AÖF Soru Bankası

Eğitici İçerik TasarımıÜnite 3 Özeti

İçerik Sunumunda Öğrenme Kuramlarından Yararlanma

GİT308U-EĞİTİCİ İÇERİK TASARIMI

Ünite 3: İçerik Sunumunda Öğrenme Kuramlarından Yararlanma

Giriş

İçerik sunumu sırasında öğrenme kuramlarından yararlanmak, bir konuyu etkili bir şekilde iletmek ve katılımcıların konuyu anlamalarını sağlamak için önemlidir. Öğrenme kuramları aracılığıyla bilgiler daha etkili bir şekilde iletilebilir, ilgili kuramlara dayanarak, katılımcılara bilgileri daha iyi anlamalarına yardımcı olacak şekilde sunum yapılabilir.

Davranışçı Öğrenme Kuramları ve İçerik Sunumu

Davranışçı öğrenme kuramları, öğrenmenin çevresel uyarıcılara ve tepkilere dayalı bir süreç olduğunu vurgular ve bu nedenle gözlemlenebilir davranışların üzerine odaklanır. Bu kuramlar, bireylerin davranışlarını çevresel etkiler ve tekrarlar yoluyla kazandıklarını savunur.

Klasik Koşullanma: Pavlov

Klasik koşullanma, bir organizmanın çevresel uyaranlar arasındaki ilişkileri öğrenerek belirli bir tepkiyi kazanması sürecini tanımlayan bir öğrenme türüdür. Bu tür öğrenme, Ivan Pavlov’un ünlü deneyleriyle öne çıkmıştır.

Pavlov ilk olarak metronomla ses vererek köpeğin tepkisini ölçmüştür. Köpek bu uyarıcıya sadece kulaklarını dikerek başını çevirmiştir. Sonrasında ise et tozu içeren bir yiyecek verilmiştir. Ses ile eti birkaç kez art arda verdikten sonra artık sesi tek başına verdiğinde de köpeğin salya tepkisi gözlemlenmiştir

Klasik koşullanmaya göre tasarlanan bir öğrenme sürecinde koşullanmanın meydana gelmesi ya da önlenmesi için göz önünde bulundurulması gereken çeşitli ilkeler söz konusudur. Bu ilkeler aşağıdaki gibidir:

• Bitişiklik: Koşullanma sürecinde, koşullu ve koşulsuz uyarıcıların yakın zaman aralıklarıyla sunulması, “bitişiklik” olarak adlandırılır. • Habercilik-Bilgilendiricilik: Klasik koşullanma sürecinin başarılı olabilmesi için koşullu uyarıcının, gelecekte ne olacağını haber verir nitelikte olması gerekmektedir. • Pekiştirme: Klasik koşullanmada, koşulsuz uyarıcı tepkinin oluşumunu tetikleyen ve bir tepkiyi doğuran etkiyi temsil eder. • Sönme: Koşullu uyarıcının tek başına artık koşullu tepkiye neden olmadığı bir öğrenme sürecini tanımlar. • Kendiliğinden Geri Gelme: Şartsız uyarıcılar veya onu çağrıştıran bir uyarıcı, zaman içinde tekrar sunulduğunda şartlı tepki yeniden ortaya çıkabilir. • Genelleme: Bir organizmanın koşullu tepkisi, koşullu uyarıcı olan sese benzer uyaranlara karşı da gösterilmektedir • Ayırt etme: Organizmanın koşullanma sürecinde kullanılan koşullu uyarıcıyı diğerlerinden ayırt ederek tepkide bulunma eğilimidir.

Watson ve Guthrie’nin Bitişiklik Kuramları

Davranış kuramcılarından Watson ve Guthrie öğrenmede bitişikliği savunurlar. Watson, Pavlov’un koşullu refleksle ilgili görüşlerini model alarak klasik koşullanmayı, insanın refleksif olmayan karmaşık davranışlarının öğretilmesinde de kullanabilecek temel bir yapı olarak görmüştür. Bu görüşe göre Watson, eğer bir köpek koşullanabiliyorsa bir bebeğin de koşullanabileceğini öne sürmüş ve ünlü Küçük Albert Deneyi’ni gerçekleştirmiştir.

Bitişiklik ilkesi, uyarıcı ve tepki arasındaki çağrışım için zamansal yakınlığın tek önemli koşul olduğunu vurgular. İlk kez uyarıcı ve tepki eşleştiğinde, bu çağrışım oluşur ve ödül ya da ceza, bu çağrışımın gücünü etkilemez (Kimble vd., 1996). Kuramın dayandığı üç ilke bulunmaktadır:

• Çağrışım İlkesi: Bu ilke, öğrenme sürecinin temelinde çağrışımın olduğunu öne sürer. • En Son Tepki İlkesi: Bir uyaranın ardından gelen en son tepki, gelecekteki davranışları daha fazla etkiler. • Tepki Olasılığı İlkesi: Bir uyarıcının bir tepkiyi çağrıştırma olasılığı ne kadar yüksekse, öğrenme süreci o kadar güçlü olur.

Bağlaşımcılık/Bağ Kuramı

1898 yılında Edward Thorndike, uyarıcı-tepki bağlantılarının güçlendirilmesi ve zayıflatılmasında deneyimin rolünü vurgulayan bir öğrenme kuramı ortaya atmıştır; bu bakış açısı bağlaşımcılık olarak adlandırılmaktadır. Buna göre öğrenmenin temelinde uyarıcılar ve tepki arasında kurulan bir bağ vardır ve bu bağın güçlenmesi ya da zayıflaması, davranışların meydana gelmesine ya da yok olmasına neden olmaktadır. Dolayısıyla öğrenme bu bağın kurulmasıdır.

Thorndike yaptığı çalışmalarla üç kanun ortaya koymuştur. Bunlar:

• Hazırbulunuşluk Kanunu: Hazırbulunuşluk, öğrenme ve olgunlaşma sonucu bireyin belli bir davranışı veya tepkiyi verebilecek düzeyde olması durumudur. • Tekrar Kanunu: Bir davranışın sık sık tekrarlanması, bu davranışın öğrenilmesini ve güçlenmesini sağlar. • Etki Kanunu: Etki Kanunu’na göre, bir davranışın bir çevrede tatmin edici sonuçlara yol açtığı durumlarda, bu davranışın o çevrede tekrarlanma sıklığı artar.

Edimsel Koşullanma

Edimsel koşullanma, organizmanın göstermiş olduğu bir davranışın pekiştirilerek tekrar gösterilme ihtimalinin artırılmasıdır. Edimsel koşullanmada, davranışın sonucunda ortaya çıkan ve davranışın tekrar etme olasılığını artırarak olumlu sonuçlar yaratan uyarıcılara ‘pekiştireç’ denilir. Diğer yandan, davranışı izleyen ve davranışın tekrar etme olasılığını azaltan veya belli bir süre


için durduran olumsuz sonuçlar yaratan uyarıcılara ise ‘ceza’ denilir.

Edimsel koşullanmada, bir davranışın sönmesine izin vermek, davranış sıklığının azalmasına yardımcı olabilir. Edimsel davranışlar, organizma tarafından kendiliğinden başlatılan ve sonuçları tarafından kontrol edilen davranışlardır. Bir davranışın, organizmanın hoşuna gidecek bir uyarıcı ile verilmesi ve tekrar etme olasılığı arttırılıyorsa bu olumlu pekiştirmedir. Bir diğer yandan, bir davranışın, organizmanın hoşuna gitmeyen bir uyarıcının ortadan kaldırılmasıyla tekrar etme olasılığı arttırılıyorsa bu olumsuz pekiştirmedir.

İçerik Sunumunda Davranışçı Kuramlardan Yararlanma

Davranışçı öğrenme kuramları, özellikle yetişkinlere yönelik içerik sunumları oluştururken hedeflenen davranışları öğretmek ve pekiştirmek için etkili bir yaklaşım sunar. Davranışçı öğrenme kuramları, öğrenme hedeflerini somut ve ölçülebilir şekilde belirlemeye vurgu yapar. Ayrıca davranışçı kuramlar katılımcıların davranışlarını gözlemlemeyi ve değerlendirmeyi vurgulamaktadır. İçerik sunumu sırasında katılımcıların hangi davranışları sergilediğini takip etmek ve bu davranışları olumlu geri bildirimler, ödüller veya düşük riskli cezalandırma stratejilerini kullanarak pekiştirmek hedeflenen öğrenme ve/veya gelişim amaçlarına ulaşmayı mümkün olur.

Sosyal Bilişsel Öğrenme Kuramı ve İçerik Sunumu

Sosyal Bilişsel Öğrenme Kuramı, bireyin, davranışın ve çevrenin etkileşimini temel alır. Bu kuramın öncüsü olan Bandura, gözlem yoluyla öğrenmenin yaşam boyu gelişim üzerindeki etkisini araştırmıştır. Bilgiyi çevresel girdilerden pasif bir şekilde özümsemek yerine, insanların eylemlerinin sonuçlarını yorumlayarak öğrenmelerini aktif olarak etkilediğini, bunun da çevrelerini ve kişisel faktörleri etkilediğini, sonraki davranışları bilgilendirdiğini ve değiştirdiğini savunur.

Bandura, gözlemsel öğrenme sürecinin dikkat, akılda tutma, yeniden üretim ve motivasyon olmak üzere dört temel unsur tarafından yönetildiğini öne sürmüştür. Dikkat, insanların devam eden modellenmiş faaliyetleri seçici olarak gözlemlediği ve bunlardan çeşitli çıkarımlarda bulunduğu bir süreçtir. Akılda tutma, bilgiyi kurallar ve kavramlar şeklinde dönüştürme ve yeniden yapılandırma ve bilgiyi hafızada saklama sürecini içerir. Yeniden üretim, gözlemlenen gerçek davranışı gerçekleştirme eylemidir. Dördüncü boyut, öğreneni dikkat, uygulama ve akılda tutmaya iten motivasyonla ilgilidir.

Albert Bandura’ya göre, insanların davranışları sadece kendi deneyimlerine değil, başkalarının davranışlarını da model alarak şekillenir. Bir davranışın gerçekleşmesini etkileyen beklentiler ve destekleyiciler olmak üzere iki ana faktör vardır. Beklentiler üç ana kategoriye ayrılabilir: Çevresel beklentiler, davranış sonuçlarına yönelik

beklentiler ve kişinin kendi davranışındaki öz-yeterlik beklentisi. Destekleyiciler, bir davranışın ardından değerli sonuçlar elde edilmesini ifade eder.

Sosyal bilişsel öğrenme kuramına göre, bireylerin kazandığı iki önemli özellik öz-yeterlik ve özdüzenleme olarak öne çıkar. Öz-yeterlik inancı, kişinin motivasyonunu, çaba gösterme isteğini ve zorluklarla başa çıkma yeteneğini etkileyebilir. Öz-düzenleme ise bireylerin kendi davranışlarını planlama, izleme, düzenleme ve değerlendirme yeteneğini ifade eder.

İçerik Sunumunda Sosyal Bilişsel Kuramdan Yararlanma

Sosyal bilişsel öğrenme kuramına göre içerik sunumu tasarlayarak bireylerin sosyal öğrenmeleri gerçekleştirilebilir. Katılımcılara konuyla ilgili rol modeller sunarak veya birebir yaşanmış örnekleri onlarla paylaşarak onların istenilen davranışları veya bilgiyi daha iyi anlamaları ve öğrenmeleri sağlanabilir. Görsel içeriklerden yararlanmak karmaşık kavramların görselleştirilmesi ve bu sayede bilginin basitçe öğretilmesinde kullanışlıdır. Sosyal bilişsel öğrenme kuramı, insanların etkileşimli öğrenmeyi teşvik ettiğini savunur. Katılımcıları etkileşimli bir öğrenme sürecine dâhil etmek için grup tartışmaları, deneyim paylaşımları veya soru-cevap oturumları gibi etkileşimli öğrenme yöntemleri kullanılabilir. Katılımcıları pasif izleyicilerden aktif katılımcılara dönüştürmek önemlidir. Sunumun sonunda, katılımcıların çevre duyarlılığı konusunda somut adımlar atmaları teşvik edilebilir.

Gestalt Kuramı ve İçerik Tasarımı

Gestalt kuramına göre algılama, nesneleri ve deneyimleri bütünsel bir şekilde organize ederek anlamlandırmak ve düzenlemektir. İnsanlar çevrelerini bir düzen içinde görürler. Davranış, kişinin karşılaştığı durumu algılamasına ve durumu kendi amaçları doğrultusunda yorumlamasına bağlıdır. Öğrenme ise bu belirtilen algı ve yorumdaki değişmedir.

Gestalt kuramına göre algısal örgütleme yasaları, nesnelerin ve sahnelerin algısal düzenlenmesini ve anlamlandırılmasını açıklamak için kullanılan temel prensiplerdir. Algısal örgütleme yasaları aşağıdaki gibidir:

Yakınlık Yasası: Yakın olan nesnelerin birbirleriyle ilişkilendirilmesi, algılamada yapısal bir düzeni yansıtır.

Benzerlik: Renk, şekil veya diğer özellikler bakımından benzerlik gösteren nesneleri birbirleriyle ilişkilendirerek algılarız.

Devamlılık Yasası: Bir çizginin veya desenin devamlılığını varsayma eğilimindeyiz.

Şekil-Zemin İlişkisi: Algıladığımız sahneleri birbirine göre ayırt ederiz.

Basitlik Yasası: Diğer ögeler eşit olduğu takdirde, basit, düzenli bir biçimde organize edilmiş şekilleri algılama eğilimindeyiz.


Algısal Değişmezlik: Objeyle ilgili çevresel uyarıcılar değişse de objenin anlamı değişmemekte, obje aynı şekilde algılanmaktadır.

Gestalt psikolojisinin bir temel kavramlarından biri olan “içgörü” özellikle bilişsel süreçlerin anlaşılmasında önemli bir rol oynamıştır. İçgörü, özünde aniden ve beklenmedik bir şekilde bir problemi veya durumu anlama ve çözme yeteneği olarak tanımlanır.

İçgörüsel öğrenme süreci, genellikle üç aşamada gerçekleşir. İlk olarak, bir problem veya görevle karşılaşıldığında, birey “ön çözüm dönemi” olarak adlandırılan bir aşamaya girer. Bu aşama, problemi ve gereken öğeleri değerlendirmeyi içerir. Olası çözüm yollarını düşünerek, zihinsel olarak test ederler ve en uygun çözüm yolunu bulduklarında “aha anı” denilen bir an yaşanır. Bu aşamanın ardından, “çözüm dönemi” başlar ve birey davranışsal olarak harekete geçer.

İçerik Sunumunda Gestalt Kuramından Yararlanma

Gestalt kuramına göre tasarlanan bir içerik sunumunda, bilgileri bağlamlarıyla birlikte sunmak katılımcının daha iyi adapte olmasını sağlamaktadır. Bu, katılımcının bilgileri bir bütün olarak görmeleri için olanak sağlayacaktır. Gestalt kuramı, öğrenmenin aktif bir süreç olduğunu savunur. İçerik sunumunuzda interaktif etkinlikler, problem çözme görevleri veya katılımcıların aktif katılımını teşvik eden unsurlar ekleyerek sunumu daha etkili hale getirebilirsiniz. Gestalt kuramı, öğrenme deneyimini zenginleştirmenin öğrenmeyi daha etkili hale getirebileceğini öne sürmektedir. Bu da içerik sunumunda görsel, işitsel ve dokunsal öğeler kullanılarak yapılabilir.

Bilgiyi İşleme Kuramı ve İçerik Tasarımı

Bilgiyi işleme kuramı, bilginin insan beynine nasıl alındığını, işlendiğini, kaydedildiğini ve hatırlandığını tanımlayan bir kuramdır. Bilgiyi işleme kuramı, insan zihninde öğrenmenin oluşumunu açıklarken üç temel öğeyi vurgular: bilgi depoları, bilişsel süreçler ve yürütücü süreçler. Bu üç öge, çevremizden aldığımız uyarıcıların zihinsel yapıda işlenmesi sırasında birbirleriyle etkileşimde bulunarak öğrenmeyi şekillendirirler.

Çevremizdeki uyarıcıları algılayabilmemiz için duyu organlarına başvururuz. Bu duyu organları, çeşitli uyarıcıları alır ve duyusal kayıt yoluyla bu bilgileri kaydeder. Ardından, dikkat ve seçici algı süreçlerimizi kullanarak, duyusal kayıttan gelen bilgileri seçeriz ve kısa süreli belleğimize aktarırız. Kısa süreli bellekteki bilgilerin daha uzun süreli olarak korunabilmesi için zihinsel tekrarlar yaparız. Bu tekrarlar, bilginin işleyen bellekte anlamlı bir şekilde kodlanması için gereklidir. Bu kodlanmış bilgi, uzun süreli bellekte saklanır. Daha sonra, bu uzun süreli bellekte depolanan bilgiyi işleyen belleğe geri getiririz. İşleyen bellek, bu bilgiyi sinirsel mesajlara dönüştürerek tepki üreticiye ileterek işlev görür. Tepki üretici, bu bilgiyi kaslara ileterek öğrenenin çevresindeki performansını göstermesini sağlar. Tüm bu süreçler yürütücü kontrol tarafından düzenlenir ve kontrol edilir.

Bilgiyi işleme kuramının ilkeleri şunlardır:

• Bilgi, çevreden alınıp zihinsel olarak işlenir, bellekte saklanır ve gerektiğinde kullanılarak çıktı üretilir. • Bilgi, anlamlı bir şekilde kodlanır ve mevcut bilgiyle ilişkilendirilerek öğrenme sağlanır. • Öğrenenler, öğrenme materyalini işlemek ve hatırlamak için farklı stratejiler kullanabilirler. • Bilgiyi işleme kuramı, problem çözme ve eleştirel düşünme becerilerinin bilişsel süreçlerle nasıl ilişkilendiğini araştırır. • Öğrenme materyali ve öğrenme deneyimleri, öğrencilerin bilgiyi işleme yeteneklerini etkileyebilir.

İçerik Sunumunda Bilgiyi İşleme Kuramından Yararlanma

Bilgiyi işleme kuramı, bireylerin bilgileri nasıl aldıklarını, organize ettiklerini ve hatırladıklarını anlamaya yönelik bir çerçevedir. Katılımcıların dikkatini çekmek, bilgiyi işleme sürecini başlatmanın önemli bir adımıdır. İlgi çekici bir hikâye, soru veya ilginç bir istatistik ile sunumunuzun içeriğini oluşturmaya başlayabilirsiniz. Bilgiyi işleme kuramına göre, bilgilerin anlamlı bir şekilde örgütlenmesi, öğrenmeyi artırabilir. Sunumunuzun içeriğini mantıksal bir sıra, kronolojik düzen veya tematik gruplandırma kullanarak düzenlemek katılımcıların bilgileri anlamlı bir şekilde örgütleyerek öğrenmesi için fayda sağlayabilir. Görsel öğeler, bilgileri işleme sürecini destekler. Sunum içeriğinizde önemli noktaları veya karmaşık kavramları anlatan grafikleri, kavram haritalarını vb. kullanarak görsel anlatımı güçlendirebilirsiniz. Bilgilerinizi sunarken, önemli noktaları vurgulamak ve tekrar etmek, bilgilerin uzun süreli bellekte kalmasına yardımcı olabilir.

Nörofizyolojik Kuram ve İçerik Tasarımı

Nörofizyolojik öğrenme kuramı, öğrenme süreçlerini nörolojik ve fizyolojik düzeyde inceleyen bir öğrenme kuramıdır. Bu kuram, öğrenmenin beyin ve sinir sistemi üzerindeki etkilerini araştırarak, öğrenme süreçlerini biyolojik ve nöral faktörlerin ışığında açıklamaya çalışır.

Nörofizyolojik kuramın temsilcisi Hebb’e göre beyin insan zekâsının, güdülenmenin ve öğrenmenin merkezidir. Bu bağlamda Hebb, nöronların ve beynin yapısını ve işleyişini bilmenin öğrenmenin doğasını anlamada ve açıklamada anahtar kavram olduğunu savunmuştur. Bu doğrultuda beyinde öğrenme sonucu oluşan değişiklik ile ilgili olarak iki kavram ileri sürmektedir: Hücre Topluluğu ve Faz Ardışıklığı. Bu kurama göre anlam yükleme örgütleme ve anlamlandırma ile gerçekleşir. Örüntüler, anlamlı bağ ve organizasyonlarla gerçekleşir. Örüntü oluşturmada duygular oldukça önemlidir. Yine bu kurama göre, öğrenme kasıtlı ve kasıtsız süreçlerden oluşur. Her bireyin öğrenmesi farklıdır.


İçerik Sunumunda Nörofizyolojik Kuramdan anladıklarında, daha kalıcı bir öğrenme gerçekleştiği için Yararlanma etkili bir sunum gerçekleştirilmiş olur. Yapılandırmacı İçerik sunumunda Nörofizyolojik kuramdan yararlanırken, kuram, öğrencilerin problem çözme yeteneklerini ve bilgiyi işlerken bilişsel yükü azaltmak için karmaşık eleştirel düşünme becerilerini geliştirmeyi teşvik eder. konular adım adım açıklanabilir veya görsellerle İçerik sunumları, katılımcılara gerçek dünya sorunlarını ele destekleyerek içerik basitleştirilebilir. Bununla birlikte alarak bu yetileri uygulama fırsatı sunabilir. Bununla bilgi bombardımanından kaçınmak ve katılımcıların birlikte yapılandırmacı kuram, öğrencilerin öğrenme dikkatinin sürekliliğini sağlamak için bilgileri sınırlamak sürecine aktif olarak katılmalarını teşvik eder.

ve öncelikli olanları belirlemek fayda sağlayabilir. Soyut veya belirsiz ifadeler, beyin için zorlayıcı olabilir. Sunum içeriğinde açık, somut ve net ifadeler kullanmak katılımcıların bilgileri daha iyi anlamasına olanak tanıyabilir. Katılımcıların duyusal algılarını harekete geçirmek, bilgilerin daha derin bir şekilde işlenmesine yardımcı olabilir. Eğitim materyalleri, öğrenme objeleri veya interaktif simülasyonlar gibi unsurlar içerik sunumunda kullanılabilir

Yapılandırmacı Öğrenme Kuramları ve İçerik Tasarımı

Yapılandırmacılık, günümüzde öğrenme ve öğretim süreçlerine şekil veren bir bilgi felsefesidir. Bu kuram, bilgiyi bireyin temel deneyimlerine dayandırır. Temelde, öğrenenin bilgiyi anlaması ve kullanması sürecine odaklanır. Yapılandırmacılık, öğretimi değil, öğrenciyi ve öğrenme sürecini merkeze alan bir anlayışı benimser. Buna göre, dış dünyadaki bilgiler, bireyin deneyimleri, gözlemleri ve mantıksal düşünme süreçleriyle zihinsel olarak yapılandırılır. Bu bakış açısı, öğrenme sürecini bireysel deneyimlere ve bireyin kendi bilgi yapısını oluşturmasına dayandırarak açıklar.

Yapılandırmacılık kuramının öğrenme ilkeleri şunlardır:

• Bilgi yapılandırılır. • Öğrenme sosyal bir faaliyettir. • Öğrenme aktif bir süreçtir. • Öğrenme bağlamsaldır. • İnsanlar öğrendikçe öğrenmeyi öğrenirler. • Öğrenme zihinde gerçekleşir. • Bilgi kişiseldir. • Motivasyon öğrenmenin anahtarıdır.

Yapılandırmacı kuramda bilişsel, sosyal ve radikal yapılandırmacılık olmak üzere üç farklı yaklaşım vardır. Bilişsel yapılandırmacılık, öğrenmenin öğrencinin bilişsel gelişim aşamasıyla ilişkili olması gerektiği fikrine odaklanır. Sosyal yapılandırmacılık öğrenmenin iş birliğine dayalı doğasına odaklanır. Radikal yapılandırmacılık, öğrenenlerin ve inşa ettikleri bilginin bize gerçek hiçbir şey söylemediği, sadece bulunduğumuz çevrede gerçekleşen işlem ve süreçlerde bazı işlevler görmemize yardımcı olduğu fikrine odaklanır.

İçerik Sunumunda Yapılandırmacı Kuramdan Yararlanma

Yapılandırmacı kuram içerik sunumları, katılımcıların yeni bilgileri mevcut bilgi ve deneyimleriyle ilişkilendirerek anlamalarına fırsat verir. Katılımcılar, bilgiyi daha iyi

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında