluluğun söz konusu olduğu toplumlarda mükemmel örgütler daha sık ortaya çıkmaktadır.

Uluslararası meslek örgütlerinden biri olan PRCA (Public Relations Consultants Association/Halkla İlişkiler Danışmanları Birliği), halkla ilişkiler mesleğine ilişkin prensiplerin “doğruluk, şeffaflık, dürüstlük ve etik” değerler olduğunu deklare etmiştir.

Halka İlişkiler derneklerini bünyesinde toplayan Global Alliance’ın “Halkla İlişkiler ve İletişimde Profesyonel İlkeler ve Global Etik Kuralları (GA Code 2018)” olarak adlandırdığı prensiplere göre halkla ilişkiler; belli nitelik ve özelliklerle ayırt edilen seçkin bir meslektir ve aşağıdaki maddelerde yer alan prensiplerle çalışır:

• Eğitim yoluyla belli entelektüel yeteneklerin kazanılması, • Sadece müşterilere/organizasyona karşı değil toplumun bütününe karşı sorumluluğun kabulü, • Tarafsızlık, • Performans ve davranışlarda yüksek standartlar.

PRSA (Public Relations Society of America/Amerika Halkla İlişkiler Topluluğu) da benzer değerlendirmeler yaparak halkla ilişkiler mesleğinin temel değerlerini beyan etmiştir. Bu değerler (savunuculuk, dürüstlük, bağımsızlık, bağlılık ve adalet) halkla ilişkiler profesyonellerinin davranışlarına ve karar verme süreçlerine yön veren temel inançlar olarak PRSA Etik Kurallarının da temelini oluşturur.

IPRA (International Public Relations Association/ Uluslararası Halkla İlişkiler Derneği) Etik İlkeleri

IPRA’nın deklare ettiği ilk etik kurallar 1961’de Venedik’te kabul edilmiştir. Bu nedenle literatürde “Venedik Kuralları” olarak anılır. Fakat burada belirtilmelidir ki IPRA, meslek ilkeleri ve etik kurallara ilişkin ön çalışmalara Venedik toplantısının çok öncesinde başlamıştır. 1961 Venedik Kuralları, 1965 Atina Kuralları ve 2007 Brüksel Kurallarının nihai aşaması daha doğrusu sağlamlaştırıcısı niteliğinde olan ve daha geniş bir


perspektiften konuyu ele alan “IPRA Davranış Kuralları’na aşağıdaki maddelerde detaylı olarak yer verilmiştir.

• Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’nin “temel insan haklarına, itibarına ve insan varlığına olan inancı yeniden doğrulama” maddesini ANIMSATMAK, • 1948 tarihli “İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi”ni ve özellikle 19. maddeyi ANIMSATMAK, • Halkla İlişkilerin özgür bilgi akışını destekleme yoluyla tüm tarafların çıkarlarına katkıda bulunduğunu ANIMSATMAK, • Halkla İlişkiler ve kamu işlerinin kamu makamlarına sağladığı gerekli demokratik etkinliği ANIMSATMAK, • Halkla İlişkiler uygulayıcılarının geniş çaplı iletişim yetenekleri ile bir etkileme gücüne sahip olduğunu ve bunun profesyonel ve etik davranış kurallarına sadık kalınarak sınırlanmasının gerektiğini ANIMSATMAK, • İnternet ve diğer dijital ortamlar gibi iletişim kanallarının hatalı ve yanıltıcı bilgilerin geniş alana yayıldığı ve doğruluğunun tartışılmadığı kanallar olabileceğini, bu yüzden de halkla ilişkiler uygulayıcılarının güven ve inandırıcılığını korumaya özellikle dikkat etmesi gerektiğini ANIMSATMAK, • İnternetin ve diğer dijital ortamların bireylerin, müşterilerin, işverenlerin ve meslektaşların kişisel güvenliği açısından özel dikkat gerektirdiğini ANIMSATMAK.

“IPRA Davranış Kurallarında” ayrıca, halkla ilişkiler profesyonellerinin davranışsal olarak uyması gereken kurallara da yer verilmiştir.

TÜHİD (Türkiye Halkla İlişkiler Derneği) Mesleki Etik İlkeleri

TÜHİD (Türkiye Halkla İlişkiler Derneği) üyelerinin uyması gereken halkla ilişkiler mesleğinin ahlak ilkelerini yayınlamışlardır. Buna göre halkla ilişkiler profesyonelleri;

• Tüm bireylerin, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nden doğan haklardan yararlanmaları gerektiği inancından hareket eder ve mesleklerini İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin ruhu doğrultusunda icra ederler, • Halkla ilişkiler mesleğini, kamu çıkarlarını zedelemeyecek biçimde icra ederler, • Çocuklarla ilgili ürünlerin tanıtılması için hazırlanan halkla ilişkiler mesajlarında onların güven duygularını zedeleyecek, ruhsal ve fiziksel zayıflıklarını etkileyecek içerik bulunmamasına özen gösterirler, • Mesleki faaliyetleri sırasında karşılıklı anlayış yaratmayı hedefleyerek kurdukları iletişimin, hem yasal hem de ahlaki açıdan toplumun kültürel değer ve inançlarını zedeleyici nitelikte olmamasını gözetirler,

• Mesleklerini icra ederken ilgili tüm tarafların görüşlerinin adil bir biçimde temsil edilmesine özen gösterirler, • Meslekleri gereği edinebilecekleri sır niteliğindeki bilgilerin gizliliği prensibine saygı gösterirler, • Meslekleri gereği kurdukları iletişimin açık, doğru, iki yönlü ve tarafların tam anlamıyla bilgilendirilmesine dayalı olmasına özen gösterirler. • Çalışmaları esnasında Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu maddelerine uyum içinde davranırlar, • Meslek ahlakı ilkelerine ters düşecek görevleri kabul etmezler, • Mesleğin itibarını ve saygınlığını korumak ve yükseltmek için çalışırlar, • Meslektaşlarının itibarını zedeleyecek yorumlarda ve davranışlarda bulunmazlar, • Medyanın haber alma, kamuyu bilgilendirme özgürlüğü ve Basın Meslek İlkelerine saygı gösterirler, • Bloglar, forumlar, video ve fotoğraf paylaşım siteleri, sosyal paylaşım ağları ve benzeri sosyal medya araç ve ortamlarının kamunun bilgilendirilmesi ve kamunun görüşlerinin yansıtılması açısından zenginleştirici nitelikte olduğundan hareketle; bu ortamlardaki mesleki faaliyetlerinde kimliklerini ve/veya temsil ettikleri kişi ve kurumların kimliklerini şeffaflık ilkesi doğrultusunda açıklarlar, • Kişisel veya kurumsal düzeyde rekabet etmek gereken durumlarda, rekabeti haksız olarak etkileyecek kişisel/kurumsal bağlantılarını; ikincil olarak üstlenilmiş görevlerini vb. bu amaca hizmet edecek şekilde kullanmazlar.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında