AÖF Soru Bankası

Tasarım Etiği ve HukukuÜnite 8 Soru-Cevap

Tasarım Etiği ve Hukuku (GIT407U) soru-cevapları.

Fikrî mülkiyet hakları ne tür haklardandır?

Fikrî mülkiyet hakları, tıpkı eşya üzerindeki mülkiyet hakkı ve kişilik hakkı gibi “mutlak hak” niteliğindedir. Mutlak haklar, hak sahibi tarafından herkese karşı ileri sürülebilen ve herkesin uymakla yükümlü oldukları haklardır Bazı mutlak haklar, sahibine yalnızca “menfi yetkiler” bahşeder. Örneğin “kişilik hakkı” bu şekildedir. Menfi yetkiler, üçüncü kişilerin belirli fiillerini önlemeye, yasaklamaya yönelik yetkilerdir. Bu yetkilere riayet edilmemesi, hakkın ihlali sonucunu doğurur ve hak sahibine belirli kanuni yollara başvurma imkânı verir. Fikrî mülkiyet hakları ise
tıpkı eşyalar üzerindeki mülkiyet hakkı gibi, hak sahibine oldukça geniş yetkiler sağlar. Fikrî mülkiyet hakkı sahibi, hakkın konusunu oluşturan fikrî ürün üzerinde yalnızca menfi yetkilere değil, aynı zamanda müspet (aktif) yetkilere sahiptir. Müspet yetki, korunan hakkı hukuki işlemlere konu edebilme, ondan ekonomik olarak yararlanabilme yetkilerini içerir.

Hukuki işlem nedir? Türleri nelerdir? Geçerlilik ve etkinlik koşulları fikri mülkiyet hukuku bakımından da aranır mı? 

Hukuki işlemler, kişilerin belirli bir hukuki sonuç elde etmeye yönelik irade açıklamalarıdır Tek taraflı (örneğin
vasiyetname, ihtar), iki taraflı (örneğin devir, lisans vb. sözleşmeler) ve çok taraflı (örn. kararlar) olmak üzere farklı türleri bulunan hukuki işlemler için aranan genel geçerlilik koşulları ile etkinlik koşulları fikrî mülkiyet haklarıyla ilgili hukuki işlemler bakımından da aranmaktadır.

FSEK’te düzenlenen güzel sanat eserleri ve diğer eserler üzerindeki mali haklar nelerdir?

Mali haklar; eseri işleme, çoğaltma, yayma, temsil etme ve umuma iletme haklarıdır (FSEK m. 21 vd.). FSEK’te, mali hakların devir, ruhsat, cayma, vazgeçme, haciz ve rehin gibi işlemlere konu olabileceği; miras yoluyla intikal edebileceği düzenlenmiştir.

FSEK'de düzenlenmiş olan manevi hak örnekleri nelerdir?

Eseri umuma arz etme hakkı, adın belirtilmesi hakkı, eserin değiştirilmesini yasaklama hakkı ve zilyet ile malike karşı haklar gibi manevi haklar (FSEK m. 14-17) ise eser sahibinin kişiliği ile yakından ilişkili olmaları sebebiyle hukuki işlemlere konu olmamaktadır.

FSEK m. 48’e göre eser sahipleri, kendilerine kanunen tanınan mali hakları devredebilirler mi?

FSEK m. 48’e göre eser sahipleri, kendilerine kanunen tanınan mali hakları süre, yer ve içerik itibariyle sınırlı veya sınırsız, karşılıklı veya karşılıksız olarak başkalarına devredebilir. Bunun için taraflar arasında bir sözleşme yapılmalıdır. Ancak eser üzerindeki hakların devrini sağlayan sözleşme ile eserin cisimleştiği eşyanın devrini sağlayan sözleşmeyi birbiri ile karıştırmamak gerekir. Bir eserin mülkiyeti bir başkasına devredilmiş olsa bile mülkiyeti elde eden kişi, eser üzerindeki mali hakları mülkiyetle birlikte kazanmış sayılmaz.

FSEK m. 64’e göre; şayet eser birden fazla kişi tarafından ortaklaşa meydana getirilmişse, eserin tamamlanmasından ya da alenileşmesinden önce veya alenileştirilmesinden sonra vefat eden ortağın hissesi hakkında ne yapılır?

FSEK m. 64’e göre; şayet eser birden fazla kişi tarafından ortaklaşa meydana getirilmişse, eserin tamamlanmasından ya da alenileşmesinden önce vefat eden ortağın hissesi diğer ortaklar arasında paylaştırılır. Diğer ortaklar, ölenin mirasçılarına uygun bir bedel ödemekle yükümlüdürler. Eğer mirasçılarla ödenecek miktar konusunda anlaşmazlık yaşanırsa miktar mahkeme tarafından tespit edilir. Eğer ortaklardan biri eserin alenileşmesinden sonra vefat ederse, diğer ortaklar eserin sahipliğini ölen ortağın mirasçılarıyla devam ettirme konusunda serbesttirler. Eğer devam etme kararı alırlarsa, kalan eser sahipleri, birlik adına hareket etmek üzere mirasçılar arasından bir temsilci belirlenmesini talep edebilirler. Eğer devam etme kararı alınmazsa, eserin sahipliği ile ilgili bir önceki kural (yani ölüm öncesinde ortaklık hissesinin taksimi ve mirasçılara bedel ödenmesi) uygulanır.

Mali hakların devredebilecekleri gibi bu hakların yalnızca kullanma yetkisini de diğer bir kimseye bırakabilmesi mümkün müdür? Mümkünse adı nedir? Uygulamada adı nedir?

FSEK m. 48, eser sahibi veya mirasçılarının kendilerine kanunen tanınan mali hakları başkalarına devredebilecekleri gibi bu hakların yalnızca kullanma yetkisini de diğer bir kimseye bırakabileceklerini kabul etmiş ve söz konusu hukuki işlemi “ruhsat” olarak nitelendirmiştir. Ancak uygulamada ruhsat yerine “lisans” ifadesi de kullanır.

FSEK'e göre, basit ve tam ruhsat hakkında hangi hükümler uygulanır?

FSEK, basit ve tam ruhsat hakkında hangi hükümlerin uygulanması gerektiğini de ortaya koymuştur. Buna göre basit ruhsatlar hakkında hasılat kirasına, tam ruhsatlar hakkında intifa hakkına dair hükümler uygulanır (FSEK m. 56/3). Bunun dışında devir işlemi ile ilgili yukarıda açıklanan kurallar, ruhsat işlemi için de geçerlidir.

Creative Commons (CC) olarak anılan, eser sahiplerinin eserlerini belirli şartlar altında kullanıma açmasını sağlayan lisans türleri nelerdir?

• CC BY (Attribution), eserin herhangi bir amaç için kullanılmasına izin verir; ancak eser sahibine atıf yapılması gerekir.


• CC BY-SA (Attribution-ShareAlike), eserin herhangi bir amaçla kullanılmasına izin verir; ancak türev (değiştirilmiş) eserlerin aynı veya benzer bir lisans altında paylaşılması gerektiğini belirtir.

• CC BY-ND (Attribution-NoDerivs), eserin yalnızca değiştirilmeden kullanılmasına izin verir ve eserin kaynağına atıf yapılmasını şart koşar.
• CC BY-NC (Attribution-NonCommercial), eserin ticari olmayan amaçlar için kullanılmasına izin verir ve atıf yapılmasını gerektirir.


• CC BY-NC-SA (Attribution-NonCommercial-ShareAlike), eserin ticari olmamak kaydıyla değiştirilerek kullanılmasına izin verir; ancak değiştirilmiş (türev) eserler de aynı şartlar altında paylaşılmalıdır.


• CC BY-NC-ND (Attribution-NonCommercial-NoDerivs), en kısıtlayıcı lisans türüdür. Bu lisans eserin yalnızca ticari olmayan amaçlarla ve değiştirilmeden kullanılmasına izin verir ve eserin kaynağına atıf yapılmasını şart koşar.

FSEK’te düzenlenen mali hakların devrinden cayma hangi durumlarda mümkündür?

FSEK’te düzenlenen mali hakların devri, bir eşyanın mülkiyetinin devrinden farklı olarak devralana kullanım yükümlülüğü getirmektedir. Sözleşmede belirlenen süre içerisinde veya herhangi bir süre belirlenmemişse somut olayın özelliklerine göre makul bir süre içerisinde bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi, devredene, yapmış olduğu sözleşmeden cayma imkânı getirir. Bu husus, FSEK m. 58/1’de “Mali bir hak veya ruhsat iktisap eden kimse, kararlaştırılan süre içinde ve eğer bir süre tayin edilmemişse icabı hale göre münasip bir zaman içinde hak ve salahiyetlerden gereği gibi faydalanmaz ve bu yüzden eser sahibinin menfaatleri esaslı surette ihlal edilirse eser sahibi sözleşmeden cayabilir.”

Cayma hakkının kullanımı hususunda şeklî şartlar nelerdir?

Cayma hakkını kullanmak isteyen hak sahibi, sözleşmenin karşı tarafına noter aracılığıyla uygun bir mehil (süre) vermek ve bu süre içerisinde haklarının kullanması gerektiğini bildirmek durumundadır. Ancak hakkın kullanılması, hakkı devralan kişi için imkânsızsa ya da bu kişi tarafından reddedilirse veya bir mehil verilmesi hâlinde eser sahibinin menfaatleri ciddi ölçüde tehlikeye düşecek olursa, mehil verilmesine gerek olmaz (FSEK m. 58/2).

Eser sahibi veya mirasçıları, kendilerine kanunen tanınan mali haklardan, önceden geçerlilik kazanmış tasarruflarını ihlal etmemek şartıyla vazgeçebilirler mi? Cevabınız evetse nasıl vazgeçilebilir?

FSEK m. 60’a göre eser sahibi veya mirasçıları, kendilerine kanunen tanınan mali haklardan, önceden geçerlilik kazanmış tasarruflarını ihlal etmemek şartıyla vazgeçebilmektedir. Bununla birlikte Kanun’da, vazgeçme iradesinin açıklığa kavuşturulabilmesi için bazı şeklî şartlar öngörülmüştür. Eser sahibi veya mirasçıları, kendilerine kanunen tanınan mali haklardan, önceden geçerlilik kazanmış tasarruflarını ihlal etmemek şartıyla, bir resmi senet düzenlenmesi ve bu hususun Resmi Gazete’de ilanı suretiyle vazgeçebilirler.

FSEK'e göre, eserlerin ve bu eserlerden doğan mali hakların rehin ve haciz işlemlerine tabi olabilecekleri ve olamayacakları durumlar nelerdir?

FSEK, eserlerin ve bu eserlerden doğan mali hakların rehin ve haciz işlemlerine tabi olabilecekleri ve olamayacakları durumları özel olarak düzenlemiştir. FSEK m. 61’e göre, birtakım durumlar haciz ve rehin için uygun değildir. Her şeyden önce henüz kamuya açıklanmamış yani alenileşmemiş eserlerin taslak veya orijinalleri; bu eserlerin mülkiyeti eser sahibi veya mirasçılarına aitse, rehin veya haciz konusu yapılamaz. Ayrıca (sinema eserleri hariç olmak üzere) alenileşmemiş eserler üzerindeki mali haklar da haciz ve rehin işlemlerinden muaf tutulmuştur. Keza eser sahibinin mali haklarla ilişkili para dışındaki diğer alacakları da kanuni veya sözleşmeye dayalı rehin veya haciz işlemlerine kapalıdır.

FSEK m. 62 ise rehin ve haciz işlemlerinin mümkün olduğu durumları sıralar.
Buna göre;
• alenileşmiş eserlerin taslak veya orijinalleri,
• bu eserlerin yayımlanmış nüshaları ve
• eser sahibinin manevi çıkarlarına zarar vermemek kaydıyla alenileşmiş eserler üzerindeki mali haklar haciz ve rehin konusu olabilir. Ayrıca, eser sahibinin mali haklarla ilgili hukuki işlemlerden doğan para alacakları da rehin veya haciz kapsamına girer.

Kanun koyucu bu maddeleri “Tekeffül” başlığı altında neleri düzenlemiştir?

FSEK’in 53 ve 54. maddeleri, mali hakların devri ve kullanım ruhsatlarının verilmesi süreçlerinde hem hak sahiplerini hem de alıcıları koruyan önlemler içerir. Kanun koyucu bu maddeleri “Tekeffül” başlığı altında düzenlemiştir. Tekeffül, “sorumluluk” anlamına gelir. FSEK m. 53’e göre, bir mali hakkın devri ya da kullanım ruhsatının verilmesi durumunda, devreden kişi, hakkın varlığını garanti etmiş sayılır. Eğer bu hak gerçekte mevcut değilse devreden kişi, alıcının uğradığı zararı karşılamakla yükümlüdür.

Mali haklarla ilgili sözleşmelerin ve tasarrufların geçerliliği bakımından aranan şekil şartı nedir?

Mali haklarla ilgili sözleşmelerin ve tasarrufların geçerliliği, FSEK m. 52’de öngörülen şekil şartına uygun olarak yapılmalarına bağlıdır. Anılan hükme göre mali haklara dair sözleşme ve tasarrufların yazılı olması gerekir. “Sözlü” yapılan sözleşmeler, hakkın devri sonucunu doğurmaz. Diğer bir şeklî şart, hukuki işleme konu olan hakların ayrı ayrı sözleşmede gösterilmesidir. Dolayısıyla FSEK m. 21 vd. hükümlerde düzenlenen işleme, çoğaltma, yayma, temsil ve umuma iletim haklarının tümü devredilecek dahi olsa, “mali hakların tümünü devrediyorum” denmesi yeterli olmayacak; her bir hakkın ayrı ayrı belirtilmesi gerekecektir. 

Manevi hakların sözleşmelere konu edilmesi mümkün müdür?

Manevi hakların sözleşmelere konu edilmesi mümkün olmadığı gibi bu hakların miras yoluyla mirasçılara geçmesi, haczedilmesi veya üzerinde alacaklılar lehine rehin hakkı tesis edilmesi de mümkün değildir. Ancak eser sahibi, manevi hakkın kendisini devretmeden, bu hakkın kullanımı konusunda üçüncü kişilere izin verebilir.

Sınai Mülkiyet Kanunu’nda düzenlenen haklar ile ilgili hukuki işlemler nelerdir?

Sınai Mülkiyet Kanunu m. 148’de, sınai hakların hukuki işlemlere konu olması ile ilgili hükümler yer almaktadır. Buna göre; coğrafi işaret ve geleneksel ürün adları dışındaki haklar miras yolu ile intikal edebilir, lisans konusu olabilir, rehin verilebilir, teminat olarak gösterilebilir, haczedilebilir veya diğer hukuki işlemlere konu olabilir. Bu husus sadece tescilli haklar için değil, aynı zamanda başvuru aşamasındaki hakları için de geçerlidir.

1. Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda düzenlenen hakların ihlali hâlinde açılabilecek hukuk davaları nelerdir?

 Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda düzenlenen hakların ihlali hâlinde açılabilecek hukuk davaları: Tespit davası, Tecavüzün men’i davası, Tecavüzün ref’i davası, Tazminat davasıdır.

Tespit davası nedir? FSEK'te düzenlenmiş midir?

Tespit davası, bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın varlığının ya da yokluğunun mahkeme tarafından resmî olarak tespiti için açılan davadır. Davanın açılmasındaki temel amaç, belirsiz bir hukuki durumu netleştirmek ve ileride oluşabilecek uyuşmazlıkları önlemektir. Tespit davasının sonucu, gelecekteki hukuki işlemlere ve kararlara yön verir; taraflar arasındaki belirsizliği ortadan kaldırır. Bununla birlikte FSEK’te genel bir “tecavüzün tespiti” davası düzenlenmemiştir. Kanun’da yalnızca eser sahipliğinin tespitine yönelik bir talep hakkı öngörülmüştür (FSEK m. 15/3)

Tecavüzün men’i davası nedir?

“Tecavüzün men’i” ifadesinde geçen “men” kelimesi, Türkçede “engelleme” veya “durdurma” anlamına gelir. Hukuki bir bağlamda kullanıldığında, “men”, genellikle bir haksız eylemin veya hukuka aykırı bir durumun sonlandırılması ve gelecekte tekrarlanmasının önlenmesi anlamını taşır. FSEK m. 69 uyarınca hak sahibi, gerçekleşmesi muhtemel bir tecavüzün önlenmesini veya başlamış tecavüzünün devam etmesini veya tekrar etmesini yasaklamak amacıyla tecavüzün men’i talebini dava yoluyla ileri sürebilir.

Tecavüzün ref’i davası nedir? Bu dava ile ne amaçlanır?

Hakları tecavüze uğrayan eser sahibinin tecavüz edene karşı açabileceği bir diğer dava ise tecavüzün ref’i (tecavüzün kaldırılması) davasıdır (FSEK m. 66). Bu davayla, meydana gelen ihlalin etkilerinin giderilmesi amaçlanır.

 Tazminat davası nedir? FSEK m. 70’e göre maddi ve manevi zarar nedir?

Tazminat, hakkına tecavüz edilen kişinin bu ihlal nedeniyle zarara uğraması hâlinde açılabilecek bir davadır. Ayrıca bu davanın açılabilmesi için hakkı ihlal edilen kişinin kusurlu olması ve ihlal fiili ile uğranılan zarar arasında nedensellik bağının bulunması gerekir. Tazminat davası kapsamında hem uğranılan maddi zarar hem de manevi zarar talep edilebilir. FSEK m. 70’e göre maddi zarar, mali hakların ihlali hâlinde uğranılan zarardır. Manevi hakları ihlal edilen kişinin uğradığı zarar ise manevi zarara karşılık gelmektedir.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında