AÖF Soru Bankası

Halkla İlişkilerÜnite 1 Özeti

Kavram Olarak Halkla İlişkiler ve Gelişim Süreci

HİT102U-HALKLA İLİŞKİLER

Ünite 1: Kavram Olarak Halkla İlişkiler ve Gelişim Süreci

Giriş

Günümüzde kurum ve kuruluşlar, halkla ilişkiler çalışmalarına büyük önem vermektedir. Halkla ilişkiler eğitimi alanlar ve bu sektörde çalışanlar, sürekli kendilerini yenilemekle yükümlüdür. Eğer halkla ilişkiler görevlileri, güncel gelişmeleri iyi izleyip yeterince analiz edemezse, başarılı olma ihtimalleri son derece düşük olacaktır.

Halkla İlişkilerin Tanımı ve Amacı

Halk Kavramı

Halk sözcüğü genel anlamıyla tüm nüfusu, zengin-orta sınıf, kadın-erkek, genç-yaşlı, eğitimli eğitimsiz, etnik ve dinî grupları ifade etmektedir. Halk kavramının halkla ilişkiler açısından nasıl anlaşılması gerektiğiyle ilgili iki açıklama aşağıda verilmektedir:

• Halk, kuruluşun muhatap olmak durumunda kaldığı hedef kitledir. • Halk, bir kuruluşun hizmet politikalarından ve uygulamalarından etkilenen ve bu politikalarla uygulamaları etkileyen, ortak çıkarlara ve birliktelik duygusuna sahip birey, grup ve kuruluşlardır.

Ülkemizde, halkla ilişkiler yazarları halk kavramıyla eş anlamlı olarak “kamu” ve “hedef kitle” sözcüklerini de kullandığı için biz de bu kavramları kullanacağız.

İlişki Kavramı

Halkla ilişkilerde ilişki kavramı “katılan tüm taraflara ekonomik, sosyal, siyasal ve/veya kültürel yararlar sağlayan ve karşılıklı olumlu bakışla nitelendirilen, bir örgütle hedef kitlesi arasında var olan bir durum” olarak tanımlanır.

Halkla İlişkiler Tanımları

Halkla ilişkilerle ilgili tanımlar daha çok iki kavram üzerinde odaklanmaktadır. Bunlardan ilkinde halkla ilişkiler yönetim fonksiyonu olarak görülür. İkincisinde ise, iletişim yönetimi ön plana çıkarılır.

Halkla ilişkilerin çok sayıda tanımından yola çıkılarak, ortak yönleri ve dikkat çekilen noktaları saptanmıştır. Halkla ilişkilerin en vazgeçilmezi, iki yönlü iletişime dayalı olmasıdır. Kurumlar arasında sürekli iletişimin olması gerekir. Yine halkla ilişkilerin temeli; karşılıklı anlayış ve iyi niyetin geliştirilmesi esasına dayanır. Halkla ilişkilerin ayrıca bilgi toplama fonksiyonu da bulunmaktadır. Kurum ve kamuları ilgilendirecek çeşitli bilgileri toplamak, bunları değerlendirmek ve bu doğrultuda stratejiler geliştirmek halkla ilişkiler tanımlarında ortak noktadır. Son olarak halkla ilişkiler, kurumların ticari kaygılarıyla sosyal sorumluluk davranışını dengeleyen bir yöne sahiptir.

Halkla ilişkilerin en temel amacı, kuruluşun hedef kitlesiyle iletişimini ve karşılıklı anlayışını geliştirmektir. Halkla ilişkiler çalışmalarının amaçları daha ayrıntı olarak şu şekilde sıralanabilir:

• Kurumun geleceğini tahmin etmek, eğilimleri belirlemek, • Kamuoyu, hedef kitlenin tutum ve beklentileri ve faaliyetlerin planlanması için araştırma yapmak, • Güvenilir tam ve doğru bilgilerde hedef kitle ile çift yönlü iletişimi sağlamak ve sürekli hale getirmek, • Anlaşmazlıkları ve yanlış anlaşılmaları engelleyerek karşılıklı saygıyı sağlamak, • Kamu yararını düşünmek, kurumsal yararı göz ardı etmemek, • Çalışanlarla olumlu iş birliği içinde olarak aidiyet duygusunu geliştirmek, • Tutundurma faaliyetlerine destek olmak, • Karlılığı sağlamak, kurum kimliğini oluşturmak ve pekiştirmek.

Halkla İlişkiler ve Benzer Alanlar

Halkla ilişkilerin bazı alanlarla benzerlikleri bulunmaktadır. Bu alanlarla halkla ilişkilerin bağlantısı ve farklı yönleri aşağıda ele alınmaktadır.

Halkla İlişkiler ve Pazarlama

Pazarlama ve halkla ilişkilerin her ikisi de kurumun ilişkileriyle ilgili olmasından ve kamulara ulaşmada benzer iletişim araçlarından yararlanmalarından dolayı birbirleriyle benzeşmektedir. Hem pazarlama hem de halkla ilişkiler; bir kurumun başarısı ve ekonomik olarak hayatta kalmasını güvence altına alan temel amaca sahiptirler. Ancak pazarlama ve halkla ilişkiler bu amaçları yerine getirirken farklı bakış açılarıyla hareket ederler. Pazarlama, amaçlarına ulaşmak için halkla ilişkiler genellikle bir araç olarak kullanılmaktadır.

Bir kuruluşun amaçlarının, bu iki alanı da içeren bütünleşik bir yaklaşımla daha iyi başarılabileceğine yönelik görüşler de artmaktadır. Son dönemlerde giderek yükselen bu anlayış, bütünleşik pazarlama iletişimi terimiyle adlandırılmaktadır.

Halkla İlişkiler ve Reklamcılık

Reklam; “kaynağı belli olacak şekilde bir kişi ya da kuruluş tarafından herhangi bir mal, hizmet ya da fikri duyuran, ilgili mal, hizmet ve fikre yönelik hedef kitleyi bilgilendirerek veya ikna ederek hedef kitlede istenilen yönde davranış değişikliği yapmayı amaçlayan, yer ya da zaman satın alınarak yapılan bedeli ödenmiş iletişim biçimi” olarak tanımlanabilir. Benzer alanlar olarak reklam ve halkla ilişkiler, birbirlerinden yararlanmaktadırlar. Halkla ilişkiler bir mesajı kamusuna yaymak için genellikle reklamcılığı kullanmaktadır. Reklamcılık ise tüketicilerle ilişki kurmada çoğunlukla halkla ilişkilerden yararlanmaktadır. Reklam ve halkla ilişkiler arasındaki bu ilişkiden dolayı günümüzde yeni bir alandan söz edilmektedir. Kurumsal reklamcılık denen bu alan, reklamcılık ve halkla ilişkilerin ortak bir kesişimi olarak görülmektedir. Kurumsal reklamcılık, herhangi bir ürün veya hizmetin tanıtımından çok, işletmenin imajını bir bütün olarak yükseltmeyi amaçlamaktadır.


Reklamcılık ve halkla ilişkiler arasında, benzerliklerin yanında farklılıklar da bulunmaktadır. Reklamcılık dış hedef kitleye, özellikle de geniş potansiyel müşterilere hitap etmektedir. Halkla ilişkiler ise mesajlarını; hem hissedar, kamuoyu liderleri, çevre grupları gibi dış hedef kitleye, hem de çalışanlar gibi iç hedef kitleye sunmaktadır. Reklamcılık, uzmanlaşmış bir iletişim fonksiyonu olarak bilinir. Halkla ilişkiler ise, tüm örgütün politika ve icraatlarıyla, çalışanların moralinden telefon operatörünün aramalara cevap vermesine kadar geniş bir alanla ilgilidir. Reklamcılığın temel amacı mal veya hizmetleri satmak, halkla ilişkilerin ise örgütün gelişebileceği bir çevre ve anlayış oluşturmaktır. Reklam çalışmalarında kitle iletişim araçlarından bir bedel ödeme karşılığında yararlanılır. Halkla ilişkilerde ise genellikle kitle iletişim araçlarına ücret ödenmez. Reklam, reklam verenin kontrolü altında ücret ödendiği için kullanılması garantili ve düzenlidir. Halkla ilişkiler ise, medyada yer almada ücret ödenmediği için yayınlanma garantisi yoktur ve düzenli sonuç sağlanmaz.

Halkla İlişkiler ve Propaganda

Propaganda da halkla ilişkilere benzeyen ve karıştırılan alanların başında gelmektedir. Propaganda; bilinçli ve sistematik olarak algıları biçimlendirme, kavrayışları yönlendirme ve propagandacının istediği amaca ulaşmasına yardımcı olacak bir tepkinin elde edilmesi için davranışları yönetme çabasıdır. Propaganda ile halkla ilişkiler arasındaki önemli farkları şu şekilde belirtebiliriz:

• Halkla ilişkilerin temel amacı, kurumlarla kamular arasındaki karşılıklı anlayış ve iyi niyeti geliştirmektir. Propagandanın temel amacı ise, istenilen sonucun başarılması için insanların düşüncelerini biçimlendirmek ve bilincini yönetmektir. • Propaganda ile halkla ilişkiler arasındaki ikinci farklılık, iletişimin yönü açısındandır. Birçok yazar propagandanın tek yönlü, halkla ilişkilerin ise iki yönlü iletişim sürecine dayandığına vurgu yapmaktadırlar. • Propaganda çalışmalarında verilen mesajların doğru olması ve hedef kitleye dürüst davranılması zorunlu değildir. Halkla ilişkilerde ise verilen mesajların kesinlikle doğru olması, hedef kitlenin asla yanıltılmaması bir zorunluluktur. • Propaganda çalışmalarında hedef kitlenin yararını gözetmek zorunlu değildir. Halkla ilişkilerde ise, sosyal sorumluluk anlayışı temel bir ilke olarak kabul edilmektedir.

Halkla İlişkilerin Uygulama Alanları

Halkla ilişkilerin işlevinin günümüzde giderek genişlemesiyle, birçok uygulama alanı ortaya çıkmaktadır.

Medya İlişkileri

Halkla ilişkilerin en eski uygulama alanlarından biri olan medya ilişkileri, medya ile kurulan ilişki ve iletişimin yönetilmesini içermektedir. Medya kavramından anlaşılması gereken; tüm yazarlar, editörler, basın, yayın ve

çevrimiçi haber medyasına katkıda bulunan ve kontrol eden üreticilerdir.

Basın toplantısı düzenleme, basın resepsiyonu organize etme, basın bildirisi yazma, medya personeline yönelik geziler düzenleme vb. çalışmaları, medya ilişkileri alanına örnek gösterilebilir.

Duyurum

Halkla ilişkilerin uygulama alanlarından birisi de duyurumdur. Duyurum, kuruluşa ilgiyi arttırmak için mesajların ücretsiz bir şekilde medya aracılığı ile yayılmasıdır. Basın bültenleri, basın toplantıları ve özel haberler yaygın olarak kullanılan duyurum teknikleri arasında yer almaktadır.

Finansal İlişkiler

Finansal ilişkiler, yatırımcı ilişkileri olarak da adlandırılmaktadır. Halkla ilişkilerin bu alanı, kuruluş hissedarlarının güvenini artırmak ve hisseleri bireysel yatırımcı, finansal analist ve kurumsal yatırımcılara çekici kılmak suretiyle bir şirketin hisselerinin değerini artırmaya ve sermayenin maliyetini azaltmaya yönelik çalışmaları yürütmektedir.

Kamusal İşler

Kamusal işler, halkla ilişkilerin; karşılıklı yarara dayalı idari ve yerel toplum ilişkilerini inşa eden ve sürdüren bir alanı olarak tanımlanmaktadır.

Konu/Sorun Yönetimi

Bir kurumun kararları ve faaliyetlerine ilişkin, bazen bir çatışma noktası da içerebilen kamu endişesi olarak tanımlanabilen konu; kuruluşların itibarını olumsuz etkileyebilmektedir. Bu tür olumsuz durumları önlemeyi amaçlayan Konu/ sorun yönetimi; kurumları ve kamularını etkileyen sorunları önceden tahmin etme, belirleme, değerlendirme ve tepki vermenin proaktif süreci olarak tanımlanmaktadır.

Lobicilik

Lobicilik halkla ilişkiler bağlamında değerlendirildiğinde, kanun yapıcı ve yasa koyucuların bir kurum veya kuruluşun hedef kitleleri olmaları durumunda devreye giren iletişimi ifade etmektedir.

Kriz Yönetimi

Halkla ilişkiler birimleri, kaza veya doğal afetler nedeniyle oluşan ya da kurumun kendi eylemlerinden ve başarısızlıklarından kaynaklanabilecek krizlerin yönetim sürecinde, hedef kitle ve medyayla iyi ilişkiler geliştirme, kamuoyunu sürekli bilgilendirme gibi konularda aktif görev almaktadır.

İtibar Yönetimi

Kurumsal itibar en yalın biçimiyle, kurum içi ve kurum dışı hedef kitlelerin kurum hakkındaki algılamalardır. İtibar yönetim sürecinde öncelikle kurumun mevcut durumu analiz edilmekte, kurumsal kimlikleri, imajları ve bunların tutarlılıkları değerlendirilmektedir. Daha sonra kurumların


ulaşmak istedikleri itibar düzeyi belirlenmekte ve bu noktaya ulaşabilmek için pazarlama ve iletişim faaliyetleri yürütülmektedir.

Pazarlama İletişimi

Halkla ilişkiler, bir kurumun pazarlama amaçlarını doğrudan desteklemek için kullanıldığında pazarlama iletişimi olarak adlandırılmaktadır.

Sponsorluk

Sponsorluk; spor, sanat, kültür ve benzeri faaliyet alanlarında kişi veya kurumlara para, araç/gereç veya hizmet desteği verilerek katkıda bulunmayı ifade etmektedir. Sponsorluğun halkla ilişkiler amaçları; halkın iyi niyetini kazanmak, kurum kimliğini ve imajını pekiştirmek, kuruluşun ismini hedef kitlelere duyurmak, medyanın ilgisini çekmek, kurum içi ilişkileri geliştirmek ve eğlence imkanları oluşturmak olarak sıralanabilir.

Kurumsal Sosyal Sorumluluk

Sosyal sorumluluk, bir kuruluşun sadece ekonomik değil; yasal, ahlaki ve hayırseverlikle ilgili sorumluluklarını aynı anda yerine getirmesidir. Kuruluşlar günümüzde sosyal sorumluluk çalışmalarına büyük önem vermektedirler.

Etkinlik Yönetimi

Etkinlik yönetimi sosyal, kültürel ya da kurumsal amaçlara hizmet etmek amacıyla tüm ayrıntıları önceden planlanarak gerçekleştirilen ritüelleri, sunum, performans ve kutlamaları ifade etmektedir.

Kurumsal Kimlik ve İmaj

Kurumsal kimlik, bir kurumun rakiplerinden ve benzerlerinden ayrılabilmesi için; felsefe, tasarım, iletişim ve davranışında oluşturduğu bir bütünlük olarak tanımlanabilir. Kurumsal imaj ise en basit tanımıyla, bir kurumla ilgili bilgi ve deneyime dayanan izlenimlerdir. Halkla ilişkiler bu alana yönelik uygulamalarında, kurumların kimliklerinin ve istenilen imajlarının oluşturulması, geliştirilmesi ve değerlendirilmesi için çalışmaktadır.

Çalışan/Üye İlişkileri

Çalışan/üye ilişkileri, bir kuruluşun çalışanlarının ilgilerine cevap vermeyi, onları bilgilendirme ve motive etmeyi ifade etmektedir.

Toplumla İlişkiler

Toplumla ilişkiler hem kuruluşun hem de toplumun yarar elde edeceği bir çevre geliştirmek için planlanan etkinlikleri ifade etmektedir.

Dijital Halkla İlişkiler

Dijital halkla ilişkiler; yeni iletişim teknolojileri ve internet tabanlı uygulamaların kullanılarak, bir kurumla hedef kitlesi arasındaki iletişimi interaktif olarak sürdürme çalışmalarıdır. Günümüzde en temel araçlarından bir tanesi, sosyal ağ siteleri, ses ve video paylaşım siteleri, sanal oyunlar gibi birçok uygulamayı içinde barındıran sosyal medyadır.

Halkla İlişkilerin Gelişim Süreci

Halkla ilişkilerin gelişmeye başlamasının, önem ve ivme kazanmasının tarihi her ülkede farklıdır ancak gelişmesi benzer etmenlerin sonucudur. Halkla ilişkilerin gelişmesinde rol oynayan etmenler;

• Kamuoyunun bir güç olarak kabul edilmesi, • Kamu desteğini almak için kurumlar arasında sürekli rekabet ve • Kamuya kolayca ulaşılabilecek iletişim araçlarının gelişmesi olarak sıralanabilir.

Amerika Birleşik Devletleri’nde Halkla İlişkilerin Gelişimi

Halkla ilişkiler deyimini ilk olarak 1807 yılında Thomas Jefferson’ın kullandığı belirtilmektedir. Halkla ilişkileri bugünkü anlamına en yakın biçimde kullanan, 1882 yılında Yale Hukuk Okulundan hukukçu Dorman Eaton olmuştur. Bu yılların önemli gelişmelerinden birisi 1889 yılında Westinghouse firmasının ilk kurum içi halkla ilişkiler birimini kurmasıdır. 1850’li yıllardan başlayarak 1900’lü yıllara kadar gelen dönemde yapılan halkla ilişkiler çalışmalarına genelde “basın ajansı” adı verilmektedir.

Amerikan halkla ilişkiler tarihini, yazarlar 1900 yılından itibaren bazı sınıflamalar yaparak incelemektedir.

Tarihî Dönemlere Göre Halkla İlişkilerin Gelişimi

Cutlip ve arkadaşları tarihleri göz önünde tutarak tarihçeyi, 6 dönem içerisinde anlatmaktadır. Bunlar; Yeşerme Dönemi, Birinci Dünya Savaşı Dönemi, Kükreyen Yirmiler Dönemi, Roosevelt ve İkinci Dünya Savaşı Dönemi, Savaş Sonrası Dönem ile Küresel Enformasyon Çağı Dönemleridir.

Modellere Göre Halkla İlişkilerin Gelişimi

Basın Ajansı ve Tanıtım Modeli (1850-1900): Bu uygulamada; mesajlar, kaynaktan hedef kitleye dikkat çekme, ikna etme ve etkileme amacıyla geri besleme olmaksızın ulaştırılmakta ve çok abartıya dayanan tek yönlü bir iletişim bulunmaktadır. Modelin temel amacı tanıtımı kullanarak medyada yer elde etmektir.

Kamuyu Bilgilendirme Modeli (1900-1920): Modelin amacı bilginin topluma doğru bir şekilde yayılması, hedef kitleyi ikna etmek ve etkilemekten daha çok onlara doğru bilgilerin aktarılmasıdır.

İki Yönlü Asimetrik Model (1920-1970’ler): Halkla ilişkilerin profesyonelleşmeye başladığı 1920’li yıllardan itibaren kullanılmaya başlanan bu modelin temel amacı bilimsel iknadır. İkna sürecinin başarıyla gerçekleştirebilmesi için, bireylerin bilişsel özelliklerinin, tutum, davranış ve motivasyonlarının iyi bilinmesi gerekmektedir.

İki Yönlü Simetrik Model (1970’li yıllar sonrası): İki yönlü simetrik modelin temel amacı, kuruluşla onun hedef kitlesi arasındaki karşılıklı anlayışı geliştirmektir. Halkla ilişkiler görevlisi bu modelde, bir kuruluşla hedef kitlesi arasında arabuluculuk rolünü üstlenmektedir.


Türkiye’de Halkla İlişkilerin Gelişimi

Ülkemizde halkla ilişkilerin profesyonelleşme süreci 1960’lı yıllardan itibaren başlamaktadır. Ancak bu yıllardan önce de halkla ilişkiler benzeri çalışmaların yapıldığı görülmektedir.

1919-1960 Yılları Arasındaki Dönem: Millî mücadele döneminde Atatürk’ün yaptığı çalışmalar, halkla ilişkilerin ilk örnekleri olarak değerlendirilebilir. Atatürk, millî mücadeleyle ilgili bilgileri halka aktarmak ve kamuoyu oluşturmak için birçok çalışma gerçekleştirmiştir. Cumhuriyet’in ilanından sonra Atatürk, çalışmalarını halka devrimleri tanıtmak ve benimsetmek üzerine yoğunlaştırmıştır. Dolayısıyla bu dönemde Atatürk’ün halkla ilişkiler faaliyetleri; yenilikleri tanıtma, benimsetme ve yayma çerçevesi içerisindedir.

Ülkemizde 1946 yılında çok partili sisteme geçiş ve Demokrat Partinin kurulması halkla ilişkilerin gelişmesinin bir ölçüde önünü açmıştır. Siyasal partiler iktidara gelebilmek için halkın sorunlarına daha duyarlı olma zorunluluğunu hissetmiş ve halkla olan ilişkisini geliştirmeye çabalamıştır.

1960-1980 Yılları Arasındaki Dönem: Ülkemizde halkla ilişkilerin gelişmesinde 1961 Anayasası’nın önemli rolü olmuştur. Halkın yönetime katılması, sendikalaşma yoluyla hak araması ve yönetime isteklerini iletmesi için gerekli yasal düzenlemeler bu Anayasa ile başlamıştır.

1960 yılının sonlarında kurulan Devlet Planlama Teşkilatı, ülkemizde halkla ilişkilerin gerçek anlamda uygulanışının başlangıç noktası olarak görülmektedir.

Bu dönemde ülke çapındaki sistemli ilk halkla ilişkiler kampanyası, hızlı nüfus artışı, plansız kentleşme gibi sorunlar nedeniyle nüfus planlaması konusunda yapılmıştır.

Bu dönemde kamu yönetiminde halkla ilişkiler uygulaması olarak, İdari Danışma Merkezinden söz edilebilir. Merkez 1966 yılında kurulmuş, çalışmalarına 1967 yılının Şubat’ında başlamıştır. Halkla ilişkilerin bu dönemde gelişmesine katkı sağlayan bir olay da TRT tarafından televizyon yayınlarının başlatılmasıdır. 1969 yılından itibaren, özel sektörde halkla ilişkiler birimleri kurulmaya başlamıştır. Bu gelişmeleri, 1972 yılında Halkla İlişkiler Derneği’nin kurulması, 1974 yılında ülkemizin ilk halkla ilişkiler ajansı olan A&B ajansının açılması, 1975 yılında Başbakanlık Basın ve Halkla İlişkiler Dairesi Başkanlığı göreve başlaması, 1976 yılında Başbakanlık tarafından yayınlanan genelgeyle kamu kuruluşlarında halkla ilişkiler birimlerinin kuruluş çalışmalarına başlanmasının istenmesi izlemiştir.

1980-2000 Yılları Arasındaki Dönem: Bu dönemde halkla ilişkilerin profesyonelleşmesini tamamladığı ve ileri ülkelerdeki düzeyi yakaladığı söylenebilir.

24 Ocak (1980) kararları olarak anılan düzenlemenin sonucunda, kurumlar arasında rekabet artmış ve başarıyı yakalamak isteyen firmalar halka önem vermenin

zorunluluğunu görmüşlerdir. Bu durum ülkemizde halkla ilişkilerin gelişimine önemli katkı sağlamıştır. Bu dönemde halkla ilişkilerin gelişimiyle ilgili diğer gelişmeleri kitabınızın ilgili bölümünde bulabilirsiniz. Ülkemizde halkla ilişkilerin gelişmesine önemli katkı sağlayan ve halkla ilişkiler çalışmalarında yeni bir alan doğmasına yol açan en önemli gelişme ise, 1997 yılında birçok kurumun internet üzerinden servis vermeye başlamasıdır.

2000 Yılı ve Sonrası Dönem: Halkla ilişkilerin gelişiminin oldukça hızlandığı bu dönemde, halkla ilişkilerle ilgili uluslararası düzeyde çalışmalar yapabilen ajans sayıları artmış, eğitim olanakları çoğalmış, yeni iletişim teknolojileri ve internet tabanlı uygulamalarla gerçekleştirilen dijital halkla ilişkiler faaliyetleri yoğunlaşmıştır. Kamu yönetiminde halkla ilişkilerle ilgili yasal düzenlemeler ve kurumsallaşma konusunda bu dönemde önemli gelişmeler gerçekleşmiştir.

Bu dönemde halkla ilişkilerle ilgili önemli düzenlemelerden bir tanesi, 2003 yılında Resmî Gazete’ de yayımlanan Bilgi Edinme Hakkı Yasası’dır. Bu yasayla, kişiler kendileriyle ilgili bilgi ve belgeleri kamu kuruluşlarından isteme hakkına sahip olmuşlardır.

2005 yılında sağlık halkla ilişkileri alanında da önemli düzenlemeler yapılmış, Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık kurumlarında, hasta hakları kurulları ve birimleri oluşturulmuştur.

Kamu yönetimindeki halkla ilişkilerle ilgili çok önemli bir düzenleme de 2006 yılının başında yapılmıştır. Halkın şikâyet, görüş ve önerilerini derhâl işleme alıp değerlendirip, sonucunu bildirmekle görevli bir birim olan Başbakanlık İletişim Merkezi (BİMER) kurulmuştur. 2018 yılında Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemine geçişle birlikte adı CİMER (Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi) olarak değiştirilmiştir. CİMER’ in temel amacı; yapılan başvuruların kabulü, gereğinin yapılması için hızla ilgili kamu kuruluşlarına gönderilmesi, başvurulara en kısa sürede cevap verilmesi, gecikme hâlinde ilgili birimin uyarılması, istatistiki raporların alınması ve tüm sürecin merkezden denetlenmesidir.

Bu dönemde kamu yönetimindeki halkla ilişkilerle ilgili başka bir düzenleme, elektronik devlet hizmetlerinin başlamasıdır. E-Devlet Kapısı adı verilen uygulama, tüm kamu hizmetlerine tek bir noktadan erişmeye imkân sağlayan büyük bir internet sitesidir.

Kamu yönetimindeki halkla ilişkilere katkı sağlayan ve bu dönemde gerçekleştirilen bir düzenleme de 2012 yılında Kamu Denetçiliği Kurumunun kurulmasıdır. Kamu Denetçiliği Kurumunun halkla ilişkiler açısından önemi; vatandaşla devlet arasındaki ilişkilerin sağlıklı yürümesini sağlaması, kamu kurumlarının işleyişinde şeffaflığı oluşturması ve vatandaşın dolambaçlı hukuk yollarına başvurmadan sorununu çözmesine imkân vermesidir.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında