GİT401U-HAREKETLİ GRAFİK TASARIMI
Ünite 3: Hareketli Grafiğin Bileşenleri
Giriş
Tasarım sürecinden geçen her imge, kendini o alan içinde farklı bir yere koyan bileşenlerden oluşmaktadır. Bu bileşenlerin kesişim kümelerinde, birbirinden bağımsız üretim biçimleri olduğu gibi farklılıklarını tasarımın bağlamından alan paralel disiplinleri de görmek mümkündür. Bir grafik tasarım ürünün yorumlanmasında onu oluşturan bileşenlerin öğrenilmesi, parça ve bütün ilişkisi bağlamında yüksek önem taşımaktadır.
Hareket-İmge-Zaman İlişkisi
Luigi Ferri insan beynini, kendi biçiminin mührünü basabileceği görülebilir, işitilebilir ve dokunulabilir hayaletler aramaktan bir an bile vazgeçmeyen bir makine olarak tanımlamaktadır. Bireyin bu eğiliminin alanımızdaki karşılığı ise imge üretimidir. Erken dönemlerde, daha çok birincil ihtiyaçlar için tasarlanan ve kurgulanan imge yaratısı, bilişsel devrim ve ardıl gelişmelerle beraber zihinsel ve görsel anlamda başka bir seviyeye taşınmıştır. Yaşanan bu değişimi, “Creative Confession” isimli eserinde Paul Klee, her gelişimin bir harekete dayandığı, uzay ve zaman bileşenlerinin de bu sebeple anlaşılması gereken kavramlar olduğunun altını çizmektedir.
İmgenin Hareketi
İmgeler, yapılan seçimi göstermek için hareketi dondurmakta; başka bir deyişle, akan deneyimden o kareyi çevrelemektedir. Ancak bu ödünç alma; hareketi göz ardı etmek yerine, hareketin bir kalıntısını, görüntüyü şekillendirme sürecinin sıkıştırılmış bir hatırası olarak depolamaktadır.
Tasarımda Hareket Algısı ve Zaman Okları
Toplumların sosyolojik çeşitliliği, farklı iletişim dillerinin geliştirilmesini gerektirmiştir. Bu açıdan, görsel iletişim tasarımının diğer disiplinlere kıyasla yaygınlığı, onun başat bir iletişim biçemi olarak tanımlanmasına neden olmaktadır.
İletişim olgusu, duyguları, düşünceleri, deneyimleri ve bilgileri paylaşma veya ortak anlamlar bulma çabası olarak tanımlanabilir. Bu iletişim süreci, kaynak, mesaj, kanal ve alıcı olarak adlandırılan dört temel kavram arasında gerçekleşmektedir. Bu dört temel unsurun görsel iletişim tasarımında da olduğu gibi aynı prensiplerle çalıştığı bilinmektedir. Bu temel prensipler iletişim sürecinde aynı şekilde işlerken kültürel kodlar devreye girdiğinde çeşitlilik gösterir. Çevremizi algılama eylemi, görme olayının tetiklenmesi ile gerçekleşmektedir. Görme olayının biyolojik yapısı her insan için temelde aynıdır, ancak anlamlandırmada farklılıklar gözlemlenmektedir.
Görüntü
Görüntü hareketli grafik tasarımının temel bileşenleri arasında yer almaktadır. El ile üretilen veya kamera ve bilgisayar ortamında sayısal olarak oluşturulan her türlü görüntü, hareketli grafik tasarımda kullanılmaktadır.
Hareketli grafiklerde, resim ve grafik tasarımın öğeleri olan form, renk ve doku gibi görsel özellikler kullanılarak izleyiciye iletilmek istenen mesajlar, fikirler ve duygular aktarılabilir. Bununla beraber fotoğraf, stop-motion ve animasyon tekniği kullanılarak da hareketli grafikler için ardışık görüntüler elde edilebilir.
Örneksel (Analog) Görüntü
Analog görüntü “kaynağındaki biçimiyle kaydedilebilen, saklanabilen ve iletilen” görüntü türleri olarak tanımlanabilir. Hareketsiz örnek görüntüler, analog fotoğraf, el ile üretilmiş afiş, resim gibi basılı formlarda bulunan ve bilgisayar ortamında aktarılmamış görüntülerdir. Bu tür görüntüler sayılarla ifade edilmez.
Sayısal (Dijital) Görüntü
Çeşitli tekniklerle sayısal ortama dönüştürülen görüntüler ya da bilgisayar yazılımları kullanılarak oluşturulan çizim ve tasarımlar, sayısal görüntüler olarak adlandırılmaktadır. Bu görüntüler, dijital olarak alınan fotoğraflar veya hareketli videolar gibi farklı türlerde olabilir. Dijital görüntüler, isminden de anlaşılacağı gibi sayılarla ifade edilebilen görüntüler kümesini karşılar. Bilgisayarın temelini oluşturan ikili sayı sistemi (BIT) ile oluşturur. Sayısal görüntüler, teknolojik ilerlemeler ve bireysel kullanıcıların tasarım teknolojilerine ulaşma olanağının artması ile beraber yaygınlaşmıştır. Bu durum hareketli grafik tasarımında bileşen içeriklerini de etkilemektedir. Günümüzde üretilen hareketli grafik ürünlerinin büyük kısmının dijital görüntüye dayalı imajlarla oluşturulduğunu söylemek yanlış olmaz.
Tipografi
Hareketli grafik tasarımının diğer bir önemli bileşeni de tipografidir. İnsanlık tarihi için radikal bir öneme sahip olan kavramı, iletişimin başat girdilerinden biri olarak tanımlamak mümkündür.
Durağandan Hareketli Tipografiye Geçiş
Yazı, insanlığın en güçlü ve önemli icatlarından biri olarak kabul edilmektedir. 4000 yılı aşkın bir süredir temel iletişimsel amacını değiştirmeden varlığını sürdürmektedir. Bununla birlikte, yazılı iletişimin hazırlanıp sunulduğu yöntemlerin gelişimi de kendini sürekli yenilemektedir. Kil tabletler üzerine çivi işaretlemeden başlayarak, kalem ve parşömenden Gutenberg’in matbaasına, bilgisayar ve internete kadar geçen süreç, yazılı metni farklı yöntemlerle ifade etmek için yeni ortamlar sağlamaktadır.
Hareketli Grafikler ve Tipografi
Görsel iletişimdeki önemli bir değişim, artık izleyicilerin durağan görsellerden ziyade hareketli görsellere, seslerle ve hareketle zenginleştirilen içeriklere ilgi göstermesidir. Bu değişim, izleyicilerin, izlekten, daha fazla etkilenip daha yoğun etkileşime girdiği bir dönemin başlamasına işaret etmektedir. Bu sebeple hareketli grafik tasarımı, kısa süreli ve güçlü etkiler bırakabilme kabiliyetiyle öne çıkmaktadır. Önceki başlıklarda bahsedilen, hareketin
kullanım şekline göre bir hipnoz aracı olabileceği savı, hareket ve tipografi ilişkisinde de unutulmamalıdır. Hareketli tipografi tasarımının etki kabiliyeti, tasarımın kalitesiyle doğru orantılıdır ve izleyiciler üzerinde güçlü bir algı yaratır. Ancak bu süreçte tasarımcıların, tipografik öğelerin ne zaman ve ne kadar hareket edeceğini iyi düşünmeleri ve süreci profesyonelce yönetmeleri önemlidir. Aksi takdirde, tasarımın asıl amacı olan mesaj iletme gücü zayıflayabilir veya tamamen kaybolabilir. Bu nedenle, hareketli tipografinin etkili bir şekilde kullanılabilmesi için tasarımın bütünlüğü düşünülmeli ve her aşamada profesyonel bir yaklaşım sergilenmelidir.
Ses
Sesin Tanımı
Ses, canlılar tarafından iletişim ve ifade aracı olarak kullanılmaktadır. Sesin fiziksel ve psikolojik etkileri bulunmaktadır; bu nedenle sesin yapı, frekans, tını, genlik ve şekil gibi özellikleri incelenmektedir. Araştırmalar, insanların tarih öncesi çağlarda, ses çıkaran çeşitli materyaller kullanarak iletişime başladığını ve bu iletişimin zaman içinde farklı toplumlar arasında farklı şekillerde geliştiğini ortaya çıkarmıştır. Bu toplumların iletişim biçimleri, bilinen en eski iletişim araçları ve akustik özellikler göz önünde bulundurularak zaman içinde değişim göstermektedir.
Ses Tasarımı
Ses tasarımı, görsel ve görsel olmayan ses öğelerinin etkili ve verimli bir şekilde düzenlenmesi sürecine, ses tasarımcısı ise bu süreci yöneten kişiye verilen isim olarak tanımlanmaktadır. Bu süreç, elde edilen ses kayıtları aracılığıyla, görsel mesajın anlam tabakaları tanımlanıp hikayedeki anlatıya destek olacak şekilde kullanılması ile yürütülmektedir. Ses tasarımı, sesin üretimi ve kullanım şekli olarak iki temel adımda incelenmektedir. Ses üretimi için kayıt yapma, değiştirme ve sentezleme gibi çeşitli teknikler kullanılmaktadır. Ses tasarımındaki en önemli unsur, seslerin görsellerle ne yönde ilişkilendirileceğine yönelik seçimlerdir. Bu seçim kalıpları, yorumbilimsel (hermeneutic) ufuklar içinde anlam kazanır ve her bir sesin karakteristik bir etkiye dönüştürülmesini sağlamaktadır.
Ses tasarımı sinema, tiyatro ve müzikal performanslarda; ayrıca bilgisayar oyunları, animasyonlar ve hareketli grafikler gibi çeşitli çoklu ortam projelerinde kullanılmaktadır. Mesajın doğru ve etkili bir şekilde iletilmesi bağlamında ses tasarımı, önemli bir işlev yürütmektedir. Ses kullanımıyla bir sahneye, anlatılmak istenenin ötesinde, daha derin ve geniş anlam boyutları eklemek mümkündür.
Ses Tasarımı Öğeleri
Diyalog (Konuşma)
Sinema ile özdeşleştirilen diyalog kullanımı, sinemada olduğu kadar sinematik tekniklerle üretilen (hareketli grafikler gibi) her izlek için önemli bir yere sahiptir. Diyaloglar, olay örgüsünün daha iyi anlaşılmasını
sağlamanın yanı sıra anlatının dramatik boyutunu da şekillendiren unsurlardır. Bu nedenle günümüzde, sinematik izleklere yön veren temel öğelerden biri olarak konuşma (söylev) kabul edilmektedir.
Karakterlerin sesleri, onların kişilik özelliklerini, ilişkilerini ve duygusal tepkilerini yansıtmaktadır. Bir kişinin ya da tasarlanmış bir karakterin sözcükleri; bunları nasıl söylediğiyle birlikte, bilgi düzeyini, deneyimini, mizacını ve toplumsal durumunu da göstermektedir. Konuşmanın tonu, vurgu ve akıcılık, kelimelerden daha fazla anlam taşıması olanaklıdır. Hareketli görüntülerde diyalog kullanımı, gerekli görüldüğü durumlarda dış ses veya ortam sesi gibi girdilerle desteklenerek sahnenin duygusu güçlendirilmektedir.
Müzik
Hareketli görüntüler üzerinde müzik kullanılmasının temel amacı, ilgili sahnelerde izleyicinin algısını yönlendirmeye çalışmaktır. Bu nedenle, müzik sinematik anlatı biçimleri için vazgeçilmez bir unsurdur. Müzik, sahnelerin dramatik boyutuyla uyumlu olarak seyirciye istenilen duyguyu artırmak, anlatıya zıt bir duygu eklemek veya görsel içeriğe yeni bir duygusal bağlam yüklemek için kullanılmaktadır. Müziğin görüntüyle birleşmesi, üç temel işlevi yerine getirmektedir. Bu işlevler, Leitmotif, Destekleyici Müzik ve Fon Müziğidir. Leitmotif, bir hikayesi olan ardışık imajlar üzerinde belirli bir düşüncenin veya görüşün yansıtılmasında sürekli olarak tekrarlanan aynı melodi motifinin kullanıldığı ve anlamsal bir bağlayıcılık sağlayan, notalardan oluşan bir cümle olarak tanımlanmaktadır. Destekleyici müzik, imgesel anlatıya destek vermek amacıyla eklenen, varlığını belirgin şekilde hissettirmeden görüntülerin seyirci üzerindeki etkisini artıran müzik kullanımı olarak tanımlanmaktadır. Fon müziği ise genellikle tonal olmayan ve arka planda anlatımı desteklemek için kullanılan, yerel çalgıları veya insan seslerini içeren kullanım şeklidir.
Ses Efektleri
Sinematik bir ifadeyi izlerken, genellikle duyulan birincil sesler diyaloglar ve müziklerdir. Ancak bu iki unsur dışında, arka planda algılanamayan birçok ses bulunmaktadır. Günlük hayatta da farkında olmadan birçok ses duymaktayız. Hareketli grafik tasarımında kullanılan efektler, ihtiyaç durumunda benzer bir ortamdan ya da aksiyondan alınan seslerdir ve görselle uyum sağlamak amacıyla ses tasarımcıları tarafından kullanılmaktadır.
Foley
Foley terimi; sessiz film döneminde, stüdyoda üretilen efekt seslerinin hareketli görüntülere eklenme sürecini tanımlamaktadır. Terim, adını ses uygulayıcısı Jack Donovan Foley’den almaktadır. Çekim sırasında kaydedilmesi mümkün olmayan veya kaydedilse bile istenen etkiyi veremeyecek olan sesler, stüdyo ortamında üretilerek görüntülere eklenmektedir. Günümüzde de hala sıklıkla kullanılan foley tekniği, ses tasarımının önemli bir bileşeni olarak kullanılmaya devam etmektedir.