GİT305U-GÖRSEL SİSTEM TASARIMLARI
Ünite 5: Sergileme ve Sunum Sistemleri
Giriş
Bilginin hızla arttığı günümüz dünyasında bilginin oluşturduğu içerikler farklı görsel formatlarda izleyiciyle buluşmakta, bu da bilgiye daha çok kişinin erişebilmesini sağlamaktadır. İletişim kanallarının çoğalması, yaygınlaşması ve ilgili ortamlara erişimin kamusal bir hâle gelmesi sonuç olarak daha çok içeriğin daha çok kişiye ulaşmasına olanak sağlamıştır. İçerik ile kişilerin (izleyicilerin) buluşabilmesi her ne kadar büyük bir gelişme ise de zaman içerisinde bu buluşmanın karşılıklı olmasında sorunlar baş göstermeye başlamıştır. Artan bilgi ve kalabalıklaşan dünya nedeniyle içerik ve ilgili kişiler artık rahat kavuşamamaktadır. Bunun temel nedeni sıradan bir insanın takip edemeyeceği kadar çok sayıda içeriğin yer almasıdır. İnsanların bu yoğunluk içerisinde öncelikli içeriğe ulaşması bile başlı başına bir sorun hâline gelmiştir. Şu bir gerçektir ki her zaman için kaynaktakilerin amacı hedef kitleye ulaşmak, hedef kitlenin amacı da doğru kaynaktan beslenmektir. Günümüz dünyasında üretilen her içerik, her ürün ve düşünce hedef kullanıcı grubuyla buluşma amacını taşımaktadır. Bu hem ticari ürün için hem de düşünsel eser için geçerlidir. İçerik ve kullanıcı bir araya geldiğinde uygarlık adına anlamlı bir adım atılmış olmaktadır. Kullanıcının ilgilendiği ya da onu ilgilendiren bir içerikle buluşması, yeni bir gelişmenin temelini oluşturabilir, böylece yeni düşünceler ortaya çıkabilir. Sergileme ve sunum sistemlerine konu olan içerikler de aynı kulvardan ilerlemektedir. Söz konusu ürün, eser ya da düşünceler sergileme ve sunum ile görselleştirilerek kullanıcılara aktarılmaktadır.
Sanat Eseri, Ürün ve Sergi Kavramları
Sanat, insanlığın en önemli kültürel icatlarından biridir. Uygarlığı gelecek kuşaklara taşıyan unsurlardandır. En genel anlamıyla yaratıcılığın ve hayal gücünün ifadesi olarak tanımlanabilir. İnsanlığa ait ilk uygarlık izlerinde dahi sanatın varlığına rastlanmaktadır. İnsan varoluşunu âdeta sanatsal izler bırakarak ifade etmek istemiştir. Pek çok sanat türü ve bunların alt türleri bulunmaktadır. Günümüzde klasik sanatlar ek olarak video art ya da yeni medya olarak adlandırılan alanlar da sanat türlerine katılmıştır. Geniş bir yelpazeye hitap etmesine karşın sanat sözcüğü genelde görsel sanatları tanımlamak amacıyla kullanılır. Sanatsal bir sürecin sonunda ortaya çıkan ürüne sanat eseri ya da kısaca eser adı verilir.
Sanat Eseri ve Ürün
Bilinçli olarak insan elinden veya fikrinden çıkan, sanatsal düşünme sürecinin sonunda sanatçı tarafından yaratılan (ortaya çıkartılan) ürüne sanat eseri adı verilir. Bir ürünün eser olarak adlandırılabilmesi için birtakım niteliklere sahip olması gerekmektedir. Bunların en başında hususi olarak yapılmış olması ve ortaya çıkartıldığı materyalin kendine aitliği sayılabilir. Sanat eseri somut (figüratif) ya da soyut (abstre) olabilir. Sanat eseri dendiğinde her ne kadar akla geniş bir yelpazedeki tüm sanatlar gelse de
tanım genelde görsel sanatları temsilen kullanılır. Görsel sanatlar içerisinde resim, heykel, seramik, fotoğraf ve hatta mimarlık yer almaktadır. Sanat eseri tanımı tıpkı sanat ve sanatçı tanımı gibi zamanın ruhuna uygun düşecek şekilde dönüşmüştür. Endüstriyel ürün de benzer şekilde bir süreçten geçerek ortaya çıkar. Burada bir gereksinimi karşılamak ya da aynı gereksinimi yeni bir anlayışla karşılamak yatar. Ürünün geliştirilmesinde de aynı şekilde bilimsel ve entelektüel bir süreç vardır.
Sergi
Sergi, sözcük anlamı itibarıyla insanların yabancı olduğu bir kavram değildir. Son derece görünür bir etkinlik olduğu için günümüz dünyasında yaşayan özellikle sanat ve kültürle ilgili insanların aklında net bir karşılığı bulunmaktadır. Genel geçer bir tanım yapmak istenirse sergi, açık ya da kapalı mekânda, sınırlı ya da ucu açık bir zaman aralığında belirli bir tema ya da konu bağlamında mevcut ya da yeni ürün ya da eserlerin izleyicilere bizzat görerek deneyimleyebileceği şekilde bir arada sunulmasıdır. Genellikle bir ya da bir grup sanatçının belirli bir tema dâhilinde hazırladığı eserlerin bir sanat galerisinde sanatseverlerle buluşturulması sergi olarak adlandırılır. Sergi eyleminin sağlaması kavramın bu tanımdan yola çıkılarak yapılabilir. Bu durumda, örneğin, sanayide kullanılmak üzere çeşitli makineler üreten bir firmanın ürünlerinin bir fuar standında, fuarın açık kalacağı süre zarfında potansiyel alıcılarla buluşturulması bir sergidir. Bununla birlikte kültür ve sanat alanında daha sık karşılaşılan bir kavram olduğu için sergi sözcüğünü duyanların aklına ilk etapta yukarıdaki örnek gelmeyebilir. Onun yerine sanatsal bir sunum gelir.
Sergi kavramı iletişim modelleri açısından incelendiğinde tek taraflı bir iletişim modeline sahip olduğu söylenebilir. Şöyle ki serginin çıkış noktası olan sanatçı ya da üretici eserini ya da ürününü izleyiciyle buluşturmakta ve böylece iletişim süreci tamamlanmaktadır. Sergilerde eser ya da ürünlerin künyeleri bulunmakta, böylece kullanıcılar bilgi sahibi olabilmektedirler. Ancak kullanıcıların bir geri bildirim yapabilmesi ya da sergi ile edindikleri bilgiyi geliştirebilmeleri ve böylece akışı devam ettirebilmeleri olanaklı değildir. Sergi, eylemsel olarak değerlendirildiğinde tek taraflı ve pasif olarak görünür (Görsel 5.3). Sergi bir geri bildirim mekânı olarak değerlendirilemez. Sergi, tek taraflı olmasına karşın yoğun bir kavramsal bilgi akışına sahiptir. Sanatsal sergileri izlemeye gelenler genel kültür, toplumsal olaylar, hayata bakış kazandıran vb. içeriklerle karşılaşarak bu içeriklerden beslenirler.
Sergi Türleri
Sergiler, sanat eserlerini, düşünceleri ve ürünleri geniş bir kitleye göstermenin en güçlü ortamı olmuştur. Sanatsal sergilerden ticaret fuarlarına ve bilim sergilerine kadar bu etkinlikler, bireylere ve şirketlere çalışmalarını sergilemeleri ve ziyaretçilerle etkileşim kurmaları için bir platform sağlar. Sergiler, karşın yansıttığı kavram ve taşıdığı düşüncelerle kitlelere yayılabilmektedir. Pek çok
sergi türü bulunmaktadır. Sanat sergileri, resim, heykel, fotoğraf ve yeni medya gibi çeşitli ortamlarda sanat eserlerini içeren en yaygın sergi türüdür. Hatta pek çok insan için sergi sözcüğü bir sanat eserinin takdimi olarak zihninde canlanır. Bu sergiler belirli bir sanatçıya, sanat akımına veya temaya odaklanabilir. Sanat sergileri genellikle galerilerde, müzelerde ve sanat merkezlerinde düzenlenir. Ünlü sanat sergilerine bir örnek, iki yılda bir düzenlenen ve dünyanın dört bir yanından çağdaş sanat ile uğraşan sanatçıların yer aldığı Venedik Bienali’dir. Başka bir örnek, çeşitli dönem ve kültürlerden sanat eserlerinin sergilendiği Paris’teki Louvre Müzesi’dir. Ülkemizde de pek çok kentteki galerilerde sergiler düzenlenmektedir.
Sanat sergileri, halka sunulan sanat eserlerinin sergilenmesidir. Tablolar, heykeller, enstalasyonlar ve performans sanatı gibi pek çok biçim alabilirler. Üç ana sanat sergisi türü vardır: kişisel sergiler, karma sergiler ve temalı sergiler. Kişisel sergiler, tek bir sanatçının eserlerine yer vererek eserlerini kapsamlı bir şekilde sergilemelerine olanak tanır. Karma sergiler ise çoğu zaman ortak bir tema veya üslupla birden fazla sanatçının çalışmasına yer verir. Temalı sergiler, belirli bir konuya veya fikre odaklanır ve temayı keşfeden çeşitli sanatçıların eserlerine yer verir. Her sergi türünün kendine özgü avantajları vardır. Kişisel sergiler, sanatçılara çalışmalarını derinlemesine sergileme fırsatı sunarken karma sergiler, sanatçıların çalışmaları yoluyla başkalarıyla iş birliği yapmalarına ve sergilemelerine olanak tanır. Temalı sergiler, sanatçılara belirli fikirleri veya temaları keşfetmeleri için bir platform sağlayarak eleştirel düşünmeyi ve entelektüel diyaloğu teşvik eder. Ticari sergiler, çeşitli sektörlerden ürün ve hizmetlerin gösterime çıktığı mekânlardır. Bu etkinlikler, şirketlere yeni ürünler tanıtmaları, potansiyel müşteriler oluşturmaları ve potansiyel müşterilerle ağ kurmaları için bir platform sağlar. Özellikle profesyonel çalışma alanlarında daha dar bir katılımcı havuzu içerisinde satışlar, ortaklıklar ve görüş alışverişlerinin yaşandığı yerlerdir. Katılımcılar arasında endüstri profesyonelleri, alıcılar ve zaman zaman da halk yer alır. Bilim sergileri, ziyaretçileri bilimsel kavramlar ve keşiflerle meşgul etmek için etkileşimli ekranlar ve uygulamalı etkinlikler içeren sergilerdir. Bu sergiler biyoloji, fizik, kimya ve teknoloji gibi çeşitli konuları kapsamaktadır. Bilim sergileri genellikle bilim müzeleri, bilim merkezleri ve eğitim kurumları tarafından düzenlenir.
Bir Sistem Olarak Sergi
İster sanatsal bir amaçla ister endüstriyel bir amaçla hazırlanıyor olsun sergiler bir sistem dâhilinde hazırlanırlar. Sanatsal sergilerde serginin sanatçısı ya da sergiyi düzenleyen küratöryel grup tarafından yürütülen süreç en başında planlama ile başlar. Sergi konusu somut eserler de olsa, çağdaş sanata ait soyut imgelerden de oluşsa sanatçının en başında zihninde bir sergi planı vardır. Sanatçıların atölye ortamındaki sonsuz yaratıcılık ortamından ötürü sürecin serbest ve bu nedenle rastlantısal olduğunu düşünen insan sayısı çoktur. Ne var ki bütün
sürecin plansız programsız, “sanatçının içsel dürtüsü” ile kendiliğinden oluştuğunu söylemek mümkün değildir. Zira sanatçılar, kendi işini yapan diğer pek çok iş kolundaki insan gibi iç ve iş disiplini yüksek insanlar olup, kavramsal ve biçimsel olarak oluşturacağı eserleri ve yol hikayelerini önceden tasarlar ve nasıl sunacağını planlar. Planlama sürecinde kaç adet eser olacağı ya da eserlerin yaklaşık boyutları da yer almaktadır. Dolayısıyla sergi eyleminin en başından itibaren sistematik bir hazırlık olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Bir sanatsal sergide söz konusu eserlerin atölyeden alınıp galeride yerlerini almalarına kadar olan süreç planlama gerektiren bir çalışmadır. Sistem sözcüğü kavramsal olarak tabloların arasına belirli bir boşluk bırakmak olarak anlaşılmamalıdır. Sistem tanımlamasıyla burada sanatçının ortaya koyduğu eserlerin izleyiciyle buluşma anının da bireysel ifade sürecinde bir yere denk geleceği ve bunun da bir sanatçının zihninde gelişen bir sistem dâhilinde gerçekleşebileceği vurgulanmaktadır. Pek çok karma sergide, eserlerin nasıl yerleştirileceğine sergi küratörleri karar verirler. Eserlerin oluşum sürecine katkıları olmasa da bir araya gelme süreçlerini yöneterek sanatsal bir görünüm kazandırırlar. Ticari sergiler ya da fuarlar da tıpkı sanatsal sergiler gibi bir sistem çalışmasıdır. Bu noktada fuar için yapılan çalışmaların hemen her seferde sıfırdan üretildiğinin altını çizmek gereklidir. Gösterilen ürün ve anlatılacak kavramlar aynı olsa dahi A fuarı için yapılan hazırlığın B fuarına taşınması çoğu zaman olanaklı olmamaktadır. Sanatsal sergilerde olduğu gibi birebir eser taşıma eylemi söz konusu değildir. Sergilenecek ürünler taşınabilmekte ancak ürünün tanıtımı için yapılan tasarımlar ile sergi için yapılan üç boyutlu çalışmalar aktarılamamaktadır. Her fuar alanının ölçüsü, bulunduğu konumu ve ayrıca uyulması gereken kurallar birbirinden farklı olabilir. Bu nedenle ticari sergilerde sıklıkta tasarımın her seferinde adapte edildiğine tanık oluruz. Dolayısıyla sanatsal sergilerde eser taşınarak ve çevresiyle kuracağı ilişki üzerinden yeniden konumlandırılarak gösterilmekte, ticari sergilerde ise yeni bir inşa sürecine girilmektedir.
Sergilerin Önemi
Bugün bildiğimiz anlamda serginin 17. yüzyıl Paris’inde Lourve müzesinde ilk kez başladığı dile getirilmektedir. Gerçekten de o zamana kadar üretilen sanat eserleri ait olduğu ya da planlandığı yere yerleştiriliyor, eseri görmek isteyenlerin eserin yerleştirildiği noktaya gidip izlemesi gerekiyordu. Erken dönemde sanat eserlerinin soylular tarafından sanatçılara sipariş ile yaptırıldığı düşünülürse sanat eserlerinin bulunduğu mekânların herkesin girebileceği mekânlar olmayacağı rahatlıkla söylenebilir. Bu eser bir resim ise belki sarayın bir odasında, heykel ise bir şatodaki açık ya da kapalı mekânda ve benzer şekilde mimari bir eser ise, ancak içine girip inceleyebilenlerin görebileceği konumlarda yer almaktadır. Bugünkü anlamıyla sergiler başlayıncaya kadar sıradan insanların sanat eserlerini serbestçe görme şansları olmamıştır denilebilir. Bu nedenle sergilerin geçen yüzyıllarda
insanları sanat eserleriyle buluşturduğu, sonraki yıllarda da ticaretin önemli bir buluşma noktası haline geldiği söylenebilir. Sanatsal sergiler, sanatın teşvik edilmesinde, kültürel ve entelektüel diyaloğun teşvik edilmesinde çok önemli rol oynar. Sanatçılara çalışmalarını sergilemeleri için bir platform sağlayarak daha fazla görünüm ve tanınırlığa yol açar. Ayrıca sanat sergileri, insanları farklı tarzlara ve hareketlerle temas etmesini sağlayarak halka sanatın takdirini arttırır. Sanat sergileri, farklı geçmişlere sahip insanları sanatla iç içe olmaları için bir araya getirerek kültürel ve entelektüel diyaloğu da kolaylaştırır. İnsanların farklı fikirleri ve bakış açılarını tartışıp keşfetmeleri için bir alan sağlayarak eleştirel düşünmeyi ve yaratıcılığı teşvik eder.
Sergi, Sunum ve Portfolyo Sistemleri
İster sanat eseri ister ürün olsun, yeni bir üretimin kullanıcılarıyla ilk karşılaşma yerleri muhtemelen bir sergi olacaktır. Birbirinden farklılık gösterse de sergi ortamlarının ortak noktasının izleyicinin eser ya da ürüne odaklanabileceği bir gösterime sahip olacağı şüphe götürmemektedir. Sanat eserleri genellikle sanat galerilerinde, müzelerde ya da bu amaçla dönüştürülmüş özellikli mekanlarda izleyicileriyle buluşmaktadır. Ürünlerin sergilendiği fuar ya da mağaza vitrinleri de sanatsal sergilerin sürecine benzer bir düşünceyle tasarlanır. Ürünü kullanıcının rahatça deneyimleyebilmesini (görmesi, kullanması, temas etmesi vb.) sağlayacak şekilde oluşturulur/tasarlanır. Burada sanatsal sergilerden farklı olarak iletişim devreye girer ve söz konusu ürünün özelliği ya da niteliği üzerine açıklayıcı bilgilendirmeyi de beraberinde getirir. Ticari bir amaçla yola çıkılmasından ötürü düzenlenen serginin ticari başarıya katkıda bulunması, ticari gelişme yönünde alan açması hedeflenmektedir. Dolayısıyla ürün gösterimi ya da genel adıyla sergisi, sanat eserlerinin olduğu sergiden farklı olarak doldurulması gereken boşluklar istemez, olabilecek bütün gri alanların ve belirsizliklerin ortadan kaldırıldığı bir atmosfer yaratır.
Sunum ve Portfolyo Sistemleri
Sergileme sistemleri gibi yaygın kullanılan başka gösterme çözümleri de bulunmaktadır. Sunum ve portfolyo sistemlerinde yapılmak istenen tanıtımın büyüklüğüne ve tanıtılacak ürünün türüne göre farklı tercihler yapılabilir. Sunum, en yalın biçimiyle bir eser, ürün ya da fikrin izleyiciye/kullanıcıya çeşitli iletişim kanallarıyla aktarımıdır. Sunum sistemleri sözü akla ilk olarak karmaşık elektronik sistemleri getirmektedir. Gerçekten de her geçen gün gelişme gösteren teknolojinin günümüzde eriştiği noktada baş döndürücü sunumlar yapılabilmekte, izleyenler adeta bir uzun metrajlı film izlermişçesine etkilenmektedirler. Dijital ekranlar kapalı ya da açık mekânlarla bütünleştirilmekte, anlatılacak her içerik ve gösterilecek her resim hareketli grafik tasarım ile canlandırılmaktadır. Bununla birlikte sunum sistemleri yalnızca dijital teknoloji anlamına gelmemektedir. En basit hâliyle A4 kağıtların sığabileceği şeffaf kılıflardan
oluşan basit bir plastik dosya da kendi çapında bir sunum sistemidir. Bu sıradan dosyayı sistem hâline getiren ise her biri aynı boyutta olan sayfalarıyla planlanan akışı dağılmadan bir arada sunulabilmesidir. Dolayısıyla sistem sözcüğünü kullanmak için minimum gereksinimlerin akış ve görsel ortaklık olduğu söylenebilir. Sunum sistemlerinin sahip olması beklenen bir diğer özelliği de taşınabilir olmasıdır. Sunum sahibinin hazırladığı sunumu farklı yerlerde sunabilmesi büyük önem taşımaktadır. Zira günümüz dünyasında özellikle ticari hedefleri olan sunumların gidilen adreslerde sunulması son derece yaygın bir uygulamadır. Bir fikri ya da ürünü tanıtacak ilgili kişi, sunum dosyasını yanına alarak iletişim kuracağı yere gider ve sunumunu gerçekleştirir. Dolayısıyla sunum sistemlerinin başlıca niteliklerine ek olarak taşınabilirliğe de sahip olması gerekmektedir. Yukarıdaki örnekte A4 dosya boyutuna sahip sunum dosyası katlanabilmekte ve basit bir bilgisayar ya da evrak çantasına sığabilmektedir. Bu da sunum yapan kişinin hemen her yere gidip sunumunu yapabileceğini göstermektedir. Portfolyo sözcüğünü portföy sözcüğüyle aynı anlamda gibi düşünen pek çok kişi vardır. Özünde bilişsel ortaklıkları olsa da portfolyo başka portföy ise başka bir yere işaret eder. Burada pek çok teknik tanım yapılabilir ancak önemli olan günlük konuşma dilinde ve profesyonel dünyada nasıl anlaşıldığıdır. Portfolyo düşünsel yoğunluğa odaklanmış çalışmalar için kullanılır. Bu çalışmalar fiziksel birer eser ya da ürün olabileceği gibi fiziksel birer varlığa dönüşmüş olması şart değildir. Ressamın portfolyosunda yağlıboya tuval eserleri olabilir ancak heykeltıraş ya da mimar böyle bir şansa sahip olamayacağı için büyük olasılıkla gerçek fotoğraflarını, proje çizimlerini vb. kullanarak portfolyosunu oluşturur. Portföy ise benzer bir şekilde sahip olunan ürünleri gösterir. Bir fabrikanın ürün gamını göstermesi ya da bir sigorta şirketinin farklı ihtiyaçlar için geliştirilen sigortalama ürünleri de portföy olarak geçer. Bu sözcük en yoğun şekilde emlak alanında kullanılırken, borsa içerisinde faaliyet gösteren aracı kurumlar da yönettikleri menkul kıymetlerin bütününü ifade ederken sık sık dile getirirler. Portfolyo sistemleri de sunum sistemleri kadar önemlidir. Sunum sistemleri kavramı ve beraberinde getirdiği diğer kavramlar her tür sanat eseri ve ürünlere uygunken sanat ve tasarım alanlarında sahibinin alandaki yetkinliğini ispatlayan bir tür belge olan portfolyo kimi zaman resmi evraklardan bile daha büyük önem taşımaktadır.
Sergi Sistemleri
Günümüzde bir serginin açılabilmesi için ilk önce sanat eserlerini “taşıyabilecek” bir mekâna gereksinimi vardır. “Taşıyabilme” sözcüğü burada mecaz olarak kullanılmış olup “eserlerin önemine uygun düşen” anlamına gelmektedir. Mekân bir sergi için olmazsa olmaz koşullardan biridir. Salt sanat eseri için değil, ticari bir ürün için de uygun düşecek bir mekâna gereksinim duyulur. Sergi mekânının yukarıda bahsedildiği gibi eser ya da ürünlere uyumlu olması gerekmektedir. Ayrıca mekân yalın bir dekorasyona sahip olmalıdır. Sergi
mekanının nasıl olması gerektiğine dair ilk düşünce ve görüşler Londra’da 19. yüzyılın sonlarında açılan FAS adlı galeride vücut bulmuştur. Beyaz Küp (White Cube) olarak adlandırılan bu yaklaşımda galeri dikdörtgen formda düz ve beyaz boyalı duvarlara sahip, tavandan aydınlatılan bir mekân olarak tanımlanmaktadır. Arka planı oluşturan beyaz duvarların her türde eseri öne çıkartacağı düşünülmüştür (Görsel 5.15). Bu yaklaşım 20. yüzyılın son çeyreğine doğru eleştirilse ve alternatiflere yoğunlaşılsa da hâlen dünyada pek çok galeride uygulanmaktadır. Sanat galerilerinin duvarlara asılan veya kaidelere yerleştirilen resim ve heykeller gibi geleneksel sunum yöntemleri uzun zamandır bilinmektedir. Ancak son yıllarda yenilikçi sunum sistemleri, sanatın galerilerde sergilenme ve deneyimlenme biçimini dönüştürmüştür. Bu sistemler, dijital ekranlardan etkileşimli kurulumlara kadar uzanır ve geleneksel yöntemlere göre çok sayıda avantaj sunar. Yenilikçi sanat formları arasında anılan video art, 50 yılı aşkın bir süredir sanat dünyasında kendini gösteren bir ifade biçimidir. Resim ve heykel gibi klasik olarak adlandırılabilecek alanda faaliyet gösteren pek çok sanatçı video art eserler ortaya koymaktayken yalnızca video art alanında eser üreten sanatçılar da bulunmaktadır. Görüntü alanındaki teknolojik gelişmelerin hızlanması ve bu alandaki araçlara kolaylıkla ulaşılabilmesi günümüzde pek çok sanat etkinliğini kendiliğinden dijital sanat biçimine dönüştürmektedir. Günümüzde video art ile başlayan ve yeni medya ya da dijital sanat adıyla devam eden sanat ürünleriyle hemen her sergide karşılaşılmaktadır. Sanat galerilerinde dijital görselleştirmeler, video enstalasyonları, dijital sanat ve multimedya sunumları giderek daha popüler hâle gelmektedir. Dijital sunum sistemleri birçok avantajına karşın zorluklara ve sınırlamalara sahiptir. Bu sistemlerin düzgün çalışması düzenli güncellemeler ve bakım gerektirdiğinden, teknik sorunlar ve takip önemli bir sorundur. Ayrıca bu sistemlerin kurulumu özellikle sınırlı bütçeleri olan küçük galeriler için yüksek maliyetli olabilir. Sanat izleyicileri arasında sanat olgusunun fiziksel bir eserle temsil edilmesinden ötürü teknolojik araçların kullanıldığı sunumların beğenisi daha düşük kalabilmektedir. Bu zorluklara rağmen yenilikçi sunum sistemleri, sanatçılar, küratörler ve benzer şekilde ziyaretçiler için yeni fırsatlar sunarak sanat galerisi deneyimini dönüştürmeye devam ediyor.
Sergileme Tasarımı
Sergileme tasarımını tanımlamak için öncelikle sergileme eylemini kavramak gereklidir. Sergileme, binlerce yıldır varlığını sürdüren bir “sunuş yapma” eylemidir. Antik Dönem’den kalan yerleşkelerde tapınak ya da tiyatro gibi mekânları süsleyen heykeller, doğal olarak sergi amaçlı yapılmış ve konumlandırılmıştır. Sergileme, günümüzde kapsamı genişlemiş olsa da sanatsal ya da tarihsel değeri olduğu düşünülen eserlerin izleyiciye sunulması anlamında kullanılmaktadır. Klasik sergileme yöntemi, eserin yanında tanıtıcı küçük etiketiyle birlikte açık ya da kapalı bir mekânda sunulmasıdır. Bu noktada bir
tasarımdan bahsetmek olanaklı değildir. Yapılan iş, alanın hiyerarşik düzenlemesidir. Günümüzde yerini yeni oluşumlara bırakan bu anlayış dünya üzerinde ilk olarak 18. yüzyılda görülmeye başlanmıştır. Bu yöntemde eserlerin kendi kendilerini anlatabiliyor olmasından dolayı başka bir bilginin sunulmasına gereksinim duyulmamıştır. Günümüze uyarlanırsa, bir resim sergisinde yer alan yağlı boya tablolar kendi kendilerini ifade ettikleri için, yanlarına künye etiketleri dışında bir şey yerleştirme gereksinimi duyulmaz. Seyircilerin zihninde oluşan eser kaynaklı soru işaretleri de zaten sanatçının olmasını arzu ettiği beklenilen bir durumdur. Tanımlanabilen nesnelerin sergilenmesinde geçerli yaklaşımın nedeni de büyük olasılıkla budur. Klasik sergileme yöntemi bu nedenle hâlen kullanılmaktadır.
Bir Sistem Olarak Sergileme Tasarımı
Sergileme tasarımı içinde pek çok tasarım disiplininden uzmanı barındıran geniş kapsamlı bir tasarım disiplinidir. Proje ve ölçek büyüdükçe uzmanların sayısı da artar. Sergileme tasarımı da bir iletişim tasarımıdır. İletişim tasarımının temas ettiği noktada sergileme tasarımı nesneleri ve kavramları görselleştirerek anlatır. Sergileme tasarımında bir konu, kavram ya da süreç belirli bir planlamayla, uygulama yapılacak mekânın özellikleri ve izleyici kitlenin özellikleri dikkate alınarak çalışılır.
Sergileme Tasarımında Anlatı
Sergileme tasarımında süreç, içeriğin anlatıya, sergi alanının da mekâna dönüşmesiyle başlar. Anlatı, kavramsal, sanatsal ya da ticari düzlemde izleyiciye iletilmesi istenen mesajdır. Üzerinde çalışılması ve bir kompozisyon kaleme alır gibi planlanması gereken içeriktir. Doğrudan bir nesne de doğrudan bir cümle de olamaz. Derleme ve ham metinlerden oluşamaz. Sergileme tasarımında anlatı, sergi alanını gezen insanların bilmesi ya da fark etmesi istenen konular ve başlıklardır. Temelde sergi ile sergileme eylemleri arasındaki temel farkın da anlatı olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Sanatsal bir serginin de mutlaka içeriği vardır ancak oradaki içerik kusursuz iletişim kurma amacı taşıma arzusunda olmayacağı için varış noktaları aynı olmamaktadır. Bu durumda birbirine benzer özellikleri olan iki eylem olan sergi ve sergileme arasındaki temel fark, sergilemenin hedef kitle, içerik, sergi mekânı gibi temel öğelere göre yazılmış bir anlatısının olmasıdır. Sergileme tasarımında görsel tasarım aşamasına geçilmesi için anlatının oluşturulmuş olması gerekmektedir. Görsel tasarım öğeleri fotoğraflar, çizimler, desen ve bilgi görselleştirme grafikleri olabilir. Görsel tasarım, içeriğin gerektirdiği ölçüde metinle desteklenerek bir arada sunulur. Uygulama alanının kâğıttan farklı olarak büyük ve hacimli olmasından ötürü başlıklar, alt başlıklar ve gövde metin de birer görsel gibi değerlendirilir ve çalışma alanı üzerinde konumlandırılır.