GİT311U-ENGELLİLİK VE ERİŞİLEBİLİR TASARIM
Ünite 2: Erişilebilirlik ve Evrensel Tasarım
Giriş
İnsan hakları gibi hukuk kurallarıyla korunsa da insanın sahip olduğu hakların en iyi anlaşılma ve uygulanma zemini gündelik yaşam çevresidir. Günümüzde bir mücadele alanına dönüşen bu çevre, barındırdığı insanlara sunduğu haklar ve hizmetler üzerinden kendisinden yararlanma olanağı tanımaktadır.
Bir Hak olarak Erişilebilirlik
Disiplinlerarası ve bütünleşik tasarım yaklaşımlarının yaygınlaştığı günümüzde insan odaklı gündemle daha da değer kazanmış, bu kapsamda yapılan tartışmalar, gündelik yaşama aktif katılımın bir aracı olmanın yanında bağımsız yaşamanın ve yaşama tam olarak katılabilmenin temel koşulu olan erişilebilirliği uluslararası gündemin vazgeçilmez temalarından biri hâline getirmiştir.
Erişilebilrlik
Kapsayıcı ve erişilebilir toplum, her bireyin toplumsal yaşamın tüm alanlarına katılmasına ve bunlara erişmesine imkan sağlayarak kimseyi arkada bırakmayan toplumdur. Engelliler ya da engellenenler söz konusu olduğunda ise, kapsayıcı toplum; engellilerin ayırımcılığa maruz kalmadan diğer bireylerle birlikte ve bağımsız bir şekilde toplumsal yaşamda yer alabildikleri, tüm insan hak ve özgürlüklerinden yararlanabildikleri erişilebilir bir topluma işaret etmektedir. Bu yüzden erişilebilirlik bir hak alanı olarak kapsayıcı ve erişilebilir bir toplum olmanın en temel gereklerinden biridir. Erişilebilirlik, binaların, açık alanların, ulaşım ve bilgilendirme hizmetleri ile bilgi ve iletişim teknolojisinin, engelliler tarafından güvenli ve bağımsız olarak ulaşılabilir ve kullanılabilir olmasıdır.
Erişilebilirliğin sağlanmasında standartların ve mevzuatın varlığı bir ön koşul olmakla birlikte uygulama için yeterli değildir. Ülkelerin mevcut imar ve şehircilik altyapı koşullarının yanı sıra erişilebilirlik konusundaki farkındalık düzeyi ve bilgi eksikliği, erişilebilirliğin hayata geçirilmesini zorlaştırmaktadır. Dolayısıyla erişilebilirliğin hayata geçirilmesi tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de yavaş işleyen bir süreçtir. Bu sürecin hızlanması için uygulamaların standartlara uygun düzeye taşınmasını sağlayacak farkındalık ve bilgi düzeyinin artırılması, etkili izleme ve etkili denetim sistemlerinin oluşturulması gerekmektedir.
Erişilebilirliği İzleme ve Denetleme
Erişilebilirlik hakkında iç mevzuattaki temel dokümanlardan biri 2013 yılında çıkarılan Erişilebilirlik İzleme ve Denetleme Yönetmeliği’dir. Yönetmelik, umuma açık hizmet veren her türlü yapılar ve açık alanlar ile toplu taşıma araçlarında erişilebilirliğin izlenmesi ve denetimine odaklanmaktadır. Yönetmelik, 5378 sayılı Kanunun geçici 2. ve 3. maddeleri hükümlerine dayanılarak hazırlanmış olup bu kapsamda erişilebilirliğin izleme ve denetimini yapacak olan komisyonların teşkili, çalışma usul ve esasları, Kanun ile belirtilen yükümlülüklerin yerine getirilmesi için öngörülen sürenin belirlenmesi, idari
para cezalarının uygulanmasına ve genel bütçeye gelir kaydedilen idari para cezası tutarlarının kullanımına ilişkin hususları belirlemektedir. Yönetmelik kapsamında Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüklerinde oluşturulan Erişilebilirlik İzleme ve Denetleme Komisyonları aracılığıyla kamu hizmeti için kullanılan resmi binalar ile ibadet yerleri, özel eğitim, özel sağlık tesisleri, sinema, tiyatro, opera, müze, kütüphane, konferans salonu gibi kültürel binalar ile gazino, düğün salonu gibi eğlence yapıları, otel, özel yurt, iş hanı, büro, pasaj, çarşı, alışveriş merkezi gibi ticari yapılar, spor tesisleri, yüzme havuzu, genel otopark ve buna benzer umuma ait binalar ile toplu taşım araçları izlenmekte ve denetlenmektedir.
İzleme ve denetlemeler Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlükleri tarafından Erişilebilirlik İzleme ve Denetleme Planı ve İl Programı kapsamındaki bina, açık alan ve toplu taşıma araçları üzerinden yapılmakta, bakanlık tarafından oluşturulan Erişilebilirlik Değerlendirme Modülüne (ERDEM) giriş yaparak belge talebinde bulunanlar için denetimde öncelik sağlanmaktadır.
Erişilebilir Bilgi ve İletişim
Erişilebilirlik yaygın bir şekilde genel kullanım amaçlı yapılar ve açık alanlar ile ulaşım araçları üzerinden ifade edilse de gündelik yaşamda mümkün olduğunca herkesle birlikte eşit, güvenli ve bağımsız bir şekilde erişim sağlanabilen daha geniş bir alanı kapsamaktadır. Bu yüzden mekânsal erişilebilirlik kadar bilgi ve iletişimin hatta ürün ve sunulan hizmetlerin de herkes için erişilebilir olması gerekir.
Uluslararası ve ulusal bağlayıcı kararlarla güvence altına alınsa da bu kararların yakın zamanlara kadar erişilebilirlik uygulamalarına yansıdığı söylenemez. Bunun için yükseköğrenimde öğrenci olan bir görme engelli, camide ibadet eden bir işitme engelli ya da şehirlerarası otobüs seyahati yapmak için bir tekerlekli sandalyeli yolcu olarak empati yapmaya gerek yoktur. Dolayısıyla mekânsal erişilebilirlik gibi bilgi ve iletişim ile diğer hizmetlerde herkes için sağlanması beklenen erişilebilirliğin yaygın bir şekilde gerçekleş(e)mediğini görmek sürpriz değildir.
Mevzuata rağmen farklılıkların ve kullanıcı çeşitliliğinin dikkate alınmaması tasarım alanında olduğu gibi bilgi ve iletişimin erişilebilirliği konusu uluslararası düzeyde de ele alınmış ve erişilebilirliğin sağlanması için ülkelere bazı sorumluluklar verilmiştir. 2009 yılından itibaren ülkemiz için bağlayıcılığı bulunan Uluslararası Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşmenin Madde 2 Tanımlar başlığında iletişimin nasıl sağlanacağına ve neleri kapsadığına yer verilmiştir. Taraf devletlerin üstlendiği bu tedbirler izleyen şekilde sıralanmıştır:
1. Kamuya sunulması amaçlanan bilginin engellilerin erişebileceği biçimlerde ve farklı engelli gruplarına uygun teknolojilerle güncel olarak ve ek bir bedel alınmaksızın sunulması
2. Engellilerin resmi temaslarda işaret dillerini, Braille alfabesini, beden dilini ve tercih ettikleri diğer tüm erişilebilir iletişim araç ve biçimlerini kullanmalarının kolaylaştırılması 3. Kamuya açık hizmet sunan özel kuruluşların internet dahil olmak üzere, engellilerin erişebileceği ve kullanabileceği biçimde bilgi ve hizmet sunmalarının teşvik edilmesi 4. İnternet aracılığıyla bilgi sunanlar dahil olmak üzere kitle iletişim hizmeti sunan kurumların hizmetlerini engellilerin erişebileceği şekillerde sunmalarının teşvik edilmesi 5. İşaret dili kullanımının kabul ve teşvik edilmesi
Kentsel ölçekte ele alındığında, iletişim teknolojileri kent ve birey arasındaki ilişkileri de değişime uğratmakta, sanal ortamda gerçekleştirilmeye başlayan hizmetler ve faaliyetler kent planlamasına ve kent yaşantısına da yansımaktadır. Bankacılık hizmetleri, alışveriş faaliyetleri, biletleme, kütüphane hizmetleri bu dönüşüm sürecinin öne çıkanlarıdır. Sanal yemek ve alışveriş sitelerinin sayılarındaki artış ve özellikle pandemi dönemlerinde ciddi oranda artan işlem kapasiteleri değişen kent yaşantısının somut örnekleridir. Dolayısıyla erişilebilir bilgi ve iletişim teknolojilerinin geliştirilmesi kentin daha yaşanabilir ve kolay algılanabilir hâle gelmesi için önemli katkı da sağlamaktadır. İyi düzenlenmiş ve erişilebilir elektronik ortamlar (ör., mobil aplikasyonlar, web siteleri, duyarlı mimari örnekler ve kent mobilyaları, artırılmış gerçeklik veya çevresel deneyim teknolojisi) idari, ticari, eğitim, sağlık sosyal ve diğer alanlarda kentte iletişim işlevini kolaylaştırmaktadır.
e-Erişilebilirlik
Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşmenin verdiği sorumluluk çerçevesinde herkesin fiziksel çevre ve kamusal hizmetlerden yararlanabilmesi, hak ve özgürlüklerini kullanabilmesi için idari işlemlere ilişkin bilgileri edinmek, e-Devlet uygulamalarından ve verilen diğer elektronik veya standart hizmetlerden yararlanabilmek kadar kitle iletişim araçları aracılığıyla verilen kamusal her türlü bilgi ve iletişime erişimleri çok önemlidir. e-Devlet üzerinden bazı işlem ve hizmetler ile istenen bilgi ve belgelerin internet ve bilişim teknolojileri aracılığıyla vatandaşlara sunulması sırasında sistemin erişilebilirliğinin sağlanması geniş bir kullanıcı kitlesinin ulaşımına da olanak tanımaktadır.
Günümüzde modern teknolojinin iletişimin sağlanması, bilginin edinilmesi, paylaşılması ve uygulanması sırasında sağladığı katkılar, özellikle de elektronik ve teknolojik araç-gereçlerin web tabanlı ve telefon tabanlı hizmetlerin erişilebilirliği sağlama potansiyeli onları bilgi ve iletişimin vazgeçilmez kaynağı hâline getirmektedir. Bu yüzden yazılımlar ve donanımlar üzerinden oluşan dil (tuşlar, butonlar, komutlar, sesler, yazılar, fotoğraflar, videolar vb.) çok yönlü ve çok boyutlu olarak erişilebilirliğin sağlanmasına katkıda bulunmaktadır.
Web erişilebilirliği ya da e-Erişilebilirlik uygulamaları yaygın bir şekilde görme, işitme, motor/hareketlilik, nöbetler, bilişsel ve entelektüel gereksinimler açısından erişilebilirliği sağlamaya çalışırken kalıcı, geçici veya durumsal engellilik vb. yaşayan herkesin erişilebilirliğine de odaklanmaktadır. Dolayısıyla farklı düzeyde görsel, işitsel, fiziksel, bilişsel ve nörolojik yetersizliklere sahip kalıcı, geçici veya durumsal engellilik yaşayan herkesi kapsamaktadır.
Erişilebilir web sayfalarına karşın özellikle yazılım konusunda yaşanan ihmaller nedeniyle web ya da elektronik ortamda içerik ve tasarımdan kaynaklanan erişilemezlik kullanıcılar arasında ayırımcılığa neden olmaktadır. Halbuki kapsayıcılık daha fazla kişiye/kullanıcıya ulaşmayı sağlarken tasarım yoluyla engellenenlerin ya da kapsam dışı bırakılanların sayısını da azaltmaktadır. Bu yüzden gündelik yaşama fiziksel ya da uzaktan tam katılım için ulaşımdan sağlık ve eğitime, sosyal ve kültürel faaliyetlerden spora, ticaretten turizme gündelik yaşama ev sahipliği yapan çok geniş bir alanda erişilebilirlik tedbirlerinin alınması, var olanların iyileştirilmesi ve geliştirilmesi zorunludur.
Yardımcı Teknolojiler
Küresel yaşlanma ve bulaşıcı olmayan hastalıkların artmasıyla 2050 yılına kadar iki milyar insanın yardımcı teknolojiye ihtiyaç duyacağı tahmin edilmektedir. Kaldı ki yardımcı teknolojiye erişim temel bir insan hakkıdır ve Engelli Kişilerin Haklarına dair Sözleşmeye taraf olan ülkeler için “sürdürülebilir kalkınmanın” tam ve adil bir şekilde gerçekleştirilmesi adına yasal bir zorunluluktur. Buna karşın, yardımcı teknolojiye ihtiyaç duyanların %90’ından fazlasının erişimi sağlanamadığı için de önemli bir zorluk olmaya devam etmektedir.
Gündelik yaşamda farklı amaçlar için kullanımı tercih edilen yardımcı teknolojiler her zaman yüksek teknolojiye sahip olmayabilir. Post-it not kağıtlarından sabitleyici birleştiriciler (ör., cırt cırt, plastik kelepçe vb.) gibi teknolojiye ihtiyaç duymayan ürünlerden taşınabilir kelime işlemciler, konuşan hesap makineleri, elektronik düzenleyiciler gibi düşük teknolojilere ve e-Okuyucular, dokunmatik ekranlı cihazlar, konuşma tanıma yazılımları ve metinden konuşmaya yazılımları gibi yüksek teknoloji gerektiren çözümler erişilebilirlikte farklı alanlarda kullanılabilmektedir. Özellikle son yıllarda bilgi ve iletişim ile ürün ve hizmetlerin erişilebilirliğini sağlamaya yönelik görme engellilere özel saatler, akıllı baston, erişilebilirlik temasını işleyen teknoloji kampanyaları, işitme engelliler için müziği hissedebilen giysi, farklı Braille kullanımları ve oyuncakların engelli dünyaya uyumu konusundaki ürün ve hizmetler yaratıcı teknolojiler olarak ilgi çekmektedir.
Yardımcı teknolojilerin gerek mekânsal gerek bilgi ve iletişim ile ürün ve diğer hizmetlerin sunumunda erişilebilirliğe katkısı şüphesiz teknolojinin kendisine erişimin iyileştirilmesi, insan merkezli, yardımcı bir teknoloji ekosistemi ile mümkün olmaktadır. Bu ekosistem
içinde gündelik yaşamın erişilebilirliğinin sağlanması için çok geniş bir alanda disiplin içi ya da disiplinlerarası tedbirlerin alınması, var olanların iyileştirilmesi ve geliştirilmesi zorunludur. Alınacak tedbirlerin kapsayıcı olması mümkün olan maksimum kişiye erişimin sağlanmasını mümkün kılacaktır. Kapsayıcılık, potansiyel kullanıcılar için erişim biçiminin farklı formatlarda ya da engellilerin erişebileceği biçimlerde olması yanında yaratıcı çözüm örneklerinde olduğu gibi farklı engelli gruplara uygun yardımcı teknolojilerin sunulmasıyla da sağlanabilmektedir.
İşaret Dili
İşaret Dili İşaret dili, işitme engelli bireylerin birbirleri ile ya da diğer insanlarla iletişim kurmak için kullandıkları en yaygın iletişim yoludur. Geçmişten günümüze bir okuma ülkemizde işaret dilinin kullanılmasına yönelik önemli çabaların bulunduğunu ortaya koysa da bu çabalar daha çok Engelliler Hakkında Kanun ile ivme kazanmıştır.
Evrensel Tasarım Kültürü
Evrensel tasarım, Kuzey Carolina Eyalet Üniversitesinde bir grup mimar, ürün tasarımcısı, mühendis ve çevre tasarımı konusunda araştırmacıların ürünlerin ve ortamların tasarımına rehberlik etmesine yönelik çalışmalar yürüttüğü Evrensel Tasarım Merkezi (The Center for Universal Design [CUD]) tarafından üretilen ve gündeme taşınan bir kavramdır. Evrensel tasarım konusunda ulusal boyutta araştırma, bilgi ve teknik yardım desteği sağlayan merkez, tasarımların mümkün olan en geniş kapsamda yaşa, yeteneğe veya duruma bakmaksızın herkes tarafından kullanılabilir olmasına odaklanmıştır. Böylece konu edildiği ortamlarda evrensel tasarımı değerlendirip kavramın geliştirilmesini sağlayarak araştırma, tasarım yardımı ve eğitim yoluyla tüm tasarım, inşaat ve üretim disiplinlerinde evrensel tasarım konseptini teşvik etmiştir.
Evrensel tasarım, bir tasarım üslubu veya eğilimi değil, aksine herhangi bir tasarım üslubuna veya eğilimine uygulanabilecek bir tasarım kültürüdür. Bu yüzden, yeni bir tasarım yaklaşımından çok daha fazlasıdır. Belirli pazarları hedefleyen tasarımların yerini almayı amaçlamaz. Bununla birlikte yalnızca bu konudaki uzmanlar tarafından değil herhangi bir tasarımcı tarafından da üstlenilebilir. Kullanıcının ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak başlayan herhangi bir tasarım sürecine yönelimdir. Dolayısıyla bir tasarım kültürü olarak orijinal tasarım konseptini kapsayıcı hâle getirerek geliştirmeye çalışmakta, kullanıcıları ötekileştirmeden, dışlamadan, ayırımcılığa uğratmadan herkesin tüm mekânlardan, ürünlerden, hizmetlerden, bilgi ve iletişim kaynaklarından eşit şekilde yararlanmasını sağlamaktadır.
Erişilebilir ve kullanılabilir tasarım özelliklerini kapsayıcı boyutlarıyla daha özel tasarımlarla bütünleştirebilmektedir. Hatta mekâna, ürüne, bilgiye ve hizmete bir bütün olarak bakarak, kullanıcılara eşdeğer deneyimler sağlayan alternatifleri araştırma pozisyonundadırlar. Dolayısıyla evrensel tasarım mikrodan makroya, bir mekanın, bir
ürünün, bilginin ya da hizmetin herhangi bir özelliğinin tasarımı yanında bir bütün olarak ilgili mekânın, ürünün, bilginin veya hizmetin kendisinin tasarımını da kapsamaktadır. Aynı amacı güden bu tasarım yaklaşımlarında yaygın olarak eşitlik, kapsayıcılık, duyarlılık/hassasiyet, uygunluk, kullanıcı çeşitliliğini dikkate alma, güvenli ve risksiz olma, sağlıklı olma, işlevsellik, anlaşılırlık, sürdürülebilirlik, sağlanabilirlik, yalınlık, kullanılabilirlik ve kullanımda yeterli boyut gibi ilkeler ya da ölçütler tasarımın biçimlenmesinde önemli rol oynamaktadır.
Her bir yaklaşım için özelleşen ilkeler bulunuyor gibi görünse de bu ilkesel farklılığın birbirine çok yakın kavramlar üzerinden çeşitlendiği görülür. Erişilebilirlik, tasarımcıların uyması gereken koşullar, standartlar ya da minimum gereksinimleri tanımlayarak ilgili mevzuata uymayı ve bağlı kalmayı zorunlu kılarken evrensel tasarım, erişilebilirlik gibi tasarım standartlarını yerine getiren ve bu standartlara uygun olarak hazırlanan bir tasarım değildir. Erişilebilirlik gibi yalnızca engelli insanların gereksinimleri için bir uyum sürecinden çok kullanıcıların yaş, boyut, yetenek veya engellilik durumunu dikkate almayan, mümkün olan en geniş ölçekte insanlar tarafından kullanılabilecek bir iyileştirme ve geliştirme sürecidir (bakınız Sayfa 45, Şekil 2.1). Dolayısıyla evrensel tasarım, yaşlı ve engelli insanların da içinde yer aldığı çok daha geniş bir topluluğu hedef almakta, erişilebilir ve kullanılabilir ürünleri, hizmetleri ve ortamları teşvik ederek toplumun her üyesine fayda sağlamayı amaçlamaktadır.
Evrensel Tasarım İlkeleri
Evrensel Tasarım Merkezi tarafından 1994-1997 yılları arasında yapılan araştırmalar ve yürütülen projelerin tasarıma yansıyan belki de en önemli çıktılarından biri geliştirilen Evrensel Tasarım Kılavuzu olmuştur. Kılavuz kapsamında tasarımda kapsayıcılığa odaklanan evrensel tasarımın yedi ilkesi bu kapsamda hazırlanmıştır:
Evrensel Tasarım İlkeleri
1. Eşitlikçi Kullanım 2. Kullanımda Esneklik 3. Basit ve Sezgisel Kullanım 4. Algılanabilir Bilgi 5. Hata Toleransı 6. Düşük Fiziksel Efor 7. Yaklaşım ve Kullanım için Boyut, Yer ve Alan
Bu ilkeler, evrensel tasarım yaklaşımını bir tasarım kültürü olarak anlamak açısından yol gösterici nitelikte olup kavramsal olarak taşıdığı sosyal eşitlik ögesi ve performans temelli olması nedeniyle erişilebilirlik kavramından farklılaşmaktadır. Erişilebilirlikte olduğu gibi teknik standartlar veya gereklilikler yerine süreci dikkate alan kullanılabilme sonuçlarına dayanmakta, tasarımda doğrudan uygulamaya yönelik öneriler, çözüm önerileri ya da alternatifler ilkeleri yorumlayacak tasarımcıya bırakılmaktadır.
Eşitlikçi Kullanım
Her kullanıcıya mümkün olduğunca aynı, bu sağlanamıyorsa eşdeğer olarak eşit ve adil bir kullanım olanağının sağlanmasını öngören bu ilke tasarımların farklı yetenek düzeyindeki kişilere pazarlanabilir ve kullanılabilir olmasını sağlamaktadır.
Kullanımda Esneklik
Ürün ve ortam tasarımlarının, geniş kişisel tercih ve yetenek düzeyi yelpazesine hitap etmelerini kapsamaktadır. Bu esneklik, kullanım metodu ile ilgili seçenekler sunarak kullanıcının hassas ve kesin iş yapmasını, kullanıcıların kendilerine uygun tercih yapmalarını kolaylaştırmaktadır. Mekânsal çözümlerde kullanıcı tercihine göre sunulan alternatifler ile her gün kullandığımız bilgisayar klavyelerindeki tuşların ergonomik yapısı kullanımı rahatlatmaktadır.
Basit ve Sezgisel Kullanım
Kullanıcının deneyimine, bilgisine, diline, yetenek düzeyine veya dikkat seviyesine bakılmaksızın tasarımın kullanım biçiminin kolay kavranmasını temel almaktadır. Bu durum tasarımda gereksiz karmaşanın yok edilmesi ve ürünün kullanıcıların beklentileri, sezgileri ve içgüdüleri ile uyum içinde olmasının sağlanmasıyla mümkün olmaktadır.
Algılanabilir Bilgi
Engelli kişilerin gereksinim duyduğu iletişim biçimi önem kazanmaktadır. Bu yüzden tasarım, kullanımla ilgili gerekli bilgiyi, kullanıcıya çevre koşullarından ve kullanıcıların duyusal yetenek düzeylerinden bağımsız olarak ve etkili bir şekilde iletmelidir. Bilgi görsel, sözel ya da dokunsal gibi çeşitli şekillerde sunulabilir.
Hata Toleransı
Tasarım potansiyel bütün kullanıcıları muhtemel tehlike ve kazalara karşı korumakta, öngörülmeyen durumlar ile istenmeden ya da kazara yapılan hareketlerin doğuracağı tehlikeler veya olumsuz sonuçları en aza indirmektedir. Her durumda tehlike ve hatalara karşı uyarı ve ikaz sistemleri sağlanmakta, dikkat gerektiren durumlarda bilinçsiz kullanım ve “yanlış yapılmasını olanaksız kılan” özellikler tehlikeyi önlemektedir.
Düşük Fiziksel Çaba
Tasarım konforlu, verimli, rahat ve mümkün olan en az düzeyde çaba sarf ederek kullanılmaktadır. Kullanıcıların kullanım sırasında vücut pozisyonları korunmakta ve kabul edilebilir bir güç harcanmaktadır.
Yaklaşım ve Kullanım İçin Yeterli Boyut, Yer ve Alan
Kullanıcının vücut ölçüsü, duruşu veya hareketliliğinden bağımsız olarak ancak ona uyum gösterebilecek yaklaşım, erişim ve kullanım için uygun boyut ve alan sağlanmaktadır.