AÖF Soru Bankası

Engellilik ve Erişilebilir TasarımÜnite 1 Özeti

Dünyada ve Türkiye’de Engellilik

GİT311U-ENGELLİLİK VE ERİŞİLEBİLİR TASARIM

Ünite 1: Dünyada ve Türkiye’de Engellilik

Giriş

Engellilik insanlık var olduğundan beri var olan, farklı terimlerle ifade edilen bir kavramdır. Engellilik sağlık bilimleri, toplum bilimleri, eğitim bilimleri gibi pek çok disiplin alanının konusudur. Sağlık bilimleri açısından bakıldığında bireylerde hastalık, bozukluk, eksiklik terimi kullanılır. Toplum bilimleri açısından bakıldığında engellilik terimi kullanılır. Eğitim bilimleri açısından bakıldığında ise yetersizlik kavramı kullanılır. Ancak tüm bu terimlerin odağında BİREYSEL FARKLILIKLAR vardır. Dolayısıyla çoğu zaman toplum yaşamında insanlar bireysel farklılıklarıyla anılır.

Engellilik Kavramı ve Tarihçesi

Engellilik tanımında da anlaşılacağı gibi farklılıkları nedeniyle desteğe gereksinim duyan kişiler ENGELLİ olarak adlandırılmaktadır. İnsanlık var olduğundan beri bireyler arasındaki farklılıklar dikkat çekmiştir. Bireylerdeki bu farklılıklar kimi zaman fiziksel özelliklerinde, kimi zaman duygusal, davranışsal kimi zaman da duyusal ve zihinsel özelliklerinde gözlenmiştir. Fiziksel özelliklerde görülen farklılıklar genellikle sakat kavramıyla ifade edilmiş, duygusal ve davranışsal farklılıklara akıl hastalıkları ya da psikiyatrik bozukluklar olarak bakılmıştır. Bireylerin duyusal özelliklerindeki farklılıkları görme ve işitme duyularının işlevlerinin yerine getirilmesindeki farklılıklar, zihinsel özelliklerdeki farklılıklar ise zihinsel yetersizlikler ya da üstün zekâlılık olarak gözlenmiştir.

Bireysel Farklılıklar

Bireysel farklılıklar bireyi başkalarından ya da diğer bireylerden ayıran özellikleridir. Bireyin bedensel yapılarında ya da davranışlarındaki farklılıklar; onların diğer insanlardan farklı olarak algılanmasına yol açmakta ise bu farklılığa birey sel farklılıklar denir. Bireylerdeki farklılıklar toplumda çoğunluğu oluşturan bireylere ilişkin normların dışında olduğunda dikkat çeker. Daha da ötesi bu bireylerin farklılıklarını kabul etmeleri güçleşir. Bazı farklılıklar ise diğer bireylerin hiç dikkatini çekmez. Öyleki bazen bu farklılıkları onların toplum içinde ilgi çeken özellikleri ya da özel yetenekleri hâline gelebilir.

Zedelenme

Zedelenme “bireyin psikolojik, fizyolojik, anatomik özelliklerinde geçici ya da kalıcı türden bir kayıp, bir yapı ya da işleyiş bozukluğudur”. Zedelenme doğum öncesi, doğum sırasında ya da çarpma, düşme, yaralarma, kaza, hastalık vb sonradan meydana gelen durumlar nedeniyle olabilir.

Yetersizlik

Yetersizlik, zedelenme sonucunda bireyin belli görevleri sergilemesinde ortaya çıkar sınırlılıklardır. Yetersizlik, birey için önemli bir dezavantaja neden olan önemli işlevsel sınırlılıklar için geniş ve genelleştirilmiş bir etikettir. Önemli işlevsel sınırlılıklar:

(a) İnsan işleyişindeki bir yetersizliği veya kısıtlamayı yansıtır. (b) Birey için önemli bir dezavantajı temsil eder. (c) Bağlamsal değişkenlerden etkilenir. (d) Müdahaleler ve destekler yoluyla veya fırsatların, eşitliğin ve katılımın önündeki engellerin azaltılması yoluyla hafifletilebilir, bir başka deyişle azaltılabilir veya hafifletilebilir.

Engelliliğin Tarihçesi

Engelli insanlar tarih boyunca var olmuşlardır. Toplumların bu bireylere bakış açısı incelendiğinde dünyada yaşanan bazı olayların bu bakış açısının farklılaşmasında dönüm noktası oluşturduğu görülmektedir. Özel gereksinimli bireyler önceleri, eğlence aracı olarak kullanılan kişiler veya uğursuz varlıklar olarak görülmüştür. Özel gereksinimli bireye karşı sergilenen bu tutumlar, 15. ve 16. yüzyılda Rönesans’ın etkisiyle olumlu yönde değişmiştir.

Engelli bireylerin toplumdan soyutlanması, dışlanması daha da ötesi ölüme terk edilmelerinin yerini bakım ve yardım almıştır. Ancak 1700’lü yıllara gelindiğinde eğitimlerine ilişkin ilk girişimler başlamıştır. Yine de önceleri onların hasta oldukları ve iyileştirilmeleri gereğinden yola çıkılmış, ancak sonradan yaşam becerilerinin kazandırılmasına ağırlık verilmiştir. Özel gereksinimli çocukların eğitimi başlangıçta işitme engelli ve görme engelli bireylere yönelikken 1799’da Fransa’nın güneyindeki Averon ormanlarında çiftçiler tarafından ölmek üzere olan bir çocuk bulunur. Çocuğu bulan çiftçiler çocuğu Jean-Marc Gaspard-Itard adlı işitmeyen çocukların tedavisinde çalışan bir uzmana götürürler. Itard ona ormanın vahşi çocuğu Victor adını verir. Victor çevresel yoksunluk sonucu zekâ geriliği olan bir çocuktur.

Engelli Politikaları ve Yasal Düzenlemeler

Engelli bireylere yönelik politikaların geliştirilmesi, bu politikaların hayata geçirilmesi konuları ülkenin sağlık, eğitim, sosyal ve istihdam politikalarıyla ilişkilidir. Türkiye’de diğer alanlarda olduğu gibi engelli politikalarının belirlenerek yaşama geçirilmesi kalkınma planlarında yerini bulmaktadır.

Uluslararası Sözleşmelerde Engelliler

Dünyada engellilerin haklarını, geliştirmeleri, korumaları ve kullanmalarına yönelik uluslararası sözleşmeler bulunmaktadır. Bunlar içerisinde engelli bireyleri ilgilendiren ve Türkiye’nin de imzaladığı anlaşmalar; İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, Çocuk Hakları Bildirgesi, Avrupa Sosyal Şartı ve Engelli Hakları Bildirgesidir.

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 10 Aralık 1948 tarih ve 217 A(III) sayılı Kararıyla ilan edilmiştir. 6 Nisan 1949 tarih ve 9119 Sayılı Bakanlar Kurulu ile “İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin Resmi Gazete ile yayınlanmıştır. Bakanlar Kurulu Kararı 27 Mayıs 1949 tarih ve 7217 Sayılı Resmi Gazete’de yayınlanmıştır. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 30 maddeden oluşmaktadır.


Çocuk Hakları

Çocuk haklarına ilişkin ilk girişimler 1800’lü yılların başlarında yurtlarda barınan çocukları korumak amacıyla başlamıştır. İlk görüşler çocuk haklarının yetişkin haklarından farklı olması üzerine oluşmuştur. Çocuklara özel bir ilgi gösterilmesi gereğinden hareketle çocuk hakları kavramı ilk kez 1924 yılında Cenevre Çocuk Hakları Bildirgesinde yer aldı. Bu bildirgede ilk 5 maddeden oluşan çocuk haklarına yer verildi. Bildirge 1928 yılında Türkiye Cumhuriyeti tarafından imzalanmıştır.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 18/10/21982 tarihinde 2709 Kanun numarasıyla kabul edilmiştir. Şüphesiz Anayasanın tüm maddeleri engelli bireylerin haklarını ayrım gözetmeksizin güvence altına almaktadır. Bununla birlikte bazı Anayasa maddeleri doğrudan engelli bireylere yönelik olarak yazılmıştır. Bunlardan biri Anayasanın 10. Maddesidir. Buna göre “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetmeksizin kanun önünde eşittir.”

Engelliler Hakkında Kanun

Engelliler Hakkında Kanunun, uluslararası Engelli Hakları Sözleşmesinden hareketle oluşturulmuş ve ülkemizin mülki ve idari sistemine göre hazırmış mevzuat metnidir. Engelliler haklarını ilişkin ilk olarak 1/7/2005 tarih 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanun ile kavuşmuşlardır. Engelliler Hakkında Kanunun amacı, “Engelliliğin önlenmesi, engellilerin sağlık, eğitim, rehabilitasyon, istihdam, bakım ve sosyal güvenliğine ilişkin sorunlarının çözümü ile her bakımdan gelişmelerini ve önlerindeki engelleri kaldırmayı sağlayacak tedbirleri alarak topluma katılımlarını sağlamak ve bu hizmetlerin koordinasyonu için gerekli düzenlemeleri yapmaktır.” Buna göre engelliliği önleyici hizmetlerden sosyal güvenliğe kar sunulan hizmetleri geliştirmek ve verilen hizmetlerin koordinasyonunu sağlamaya yönelik çalışmaların yapılması için gerekli bir mevzuat düzenlemesidir. Bu kanun engellilerin kendilerini, aileleri ve engellilere hizmet veren tüm kurum ve kuruluşları kapsamaktadır.

Özel Eğitim Hakkında Kanun Hükmünde Kararname

İnsan Hakları Evrensel bildirgesinde ve Anayasamızda belirtilen eğitim hakkı 1997 yılında yürürlüğe giren 573 sayılı Özel Eğitim Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile sağlanmıştır. KHK’nın amacı, özel eğitim gerektiren bireylerin, Türk Milli Eğitiminin genel amaçları ve temel ilkeleri doğrultusunda, genel ve mesleki eğitim görme haklarını kullanabilmelerini sağlamaya yönelik esasları düzenlemektir (KHK, 573). Bu amaçla engelli çocuklara özel eğitim gerektiren birey tanımıyla özel eğitim ve destek hizmetlerin sunulmasına yönelik gerekli düzenlemelere yer verilmiştir.

Engelliler için Hizmetler ve Desteklere Erişim

Engelli bireylere sunulan hizmetler dört başlık altında toplanabilir. Bunlar;

a) sağlık hizmetleri, b) eğitim hizmetleri, c) sosyal ve ekonomik destek hizmetleri, d) bakım ve rehabilitasyon hizmetleridir.

Sağlık Hizmetleri

Engelli bireylerin diğer bireylere göre sağlık hizmetlerine daha fazla gereksinim duyabilmektedirler. Genellikle diğer bireyler kontrol amaçlı ya da hastalandıklarında sağlık kuruluşlarına giderken, engelli bireyler, engel durumlarına göre daha sık hastaneye giderler. Engelli bireyler durumları nedeniyle sağlık kuruluşlarına erişimleri ve sağlık kuruluşları içerisindeki işlemleri gerçekleştirmede diğer bireylere göre daha fazla güçlük yaşayabilmektedirler.

Engelli bireyler sağlık kuruluşlarından hizmet almada öncelik hakkında sahiptirler. Sağlık Bakanlığı kayıtlarında engelli bireyler için “öncelikli” kaydı açılmıştır. Böylece engelli bireyler hastane randevusu almak istediklerinde kendilerine ayrılmış olan kontenjandan yararlanırlar. Poliklinik hizmetleri kaydı için başvurulduğunda kişiler durumlarını ilgililere ileterek öncelik sırasından yararlanabilirler. Engelli bireylerin sağlık kuruluşları içerisinde yapacağı işlemlere daha kolay biçimde yönlendirilebilmeleri için poliklinik kayıt bölümlerinde dikkat çeken bilgilendirici pano tasarımları kullanılabilir.

Eğitim Hizmetleri

Engelli çocukların eğitimi, erken müdahale ve erken özel eğitim programlarından yüksek öğrenime kadar giden süreçte devam eder. Çocuklar 0-3 yaş arasında gelişimlerindeki farklılıklar nedeniyle hastanelerde engelli tanısı alırlar. Bu süreçte en kritik konu çocuklar engelli tanısı alır almaz hiç zaman kaybetmeden müdahale edilmeli ve erken eğitime başlamalarıdır. Özel eğitim hizmetleri yönetmeliğine göre 0-36 aylık özel eğitim ihtiyacı olan çocuklar için erken çocukluk dönemi hizmetleri, ailenin bilgilendirilmesini ve desteklenmesini de içerecek şekilde yürütülür.

Sosyal Destek Hizmetleri

Engelli bireyler ve ailelerinin, engellilik nedeniyle yaşadıkları dezavantajlı durumların önüne geçmek ve bu konulardaki engelleri kaldırmak amacıyla sosyal destek hizmetlerine yer verilmektedir. Bu hizmetler Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı (ASHB) Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından, yerel yönetimler tarafından ve sivil toplum kuruluşları tarafından sunulabilmektedir.

Bakım Hizmetleri

Bakım hizmeti, günlük hayatını sürdürme sürecinde bakıma ihtiyacı olan engelli bireylerin kişisel bakım ve psiko-sosyal destek hizmetlerini ifade etmektedir. ASHB tarafından engelli bireylerin sevgi ve ilgi gördükleri aile ortamından kopmadan yaşamını sürdürebilmeleri öncelikli hedeftir. Bunun mümkün olmaması halinde ise engelli bireylere yönelik kurumsal bakım hizmetleri sunulmaktadır.


Geleceğe Yönelik Eğilimler

Türkiye Cumhuriyeti Devletinin imzaladığı uluslararası sözleşmeler, Anayasa ve ilgili yasalar gereğince engelli bireylerin toplum yaşamına tam katılımlarının sağlanmasında EŞİTLİK ve ADİL kullanım hakkı ön plandadır. Bu amaçla Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve 5378 Sayılı Engelliler Hakkında Kanunun gereklerine uygun olarak 2030 Engelsiz Vizyon belgesi hazırlamıştır. Vizyon belgesinde içermesi ve erişilebilir toplum, hakların korunması ve adalet, sağlık ve iyilik hali, kapsayıcı eğitim, ekonomik güvence, bağımsız yaşam, afet ve insani bakımdan acil durumlar ile uygulama ve izlemeye ilişkin hedefler belirlenmiştir.

Kalkınma Hedefleri-Erişilebilirlik

Engelsiz Vizyon Belgesi fiziksel, zihinsel, ruhsal ve duyusal yetilerinde çeşitli düzeyde kayıplarından dolayı topluma diğer bireyler ile birlikte eşit koşullarda tam ve etkin katılımı kısıtlayan tutum ve çevre koşullarından etkilenen kişiler ve ailelerini kapsamaktadır (. Bu belgeyle ülkemizin engellilere ilişkin gelecek politikalarının oluşturulması hedeflenmektedir.

Engellilerin İstihdamı

Engellilerin yasal hakları, eğitim ve sosyal desteklerden yararlanarak toplumda bir yer edinmelerinin temel koşullarından biri bir iş ve meslek sahibi olarak çalışma yaşamına katılmaktır. Onbirinci Kalkınma Planında engellilere sunulan sosyal hizmetlerin çeşitlendirilmesi, eğitime, sosyal hayata ve iş gücü piyasasına katılımına yönelik politikaların sürdürüldüğü belirtilir. Madde 572 ise tamamen Engellilerin iş gücüne katılımı ve istihdamı artırılmasını hedefler. Bu maddenin alt maddelerinde engellilerin mesleki eğitimi ve istihdamına yönelik öneriler yer alır.

Yardımcı Teknolojiler

“Yetersizliği olan bireylerin var olan potansiyellerinin tamamını kullanabilmelerini sağlayan, yetersizliklerinin engele dönüşmesini önleyen araçlar yardımcı teknolojiler olarak tanımlanmaktadır.” Yardımcı teknolojiler bireyin yetersizliklerini olabildiğince aza indirerek engelli karşılaşmasını önleyici araçlardır. Bir başka deyişle özel gereksinimli bireyin çevresiyle olan etkileşimindeki yetersizlikleri telafi etmek için kullanılan araçlar olarak tanımlanmaktadır. Yardımcı teknoloji, özellikle engelli kişiler, yaşlanan nüfus ve bulaşıcı olmayan, süreğen hastalıkları olan kişilerin toplum yaşamına dahil edilmesini ve katılımını sağlar, teşvik eder. Yardımcı teknoloji ürünlerinin birincil amacı, bir bireyin işlevselliğini ve bağımsızlığını korumak veya geliştirmek, böylece refahını artırmaktır. Aynı zamanda insanların sağlıklı, üretken, bağımsız ve onurlu bir yaşam sürmesini ve eğitime, iş gücü piyasasına ve sivil hayata katılmasını sağlar.

Yardımcı teknoloji araçları; tekerlekli sandalye, protez ve ortezler, mobil uygulamalar, özel olarak geliştirilmiş yazılımlar, akıllı telefon, tablet bilgisayarı gibi teknolojik donanımlar, vücut organlarının kullanımını kolaylaştıran

aparatlar, resimli kartlar, Braille ile özel olarak yazılmış kitaplar, sesli kitaplar gibi sıralanabilir.

Yardımcı Teknolojilerin Sınıflandırılması

Toplumun pek çok alanında kullanılan teknolojiler, engellilerle ilgili alanlar söz konusu olduğunda yardımcı teknolojiler (Assistive Technology) olarak adlandırılır. Genel olarak yardımcı teknolojiler üç kategoride sınıflandırılır. Bunlar;

a) düşük düzey teknolojiler, b) orta düzey teknolojiler, c) yüksek düzey teknolojilerdir.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında