AÖF Soru Bankası

Eğitici İçerik TasarımıÜnite 6 Özeti

Yaratıcı İçerik Geliştirme

GİT308U-EĞİTİCİ İÇERİK TASARIMI

Ünite 6: Yaratıcı İçerik Geliştirme

Giriş

Sanatçı ve tasarımcı iletmek, yansıtmak istediği içeriği somutlaştırırken yaratıcı süreçlerden geçer. Bu süreç ifade biçimi ve çevreyi de kapsar. İçeriğin geliştirilmesi yaratıcılığın temel amacıdır.

Yaratıcılık Nedir?

Bir konu, bir deneyim, bir bilgi aktarımı için yapacağınız sunuma başlarken hitap edilen kitleyi öncelikle bir görselle karşılaştırmak yaratıcı bir yöntem olabilir. İçeriği bu şekilde sunmak ilk olarak hitap ettiğiniz kitlenin başka bir deyişle görseli alımlayanın ilgisini çekmeyi sağlar. İkinci olarak ise alımlayanları, görseller üzerine soru sorarak ayrıntılı incelemeler yaparak, konuya dahil olmaya, sorgulamaya, farklı olasılıkları düşünmeye sevk eder. Son olarak ise görsel belleği de işe koşarak daha kalıcı bir aktarım ve etkileşim sağlayabilir.

Yaratıcılık icatlar, buluşlar, bilimsel araştırmalar, psikoloji, edebiyat, görsel sanatlar, iş yönetimi, pazarlama ve bunun gibi farklı alanlarda çeşitli şekillerde karşımıza çıkar. Yaratıcılık çok boyutluluğu içerir. Çoğunlukla farklı kalıpların dışına çıkma, ana yoldan ayrılma, alışılmış düşünce zincirlerinden kurtulma, değişik bakış açılarıyla düşünme, sınırların dışına çıkma, geleneksel yolların dışında düşünme, üretici düşünme şeklinde tanımlanır.

Yaratıcılık öğrenme gibi beynin farklı bölgelerinde sinir hücrelerinin iletişimleriyle gerçekleşir. MRI (Manyetik rezonans görüntüleme, tomografi) çalışmalarıyla görsel, sözel, bedensel yaratıcılığın yansıdığı becerilerin beynimizin hangi bölgelerinde nasıl geliştiği izlenebilmektedir.

Yaratıcılığın beynin hangi bölümünde geliştiğine yönelik pek çok araştırma ve sav ortaya atılsa da genel olarak uygun eğitim ortamlarının, materyallerin ve yaratıcı öğretim yöntemlerinin yaratıcılık ve düşünme becerilerinin gelişimine katkı sağladığı söylenebilir. Yaratıcılık her ne kadar sağ beynin uzmanlaştığı bir alan olarak görülse de insan beyni birbiriyle ilişkili ve iletişimde olan iki lobdan oluşur. Her lobun kendine özel işlevi olduğu gibi birbirini tamamlayan işlevleri de vardır. Sol lob daha analitik bir yaklaşımda mantıksal ve organize iken okuma, matematik ve mantıksal düşünmede uzmanlaşmıştır. Sağ lob ise yaratıcı beceriler, uzamsal farkındalık ve görsel hafıza konusunda gelişmiştir.

Yaratıcılık konusunda zekâdan sıklıkla bahsedilir. Yaratıcı kişinin yüksek zekâya sahip olması gerektiğine ilişkin bir inancın varlığından söz edilebilir. Yapılan bilimsel araştırmalar zekâ testlerinin yüksek değerde oluşunun, bireyde yüksek yaratıcı beceri özelliğinin de var olduğunu garantilemeyeceğini söyler.

Yaratıcılık, tutum, süreç, ürün, beceri, kişilik özelliklerinin birleşimi ve bununla birlikte çevresel koşulların bir sonucu olarak da açıklanabilir.

Yaratıcı Birey

Yaratıcı kişilerin kalıtım, eğitim ve çevre koşullarından bağımsız bir şekilde kullanılan bir takım ortak yöntem ve davranışlar sergilediği söylenir. Bu özellikler şu şekildedir: Farklı olmayı göze alabilmek, yargılamayı geciktirebilmek, esnek düşünebilmek, spontan düşünebilmek, kavram oluşturabilmek, kavramları ilişkilendirebilmek, hayal gücü, konuya odaklanabilmek. Söz konusu yöntem ve davranışları daha ayrıntılı inceleyecek olursak; farklı olmayı göze alabilmek için bireyin özgüven duygusuna sahip olması ve mükemmeliyetçilikten vazgeçebilmesi beklenir. Birey, kendini mükemmeliyetçilik gibi yüksek bir kriterin baskısında hissetmediği takdirde yeni şeyler denemekten ve söylemekten kaçınmaz. Diğer yandan yaratıcı birey bir an önce başarma isteğine kapılmadan karmaşaya ve belirsizliğe tahammül edebildiği, düşünceleri yargılamadan ve hızla sonuçlandırmadan analiz edebildiği, bekletebildiği sürece yeni düşünce ve kavramlar üretmeye daha açıktır.

Yaratıcı Düşünme Süreci

Yaratıcılık yalnızca bir sonuç, ulaşılan bir yer değil, bir süreç, bir yolculuktur aynı zamanda.

Yaratıcı düşünme süreci, yeni fikirler oluşturabilmek için öncelikle yeterli alan bilgisine sahip olmayı, problem, geliştirilmesi beklenen durum ya da mevcut durumun eksiklerini iyi belirlemeyi, bu problemi farklı açılardan düşünerek, tekrar bilgi toplamayı, araştırma yapmayı, çözüm önerileri üretmeyi ve bu önerileri başkalarıyla paylaşmayı kapsar.

Yaratıcı düşünme süreci; hazırlık, kuluçka, fikrin doğması, fikrin geliştirilmesi aşamalarından oluşur: Hazırlık, konuyla ilgili bilgi ve malzemeleri toparlayıp düzenleme süreci olarak değerlendirilir. Bu evreyi izleyen kuluçka evresi, kısa sürebileceği gibi uzun da sürebilir. Konuya odaklandıktan sonra araya giren başka uğraşılar, gözlemler, düşünceler kısaca deneyimler peşinde olduğumuz fikrin ortaya çıkmasına ve farklı ilişkiler kurmamıza vesile olabilir. Kuluçka evresi çoğunlukla hayatın rutini içinde bir zorunluluk olarak ortaya çıkar. Bu evredeki herhangi bir çağrışım, bilinçli ya da bilinçaltında konuyu düşünürken ortaya çıkan bir uyarı, fikrin doğmasını sağlar. Bu nedenle fikrin doğması aşaması bazı kaynaklarda aydınlanma olarak da adlandırılır ve çoğunlukla aniden gerçekleşir. Bu nedenle bir konu üzerine sürekli çalışmak yerine bilinçli aralıklarla kuluçka evresine zaman yaratarak üzerinde çalışmayı sürdürmekte fayda olabilir. Ortaya çıkan her fikir eyleme geçmek için uygun olmayabilir. Bu nedenle ortaya çıkan fikirlerin geliştirilme süreci, zayıf ve geliştirilebilir durumları belirleyip tamamlamamızı sağlar. Bu aşamalar döngü halinde sürebildiği gibi bazılarının atlanmasıyla da döngü tekrar edebilir.

Yaratıcı düşünme süreçleri her ne kadar farklı isimlerde, aşamalarla gerçekleşen bir süreç olarak açıklansa da bu


süreç doğrusal ve hiyerarşik bir biçimde işlemeyebilir. Yaratıcı içerik geliştirirken bu aşamalar belirli bir sırayla ya da oldukça dağınık ve karmaşık bir şekilde işleyebilir. Burada önemli olan içerik geliştirmede, yaratıcı sürecin zamanla, uygulamayla, deneyimle olgunlaşan, ortamdan bağımsız olmayan, geliştirilebilir bir yapıda olduğunu kavramaktır. Ayrıca yaratıcı içerik geliştirme yalnızca yaratıcı düşünme becerileriyle sınırlı değildir. Örneğin eleştirel düşünme, çok yönlü düşünme, empati kurma gibi özelliklerimizi genişletebildiğimiz kadar yaratıcı düşünme becerimiz de bununla birlikte gelişebilir.

Yaratıcılık çeşitli düşünme yetilerinin bir bütünü olarak değerlendirilir. Bu bütünü oluşturan parçalar ise bilişsel düşünme, bellek, ıraksak düşünme, yakınsak düşünme, eleştirel düşünmedir. Şekil 6.2 de gösterildiği gibi yaratıcı düşünme, düşünme yetilerinin bir bütünü olarak düşünülebilir.

Yaratma Sürecini Olumsuz Yönde Etkileyen Faktörler

Yaratıcılık kavramına ilişkin kalıp yargıların yaratıcılığı olumsuz yönde etkilemesinin yanı sıra, yaratma sürecini olumsuz yönde etkileyen faktörler, öznel (kişisel etkenler) ve nesnel (toplumsal ve örgütsel etkenler) olmak üzere sınıflanabilir. Özgüven eksikliği, korku, saplantı, alışkanlıklar, tembellik, esnek olamamak, kalıp davranışları, benimsemek, kararsızlık bağımlılık, cesaretsizlik, kişisel etkenlerdir. Çevre, aile, medya, eğitim, normlar, ahlâki değerler, toplumsal etkenlerdir. Hiyerarşi, otoriter yönetim, baskı, güvensizlik, yersiz eleştiri, ciddilik tutkusu, örgütsel etkenlerdir.

Bentley yaratıcılığı engelleyen görüşleri paketlenen dokuz kutu metaforuyla açıklar. Bunlar; zaman kısıtlaması, çevredeki bulanıklık, risk içeren alanlar, mükemmeliyetçilik, durgun sular, doğru ya da yanlış saplantısı, kendimize dair kehanetler, tek doğru cevap ve hesap çizgisi bu kutulara vermiş olduğu isimlerdir.

Bentley yaratıcılığa giden tıkanıklıkları aşmak için farklı şeyler yapmayı, hayal kurmayı, kelimeleri araştırmayı, diğerlerinden fikir almayı, bir çocuk oyunu oynamayı, sessiz TV izlemeyi, zamanla yoğunlaşmayı (bir saat çalışıp on dakika, on dakika çalışıp bir saat mola vermeyi denemek gibi), farklı tatlar, sesler ve kokularla duyuları uyandırmayı, farklı malzemelerle yazılar yazmayı, ilk adımı sol ayakla atmaya ya da normalde kullanmadığımız elinizi kullanarak bir topu havada tutmaya çalışmak gibi rutinleri bozacak kendi otoritemizi sarsacak eylemlerde bulunmamızı önerir.

Yaratıcı Edim

Yaratıcı düşünmenin cisimleşme süreci yaratıcı edim olarak açıklanabilir.

Yaratıcı edim, başka bir deyişle sanatsal ifade, duyuşsal ve görsel izlenim öğeleriyle düşünme ve uygulama sürecidir. Buna imgelerle düşünme de denilebilir. Bu süreç belirli aşamalarla ilerlemez, bir bütün içinde karmaşık ve etkileşimli olarak gelişir. Sanatsal yaratım duyular, ussal

süreçler ve anlatım olmak üzere üç öğeden oluşur. Ussal süreçler imge, algı, bellek, imgelem ve kavramları kapsar. Anlatım/ifade/edim ise ussal sürecin malzemeyle bütünleşerek dışa vurulmasıdır. Örneğin görme duyumuzla algıladığımız bir kuş başka bir deyişle algılama eylemindeki görünen görsel bir imgedir. Zihin bu imgeyi kaydeder ve gözlerimizi kapattığımızda zihnimizde bu kuşu görebiliriz ya da her hatırlamak istediğimizde zihnimizde canlandırabiliriz. İmgeleri bu şekilde çeşitli canlılık derecelerinde yeniden canlandırabilen güç de bellektir. Yeniden canlandırılan ve birbiriyle ilişkilendirilen, çeşitli düzenlemeler kurabilen yetiye de imgelem diyebiliriz. Düşünceleri resimleştiren başka bir ifadeyle cisimleştiren şey imgelem gücüdür. Sanat ve tasarımda imgeler, simge (sembol imgeler), metafor, benzetme ve mecaz gibi yöntemlere başvurularak aktarılır. Simgeler imge halinde algılanan şeye verilen form, biçim ya da kavramsallaştırılmış işaret olarak değerlendirilebilir. Forma yüklenen anlam ve öznellik ise benzetme yoluyla, metaforlar aracılığıyla kavramlar/görseller arasında çeşitli ilişkilerin kurulmasıyla mecaz yaratılır.

Biçim İçerik İlişkisi

Tasarımda ve sanatta yaratıcılıktan söz ederken tıpkı estetik alanının işaret ettiği gibi yaratıcılık biçim ve içerik diyalektiğinde değerlendirilebilir. Bu konuda Kagan, sanatta yaratıcılığın içsel ve dışsal olarak iki şekilde karşımıza çıktığını belirtir: “Birincisi, pratik-zihinsel etkinlik olarak; yani yaşamın imgesel modelini çizecek yolda, hayal gücünün yaratıcı etkinliğini bir sonucu olarak. İkincisi, pratik-maddi yaratım olarak; yani taştan, metalden, seslerden, sözcüklerden, vücut hareketlerinden, vs., sanatsal bir içeriğin nesnel taşıyıcısını var edecek biçimde, emeğin özel bir biçimi olarak. Bu birincisinde, sanatın içsel biçimi, yani sanatın içeriğinin imgesel olarak somutlaştırıcı; ikincisindeyse, sanatın dışsal biçimi, yani sanatsal imgenin maddi gövdesi ortaya çıkar”.

Yaratıcı edim sürecinde biçim içerik tarafından belirlenir ve bir süreklilik içinde içerik de biçimi belirlemeye devam eder. Biçim, içerik ve öznenin birbirinden ayrılmaz bir şekilde etkileşim ile canlı bir organizma gibi etkili, başarılı bir şekilde bir araya gelmesiyle organik bütünlük oluşur. Yaratma sürecinde ilk fikir gelişimi, üç bileşenden herhangi birinde, herhangi bir sıralamayla gerçekleşebilir. Özne ögesi, sanat ya da tasarım ürününün ne olduğu sorusunun karşılığıdır, konusu, odağı ya da görüntüsüdür. Biçim öğesi sanat/tasarım ürününün ya da kompozisyonun nasıl gerçekleştiği sorusuna yanıt arar. İçerik se sanatçının niyeti, iletişimi veya işin arkasındaki anlamı ortaya çıkaracak olan neden sorusuna yanıt arar.

Yaratıcı İçerik Geliştirme

Her düşünmenin bir amacı vardır. Her düşünme en az bir soru doğurur, bilgiyi ve kavramları gerektirir, yorumları, varsayımları, çıkarımları, farklı bir bakış açısını içerir. Bütün içerik mantıksal olarak onu oluşturan diğer parçalarla ilişkide olduğundan bir içeriği anlamak onu oluşturan tüm parçalarıyla ve bu parçaların birbiriyle


ilişkisini çözümleyebilmekten geçer. İçerikler kavramlarla organize edilir. Eğer bir kavramı bir şey üzerine düşünürken kullanabiliyorsak, derinlemesine öğrenebildiğimizi başka bir deyişle uygulamaya yansıtabildiğimizi söyleyebiliriz. Bundan dolayı, “demokrasi kavramını öğrenmek bir grup insanın demokratik olarak işlevde bulunup bulunmadığının nasıl çözülebileceğini öğrenmektir.

Düşünme ve tasarlama süreci ile yaratma süreci birbiri ile iç içedir. Her ikisi de bir sorun belirleyerek başlar; araştırma, analiz etme, deneme, geliştirme, karar verme ve uygulama aşamalarından oluşur. Tasarlama eylemi sezgisellik, tümevarımcılık, tümdengelimcilik gibi yöntemler ile birlikte pek çok farklı yöntemlerle gerçekleşebilir. Bu yöntemlerden bazıları; altı şapka, analitik yöntem, beyin fırtınası, çoğaltma, deneme- yanılma, diyalektik, form arama, ikonik yöntem, kanonik yöntem, kavram kullanma, metafor, pragmatik yöntem, soru sorma, storyboarding ve yaratıcı imgelemedir.

Altı Şapka Düşünme Tekniği

Yaratıcı içerik oluştururken farklı bakış açıları geliştirmek için altı şapka düşünme tekniği kullanılabilir. Bu teknik bir konuya ya da duruma farklı bakış açılarıyla yaklaşmak için Edward de Bono (1985) tarafından geliştirilmiştir. Her renkli şapka bir bakış açısını temsil eder. Farklı açılardan, olasılıklardan hareket ederek çoğul düşünme becerisini geliştiren bu yöntem aynı zamanda eleştirel ve yaratıcı düşünmeye hizmet eder. Altı şapkalı düşünme tekniğinin temelinde çok yönlü, eleştirel ve yaratıcı düşünme olması nedeniyle hedef davranışlar en az uygulama, analiz, sentez ve değerlendirme düzeyindedir.

De Bono (1985), bir düşünce tarzının olayın ya nesnenin tamamını görmemizi sağlayamayacağını bunu ancak çok yönlü bir düşünme yoluyla etraflıca düşünerek “yatay düşünme” yeteneği ile gerçekleştirebileceğimizi belirtir. De Bono’ya göre eleştirel düşünme olarak da değerlendirilen bu düşünme biçimi durumu tüm yanlarıyla analiz etmemizi sağlar.

Sinektik Tekniği

Yaratıcı içerik oluştururken düşünme yollarını genişletmek üzere başvurulabilecek bir diğer yol ise sinektik tekniğidir. Terminolojik olarak kökeni Yunancaya dayanan sinektik kavramında yer alan syn: bir araya getirmek ve ectics: farklı unsurlar anlamına gelmektedir. İki kavram arasında benzerlik belirleme süreci olarak tanımlanır. Birbiriyle alakasız parçaları bir araya getirme işlemi olarak tanımlanabilir. Sinektik tekniği anolojilerin kullanımıyla uygulanır. Anolojide iletilmek istenen şey bilinen tanıdık gelen kavramdan yani analogdan, bilinmeyen kavrama yani hedefe aktarılır. Bu tekniğin başarısı temsil edilenin herkes tarafından bilindiği ve anlaşıldığı zaman karşılık bulması ile orantılıdır.

Sinektik düşünmenin bağlantıyı kurarak ve kopararak bilineni belirsizleştirdiği, bilinmeyeni de belirginleştirdiği söylenebilir. Sinektikte bilineni belirsizleştirmek üzere

kullanılan analojiler ise üçe ayrılır: doğrudan, kişisel ve sembolik anoloji. Doğrudan anoloji, karşılaştırma yapmaya ve benzeşime dayanır. Benzerlikleri kurmak için hayvanlar, bitkiler vb. gibi çoğunlukla doğal anolojilere başvurulur. Kişisel anoloji, bireyi kendini bir nesne ya da canlı yerine koyarak hayali olarak, durumun bir parçası olur ve duygu ve düşüncelerini yansıtır. Bir çeşit özdeşleşme tavrı ile düşünme denilebilir. Günlük yaşamdaki nesnelerin kişisel yaşantı aracılığıyla duygu ve anlam yüklenerek öznelleştirilmesi buna örnek olabilir. Sembolik anoloji zıtlıklardan hareket ederek, paradokslar ile ya da benzetmelerden hareket ederek metaforlarla ifade bulabilir. Özgür tutsaklık, akıllı deli ifadeleri paradoks yoluyla sembolik anolojiye örnek verilebilir.

Uygulamalarla İçerik Geliştirme Önerileri

Düşünme ve uygulama birbiri ile iç içe gelişen bir süreçtir. Düşünmenin, malzemeyle birlikte eylemleşmesi ya da cisimleşmesi sanat ve tasarım alanında çeşitli tekniklerin de işe koşulmasıyla gerçekleşir. Bu alanda düşünmek imgeden bağımsız bir eylem değildir, düşünürken el, göz ve hayal gücü birbiriyle iş birliğindedir. Yaratıcı içerik geliştirme sürecinde yaratıcı düşünce ve edimi harekete geçirmek üzere bazı uygulama örnekleri kısaca şöyle açıklanabilir:

Yoğun Eskiz Çizimi

Belardi herhangi bir çözüm getirme iddiasında bulunmayan eskiz çizimlerinin kavramsal bir sürecin yaşandığının iyi bir kanıtı olduğunu ve eskizlerin süreç boyunca düşünmeyi rahatlatan gerçek bir araç rolü üstlendiğini de belirtir. Diğer yandan gözlem yoluyla etüd yaparak çizim ya da düşsel bir çizimi düzenli olarak yapmak; görme, detay bulma, biçimsel farkındalık, kazanmak açısından da yaratıcı edime katkı sağlar.

Söz ve Yazı Sanatlarından İlham Alma

Söz ve yazı sanatlarından ilham alınarak içerik geliştirilebilir. Masal, efsane, şiir, aforizma vb. metinleri okuyarak, bizde uyandırdığı imgesel, kavramsal, duygusal etkiyi görsel bir dile nasıl taşıyabileceğimiz üzerine çalışmalar yapabiliriz. İlginizi çeken şiir ve kavramsal konuları ilham almak için arayabilirsiniz.

Gündelik yaşam

Gündelik yaşamda kullandığımız, karşılaştığımız nesneler ya da malzemelerle, (bir bilet olabilir, renkli bir ambalaj, bitki fosili, bir reklam sayfası, yağlı fırın kâğıdı, çay, kahve, zerdeçal vb.) asamblaj tekniğinde ya da karışık malzeme tekniğinde görselleştirmenin farklı yollarını deneyebiliriz. Bu deneysel çalışmalar ilişkisiz nesnelerle ilişki kurma, esnek düşünme, malzemeyle birlikte düşünerek uygulama gibi pratikleri geliştirebilir. Bir tiyatro oyunundan sahne, bir konserden ritim, mutfaktan gelen kokunun çağrışımı gibi günlük yaşam içinden pek çok konuya odaklanıp görsel günlüğünüze yansıtabilirsiniz.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında