AÖF Soru Bankası

Öğretim TasarımıÜnite 1 Soru-Cevap

Öğretim Tasarımı (GIT405U) soru-cevapları.

Eğitim nedir?

Eğitim kavramının tanımı sorulduğunda sık karşılaşılan cevaplardan biri insanda istendik davranış değiştirme süreci şeklindedir. Büyük ölçüde kabul gören bu tanımın bir olgu olarak eğitimi tam yansıtmadığı düşünülmektedir. Eğitim bir olgu olarak öğrenmenin söz konusu olduğu her tür yaşantı olarak tanımlanabilir.

Öğrenme kaç biçimde gerçekleşmektedir?

Eğitim denildiğinde genel olarak yapılandırılmış öğrenme (formal learning) akla gelmektedir. Ancak çalışmalar, öğrenmenin büyük ölçüde yapılandırılmamış (non-formal) ya da yarı-yapılandırılmış (informal) biçimde gerçekleştiğini ortaya koymaktadır. Örneğin, Bell ve Dale (1999) tarafından 7 farklı firmada gerçekleştirilen çalışma, çalışanların %75 oranında yapılandırılmamış biçimde öğrendiklerini ortaya koymuştur. Bir başka çalışmada Scott ve Lane (2010) Avustralya’da 25-64 yaşlarındaki nüfusun yaklaşık %60’ının farklı türde yapılandırılmamış öğrenme etkinliğine katıldıklarını bulmuşlardır. 

Öğretim nedir?

Öğretim, belirli hedefler doğrultusunda ve düzenlenmiş bir çevrede (sınıf, çokluortam, video vb.) gerçekleştirilen planlı eğitim etkinlikleridir. Örneğin okulda gerçekleştirilen dersler, bireysel öğrenmeye yönelik çokluortam yazılımları, EbaTV türü eğitim kanallarında yayınlanan derslerine ilişkin programlar birer öğretim etkinlikleridir.

Yetiştirme nedir?

Yetiştirme, genelde belirli bir meslek alanına ilişkin bilgi, beceri ve tutumların olası en kısa sürede katılımcıların kazanmasını ve en kısa sürede uygulamaya aktarmalarını hedefleyen eğitim etkinliğidir. Firmalardaki insan kaynakları geliştirme, akademik gelişim, hizmet içi eğitim, çıraklık eğitimleri gibi eğitim etkinlikleri aslında yetiştirme faaliyetleridir. 

Bir çırağın, ustasının tıraş yapışını izleyerek öğrenmesi ne tür bir etkinliktir?

Smith ve Ragan’a göre tüm yetiştirme etkinlikleri belirli hedefler doğrultusunda, düzenlenmiş bir çevrede ve planlı gerçekleştirilir. Dolayısıyla yetiştirme etkinliklerinin de diğer öğretim etkinlikleri gibi yapılandırılmamış olabileceği iddia edilmektedir. Örneğin bir berberde çalışan çırağın yerleri süpürürken ustasının tıraş yapışını izleyerek öğrenmesi, yapılandırılmamış bir yetiştirme etkinliği olarak tanımlanabilir. 

Davranışçı yaklaşıma göre öğrenme nedir?

Öğrenme bireyin iç süreçlerine ilişkindir. İnsanın öğrenmesine ilişkin çeşitli yaklaşımlar bulunmaktadır. Bu yaklaşımların kendilerine özgü tanımları yer almaktadır. Örneğin davranışçı (behaviorist) yaklaşıma göre öğrenme bireyin gözlemlenebilen ve tekrarlanan davranışındaki değişimdir. 

Bilişçi yaklaşıma göre öğrenme nedir?

Bilişçi (cognitivist) yaklaşıma göre öğrenme, bireyin zihinde depoladığı bilgi miktarındaki değişimdir. 

Öğrenmeyi, bireyin deneyimleri sonucu zihninde oluşturduğu anlamdaki değişim olarak tanımlayan yaklaşım hangisidir?

Öğrenmeyi, bireyin deneyimleri sonucu zihninde oluşturduğu anlamdaki değişim biçiminde tanımlayan yaklaşım yapıcı (constructivist) yaklaşımdır. 

Felsefi bakış açısı nedir?

Felsefi bakış açısı terimi genellikle felsefede bir bireyin ya da bir düşünce okulunun karşılaştığı olay, olgu, nesne ve canlılara ait görüşlerini ifade eder. Bu bakış açısı, dünyayı, toplumu, insan doğasını ve hatta genel olarak evreni anlamak için belirli temel ilkelere, inançlara ve yöntemlere dayanır. 

Felsefi bakış açıları nelerdir?

Birçok felsefe bakış açısı vardır. Ancak eğitim alanında iki temel bakış açısı önemli bir etkiye sahiptir. Bunlar nesnelcilik (objectivism) ve yapılandırmacılıktır (constructivism). “Gerçek nedir?” ve “Eğitimin işlevi nedir?” sorularına bu iki bakış açısı farklı yaklaşmaktadır.

Nesnelcilik ve yapılandırmacılık gerçeği nasıl açıklar?

Nesnelciliğe göre tek gerçek vardır ve bu gerçek insanın dışında, çevresindedir; eğitimin işlevi ise bu gerçeği insanın zihninde yer almasını sağlamaktır. Öte yanda yapılandırmacılık ise gerçeğin bireyden
ayrı olamayacağını, bireyin içinde yer aldığını ve deneyimleriyle birlikte bu gerçeğin ortaya çıktığını
vurgulayarak gerçeğin tek olmadığını, her bireyin kendi gerçeği olduğunu savunmaktadır. Yapılandırmacılık bakış açısına göre eğitim işlevi bireyin kendi gerçeğini ortaya çıkaracağı anlamlı deneyimlerle karşılaşmasını sağlamaktır.

Öğrenme yaklaşımları hangi felsefi bakış açısını temel alır?

Felsefi bakış açılarına dayalı olarak insanın öğrenmesini betimlemeye çalışan yaklaşımlar (approaches) gelişmiştir. Davranışçı ve bilişci yaklaşımlar nesnelci bakış açısını temel alırken yapıcı ve bağlantıcı yaklaşımlar yapılandırmacı bakış açısını temel alarak öğrenmeyi açıklamaya çalışmışlardır. 

Davranışçı yaklaşıma katkı sağlayan araştırmacılar kimlerdir?

Davranışçı yaklaşım insan davranışını, dış çevredeki uyarıcılara karşı organizmanın gösterdiği tepkiler biçiminde açıklamıştır. Zihinsel süreçlerin davranış üzerindeki etkisini önemsemeyen davranışçılığın gelişiminde Pavlov, Watson, Thurndike ve Skinner önemli katkılar sağlamışlardır. Özellikle Skinner’in öğrenme üzerindeki çalışmaları, eğitim iletişimi ve teknolojisi olmak üzere birçok toplumsal bilimde davranışçı yaklaşımın etkili olmasını sağlamıştır.

Klasik koşullanmanın ilkeleri nelerdir?

Klasik koşullanma (classical), Rus fizyolog Pavlov’un özellikle köpekler üzerinde yapmış olduğu deneyler sonunda ortaya koyduğu bir kuramdır. Bu kuramın ilkeleri şöyle özetlenebilir:

  • Öğrenme, organizmada var olan tepkinin yeni bir uyarıcı ile ortaya çıkarılmasıdır.
  • İki tür uyarıcı vardır: (1) Her zaman aynı tepkiyi uyandıran koşulsuz uyarıcı ve (2) başlangıçta etkisiz olan ancak koşulsuz uyarıcıyla eşleştirildiğinde koşullu tepkiyi uyandıran öğrenilmiş koşullu uyaran.
  • Organizma koşullu uyarıcılara karşı zamanla koşullu tepkilerde bulunma -genelleme- eğilimi gösterir.
  • Organizma koşullu uyaranları birbirinden ayırt ederek farklı koşullu tepkilerde bulunabilir.
  • Koşulsuz uyaran verilmeden koşullu uyaran verildiğinde sergilenen koşullu tepkide zamanla azalma ya da sönme gözlenebilir.
  • Sönmüş koşullu tepkiler, koşulsuz uyarıcılarla birlikte koşullu uyarıcılar verildiğinde
    kendiliğinden geri gelir.

Edimsel koşullanma kuramının ilkeleri nelerdir?

Edimsel koşullanma, Skinner tarafından geliştirilen bir kuramdır. Edimsel koşullanma organizmanın davranışı sonunda ödüllendirilmesi ya da cezalandırılması ve bunun sonucu olarak istendik bir davranışı tekrarlaması olarak açıklanabilir. Edimsel koşullanma ile Skinner öğretme-öğrenmeye ilişkin önemli bir kavram olan “pekiştirme”yi alanyazına kazandırmıştır. Pekiştirme, edimsel koşullanmada istenen davranışın ortaya çıkma olasılığını artıran her uyarıcı olarak tanımlanmıştır. Edimsel koşullanma kuramının ortaya koyduğu ilkeler şöyle özetlenebilir:
• Öğrenme, bir gereksinimin karşılanabilmesi için yeni bir tepki kazanma ya da tepkide bulunmadır.
• Pekiştirme, başka bir deyişle istenen davranışın oluşmasını hızlandıracak her tür uyarıcı öğrenmede esastır. İki tür pekiştirme vardır: (1) Verildiği zaman istenen davranışın ortaya çıkma olasılığı fazla olan olumlu pekiştirme ve (2) verildiği zaman istenmeyen davranışın ortaya çıkma olasılığını azaltan olumsuz pekiştirme.
• İstenen davranış (tepki) elde edilene kadar organizmanın tepkileri anında pekiştiricilerle desteklenmelidir (Bu sürece Skinner “davranış biçimlendirme” adını vermiştir).

Davranışçı yaklaşımın eğitime olan etkileri/katkıları nelerdir?

Davranışçılık, eğitim alanında en uzun süre etkili olan yaklaşımdır. Biliş, yapıcı ve bağlantıcı yaklaşımların gelişmesiyle birlikte zayıflamasına karşın bu yaklaşımın uygulamalar üzerindeki etkileri hâlâ devam etmektedir. Bu etkiler ya da katkıları arasında şunlar sıralanabilir:

  • Davranışsal amaçlar: Öğretimin, gözlenebilir ve ölçülebilir öğretim çıktıları doğrultusunda tasarımlanması
  • Tam öğrenme: Öğretime başlamadan önce, öğrencilerin bir ön değerlendirmeye alınması; böylece öğrencilerin belirli bir düzeyden öğretme-öğrenme sürecine başlamalarının ve yeni sunulacak gereçleri %90 başarıyla özümseyene kadar çalışmalarının sağlanması
  • Pekiştirme: Beklenen davranışın ortaya çıkması için öğrenciye çeşitli uyaranların verilmesi
  • Programlı öğretim: Öğretilecek içeriğin basitten karmaşığa doğru giden ardışık ve küçük parçalar halinde düzenlenmesi; bu düzenin, hata oranını en aza indirinceye kadar incelenmesi ve düzeltilmesi; öğrencinin sürece etken olarak katılması ve tepkide bulunması; tepki sonrası doğru yanıtın hemen sunulması; öğrencilerin, kendi öğrenme hızlarına göre materyali çalışmalarına olanak tanıyacak bireysel öğrenmenin sağlanması
  • Öğretme makineleri: Programlı öğretim gereçlerini sunan özel araçlar
  • Ölçüte dayalı değerlendirme: Öğrencilerin birbirleriyle karşılaştırılmadan, önceden belirlenen ölçütlere ulaşıp ulaşamadıklarına göre değerlendirilmesi
  • Öğretim tasarımı: Öğrenme-öğretme ilkelerinden yararlanılarak öğretim etkinliklerinin ve  gereçlerinin sistematik olarak düzenlenmesi
  • Bireyselleştirilmiş öğretim: Öğrenme-öğretme sürecinin bireysel öğrenci özellikleri doğrultusunda tasarımlanması
  • Bilgisayar destekli öğretim: Öğrencinin önceden hazırlanmış bilgisayar programı ile etkileşime girmesi sonucu öğrenmenin gerçekleşmesine yardımcı olma

Davranışçı yaklaşım hangi yönleriyle eleştirilmiştir?

Davranışçı yaklaşım, insan zihninin öğrenme ve davranış üzerindeki etkisini kabul etmemesi, çocukların dil becerilerinin gelişmesi gibi çeşitli öğrenme türlerini açıklayamaması, öğrenme-öğretme sürecinde insancıl duyguları önemsememesi gibi nedenlerle eleştirilmiştir. Bu eleştiriler, 1970’li yılların başlarında davranışçı yaklaşımın etkisinin azalmasına ve genelde insan algılaması, bellek süreçleri, düşünme gibi zihinsel işlemleri inceleyen bilişçi yaklaşımın önem kazanmasına neden olmuştur.

Bilişsel yaklaşımın temel düşüncesi nedir?

Bilişçi yaklaşımın altında yatan temel düşünce, bilginin kazanılmasında ve kullanımında zihinde oluşan içsel süreçlerin etkili olduğu ve öğrenmenin zihinde oluşan bilgi miktarındaki değişimle ilişkili olduğu savına dayanmaktadır.

Bilgi işleme kuramı insan zihninin işleyişini nasıl açıklamaktadır?

Bilişçilik yaklaşımının ortaya koyduğu en önemli uygulama olarak bilgi işleme kuramı verilebilir. Bilgi işleme kuramı, insan zihninin çalışmasını bilgisayarın çalışma ilkeleriyle açıklamaya çalışan bir kuramdır. Bu kuramda girdi, insanın zihninde işlemesi için çevresinden algıladığı bilgidir. İnsan sürekli olarak çevresinden gelen girdi bombardımanı ile karşı karşıyadır. Ancak insan, bunlardan bir bölümünü daha sonra hatırlamak ya da kullanmak için seçer ve duyu organları yoluyla algılar. Daha sonra, kod açma işlemi gerçekleşir. Kod açma, yeni bilginin zihinde var olanlarla ilişkilendirilerek anlamlı hâle getirilmesi ve daha sonra kullanılmak için depolanmasıdır. Gerektiğinde bu bilgi geri çağrılarak kullanılır. Bu süreçteki çıktı, depolanmış bilginin geri çağrılarak kullanılması sonunda insanın sergileyeceği dışsal tepkidir ki bu da girdinin aynısı ya da benzeridir. 

Bilişçi yaklaşımının eğitim alanına katkıları nelerdir?

Bilişçi yaklaşım, eğitim alanındaki birçok uygulamanın gelişmesini ve yeni uygulamaların ortaya çıkmasını sağlamıştır. Bu uygulamalardan bazıları şöyle özetlenebilir:

  • Öğrenme stratejileri, öğrencilerin bilgiyi algılama, kod açma, depolama ve geri çağırma işlemlerini kolaylaştırmak için türettikleri yöntemlerdir.
  • Ön düzenleyiciler, yeni bilgiyi var olanlarla ilişkilendirmek ve yeni bilginin ana hatlarını tanıtmak için öğrenme-öğretme sürecinin başında sunulan genel uyarıcılardır. 
  • Öğretim olayları; Gagné’nin öğretimin içsel öğrenme işlemlerinin desteklenmesi amacıyla tasarımlanmış bir dizi dışsal olayı içerdiğini ileri sürdüğü öğretim modelidir. Gagné (1985) öğretim olayları adını verdiği dışsal olayların, öğrenilmesi istenen davranışın oluşmasına yardımcı olduğunu, bu olayların bazen öğrencinin gereçle etkileşime girmesi sırasında kendiliğinden oluştuğunu, ancak genelde bir öğretim süreci tasarlanırken öğretim olaylarının, öğretici ya da tasarımcı tarafından dikkatlice düzenlenmesi gerektiğini savunmuştur. Öğretim olayları şunlardır: (1) Dikkat çekme, (2) amaçların öğrenciye bildirilmesi, (3) ön bilgilerin hatırlatılması, (4) bilginin sunumu, (5) yönlendirmenin sağlanması (6) beklenen performansın ortaya çıkarılması, (7) performansın iyileştirilmesi için geri bildirimde bulunulması, (8) performansın değerlendirilmesi ve (9) kalıcılığı ve aktarmayı güçlendirme. 

Yapıcı yaklaşımın öğrenme ilkeleri nelerdir?

Yapıcılığın öğrenmeye ilişkin ortaya koyduğu ilkeleri Merrill (1991) şu biçimde özetlemiştir:
• Bilgi, deneyim sonucunda yapılandırılır. Öğrenme, öğrencinin kendi içsel bilgi simgesini oluşturduğu yapıcı bir süreçtir.
• Diğerleriyle paylaşılabilen bir gerçek yoktur ve öğrenme dünyanın bireysel yorumlanmasıdır.
• Öğrenme, anlamın deneyimlerle geliştirildiği etkin bir süreçtir.
• Öğrenme, farklı görüşlerin işbirliği ve bireysel yorumlarla oluşur.
• Öğrenme, gerçekçi ortamlarda ortaya çıkmalıdır.
• Test etme, ayrı bir etkinlik olarak değil, öğrenmenin bir parçası olmalıdır.

Yapıcı yaklaşımın temelinde yatan düşünceler nelerdir?

Yapıcı yaklaşım, yapılandırmacı felsefeye dayanmakta ve bireyin kendi anlamları oluşturması üzerinde durmaktadır. Alanyazında oluşturmacı, yapısalcı, inşacı gibi farklı kavramlarla ifade edilmekte ve çeşitli şekillerde tanımlanmaktadır. Bu yaklaşımın temelinde, bireylerin, gerçekçi (authentic) sorunları çözmek için çalışırken kendi bilgilerini etken olarak yapılandırmaları ve dış dünyadaki olgulara, olaylara, kavramlara, işlemlere, nesnelere ilişkin bireysel anlamlar oluşturmaları yer almaktadır. 

Wilson, Teslow ve Osman-Jouchoux (1995) yapıcılığın temelinde yatan düşünceleri şöyle sıralamışlardır:
• Zihin gerçektir ve zihinsel olayların incelenmesi gerekir.
• Bilgi, bellek içindedir ve dinamiktir.
• Anlam birey tarafından yapılandırılmıştır.
• Yansıma/soyutlama uzman olmak için önemlidir.
• Öğrenme, simgelerin yapılandırılmasını içerir.
• Öğretme, anlamın yapılandırılması için tartışmaktır.
• Düşünme ve algılama birbirinden ayrılamaz.
• Sorun çözme, bilişci süreçlerin merkezindedir.

Yapıcı yaklaşımın eğitime olan katkıları nelerdir?

Yapıcı yaklaşımın, yeni öğretim tasarımı modellerinin yanı sıra birçok kavramın, ilkenin ve kuramın eğitim alanına girmesini sağladığı düşünülebilir. Bunlardan bazıları şunlardır:

Durumlu öğrenme, durumlu biliş kavramına dayandırılarak geliştirilmiş bir kuramdır. Durumlu biliş kabaca, bilginin kullanıldığı kültürden, bağlamdan ve etkinlikten etkilendiği biçiminde açıklanmıştır. 

Bilişsel çıraklık (cognitive apprenticeship), kavramı ve modeli durumlu öğrenmeye bağlı  olarak geliştirilmiş; yetiştirme alanında kullanılan usta-çırak uygulamasını örnek almıştır. Öğrencinin, öğreticinin gerçek yaşama ilişkin sorunları yine gerçekçi yöntemlerle çözmesini gözlemleyerek öğrenmesini ve daha sonra kendisinin benzer durumlarda aynı becerileri sergileyerek bilgiye ulaşmasını içeren bir uygulama olarak açıklanabilir. 

Bilişsel esneklik (cognitive flexibility) de durumlu öğrenmeye ilişkin bir kavramdır. Bilişsel esneklik, bir konu üzerinde farklı görüş açılarının olabileceğini ve öğretim sürecinde bunlardan yalnızca birinin verilmesinin yanlış kavramsallaştırmalara yol açabileceğini ileri sürmüştür. 

Bağlantıcı yaklaşımın temel görüşü nedir?

Bağlantıcı yaklaşım, bilginin ağa bağlı ilişkilerden oluştuğunu ve öğrenmenin bu ağlarda gezinme yeteneği olduğunu ileri sürmektedir. Bu yaklaşım, bilgi okuryazarlığına ayrı bir önem vermekte ve öğrencilerin kendi öğrenme ağları içinde bilgiyi gezinmelerine ve değerlendirmelerine yardımcı olmanın önemini vurgulamaktadır. Bağlantıcı yaklaşım, özellikle çevrimiçi öğrenme ortamlarına odaklanmaktadır.

Bağlantıcı yaklaşımın eğitime olan katkıları nelerdir?

Ortaya henüz somut öneriler sunmadığı, ortaya koyduğu varsayımların geçerliliğinin test edilmediği gibi ciddi eleştiriler almasına karşın bağlantıcı yaklaşımda alana ilgi çeken katkılar sunmaktadır.

Kitlesel Açık Çevrimiçi Dersler (Massive Open Online Courses), çok sayıda katılımcı için tasarlanmış, internet bağlantısı olduğu sürece herkesin her yerden erişebildiği, giriş yeterlilikleri olmadan herkese açık olan ve genelde ücretsiz ya da çok az bir ücret karşılığı çevrimiçi öğrenme deneyimi sunan derslerdir.

Rizomatik öğrenme, öğrenmenin tıpkı rizom bitkisinin kendisi gibi doğrusal ve hiyerarşik olmayan bir süreç olduğu düşüncesine dayanmaktadır.

Rizomatik öğrenme nedir?

Rizomatik öğrenme fikri ilk olarak 1987 yılında Fransız filozoflar Gilles Deleuze ve Felix Guattari tarafından rizomlu bitki metaforu kullanılarak ortaya atılmıştır. Rizomatik öğrenme süreçlerinde her bir düğümden yeni bir bilgi, fikir ya da öğrenme deneyimi ortaya çıkar ve yatay bir düzlemde çoğalır, ancak bu düğümler rastgele, benzersiz ve öngörülemezdir. Rizomlar örgütsel yapılara direnir. Belirgin bir başlangıçları ya da sonları yoktur. ‘Göçebe’ bir şekilde büyür ve çoğalırlar; büyümelerini ve genişlemelerini kısıtlayan tek şey çevrelerindeki habitatta var olan engellerdir. Rizom altı temel ilkeye dayanır: Bağlantı, heterojenlik, çokluk, kırılmayı işaret etme, kartografi ve dekalkomani. Bu temel ilkeler rizomatik öğrenme ile bağlantıcı yaklaşımı bir araya getiren ana unsurlardır.

"Teknolojiden öğrenme" ile "teknoloji ile öğrenme" nedir? 

Teknolojiden öğrenme, teknolojinin birincil bilgi ya da öğrenme kaynağı olarak hareket ettiği senaryoları ifade eder. Bu yaklaşımda teknoloji genellikle doğrudan öğrenciye içerik sağlayan bir öğreten olarak görülür. Eğitsel yazılımlar, çevrimiçi eşzamansız eğitimler ve e-öğrenme kaynakları gibi teknolojiler genellikle bu kategoriye girer. Doğrudan insan müdahalesi gerektirmeden içerik sunarlar. Öğrencinin rolü tipik olarak daha pasiftir, teknolojik araçtan bilgi alır. Teknoloji, öğrenme hızını ve yolunu belirler. Sağlanan içerik genellikle standartlaştırılmıştır ancak bireysel gereksinimlere yönelik uyarlamalar yapılan eğitsel yazılımlar da mevcuttur.

Teknoloji ile öğrenme ise teknolojinin öğrenme sürecini destekleyen ve geliştiren bir araç olarak kullanılmasını içerir. Burada teknoloji birincil bilgi kaynağı ya da eğiten değil, bilgi edinmeye yardımcı olan bir kolaylaştırıcıdır. Bu yaklaşım, genellikle problem çözme, araştırma ve proje tabanlı öğrenmeyi içeren aktif katılımı, etkileşimi ve işbirliğini teşvik eder. Teknoloji, eğitimcilerin ve öğrencilerin elinde bir kolaylaştırıcı ya da araç olarak hizmet eder. Öğretenler ve öğrenciler tarafından ortaklaşa belirlenen öğrenme hedeflerini destekler. Proje tabanlı öğrenme, problem tabanlı öğrenme, çapalı öğretim, örnek olaya dayalı öğrenme teknolojiyle öğrenme alanındaki uygulamalara örnek olarak verilebilir.

Teknoloji destekli öğrenme ve teknoloji tabanlı öğrenme nedir?

Teknoloji destekli öğrenme, teknolojinin eğitim sürecinin merkezinde yer almadan kolaylaştırıcı
ya da geliştirici olarak hareket ettiği bir modeldir. Teknoloji destekli öğrenmede teknoloji, hem öğrencilere hem de öğretenlere ek kaynaklar ve araçlar sağlayarak geleneksel öğrenme yöntemlerini desteklemek için kullanılır. Teknoloji, geleneksel öğretim yöntemlerini tamamlayan yardımcı bir araçtır. Sınıf içi öğretim sürecini desteklemek için bireysel öğrenmeye dayalı çokluortam yazılımlarının ya da ders saatleri dışında tartışma için çevrimiçi forumları kullanmak gibi etkinlikler teknoloji destekli öğrenme uygulamalarıdır.

Teknoloji tabanlı öğrenme ise öğrenme süresinin teknoloji üzerinden yürütüldüğü, teknolojinin daha fazla merkezde olduğu bir uygulamadır. Öğrenme içeriği sunmada teknoloji kullanılır. Bu modelde teknoloji sadece bir araç değil, öğrenme ortamının temel bileşenidir. Önceleri geleneksel teknolojilerin kullanıldığı bu uygulamada günümüzde büyük ölçüde dijital ortamlardan yararlanılmaktadır. Öğrencilere, öğrenme kaynakları bu ortamlarda sunulmakta, farklı etkileşim türleri bu ortamlarda gerçekleştirilmekte, başarının değerlendirilmesi bu ortamlarda uygulanmaktadır. Çevrimiçi uzaktan eğitim ve harmanlanmış öğrenme teknoloji tabanlı öğrenme uygulamalarına örnektir.

Teknolojinin eğitime sağladığı üstünlükler nelerdir?

Modern çağda teknoloji, günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası hâline gelmiş ve eğitim de dâhil olmak üzere çeşitli sektörleri önemli ölçüde etkilemiştir. Teknolojinin öğrenme ortamlarında kullanımı, geleneksel eğitim paradigmalarında önemli değişimler oluşturarak hem eğitimciler hem de öğrenciler için yeni yöntemler ve araçlar sunmuştur. Bilgiye erişim, öğrenme sürecinin kişiselleştirilmesi ve erişilebilir hâle getirilmesi, sosyal adalet ve esneklik, üst düzey etkileşimli öğrenme, işbirliği ve iletişimi güçlendirme teknolojinin eğitime sağladığı üstünlüklerden bazılarıdır. 

Teknolojiyle güçlendirilmiş öğrenme nedir?

Teknolojiyle güçlendirilmiş/zenginleştirilmiş öğrenme yüz yüze bir öğrenme sürecinde teknolojik altyapının kullanılarak öğrenme sürecinin zenginleştirilmesini ve güçlendirilmesini içerir. Bu tür uygulamalardan her dersin bir çevrimiçi ortamı hazırlanmakta ve genelde bir öğrenme yönetim sistemi kullanılmaktadır. Bütün ders kaynakları bu ortamdan paylaşılmakta, resmi iletişim ve duyurular buradan yapılmakta, bazı ders dışı öğrenme etkinlikleri bu ortamda gerçekleştirilmektedir.

Hibrit öğrenme nedir?

Hibrit öğrenme, eğitimci ve bazı öğrenciler sınıf içinde yüz yüze bir arada iken bazı öğrencilerin özellikle web konferans araçları yardımıyla sınıfa uzaktan katıldıkları uygulamadır. Burada öğrenme sürecinin harmanlanmasından söz edilemez. Sadece bazı öğrencilerin sınıf içindeki yüz yüze öğrenme sürecine uzaktan erişimlerini içerir.

Harmanlanmış öğrenme nedir?

Harmanlanmış öğrenme daha önce söz edilenlerin aksine daha çok teknoloji tabanlı öğrenme uygulamasıdır. Bu uygulamada, genellikle öğrenme sürecinin büyük bölümü uzaktan (teknoloji aracılığıyla) gerçekleştirilirken yalnız gerekli durumlarda yüz yüze bir araya gelinir. Genellikle, laboratuvar ortamındaki gibi yalnız yüz yüze kazandırılabilecek yeterlikler için ya da öğrenciler arasında aidiyeti artırmak ve gerçek bir öğrenme ortamında bulunma duygusunu (sosyal bulunurluk ve sınıf topluluğu duygusu) geliştirmek için yüz yüze etkinlikler düzenlenir. Bunlar dışındaki tüm etkinlikler uzaktan gerçekleştirilir.

Uzaktan eğitim nedir?

Uzaktan eğitim ise “öğrencilerin birbirlerinden, eğiticiden ve öğrenme kaynaklarından mekân ve/
veya zaman bağlamında uzaktan olduğu, aralarındaki etkileşimin uzaktan iletişim sistemlerine dayalı olarak gerçekleştiği [yapılandırılmış ve yarı-yapılandırılmış] öğrenme sürecini” ifade etmektedir. Eşzamanlı ve eşzamansız öğrenme etkinliklerinin bütününü ifade eder. Günümüzde sık karşılaştığımız bir uzmanın ekran karşısına getirilerek web konferans araçları aracılığıyla anlatım yaptığı, katılımcıların genelde adlarının göründüğü ve yalnız sohbet araçlarıyla iletişim kurabildiği türdeki eğitimlere de uzaktan eğitim denmektedir. Ancak daha önce hibrit öğrenmede belirtildiği gibi bunlar da etkileşim eksikliği nedeniyle bilgilendirme amacı güden Webinarlardan öteye geçmemektedir, uzaktan eğitim olarak adlandırılmaları doğru değildir.

Öğretim tasarımı nedir?

Öğretim tasarımı en yalın anlamıyla insanın öğrenmesine yönelik karşılaşılan sorunlara, başta sistem, öğrenme-öğretme, iletişim, yönetim, mühendislik gibi farklı alanların ortaya koyduğu bilimsel bilgileri kullanarak etkili, verimli, çekici ve sürdürülebilir çözümler üretme süreci ve bilim dalıdır.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında